Konu:Emeklilerin Yaşadığı Sorunların Araştırılması Amacıyla 26/2/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Vermiş Oldukları Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 19/3/2013 Salı Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunması Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:79
Tarih:19/03/2013


EMEKLİLERİN YAŞADIĞI SORUNLARIN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA 26/2/2013 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERMİŞ OLDUKLARI MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 19/3/2013 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASI VE ÖN GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizdeki emeklilerin sorunlarının araştırılması, bu sorunlara kalıcı ve sürekli ve etkin çözümler üretilmesi amacıyla vermiş olduğum araştırma önergesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlarım.

Uzun yıllar çalıştıktan, hizmet verdikten sonra emekli olan vatandaşlarımız hem ülke ekonomisine katkıda bulunmakta hem de aynı zamanda, emekleriyle katma değer yaratmaktadır.

Bakın, gelişmiş ülkelerde "emekli" denildiği zaman, emekliler, gidemedikleri yerlere giden, gerçekleştiremedikleri hobilerini gerçekleştiren, torunlarına hediye alan kişiler demektir. Ülkemizde ise "emekli" denildiğinde ilk akla gelen yoksulluk ve yoksunlukla baş etmek zorunda kalan vatandaşlarımız olmaktadır. Ülkemizde, emeklilerimiz, maalesef, yaşamlarının çok büyük bir bölümünü geçim sıkıntısıyla geçirdikten sonra, emekli oldukları dönemde de gene artan giderler ve düşen maaşları nedeniyle ikinci bir mücadele sürecine başlamaktadır. İşte bu nedenle de ülkemizdeki emeklilerin yüzde 38'i, tekrar ediyorum, ülkemizdeki emeklilerin yüzde 38'i emekli olduktan sonra tekrar çalışma hayatına dönmektedir. Ama, siz ne yapıyorsunuz bu yüzde 38'lik kesime? Ayrıca bir de SGDP primi keserek yani destek primi keserek, yüzde 15'lik bir kesinti yaparak âdeta çalışmakta olan emeklilerimizi cezalandırıyorsunuz, onların zaten kıt kanaat geçinmekte oldukları maaşlarına ayrıca bir kesinti uygulayarak ipotek koyuyorsunuz.

Bakın, 2012 Ekim ayı itibarıyla ülkemizde yaklaşık 10 milyon 700 bin emekli bulunmaktadır; 2,5 milyon BAĞ-KUR emeklisi, 6 milyon SSK emeklisi, 1,8 milyon da Emekli Sandığı emeklisi bulunmaktadır. 2012 Aralık ayı itibarıyla SSK emeklisinin asgari aylığı 852 TL'dir, azami aylığı ise 1.417 TL'dir. BAĞ-KUR 6'ncı basamak emeklisi 797 TL, 24'üncü basamak emeklisi ise 1.867 TL almaktadır. Emekli Sandığı emeklisinin asgari 1.075 TL, azami ise 4.781 TL maaşı bulunmaktadır.

Önemli bir ayrıntıyı daha paylaşmak isterim sizlerle. Mesela, Emekli Sandığından emekli olan bir vatandaşımız vefat ettiğinde hak sahibi olan eşi ve çocuklarına maaş bağlandığında, eğer bu maaş tek kişiye bağlanıyorsa maaş 1.075 TL'den 860'ye düşmektedir, eğer birden fazla hak sahibine bağlanıyorsa 967 TL'ye düşmekte ve bu meblağ paylaşılmaktadır, bölünmektedir. Yani, tüm sayılar aslında bize bir gerçeği gösteriyor; emekli maaşları insanlarımızı yoksulluğa, yoksunluğa mahkûm etmektedir.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonunun yapmış olduğu bir araştırma var. Buna göre, Ocak 2003 tarihinden itibaren açlık sınırı 1.003 TL'dir. Açlık sınırı dediğimiz, 4 kişilik bir ailenin yeterli şekilde beslenebilmesi için, dengeli ve yeterli şekilde beslenebilmesi için kazanması gereken, sahip olması gereken minimum rakamdır, harcaması gereken minimum rakamdır. Yoksulluk sınırı ise 3.300 TL olarak belirlenmiştir. Yoksulluk sınırından kastettiğimiz ise 4 kişilik bir ailenin gıda harcamalarının yanı sıra sağlık, eğitim, ulaşım gibi diğer harcamalarını kapsayan tüm rakamlardır. Şimdi, bu rakamlara göre, emeklilerimizin yaklaşık yüzde 80'i yani 8 milyona yakını açlık sınırının altında, yüzde 90'a yakını ise yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır değerli milletvekilleri.

Gene, yapılan bir başka ankete göre, Türkiye İşçi Emeklileri Derneğinin yapmış olduğu bir çalışmaya göre, 47 ilde 4.362 emekliye sorulmuş "Yaşadığınız hayattan mutlu musunuz?" diye. Bakın, emeklilerimizin yüzde 95,6'sı "hayır" cevabını vermiş. Gene, sormuşlar emeklilerimize ve yapılan araştırma sonucuna göre, emeklilerimizin yüzde 72,2'si herhangi bir günlük gazete satın alamıyor. Emeklilerimizin yüzde 88,8'i herhangi bir kitap satın alamıyor. Yani, hiç "Okumayan bir milletiz." falan demeyelim, ülkemizin önemli bir kesimini oluşturan emeklilerimizin kitap satın alma gücüne sahip olmadığı gerçekliğiyle karşı karşıya olalım.

