Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
26. Dönem 2. Yasama Yılı
54. Birleşim 10 Ocak 2017 Salı

BAŞKAN - Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YUSUF BAŞER (Yozgat) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Değerli arkadaşlarım, bu Anayasa değişikliği teklifinin 2'nci maddesinde şu anda 550 olan milletvekili sayısı 600'e çıkarılıyor. Niye yapılıyor bu, belli değil. Ben maliyetinden söz edeyim: Yıllık 15 milyon TL maliyeti var bunun bütçeye; 10.683 asgari ücretlinin parası bu, bir yılda bin işçi çalıştırabilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi mevcut Anayasa'yı, 1982 Anayasası'nı savunmuyor. 1982 Anayasası gerçek anlamda bir parlamenter sistemi öngörmüyor. Evet, vesayet kurumlarının bulunduğu, dolayısıyla seçilmiş iradeyi değişik şekillerde sınırlandırmaya çalışan bir anayasa. Ayrıca, sadece Anayasa değil, 1982, yani darbe hukukuyla beraber parlamenter sistem ciddi bir şekilde sakatlanmıştır. Biz bunu savunmuyoruz. Bizim savunduğumuz şey, gerçek anlamda kuvvetler ayrımının olduğu, hukuk devletinin işlediği bir anayasadır.

Dolayısıyla, çoğulcu bir anayasayı savunuyoruz. Dolayısıyla, Hükûmet partisi sözcülerinin, Cumhuriyet Halk Partisinin mevcut durumu savunduğuna dair söylemlerinin hiçbir gerçeklik tarafı yoktur. Ama biz parlamenter sistemden yanayız. Değişik sebeplerden dolayı parlamenter sistemden yanayız ama en önemli sebeplerinden bir tanesi, bizim gibi, gerçekten, kimlik siyasetinin yapıldığı, toplumsal bölünmüşlüğün, kutuplaşmanın had safhada olduğu toplumlarda parlamenter sistem gereklidir değerli arkadaşlarım. Çünkü parlamenter sistem, yönetimi, yasa çıkarmayı uzlaşmaya zorlar. Bizim de uzlaşmaya ihtiyacımız var değerli arkadaşlarım.

Değerli milletvekilleri, sürekli olarak bir millî irade şeyi tutturmuş geliyorsunuz, sanki birileri millî iradeye karşı çıkıyormuş gibi. Bu millî irade nasıl buraya yansıyacak ve nasıl işleyecek, esas soru budur değerli arkadaşlarım. İşte, sizin getirmiş olduğunuz, işte daha evvel "Türk tipi" diye isimlendirmiş olduğunuz bu sistemde, bu millî iradenin buraya yansımasında, işlemesinde çok ciddi bir problem var. Evet, önerdiğiniz şey tam bir rejim değişikliğidir. "Efendim, cumhuriyet yerinde duruyor." filan… Öyle değil. Sizin önerdiğiniz sistemde kuvvetler ayrılığı bütünüyle ortadan kalkıyor yani güç tek bir yere, tek bir kişiye veriliyor.

Değerli arkadaşlarım, kuvvetler ayrılığının olmadığı bir sistemde demokrasi olamaz. Millî iradenin tek bir kişiye, güce emanet edildiği bir sistemin adı hiçbir şekilde demokratik sistem değildir. Evet, rejim değişiyor. Bu sistem eğer buradan geçer referanduma gider, oradan da geçerse ortaya çıkacak sistemin adı demokrasi olmaz, bu bir rejim değişikliğidir.

Değerli arkadaşlarım, kontrol edilemeyen kuvvet, güç, tehlikelidir, tehdittir. Bakın, daha önce, demokrasilerden önce meşruiyet Tanrı'dan alınırdı ve bir insan çıkıyordu "Ben meşruiyeti Tanrı'dan alıyorum." diyordu ve kendinden menkul bir şekilde yönetiyordu. Şimdi, diyoruz ki meşruiyeti halktan alıyoruz. Halktan alınan bu meşruiyetin nasıl kullanılacağı son derece önemli çünkü bizler insanlarız, insanlarız. Kim seçilirse seçilsin, bu yetkilerle donatılmış olan bir insan otokrat olur, diktatör olur değerli arkadaşlarım. Bunu seçilecek olanın kişiliğinden bağımsız bir şekilde söylüyorum.

Bakın, insan eksiklikleriyle maluldür, insanın eksiklikleri vardır. En mükemmel insan bile böyle bir güçle donatılırsa hata yapar değerli arkadaşlarım. Tarihe bakın, Hazreti Ömer'e çıkmış arkadaşları demiş ki: "Seni kılıçlarımızla düzeltiriz ya Ömer." Yani sen insansın, hata yaparsın. Peki, size soruyorum: Sizin seçileceğini umduğunuz, beklediğiniz lideriniz Hazreti Ömer'den daha mı farklı bir insan? (CHP sıralarından alkışlar) İnsan değil mi? O hata yapmayacak mı?

Geçen sefer konuşmamda sorduğum bir soruyu sorup sözümü bitireceğim. Değerli arkadaşlarım, Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı mağduriyetler yaşamış bir insan ve bu millet "Muhtar bile olamaz." denilen bir insanı her şey yaptı; milletvekili yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı, her şey yaptı. Peki, bir daha soruyorum: Bu insan ne istiyor ve bu istek, bu hırs Gayretullah'a zor gelmez mi değerli arkadaşlarım?

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurulda görüşülecek olan 447 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Garo Paylan (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

100