Konu:Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanunu (s.s.:310)
Yasama Yılı:3
Birleşim:81
Tarih:21/03/2013


YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU (S.S.:310)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 34'üncü madde üzerinde söz almış bulunuyorum.

Burada bir hususun altını çizmekte fayda olduğu kanaatindeyim. Yüce Türk milletinin Büyük Millet Meclisi herkesin haklarını, hukukunu, önünü sonunu ardını konuşuyor ama ne hikmetse Türk milletinin geleceğini, bekasını veya onun haklarını savunma konusundaki hassasiyetleri dile getirmekten âciz oluyor.

Anadolu'da gittiğim her yerde "Sayın Vekilim, hangi memleketin, hangi milletin vekilisiniz? Hangi mecliste konuşuyor veya çalışıyor veya yasa üretiyorsunuz?" diye soruyorlar.

Burada milletvekili olma şerefine erdiğim günden bu güne, üzerinde temel yasa veya diğer yasa olarak durulan konuların, genellikle Abdullah Öcalan'ın, PKK'nın veya ülkeye dayatanların önerileriyle çıkan yasalarla ilgilenildiği hususu bizi rahatsız ediyor.

Şu anda, bir şekilde "ihanet yasası" dediğimiz veya "Türkiye'nin bölünme yasası" dediğimiz Büyükşehir Belediye Yasası çıktı, gelecekle ilgili bu millet ciddi kaygılara kapıldı.

Bu şerefli Mecliste her ne kadar adı konulmadıysa da ama BDP'nin -yani PKK'nın- milletvekili burada çıktı, siz ne kadar saklarsanız saklayın, "Bu ana dilde savunma yasasıdır." dedi. Şimdi, bununla birlikte, ek maddelerle, bir gecede 15 bin kişi tahliye edildi. Şimdi, yakın gelecekte, Sayın Adalet Bakanımızın üstün gayretleriyle dördüncü yargı paketi hazırlanıyor. Soruyorum size: Şu anda bu dördüncü yargı paketine Türk milletinin acil ihtiyacı nedir? Türk milleti için öncelikli olan husus şu anda bu mudur, veya "dilimizin altındaki baklayı çıkartsak, üstü kapalı olarak af ilan etmemiz yerine PKK ve KCK'dan mahkûm olanları" `PKK'lı dostlarımızın veya BDP'li gönüldaşlarımızın rızasını kazanalım".' diye bu millete bir şekilde bunu da yuttururuzmu" denmek isteniyor?

Değerli milletvekilleri, bugün Diyarbakır'da yaşanan hadise, Türk milletinin bekası ve Türk devletinin geleceği adına fevkalade üzüntü vericidir ve burada buna katkısı olan, müsamaha eden, göz yuman, tabir sizin için uygunsa, icazet veren kimse Cenab-ı Hak onun hakkındaki hükmünü en adil şekilde verecektir.

Türk Bayrağı ayaklar altına alınıyor, Türkiye Cumhuriyeti devletinin içerisinde, siz yapmasanız bile, resmî dil Kürtçe ilan ediliyor. 30 bin kişinin katili, sözüm ona İmralı'da mahkûm olan bir kişi, bir millet yaratılmak suretiyle onun kahramanı hâline getiriliyor ve biz de, Türkiye Cumhuriyeti'nin Büyük Millet Meclisinin mensupları, milletvekilleri olarak burada onlara mersiye düzmeye kalkıyoruz. Bunu, şahsım ve Türk milliyetçileri, Türk milletvekilleri adına zül olarak kabul ediyorum.

Aziz milletvekilleri, değerli milletvekilleri, "Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü/ Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü/ -Dikkat ediniz, Arif Nihat Asya- Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim/ Yeryüzünde yer beğen/ Nereye dikilmek istersen/ Söyle, seni oraya dikeyim!" derken, biz, 800 bin kilometrekareye sahip olan Türkiye Cumhuriyeti'nde bir vilayete bile dikemiyorsak, bu, Türk milleti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi için züldür ve bunu da kabul etmemiz mümkün değildir.

O zaman size şunu ifade etmeye çalışıyorum: Hangi millet adına çalışıyoruz, hangi milletin temsilcisi olarak burada bulunuyoruz? Bir beyit okuyayım, ondan sonrasında, sizleri Allah'a emanet edeceğim.

"Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur

Sinem, özüm ateş ile doludur

İnsan olan vatanının kuludur

Türk evladı evde durmaz, giderim." der Mehmet Emin Yurdakul.

Bu memlekete ait hepimizin sorumlulukları var. Sorumluluklarının gereğini yerine getiren milletvekillerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)