Konu:Bdp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:3
Birleşim:88
Tarih:04/04/2013


BDP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin emeklinin sorunlarıyla ilgili vermiş olduğu önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlarım.

Emeklilerin sorunlarını konuşuyoruz, 10 milyona yakın bir kitleden bahsediyoruz. Bu ülkeye yıllarca emek vermiş, prim ödemiş, her biri ortalama yirmi-yirmi beş yıl çalışmış 9,5-10 milyonluk kitlenin, emeklilerin sorunlarından bahsediyoruz ama iktidar partisi AKP'nin bu sorunlara ne kadar duyarlı olduğu ve bu sorunlarla ne kadar ilgilendiği sıralarına bakılınca görülüyor. 300 küsur milletvekili olan bir iktidar partisinin, emeklilerin sorunlarına ilişkin bir önergede, bu önergeyi ne kadar çok ciddiye aldıklarını, ne kadar çok dinlediklerini, dolayısıyla emeklilerin sorunlarıyla ne kadar çok ilgilendiklerini buradaki Meclis kompozisyonundan açıkça görüyoruz diye düşünüyorum.

Şimdi, tabii, emeklilerin çok fazla sorunları var ama bu sorunlar içerisinde en fazla öne çıkanı ücrete dâhil olan sorunları ve ücret politikasından da birinci derecede sorumlu olan Hükûmetin kendisi. Çünkü Türkiye'de gerçekten yoksulluk ve yoksulluğa dair mücadele stratejisi içinde ücretler çok önemli yerde duruyor ve kamu, ücretlerin birçoğunu belirleme gücüne sahip. Mesela asgari ücreti belirliyor -asgari ücret Türkiye'de çok yaygındır Batı ülkelerinden farklı olarak- mesela memurlara verilen ücretleri belirliyor, mesela emeklilere verilen ücretleri belirliyor, mesela kamu işçilerine verilen ücretleri belirliyor. Dolayısıyla, Türkiye'de ücretlere dair bir problem varsa eğer, bu problemin birinci derecede ilişkili olduğu kurum, birinci derecede ilişkili olduğu örgen kuşkusuz Hükûmettir diye düşünüyorum. Dolayısıyla, emekliler açısından da en önemli problemlerden biri ücret olduğuna göre, emeklilerin bugün içinde bulunduğu durumun birinci derecede sorumlusu olan Hükûmetin kendisidir.

Şimdi, Türkiye'de şöyle bir ücret politikası uygulanıyor; Biz bir hedef enflasyonu koyuyoruz ve diyoruz ki bizim hedef enflasyonumuz budur. Örneğin, 2013 yılı için yüzde 5 enflasyon hedefini koyuyoruz ve bu yüzde 5 enflasyon hedefine uygun olarak bir ücret politikası belirliyoruz. Emeklilere de bu ücrete uygun olarak, bu enflasyon hedefine uygun olarak bir ücret veriyoruz. Diyoruz ki: ilk altı ay yüzde 2,5 veririz, ikinci altı ayda yüzde 2,5 veririz. Ancak Türkiye'de enflasyon hedeflerinin tutmadığı çok açık ve nettir.

2006 yılında biz enflasyon hedeflemesi sistemine başvurduk, daha doğrusu o sisteme geçtik. 2006'dan bu yana, yaklaşık yedi yıldır Türkiye enflasyon hedeflemesi rejimi altında enflasyon politikası uyguluyor, para politikası uyguluyor ancak bu yedi yılın hiçbirinde Türkiye enflasyonu tutturamamıştır. Sadece iki yıl enflasyon hedefleri tutmuştur ancak bu iki yılda hedefler revize edilmiştir. Bazı yıllardaki hedeflerdeki sapma yüzde 100'ün üzerindedir.

