Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
26. Dönem 3. Yasama Yılı
48. Birleşim 11 Ocak 2018 Perşembe

11 Ocak 2018 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İshak GAZEL (Kütahya),

----- 0 -----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 48'inci Birleşimini açıyorum.

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, KHK mağduru olan ailelerin hasta çocuklarıyla ilgili söz isteyen Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ali Aslan'a aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Aslan. (Uğultular)

Sayın milletvekilleri, konuşmacı kürsüye geldi, biraz sessiz olabilir miyiz lütfen.

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) - Sayın Başkan ve sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Uğultular)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri lütfen…

Buyurun.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) - Ve şu anda cezaevlerinde hapis hayatı yaşayan 700 bebeğimizi de selamlıyor, gözlerinden öpüyorum. Aynı şekilde, yine, tutuklu olarak yargılanan ebeveynlerini görmeyen ve bu durumdan ötürü ağır travmalar yaşayan çocukları da sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (Uğultular)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan, hiçbir şey anlaşılmıyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, konuşmacının ne dediğini gerçekten duymuyorum. Hem konuşmacıya saygı açısından hem de benim işlerimi takip edebilmem açısından lütfen biraz sessiz olalım.

Buyurun Sayın Aslan.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) - Evet, tabii selamlamayı yaptık ama arkadaşlar dinlemiyor.

BAŞKAN - Ben size ek süre vereceğim bir dakika.

Buyurun.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) - Önemli bir mesele, hepimizi ilgilendiren bir mesele ve hepimizin vicdani sorumluluğu, hukuki sorumluluğu olan bir mesele.

Bundan iki ay önce, 8 Kasımda yine bu kürsüde, yine gündem dışı söz almıştım ve bir KHK mağduru olan 14 yaşındaki Berk Görmez'in durumunu anlatmıştım. Annesinin yüzde 96 engelli raporu var, KHK'yle ihraç edildi, babası tutuklu yargılanıyor, kendisi de beş aydır yoğun bakımda âdeta ölüm döşeğinde çırpınıyordu. Ama biz buradan bunu dile getirdiğimiz hâlde maalesef çocuk için bir şey yapılmadı. Demiştik ki: "Babasıyla görüştürülsün, babaları, ebeveynleri bu durumda olan çocuklar tutuksuz yargılansın." Ama maalesef hiçbir adım atılmadı ve maalesef, geçtiğimiz cuma günü biz 14 yaşındaki Berk'i kaybettik. Berk babasını görmeden maalesef vefat etti. Sonra -bakın, size bir utanç fotoğrafı göstereceğim- babasının onun ölüsünü görmesine izin verdiler ve babası jandarma eşliğinde mezarlığa gidip çocuğunun mezarının başında maalesef bu şekilde dua etmek zorunda bırakıldı.

Sayın Başkan, sayın bakanlarım; bu, hepimizin utancıdır. Sağ olsun, Sağlık Bakanı gerekli girişimlerde bulunmuştu ama artık iş işten geçmişti. Bu durumda -dediğim gibi- 0-6 yaş arası 700 bebek şu anda cezaevlerinde ve birçok çocuk hasta, kanser olmuş durumda. Yeni Berkler ölmesin diye Hükûmetin, iktidarın buna çözüm bulma, çözüm getirme zorunluluğu vardır.

Arkadaşlar, "Dünya 5'ten büyüktür." diyorsunuz ya yani eğer bu ölen çocuklarımızı, göz göre göre eriyen, biten çocuklarımızı kurtaramıyorsak sizin için o 5'in 1'incisi de olsanız, dünyada 1 numara da olsanız neye yarayacaktır bu? Aynı zamanda, bizler tabii haklı olarak Filistin'deki çocuklara ağladık, Pakistan'daki çocuklara, Fransa'da, Amerika'da bombalarla katledilen çocuklara ağladık, üzüntülerimizi dile getirdik ama kendi yurttaşlarımız için, kendi çocuklarımız için o kadar vicdanlı olamadık. Evet, tabii ki biz dünyanın her yerindeki zulümlere karşı dik duruş sergilemeliyiz, kabul etmemeliyiz ama yanı başımızda işlenen zulümlere de sessiz kalmamalıyız çünkü iktidarın bunu önleme iradesi vardır, gücü vardır.

1