Konu:Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanunu (s.s.:310)
Yasama Yılı:3
Birleşim:81
Tarih:21/03/2013


YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU (S.S.:310)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, bugün çok önemli günlerden geçiyoruz, önemli bir tarih.

Önce şunu ifade edeyim: Değerli arkadaşlarım, 3 Kasım 2002 tarihinde -açık konuşacağız- sıfır terörle alınmış olan bir Türkiye, bugün ne yazık ki ağır bir terör tehdidi altındadır. Şu sorunun yanıtını verelim?

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Bir de sen konuşma ya!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) -  3 Kasım 2002'de bunlar masaya oturmuyorlardı da siz zorla mı masaya oturttunuz on yıl sonra? On yıl sonra zorla mı masaya oturttunuz bunu? Onu mu başardınız, onu mu anlatmaya çalışıyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, bakın, Başbakan geçen gün ne diyor, diyor ki: "Ülkenin her tarafında şehit aileleri dernek kuruyorlar, gazi aileleri dernek kuruyorlar." Sayın Başbakan bu dernekleri horoz dövüştürme dernekleri mi zannediyor değerli arkadaşlarım? Keyfinden mi kuruyor bu insanlar bu dernekleri, keyfinden mi kuruyor? Soruyorum yüce Meclise. Bu yüce millet, evlatlarını düğünlerle, bayramlarla askere gönderiyor, oradan al bayraklı tabutlar içinde geldiği zaman "Vatan sağ olsun." diyor, "Vatan sağ olsun." diyor değerli arkadaşlarım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Gelmesin diye uğraşıyoruz!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Şimdi şunu ifade ediyoruz: Biz, çözüme karşı değiliz ama çözüm diyorken Türkiye'yi çözmeyin değerli arkadaşlarım, Türkiye'yi çözüyorsunuz. Türkiye çözülüyor bunun farkında değil misiniz?

Bakın, bugün Diyarbakır'daki tabloyu görmediniz mi, Diyarbakır'daki tabloyu görmediniz mi değerli arkadaşlarım? Yatağınıza yattığınız zaman, vicdanlarınızla baş başa kaldığınız zaman bugün bu Türkiye gerçeğini gördüğünüz zaman içiniz sızlamayacak mı değerli arkadaşlarım?

HAMZA DAĞ (İzmir) - Çözüm, çözüm?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bugün majesteleri Diyarbakır'da mesaj yayınladı nasıl bir Türkiye'dir diye, Türkiye'nin bölünme projesini yayınladı. Bunu görmeyen aymazdır değerli arkadaşlarım.  Bunu görmüyor musunuz yani? Şimdi bunu anlatmaya?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Çözüm, çözüm?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bakın değerli arkadaşlarım?

HAMZA DAĞ (İzmir) - Çözüm, çözüm?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bir dakika müsaade edin arkadaşlarım?

On yıldır bu Türkiye'yi siz yönetiyorsunuz.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Ne yapacağız, onu söyle?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Müsaade edin.

On yıldır siz yönetiyorsunuz bu Türkiye'yi. 3 Kasım 2002'den bu tarafa olan vermiş olduğumuz bütün şehitlerin vebali üzerinizdedir, onu söyleyeyim. Madem bunu oturarak çözecektiniz, madem bunu masada çözecektiniz, on yıldır Godot'u mu bekliyordunuz, neyi bekliyordunuz değerli arkadaşlarım, neyi bekliyordunuz on yıldır, neyi bekliyordunuz? Soruyorum ben sizlere.

Şimdi gerçek var, bu gerçeği kabul edeceksiniz. Terör örgütünün lideri sizi masaya oturtturdu arkadaşlar. Bu gerçeği kabul edeceksiniz, açık açık kabul edeceksiniz. Bu görüşmeleri kimlerle yapıyorsunuz söyleyeyim: Masanın bir tarafında Recep Tayyip Erdoğan oturuyor, masanın bir tarafında İmralı değil, Abdullah Öcalan oturuyor?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Propaganda yapıyorsun.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - ?masanın öbür tarafında da Kandil mandil demeyin, oturan Murat Karayılan'dır değerli arkadaşlarım.

İSMET UÇMA (İstanbul)- Sen nerede oturuyorsun?

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Açık açık öyle değil midir? Değil midir öyle? Siz başka bir ülkede mi yaşıyorsunuz değerli arkadaşlarım?

İSMET UÇMA (İstanbul)- Sen nerede oturuyorsun sen?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen terörün propagandasını yapıyorsun ya!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, geçen gün tutanaklar yayınlandı, kıyamet koptu ülkede.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Hiçbir şey olmadı.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Sayın Başbakan diyor ki: "Efendim o tutanakları kim sızdırdı?" Tutanakların içini okudunuz mu?

HAMZA DAĞ (İzmir) - Yanlış konuşuyorsunuz, hiçbir şey olmadı.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Okudunuz mu tutanakların içeriğini? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Yeni bir Türkiye yaratıyor adam, yeni bir Türkiye'yi tarif ediyor anlamıyor musunuz değerli arkadaşlar, anlamıyor musunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer, siz haklı çıkarsanız, bakın, eğer siz haklı çıkarsanız ben buradan gelip bu Mustafa Kemal'in Parlamentosunda bu Türk milleti huzurunda yemin etmiş bir milletvekili olarak özür dileyeceğim?

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Sadece sizin değil, Mustafa Kemal sadece sizin değil.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - ? ama biz haklı çıkarsak, korkarım, ki bu Mustafa Kemal'in Parlamentosu da olmayacaktır, eğer biz haklı çıkarsak. Onun farkında değil misiniz değerli arkadaşlarım? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Siz zannediyorsunuz ki biz felaket senaryosu yaratıyoruz, felaket tellalığı yapıyoruz. Hayır, öyle bir şey yok, hayır öyle bir şey yok.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Uğur Bey, çözümü söyle, çözümü.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Çözümü siz yaratacaksınız değerli arkadaşlarım. Ama böyle çözüm mü, böyle çözüm mü yaratacaksınız yani? Böyle mi olacak çözüm değerli arkadaşlarım? Şimdi, böyle mi olacak bu çözüm? Görmüyor musunuz tablonun ne olduğunu? (Gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Karıştırmayı bırak sen, karıştırmayı bırak.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - 2001 Raporu'na bak CHP'nin.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Adam diyor ki: "Hiçbir dönemde olmayan bir değişimi sağlayacağım." Daha nasıl desin arkadaşlar, daha nasıl anlatsın size? "Hiçbir dönemde olmayacak bir değişimi sağlayacağım. Yeni bir Türkiye yaratacağız." diyor. Daha nasıl söylesin arkadaşlar?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen CHP'nin 2001 Raporu'nu oku, CHP'nin Apo'dan daha ileri gittiğini görürsün.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Bakın, bugün Genel Başkanımız bir açıklama yaptı, dedi ki: "Masanın bir tarafındaki iddialarını ortaya koydu, masanın öbür tarafındaki ortağın ne diyeceği önemli." Şimdi, biz masanın öbür tarafındaki ortak olan Sayın Başbakanın ne diyeceğini merakla bekliyoruz. Şimdi, biraz evvel açıklama yapmış, demiş ki: "Diyarbakır'da Türk bayrakları görmedim, üzüldüm." Ne bekliyordunuz değerli arkadaşlarım, ne bekliyordunuz? Ne bekliyordunuz, ne bekliyordunuz? Bakın, bugün orada bir tane Türk Bayrağı yok, ne bekliyordunuz? Ülkenin geldiği durum vahimdir, bu vebal sizlerin omuzları üzerindedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)