Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilim Ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (s. S: 108)
Yasama Yılı:3
Birleşim:79
Tarih:19/03/2013


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA BİLİM VE TEKNOLOJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S. S: 108)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Yapılması Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii çok ciddi uluslararası anlaşmaları müzakere ederken, aslında burada, konunun sahibi Dışişleri Bakanının olması lazım. Çünkü, çok ciddi sorularımız var. Şimdi, bugün gazeteye intikal eden bir habere göre Yemen'le vizeyi kaldırmışız. Niye kaldırdık acaba? Bu, ticari amaçtan kaynaklanan bir nedene mi dayanıyor? Yoksa -Yemen'de El Kaide çok fazla- El Kaide'ye bu kolaylıklar sağlanarak, Yemen'den gelecek El Kaide'nin silahlı örgütü mensuplarına, buradan gelip, Türkiye'den Suriye'ye, başka ülkelere geçmesine kolaylık sağlamak için mi bu vizeyi kaldırdık? Bunu önce öğrenmek istiyoruz ama Hükûmetin de bize dürüstçe bir cevap vermesi lazım çünkü bugün, Ürdün Kralının basına intikal eden beyanı var, diyor ki: "Tayyip Erdoğan, Türkiye'de Müslüman Kardeşler benzeri bir iktidar kurmak istiyor." İşte, burada, Mısır'la beraber -ona benzer- Müslüman Kardeşler'in oradaki gücünü Türkiye'ye getirip Türkiye'deki? Zaten, öteden beri Tayyip Erdoğan da bunu söylüyor: "Biz, Türkiye'de rejimi değiştireceğiz." Nitekim, Abdullah Öcalan'la yapılan görüşmelerde de deniliyor ki: "Efendim, Türkiye'de artık yeni bir rejim kuracağız." Yani bunlara, bu söylenenlere baktığımız zaman, Türkiye Cumhuriyeti, hakikaten gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya.

Şimdi, Millî Savunma Bakanı burada, kendisine soruyorum: Siz, Genelkurmayın elindeki elektronik sistemleri niye aldınız, niye MİT'e verdiniz? Ve siz bunları aldıktan sonra, Türkiye'de, birtakım, özellikle 12 Haziran seçimlerinde? Bakın, arkadaşlar, 12 Haziran seçimlerinden önce Tayyip Erdoğan gitti, Barzani'yle görüştü, Oslo görüşmeleri yapıldı ve orada PKK'ya birtakım tavizler verildi. Ne tavizler verdiğini bilmiyoruz ama PKK 16 Hazirana kadar eylemsizlik kararını aldı yani 2011 yılında, seçimden dört gün sonraya kadar. Bunların anlamı nedir? Yani işte AKP, Türkiye'de, Güneydoğu'da rahat rahat siyaset yapsın. Ve bu yolla da başarıya ulaştı.

Şu anda da birtakım olaylar dönüyor. Şimdi, yeni bir seçim sathımailine girdik; biliyorsunuz, önümüzdeki mart ayında seçime giriyoruz. Yeni pazarlıklar yapılıyor. Acaba, yine, işte bu pazarlıklar Türkiye'de yeni bir seçim güvenliği sağlamak için mi yapılıyor? Çünkü karşımızdaki insanlara güvenimiz yok. Soruyorum ama soruma da cevap istiyorum. Deniliyor ki: İşte, Genelkurmayın elindeki elektronik sistemler MİT'e verilmiş, MİT'te de bir komiserin komutasında sağlanan istihbarat, zamanında karakollara intikal etmediği için o karakollara? Biliyorsunuz, bir günde Hakkâri'nin bir karakoluna sekiz cepheden saldırı yapıldı ve o zaman 29 er şehit edildi. Şimdi, özellikle bunlardan yani istihbarat bilgilerinin zamanında karakollara intikal etmemesinden kaynaklanan büyük kayıplar var, şehitler kaybı var. Bunlara, çıkıp burada birilerinin bize cevap vermesi lazım. O bakımdan, bunlar da çok önemli şeyler ve yeni yeni Türkiye'de birtakım oyunlara giriliyor ve bu oyunlardan bizim parlamenter olarak, Parlamento olarak bilgimiz yok.

Arkadaşlar, Türkiye zannedildiğinden de çok fazla büyük sıkıntılarla karşı karşıya. İşte, bugün, Ürdün Kralı diyor ki: "Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de kurmak istediği?" Tayyip Erdoğan  "Zaten demokrasi benim için bir trendir. Trene binerim, amacıma ulaştığım istasyona geldiğim zaman inerim." diyor. Dolayısıyla, âdeta yarın, Mısır'daki Mursi gibi bir rejim kurmaya çalışıyor, zaten gelişmeler de aşağı yukarı onu gösteriyor. Onun için, sayın milletvekilleri, biz burada göreve başlarken, işte hukuka riayet edeceğimize, Anayasa'ya sadakat göstereceğimize büyük Türk milleti önünde hem biz yemin ettik hem Tayyip Bey yemin etti ama Tayyip Bey şimdi o "Büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine yemin ederim." dediği o milleti "Ben ayaklar altına aldım." diyor. Biz de tabii buna karşı "Ya, böyle laf söyleyemezsin." dedik. Hemen gitti, aleyhime 50 milyarlık tazminat davası açtı. Yani böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Her gün koşuluyor, bizim aleyhimize tazminat davası açılıyor. Politikacı olarak burada bize düşen? Yani milletin bize verdiği yetki gereği söylenmesi gereken şeyleri söyleyemez miyiz?

