Konu:TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ HÜKÜMETİ ARASINDA BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İLE ANLAŞMAYA İLİŞKİN MEKTUPLARIN VE ANLAŞMADA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN (S.S.: 348)
Yasama Yılı:3
Birleşim:79
Tarih:19/03/2013


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ HÜKÜMETİ ARASINDA BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İLE ANLAŞMAYA İLİŞKİN MEKTUPLARIN VE ANLAŞMADA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN (S.S.: 348)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası anlaşmalar aynı zamanda medeniyetler arasındaki ilişkilerdir ve medeniyetlerin birbirini güçlendirmesi gerekmektedir, medeniyet paylaşımlarının daha üst bir medeniyette buluşması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bizim Batı demokrasisinden bazı konularda örnekler almamız gerekiyor. Demokrasinin iki çeşidi var: Sandık demokrasisi, müzakere demokrasisi. Sandık demokrasisi şudur: Bir seçim yaparsınız, hele bizim ülkemiz gibi yüzde 10 seçim barajının olduğu bir ülkede seçim yaparsanız, yüzde 30'la, 35'le, 40'la, 50'yle yüzde 65-70'lik bir meclis çoğunluğu kazanırsınız ve bu meclis çoğunluğunun gücüyle muhalefeti her alanda ezersiniz. Komisyonda ezersiniz, araştırma önergelerinde ezersiniz, kanun çıkarırken ezersiniz ve ondan sonra muhalefete döner dersiniz ki: "Gelin, biz uzlaşalım, siz kanunlar üzerine konuşmayın." Bu muhalefet partilerine oy veren insanların -mesela, bize oy veren 10 milyon civarında insanın, Milliyetçi Hareket Partisine oy veren insanların, BDP'ye oy veren insanların- bu Mecliste, hiçbir şekilde, hiçbir koşul altında dilek ve düşüncelerini anlatma şansınız olmaz. Ve ondan sonra muhalefetin tek şansı vardır, bu kürsüye çıkıp sizlere derdini anlatmak. Ve bu kürsüye çıkıp derdini anlattığı anda da siz kızarsınız çünkü evlerinize erken gitmek istiyorsunuz. Biz ise aldığımız 10 milyon oya? Evet, siz bizden daha çok aldınız ama biz de oy aldık ve bizim onlara karşı bir sorumluluğumuz var. Elimizdeki tek güç, bu kanun maddeleri üzerine konuşmak.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Gelsin o zaman grubunuz canım. 10 kişisiniz yahu, nerede 130 kişi? Bu sorumluluğu sadece 10 kişi?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Değerli Milletvekili, bakın, işte, bu sayı demokrasisidir.

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) - Akşam 20 kişi bulamıyorsunuz yoklama için.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Siz de 300 kişisiniz ama salonda sadece 80 kişi var. Bu sayısal nitelikler üzerine demokrasi tartışması olmaz.

EMRULLAH İŞLER (Ankara) - O zaman niye karar yeter sayısı istediniz?

BAŞKAN - Sayın İşler, lütfen müdahil olmayın.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Çünkü, hukukun verdiği hakları kullanmak için sizin gönlünüzü?

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sen kendi grubuna dön bir bak.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Efendim, çok nazik konuşmaya çalışıyorum. Özellikle, bu Mecliste kadın milletvekillerimize karşı hiçbir zaman nezaketimi bozmadım ama gerçekten bazen çok üzücü şeyler oluyor.

Sayın Başkan, buna siz de müdahale ederseniz?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu demokrasi anlayışımızı değiştirdiğimiz takdirde Meclis yavaş çalışmaz, biz çok daha üst bir medeniyet safhasına geçeriz. Bu medeniyeti de sadece millî gelir olarak anlatmak istemiyorum. Medeniyet sadece bir millî gelir seviyesi değildir; medeniyet bir barışık yaşama kültürüdür. Mesela, hepimiz aynı memleketin çocuklarıyız, aynı toprağın çocuklarıyız. Bu medeniyet, bizim aramızdaki ilişkilerin biraz daha medeni olması anlamına gelir. Her bir şeyde kavga eden, her bir tartışmayı sataşma ile halletmeye çalışan bir demokrasi işte bizim ülkemizi kişi başına gelir olarak 56'ncı sırada, 60'ıncı sırada, 65'inci sırada bırakır.

Bir de şunu bilgi olarak size arz etmek istiyorum: "Biz en büyük 17'nci ekonomiyiz." diyoruz ya değerli arkadaşlar, ekonomi bilmeyen veya ekonomiye biraz daha uzak arkadaşlar için tarif edeyim; biz 75 milyonluk bir ülke olduğumuz için en büyük 17'nci ekonomiyiz. Eğer biz nasıl büyük bir ekonomi olduğumuza bakmak istiyorsak, kişi başına düşen millî gelir tarafından bakmalıyız. Kişi başına düşen millî gelirde, birtakım hesap hilelerine rağmen, biz hâlâ 60'ıncı sıralardayız. İşte, bizim demokrasimiz gelişmiş olsa, biz demokrasimizi biraz daha köklü hâle getirebilmiş olsak, biz bu sorunları çözebilmiş olsak kişi başına millî gelirde ilk 20'ye gireriz, bu sayede insanlarımız çok mutlu olur.

