Konu:ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:07/03/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunun, başından beri bu kanunun vahşi kapitalist sistemin bir parçası olduğunu ve uluslararası finans kapitalin ülkemizi işgal kanunu olduğunu anlatmaya çalıştık. Şimdi bunu yine somut bir madde üzerinden, 18'inci madde üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, bu ülkenin "Türkiye Elektrik Kurumu" diye bir kurumu vardı. Bu Türkiye Elektrik Kurumunu finans kapitalin talimatları çerçevesinde "tekelci bir yapıdır" diye önce üçe böldüler. Bu üçe bölmenin sebebi, üretim, iletim ve dağıtımın tek bir kamunun elinde bulunmasının rekabeti bozduğu gerekçesiydi. TEDAŞ, TEİAŞ, TETAŞ ve EÜAŞ olmak üzere şirketler bölündü. EÜAŞ üretimde, TEİAŞ iletimde, TETAŞ ise bir Düyun-ı Umumiye kurumu olarak daha önce yapılmış yolsuzlukların finans kalesi olarak kuruldu, bir de TEDAŞ şirketi kuruldu. Önce dağıtım şirketleri özelleştirildi.

Peki, TEK bölünürken ne denilmişti? "Bu tek bir yapıdır, tekelci bir yapıdır, yatay, bütünleşik bir yapıdır, rekabet yoktur." diye bölünmüştü. Kanunda şöyle bir hüküm vardı, diyordu ki bu özelleştirme sırasında, bu bölünmenin mantığı içerisinde: "Elektrik dağıtım şirketi özelleştirmelerinde Türkiye'nin toplam elektrik dağıtımının yüzde 20'sinden fazlası bir şirketin eline geçemez." diye hüküm vardı. Bu "yüzde 20'sinin, eline geçemez" mantığı o özelleştirme kısmındaki tekelci yapıyı bozmak üzere kurulmuştu. Şimdi, getirilen bu kanun maddesiyle önce yüzde 30 düşünüldü, şimdi bu sınırlandırma da kaldırıldı. Siz şimdi diyeceksiniz ki: "Acaba bu sınırlandırmanın kaldırılmasının mantığı nedir?"

Değerli arkadaşlar, bir tane enerji şirketi var. Bu enerji şirketi Çoruh Elektrik, Fırat Elektrik ve Trakya Elektrik'i satın aldı. Toplam piyasanın yüzde 7,46'sıdır bu şirketin büyüğü. Vangölü ve Boğaziçi Şirketini de satın aldı ve onay bekliyor. Bu iki şirketin toplam büyüklüğü de 14,56'dır. Yani bir şirket toplam elektrik dağıtım piyasasının ne kadarını ele geçirmiş oldu? Yüzde 21'ini. Şimdi aynı şirket AYEDAŞ ve Toroslar'a da teklif verdi. Bu iki şirketin de toplamı yaklaşık yüzde 17. Yani tek bir şirket bu ülkenin toplam elektrik dağıtımının yüzde 37'sine hâkim olmak üzere. Şimdi, peki, biz dönüyoruz, bu şirket nasıl bir şirket? Bu şirketin yönetim kurulu başkanı bir enerji yolsuzluğunda rüşvet suçundan hüküm giymiştir değerli arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yok artık.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Rüşvet suçundan hüküm giymiştir, bunu Sayın Bakan da bilmektedir. Şimdi, biz kamunun varlığını, halkın varlığını, TEK'i üçe bölüp, paramparça edip satarken ne dedik? Rekabetçi yapılar ortaya koyacağız, hizmet kalitesi artacak ve fiyatlar düşecek, değil mi? Şimdi, düşünün ki bir şirkete, Türkiye'nin elektrik dağıtımının yüzde 37'sini tek ele vermiş durumdasınız. Bu şirketi finanse eden de uluslararası finans şirketleri.

Bu özelleştirmelerde yapılanlar burada bitmiyor değerli arkadaşlar. TEDAŞ özelleştirmelerinin ne anlama geldiğini önümüzdeki dönemde nesiller anlayacaklar değerli arkadaşlar ve buna, çıkardığınız kanunlarla ne yazık ki iktidar partisi sebep olmuş olacak.

Değerli arkadaşlar, demin Emre kardeşim çıktı burada cami elektriğinden bahsetti. Ben size bir olayı anlatmak istiyorum. Bir şirket var, özelleştirmeden bir dağıtım şirketini almış. Bu özelleştirmeden dağıtım şirketini alan bu firma, sokak elektriğinin, camilerin, okulların parasını hazineden tahsil ediyor çünkü bunlar kamusal alan olduğu için hazine bunların parasını ödüyor ve cami elektriğine, sokak elektriğine, okul elektriğine çift saat takarak buralarda dolandırıcılıklar yaptığına yönelik iddialara ilişkin bir iddianame düzenleniyor ve bu iddianame, bu rapor cumhuriyet başsavcılığına iletiliyor. Ben bu raporu ısrarla Enerji Bakanlığının ilgili genel müdürlüğünden anayasal hakkım gereği istiyorum ve bu raporu vermiyor.

Peki, bu şirket hangi şirket? Sizler çok üzülebilirsiniz, kırılabilirsiniz ama bu şirket, Sayın Genel Başkanınızın damadının yönettiği şirket değerli arkadaşlar. Eğer bu Cumhuriyet Halk Partisi adına olmuş olsaydı, bizim Genel Başkanımızın damadının yönettiği şirket nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor olsaydı bu Cumhuriyet Halk Partisi o Genel Başkanı bir gün tutmazdı. Bu yüzden bunun adı "Cumhuriyet Halk Partisi"dir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi bu gerçeği öğrendiniz, şimdi bu gerçekle yüzleşin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)