Konu:KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:02/04/2013


KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle bu kira sertifikalarıyla ilgili sorulara cevap vermek istiyorum.

Kira sertifikası dünyada gittikçe daha yaygın bir şekilde kullanılan bir finansman enstrümanı. Ve sadece geçen sene küresel piyasalara ihraç edilen kira sertifikası tutarı yaklaşık 120 milyar dolara ulaştı. Stok rakama baktığımızda, tabii, yaklaşık, herhâlde, 400 milyar dolar gibi bir rakamdan bahsediyoruz. Bu sadece küresel piyasalarda çıkan; ayrıca her ülkenin kendi içinde çıkıp kendi içindeki müşterilere sunulan kira sertifikaları da var. Bu yaygın enstrüman öncelikle Türkiye'de Hazine Müsteşarlığımız tarafından çıkarılmaya başlandı ve geçen yıl bir yurt içi bir yurt dışı ihraç yapıldı. Bu sene de yine bir yurt içi ihraç yapıldı ve gerçekten yatırımcı tabanı olarak çok geniş bir talep söz konusu oldu ve yurt dışı ihraçta, özellikle, çıkarılan rakamın 7-8 misli bir taleple karşı karşıya kaldık.

Kira sertifikalarının işleyebilmesi için, bu metodun işleyebilmesi için bir varlık kiralama şirketi kurulması gerekiyor ve gayrimenkullerin de bu varlık kiralama şirketi adına tapuda tescil edilmesi gerekiyor ki bunların hepsi yapıldı. Varlık kiralama şirketi? Türkiye Büyük Millet Meclisi geçen sene çıkarmış olduğu yasayla Hazine Müsteşarlığına ve bağlı olduğu bakana bu tür şirketleri kurmak için yetki vermiştir. O yetki dâhilinde böyle bir şirket kuruldu ve bunun kayıtları yani tescil işlemleri Hazine Müsteşarlığı bünyesinde yapılmış oldu ve bütün bu süreç, özellikle yurt dışı ihracımızdan önce, uluslararası hukuk büroları tarafından da incelendi, hukuken herhangi bir boşluk olmadığı, tam tersine bu enstrümanlar için sağlam bir hukuk zemini oluşturulduğu kanaatine varıldı, bunlar yatırımcılara raporlandı. Kaldı ki, biliyorsunuz, şu ana kadar yurt dışına 1,5 milyar dolar, yurt içine de 3,1 milyar TL'lik ihraçlar gerçekleştirilmiş oldu. Bu, Türkiye'ye şimdiye kadar ilgi göstermemiş yeni bir yatırımcı kitlesinin de cezbedilmesine sebep oldu. Aynı zamanda Türkiye'deki yatırımcılar açısından da bazı hassasiyetlere sahip yatırımcıların, bir bakıma, devletin bu tür yeni bir borçlanma enstrümanına yatırım yapmasına imkân sağlamış oldu. Aynı zamanda, bizim hazırlamış olduğumuz mevzuat özel sektörün de kira sertifikası çıkarmasının altyapısını hazırlamış oldu ve bununla ilgili ikincil düzenlemeler de tamamlandı. Şimdi özel sektör kuruluşlarımız da yurt dışına ve yurt içine bu kira sertifikası ihracını yapabiliyor.

Bu konu Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında da tartışıldı ve orada gelen öneriler doğrultusunda aslında bu maddede bir değişiklik de yaptık. Varlık kiralama şirketinin Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanarak, bir bakıma, kurulması ve ana sözleşmedeki değişikliklerin de bundan sonra Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmasıyla ilgili bir değişiklik de yaptık. Bu konuda bize gelen öneriler için de ben ayrıca teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Organları kim, başkanı kim, bilelim yani.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Bütün bu konular yani bu şirketin niteliği, organları, bunların hepsi ana sözleşmesinde zaten tanımlanıyor ve bu ana sözleşme de Hazine Müsteşarlığımızın web sitesinde yayımlanmış durumda.

Bir başka soru tarım satış kooperatifleriyle ilgiliydi. Tarım satış kooperatifleriyle ilgili, biliyorsunuz, yeniden yapılanmalarıyla ilgili düzenlememiz Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın geçen hafta konuşulan yasa tasarısı sırasında yapıldı. Ancak, fonksiyonunu tamamen kaybetmiş ve tasfiye sürecine girmiş birliklerle ilgili bir düzenleme talebi bize gelmişti. Bu konuda Meclisimizin parti grupları bir önerge üzerinde çalışılması talebini bize iletti, bizim arkadaşlarımız çalışıyorlar. Yani, burada şöyle bir yaklaşımda bulunulabileceğini biz düşünüyoruz: Eğer bir birlik tamamen tasfiye olduysa ve aynı konuda bir başka birlik de kurulmayacaksa bu birliğin mal varlığının hazineye devredilmesi ve tasfiye işleminin yapılması şartıyla bir bakıma borcunun terkin edilmesiyle ilgili bir düzenleme üzerinde arkadaşlarımız şu anda çalışıyor. Bunun, tabii, hukukçu arkadaşlarımızla da iyice detaylı çalışılması lazım. Bu yasa tasarısının görüşmelerinin ilerleyen aşamasında bu konuyu ele alırız diye düşünüyorum.

