Konu:İnsan Hakları Ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:90
Tarih:10/04/2013


İNSAN HAKLARI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAMINDA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 445 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 9'uncu maddesinde verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Saygılar sunuyorum.

9'uncu maddede söz konusu olan işkence suçlarından dolayı zaman aşımının işlememesi hususu getirilmiştir. Aslında bu yerinde bir madde. Burada "suç" denilmiş, biz burada "suçlar" kelimesini ilave ediyoruz. Ancak yani, tabii, AKP kanunları doğru dürüst incelemediği için hep parça parça getiriyor. "Suçlarda, işkence suçlarında zaman aşımı yoktur." diyorsunuz ama daha 95'inci maddede de "ağırlaştırılmış işkence suçları" var. Ona niye "Zaman aşımı işlemez." diye bir hüküm getirmediniz? Aslında biz öyle bir önerge verdik ama maalesef, işte, Divandaki Kanunlardan arkadaşlarımız "Yok, bu 2 madde." deyince kabul etmediler. Herhâlde bir süre sonra bunu da getireceksiniz.

Değerli milletvekilleri, tabii, AKP'yle beraber Türkiye'de hem rejim tehlikeye girdi hem insanlar gerildi. Ben siyasi hayatımda bu kadar, bu iktidar grubuna karşı olan hiçbir kin ve nefret duygusunu duyduğum bir iktidar olmamıştır. Çünkü neden? Ülkeyi doğru yönetmiyorlar, ülkeyi bir kardeş kavgasına götürüyorlar, ülkede daima doğrular söylenmiyor.

Şimdi, deniliyor ki: "Efendim, biz açılıma gidiyoruz da siz bizi desteklemiyorsunuz." Yahu senin kıblen belli değil ki kardeşim. Evvela kıbleni düzelt de ondan sonra ben senin ne ettiğini? Tayyip Erdoğan ne diyor? "Efendim, bu, Parlamentonun işi değil." Cemil Çiçek ne diyor? "Bu, Parlamentonun işi değil." Bir bakıyorsun, ertesi gün Parlamentonun işi. Senin hangi lafına güvenelim arkadaş? Evvela bir onu söyle de biz ona göre hareket edelim. Bir gün şöyle diyorsun, ertesi gün öyle diyorsun.

Şimdi, bir şey sormak istiyorum bu Hükûmetin mensuplarına: 12 Haziran seçimlerinden önce Tayyip Erdoğan önce Erbil'e gitti, Barzani'yle görüştü. Arkasından da Oslo'da PKK'yla görüştü. Ondan sonra da 12 Haziran seçimleri yapıldı. Seçimler 12 Hazirandaydı fakat 16 Hazirana kadar PKK eylemsizlik kararı aldı. Peki, PKK'nın bu eylemsizlik kararını alması karşılığında siz PKK'yla ne pazarlık yaptınız?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hiçbir pazarlık yok.

İşkence suçuyla bunun ne alakası var şimdi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Senin şimdi aklın ermiyor.

Şimdi, onun için, dolayısıyla, evvela bu pazarlığı söyleyin. Siz şimdi perde arkasında ne pazarlık yaptığınızı söylemiyorsunuz, gizliyorsunuz.

Abdullah Öcalan'ın 21 Martta Diyarbakır Meydanı'nda okunan mektubu çok açık. Tayyip Erdoğan da Abdullah Gül de bu mektubu tasvip ettiler. Orada diyor ki: "Laik Türkiye Cumhuriyeti rejimi bir işkence rejimidir artık biz bu rejimi ortadan kaldıracağız, yerine İslam bayrağı altında bir rejim getireceğiz."

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Nerede onu demiş? Sen nereden?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, analar ağlamasın, doğru da ama hem analar ağlamasın hem millet ağlamasın. Eğer bir millet ağlarsa daha kötü olur. Biz ne millet ağlasın diyoruz ne analar ağlasın diyoruz.

Şimdi, eğer siz Türkiye Cumhuriyetini kaldırıp da İslam bayrağı altında eğer yeni bir devlet getirirseniz ve Türkiye'nin? Zaten yapılan hesapları da biliyoruz. Dolayısıyla o zaman böyle bir şeyin sonucu ne olabilir? Onu bir öğrenmek lazım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Otur bir daha oku Kamer Bey, "Demokratik modernite etrafında?" diyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, halktan olay, gerçekler saklanıyor. Evvela neyse onu ortada açıkça, dürüstçe söyleyin, biz ona göre şey edelim. Ha, bu olayda başarıya ulaşırsanız biz gerçekten çok büyük memnuniyette oluruz yani bu memlekette en büyük sıkıntıyı çeken biziz. Biz istiyoruz ki bu memlekette kimse kimseyi öldürmesin, Türkiye Cumhuriyeti devleti hudutları içinde yaşayan insanları, hepimiz kardeşiz ya, ne farkımız var, niye kavga ediyoruz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - O zaman niye destek olmuyorsunuz?

KAMER GENÇ (Devamla) - Birtakım emperyalist güçler, Türkiye'yi bölmek için büyük bir oyun peşindeler ama bu emperyalist güçlere Türkiye'de uşaklık yapanlar var, onlara hizmet edenler var.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen mi yapıyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletini parçalamak için? Artık akıllarına koymuşlardır. Dolayısıyla biz bu oyunları görüyoruz, bu oyunların kimler tarafından ortaya atıldığını biliyoruz ama bunu da siz yapamazsınız.

Tayyip Erdoğan her gün çıkıyor kin ve nefretle konuşuyor, diyor ki: "Efendim, bizdeki muhalifler, biz terörde başarıya ulaşacağız diye üzüntülerinden çılgına dönüp kuduruyorlar."

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Kudurma kardeşim, kudurma!

KAMER GENÇ (Devamla) - İşte ben de diyorum ki siz kuduruyor musunuz, kudurmuyor musunuz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Kudurma, niye kuduruyorsun ki?

KAMER GENÇ (Devamla) - Evvela Tayyip Bey kuduruyor mu, kudurmuyor mu? İnsanlar kendini nasıl bilir, onu söylüyoruz. Ha, eğer sen kudurmuyorsan, ben hiç kudurmam. Biz, bu memlekete barış gelirse bundan gurur duyarız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Niye kuduruyorsun? Sen kudurgan mısın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, böyle bir şey olmaz ki? Yani çıkmış burada sen?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Beş dakika konuşturmamak için her türlü melaneti yapıyorsun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Niye kuduruyorsun kardeşim, kudurma!

BAŞKAN - Sayın Can, lütfen?

Teşekkür ediyorum Sayın Genç.