Şimdi, böyle bir konjonktürde hedef enflasyona göre ücret belirlenmesi ve emeklilere hedef enflasyona göre ücret verilmesi çok doğru bir yaklaşım değildir. Kaldı ki ücret politikasını hedef enflasyona göre belirlediğinizde enflasyonu tutturmuş olsanız bile insanlara reel büyümeden pay vermiyorsunuz demektir çünkü ekonomi reel olarak da büyüyor. Her ne kadar büyümede bir Türk mucizesi söz konusu değilse de -burada, Meclis kürsüsünde dün ve evvelki gün yapmış olduğum konuşmalarda bunu anlatmaya çalıştım- Türkiye ekonomisinin tarihsel büyüme ortalaması yüzde 5'tir. AKP hükûmetleri dönemi boyunca da sadece yüzde 5 büyümüştür. Dolayısıyla, ortada bir mucize yoktur. Ancak potansiyeli kadar, tarihsel ortalamaları kadar büyüyen bir Türkiye vardır. Bunu kabul etsek bile bu yüzde 5 büyümenin de bir şekilde Türkiye'de ücretlere yansıyabiliyor olması gerekir. Yani insanlara sadece enflasyon kadar ücret zammı yapmak, emeklilere sadece enflasyon kadar ücret zammı yapmak, hedef enflasyon tutmuş olsa bile emeklilerin durumunu iyileştirmeye yetmeyecektir çünkü ekonomi o dönemde reel olarak büyümüştür ve bu kitlelere reel büyümeden de pay vermek gerekir. Dolayısıyla, burada, daha sağlıklı bir ücret politikasına ihtiyaç var. Bu ücret politikası hem fiyatlar genel seviyesini düşünecek hem de ekonomideki reel büyümeyi düşünerek özellikle daha alt kesimde bulunan, ücretleri daha alt katmanda bulunan kitlelerin ücretlerini reel büyüme kadar, enflasyon kadar ve onun da ötesinde artırabileceği bir ücret politikasını düşünmek gerekir.

Şimdi, 2013 yılı enflasyon hedefine baktığımızda, 2013 yılında -daha dün enflasyon rakamları açıklandı- enflasyon hedefini tutturmamız daha bugünden imkânsız görünüyor. Bakınız, bizim 2012 yılı enflasyon hedefimiz yüzde 5'ti ve yüzde 6,1 olarak gerçekleşti enflasyon. Şimdi, yüzde 5 enflasyon, yüzde 6,1 gerçekleşme ilk başta çok önemli değilmiş gibi görünebilir, yani 1 puanlık; 1,1 puanlık ya da 1,2 puanlık bir enflasyon sapması ya da şaşması çok önemli değilmiş gibi görünebilir ama yüzde 5'te yüzde 1,1 sapmanız yüzde 25 sapma anlamına gelir. Kaldı ki 2012 yılında yurt içi talep çökmüştü değerli arkadaşlar, negatif. Yani yurt içi talebin negatif olduğu bir yerde enflasyon hedefini tutturamıyorsak eğer yurt içi talebin canlandığını düşündüğümüz, öyle varsaydığımız 2013 yılında bu enflasyon hedefini tutturmamız olanaksızdır. Çünkü, enflasyon en nihayetinde toplam arz ile toplam talep arasında, toplam talep lehine olan bir dengesizliği ifade eder. 3 tane elmanız var, 3 kişi buna talip, elmanın fiyatı makul seviyelerde kalır ama elmanız 3'se ve 4 kişi bunu talep ediyorsa elma kıymete biner. Dolayısıyla, talep arzdan fazlaysa enflasyon hedeflerini tutturamazsınız.

