Konu:Elektrik Piyasası Kanunu Ve Türkiye Radyo-televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:07/03/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı'nın 24'üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle Mecliste hâlen çalışmakta olan, görev yapan ilgili arkadaşlarımızı, kadın milletvekillerimizi ve tüm kadınları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle kutluyorum. (CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Keşke ülkemizde stratejik ürün ve hizmetlerin konularıyla ilgili sorumlu mevkilerde hep kadınlar olsa, geleceğimizle ilgili kararları hep kadınlar verse çok daha barışçıl, duyarlı, sorumlu, ilkeli bir gelecek planlardık diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, stratejik ürünlerin içinde en çok ilgilenilen konu enerji politikalarıdır. AKP hükûmetleri döneminde değişen enerji, strateji ve politikaları diğer stratejik ürünler olan temiz su ve gıda konularını sıkıntıya soktuğu gibi çözüm de getirememektedir. Tüm konularda tıkanıklığın temel sebebi politik yaklaşımlardır. Bu düzenleme enerji sektöründeki pastanın dağılımının günümüz koşullarına uyarlanması ve piyasalaştırılmasıdır. Bu tasarı, daha önce çıkartılmış olan elektrik, doğal gaz, kömür, petrol ve LPG yasalarıyla EPDK gibi düzenlemelerin yetersizliğinin de bir çeşit itirafıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kaynakları bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. Çağdaş küresel enerji politikalarına uygun olarak, kalan hidroelektrik potansiyelinin iyi değerlendirilmesi ve doğru adımların atılması gerekir. Yenilenebilir enerji kaynakları, 2000 yılı rakamlarıyla küresel enerji talebinin yalnızca yüzde 1'ini karşılarken bu rakamın 2025 yılında yüzde 6'ya, 2050'de yüzde 12'ye ulaşacağı öngörülmektedir.

Bu çerçevede, önergemize konu olan 24'üncü madde, inşa edilecek hidroelektrik santrallerinin su tutma alanında kalan demiryollarının güzergâhlarının, kamulaştırma bedeli karşılığında değiştirilmesini içermektedir. Ancak, bu tek başına hiçbir anlam taşımamaktadır. Enerji politikaları, sadece ekonomiye hizmet etmekle kalmamalı, çevreye ve gelecek kuşakların haklarına da sahip çıkmalı, Allah'ın bahşettiği doğa korunmalı, sosyoekonomik ve demokratik yapı etkileri de değerlendirilmelidir.

Kamu varlıklarının yanı sıra tarım ve orman arazileri ile tarihî ve kültürel zenginlikleri ve yaşam biçimi üzerindeki etki, yerel ve bölgesel ölçekte gözetilmelidir. Demiryolu güzergâhı gibi tarihî ve kültürel varlıkların, kara yollarının taşınabilirliği alternatifi de değerlendirilmelidir. Bu hassasiyetlere yalnız hidroelektrik santralleri için değil, rüzgâr, güneş, jeotermal ve kömüre dayalı termik santraller konusunda da ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi hâlde, doğanın dengesi bozulacak, stratejik ürünlerden temiz su ve gıda sıkıntıları yaşanacaktır. Bunun için de en başta doğaya ve insana saygı duyan bir zihniyete ve hükûmete ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir düzenleme, telafisi mümkün olmayan her türlü doğa ve çevre tahribatının yasal güvence altına alınması demektir. Ne yazık ki mesele kalkınma olunca, gerisi teferruat oluyor.

Dağıtım kanallarının iyileştirilmesi ve tasarruf bilincinin geliştirilmesi olmazsa olmazdır. TRT payı hariç? TRT payı, sanayicinin yükü; kayıp-kaçak da tüketicinin yükü olmaya devam etmektedir. Bu işin külfeti doğaya ve insana, nimeti ise rantçılara ve yandaşlara düşecektir.

Bu duygularla, önergemizin kabulünü diliyor, doğaya ve insana saygıya davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)