Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri
Yasama Yılı:2
Birleşim:83
Tarih:27/03/2012


YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi'yle ilgili olarak kişisel görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınıza çıkmış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, gençliğimizi eğitmek, çocuklarımızı yetiştirmek, ülkemizin geleceğini teminat altına almak?

BAŞKAN - Sayın Erdem, bir saniye?  Sürenizi düzelteceğiz, yanlışlıkla yirmi dakika verdik.

Buyurun.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Evet, tekrar sevgi ve  saygıyla selamlıyorum.

Çok önemli bir kanun çıkarmak üzere gecenin bu geç saatlerinde burada bulunmak durumundayız. Çıkaracağımız kanun çocuklarımızın, gençliğimizin geleceği, devletimizin bekası, milletimizin geleceği adına fevkalade önem arz etmektedir. Dolayısıyla 4+4+4 şekline sığdırılarak içeriği hakkında müphem, belirsiz bir kanun tasarısı yerine bir teklif hâlinde  buraya getirilmiş olması, incelenmeden, araştırılmadan, çeşitli kamu kuruluş ve örgütleri, sivil toplum örgütlerinin düşünceleri alınmadan buraya getirilmiş olması doğrusu geleceğimiz adına bir endişeye sebebiyet vermektedir.

Aziz milletvekilleri, eğitim bizler için fevkalade önemli bir hadisedir. Eğer gençliğimizi ideal ilkeler ve ülküler uğruna yetiştiremezsek bu çatı hepimizin üstüne çökecek, bu millet gelecek adına bizden hep birlikte hesap soracaktır. Şu anda yaşadığımız ülkede gençliğin sorunlarını görüyor ve bunlara çözüm üretememekten dolayı bazen yüzümüz kızarıyor, bazen hicap duyuyoruz. Okullarımızda yaşanagelen manzaralara bakılırsa millet nedir, devlet nedir, örf, âdet ve gelenek nedir, ahlak nedir, haya nedir, insanlık nedir; bunları bilemeyecek kadar değerlerimizden uzak, kendi kültürümüzden kopuk bir vaziyette yaşamaya başladık. Küreselleşmenin peşine takılarak "Amerika'da şu varmış, Almanya'da bu varmış, Avrupa Birliği ülkeleri şöyle diyormuş" diyerek kendimize ait olanları bir kenara bırakıp başkalarına olan duygusal yakınlığımızla kendimizi inkâr noktasına geldiğimizde bu milletin bekası adına yapacağımız fazla bir şey kalmıyor demektir. Dünya üzerinde pek çok ülke vardır ki ancak kendi değerleriyle bütünleştiği zaman onun ayakta kalabilme şansı vardır. Japonlara bakın, Çinlilere bakın, onlar kendi değerleri üzerinde yaşıyor ve bunu devam ettirebiliyorlar. Şu anda, biz, hangi değerleri gençliğimize verirsek bekamız adına sorunu çözmüş, hangi ilke ve ülküleri öğretirsek milletlerarası yarışta Türk milletini bekaya götürecek davranışları icra etmiş oluruz; bunun araştırmasını yapmamız lazım.

Eğitim kurumlarımıza bir bakın, öğretmen olanlar öğretmenliğinden utanır hâle gelmişler. Cinselliğin arttığı, uyuşturucunun çok çok yaygınlaştığı hatta orta dereceli okullara indiği bir dönemde bile, eğitimle ilgili olanların bu noktada sorumluluk duymamaları fevkalade önemli bir hadisedir. Eğitim olmadan teknolojiyi istediğiniz kadar getirin, FATİH Projesi'ni değil, Kanuni'yi de uygulamaya kalkın, netice itibarıyla bugünkü muhteşem manzara karşınıza çıkacak demektir.

O zaman yapılması gereken hadise şudur: İyi nedir, kötü nedir, güzel nedir, bunu bilmemiz lazım; eğer biz bilemiyor isek, o zaman ecdadımızdan irfan alıp onların hakkını teslim etmemiz lazım. Mehmed Âkif merhumun, hepimiz için bir model oluşturması lazım: "Ne irfandır veren ahlaka üstünlük ne vicdandır./ Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır." diyor. Siz istediğiniz bilgiyi 4+ 4 değil, dört-beş tane 4'ü yan yana sıralayın verin. Allah korkusunu yerleştirmedikten, insan sevgisini yerleştirmedikten sonra bunları nasıl becereceksiniz? Dolayısıyla, eğitim kurumlarında "Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdan'ın./Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın." hükmünü gerçekleştirmek? Netice itibarıyla, aidiyet duygusunu, milliyet duygusunu, vatan, millet sevgisini öğretmezsek başarı şansımız nerede olacaktır? (MHP sıralarından alkışlar)

