Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
19. Dönem 4. Yasama Yılı
121. Birleşim 08 Haziran 1995 Perşembe

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Font Küçült | Normal | Font Büyüt
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Tutanak toplam 95 sayfadır. Sorgulanan Sayfaların Yazıcı Versiyonu
BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 10.30

BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), İbrahim ÖZDİŞ (Adana)

-----0-----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşimini açıyorum.

Y O K L A M A

BAŞKAN - Ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; sayın milletvekillerinin, salonda bulunduklarını, yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

(Yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı vardır; çalışmalarımıza başlıyoruz.

Bugün, gündemimizin yoğun olması dolayısıyla gündem dışı söz vermedim; gündem dışı söz isteyen arkadaşlardan özür diliyorum.

Gündemin "Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları" bölümüne geçiyorum.

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu buluna siyasî parti mensuplarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdikleri bir önerge var; okuyorum:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki metnin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun oylamasına sunulmasını saygılarımızla arz ederiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Haziran 1995 tarihinde yaptığı 121 inci Birleşiminde, Yunan Parlamentosunun, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesini onaylayarak, Yunanistan yönünden uygulanabilecek aşamaya getirmesi sonucu ortaya çıkan durumu görüşmüş, aşağıdaki açıklamayı oybirliğiyle kabul etmiştir.

Türkiye-Yunanistan arasında ortak deniz olan Ege'deki dengeler, 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasıyla kurulmuştur. O tarihte her iki ülkenin karasuları 3 deniz mili olarak belirlenmişti. Bu durumda, millî hükümranlık dışındaki açık deniz alanları Ege'nin yüzde 70'ini oluşturmaktaydı.

Yunanistan, 8 Ekim 1936 tarihinde karasularını 6 deniz miline çıkararak Ege'nin yüzde 43,68'ini, yani yaklaşık yarısını egemenliği altına almıştır. Ancak, 1964 tarihinde 6 mile çıkarılan Ege'deki Türk karasuları ise, Ege'nin yaklaşık yüzde 7'lik bölümünü kapsamaktadır. Ege'nin yarısı halen açık deniz alanı statüsünde bulunmaktadır.

Yunanistan, son olarak, Deniz Hukuku Sözleşmesinin, esas itibariyle açık denizler ve okyanuslar için belirlenmiş bazı hükümlerinden yararlanarak, karasularını 12 mile çıkarmak isteğini ortaya atmıştır. Bu durum gerçekleştiği takdirde, Yunanistan, Ege Denizinin yaklaşık yüzde 72'sini egemenliği altına sokmuş olacaktır.

Bir yarımada olan Türkiye'nin, dünya denizlerine ve okyanuslarına Yunan karasularından geçerek ulaşmasına yol açacak böyle bir durumu kabul etmesi asla düşünülemez. Türkiye'nin, Ege'de hayatî menfaatları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yunanistan Hükümetinin Lozanla kurulmuş dengeyi bozacak biçimde Ege'deki karasularını 6 milin ötesine çıkarma kararı almayacağını ümit etmekle birlikte, böyle bir olasılık durumunda, ülkemizin hayatî menfaatlarını muhafaza ve müdafaa için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, askerî bakımdan gerekli görülecek olanlar da dahil olmak üzere, tüm yetkilerin verilmesine ve bu durumun Yunan ve dünya kamuoyuna dostane duygularla duyurulmasına karar vermiştir." ( "Bravo" sesleri, alkışlar)

"Turhan Tayan Abdulkadir Ateş Hasan Korkmazcan

Bursa Gaziantep Denizli

DYP Grup Başkanvekili CHP Grup Başkanvekili ANAP Grup Başkanvekili

Abdullah Gül İhsan Saraçlar

Kayseri Samsun

1

RP Genel Başkan Yardımcısı DYP Grup Başkanvekili

Nevzat Ercan Hasan Hüsamettin Özkan Ökkeş Şendiller

Sakarya İstanbul Kahramanmaraş

DYP Grup Başkanvekili DSP Adına BBP Adına"

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisince oybirliğiyle benimsenen bu bildirinin gereği Başkanlıkça yerine getirilecek ve gerekli yerlere duyurulacaktır. (DYP sıralarından "Oylamayacak mısınız Sayın Başkan" sesleri) Oylamaya gerek yok efendim; biz, Başkanlık olarak bunun gereğini yapacağız.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

Şimdi, sırasıyla, yarım kalan işlerden başlıyoruz.

