Konu:ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:77
Tarih:13/03/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünkü yasama görüşmesi ve önceki yasama görüşmelerinde Sayın Enerji Bakanının, vermiş olduğumuz gensoru üzerine, benim olmadığım bir ortamda, gıyabımda yine ağır sözleri olmuştur. Şimdi, bu gensoru konusunu size en açık lisanla anlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, önce sonucundan başlayayım. İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü şirketlerin ihale alması konumuz. Öncelikle bunun meşruiyetini anlatmak istiyorum. İhaleye fesat karıştırmış şirketlere yeni ihaleler verilmesine bir vicdani problem olarak bakın, ondan sonra hukuk kısmına geçelim.

Değerli arkadaşlar, Kamu İhale Kanunu'nun 59'uncu maddesi şunu söylemektedir: "Bu Kanun kapsamında yapılan ihalelerden dolayı haklarında birinci fıkra gereğince ceza kovuşturması yapılarak kamu davası açılmasına karar verilenler ve 58'inci maddenin ikinci fıkrasında sayılanlarla birlikte bu Kanun kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılamazlar." Şimdi, 2005 yılında bu şirketlerin ortakları hakkında dava açılıyor, şahıslar hakkında dava açılıyor. Peki, bu yasaklama kararı verilmiş mi?

Değerli arkadaşlar, bu yasaklama kararı verilmemiş, mahkeme kararında yok, savcılık iddianamesinde yok. İdare böyle bir kararı vermemiş, yasaklama kararı verilmemiş, kanunun açık hükmüne rağmen yasaklama kararı verilmemiş. Ve daha  sonra bu şirket, 2008 yılında, Enerji Bakanlığında ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanan şirket, Enerji Bakanlığının ihalesine girmiş. Ve diğer şirketler şikâyet etmişler, demişler ki: "Bu şirket ihaleye giremez." 2008'in başında yapılan bir ihaleden bahsediyorum. "Bu şirket ihaleye giremez." diye şirketlerin şikâyeti var. İlk, Kamu İhale Kurulu inceliyor. Zaten Sayın Bakanın savunmasını dayandırdığı olay bu Kamu İhale Kurulu kararına ve buna ilişkin Danıştay kararına dayanıyor. Peki, burada ne oluyor? Tam bu Kamu İhale Kurulu kararı onaylanmadan önce, şirketin ihalesi yapıldıktan hemen sonra şirketin durumunu düzenleyen bir tebliğ hükmü var. Bu tebliğ hükmü 15/5/2008 tarihinde yani karardan bir ay önce değiştiriliyor. Ne yapılıyor bu şeyde? Daha önceki hükme göre diyor ki: "Sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olmamakla birlikte idare ve temsile yetkili yönetim kurulu üyesi veya müdürü olması koşuluyla sermaye şirketi yasaklanır." Yani bu tebliğ hükmüne göre bu şirketin yasaklanması gerekiyor. Bu tebliğ ne zaman değiştiriliyor? Kurul kararından hemen önce. Dava ne zaman açılmıştı? 2005 yılında. 2005 yılından 2008 yılına kadar bu tebliğ hükmü ortada. Tam karardan önce tebliğin şirketin durumunu düzenleyen kısmı tebliğden kesilip atılıyor. Yani, sermayesinin yarısından fazlasına sahip olmamakla birlikte temsil ve ilzama bağlı olması kısmı yani şirketin ortaklarının durumunu anlatan kısmı tebliğden kesilip atılıyor ama kanunda hâlâ duruyor, 59'uncu maddede hâlâ duruyor. Eğer bu karar zamanında verilmiş olsa ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanan bu şirketler bir daha ihaleye giremeyecek.

Benim söylediğim şu: Ortada bir hukuk cinayeti var. Savcılık var, mahkeme var, Enerji Bakanlığı var ama en üzücüsü, en kötüsü Kamu İhale Kurulu var ortada. Kamu İhale Kurumu da kararını verirken utangaç bir karar veriyor diyor ki: "Daha önce bu tebliğ yürürlükteydi ama tebliğ değiştirildiği için artık yapacak bir şeyimiz yok ve biz bu kararı vermek zorundayız." Şimdi, Sayın Bakan çıkmış diyor ki: "Bu şahıslar hakkında ihaleden yasaklama kararı var. Şimdi, ya Sayın Bakan bilmiyor -o zaman şimdi öğrensin- eğer de biliniyorsa, yanıltıcı bilgi veriyorsa kamu ihale kararından okuyorum, diyor ki: "Gelen cevabi yazıda Fernas İnşaat Limited Şirketi, Ferhat Nasıroğlu, Engin Nasıroğlu ve Yaşar Giregiz hakkında kurum kayıtlarında herhangi bir yasaklılık kaydına rastlanılmadı." Siz "Yasaklılık var." diyorsunuz, Kamu İhale Kurumunun konuya ilişkin kararında "Yasaklılık yok." diyor. "Muzaffer Nasıroğlu hakkında da yasaklama kararı yok, dava var." diyor. Şimdi, Sayın Bakan buraya çıkıp yasaklılık varmış gibi konuşunca bütün sonuç altüst oluyor.

Değerli arkadaşlar, olayın başına dönüp baktığınızda -anlattığım bütün belgeler burada, isteyen her milletvekiline verebilirim bunu- bu şirketler bugün, ihalelere giriyor ve milyarlarca dolar ihale alıyorlar. Sadece bu sebeplerden değil, mesela bu şirket ortaklarının, bu karardan sonra bile yasaklı olması gereken şirket ortaklarının ihaleye girdiği ve ihalelerde fesat karıştırmaktan yargılandığı başka davalar var. Şimdi, temsile ve ilzama yetkili olması tartışmasına bile girmiyorum. Zaten temsil ettiği için ihaleye fesat karıştırmaktan bu şirketler yargılanıyor. Ama siz, biz bunları anlatacağımız zaman hep beraber üzerimize saldırdığınızda bu olay kapanmıyor. Bunun hep beraber üzerine gitmeliyiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)