Dün, 18 Mart Çanakkale Zaferi nedeniyle Çanakkale'deydik. Arkadaşlar, görseniz vahim bir olay.

Şimdi, AKP'liler, Türkiye'nin birçok yerlerinden, bindirilmiş kıtalar getirmişler -birçoğu da öğrenci; özellikle para veriliyor yani yevmiye veriliyor çocuklara, otobüslere bindiriliyorlar- Çanakkale Zaferi Çanakkalelilerden esirgeniyor. Çanakkale Stadyumuna Çanakkaleliler girmedi. Biz gittik oraya yani gördük de arkadaşları, Çanakkale'de Çanakkale Zaferi'ni kutlamak için Çanakkaleliye yasaklıyor. Neymiş? Bir defa Tayyip Erdoğan gitmiş oraya, ondan sonra yuhlanmış. E, bu yuhlanma olmasın diye bu defa ne yapıyorlar? Türkiye'nin çeşitli yerlerinden otobüslerle adam getiriyorlar.

Arkadaşlar, yani bu dolma, bindirme kıtalarla siz kendi görüntünüzü düzeltemezsiniz. Gerçekten burada önemli olan, vatandaşın gönlüne girmek.

Arkadaşlar, bir bakıyorsunuz 5 bin tane polis var. Orada, gördüğüm arabaları görünce hayret ettim yani 2 bine yakın resmî yani polis arabası, işte, gelen koruma arabası? Ya, bu ne? Arkadaşlar, yani işgal altındaki bir halka bu muamele yapılmaz. Böyle bir şey olur mu? Yani siz çıkıyorsunuz     -Çanakkale Zaferi gibi büyük bir zafer, Türk milletinin, milletimizin onuru, dünyada tarih yazan, tarihi değiştiren bir zafer- gidiyorsunuz, o zaferin kazanıldığı yerde, oradaki insanlara onun kutlamalarını engelliyorsunuz.

Bir "Fatma" diye bir bakanımız var, bir kitapçık hazırlamış, ön sözünü okudum, orada diyor ki: "Çanakkale Zaferi'ni çok kıymetli komutanlar kazandı." Hangi komutan? Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsetmiyor, "Çanakkale Zaferi'ni çok kıymetli komutanlar kazandı."

Ya, insaf be ya! İnsanların bu kadar hakkı yenilmez yani insan? Ya, bu Atatürk'e karşı aldığınız bu hasmane, kindar politikanın nedenini öğrenmek istiyorum. Yani bugün Atatürk, dünyada çağ değiştiren büyük bir devrimcidir. Yani bir yandan askerî dehasıyla, bir de kurduğu modern Türkiye Cumhuriyeti devletinde getirdiği çağdaş, ilerici, akla ve bilime dayanan bir rejimle dünyanın beğenisini kazanmış.

Bakın, geçen gün Ürdün Kralı gelip de Anıtkabir'e gittiği zaman orada gözyaşlarını tutamadı. Bunların hepsi bir gerçeğin ifadesidir. Yani, yabancı ülkelerin liderleri bu devletimizin kurucusu olan Atatürk hakkında bu kadar büyük bir saygı, minnet ve şükran hisleri besledikleri hâlde bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir bakanı, makamda oturan bir kadın kendi yazısında "Atatürk" kelimesini ağzına almıyor, "Orada, işte, kıymetli komutanlar bu başarıyı kazandı." diyor.

Değerli arkadaşlarım, yani gerçekten AKP'yle beraber Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi öz kişiliğini, kendi özünü kaybetmiş bir durumda. Türkiye'de silahlı kuvvetler iftiraya uğramış. Bugün, işte, Silivri iddianamesi ortada. Yani, böyle biz nereye gidiyoruz arkadaşlar? Memlekette hukuk yok, hak yok, insanların can güvenliği yok; AKP'nin, Tayyip Erdoğan'ın keyfi için insanlar sebepsiz yere yıllarca mahkeme kapılarında süründürülüyor. E, biz de burada parlamenterlik yapıyoruz. Böyle parlamenterlik olur mu arkadaşlar?

Yine o gün Amasya'ya gittim. Suluova ilçesinde, vatandaş gelmiş         -hayvan pazarına gittik, Ramis Bey de burada, Amasya Milletvekili- diyor ki: "Sayın Milletvekilim, ben iki sene önce burada 1 hayvanı 7.500 liraya aldım, şimdi 1.500 liraya düştü."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Yani, her tarafıyla bu memleketi batıran bir duruma geldik. Bu itibarla bunları belirtmek istedim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)