Konu:BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN TARAFINDAN KURULAN BAKANLAR KURULU PROGRAMI MÜNASEBETİYLE
Yasama Yılı:1
Birleşim:7
Tarih:11/07/2011


BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN TARAFINDAN KURULAN BAKANLAR KURULU PROGRAMI MÜNASEBETİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24'üncü Dönemin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Burada bir teşekkür borcumu önce yerine getireyim. Beni 7 defa Tunceli'den seçerek Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderen asil ve soylu Tunceli halkına şükranlarımı ve minnetlerimi belirtiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Tam 7 defa Tunceli halkı beni seçmiştir, buraya göndermiştir.

Tayyip Bey diyor ki: "Ya, ben bu Tunceli'de niye seçimi alamıyorum?" Gelsin, ben kendisine biraz bilgi vereyim, niye almıyor. Ben ders de veririm bu konularda. Şimdi, bir defa, ben bir iki defa bu kürsüde söyledim. Bir defa Tunceli'ye hiç hizmet gitmiyor. Kendisi gitti 2-3 defa Elazığ'da, dedi ki: "Bu Pertek Köprüsü'nü yapacağız." Politikacı sözüne güvenilir kişi olması lazım arkadaşlar. Gidiyor, diyor, diyor, hiçbir şey yapmıyor. Yani böyle bir şey olur mu?

Bakın, 10 Mart 2010'da Elâzığ'da bir deprem oldu. Oraya Tayyip Bey gitti, bakanları gitti. Oradaki, Elâzığ'daki vatandaşların dertleriyle ilgilendiler, tabii ki ilgileneceklerdi. Orayı afet bölgesi ilan ettiler, evler yaptılar ama bitişiğinde Tunceli'nin üç ilçesinde, Mazgirt'te, Nazimiye'de ve Pertek'in köylerinde, hatta merkezlerde deprem hasar meydana getirdi. Bir Allah'ın kulu gidip de "Yahu ey Tuncelililer, siz ne yapıyorsunuz? Sizde de depremin etkisi var ama size bir yardım edelim." demedi. Ben gittim orada köyleri gezdim, o kadar büyük tahribat var ki, benim ısrarla üzerinde durmam üzerine gittiler orada bir araştırma yaptılar, 870 tane ağır hasarlı, 1.500 tane orta hasarlı, 2 binin üzerinde de hafif hasarlı bina tespit ettiler.

Bu seçim arifesinde gezdim arkadaşlar, inanmanızı istiyorum, evler o kadar ayrılmış ki. Köy evleri -yani bu Türkiye'nin her tarafında büyük bir problem- yarın orada bir deprem olduğu zaman bunların hepsi ayrılacak, o insanların üzerine yıkılacak.

Geldim, burada söyledim, diyor ki bir tanesi, aklıevvel birisi: "Efendim, kimse ölmemiş ki biz burayı afet bölgesi ilan edelim." Yahu, tabii ki Elâzığ'da deprem olmuş, onun yan etkisi oraya geliyor, dolayısıyla evler çatlamış, ayrılmış, yarın ikinci bir depremde o insanların hepsi gidiyor.

Trabzon'da bir şey dinlemiştim, Sayın Bayraktar'ın bir programı, diyor ki: "Biz beş bin tane TOKİ'den ev yaptık Trabzon'a." Keşke on bin tane yapsaydınız ama ne olur ya şu Tunceli'ye de iki tane bir şey yapın. Yani, yapılan yüz, yüz elli tane şey var ama -veya en fazla iki yüz- onlar da yarım kalmış.

Yani, şu Hükûmete özellikle tavsiyede bulunuyorum, bu köy evlerinin üzerinde durmamız lazım. Gidip gezdiğiniz zaman -gezmişseniz- bu köy evleri maalesef her depremde insanların başına yıkılacak tarzda. Bunları gidip araştırmak lazım, bir plan yapmak lazım, bu toprak evlerden bu insanları kurtarmak lazım.