Şimdi, biz 2012 yılında çöken bir yurt içi taleple karşı karşıyayız. Yurt içi talebin negatif olması Türkiye'de çok ender olarak, ancak kriz dönemlerinde görülebilen bir şeydir. Dolayısıyla, yurt içi talebin negatif olduğu bir yerde enflasyon hedeflerini tutturamıyorsak biz eğer? 2013 yılında yurt içi talebin canlanacağına ilişkin bir varsayım yapıyorsunuz. Böyle bir varsayım üzerinden enflasyon hedefini tutturacağımızı nasıl söyleyebiliriz? Daha şimdiden bunun gerçekleşemeyeceğini söylemeliyiz. Bakınız, enflasyon hedefimiz yüzde 5, mart ayı enflasyonumuz yüzde 7,3. Yıl sonu gerçekleşmelerinin de üzerine çıktık. Dolayısıyla, enflasyon hedefi tutmayacak, bu çok açık ve nettir. Enflasyon hedefinin tutmadığı yerde, tutmayacağı yerde enflasyon hedeflerini gözeterek, bunu göz önünde bulundurarak hedef enflasyona göre ücret belirlemek açık bir biçimde, özellikle dar gelirli insanların ücretlerinin enflasyon altında ezdirilmesi demektir. Bunu kapatsak bile, yani enflasyon, hedef enflasyonun üzerinde çıksa ve bunu biz kamu maliyesinde aldığımız birtakım önlemlerle gerçekleştirmiş olsak bile, yine de biz, emeklileri ya da hedef enflasyona göre ücret zammı yaptığımız kitlelerin maaşlarını reel büyümeden faydalandırmıyoruz anlamına gelir. Onların statülerini, ekonomi içindeki yerlerini, toplum içindeki yerlerini artırmıyoruz, güçlendirmiyoruz ya da korumuyoruz anlamına gelir.

Dolayısıyla, ben burada öneriyorum: Hükûmet eğer sayıları 10 milyona ulaşmış olan kitlelerin, emeklilerin sorunlarına duyarlıysa, bu sorunları önemsiyorsa lütfen ücret politikasını değiştirsin, sadece emekliler için değil, asgari ücret için de böyle, memurlar için de böyle, kamu işçileri için de böyle. Özellikle alt gelir gruplarında bulunan kitlelerin ücretlerini enflasyon artı reel büyümeden de faydalanacak şekilde, ekonominin reel olarak büyümesinden de faydalanacak şekilde bir ücret politikası belirlemesine ihtiyaç var diye düşünüyorum. Bunu yapmadığımız sürece bir yere varamayız.

Bakınız, şöyle bir kaygımız olabilir: Ücretleri artıralım ama kamu maliyemiz ne olacak? Kamu maliyesinde, bütçede bununla ilgili yeterli bir olanak var mı? Bakınız, biz 2013 yılında yüzde 4 büyümeyi öngörüyoruz, büyüme sıfır neredeyse. Son çeyrek rakamları takvim ve mevsimsel etkilerden arındırdığımızda sıfır, yani Türkiye ekonomisi son çeyrekten itibaren artık büyümüyor, büyüme durdu. Yurt içi talebi canlandırmamız gerekiyor. Yurt içi talebi canlandırmanız için ne yapmanız gerekiyor? İki tane koşul var: Ya gelirler politikasıyla ücretleri artıracaksınız, insanların ücretleri arttığı için talebe yönelecekler, mal ve hizmet satın alacaklar ya da kredi politikanızı değiştireceksiniz. Ancak, biz, diyoruz ki kredi genişleme hacmimiz sadece yüzde 15'tir. Yüzde 15'in üzerinde kredi genişlemesi söz konusu olmayacaktır. Gelirler politikamız da hedef enflasyona göredir, burada da bir değişiklik söz konusu değil. İnsanların ücretlerini hedef enflasyona göre artıracağız, o zaman biz yüzde 4 büyümeyi nasıl gerçekleştireceğiz? Dolayısıyla, büyüme hedefleri de tutmayacak enflasyon hedeflerinde olduğu gibi, işsizlik hedefleri de buna bağlı olarak tutmayacak, gerçekten nahoş bir konjonktür var önümüzde diye düşünüyorum.

Bu uyarılarla hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarı.