Konu:21 Mart Nevruz Bayramı'na İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:81
Tarih:21/03/2013


21 MART NEVRUZ BAYRAMI'NA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 Mart Nevruz Günü dolayısıyla Hükûmetin yaptığı açıklamalar karşısında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Hepinizin nevruzunu kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce burada, bu kürsüde konuşan, Hükûmet adına konuşan kişi diyor ki: "Türk Bayrağı'nı orada asmak benim görevim değil." Sen kimsin ya! Ne başısın burada!

İÇİŞLERİ BAKANI MUAMMER GÜLER (Mardin) - Öyle bir şey söylemedim.

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer orada, ülkenin bir coğrafyasında o ülkenin bayrağı astırılmıyor, yerlerde süründürülüyorsa sen kimin görevini yapıyorsun!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan?

KAMER GENÇ (Devamla) - Hangi sıfatla?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hangi sıfatla?

KAMER GENÇ (Devamla) - ?hangi utanmazlık duygusuyla o makamlarda oturuyorsunuz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, bu gün?

BAŞKAN - Sayın Genç? Sayın Genç?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, böyle bir şey olur mu ya!

RECEP ÖZEL (Isparta) - Böyle bir şey olur mu ya!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Böyle bir şey olmaz!

OKTAY VURAL (İzmir) - PKK paçavralarının asılmasına nasıl izin verdiniz?

KAMER GENÇ (Devamla) - ?Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölünüş günüdür. Bunu herkesin kabul etmesi lazım.

BAŞKAN - Lütfen ama? Öyle bir söz kullanmadı Sayın Bakan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Doğru söylüyor Sayın Genç, müdahale etmeyin.

BAŞKAN - Başkasının hakaretine ortak olmayın, lütfen yani?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Hangi hakla! Öyle şey olur mu!

KAMER GENÇ (Devamla) - Artık, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir coğrafyası Türkiye Cumhuriyeti devletinin elinden alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümranlık hakkı sona ermiştir burada.

Dün ben burada konuştuğum zaman, ey Hükûmet, sana dedim ki: Bak, yarına göreceğiz, bir tane Türk Bayrağı olacak mı, bir tane polis olacak mı, bir tane asker olacak mı?

Arkadaşlar, biz bu memlekette barışın gelmesini, huzurun gelmesini herkesten fazla istiyoruz. Biz silahın bitmesini her şeyden fazla istiyoruz. Fakat şimdi ama nasıl bitireceksiniz? Eğer siz Türkiye Cumhuriyeti devletini elden çıkarırsanız, getirip de yabancı bir güce işgal ettirirseniz kolay verirsiniz. Bakın, Ahmet Türk, Öcalan'la birinci görüşmeden sonra geldi, dedi ki: "Biz, Türkiye'nin parçalanmasını istemiyoruz, ayrı bir devlet de istemiyoruz. Ama ne istiyoruz? Yahu, doksan senedir bu `Türkiye Cumhuriyeti' geçmiş, şimdi de `Kürdiye Cumhuriyeti' yapalım. Anayasa'da geçen o `Türk' kelimesini de `Kürt' kelimesi yapalım, vallahi ayrı devlet istemeyiz." dedi. Yani şimdi, bakın, bunların hepsi söylenen laflar. Gülüyorsunuz! Aslında bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmaması lazım. Türkiye'nin başına bugün karanlık bir bölünme, bir işgal gelmiştir. Arkadaşlar, bunu anlayan anlar. Eğer bir devletin bir bölgesinde o devletin varlığı yok edilmişse bu devletin Parlamentosu ne iş yapar? Bu devletin hükûmeti ne yapar? Şimdi, yarın Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gidecekler, Türkiye'yi böldükleri için ödül alacaklar, Nobel Barış Ödülü'nü alacaklar. Acaba, Abdullah mı alacak, yoksa Tayyip mi alacak? Herhâlde paylaşacaklar değil mi?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - İkisine de verilecek.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Beraber.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani böyle bir şey olmaz.