Şimdi, tabii ki burada AKP bir program getirdi, okudu. Programda bir şey yok arkadaşlar, hep hayal mahsulü, hep işte yapacağız, edeceğiz? Tayyip Bey burada çıkar birlikten bahseder, kardeşlikten bahseder, efendim kucaklayıcılıktan bahseder. Yahu, Allah rızası için sen dokuz yıldır iktidarsın, bir tane sol düşünceli vatandaşı genel müdürlüğe getirdin mi? Bir Alevi vatandaşa bir makam verdin mi? İmtihanlar yapıyorsunuz, kaymakam, hâkim, savcı imtihanlarında Alevi kökenli vatandaşlar, inançlı insanlar, imtihanın baş sıralarını kazanıyorlar, sözlüde sırf bu inançlarından dolayı bunları kazandırmadığınızı defalarca burada söyledim arkadaşlar, defalarca. (CHP sıralarından alkışlar) Ben ayrımcı değilim. Varsa buyurun getirelim.

Arkadaşlar, bakın, şimdi, devri, AKP...

SALİM USLU (Çorum) - ÖSYM yapıyor.

BAŞKAN - Sayın Uslu, Sayın Uslu lütfen...

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, burada demokrasiden bahsediyoruz. Yahu senin Genel Başkanın Tayyip Bey diyor ki: "Hukuk benim işime karışmasın, mahkeme, ben onun işine karışmam." Yahu, Anayasa'yı okuyan bir cahil bile bu lafı eder mi arkadaşlar? Böyle bir şey olur mu? Yahu senin anayasan diyor ki: "İdarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine tabidir." Peki, sen hangi kafayla diyorsun ki: "Yargı benim işime karışmasın, ben yargının işine karışmıyorum." Bunu söyleyen -yani Allah rızası için- demokrat olur mu? Siz, kendi faaliyetlerinizin, işlemlerinizin hukuk yoluyla sınırlanmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? İstemiyorsunuz.

Bugün Tayyip Erdoğan öyle bir statüye geldi ki Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan bir laf kanundur, anayasadır, mahkeme kararıdır arkadaşlar. Bugün maalesef yargı bağımsız değil. Bu milletvekillerine "Efendim, biz mahkemeye telefon mu edelim deniliyor? " Peki, Tayyip Erdoğan seçim sırasında demedi mi ki "Hele bunlar bakalım seçimi kazansınlar tahliye olacaklar mı?" Bu nedir? Tayyip Bey'in mahkemelere yaptığı telefondur bu. Yani "Tahliye edemezsiniz." demektir bu. (CHP sıralarından alkışlar) Efendim, bir AKP'li bakan demedi mi ki: "Bunlar seçimi kazansalar da tahliye edilemeyecekler." Arkadaşlar ben sizin lehinize söylüyorum.

Bakın, bir kömür yolsuzluğu oldu. Yani kömür nasıldır? Fakir fukaraya verdiğiniz kömürleri ocaktan 1 lira yerine 100 liraya alıyordunuz. Nakliyeyi 10 lira yerine 100 liraya yapıyordunuz. Bir suistimal tespit edildi, getirdiniz burada bir önerge verdiniz torba kanunda, bunu tuttunuz yani kanun dışına çıkardınız.

Şimdi, bir şeyleriniz hesabına... Mesela bu Arya diye bir şey vardı, borç batağı içindeydi. Tayyip Bey'le Berlusconi'nin bir arkadaşlığı yüzünden 3,6 milyar dolarını getirdiniz devletin sırtına yüklediniz.

Sizin devri iktidarınızda bakın, hangi suistimal... Yahu, Allah rızası için dokuz senedir hiç mi bir istismar yok ya? Hiç mi bir araştırma önergesini kabul etmek gerekmiyor?

Arkadaşlar, Deniz Feneri, bakın, Deniz Feneri... Şimdi, bu Deniz Feneri'ni niye şimdi? Beş senedir, o Zahid Akman niye beş senedir dışarıda geziyor?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen işine bak ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir gün buraya bir kanun geldi, Tayyip Bey durup dururken efendim, RTÜK başkanlarının yargılanmasına izin verme yetkisini Başbakana attı.