BAŞKAN - 71, 82, 139, 134, 283, 391, 691, 66, 201, 699, 798 sıra sayılı kanun tasarı ve teklifleriyle ilgili komisyon başkanı veya yetkilileri burada mı? Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - Devlet Planlama Teşkilatı Kuruluş ve Görevleri Hakkında 437 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair 394 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Kurulmasına İlişkin 77 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - 116, 180, 193 ve 322 sıra sayılı, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili tasarıların müzakerelerine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - (9/11) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmesine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - 394, 395 ve 404 sıra sayılı, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili tasarıların müzakerelerine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

2

BAŞKAN - (9/16) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmesine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin 488 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasarının müzakeresine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - 606, 609, 624 ve 690 sıra sayılı, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili tasarıların komisyon yetkilileri buradalar mı? Yok.

Ertelenmiştir.

BAŞKAN - (9/22) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporunun görüşmesine başlayacağız.

Komisyon?.. Yok.

Görüşmesi ertelenmiştir.

(X)

BAŞKAN - Patent, Faydalı Model, Marka, Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri ile Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun Bazı Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının müzakerelerine başlıyoruz.

Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon ve Hükümet yerlerini aldılar.

Raporun okunup okunmaması hususunu oylarınıza sunacağım: Raporun okunmasını kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Tümü üzerinde söz isteyen?..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Var, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Grupları adına söz isteyen var mı efendim?

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Var, var!.. Bir defa tasarıyı oku bakalım, ne var ne yok.

BAŞKAN - Efendim, tasarıyı niye okuyalım; okuduk işte...

Buyurun Sayın Kapusuz; yetki belgenizi arkadaşlarınız göndersin.

Gruplar adına başka söz isteyen var mı?

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Anavatan Partisi Grubu adına söz istiyorum Sayın Başkan.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Sayın Başkan, yetki kanunu tasarısı dağıtılmadı.

BAŞKAN - Dağıtılmış efendim.

ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Kanun tasarısının sıra sayısını bile bilmiyoruz.

BAŞKAN - Efendim, dağıtma tarihini size söyleyeyim: 2.6.1995 ve gündemin 20 nci sırasında.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Sayın Başkan, bu tasarının görüşüleceğini şu anda öğrendik.

3

BAŞKAN - Gündemin 20 nci sırasına konulmuş arkadaşlar...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Lütfen, Sayın Başkanım; biraz ciddî olalım yani...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kapusuz.

Süreniz 20 dakikadır.

RP GRUBU ADINA SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, hükümet etmekle görevli bulunan ve aynı zamanda İktidar koltuklarında oturan değerli milletvekili arkadaşlarıma ve özellikle de Başkanlık Divanına bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sizlerin devamlı takip edip bildiği ve vatandaşımızın da seyrettiği gibi "Komisyon yok, Hükümet yok" şeklinde, konuların geçiştirilerek, İktidarın, istediği konuyu gündeme aldığı, neyin ne zaman görüşüleceğini de milletvekillerinin bilmedikleri bir atmosfer içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna meseleleri taşımanın doğru olmadığını, müteaddit defalar, bu kürsüden ifade etmiş olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum, yine, aynı tabloyu yaşamış bulunuyoruz.

Gece saat 11.30'da, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurulunda, özellikle, vatandaşlıktan çıkmak isteyenlere kolaylık getiren bir tasarıyı görüştük. Arkasından, ısrarla, vatandaşlıkla ilgili bir başka tasarı üzerinde çalışmamız istendi; biz de, sabah saat 10.30'da, Genel Kurul açılır açılmaz, aynı şekilde, vatandaşlıkla ilgili tasarı görüşülecek ümidiyle geldik; fakat, bakıyoruz ki, Komisyonun ve Hükümetin yerlerini aldığı konu, tamamen farklı. Maalesef, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunan 260 küsur kanun teklif ve tasarısından, hangisinin, ne zaman görüşüleceğinin belli olmadığı bir muammayı yaşıyoruz.

Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde, bu belirsizliğe ilave olarak, 12-13 tane de, görüşülmeye başlanmış ve yarım kalmış kanun tasarı ve teklifi mevcutken, siyasî iktidara mensup arkadaşlarımız ve Hükümet, acaba nereden icap etti de, sıra sayısı 858 olan ve başlığını da herkesin ibretlerine sunacağım bir konuda yetki talebinde bulunuyorlar; Patent, Faydalı Model Marka, Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Tarım Satış Kooparatifleri ve Birlikleri ile Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun Bazı Hükümlerinde Değişiklik yapılmasına Dair -dikkat buyurun- Yetki Kanunu Tasarısı getiriyorsunuz. Getirilen bu yetki kanunu tasarısı, 6 bin küsur maddeyi değiştirme yektisini ihtiva ediyor. Dolayısıyla, 6 bin küsur maddede değişiklik yapmayı, aslında, yasama görevi olan, Türkiye Büyük Millet Meclisine ait böyle bir görevi, milletvekili arkadaşlarımız, acaba, hangi gerekçelerle, Kabineye, Hükümete devretmek istiyorlar; bunu anlamak mümkün değildir.

Hepimiz de çok iyi biliyoruz. Türkiye'de kuvvetler ayrılığı prensibi vardır. Yasama, yürütme ve yargı, ayrı ayrı birimlerdir. Şimdi, biz, burada niçin varız; Hükümet, icra etmek için var; milletvekilleri olarak biz de, yasama görevimizi yapmak üzere buradayız. Peki, bu görev bizimse...

BEYTULLAH MEHMET GAZİOĞLU(Bursa) - Engellemek için değil, yapmak için..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Bakınız, şayet bu görev bizimse, niçin yetkimizi Bakanlar Kuruluna devrediyoruz?

NEVFEL ŞAHİN (Çanakkale) - Acelemiz var.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Zaten, kanun hükmünde kararname çıkarmak için yetki vermek işi; çok ivedi olursa, zorunluluk olursa, bir de ehemmiyetine binaen; yani, çok kısa sürelerle kullanılmak üzere yetki isteniyor; Anayasadaki hüküm açık ve sarihtir.

BEYTULLAH MEHMET GAZİOĞLU (Bursa) - Meclisten geçirelim o kararnameleri.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Hayır... O zaman şöyle yapalım: Biz, Parlamentoyu sona erdirelim!.. Zaten, yaptığımız işin, bir yerde by-pass olduğunu; yetki yasasının, yetki vermekten ileriye, yetki devretmek olduğunu, sizler de biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte yapılmış olan yetki yasalarıyla ilgili, SHP'nin, DYP'nin, muhalefette iken, Anavatan Partisinin yetki yasalarını çıkarma dönemindeki konuşmalarını bir bir okudum. Şimdi, bugün bu yetki yasasasının görüşüleceğini bilseydim de onları bu kürsüden okusaydım, bu sözler size aittir deseydim; acaba, başlarınızı yere eğer miydiniz; kanaatim

4

odur ki, eğerdiniz. Şu anda savunduğunuz ve oynadığınız rol, maalesef ama maalesef, dünkünün, yani muhalefetteyken yaptığınız konuşmaların, eylemlerin 180 derece zıddıdır. İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu Parlamentonun açmazlarından bir tanesi budur arkadaşlarım.

Dikkat buyurun, Meclis, hiçbir zaman yetkisini devretmemelidir. Şayet böyle yaparsanız, birileri de, geçmişte yapılmış olan birtakım ihtilalleri bir hak ittihaz edebilir. Meclis kendisine sahip çıkmalı, yetkisini kendisi kullanmalıdır; ama, çok acil bir durum söz konusu olsa -Allah vermesin, depremdir, savaş halidir ve sair- bir ay, iki ay gibi çok kısa bir zamanda yapılması gerekli olan acil bir durum söz konusu olsa ne olacaktır; o zaman yetki verilebilir. Sizin yapmış olduğunuz, şu tasarıyla getirmiş olduğunuz -6 bin küsur maddelik- kanunlardaki değişiklik yapma yetkisini -güya, size göre- Bakanlar Kuruluna vermek, Parlamentoyu devre dışı bırakmaktır. Bunu Anayasa Mahkemesi yüzde yüz bozar.