Düşük emekli maaşları, artan giderler, emekli olanların hayatlarının bu dönemini sıkıntı içinde geçirmelerine neden olmuştur. Hâlen çalışma hayatı içinde olanlar ise "Ben emekli olduktan sonra ne olacağım?" sorusunu sormaktadır kendilerine.

Bakın, Batı'da emeklilik için kullanılan kelime şudur: "Biriktirilmiş gençlik." Ülkemizde ise emekli olmak demek âdeta "ölü güç" anlamına gelmektedir.

Emekliler sadece düşük maaşlar nedeniyle mağdur değiller, o maaşlardan yapılan kesintilerle de mağdurlar değerli milletvekilleri. Emekliler AKP Hükûmeti döneminde yeni kesintilerle tanıştılar. Bakın, neydi bu kesintiler, hatırlayalım. Daha önce sadece ilaç katkı payı kesilirken şimdi muayene ve reçete parası da kesilmeye başlandı. Bununla da kalınmadı elbette, yeni bir uygulamayla ilaç fiyatlarıyla oynanarak emeklilerden ilaç fiyat farkı da almaya başladınız. Gene yeni uygulamayla, 3 TL reçete parası -ki reçetesinde 3 kalemden fazla ilaç varsa her kalem için 1 TL ödenmektedir- 8 ila 12 TL muayene parası kesilmektedir.

Danıştay, emeklilerden gasbedilen 3 TL'lik ödemeyi iptal ettiği hâlde, hukuka uygun bulmadığı hâlde, siz buna yeni bir şekil verdiniz ve bu kesintileri yeniden almaya başladınız. Bir emekli vatandaşımız hasta olduğunda, yol parası, muayene parası, katkı payı, reçete parası derken en iyi ihtimalle en az 20 TL'yi ödemek zorunda kalmaktadır. Bunun adı zulüm değil de nedir değerli milletvekilleri, sorarım size.

Bir de intibak yasası çıkardınız ve dediniz ki: "Yeni ila eski emekli olmuş olanlar arasındaki adaletsizliği, maaş farkını gidereceğiz." Ama, tabii, burada karşılaştığımız tablo da tam bir hüsran oldu maalesef. BAĞ-KUR'lular açısından da 2008 yılına kadar basamak sistemi var olduğu için kendi içinde bir adalet kurulmuştu, ancak 2008 yılından itibaren basamak sistemi kaldırıldığı için tekrar adaletsizlikler oluşturuldu, çıkardığınız yasada BAĞ-KUR emeklisine de yer vermediniz.

İşçiler yönünden bakıldığı zaman, hiç kimsenin hak kaybına uğramayacağı bir sistemin yaratılmış olması gerekirdi, ancak çıkartılan yasa ile bu da yapılamadı tabii. Emekliler arasındaki maaş farkı giderilemediği gibi, bu işi de elinize yüzünüze bulaştırdınız.

Bakın, bizler her yere gidiyoruz, Türkiye'nin dört bir yanında bulunuyoruz. Ankara'nın çeşitli köylerine gidiyorum ve gittiğim köylerde, kahveleri ziyaret ettiğimde "Bir şikâyetiniz var mı?" diye sorduğumda ilk şikâyet emeklilerden, daha sonrasında da çiftçilerden geliyor. Emeklilerin genel olarak ortak şikâyeti şu: Elbette geçim sıkıntısı çektiklerini iletiyorlar ama daha da önemlisi, seslerinin sizler tarafından duyulmadığını söylüyorlar. Kendilerinin dışlandığını, sahipsiz bırakıldığını, kendilerini terk edilmiş hissettiklerini söylüyorlar. Mesela bir emeklimiz demiş ki bana yazdığı bir mektupta? Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emeklilerimizle ilgili olarak birçok kanun teklifi, birçok araştırma önergesi, birçok soru önergesi veriyoruz. Bunlar içerisinden benim verdiğim bir araştırma önergesi ve 2 kanun teklifi sonrasında hakikaten bizim telefonlarımız  kilitlendi, sayısız elektronik posta aldık. Bunlar içerisinde çok kıymetli mesajlar var, ancak zaman kısıtı nedeniyle bir tanesini paylaşayım. Bir tanesi diyor ki: "Hâlimizi anlatmaya gerek yok, zaten biliyorsunuz. Lütfen bu konudaki duyarlılığınızı devam ettirin, bizim sesimizi duyması gerekenler sağır -sizden bahsediyorlar- onlar bizi duymuyorlar, belki sizi duyarlar." Umarım sesim sizlere ulaşıyordur değerli milletvekilleri.

Evet, bugün bir araştırma önergesi için komisyon kurulmasını talep ettik. Ben inanıyorum ki bu komisyonun kurulması için lehte oy verecek olanlar ülkemizde yoksulluğu, yoksunluğu bitirmek isteyenler olacaktır, aleyhte oy verecek olanlar ise yoksulluğu yönetmek isteyenler olacaktır. Onun için, ben sizleri vicdanınızın sesiyle baş başa bırakıyorum. Emeklilerimizin sorunlarının araştırılmasına yönelik olarak vermiş olduğumuz bu önergenin sizler tarafından kabul edileceğini umut ediyorum, bu iyi niyetimi koruyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)