Aziz milletvekilleri, eğitim kurumlarımızda Allah nedir, insan nedir, dünya nedir, ahiret nedir, sorumluluk nedir; bunları öğretemediğimiz zaman yavrularımıza, birbirlerini yiyen, birbirlerini parçalayan insanlar olmaktan öte gidemezler. Şu anda bakınız toplumun içerisine, anasını öldürenler, ensest ilişkiler içerisinde bulunanlar, kadına şiddet uygulayanlar sonuç itibarıyla bu eğitim yetersizliğinin ürünleri veya mağdurları değil mi? O zaman, gelin, eğitim kurumlarımızı eğitim kurumuna dönüştürecek hâle getirelim. Biz bunu yapabilmek için, bir şekilde bu yavrularımızı küçükten itibaren eğitim sistemini bir bütün hâline getirmek ve bu çerçevede, doğumundan ölümüne kadar düşünmek zorundayız.

Sonuç itibarıyla, okul öncesi eğitim, fırsat eşitliği çerçevesinde zorunlu eğitim hâline getirilmelidir. Zorunlu eğitimle kesintisiz eğitimi karıştırmak, bundan dolayı gençliği öğrenmesi gereken değerlerden mahrum etmek gençliğimiz adına da, milletimizin geleceği adına da yapılacak en büyük ihanet, belki de en büyük gaflet olacaktır.

Aziz milletvekilleri, şunu unutmayalım: AKP İktidarı döneminde on yıl geçti 4 bakan gördük. Allah'ın emaneti gençliğimiz, vatanın ve mirasımızın bekası uğruna hangi ideal, hangi ülkü, hangi hedefler uğruna yetiştirildi? Size soruyorum: Ermenistan'la ilişkiler hususunda her türlü tavizi verdiniz ama bunu yaparken sizin taviz verdiğiniz Ermenistan, çocuklarına Ağrı Dağı'nı bayrak, Kars'ı başkent yapacak şeklide bir ideal, bir hedef verdiyse siz bu Meclisin mensupları, bu devletin bekasından sorumlu olanlar olarak çocuklarınıza yarına ait hangi ülküyü, hangi hedefi, hangi ideali veriyorsunuz? Eğitimi kaç yıla çevirirseniz çevirin, ne yaparsanız yapın, bu ideal ve ülkü zafiyetiyle yetişmiş insanların bırakın devletine, milletine hayrını, kendilerine bile yararı olmayacak demektir.

Aziz milletvekilleri, şunu da unutmayalım: İmam-hatip okulları bu millet için fevkalade önemlidir. Bu okulların tarihe mal olması, büyük bir vebalin ve insanlık ayıbının olmasına sebebiyet verir ama gelin görün ki dört dörtlük bir proje gibi takdim edilen bu projenin içerisinde imam-hatip okullarının adının anılmaması, Kur'an derslerinden söz edilmemesi, Hazreti Peygamber gibi, insanlığa örnek gösterilecek bir şahsın hayatından, ilkelerinden, ülkülerinden söz edilmemesi, "Ben Müslüman'ım." diyenin oylarına talip olanlar için en azından bir ayıp, en azından bir eksikliktir diyor, bu eksikliğin düzeltilmesi gerektiği hususunu özellikle dikkatlerinize arz etmek istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gelin tamamlayalım, gelin tamamlayalım, Hocanın dediği doğru.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Aziz milletvekilleri, gelin, gençliğimizin bekası uğruna yapılması gerekenleri yapalım, devletimizin bekası uğruna yapılması gerekenleri yapalım, vatan sevgisi nedir, onu öğretelim; millet sevgisi nedir, bunu öğretelim; Çanakkale'de şehit olanları öğretelim; bu milletin dostu kim, düşmanı kim, onu öğretelim; Avrupa Birliği uğruna değerlerimizi değil, başkalarına yaranmayı değil, bekamız uğruna olması gerekenlerin ne olduğunu öğretelim. O zaman göreceksiniz ki muasır medeniyet denilen hadise, Türk milletinin bekası olarak insanlığın da kurtuluşuna vesile olacaktır.

Ben bu duygularla, yüce Meclisimizin bir şekilde Türk gençliğini bir proje olarak ele alacağını, diniyle, imanıyla, diliyle, kültürüyle, örf, adet ve gelenekleriyle barışık, bunu bir emanet algılaması içerisinde kabul edip kendisine de emanet olarak verilen yavrularının geleceğini bunlarda gören ve bu uğurda her türlü fedakârlığa katlanarak Kur'an'ı ders kitaplarına, İslam dinini ders kitaplarına, Hazreti Peygamber'i ders kitaplarına sokacağınıza inanıyor, hepinizi en kalbî duygularla, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.