Konu:Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un Uygulamalarındaki Aksaklıkların Araştırılması Ve Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla 26/3/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin Genel Kurulun 27/03/2013 Çarşamba Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunması Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:83
Tarih:27/03/2013


ORMAN KÖYLÜLERİNİN KALKINMALARININ DESTEKLENMESİ VE HAZİNE ADINA ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARILAN YERLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ İLE HAZİNEYE AİT TARIM ARAZİLERİNİN SATIŞI HAKKINDA KANUN’UN UYGULAMALARINDAKİ AKSAKLIKLARIN ARAŞTIRILMASI VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA 26/3/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN GENEL KURULUN 27/03/2013 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASI VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde söz aldım. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tam kırk iki yıllık 2/B sorunu hâlâ çözülmemiş bir şekilde ortada durmaktadır. 2/B ile ilgili ilk düzenleme 17/10/1983 tarihinde yapılmıştır. 82 Anayasası'nın yürürlüğe girmesinden sonra o dönemin hükûmeti, yani seçim öncesi olduğu için darbe döneminin hükûmeti diyelim, ilk düzenlemeyi yapmış ve 17/10/1983 tarihinde 2924 sayılı Orman Köylülerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'u çıkarmıştır. Bakın, bugün, darbe dönemi anayasası diye 82 Anayasası'nı kötülüyoruz, darbe dönemi kanunları diye o dönem çıkarılan kanunlardan şikâyet ediyoruz. "Gelin, bu Anayasa'yı değiştirelim; yeni, özgürlükçü bir anayasa yapalım, o dönemin, darbe döneminin kanunlarını değiştirelim." diyoruz ama hâlâ sizin Hükûmetiniz o darbe döneminde çıkarılmış olan Orman Köylülerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'a yetişememiştir, onun gerisinde kalmıştır, sizin kanunlarınız maalesef darbe dönemi düzenlemelerinin bile gerisinde kalmıştır.

Geçen yıl, 19 Nisan 2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi 2/B kanununu kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2/B konusunda başlangıçtan bu yana son derece yapıcı öneriler ortaya koyduk ama bu önerilerimiz kabul edilmedi. Biz yine de o kanunun vatandaşın sorunlarını çözmesi yönünde niyetimizi ifade ettik, "İnşallah bu kanun başarılı olur, biz yanılırız." dedik, biz sayısız defa haklı çıktık, hangi birini size anlatayım. Bu kanun sorunu çözmedi, siz 30 Ocak 2013 tarihinde burada bir kanun daha getirip kabul ettiniz, o da çözmedi sorunu ve 6/3/2013 tarihinde yine bir kanun daha kabul ettiniz, yani 19 Nisanda kabul ettiğiniz kanunu 2 kere değiştirdiniz. Hâlâ sorun çözülmüş değildir. Vatandaşın on aylık başvuru süresi, bekleme süresi bütün bunlar sona erdi, 2/B fiyatları pazartesi gününden itibaren açıklanmaya başladı ve vatandaş feryat figan sokağa çıktı.

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) - Aynen.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - İstanbul'da Sultanbeyli'de, Beykoz'da, Çekmeköy'de, Ümraniye'de, Sultangazi'de; Anadolu'nun diğer illerinde, Antalya'da vatandaş perişan durumda, vatandaş sokağa çıkmış, meydana çıkmış "çözüm" diye bağırıyor. Değerli milletvekilleri, hâlâ size bir fırsat var diyorum, gelin hemen bu sorunu Mecliste çözelim.

Bizim önerdiğimiz şuydu, bir kez daha bunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Vatandaşın durumunu ve Anayasa'nın eşitlik ilkesini dikkate alarak bir öneri yaptık, şunu önerdik: 2/B arazilerinden orman köylüsünün kullanmış olduğu araziler için orman köylüsüne bedelsiz devir öngördük. Bedelsiz olmasının nedeni şu: Anayasa'mızın 170'inci maddesi 2/B arazilerinin orman köylüsüne verileceğini düzenler. Orman köylüsünün 2/B arazisinde yapısı olan veya kullanıma konu binası olan veya sair faaliyetleri olan vatandaşımızdan farkı bu araziyi atalarından, dedelerinden beri, belki yüzlerce yıldır kullanıyor olmasıdır ve orman köylüsü Türkiye'nin en yoksul kesimidir. Kişi başına orman köylüsünün ortalama aylık geliri 165-170 TL civarındadır. Siz rayiç bedelin yüzde 50'si üzerinden orman köylüsüne devir öngörürseniz orman köylüsü bunu alamaz. Onun için Antalyalılar, binlerce kişi otobüs tutarak Ankara'ya geldiler, seslerini duyurmak istediler. Bu sese kulak verin.

