Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
98. Birleşim 29 Nisan 2010 Perşembe

Rant üreten mekanizmalara radikal biçimde dokunmayı önermeden, yolsuzlukla mücadeleyi sadece bireysel ahlak eksikliği sorunu hâline getirmek, sadece milletvekilliği dokunulmazlığını yolsuzluğun temel dayanağı olarak ileri sürmek siyaseti yoksullaştırdığı gibi belediye başkanları, belediye meclis üyeleri seviyesinde işleyen kayırmacılık ve yolsuzluk siyasetini dikkate almamak anlamına gelmektedir.

Siyaseti rakip partinin kirli çamaşırlarını teşhir etmeye indirgeyen ve bunu yaparken karşı tarafın da benzer bir kirli çamaşır teşhiri kampanyasını sürdürmeye teşvik eden yolsuzluk siyaseti, yolsuzluk üreten sistemi değil yolsuzluklardan yararlanan rakipleri hedef almaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yıldız, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

BENGİ YILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yolsuzluk, kendisini yolsuzluk ve rant üzerinden var eden bir sistem içinde çözüme kavuşturulamaz. Toplumsal emeğe el koyanların yapabilecekleri bir iş değildir yolsuzlukla mücadele. Ne birilerinin elit siyasal ve sürekli ötekileştiren modernite algısı bu sorunu çözebilir ne de siyasi iktidarın halkı yoksullaştırarak kendisine tabi kılma, açlıkla terbiye etme siyaseti bu işe bir çözüm bulabilir. Çünkü bu iki siyasetin beslendiği ve kendisini var ettiği siyasal ve ekonomik sistem aynıdır. Her şeyden önce yolsuzlukla mücadele, bu bozuk ve sömürüye dayalı sistem içinde yapılamaz. Hele hele bu sistemden beslenen siyasal yapılar içinde hiç yapılamaz. Türkiye'de siyasal alan dar tutulduğu için, siyaset alanı 12 Eylül rejimi döneminde sadece iktisadi alana sıkıştırılmıştır. Bu da diğer alanların egemenlere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yıldız, ek süreniz doldu, teşekkür cümlenizi alayım lütfen.

Buyurun.

BENGİ YILDIZ (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Biz iktidara ve Sayın Başbakana, bu yolsuzlukların, yoklukların üzerine gitmesi için eğer araştırma komisyonlarını kurmak istemiyorlarsa, tıpkı Osmanlı zamanında olduğu gibi birkaç yöneticinin tebdili kıyafet eyleyerek il ve ilçeleri dolaşmasını istiyoruz. O zaman halkımızın bu yolsuzluktan, yokluktan ne kadar muzdarip olduğunu görme imkânları olacaktır diye düşünüyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına Giresun Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sayın Nurettin Canikli.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisinin, Başbakanımız hakkında verdiği gensoru üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini aktarmak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gensoru, önemli bir müessese ve bu önemi çerçevesinde kullanılması gerekir, o şekilde bir muameleye tabi tutulması gerekir. Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bu gensorunun gerçekten ciddiyeti içerip içermediği konusu son derece önemlidir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Yolsuzluk demek ciddiyetsizlik mi?

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Tabii, bunu ortaya koyabilmemiz için iddiaları biraz detaylı bir şekilde irdelememiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, gensoru önergesinde üç tane şirket ismi geçmektedir. Bu üç şirketle ilgili olarak, Amerika'da ve Almanya'da görülen davalarda, bu şirketlerin birçok ülke yanında Türkiye'de de kamu görevlilerine rüşvet verdiği şeklinde bir iddia mevcuttur. Bu üç şirketten bir tanesi Türk Deltapine Şirketi, bir Amerikan şirketi, tarım alanında faaliyette bulunan bir şirket. Amerika'da görülen davalarda ve Almanya'da görülen davalarda ortaya çıkan belgelere göre, bu şirketle ilgili Türkiye'yi ilgilendiren bir tane iddia söz konusudur. Bu iddia da şu: 2001-2006 yılları arasında bu şirketin, Tarım Bakanlığı yetkililerine -iddia bu- Bakanlıktaki bazı işlerinin daha hızlı yürümesi ve bazı belgeleri daha kolay elde etmelerini temin etmek

26