İMKB'yle ilgili bir soru vardı. 2011-2012 işlem hacminde ne kadarlık yatırım oldu? Şimdi, buradan, hemen web sitesinden şöyle bakıyorum: 2011'de günlük ortalama işlem hacmi 2 milyar 748 milyon imiş, 2012'de 2 milyar 464 milyon imiş; dolar bazında 1 milyar 674 milyon, 1 milyar 375 milyon.

Yatırımcı kompozisyonuna gelince. Yatırımcıların yaklaşık yüzde 60-65 arası uluslararası yatırımcılardan oluşuyor toplam yatırım stokuna baktığımız zaman ama işlem hacmiyle ilgili ne kadarı yabancı ne kadarı yerli yatırımcı onunla ilgili şu anda elimizde veri yok, o verileri bilahare sizlere iletebiliriz.

Sayın Acar'ın konusu da yine şu anda elimizde veri olmayan bir soruydu. Dolayısıyla, Sayın Acar'ın sorusuna da daha sonra yazılı olarak cevap verelim.

Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla alakalı soruya gelince. Arkadaşlarımız bununla ilgili kayıtlara baktıktan sonra buna da yine yazılı olarak daha sonra cevap verelim. Ayrıca, bu?

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan konuşulanları duymuyoruz, lütfen?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakanım sesiniz gelmiyor. Duymuyoruz Sayın Başkan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Belki teknik arkadaşlar düzenleme yapabilir diye düşünüyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, ses sisteminiz kapalı mı? Buradan duyulmuyor Sayın Bakanım.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Yok, ben konuşurken demin siz arkanıza dönüp konuşuyordunuz, belki onun için duyamamış olabilirsiniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) - Oraya söylüyorum Sayın Bakanım, ona göre sesi açacaklar mı, kısacaklar mı?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Şimdi, vakıflarla ilgili, Vakıfbankla Vakıflar Genel Müdürlüğü arasındaki ilişkiyle ilgili maddeye yine kürsüdeki konuşmacılardan değinenler olmuştu. Orada, 2008 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir düzenleme yapılıyor ve o düzenlemeyle Vakıflar Genel Müdürlüğünün kontrolündeki şirketlerin yani yüzde 51'inden fazlası Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kontrol edilen şirketlerdeki matrahın, vergi öncesi matrahın yüzde 10'unun Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmesiyle alakalı. Tabii, bu şartı yerine getiren tek bir kuruluşumuz var, o da Vakıfbank.

Vakıfbankla ilgili, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün yine Kamuyu Aydınlatma Platformu'na 2008 yılında yaptığı bildirimde Genel Müdürlüğün kontrolündeki hisselerin yüzde 42 civarında olduğu bildirilmişti. Ancak, yine bu sebeple 2008'den bu yana Vakıfbank Vakıflar Genel Müdürlüğüne herhangi bir ödeme yapmadı. Fakat, bugün itibarıyla bütün bu mevzuatı tekrar gözden geçirdiğimizde, özellikle ileriye doğru, doğru olan uygulamanın özellikle halka açık bir şirketin, Vakıfbank gibi halka açık bir şirketin, halkın artık ortak edindiği bir şirketin sadece o şirkete özel bir düzenlemeyle gelirlerinin belli bir kısmının Vakıflar Genel Müdürlüğüne aktarılmasının biz çok da uygun olmadığını düşünüyoruz. Kaldı ki Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün bugünkü değerlendirmesinde de kontrol edilen hissenin yüzde 42 değil 58 olduğu yönünde bir değerlendirmesi var. Dolayısıyla, bütün bunları hem geleceğe doğru bir bakıma doğru bir zemine oturtmak için hem de geçmişe doğru da aynı perspektifle mevzuatımızı paralel hâle getirmek için böyle bir düzenlemeyi uygun görmüş durumdayız.

Yassıada, Sivriada ile ilgili yine bazı eleştiriler vardı. Biliyorsunuz, burada bizim amacımız özellikle tarihimizde, hem de yakın tarihimizde gerçekten son derece acı bir dönemi, bir bakıma gelecek nesillere, gelecek dönemlere ibret olsun diye kalıcı sembolik bir eser hâline döndürebilmek. Burada biliyorsunuz bunun çok örnekleri var. Yani demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden, demokrasi mücadelesinde acı çeken pek çok kişiyle alakalı dünyada benzer uygulamalar var. Dolayısıyla biz Yassıada'nın bundan sonraki dönemde bir demokrasi müzesi ve demokrasi kompleksi olmasını arzu ediyoruz. Sivriada da biliyorsunuz zaten çok yakın bir ada. Bu iki adayla ilgili bu projenin beraber yapılan bir düzenlemeyle ve yap-işlet-devret modeliyle yapılan bir düzenlemeyle, kamuya da yük getirmeyecek bir şekilde gerçekleşmesini istiyoruz. Aslında bununla ilgili düzenlemeler de tamamen buna yönelik düzenlemeler. Dolayısıyla şöyle bir baktığımızda, bu düzenleme yani bu yasa tasarısı aslında pek çok alanda, pek çok konuda sorunları çözen ama aynı zamanda yeni uygulamaların da önünü açan bir düzenleme niteliği taşıyor.