İkinci olarak şunu dedik: Bu araziler üzerinde yapısı olan vatandaşlarımız var, binası olan. İstanbul Beykoz, Sultanbeyli, Ümraniye, Çekmeköy, Sultangazi, Anadolu'nun diğer illeri bunun çok iyi örnekleridir. Otuz yıl önce, kırk yıl önce, elli yıl önce buraya aileler gelmiş, yerleşmiş ve bir bina yapmış, o kadar süredir bu arazileri kullanıyor. Bu binadan başka, bu araziden başka kullanmış olduğu o arsa, onun üzerine yaptığı binadan başka bir varlığı yok. Bu vatandaşlarımıza belediyenin belirlediği emlak vergi değeri üzerinde burasını devredelim dedik,  siz "hayır" dediniz, "Rayiç bedel olsun, rayiç bedelin yüzde 50'si üzerinden bu vatandaşlarımıza devir yapalım, bu vatandaşta para var." dediniz çünkü.

Üçüncü olarak şunu söyledik: Bu ihtiyaç sahibi olan vatandaşla 2/B arazisini yatırım için almış, kapatmış "Kanun çıksın da tapusunu alayım, burada projelerimi uygulayayım." diyen vatandaş arasında bir fark gözetelim. Bunlara da piyasa fiyatı neyse yani rayiç bedel neyse onun üzerinden devredelim dedik. Şimdi, İstanbul'da 300 dönüm 2/B arazisini almış bekleyen vatandaşla Beykoz'da 300 metrekare arsa üzerinde bina yapmış vatandaşı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Nasıl ikisine de "Rayiç bedelin yüzde 50'si üzerinden satış yapacağız." dersiniz? Bu, bırakalım Anayasa'nın eşitlik ilkesini, sosyal devlet ilkesini, bunları bir kenara bırakalım; insaf ilkesine uyar mı, insafa uyar mı?

Değerli milletvekilleri, Hükûmet, otellerin kırmızı halılarında yürütmekten sokakta vatandaşın arasında yürümeyi unutmuş durumda, onun durumunu bilmiyor. Otellerin kırmızı halılarından çıkıp biraz Sultanbeyli'nin sokaklarında yürüseler, o muhtarlarla, vatandaşlarla konuşsalar bu fiyatların gerçeğe ne kadar aykırı olduğunu göreceklerdir.

Birkaç örnek vermek istiyorum. Pazartesiden bu yana benim telefonlarım susmuyor. Vatandaşlarımız, muhtarlarımız beni arıyor, şikâyet ediyorlar. Bütün Türkiye'den telefon alıyorum. Birkaç örnek vereceğim size, Beykoz'dan örnek vereceğim: Beykoz'un 16 mahallesinde fiyatlar açıklandı, 9 mahalleyi açıklamadı Hükûmet. O 9 mahallede bir çözüm yok. O vatandaşlarımız endişeli olsunlar, bakın, endişeli olsunlar; 2/B Kanunu'nun 8'inci maddesi uyarınca uygulama yapacağız diyebilirler. 2/B Kanunu'nun 8'inci maddesi, herhangi bir şekilde TOKİ'yi veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığını bu işin içine sokarsa o vatandaşımız o arsasının olduğu yerden bir tane daire sahibi olabilir en fazla. Ona da bir bedel ödeyecektir tabii, o da bu kanunda yazılı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı isterse rayiç bedelden satabilir, isterse o kişinin oradaki evini dikkate alarak yapacağı projeden ona da o hak çerçevesinde bir daire verebilir. İsterse vermeyecek, rayiç bedelden satarım diyecek. Bu hiçbir zaman o 9 mahalle için güvenli bir yol değildir. 9 Beykoz mahallesine ben bunu buradan duyuruyorum. Diğer 16 mahalle 20 köyde fiyatlar olağanüstü yüksektir.

Alibahadır köyü: 150 liraya kadar çıkmıştır rakam, açıklanan rakamlar. Emlak vergi değeri 15 lirayla 30 lira arasındadır.

Görele köyü: Vergi değeri 95 liradır, 500-600 TL arasında bir rakam çıkmıştır. Yani, 500 metrekare bir yeri varsa vatandaş250 bin TL para ödeyecek demektir. Görele'ye, herhâlde, Hükûmet "Gör hele." diyor, "Sana göstereceğim." demek istiyor.

Örnekköy öyle. Zerzevatçı köyü, vergi değeri 50 lira, rayiç bedel 400 lira. Zerzevat sözlükte "Küçük, önemsiz şey." anlamına geliyor. Herhâlde, Zerzevatçı köyünü Hükûmet "Küçük, önemsiz bir köy. Zerzevat, yani bir kenara atsak da olur." gözüyle görüyor, gözden çıkarmış durumda.

Sultanbeyli'nin Mehmet Akif Ersoy Mahallesi'nde Darende Sokak, 400 TL, bir sokakta 400 liralık bir bedel söz konusu. Yani 500 metrekare yeri olsa 250 bin lira, 250 metrekare yeri olsa 125 bin lira o vatandaşımız ödeyecek. Oysa o vatandaşın işi yok, işini kaybetmiş durumda. Bunu, değil ödemek, onda 1'ini ödeyemez, "Yedi sülalem bir araya gelse ben bu rakamı ödeyemem." diyor.

Fatih Mahallesi, Tuzkaya Sokak, 400 liralık bir fiyat var. Vatandaşın bunu ödemesi mümkün değil.

Sözüm bitiyor, toparlıyorum. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak iki gün önce yeniden bir kanun teklifi verdik. Hükûmete çağrım: "Gelin, inat etmeyin, bunu düzeltelim."

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)