Değerli arkadaşlar, bir uluslararası anlaşmayı konuşuyoruz. Şimdi size bir tablodan bahsetmek istiyorum, Türkiye'de az bilinen bir tablodan bahsetmek istiyorum. Bütün uluslarla olan ilişkimizin görüldüğü mali tabloya "uluslararası yatırım pozisyonu" denir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası sitesine girdiğinizde hepinizin ulaşacağı tablo uluslararası yatırım pozisyonudur. Bir ulusun diğer uluslarla bütün ilişkilerini özet olarak gösteren tabloya "uluslararası yatırım pozisyonu" denir.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakan son bir yıldır sürekli Merkez Bankasındaki 118 milyar dolar rezervden, altından bahsediyor.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - 125?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Son 125 olduysa bilmiyorum ama Merkez Bankasından son aldığım tabloda 119 milyar dolar gözüküyor bu.

Değerli arkadaşlar, burada bazı eleştirilerimize sayın bakanlar çıkıp diyor ki: "Siz o altınlara mı göz diktiniz?" "Bu altınları size yedirmeyiz." Tarzı, çok gereksiz de bu bilgiyi kullandırdıkları oluyor. Şimdi, Sayın Kalkınma Bakanı orada.

Değerli arkadaşlar, evet, bizim Merkez Bankasında 119 milyar dolar dövizimiz vardır. Evet, Sayın Başbakan haklıdır, rezerv varlıklarımız 2002 yılı itibarıyla da yaklaşık 28 milyar dolar civarındadır. Bu bilgi doğrudur ama bu bilgi eksiktir. Çünkü, bu rezerv varlıklar dâhil bütün varlıklarımızı toplayıp "varlıklar" diye bir başlık açıyoruz. Bizim bu varlıklarımız 2012 yılının Ağustos ayı itibarıyla 214 milyar dolardır. Yani, bu ülkedeki kamu, özel, herkesin varlıklarını diğer uluslarla karşılaştırdığınızda, baktığınızda 214 milyar 261 milyon dolardır. 

Değerli arkadaşlar, bir de bunun karşılığında yükümlülüklerimiz var. Yükümlülüklerimiz de bütün ulusumuzun dünyanın bütün uluslarına olan yükümlülükleridir. Bu yükümlülükler, Aralık 2012 itibarıyla da 627 milyar 258 milyon dolardır değerli arkadaşlar. Arada, yaklaşık 400 küsur milyar dolarlık bizim diğer uluslara net yükümlülüğümüz var. 412 milyar 997 milyon dolar bizim diğer uluslara net yükümlülüğümüz var değerli arkadaşlar.

Şimdi, gelelim referans olarak gösterilen 2002 yılına -hani kriz çok kötü vurmuştu, hani her şey çok kötüydü ve siz daha iyi hâle getirmiştiniz ya- 2002 yılı itibarıyla bizim varlıklarımız 62 milyar dolar, yükümlülüklerimiz 147 milyar dolar, net yükümlülüğümüz yani diğer uluslara 85 milyar borcumuz varken, 2012 yılı itibarıyla bu rakam 412 milyar dolardır.

Şimdi, Sayın Başbakan çıkıp bunu anlattığında, büyük bir medya gücü olduğu için, medya üzerinde büyük bir baskı olduğu için, Sayın Başbakanın söylediği bu şeyi, Merkez Bankasında bizim 119 milyar dövizimiz olduğunu herkes bilecek ama hiç kimse şunu bilmeyecek: Bu ulusun dünyanın uluslarına 640 milyar dolar borcu vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Ekonomi yönetimi de bu 640 milyar dolar borcun kapanmasının çok zor olduğunu bildiği için? Çünkü şöyle bir sorunla karşı karşıyayız: Eskiden, biz, büyümemizi düşürerek cari açık rakamımızı düşürüyorduk, hatta fazlaya geçebiliyorduk. Bugün, büyümemizi 2,5 puana düşürmemize rağmen, 50 milyar doların altına cari açığımızı düşüremiyoruz. Bu durum karşısında Hükûmetin bulduğu çözüm nedir? Yurt dışından fon getirmek. Peki, yurt dışından fon getirebilmeniz için sizin özel sektörde bir alanınız kaldı mı? Hayır, kalmadı. Bu aşamadan sonra çıkan kanun nedir? Yabancılara toprak satışıdır. Topraklarımız satılmaktadır değerli arkadaşlar. Devlet Demiryolları "serbestleştirme" adı altında satılmaktadır. Postanelerimiz satılmaktadır.

Bu 640 milyar dolarlık yükümlülük hepimizin başını çok belaya sokacak. Şimdi, Hükûmete sorarsanız diyecek ki: "O tarihteki millî gelir şuydu, bu tarihteki millî gelir şu olacak." Bakın, bu borç rakamlarını değiştirme şansınız yok ama millî gelir hesaplarıyla oynama şansı var -ki oynandı- artı, gelecekte, yani büyümenizi düşürmenize rağmen, yani millî gelirinizi düşürmenize rağmen borcunuzu düşüremiyorsunuz. Bu, karanlık bir tablo, iktidarla birlikte, iktidar, muhalefet, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir tablo. Siz ekonomide pembe tablolar çiziyorsunuz ama şu, ne yazık ki partimin de benim de kişisel olarak korkumdur: Çok ağır bir krizin eşiğinde, sadece kamu mallarının gelecekteki gelirlerini nakde çevirerek bu karanlık tablodan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Bu, hepimizi felakete götürebilir. Yirmi beş yıllık hastane gelirlerini satıp bugüne getirebilirsiniz, Devlet Demiryollarını satıp para getirebilirsiniz ama bu varlıklar bir gün bitecek, başımız çok büyük belaya girebilir diyorum.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)