Konu:Elektrik Piyasası Kanunu Ve Türkiye Radyo-televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:07/03/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 426 sıra sayılı kanunun 15'inci maddesindeki önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yasa elbette birçok açıdan değerlendirilebilir, birçok açıdan eleştirilebilir. Gerçekten de eleştirilebilecek çok yanı var ve iki gündür yasayı konuşuyoruz, komisyonlarda da konuşuyoruz, genel değerlendirmelerde de bulundu arkadaşlarım. Ben, mümkün olduğu kadar maddenin özüne ilişkin ve maddeye ilişkin değerlendirme yapmak istiyorum. Özellikle bana ayrılmış olan bu beş dakikada düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

Bu madde sorunlu bir maddedir yani yasanın birçok maddesi sorunludur belki ama özellikle denetimi düzenleyen bu maddenin çok sorunlu olduğunu düşünüyorum iki sebepten dolayı: Birincisi, kamusal bir yetkinin, bir denetim yetkisinin özel sektöre devredilmesini öngörmektedir. İkincisi, bu denetimin maliyetini de denetlenene yüklemektedir. Yani, hangi açıdan bakarsanız bakın sorunlu.

Sondan başlayacak olursak, bir kamusal yetkinin, bir denetim yetkisinin, bir kanunun uygulanmasından doğan bir yetkinin masraflarının yani bu denetimin gerçekleştirilmesinin masraflarının denetlenen kesimlere, o kanundan etkilenecek denetlenen kesimlere yükleniyor olması, esasen, ne bizim kamu geleneğimize uygundur ne de bizim hukuk sistemimize uygudur. Bir yasanın uygulanmasının ortaya çıkabilecek sonuçlarının tazmin edilmesi ayrı bir şeydir, bir yasanın uygulanmasının sonuçlarının denetlenmekle ilgili masraflarının denetlenene aktarılması ayrı bir şeydir. Örneğin, bir İmar Yasası düzenlemesi var, imara aykırı bir yapı var, bu yapıyı yıktırıyorsunuz, eski duruma getiriyorsunuz ve o işlemi yapan kişiden bunun maliyetini tahsil ediyorsunuz, bu, ayrı bir şeydir ama orada, o İmar Kanunu'nun uygulanmasıyla ilgili olarak bir yasal düzenlemeyi uygulamakla yükümlü olan kişilerin, örneğin maaşlarını, örneğin yol paralarını tutup da o denetlenenden almaya kalkışmak ise apayrı bir şeydir. Dolayısıyla, bu, bizim hukuk sistemimizde yer almayan bir durumdur, bizim geleneklerimize de uygun değildir o yüzden buna şiddetle karşı çıkıyoruz.

Ancak bu yasadaki, bu maddedeki asıl önemli sıkıntı kamusal hizmetin, hatta saf kamusal hizmetin kamudan alınarak -ki denetleme yetkisidir bu- özel sektöre devredilmesidir. Şimdi, özel sektörün elektrik piyasasındaki, özellikle enerji piyasasındaki yeri son derece yenidir. Dolayısıyla, çok tecrübeli olduğunu söyleyemeyiz, çok ciddi bilgi birikiminin olduğunu söyleyemeyiz. Bu alan, aslında, kamunun var olduğu, yıllardan beri var olduğu, deneyim ve tecrübe biriktirdiği bir alandır. Dolayısıyla, özel sektörün bu konuda herhangi bir bilgi ve birikiminin çok fazla olmadığını düşünecek olursak, onların denetim konusunda yetkilendirilmesi ve bununla ilgili raporlar düzenlemesi konusunda onlardan hizmet alınmasının hem uygun olmadığını düşünüyoruz hem de bunun birtakım suistimallere yol açabileceğini düşünüyoruz.

Daha da önemlisi, bu düzenleme, aslında, Anayasa'ya aykırıdır. Aslında, bununla ilgili 5346 sayılı Yasa'nın ilgili hükmü 2012 yılı Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bakın, sayın milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi "?gerektiğinde masrafları ilgililere ait olmak üzere, EPDK tarafından yetkilendirilecek denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak EPDK tarafından yaptırılır." hükmünü iptal edildi. Şimdi, Anayasa Mahkemesi bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor. Yani, bir kamusal hizmetin, bir yasanın uygulanmasından doğan denetim yetkisinin kamudan alınarak özel sektöre verilmesini Anayasa Mahkemesi Anayasa'ya aykırı buluyor. Hâl böyleyken şu anda konuştuğumuz maddenin ilgili hükmü de aynı buna bağlı, aynı bu çerçevede hükümler getiriyor. Dolayısıyla, burada Anayasa'ya aykırılık çok açık ve nettir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin -daha üzerinden altı ay geçmeden- sekiz ay geçmeden iptal ettiği bir hükmü yeniden buraya getirmek ve yeniden tartışmak, Anayasa'yı yokmuş gibi kabul etmek ya Anayasa'ya saygısızlıktır ya anayasal düzene saygısızlıktır, Anayasa ile kurulmuş olan çerçeveye saygısızlıktır ya da özensiz bir biçimde hazırlanmıştır. Yani, ilgili hükmü buraya koyanlar, bu çerçevede bir değerlendirme yapanlar bunu görememişlerdir diye düşünüyorum.

Bu özelliğiyle, yasanın bu maddesinin bu hükümleri Anayasa'ya aykırıdır, Türkiye'nin geleneklerine aykırıdır, hukuk sistemine aykırıdır. Dolayısıyla, bu maddelerin yasa metninden çıkarılması gerekir.

Bu çerçevede hazırlanan önergemize destek talep ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)