Konu:GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:437)
Yasama Yılı:3
Birleşim:83
Tarih:27/03/2013


GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:437)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 437 sıra sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yasalaştırma süreci Anayasa'mızda ve Meclisimizin İçtüzüğü'nde yazılmıştır. Yasalaştırma süreci, demokrasinin kalitesini göstermektedir. Eğer demokrasimiz kaliteliyse yasalaştırma sürecimiz de kaliteli olacaktır. Şimdi, biraz evvel son derece önemli bir konuda yine bir ek madde ihdası gündeme getirildi. Ben dâhil buradaki birçok milletvekili hemen hemen hiç bilgilendirilmeden son derece önemli bir konuda bir ek madde ihdası yapıldı. Ek madde ihdası, gümrüklerden tasfiye edilmesi gereken malları satışının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun kapsamının dışına çıkarılmasıydı. Değerli arkadaşlar, ne yazık ki bu kamu ihale sistemimizin dışarısına kaçırma ve bunu da gece yarıları korsan önergelerle yapmak bir alışkanlık hâline geldi. Bu, son derece tehlikelidir, son derece yanlıştır, son derece eksiktir.

Bakın, bizim kamu ihale sistemimizin iki ayağı var: Birinci ayak, devletin para harcamasını gerektiren yani bütçeden gider yapmamızı gerektiren ayaktır ki bu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'yla düzenlenmiştir. Diğer bir ayağı ise devlete gelir getirecek ayaktır, bu da 2886 sayılı Kanun'la, eski Devlet İhale Kanunu'yla düzenlenmiştir. Her iki kanunda ihalelerin nasıl yapılacağı, komisyonların nasıl kurulacağı, tekliflerin nasıl açılacağı, sözleşmelerin nasıl yapılacağı yasa koyucu tarafından belirtilmiş ve yasa koyucu ekonomik, etkin, verimli ve hukuka uygun bir ihale sistemi koymak amacıyla bunları koymuştur.

Şimdi, siz kamu ihale sisteminin dışına çıkardığınızda, bu, üç dört açıdan problem yaratır. Birincisi, anayasal bir problem yaratır çünkü artık, idarenin yaptığı işlemin yasal bir dayanağı yoktur, idarenin kanuniliği ilkesine aykırı bir durum ortaya çıkar. Daha yönetsel sorun ise "görevlerin ayrılığı" dediğimiz uluslararası bir yönetim ilkesinden çıkar. Aslında bu "görevlerin ayrılığı" ilkesinin biz parlamenterler "kuvvetler ayrılığı" ilkesi olarak bir başka modunu biliriz. Kuvvetler ayrılığı ilkesi nedir? Denge ve fren mekanizmasıdır yani aynı organın yasamayı yapmaması, aynı organın yargılamayı yapmaması, aynı organın yürütmeyi yapmaması. Bunun tek merkezde toplanmasının demokrasiye zarar vereceğidir. Bu, yönetimde de böyledir, herhangi bir şirkette de böyledir. Mesela, bir şirkette ödeme emrini imzalayanla ödemeyi yapanlar ayrı kişilere verilir. Bunun da amacı nedir? Tek kişide yetki toplanarak suistimallere izin vermemek.

Şimdi biz, 2886 sayılı Kanun'dan çıkardığımızda, bu yetki yönetmelik yaparak Bakanlığın eline geçmiş olacak. Şimdi, bu Bakanlık hem ihaleyi yapacak hem ihaleyle ilgili düzenlemeyi yapacak. Ben Sayın Bakan için söylemiyorum, düşünün ki kötü niyetli bir bakan -yaklaşık 1 milyar dolarlık bir akaryakıt yakalanmış- bunun satışı ihalesini yönetmeliğe göre yapıyor ve o sırada ihaleyle alakalı bir sorun çıkıyor ve sorunun da hukuki olması gerekiyor, yönetmeliğe istinaden bir maddeden yargılanacak. Yönetmeliği yapma yetkisi de sayın bakanda olduğu için ne olacak? O bakan kendisinin yargılanacağı belki yönetmeliği değiştirme şansına sahip olacak.

Şimdi, hızlı ihale yapmak istiyorsunuz ama hızlı yönetim, aynı zamanda hukuka uygun olmak zorunda. Yoksa bu hızlı yönetimin nereye gideceğini demokrasi kontrol edemez, halkımız kontrol edemez. Şimdi, bu, belki bu değişiklikler içerisinde masum görünen bir değişiklik ama bu ne zaman yapıldı? 4+4+4 Eğitim Yasası geçerken yapıldı. 4+4+4'te ne diyorduk biz -tahminlere göre çok fark ediyor- on yılda, 20 ile 75 milyar dolar arasında bir para harcanacak diyorduk. Peki bunun yasal dayanağı var mı? Tabletler alınacak, elektronik tahtalar alınacak. Bunun yasal dayanağı yok. Mesela, Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı geçti. Toplamda 400 milyar dolarlık bir ekonomik kıymet yaratacağı söyleniyor ama Sayın Bakan gece yarısı bir önerge getirdi, bütün ihaleleri pazarlık usulüne, ilansız pazarlık usulüne çevirdi, 21/B maddesine çevirdi.

Şimdi, her taraftan, şirketlerden bize şu şikâyetler geliyor. Şikâyet geliyor diyorum, haklıdır demiyorum. Diyorlar ki: "Efendim, pazarlık usulü ihaleler ne yazık ki satılıyor." Doğrudur, yanlıştır ama böyle bir şikâyet geliyor bize ve biz zamanında uyardık, "Yapmayın arkadaşlar, bunu açık ihaleyle yapın, ilan edin, devletin en faydasına, halkın en faydasına budur." dedik ama ne yazık ki kabul edilmedi.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)