Ben, arkadaşlarımızın dikkatlerine arz etmek istiyorum. Elimdeki şu belge, birkaç tane yetki yasasının bozulmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararları ihtiva etmektedir. İstirham ediyoruz; yetki almak isteyen bakanlar ve Hükümet ve yetki verecek, güya yetki devredecek bu İktidar partilerine mensup milletvekili arkadaşlarımız lütfetsinler de, şu Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerinden bir iki tanesine baksınlar. Geçmişteki yetki yasalarının iptaliyle ilgili gerekçeler, aynen sizin getirmiş olduğunuz bu tasarıda da mevcuttur. Lütfen, istirham ediyoruz, bu yanlışlığa tekrar tekrar düşüp, yarın Anayasa Mahkemesinden dönüldüğü takdirde, Sayın Başbakan "görüyor musunuz; işte, şunlar şunlar yapıldığı için, bugün, bu noktaya gelemedik" gibi serzenişlerde bulunmayınız. Biz, bu kürsüden, milletimizin ve sizlerin huzurunda diyoruz ki, bu yetki yasası, kesinlikle Anayasaya aykırıdır. Sizin "efendim, biz, uyum yasalarını çıkaracağız; Batılılar bize baskı yapıyor; bizim, yapmış olduğumuz Gümrük Birliği Antlaşmasında bu tip mükellefiyetleri kabul etmemiz gerekiyor" şeklindeki gerekçeleriniz, bu yetki yasasının geçerliliğini kanıtlamaz veyahut da bu Parlamentodan çıkmasının gerekçesi olamaz. Dolayısıyla, Meclis ve milletvekilleri sınavdan geçiyorlar; dikkat buyurun, biz, Parlamentonun kimliğini korumak mecburiyetindeyiz. Parlamento, yasa yapmakla mükelleftir; bu görevi başkasına devredemezsiniz; devrettiğiniz takdirde -tekrar tekrar altını çizerek söylüyorum- kesinlikle, bu, Anayasa Mahkemesinden dönecektir, yargıdan dönecektir; bu konuda, en ufacık bir endişeniz söz konusu olmasın.

Değerli arkadaşlar, Meclis, kendi yetkisini her şeyin üstünde tutmalıdır; yetkisine yapılacak her türlü müdahaleye de karşı çıkmalıdır. Bu yetkiye talip olan, şayet Hükümetse, buna da karşı çıkmalıdır; bir başkası ise, onlara da karşı çıkmalıdır; aksi takdirde, parlamenter rejimden söz etme hakkını haiz olamazsınız.

Hükümet, bugün, yasama organının, âdeta amansız bir rakibi durumuna gelmiştir. Hükümetin görevleri var; bu memleketin de çok ciddî problemleri var; eğitim problem; maalesef, bizatihi Hükümetin kendisi problem; çünkü, bugüne kadar, dördüncü yılına girmiş bir Hükümetin önünde, işsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı, geçim şartlarının ağırlaşması, sağlık, eğitim, hepsi problem olarak duruyor.

Dün, Bağ-Kur ile ilgili olarak, KİT Komisyonunda görüşmeler yaptık. Hani, siz, sosyal güvenlik kurumlarını öncelikle bir araya getirecektiniz! Yine, Sayın Başbakanın ifadesiyle, en son sosyalist devlet yıkılmıştı! Her gün 250 milyar Türk Lirası faiz ödendiğini söyleyen ve bundan kurtulmanın gereğini ifade eden Sayın Başbakandı! Özelleştirme konusunda yaklaşık altı aydan fazla zaman geçti. Her geçen gün, 4 günde 1 trilyon lira kaybetmiş olan bu devletten bahseden yetkililer, bu konuyla ilgili çalışmalarını orta yere koyup seçim kazanmak yerine, seçimlere bile, hükümetin imkânlarını dayatma olarak kullanarak gitmişlerdir ve maalesef, Hükümet, istenilen değil, istenilmeyen bir duruma düşmektedir. Onun için, Hükümet, yasama organının bu yetkisine talip olmak yerine, kendi görevlerine dönmelidir. Parlamentonun üstünlüğü yerine, iktidarın çoğunluğu âdeta öne geçmiştir. Yasamadan çok yürütme ağırlık kazanmıştır; Meclisten çok, Hükümet önplandadır.

Bir yetki alıyorsunuz ki, aldığınız yetki, bir meseleyi çözmek, acil olan bir konuyu halletmek için değil; Meclisin yasama görevini almaktır. Yasama yetkisi, katî surette devredilemez; bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