Değerli arkadaşlar, aslında nevruz, barışın, sevginin, kardeşliğin bir simgesidir. Böyle bir günde bizim de burada çıkıp Türkiye'de barışı, kardeşliği nasıl birlikte güçlendiririz, nasıl bir iyi istikamete götüreceğiz, bunun hesabını yapmamız lazım ama ne yazık ki ben bir milletvekili olarak, bugün ülkemin içine düştüğü bu bölünmez ama bunu, başı işgal eden Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün korumasıyla Türkiye'nin bölünmesini gururuma yediremiyorum. Siz yedirebilirsiniz, zaten sizin bu memleketin millî değerleriyle hiçbir alakanız yok çünkü siz, bu iktidara geldiğinizden günden beri bu milletin değerlerini, bu milletin her şeylerini yok ettiniz ve hep güldünüz. Sizin tek sanatınız gülmektir. Onurlu, şerefli, haysiyetli, vatana ve millete bağlı olan insanlar, vatanına ve milletine kastedenlere karşı gerektiği zaman her türlü vasıtayla savaş yapar ama siz nedense birtakım şeylerinizin de mahkûmu olmuşsunuz yani insan olarak utanç duyuyorum, sizin aranızda görev yaptığımdan dolayı utanç duyuyorum çünkü bu memleket bu hâle gelmemeliydi.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sen mi, biz mi?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Allah seni ıslah etsin!

KAMER GENÇ (Devamla) - Arkadaşlar, bu memlekette bundan doksan sene önce insanlar en kutsal varlığı olan yaşama hakkını verdiler ve  getirdiler, Yüce Atatürk gibi bir kişinin, dünyanın önder kabul ettiği bir liderin başkanlığında laik Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdular. Bu devlet o laik Türkiye Cumhuriyeti'ne, Atatürk'ün getirdiği o çağdaş, o ilerici ve akla, bilime dayalı bir yönetim sayesinde dünya devletleri karşısında büyük bir güç oldu, büyük bir lider oldu ama siz geldiniz, birinci hedefiniz Atatürk'ün eserlerini yok etmek çünkü Atatürk'ün eserleri yaşadıkça siz Türkiye Cumhuriyeti devletini bölemezsiniz.

Siz bu devleti ayakta tutan orduyu çökerttiniz. Kimlerle? Yalancı şahitlerle ve o askerlerin kendisine karşı mücadele ettiği kişileri çağırdınız, onları yalancı şahitlerle mahkûm etmeye çalıştınız. Şimdi, yarına Türkiye Cumhuriyeti devletini koruyacak gücü, kuvveti nerede? Kim gidecek bu devleti savunacak? Siz şimdi ne yaptınız? Hepsini doldurdunuz bir yere.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Asli işini yaptırıyoruz biz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunların içinde bir suçlu varsa cezalandırın, mahkeme karşısına çıkarın ama siz böyle yapmadınız. Abdullah Öcalan kendisi söylüyor bir yerde: "Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u ben söyledim, `İçeri alın.' dedim, aldılar." dedi. Yani siz bunu zaten kabul ediyorsunuz.

Bakın, arkadaşlar, milletvekilliği hiçbir şey değildir. İnsanlarda haysiyet, onur, şeref olacak.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sende var mı? Haysiyet sende var mı?

KAMER GENÇ (Devamla) - İnsanda onur ve şeref olduğunun göstergesi de ülkesinin, milletinin bağımsızlığını, onurunu koruyacak davranışlar içinde olacak. Eğer bir memleketin bağımsızlığı gidiyorsa, susuyorsa; eğer bir memleketin onuru gidiyorsa, susuyorsa; bir memleketin en kutsal varlığı olan, simgesi olan bayrağı yok ediliyorsa ve siz susuyorsanız, müsaadenizle, ben sizinle aynı yerde bulunmaktan da utanç duyarım.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Biz seninle aynı yerde bulunmaktan utanç duyuyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir devlet yaşayamaz, böyle bir millet yaşayamaz. Bunu size defalarca söyledik.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Kirletiyorsun, sen kirletiyorsun, biz temizlemekle uğraşıyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, bakın, şimdi bu memleketi ne hâle getirdiniz: Arkadaşlar, bugün Türkiye'de hak aramanın yolları kapatılmış, yargı görev yapamaz hâle gelmiş. Bir dikta rejimi var Türkiye'de. Bu dikta rejimi kanalıyla öğrenciler hak arayamıyorlar. Bugün biraz önce telefon ettiler, Adalet Bakanlığına gidip de insanlar dilekçe veriyor, polis önünü kapatmış, dayak atıyor, gaz sıkıyor. Bir vatandaşın dilekçe verme hakkı yok mudur? Niye bunlara şey sıkıyorsunuz? Ama öte taraftan, bu devleti yok eden, bölen kitleye karşı burada çıkmış diyor ki: "Efendim,     -Hükûmet temsilcisi- benim gücüm yok." Üstelik bir de diyor ki: "Yargı bu işle uğraşır."