Yine, kürsüden yapılan konuşmalarda özellikle Rekabet Kurulunun bankalarla ilgili aldığı kararla ilgili bazı yorumlar vardı, eleştiriler vardı. Şunu biz çok önemsiyoruz: Türkiye'de mutlaka rekabet mevzuatı işlemeli, her sektörde rekabet çalışmalı ve bu konuyu bir bakıma hem düzenleyen hem denetleyen en önemli bizim idari birimimiz Rekabet Kurulumuz. Rekabet Kurulu bağımsız bir kurul ama karar almadan önce tüm tarafları dinleyen, tüm tarafların değerlendirmelerini dikkate alan bir kurul aynı zamanda. Kaldı ki Rekabet Kurulumuz bütün bu süreç içerisinde hem BDDK gibi ilgili diğer kurumlarımızla irtibatta oldu hem konunun taraflarını dinledi, arkasından Kurul kapandı ve bir hafta gibi bir çalışmanın sonucunda da bağımsız bir şekilde aldığı kararları açıkladı. Bu Kurulumuzun biz çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Türkiye'de rekabet gerçek anlamda işliyorsa eğer, bu öncelikle halkımızın menfaatine. Bu, tüketiciye sunulan ürünlerin ve hizmetlerin daha kaliteli olmasını sağlar ve daha düşük fiyata ulaşmasını sağlar. Aynı zamanda şirketlerimiz açısından da çok çok faydalı çünkü rekabet ortamında var olan şirketler, rekabet ortamında çalışan şirketler kendi verimliliklerini artırırlar, kendi etkinliklerini artırırlar. Türkiye'de rekabet gücü kazanan şirketler ise dünyada rekabete bir bakıma hazır olmuş olurlar. Rekabetin iyi çalışmadığı alanlarda, bir bakıma korumalı alanlardaki şirketler kendilerini geliştirmek için, verimliliklerini artırmak için bir çaba içerisinde de olmazlar. Dolayısıyla, pek çok dünya örneğine baktığımızda koruma altında, rekabete fazla tabi olmayan şirketlerin bir dünya şirketi olamadığını görüyoruz. Çünkü kendi ülkesinde o kadar rahat bir ortama alışıktır ki küresel rekabet ortamı içine koyduğunuzda o şirketler başarılı olamazlar. Dolayısıyla, biz, rekabetin bizim uygulamakta olduğumuz ekonomik program açısından son derece önemli bir unsur olduğunu düşünüyoruz.

Aynı zamanda rekabet Türkiye'de gelir dağılımına da faydalı olmakta. Çünkü rekabetin iyi işlediği sektörlerde aşırı kâr, hızlı aşırı kazanç mümkün olamıyor. Bugün Türkiye'de pek çok sektörde kıyasıya rekabet var ve bu faydalı bir şey. Hem şirketler için faydalı hem halkımız için faydalı. Dolayısıyla, rekabet hukukumuzun daha da geliştirilmesi, Rekabet Kurulumuzun daha da güçlendirilmesi; güvenilir, itibarlı, adil kararlar alan, ölçülü cezalar veren bir kurul olması bizim için, ekonomik yapımız için son derece önemli.

En son değinmek istediğim konu, yine hatiplerden bazılarının kürsüde gündeme getirdiği 2012 yılıyla ilgili büyüme rakamı. Biliyorsunuz, tüm dünyada, gelişmekte olan ülkelerde ve gelişmiş ülkelerde son bir yıl içerisinde büyüme rakamları aşağı doğru gelişti. Yani dünyanın büyümesi 2012 yılında yılbaşında beklenenden tam 1 puan aşağı gelişti. Gelişmekte olan ülkelerin 2012 büyümesi, toplamını kastediyorum, yine yılbaşında beklenenden yaklaşık 1 puan aşağıda oldu, hele hele Avrupa'da, avro bölgesinde 2012 büyümesi beklenenin yaklaşık 1,5 puan altında gelişti. Özellikle gelişmiş ülkelerin, gelişmiş ekonomilerin içinde bulunduğu tablo ve bu ülkelerin pazarlarındaki, iç pazarlarındaki zayıflama gelişmekte olan ülkelerin ihracat hacmini ve dolayısıyla büyümesini de etkiledi. Kaldı ki Türkiye'yle alakalı daha somut bir konu bizim bankadan kredi çekerek harcamaya dayanan bir iç tüketim yapımız, özellikle?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.