5

Bu durum, Hükümetten çok, Sayın Başbakan ağırlıklı bir konum arz etmektedir. Olaylara bakıyorsunuz, Parlamentonun uhdesinde olması gerekli olan bir mesele, Hükümete top olarak atılmış, Hükümeti de aşmış. Bir de bakıyorsunuz ki, Hükümet de devre dışı kalmış. Olay, sadece Başbakan veyahut da Başbakan Yardımcısına intikal ediyor. O zaman siz, dünü tenkit etmeye, dünkü sistemleri tenkit etmeye, krallığı, parlamenter sistemin dışındaki padişahlığı tenkit etmeye ne hak sahibisiniz! Dün, sadece yetkili bir padişah veyahut da onun çevresindeki yetkili insanların vermiş olduğu kararları tenkit edecek, o sistemin doğru olmadığını savunacaksınız, demokrasi diyeceksiniz, insan hakları diyeceksiniz, hukukun üstünlüğünden bahsedeceksiniz; ondan sonra, bütün yetkilerinizi Sayın Başbakana vereceksiniz; bu, katî surette doğru değildir. Bunun doğru olduğunu burada savunacak hiçbir milletvekili arkadaşım da yoktur; ama, nasıl bir manyetik alandasınız ki, nasıl bir atmosfer içerisine dahil ediliyorsunuz ki, istifa eden sayın bakanın da açıkça itiraf ettiği gibi, büyüleniyor musunuz, başka bir gerekçeniz mi var? Eğer, bu gerekçelerinizi buraya açık ve net bir şekilde koyar, kendi sıkıntılarınızı itiraf ederseniz; o zaman, biz, muhalefette bulunan milletvekilleri olarak, sizleri daha iyi anlarız.

Aksi takdirde, sizler için şunu söylemek mecburiyetinde kalırım; bir milletvekili olarak söylemeyi arzu etmiyorum, ama, bir nevi itiraf ve ifade etmek mecburiyeti ortaya çıktığı için tekrar edeceğim: Yoksa, sizin, Parlamentodaki görevlerinizden başka daha önemli görevleriniz mi var; yapacağınız o görevleriniz, yasama görevinizden çok daha mı önemli? Takip etmiş olduğunuz birtakım işler, vatandaşa ait ilgilenmeniz gerekli olan konular mutlaka olabilir; ama, unutmayınız ki, sizin ve bizim aslî görevimiz, yasama görevimizdir. Bunun aksi, Anayasayı açıkça ihlal olur. Anayasada milletvekillerinin görevi tadat edilmiştir; temsil göreviniz var, yasama göreviniz var, denetim göreviniz var.

Ben şimdi, özellikle, Meclis Başkanı Sayın Cindoruk'a, bu milletin kürsüsünden bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Lütfen, görevinize dönün, görevinize sahip çıkın, Parlamentoya sahip çıkın.

Danışma Kuruluna bir teklif getiriyorsunuz; âdeta seçim atmosferine girmiş bu ülkede Hükümet birtakım işleri yapıyor havasına girdiğinden dolayı, bugüne kadar önceliklerini belirlememiş, planını ve programını yapmamış olan bir Hükümet ve iktidar grubu mlletvekili arkadaşlarım, yapmaları gerekli olanı yapmadıkları için, meseleleri seçim öncesi aceleye getirip ne yapıyorlar; hemen bir Danışma Kurulu önerisi getiriyorlar. Bu öneri üzerinde Danışma Kurulunda mutabakat sağlanamayınca, Genel Kurula getiriliyor, parmak sayılarının çokluğuna dayanılarak oylanıyor ve otomatikman gündeme giriyor. Bizim aslî görevlerimizden olan denetim görevimiz, sadece bir öneriyle elimizden alınıyor. Oysa bu, anayasal hakkımızdır; bunun, kati surette...

İsterseniz, Meclisin çalışma sürelerini şöyle bir gözden geçirin, yaptığımız çalışmalara bakın, getirilen önerileri bir bir inceleyin, ne göreceksiniz; Hükümetin ve İktidar mensubu milletvekili arkadaşlarımın, her zaman için denetimden kaçtığını göreceksiniz. Bakınız, haftanın bir günü -asgarî- denetim yapılması gerekli iken; getirdiğiniz önerilerle, Anayasayı devre dışı bırakıyorsunuz, Parlamentoyu devre dışı bırakıyorsunuz, denetimden de kaçıyorsunuz; ondan sonra, birtakım mahfillerin iddiaları, basın ve medyanın gündeme getirdiği meseleler, muhalefetin verdiği Meclis araştırma önergeleri ve gündeme getirdiği meseleler, maalesef, sizin sayı çokluğunuza dayanılarak devre dışı kalmaktadır.

