Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 4. Yasama Yılı
105. Birleşim 17 Temmuz 2021 Cumartesi

17 Temmuz 2021 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 105'inci Birleşimini açıyorum. (x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, adalet sisteminde yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve sevgili halkımız; ben en başta nerede kalmıştık diye sormak istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar) En son 17 Mart günü burada hukuksuz, siyasi bir karara karşı direniyorduk, arkadaşlarımızla beraber direniyorduk. Çok net hukuksuz bir karar vardı karşımızda ve biz de Meclisin onurunu korumak, halkın iradesini korumak için burada adalet nöbetine başlamıştık. Bizi engellemeye çalışıyorlardı ama biz kuşatıcı ve sabır dolu sloganları haykırıyorduk. "Yaşasın halkların kardeşliği!" diyorduk. "…" (x) "Direnmek yaşamaktır!" diyorduk. "…" (xx)

Şimdi, bu kelimelerin Türkçesi de Kürtçesi de çok güzeldir arkadaşlar. Ben Kürtçesini öğrendim, size de tavsiye ederim, hem öğrenin hem de yaşayın. Ben halkın vekiliyim, beni bu kararlar vekilliğimden aldı, zindana attı. Tam doksan altı gün ben Sincan 2 No.lu F Tipi Cezaevinin zindanındaydım, tecrit altındaydım ama asıl cezalandırılan halktı, ben vekilim, asıl olan halktı. O zindanda ben bu baskılara ve hukuksuzluğa yenilmedim. O zindanı ben bir "Yusuf okulu" olarak gördüm, "Medrese-i Yusufiye" olarak gördüm, bir "Yusuf okulu", bir "Yunus okulu", bir "direniş okulu" olarak gördüm. Çok makaleler yazdım orada biliyor musunuz, onlardan birinin adı "Zindanda Özgürleşmek"ti. Neden? Ben çünkü hak, hukuk ve adalet peşindeysem zindanda olsam bile özgürüm ama siz hırs, gurur, kibir ve iktidar peşinde ve mafyayla kol kolaysanız dışarıda olsanız bile zindandasınız. Bunu unutmayın.

Bakın, değerli arkadaşlar, bu tarihî bir hadisedir, tarihî bir yanlıştır ve halkın gücüyle ben tekrar geri döndüm. Şimdi, bakınız, öyle bir şey oldu ki: 90 bin kişinin oyuyla Kocaeli'den geldim ve 84 milyonun vekili oldum. Biz bu yanlışa karşı direndik, direndikçe diriliyoruz. Burada da söylemiştik: "Haklıyız, bundan dolayı güçlüyüz, bundan dolayı kazanacağız ve bundan dolayı da korkmuyorum." demiştim. İstediğiniz kadar zindanlara atın, başka şeyler yapın, sonunda kadar da bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Benim cezalandırılmamın nedeni T24'teki bir yazıydı, bir haber sitesinde herkesin gördüğü, hâlen de yayında olan bir haberi ben "retweet" ettim diye cezalandırıldım ama bakın, başkası cezalandırılmadı ve yerel mahkeme iki buçuk yıl bana ceza verdi. Akıl alacak bir karar değildi, zerre kadar hukuk varsa istinafta bozulur dedim ama o zerre de yokmuş, istinaf da onadı. Ya, herhâlde bir küçücük zerre vardır, Yargıtaya bir bakalım dedik. Yargıtayda da 1'e karşı 4 oyla onandı karar. Yargıtayın bir hâkimi -hakkını yemeyelim, 16 sayfalık bir hukuk manifestosu yazdı, müthiş bir metindir, okuyun lütfen, her okuyan hukukçu böyle söyledi- "Bu karar yanlıştır, bu kişinin hiçbir suçu yok." diyordu. O hâkim Enis Berberoğlu kararına da itiraz eden hâkimdi çünkü bu karar siyasi bir karardı, yargıyı etkileyen siyasi bir durum vardı ortada. Neden? Çünkü ben birçok ihlale karşı çıkmıştım bu Mecliste. Kürt meselesine, helikopterden atılan Kürtlere, KHK'lilere yapılan soykırıma, cezaevi ihlallerine, işkencelere, insan kaçırmalarına ve en son hepiniz biliyorsunuz, aralık ayında bir konuşma yapmıştım, çıplak aramayı anlatmıştım ve Türkiye gündemi olmuştu, iktidar tüm gücüyle bana hakaretler yağdırmıştı ama başaramamıştı. Herkes burada gelip "Çıplak aramayı ben de yaşadım." diye anlatmıştı ve sonrasında ne oldu? Aradan sadece bir ay sonra Yargıtay cezamı onadı. İki üç yılda ancak Yargıtayda sırası gelecek cezam bir yıl içinde onanıverdi. Ardından burada biz burada adalet nöbetine başladık, çıktık partimizin grup toplantı odasına, dört gün orada nöbetimize devam ettik. Ben bir sabah namazı vakti -namazını kılan bir insanım, saatimi kurdum- lavaboya gittim ve WC'den çıktım ki ne göreyim? Onlarca Meclis polisi beni kamerayla çekiyor. Ben abdest alacağım, pijamalı, terlikliyim, onlarca polis beni çekiyor. Yani ne yapıyorum?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

1