Konu:Danışma Kurulu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:2
Tarih:04/10/2011


DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin yeni yasama döneminin ve bu yılın Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Umuyorum ve temenni ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin, ülkenin çözüm bekleyen sorunlarına tam bir demokrasi anlayışı içerisinde çözüm bulmak amacıyla elinden gelen gayreti sarf eder.

Biraz önce Danışma Kurulu kararı okundu. Danışma Kurulu kararına göre, her gün yapılan gündem dışı konuşmalara ilave olarak, salı ve çarşamba günleri birer saat sözlü sorular ve onların cevapları olacak, salı günü ayrıca denetim günü olacak, çarşamba ve perşembe günleri de yasama faaliyetleri olacak. Tabii ki burada yazılı olmayan bir şey var: Adalet ve Kalkınma Partisi bu söze, bu karara sadık kaldığı sürece. Hemen söyleyeyim, bu karara Adalet ve Kalkınma Partisi sadık kalmayacaktır, çoğunluk anlayışıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini devamlı olarak belirleme anlayışında olacaktır.

Bugünlerde bir Anayasa tartışması var. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanının başlattığı ve kendi başkanlığı altında kurulması planlanan bir komisyonla ilgili olarak iktidardaki parti Adalet ve Kalkınma Partisi muhalefet partilerini ziyaret etti, bir seri ziyaret gerçekleştirildi. Sonuçta, bu ziyaretlerin de amacı, bu komisyon kurulsun, toplum yeni Anayasa veya Anayasa değişikliği yolunda hareket etsin.

Yeni Anayasa'da veya Anayasa değişikliği paketinde -Adalet ve Kalkınma Partisi bunu "Anayasa değişikliği paketi" olarak isimlendirdi bizim partimize göndermiş olduğu yazıda, o nedenle öyle isimlendirmekte bir mahzur görmüyorum- Cumhuriyet Halk Partisinin önceliği özgürlüklerdir. İnsanımızın daha fazla özgür olması, insanımızın daha fazla özgür olabilmesi için de bu özgürlüğe müdahale edebilecek en büyük güç olan devletin yani özelde de yürütmenin yani Hükûmetin gücünün sınırlanması. Bizim hareket noktamız budur ancak, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak özgürlük anlayışıyla yola çıkarken Adalet ve Kalkınma Partisinin, mevcut Hükûmetin 1982 Anayasası'nın bile tanımış olduğu birtakım özgürlükleri halkından esirgeyen bir tutumu var. Bunları, halka, siyasi partilere, muhalif seslere fazla gören bir anlayışı var. Anayasa için yola çıkarken hâlâ bir demokraside olmaması gereken "özel yetkili mahkemeler" uygulaması Türkiye Cumhuriyeti'nde vardır. "Toplum sözleşmesi" tanımına uygun bir anayasayı yapabilmek için bütün toplumun iradesinin anayasa yapım sürecine yansıması gerekir. Ta liberallerden başlayarak herkes anayasayı "toplum sözleşmesi" olarak tanımlar.  Bunun için halkın iradesinin yansıyacağı bir çalışma ortamı, çalışma sisteminin olması gerekir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanının, Mecliste grubu olmayan, temsil edilmeyen siyasi partilere ziyareti çok anlamlıdır. Neden? Evet, Mecliste grubu yok ama bunların arkasında az veya çok ona inanan bir kitle var, onların görüşleri anayasa yapım sürecinde önemlidir. Yine bu Mecliste temsil edilmeyenler var, sandık başına gitmeyen vatandaşlarımız var ama seçildiği hâlde bu Mecliste olamayan milletvekilleri de var. Halk iradesi "toplum sözleşmesi" tanımına uygun olarak bir anayasa yapılması gibi bir arzuyla beraber aranacaksa, seçilmiş bütün milletvekillerinin burada olması gerekir. Devam ediyorum? (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bugün ilk çalışma günümüz. Cumartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı, bugün ilk olarak gündeme ilişkin faaliyetler başladı ama bugünün diğer yıllardan bir farkı var. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Televizyonu bu yayınları vermiyor. Yaz aylarında?.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bugün veriyor şu anda?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Vermiyor? Veriyor mu arkadaşlar? Vermiyor. Öğlene kadar bu konuyla uğraştım, vermiyor. Neden vermiyor? Yaz aylarında Sayın Başbakan bir demeç verdi, dedi ki: "Bu Meclis Televizyonu yayınları bu şekilde olmaz. Grup başkan vekillerime talimat veriyorum, bu konuyu halledecekler."

