Konu:ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:07/03/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE TÜRKİYE RADYO-TELEVİZYON KURUMU GELİRLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdiye kadar biz ülkemizde hep bir siyasal rejim değişikliği endişesinden bahsettik ama bu ülkenin ekonomik rejim değişikliği endişesi gibi bir endişesi vardır. Bu ekonomik rejim değişikliği vahşi kapitalizme giden süreçtir ve vahşi kapitalizme giden süreç de işte bu kanunlarla çıkarılmaktadır.

Şimdi görüşeceğimiz kanun maddesinde bir maddeyi okuyorum, diyor ki: "TEİAŞ'ın yeterli finansmanı olmaması veya zamanında yatırım planlaması yapılamaması durumlarında, söz konusu yatırımlar, bu tesise bağlantı talebinde bulunan tüzel kişi veya kişilerce müştereken yapılabilir veya finanse edilebilir." Ne demek istiyor? Dağın başında bir baraj kurulmuş, termik santral kurulmuş, bunun iletim sistemine bağlantısı özel sektör tarafından yapılabilir diyor. Masum görünüyor değil mi? İşte, bu, kötü niyetli Hükûmetin masum olmayan yasalarından biridir değerli milletvekilleri.

Bu yatırımın normalde kimin tarafından yapılması gerekiyordu? Kamu tarafından yapılması gerekiyordu. Kime yaptırıyorlar? Özel sektöre yaptırıyorlar. Kamu yapsaydı ne olacaktı? Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılacaktı. Özel sektör neye göre yapıyor? Hemen hemen hiçbir şeye göre yapmıyor. Tıpkı vampire sarımsak gösterdiğinizde kaçtığı gibi, hırsıza Kamu İhale Kanunu gösterdiğinizde kaçar değerli milletvekilleri.

Peki, bu maddeye niye ihtiyaç duyuldu? 2003 yılından 2010 yılına kadar 427 milyon liralık bağlantı işleri Kamu İhale Kanunu'na tabi olmaksızın özel sektöre yaptırıldı. Peki, özel sektöre yaptırıldığında ne oldu? İşte, tamamı Bakan tarafından onaylanmış teftiş kurulu raporları. Bir barajda 20 milyon liraya bitirileceği iddiası bulunan bir işin 85 milyon liraya bitirildiğine yönelik bir teftiş kurulu raporu ve teftiş kurulu raporu bunu tespit ettikten sonra ne diyor: "İlgili tarafların yazılı olarak uyarılması." 20 milyon liraya bitecek bir işin 85 milyon liraya yasaya ve hukuka aykırı olarak Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında yaptırılması karşılığında "yasaya aykırılık" diyor. Peki, Enerji Bakanlığı bu durumda ne yapıyor? Enerji Bakanlığının Roma ordusu çıkıyor yeni bir kanun getiriyor hep getirdiği gibi; bir aklama kanunu getiriyor ve bu kanun bu maddenin orijinalini koyuyor. Yani Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılması gereken bir işin bundan sonra özel sektör tarafından kamu kaynaklarını kullanarak yapmasının önünü açıyor değerli arkadaşlar. Tıpkı kömür yolsuzluğunu akladığı gibi, bu yolsuzluk da Kamu İhale Kanunu'nun dışına çıkarılarak aklanıyor. Ve diyor ki "Satılan elektrik fiyatlarının iletim ücretleri düşecek." Ama vahşi sermayeye bir kıyak çekmekten de vazgeçmiyor. Hemen peşindeki madde ne diyor: "Üretim tesislerinin, işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle iletim sistemi sistem kullanım bedellerinden yüzde elli indirim yapılır." Fakirin elektriğinden yüzde 50 indirim yapmak aklımıza gelmiyor ama sermayenin yaptığı elektrik üretimi tesislerinin hepsinde yüzde 50 üretim tesis teşvik maddesi olarak yapıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, bundan sonra neler oluyor değerli arkadaşlar? Bundan sonra yeni bir inceleme başlatılıyor bu konuyla alakalı ve bu inceleme sırasında Enerji Bakanlığının yönetim kalitesine yönelik çok önemli tespitleri var müfettişin. İki daire birbirine giriyor; APK Dairesi ile Tesisler Dairesi. Tesisler Dairesinin APK Dairesine yazısını teftiş raporundan okuyorum, diyor ki: "APK Dairesi Başkanlığı, bağlantı anlaşması ve eki sözleşmesi gereğince neyi ne ile çarparak nasıl sonuç elde etmek istiyorsa ek 4'teki tabloyu kullansın." Böyle devlet yönetilmez, böyle rezalet olmaz. Teftiş Kurulu raporuna geçen, "Neyi istiyorsan onunla çarp, istediğin sonucu bul." diye bir yazı yazılmaz. Böyle bir devlet yönetimi olmaz arkadaşlar.

Sonra, bu müfettişler bir rapor yazıyorlar, "Burada önemli suçlar var." diyorlar, "Kamu İhale Kanunu'nun kapsamı dışına çıkılarak 400 trilyon para harcanmış." diyorlar. Sayın Bakanın hoşuna gitmiyor. Sayın Bakan alıyor, diğer müfettiş grubuna veriyor. Sayın Bakanın verdiği diğer müfettiş grubu aynı tespitleri yapıyor. Aynı tespitleri yaptıktan sonra "Burada hiçbir suç yoktur." diyor. Yani devletin parasını yasaya uygun olarak harcaması gerekenler yasanın tamamen kapsamı dışında özel sektöre fahiş fiyatlarla iş yaptırıyor, suç yok. Öbür tarafta İzmir Belediyesi 100 tane, 200 tane sandviç gönderiyor, 60 yaşındaki kadın altı ay hapiste tutuluyor. Böyle hukuk düzeni olmaz, böyle zulüm olmaz. Şimdi bunu öğrendiniz, bunun vicdani hesabıyla yaşayın.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)