Konu:ERZİNCAN'IN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 95'İNCİ YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
Yasama Yılı:3
Birleşim:64
Tarih:12/02/2013


ERZİNCAN'IN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 95'İNCİ YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUHARREM IŞIK (Erzincan) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Erzincan'ın kurtuluşunun 95'inci yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Erzincan 13 Şubat 1918 tarihinde, Tercan ilçemiz ise 17 Şubat 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarıldı. Öncelikle, tüm hemşehrilerimin kurtuluş yıl dönümlerini kutluyorum. Şehit olanları saygıyla anıyorum ve bu mücadeleye katılan, fedakârca savaşanlara da sağlıklı günler temenni ediyorum.

Tabii, Erzincan'ımızın kurtuluşuyla ilgili sayın vekilimiz güzel şeyler anlattılar, kendisine teşekkür ediyorum.

Erzincan'ımızın içinde bir Halit Paşa Caddesi vardır. Bu cadde Erzincan'ın en uzun caddelerinden bir tanesidir. Halit Paşa Caddesi, namıdiğer "Deli Halit Paşa"nın ismi verilmiş bir caddedir. Deli Halit Paşa, o zamanki Dersim'de olan komutan. Erzincan'ın kurtuluşunda en büyük mücadeleyi verenlerden bir tanesi de Halit Paşa ile sırası geldiği zaman burada şey yaptığımız Seyit Rıza'dır. Seyit Rıza'yla birlikte Erzincan'ın Handesi köyünden Erzincan'a girerek -ki o zaman Fırat buz tutmuş bir şekilde, oradan geçerek- düşman işgalinden kurtulması için mücadele vermişlerdir.

Tabii, buraya çıktığımız zaman Erzincan'ın kurtuluşunu her zaman saygıyla karşılıyoruz, burada mücadele eden insanları her zaman başımızın üstünde taç ediyoruz ama Erzincan'ımıza baktığımız zaman, 2004'ten bu tarafa nüfusta 102 bin kayıp olmuş, azalma olmuş. Hadi bunların 20 binini öldü farz edelim, nüfusumuzda 80 bin azalma var. Bu azalmanın, tabii, sebebinin araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Tabii, Erzincan halkının buradaki iş kaybına, tarımda olan düşmelere, çiftçilikte olan düşmelere bakmamız lazım. Erzincan yavaş yavaş, kendi kendine yok oluyor. Kurtuluşta, depremde o kadar acı çeken, o kadar fedakâr insanlar, buraya geldikleri zaman Erzincan'ı yavaş yavaş terk etmeye başlıyorlar.

Tabii, firmalarda olan çeşitli durumlar Erzincan halkını üzmeye başladı. Erzincan halkı acılarla kavrulurken, bir yandan da oluşan olaylardan dolayı üzülüyorlar. Düşünebiliyor musunuz, bir fabrika Erzincan'ı dize getirebiliyor. Bütün firmaları tehdit ederek, Erzincan'da, artık, deprem bölgesi olan bir yerde neler yapıldığını şu anda anlatacaktım ama onlara sonra geleceğim.

Şimdi, ben bugün asıl, Erzincan konusu gelmişken, başka bir konuya değineceğim.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta nişanlanan bir hemşehrimiz, Yaşar Karaağaç Üsteğmen, nişandan sonra, cuma günü birliğine, Diyarbakır'ın Hani ilçesine dönüyor. Buraya döndüğü zaman, orduevine gidip odasına giriyor ve odasında intihar ettiği söyleniyor. Kafasına iki kurşun sıkarak intihar ettiği söyleniyor, tam şakağına. Tabii, buradaki işin ciddiyetine bakın ki iki gün sonra haberleri oluyor bu intihardan. Biz, bununla ilgili, sürekli olarak, bir araştırma yapılmasının gerektiğini söylüyoruz çünkü, daha önce, bakıyoruz, Erdal Aksünger arkadaşımız, Vahap Seçer arkadaşımız, Ali Özgündüz, Nurettin Demir, Lütfü Türkkan ve Nursel Aydoğan arkadaşlarımız askerdeki intiharlarla ilgili Meclis araştırması açılmasını söylüyorlar ama bir türlü ciddiye alıp da bunu getirip burada araştırmıyoruz.

Ben bir soru önergesi verdim. Soru önergesinde demişim ki: "İntihar eden erbaşlar hangi illerin nüfusuna kayıtlıdır? Nüfusa kayıtlı oldukları köylerin isimleri nedir? Psikolojik rahatsızlıkları var mıdır? Psikolojik tedavi görmüşler midir? İntihar şekilleri nasıl olmuştur? İntihar süsü verilerek öldürülen kimse var mıdır? Bulunduğu yerde herhangi bir sebepten dolayı baskı görmüş müdür? Bunu araştırdınız mı? Kayıtlarınızda veya duyumlarınızda doğulu olan veya mezhepçilik yapılan  birisi var mıdır? Güneydoğulu veya doğulu olan birisi var mıdır?" diye sormuşum, alkol ve uyuşturucuyu da sormuşum, bana verilen cevap: "Vefat eden personelin etnik kimliği ve inancına ilişkin bir sınıflandırma yapılmamaktadır. Bununla ilgili araştırma yok. Yalnız alkol kullanan, uyuşturucu bağımlılığı olanlar araştırılıyor."

En son basına düşen yazılarda, baktığımız zaman, on yıl içinde 934 er intihar ediyor, 818 erin şehit olduğu söyleniyor. Son üç yılda 323 asker şehit oluyor, 230 askerin intihar ettiği söyleniyor. Yani, bu kadar önemli bir konunun gündeme alınıp da görüşülmesini -tabii, anlıyoruz yani- askere "kelle" diyen bir zihniyetten bekleyemeyiz ama içimiz yanıyor, bu kadar da olmaz deniliyor artık. Burada, baktığımız zaman, verilen soru önergelerinin, araştırma önergelerinin hiçbiri ciddiye alınmadığı gibi, verilen cevaplar da tamamen komik oluyor.

Şimdi, askerdeki zihniyet? Ben kendi adıma söyleyeyim, askere gittim, yirmi sekiz gün kısa dönem askerlik yaptım. Kapıdan içeriye girdik. Komutan gelmiş -yüzbaşı mıydı, binbaşı mıydı- aramıza, diyor ki: "Sen doğulusun, attığın kurşunla kuşu gözünden vurursun." Diyorum ki: "Ben hayatımda elime silah almamışım." Adam diyor ki: "Hayır, sen attığını vurursun." Yani, askerdeki bu zihniyet yapısının, bu düşüncelerin hepsinin araştırılması gerekiyor. Şu anda, dediğim gibi, burada -içim yandığı için, bugün, gencecik çocuk, yirmi dokuz yaşında- sebebinin araştırılmadan, yine üstünün kapatılacağını? Ama, şunu da söyleyeyim: Biz, tabii, sivil makamlardan da bir otopsi isteyeceğiz, bunun için girişimlerde bulunduk. Artık, bunu da Hükûmetin ciddiye almasını ve araştırma önergesinin bir an önce getirilmesini istiyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.