MUHARREM İNCE (Yalova) - 2004'te.

KAMER GENÇ (Devamla) - Niye? Beş sene izin vermediniz arkadaşlar, beş sene.

Şimdi, Zekeriya Karaman -bu Deniz Feneri'ne gelen paraların bir kısmı buraya geldi. Ben bunu söyledim- gitti, benim hakkımda 20 milyar tazminat açtı. 6 defadır mahkemede diyorum ki: "Yahu, şu savcılıktan bu dosyayı getirin." Bu dosyayı incelediğiniz zaman hakikaten buna para gelmiş mi, gelmemiş mi anlaşılacak. 6 defa savcılık dosyayı göndermedi. Geldim, kürsüde söyledim. Ondan sonra defalarca basına söyledim. Nasıl olduysa şimdi soruşturmayı açıkladılar ama yani yine de mahkemeye teşekkür ederim. İnşallah hak ve hukuk teşekkül edecek ve burada kime ne para gitti, gidecek? Şimdi, Tayyip Bey'e soruyorum: Deniz Feneri'nde Almanya'dan gelen paralar sana geldi mi, gelmedi mi? Bu paralar nereye gitti? Arkadaşlar, bunu öğrenmek benim hakkım değil mi?

Bakın, Zekeriya Karaman gitti, Frankfurt'taki Vakıflar Bankasından 1 milyon 700 bin euro aldı, 400 bin eurosunu Tayyip Bey'in oğlunun bacanağına gönderdi. Tayyip Bey'in oğlu da o zaman gemicik aldı. Ama yani bir bağlantı var mıdır, yok mudur bir araştıralım bunları, bir araştıralım arkadaşlar. Niye bu davalara yayın yasağını koyuyorsunuz?

Beyler, bakın, yani siz bütün soygunları, bütün hırsızlıkları, bütün yolsuzlukları burada getirdiniz kanunlarla örtbas ettiniz. Bugün Türkiye'de denetim yok arkadaşlar. İstanbul Belediyesiyle ilgili verilmiş ihale yolsuzlukları? Kaç senedir Danıştay İstanbul Belediye Başkanı hakkında soruşturma açılması için karar vermiş, İstanbul Savcılığında bu soruşturma açılmıyor. Yahu, peki, hukuk işlemiyorsa bir memlekette, eğer suistimalcilerden hesap sorulmuyorsa biz nerede arayacağız arkadaşlar? Gelin bir araştırma açalım. Bu memlekette kim yolsuzluk yapmışsa Allah belasını versin, üzerine gidelim. (CHP sıralarından alkışlar) Niye arka çıkıyorsunuz? Ya arkadaşlar, biz kimseye iftira atmıyoruz. İstanbul Belediyesinde kaç tane ihale yolsuzluğu var? Danıştay kararıyla verilmiş, İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermiyor ama Danıştaya gitmiş soruşturma evrakla, buna izin verilmesi lazım, iki senedir İstanbul Belediyesi, bunlar hakkında soruşturmayı savcılık açmıyor arkadaşlar.

Şimdi diyor ki: "Siz kendinize göre bir Ergenekon'dan bahsediyorsunuz." Yahu, kimse bizim içimizde, kim suç işliyorsa, kim rejimi yıkmaya çalışıyorsa Allah belasını versin! En başta biz hesabını soracağız, ama siz? Tayyip Erdoğan diyor ki: "Benim önümde ayağa kalkmadı, işte, buyur, Ergenekon'dan yargılanıyor." "İşte, bana 1 milyar doları var dedi, şimdi içeride." Yahu, eğer bu memlekette insanlar hakikaten bir kişinin direktifiyle yıllarca içerdeyse o zaman bu memlekette hak hukuk nasıl olur arkadaşlar? Böyle bir şey olur mu?

