Konu:TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA 13 ARALIK 1993 TARİHLİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ ARASINDA ANTALYA İLİNİN KEMER İLÇESİNDEKİ TAŞINMAZIN KAZAKİSTAN CUMHURİYETİNE KULLANDIRILMASINA İLİŞKİN PROTOKOLE DEĞİŞİKLİKLERİN VE EKLEMELERİN YAPILMASINA DAİR PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN (S. S: 413)
Yasama Yılı:3
Birleşim:76
Tarih:12/03/2013


TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA 13 ARALIK 1993 TARİHLİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ ARASINDA ANTALYA İLİNİN KEMER İLÇESİNDEKİ TAŞINMAZIN KAZAKİSTAN CUMHURİYETİNE KULLANDIRILMASINA İLİŞKİN PROTOKOLE DEĞİŞİKLİKLERİN VE EKLEMELERİN YAPILMASINA DAİR PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN (S. S: 413)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, ben "söz istiyorum" deyince, birdenbire afalladınız.

BAŞKAN - Burada isminiz yok.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, ismim yok da?

Şimdi, oraya önce bazıları isimlerini kaydediyorlar. Biz Genel Kurul salonunda değilsek konuşmuyorlar, eğer Genel Kurul salonunda isek istiyorlar, geliyorlar "Bu kanun çok güzel olmuş, teşekkür ederiz." deyip geçiyorlar. Burada en büyük hileyi de sizin Başkanlık Divanı yapıyor.

BAŞKAN - Ne hilesi efendim!

KAMER GENÇ (Devamla) - Hile, hile? Bu hile.

BAŞKAN - Bir saniye efendim? Ne hilesi, söyler misiniz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Söz isteyen adam?

Bakın, İç Tüzük'ü aç oku.

BAŞKAN - Sayın Genç, bir dakika, söyler misiniz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Neyse, benim süremi kesme, ondan sonra...

BAŞKAN - Söz istediniz verdik. Hile diye bir şey yok. Sözünüzü geri alın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın milletvekilleri, İç Tüzük açık, diyor ki: Her maddede her konuya başlarken o konuda söz isteyenler Başkanlık tarafından okunur, ha ondan sonra onlar söz almazlarsa ötekisi söz ister. Ama siz AKP Grubu maalesef bizim burada konuşmamızı engelledikleri için? Neyse önemli değil zaten, biz yine fırsat bulup konuşuyoruz.

Şimdi, bakın, arkadaşlar, burada çok önemli bir konu var: Şimdi, burada, hangi iktidar zamanında olursa olsun, devletin en kıymetli arazileri tahsis edilmiş Kazakistan'a. Yalnız, tabii 1990'ları siz hatırlamazsınız. Sovyet Rusya'nın çökmesi sonucu, işte, Türki devletler kurulunca, Türki devletlerde çok ciddi sıkıntı vardı, işte, Azerbaycan'da, Kazakistan'da, Türkmenistan'da, o insanlara Türkiye Cumhuriyeti devleti el uzattı. Ve yani biliyorsunuz, Ermenistan, işte, Azerbaycan'ın çok önemli alanlarını işgal etti. Onun üzerine Türkiye bunlara büyük bir destek verdi, bunlara silah desteği verdi. Hatta ben o tarihleri hatırlıyorum, Türkiye'ye gelen o ülkelerin bazı bakanları en iyi şekilde burada ağırlandı. Hatta yani doğrusunu söylerseniz, yani o insanların doğru dürüst kıyafetleri de yoktu. Türkiye Cumhuriyeti devleti onlara çok büyük destek verdi onların kalkınması için.

Şimdi, tabii, bu devletler, gerçekten, doğal kaynaklarıyla, petrolüyle, doğal gazlarıyla çok da güçlendi ama o zaman Sovyetler Birliği'nin parçalanması sonunda ortaya çıkan o kadroda, devleti yöneten o kadroda büyük sıkıntılar vardı. Dolayısıyla, işte, 1993 yılında da, o zaman biliyorsunuz SHP ve Doğru Yol koalisyonu vardı başta da. Süleyman Demirel önce Başbakandı, Özal Cumhurbaşkanıydı. Çok ciddi yardımlar yapıldı bunlara. Dolayısıyla, Kazakistan da önemli bir dostumuzdu ve onun, oradan gelen insanların, Türkiye'de, daha böyle? Tabii, çok zor şartlarda bağımsızlığını kazanmış bir devlet olduğu için onlara Türkiye'de bazı kaynaklar aktarıldı. Bunun başında da, işte, Antalya'daki bu arazi verildi. Ancak, bu arazi? Yani o zaman Kazakistan'ın devleti yöneten insanları, işte, devlet başkanları sık sık geliyorlardı. Türkiye'de barınmaları için böyle bir tahsis yapıldı. O zaman Türki devletlere karşı Türkiye Cumhuriyeti böyle yardım elini uzatarak, onlara yakınlık göstererek o insanların gönülleri fethedilmeye çalışıldı. Ancak, sonra tabii ki bu ülkedeki insanlar, hakikaten, ekonomik yönlerden de geliştiler ve gelişmelerinin sonucunda da yani artık Türkiye'nin büyük yardımlarına da pek ihtiyaçları kalmadı. Ama şimdi bu olayda anlaşılıyor ki burada başlangıçta bir arazi tahsis edilmiş, 44.370 metrekarelik bir alan ama sonradan buraya birtakım şirketler gelmiş, bunlarla ortak olmuş, bu araziyi 22 bin metrekare genişletmişler. Şimdi, burada yapılması gereken şey? Aslında gelen rapor yanlış. O 93 yılındaki protokol neydi, ne zaman ne değişti; o belirtilmemiştir.

Şimdi, burada, en son gelen şeyde, AKP iktidara gelince? AKP'nin başındaki Tayyip Bey bu Rixos otelleriyle çok yakın ilişki içinde, bütün tatillerini onların otellerinde geçiriyor, bütün aile efradıyla gidiyor, hakikaten, işte, para ödeniyor mu, ödenmiyor mu, ne ödeniyor? Öyle olunca, bu haksız yapılan, devletin 44 bin metrekarelik alanını 67 bin metrekareye çıkaran bu suistimal olunca? Aslında bizim buradaki görevimiz bunları affetmek değil, bunların yasaya aykırı olan kısımlarını yıkmamız lazım. Ama, tabii, böyle bir fiilî durum çıkmış, bu fiilî durumdan da Tayyip Bey çok yararlandığı için bunu affetmek için size talimat vermiş, siz de getirip bunu affediyorsunuz. Buradaki sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Benim karşı olduğum şey bu. Mademki böyle bir sıkıntı yaratılmıştır, burada af müessesesi olmaktan çıkmalı Türkiye Büyük Millet Meclisi. Tabii, zaman da çok az olduğu için bunları vurgulayamıyoruz.

Teşekkür ederim.