Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 2. Yasama Yılı
27. Birleşim 06 Aralık 2018 Perşembe

6 Aralık 2018 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27'nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline söz vereceğim.

Sayın milletvekillerimizin konuşma süreleri beşer dakika.

Gündem dışı ilk söz, engellilerin sorunları hakkında söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın Kemal Bülbül'e aittir.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, kendisi de bir engelli olan çocuğumun size yazmış olduğu mektupla başlamak istiyorum:

"Değerli milletvekili ablalarım, ağabeylerim, amcalarım, teyzelerim, sayın milletvekilleri; sizlere nasıl hitap edeceğimi doğrusu kestiremiyorum. Duygusal olarak mı hitap etsem, vicdanınıza mı hitap etsem, anlayışınıza, idrakinize mi hitap etsem, bu kadar tedrisat görmüş vekillere uluslararası sözleşmeleri veya engellilerin içinde bulunduğu durumu tekrar izah etmeyi, anlatmayı doğrusu uygun bulmuyorum.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'nin altında Türkiye'yle birlikte 50 ülkenin imzasının bulunduğunu bilmektesiniz. Sözleşmenin 'Giriş' bölümünde, engelliliğin değişen ve gelişen bir kavram olduğu, bu kişilerin topluma diğer bireylerle birlikte eşit koşullarda, tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının kaynaklarını düzeltmeniz gerektiği zaten ifade edilmektedir. Bu sebeple ben 'engelli' kavramı yerine 'engellenen' kavramını kullanmayı daha uygun buluyorum. Bunun en somut kanıtlarından biri, kaldırımlarda tekerlekli sandalye rampası bulunan yerlere park edilen arabalar. Metro ve tren garlarında, üst geçitlerinde önceliği bulunan asansörlerde engellenen bizleriz.

Bir de psikolojik zorluklar var. Örneğin, disleksi problemi bulunan arkadaşların eğitim sürecinde bilinç eksikliğinden dolayı çekmek zorunda kaldıkları zorluklar sayılabilir. Bunun en iyi örneği, disleksi hastası olan Einstein'dır. Einstein'ın bir öğrenciyken öğrenme zorluğu olduğu için umutsuz bir vaka olduğundan öğretmeni tarafından okuldan atılması ve temel eğitiminin evde annesi tarafından karşılanması, engellilerin durumunu izah etmek açısından tarihî ve bilimsel bir örnektir.

Engellenen arkadaşlarımızın toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılmak ve eşit vatandaşlık konusundaki taleplerinin karşılanması gerekmektedir. Engellenenlere verilen sözler bugüne kadar tutulmamış, çoğunlukla da eşit şartlarda çalışma ortamlarına katılma yönündeki talepleri seçim malzemesi olarak kullanılmış ve insanlar ne yazık ki evlere mahkûm edilmiştir.

Engellenenlerin yaşamlarını kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeler için temel yaklaşımın sadaka kültüründen yola çıkarak değil, sosyal devlet yaklaşımı içinde ele alınması ve engellenenlerin iş ve istihdama dönük ihtiyaçlarının karşılanması da temel bir görev olarak durmaktadır."

Değerli milletvekilleri, şimdi ibretiâlemlik bir örneği vermek istiyorum. Benim çocuğum ortopedik engelli. Biz karbon ayak almak istiyoruz ama bu yönetmeliği düzenleyen kişi karbon ayağın lükse girdiği belirtmiş. Galiba bunu düzenleyenin beyni ve yüreği lükse giriyor ki… İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri olan ayak nasıl lükse girer? Göz, kulak, engellilerin engellerini aşmak için gerekli olan malzemeler, cihazlar, aparatlar nasıl olur da lükse girer? Yaradan, gözümüzü lükse girsin, ayağımızı, kolumuzu, bacağımızı, beynimizi, yüreğimizi lükse girsin diye yaratmamış ki! Böyle bir kavram yok ki! Nasıl böyle bir kavram kullanılıyor? Bunların düzeltilmesi gerekir.

Yine, geçen gün, Engelliler Konfederasyonunun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapmak istediği bir açıklamaya katıldım ben. Katılanların tamamı engelli ve çoğunluğu görme engelli, Federasyon Başkanı da görme engelli. İnanılmaz bir polis ablukası ve bir engelleme çabası… Engelliler ne yapacak da bu engelleme çabası söz konusu oluyor? Sadece bir basın metni okunacak ve ilgili birimle görüşme yapılacak değerli arkadaşlar.

Bizim, engelleri anlayabilmemiz için biraz edebiyat, biraz sanat, biraz resim, biraz bilim dünyasına girmemiz gerekiyor.

"Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan/Gözletme yolları, gel deyi yazmış./Sivrialan köyünden, bizim diyardan/Dağlar mor menevşe, gül deyi yazmış." Bu kişi görme engelli Âşık Veysel'dir ve Âşık Veysel'in hepimizin kulağına küpe olacak bir sözü vardır. Âşık Veysel der ki: "Ben kör değilim, görmüyorum."

1