Şimdi, bakın, geçen gün, Tunceli'de? Bakın, Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi'nde Eti Holding'in merkez binası Pera Tulip diye, bu 80 odalı bir yer, bu Albayraklar'a özelleştirme yoluyla veriliyor, 750 bin liraya arkadaşlar, daha tapu geçmeden birisine 3 milyon dolara satılıyor. Ee, gidelim, araştıralım arkadaşlar. Yani bakın, özelleştirdiğiniz her konuda?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - ?evvela o özelleştirilen müesseseyi devletin parasıyla sıfırlaştırıyorsunuz, bütün işçilerin tazminatlarını ödüyorsunuz ve getiriyorsunuz çok düşük bir fiyatla da bunları yandaşlarınıza veriyorsunuz.

Yahu, insaf arkadaşlar, bu devletin malı hepimizin. Eğer birisi devletin malına el uzatıyorsa Allah belasını versin! Onun elini kıralım, ama gelin bunları araştıralım arkadaşlar. Yani bugün özelleştirme yoluyla verilen o kadar bedava mülkler var ki, Hazineden o kadar verilen bedava mülkler var ki. Bunları, tabii, benim bu beş dakikalık zaman içinde size söylemem mümkün değil ki.

O bakımdan, bakın, memleketimizde yoksulluk, fakirlik almış yürümüş. Yani işte, defalarca dile getiriyoruz burada, Tunceli ilinde hâlâ yolsuz o kadar köy var ki, içme susuz o kadar çok köy var ki. Benim kara yollarım, ilçemin yolu ya, en azından seksen yıllık ilçe, yani iki araba yan yana geçmiyor. Defalarca ilgili kuruma telefon ettim; ya şunu bir yapıverin kardeşim, ne var yani? Yapmıyor. Yani, bunu? Yani, sanki Tunceli ili o Türkiye Cumhuriyeti devleti hudutları içinde değil. Tuncelili vatandaşlar işe alınmıyor. Ancak geldiniz seçimde bütün baskıyı kurdunuz. Aldınız mı oy? Tunceli halkı baskıya gelmez. Gördünüz işte, siz bütün baskıları? Getirdiniz buzdolabı dağıttınız, çamaşır makinesi dağıttınız. Tunceli halkı onurlu; yani her halk, tabii ki, Türkiye'deki halkın hepsi onurlu, soylu bir halktır. Ben halka büyük saygı duyuyorum ama seçimlerde tehdit ettiniz. Basın bütün sizinleydi. CNN Türk, seçimden bir gün önce, Ahmet Hakan Melih Gökçek'i aldı üç saat Cumhuriyet Halk Partisine en büyük iftiraları attı ve ben telefona bağlanmak istedim bizi bağlamadılar.

Devletin bütün yayın organı? İşte, basını tehdit ediyorsunuz. Yayınlanmamış kitaplar için basın mensuplarını alıyorsunuz, aylarca, yıllarca içerilerde hapsediyorsunuz. Bu memlekette hak yoksa, hak arama yolu yoksa, Tayyip Bey "Efendim, yargı ciğerimi kanatıyor." diyorsa: Bu nasıl bir düşünce arkadaşlar? Bir başbakanlık makamında oturan kişi "Yargı benim ciğerimi kanatıyor" der mi? Şimdi de yargıyı kendine göre dizayn etti, efendim, en haksız kararları "Ee, ne yapalım efendim, yargı karar veriyor." diyor. Yahu şimdi, yani siz bunları bilmiyor musunuz? Hakikaten artık, şimdi içinizden bir tane vatandaş, bir tane milletvekili, bir tane bakan Tayyip Bey'in keyfîne karşı çıkabilir mi? Altın ticaretini KDV'den istisna ettiniz. Niye ettiniz? Çünkü Tayyip Bey'in yakınları altını ithal ediyor.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Gene saçmalamaya başladınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bir gün burada mücevherat, pırlanta alım satımını vergiden istisna ettiniz.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Seçimler yeni oldu!

KAMER GENÇ (Devamla) - Kimin reyiyle? Sizin reyinizle.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Kim yapıyor pırlanta alışverişini? Tayyip Bey'in kardeşi, oğlu?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya bir memlekette Tayyip Bey'in? Böyle bir şey olur mu?

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Otur yerine! Tamam.

BAŞKAN - Sayın Genç? Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu memlekette düzen nasıl sağlanacak?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)