RECEP ÖZEL (Isparta) - "Gücüm yok." demedi ki. Sen uyduruyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir şey yok. Bakın, onurlu ve haysiyetli insanlar istifa etmeleri gereken yerde istifa etmesini gösterecek, onurunu göstermek zorundadır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi be! Hadi be!

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, eğer bu istifa edilmesi gereken yerde onurlu davranış içinde olup da istifa etmiyorlarsa onurun onlarda zerresi yoktur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Her türlü hakareti yapıyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - O bakımdan, burada hiçbir zaman bu Türkiye Büyük Millet Meclisi bu duruma gelmedi. Siz çiftçiyi çökerttiniz. Efendim, bu devlete düşman olan Fransızların çiftçisine bu sizin Tarım Bakanınız getirdi, 240 milyon dolarlık ithalat yaptı, onları beslediler. Gitti oradan ödül aldı.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Hadi oradan! İşine bak!

KAMER GENÇ (Devamla) - Siz üniversiteleri yok ettiniz, medreseye çevirdiniz. Siz çağdaş, laik, ilerici eğitimi çökerttiniz; medrese eğitimine çevirdiniz.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Ne alakası var Allah aşkına!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bugün Türkiye'de üniversite denilen bir kurum yok çünkü artık büyük bir kısmı AKP'nin emrine çalışan rektörler var. Üniversitelerde bilim özerkliği yok, üniversitelerde doğru dürüst bir eğitim yapılmıyor arkadaşlar.

Yani, aslında tabii ben başka bir konuşma hazırlamıştım ama birkaç da? Özellikle bizim Alevi, Bektaşi şeyinde de nevruz şöyle anılır: Tanrının dünyayı yarattığı gün olarak belirlenir. Hazreti Ali bu gün doğmuştur denilir. Hazreti Muhammed, yeni doğan amcasının oğluna Hazreti Ali adını verir ve bu günü kutlu gün ilan eder.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Tamamı uydurma onların. Nereden çıkardın onları?

KAMER GENÇ (Devamla) - Hazreti Ali'nin Hazreti Muhammed'in kızı Fâtıma ile evlendiği gündür.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Her uydurduğun şey gibi bu da uydurma. İşin gücün uydurma.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hazreti Muhammed'e peygamberliğin bildirildiği gündür. Hazreti Ali'nin halife olduğu gündür. Rum erenleri ile Hacı Bektaşi Veli'nin Anadolu'da karşılaştıkları gündür. Kırklar toplantı günüdür. Bu dönem Kırklar Bayramı olarak da, 21 Mart Nevruzu olarak da bilinir.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bu konuşmaların bugüne yakışıyor mu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ayrıca da, 21 Mart Nevruz Günü, büyük önder, gerçekten bizim için bir pir olan Sevgili Âşık Veysel'in de ölüm günüdür.

Tabii, bu kadar güzelliklerin olduğu bir gün olan bugün, bizim için karanlık bir gün hâline dönmüştür. Türkiye Cumhuriyeti devleti fiilen bölünmüştür. Türkiye coğrafyasının bir bölümü artık Türkiye'den koparılmıştır.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Sen karartıyorsun, Türkiye'nin mahrum kalmasını istiyorsun, yapamayacaksın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bugün Güneydoğu'nun birçok ili, başta Diyarbakır, Erbil'e katılmıştır.

İSMET UÇMA (İstanbul) - Sen mi çizdin haritaları?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunu siz kendiniz kabul ettiniz. Bakalım, bunun cezasını çok çekeceksiniz. Bu millet sizi, seçim bölgesinde, bu kürsüde, onlara? Ey vatandaş, ey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı! Eğer siz bu halkı, bu ülkeyi bölmek istemiyorsanız, bu AKP sıralarında oturan ve bu memleketin bölünmesine müsaade eden, onlara çanak tutan insanları seçim bölgelerine sokmayın. Bunlardan hesap sorun.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sen mi söylüyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Kim soracak? Onun için size söylüyorum. ve bunlara gerekli dersi ver ey halk!

RECEP ÖZEL (Isparta) - Geçen, seni Tunceli'ye almadılar herhâlde ha!

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer vermiyorsan, sen Türk halkı değilsin!

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)