Bir baktık süreç şöyle işlemiş birden: TRT Genel Müdürü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 24 Haziranda bir yazı yazıyor -yazı burada- "Ben bu yayınları keseceğim." diyor yani saat 14.00-19.00 arasındaki faaliyetleri ben ancak yansıtacağım. Emreden bir yazı yani daha doğrusu "Benim kararım bu, senin kararın beni ilgilendirmez." anlamında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılan bir yazı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını rencide eden bir yazı. Gerçekte Sayın Başkanın bunu geri çevirmesi gerekir. Sayın Başkan buna uygun görüş veriyor, 11 Temmuz tarihinde "TRT Genel Müdürünün bu teklifi uygundur." diyor, uygun görüş veriyor.

E, demokrasi, siyasi partilerin, burada temsil edilen milletvekillerinin görüşünün alınması demek değil midir? Yani Sayın Başkan nazik bir insan, kendisini kırmayı da arzu etmem ama bakın, bir karar alıyor Sayın Meclis Başkanı, bu karardan siyasi parti gruplarının -daha doğrusu iktidar partisi grubunun var ama- muhalefet partisi gruplarının haberi yok. TRT'nin böyle bir yazıyı yazmaya hakkı yoktur. TRT, bu halkın vergileriyle ayakta kalan bir kurumdur. Elektrik faturaları üzerinden bütün vatandaşlarımız yüzde 2 vergi ödüyor TRT için. Halkın vergileriyle yayın yapıyor ama halkın Parlamentosundan, halkın Meclisinden haber alma hakkına sahip değil, bu hak kendisinden esirgeniyor. Kendi ülkesinin Meclisinde yapılan konuşmaları halkından saklamak isteyen bir anlayışın olduğu, böyle bir iktidarın olduğu rejimin adı demokrasi değildir. Muhalefet partilerinin, muhalefet sözcülerinin kendi grup salonlarından, grup toplantı salonlarından, Genel Kuruldan yaptığı konuşmaları halkın gözünden, kulağından saklamak isteyen bir anlayışın olduğu rejimin adı demokrasi değildir, demokrasi yok. Hem yeni bir anayasa için yola çıkacağız hem de halkın vergileriyle yayın yapan bir kurumun, Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun Türkiye Büyük Millet Meclisi faaliyetlerini yansıtması engellenecek. Protokol, yasa, vesaire bütün bunlar işin detayıdır arkadaşlar. İlgili yasa bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisine takdir hakkı vermektedir. Meclis hangi faaliyetlerin yayınlanmasını arzu ediyorsa, hangi saatler arasında yayınlanmasını arzu ediyorsa TRT buna göre yayın yapmak zorundadır.

"Dünya ülkeleri" dendi. O zaman Sayın Meclis Başkanımız "Dünya ülkelerini araştıracağım." dedi. Otuz ülkeyle ilgili bir çalışma yapıldı. Görüldü ki Bulgaristan haricindeki bütün ülkelerde parlamento faaliyetleri, Genel Kurul çalışmaları kesintisiz bir şekilde vatandaşlara ulaştırılıyor, dinleyicilere daha doğrusu. Yine, bir iki ülke haricinde bütün ülkelerde bu yayınlar normal çalışma saatleri yani canlı olarak yapılan yayınlar dışında banttan ayrıca yayınlanmaktadır. Yine birkaç ülke haricinde bütün ülkeler bunları İnternet ortamında yayınlıyor ve birkaç ülke haricinde bu yayınlar kamu yayın sistemi veya bağımsız parlamento kanalları tarafından yapılıyor. Dünya gider Mersin'e, Adalet ve Kalkınma Partisi gider tersine! Demokrasiden, özgürlükten yana anlayışı olan bir iktidar burada yapılan çalışmaları halkın gözünden, kulağından saklamayı düşünmez.

Bununla sınırlı değil. Bakın, bugünlerde Cumhuriyet Halk Partili belediyeler üzerinde iktidarın olağanüstü bir baskısı var. Maltepe Belediyesi, Kadıköy Belediyesi? Başka sırada hangi belediyeler var, bunları göreceğiz. Şunu merak ediyorum: 2.950 belediye var Türkiye'de, 539 tanesi Cumhuriyet Halk Partili yani yüzde 18'i. Sayın Bakandan, Hükûmetten rica ediyorum, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin, mülkiye müfettişlerinin yüzde kaçı Cumhuriyet Halk Partili belediyeler üzerindedir? Neden Adalet ve Kalkınma Partili belediyeler üzerinde bir denetim haberini duymuyoruz, neden bunlar basında yer almıyor? Çünkü, iktidar kendi belediyelerini hiçbir şekilde denetlemeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet, bundan sonra konuşmamın yararı yok, kimse duymayacak.

Sözlerimi burada bitiriyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)