Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 2. Yasama Yılı
101. Birleşim 11 Temmuz 2019 Perşembe

11 Temmuz 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat Altaca KAYIŞOĞLU (Bursa), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101'inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Srebrenitsa soykırımının 24'üncü yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Ali Özkaya'ya aittir.

Buyurun Sayın Özkaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri ve ekranları başında bizi dinleyen, izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 11 Temmuz 2019. Yirmi dört yıl önce Avrupa'nın ortasında yaşanan bir dramı, Srebrenitsa soykırımını unutmadığımızı, insanlığın alnında kara bir leke gibi duran bu vahşeti hiçbir zaman unutmayacağımızı ve Aliya İzzetbegoviç'in şu sözlerini hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum: "Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."

Yugoslavya'nın dağılma sürecinden önce Sırpların sonra Hırvatların Bosna-Hersek'e işgal maksadıyla saldırmaları üzerine 1992-1995 yılları arasında kanlı bir savaş yaşanmıştır. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nin girişimiyle 1995'te Dayton Anlaşması yapılmış ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti Sırp, Hırvat ve Boşnak bölgelerine bölünmüştür. Kırk üç ay süren savaşta işgalciler 200-250 bin Boşnak'ı planlı ve sistemli bir şekilde katletmiş ve 100 binlerce insanı evlerinden etmiştir ancak Sırplar en büyük vahşeti ve soykırımı Birleşmiş Milletlerin güvenli bölgesi olan Srebrenitsa'da yapmışlardır. 1993'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla Srebrenitsa güvenli bölge olarak ilan edilmiş ve Birleşmiş Milletler Koruma Gücü koruması altına alınmıştır. Buna rağmen, kuşatma altında olan Srebrenitsa'ya Sırplar saldırıları üç yıl boyunca devam ettirmiştir.

11 Temmuz 1995'te Sırp kuvvetleri güvenli bölge Srebrenitsa'yı işgal etmişler ve Birleşmiş Milletler Koruma Gücünün Hollandalı askerleri Sırpların önünden çekilerek görevlerini yapmamışlardır veyahut da gizli görevlerini yapmışlardır. Sırp işgalciler, Srebrenitsa ve çevresinde İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'nın gördüğü en büyük soykırımı yapmışlardır. Sırplar, bebek, çocuk ve kadınlar dâhil 8.732 Boşnak'ı katlederek toplu mezarlara atmış, 30 bin civarında Müslüman'ı silah zoruyla evlerinden kovmuş, Türk, Boşnak, İslam eserlerini tahrip etmiş ve her çeşit vahşeti sergilemişlerdir. Bu vahşetin orta yerinde masumiyet, Bosnalı bir çocuğun katliamdan önce annesine sorduğu şu soruda saklıydı: "Çocukları küçük kurşunlarla öldürürler, değil mi anne?"

Saygıdeğer milletvekilleri, yiğit mücahit ve Srebrenitsa'nın efsane komutanı Naser Oriç Batılıların Bosna-Hersek'in parçalanmasına taraf ve Müslümanların yok edilmesine göz yumarken Türkiye gibi büyük bir gücün savaş boyunca Boşnakları desteklemesinin onur verici olduğunu vurgulamıştır. O, Sırpların Boşnakları Türk gördüğünü ve bu sebeple de yok etmeye çalıştıklarını şöyle dile getiriyor: "Türk halkının Boşnak halkıyla aynı duyguları paylaşması bizim için çok değerlidir. Biz Boşnak'ız ama Sırplar savaşta bize hep 'Türkler' diye hitap ediyordu. Kendi aralarında konuşurken de Sırplar bize 'Boşnak' değil 'Türk' diyordu." Nitekim Aliya İzzetbegoviç de "Tabuta konmuş olsa bile toprağa gömülmediği sürece Türkler en büyük güvencemizdir." demiş ve vefatından bir gün önce kendisini ziyaret eden Sayın Cumhurbaşkanımıza da "Bosna'yı sizlere emanet ediyorum." demiştir.

Türkiye olarak o gün Bosna'da olduğu gibi bugün de tüm mazlum milletlerin yanındayız. Aliya İzzetbegoviç'in "Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." sözleri de Srebrenitsa'da olduğu gibi bugün de yaşanan benzer trajedilerde sessiz kalmayacağımızı ve kalmamamız gerektiğini bize hatırlatıyor.

Yine Aliya "Bunu hiç unutma evlat, Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur." sözüyle sözde uygar Batı medeniyetinin iç yüzünü gözler önüne sermiştir.

Yalnızca Müslüman oldukları için katledilen, soykırıma maruz kalan Boşnakları Avrupa'nın orta yerine kaderine terk eden Batı medeniyetinin çifte standardı ve ikiyüzlülüğüne karşı Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman tüm mazlumların yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle, Srebrenitsa soykırımında katledilen tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum ve yine bilge lider Aliya İzzetbegoviç'in umut aşılayan şu sözleriyle sözlerime son veriyorum: "Bizi toprağa gömmeye çalıştılar fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.

1