Konu:İnsan Hakları Ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:90
Tarih:10/04/2013


İNSAN HAKLARI VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAMINDA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, namuslu olmanın ilk kuralı dürüst olmaktır. Öncelikle, Hükûmeti dürüst olmaya davet ediyorum kanunun isminden dolayı. Ne diyor: "İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında -yani onu amaçlayan- Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı."

Şimdi, bakın, hangi insan hakkını verirseniz verin, hakları ihlal edilen insanların eğer hak arayacakları yer olan yargı bağımsız değilse, tarafsız değilse orada insan haklarından, demokrasiden bahsetmenin hiçbir anlamı yoktur, sadece göstermeliktir. Bugün, ülkemizin içinde bulunduğu en önemli sorun yargı bağımsızlığı sorunudur, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunu en büyük sorundur. Yargıya Hükûmetin, yürütmenin müdahale ettiği dün Bakanlar Kurulu toplantısı sonucu, daha doğrusu, pazartesi günü Hükûmet Sözcüsü Sayın Bülent Arınç tarafından yapılan basın açıklamasıyla ortaya çıkmıştır. Nasıl ortaya çıkmıştır?

Değerli arkadaşlar, 8 Nisanda Silivri'de görülen duruşma 14.30'da bitti. Orada, duruşma salonunda yaşanan olaylara ilişkin jandarma bir tutanak tuttu. Normal koşullarda, duruşma salonunun içindeki olaylara ilişkin tutulan tutanak mahkeme başkanına sunulur, mahkeme heyeti herhangi bir suç unsuru görüyorsa gereğinin takdir ve ifası için bunu savcılığa gönderir. Bu tutanak Bakanlar Kurulunda görüşüldü, biliyor musunuz?

Sayın Bakan, bu tutanak nasıl Bakanlar Kuruluna ulaştı? Siz mi?

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sen orada mıydın? Orada mıydın?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Ben oradaydım.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Bakanlar Kurulunda mıydın sen?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Efendim, Sayın Bülent Arınç'ın açıklamasına bakın: "Duruşma salonunun içindeki olaylara ilişkin jandarma tarafından, görevliler tarafından yapılan tutanak." diyor, sizin herhâlde haberiniz yok. Dolayısıyla, Bakanlar Kurulunda yargıyla ilgili konu?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Mahkeme basıyorsunuz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Ne diyorsunuz? Pardon?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Kurduğunuz barikata bak!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Barikata mı?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Evet.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Zayıf noktanız?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sizin her tarafınız zayıf nokta zaten. Hukuksuzluk, zulüm?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Orası, en zayıf nokta orası.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Evet, orası? Evet, orası tabii? Ne oldu? Ne oldu? Bir yerinize mi battı? Ne oldu? Orada hukuk mu var? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, böyle bir üslup olmaz efendim!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Ne, ne, ne? Bu mudur yani laf atmak şimdi? Çıkıyorsun? Ne oldu?

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Özgündüz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Terbiyeli konuş! Üsluba bak!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bırakın, sizden mi terbiye öğreneceğiz!

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Üslup bu mu, üslup?

BAŞKAN - Temiz bir dille konuşalım lütfen.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Sayın Başkan, bu arkadaşları susturun, bakın, daha ağır konuşabilirim.

BAŞKAN - Evet.

Sayın milletvekilleri, lütfen?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Hak ettikleri şekilde konuşabilirim.

Siz üsluptan anlamazsınız, siz edep erkândan anlamazsınız, siz üslup söyleyecek? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Senin üslubun yok mu?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - O lafı ağzına bile alma. Sen ne anlarsın ya üsluptan? Hareketine bak!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hâkimleri mi öldüreceksin?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Kimi öldüreceğiz? Hâkimleri mi öldüreceğiz?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Zayıf noktalara girip hâkimleri mi öldüreceksin?

BAŞKAN - Sayın Turan, lütfen?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bakın, oradaki, duruşma salonunda olan olaylar kamerayla kaydedilmiştir, sesler kaydedilmiştir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Buradan söylüyorum: O kamera kayıtlarını, duruşma salonundaki olayları basına açıklamayan, kamuoyuna açıklamayan şerefsizdir, namussuzdur! Sayın Bakan açıklasın, getirin onları!

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Ayıp!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Zayıf noktalara gel, zayıf!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Duruşma salonunda olan olayları bir Bakan olarak, HSYK'nın Başkanı olarak getirin, kamuoyuna açıklayın. Orada mahkemeye baskı mı var, ne oldu, hâkim hukuksuz mu davrandı, orada millete saygısızlık mı yaptı, bütün kamuoyu görsün bunu.

ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Hepsi geliyor, hepsi.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Hepsi gelsin, gösterin, hepsi gelsin. Sizlerin? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, hepsi yalan. O düzmece tutanak, o sahte tutanak? Orada o görevliler suç işlemiştir, sahte tutanak tutmuşlardır. Yandaş medyanız olayı maniple ediyor. Ayıptır yani! Milletvekillerine saygısızlık yapılmıştır, ayakta bekletilmiştir! Öyle mahkeme mi olur?

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Ayıp, ayıp!

BAŞKAN - Sayın Turan?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Orada 80 kişilik duruşma salonunu boş bırakıyor, ondan sonra "Siz burada duracaksınız, ayakta?" (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Ayıp değil mi ya! Mahkemeye hakaret etme.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Ya, bırakın mahkemeyi! Mahkeme değil orası, hukuka uymayan bir heyet mahkeme olamaz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Yapmayın, bir daha yapmayın!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Gelin, gelin, yarın da oradayız! Yüreğiniz varsa gelin orayı izleyin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF BAŞER (Yozgat) - Hadi be!

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Yargıya müdahale ediyorsunuz!

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Yarın gelin oraya, yarın gelin mahkemeye, biz Silivri'de olacağız. Orada bu hukuksuzluk devam ettiği sürece, bu zulüm devam ettiği sürece, bu faşizm devam ettiği sürece sizlerin bütün pisliklerinizi, yargıyı araç olarak kullanarak halka zulmettiğinizi bütün dünyaya göstereceğiz. Bunu bütün dünyaya göstereceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sen savcıyken bastılar mı?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Savcıyken benim mahkemem? Ben cumhuriyetin savcısıydım, şimdiki gibi belli yandaşların savcısı değildim. Ben cumhuriyet savcısıydım, cumhuriyetin ilkelerini savundum. Bu, cumhuriyetin savcılarının görevidir, namusudur cumhuriyeti korumak. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Kanunlara uymayan bir mahkeme, mahkeme değildir, meşru değildir.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Sen savcıyken bastılar mı?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Bakın, Anayasa'ya ve kanuna aykırı davranan bir mahkeme, mahkeme niteliğini kaybetmiştir, orası sadece zulüm aracı olur. Devlet adaletten saptıysa sadece çete olur, çete! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Bir kişinin bile burnu kanasa ne yapacaksın? 

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamlal) - Sus sen! Sen konuşma! Siz onu istiyorsunuz, siz insanların burnunun kanamasını istiyorsunuz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) - Bir insanın burnu kanasa ne yapacaksın, ne?

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Siz onu istiyorsunuz işte. Çok güzel, niyetinizi ortaya koydunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Kamuoyu da bunu bilsin, halkımız da bilsin: AKP Hükûmeti, siz Silivri'de bir can kaybı olmasını istiyorsunuz, bunu istiyorsunuz. Biz de o olayın olmaması için, orada kalkışmayı engellemeye çalıştık.  (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, sataşma nedeniyle konuşmamı yapamadım, elimde kaldı böyle. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)