Yine, denetimle ilgili olarak -karşımda gördüğüm için- bir milletvekili arkadaşım bana şunu hatırlattı: Toprak Mahsulleri Ofisiyle ilgili çok ciddî bir soruşturma konusu vardır. Bu memlekette, o Ofisin Genel Müdürünün değişmesi bile olay olmuştur. Bugün, Türkiye'de ihalelerde yapılan yolsuzluklardan, mahkemelerde yargılanmış suçlularına varıncaya kadar, toplumun en duyarlı olduğu konuların başında gelen suiistimallerle ilgili olarak, Yüce Parlamento, bir araştırma ve peşinden de bir soruşturma komisyonu kurmuş; siz, bu komisyonu bile çalıştırmıyorsunuz; ama, üzülerek şunu söyleyeyim ki: Belki, bugün, siz, sayı çokluğunuzla görüşmekte olduğumuz yetki tasarısını kanunlaştırabilirsiniz, bu denetimlerden de kaçabilirsiniz. Yunus Emre'nin çok güzel bir sözü var: "Ey Derviş Yunus! Bu sözü eğri büğrü söyleme; seni de sıygaya çeken bir Molla Kasım gelir." Elbette, bu memleketin her bir kuruşu

6

için, atılan her bir yanlış adım için, hesap soracak birilerinin geleceğini bekleyiniz. O da yakındır, haberiniz olsun!

Biz, Parlamentoda çalışan Refah Partisi Grubuna mensup arkadaşlarınız olarak, size hatırlatma yapmak istiyoruz: Bakınız, bugünkü yasalar, hukuk devleti anlayışı içerisinde tatbikatta yürütülmelidir; şayet, siz, bu tatbikatlarınızla, yasa tanımazlığa devam ederseniz -hatta, Sayın Cindoruk "eğer, siz, yasaları tanımazsanız, yasalara dikkat etmezseniz, kazanılmayacak seçim yok" diyor- eğer, siz, hukuk devleti anlayışından, hukukun üstünlüğünden kaçarak, gününüzü gün etmek, bugünkü iktidarınızı yürütmek gibi bir anlayışla bu meseleleri yürütmeye kalkarsanız, emin olunuz ki, yarınki olacak olaylardan, sizler kadar bizler de üzülürüz . Onun için, denetimi zamanında yapınız, denetimden kaçmayınız.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, 2 dakikanız var efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Anlayışınıza sığınıyorum Sayın Başkan, önemli bir konu; Yüce Parlamentonun, 6 500'e yakın maddede değişiklik yapma yetkisini, görevi olmayan bir Kabineye devretmesi konusu, Türkiye'de âdeta rejim değişikliği anlamına gelir. Bu, bir rejim değişikliğidir. Bu konunun ehemmiyeti nedeniyle sizin de anlayış göstereceğiniz ümidindeyim.

BAŞKAN - Ben İçtüzüğü uygulamak zorundayım, kusura bakmayasınız.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz, Parlamentoda şunu her zaman savunduk, savunmaya da devam ediyoruz: Siz çalışmak istiyorsanız, çalışmalara, sabah saat 10'da başlayıp gece saat 2'ye kadar devam edelim; ancak, bizim, bu çalışmalar sırasında sizlerden istediğimiz sadece iki sayı var, diyoruz ki: Arkadaş, bu Parlamentoda çalışmalar, her tarafın konsensüsüyle yürütülsün, fikirleri ve katkıları olsun; eğer karar alınacaksa, bu karar alınırken, İktidar tarafında 114 kişi bulunsun; Parlamentonun çalışmalarında yeterli sayı olan 150 kişiyi buraya getirirseniz, emin olunuz, şu çıkarmakla görevli bulunduğunuz yasaları iki ayda çıkarırsınız. Meclisi de bu sene tatile sokmayınız. Biz, sizinle beraberiz; ama, siz gelemezsiniz; normal sürede gelemiyorsunuz ki, bu tatil süresinde gelesiniz. 150 kişiyi burada oturtun; buradan yetki aldığınız, bizim tenkit edip hatırlatma yaptığımız konuları yarın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, son cümlenizi söyler misiniz; rica ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - ...menfi olarak yaşamamak için, geliniz, bu konuları burada görüşelim; bu konuların görüşülmesi iki ay bile sürmez; Batılıların istemiş olduğu bu uyum yasalarını çıkarma konusunda, hiç kimseye müdana etmeden, siz, sadece İktidar olarak, 150 kişiyle bu yasaları çıkarırsınız. İstirhamımız odur ki, Yüce Parlamentoyu daha fazla zedelemeyin; birtakım çevreler, bu konuda yeterince hassasiyet gösteriyor.

Ben, bu yetki kanunu tasarısının, Anayasaya kesinlikle aykırı olduğunu tekrar ifade ediyor ve beni dinleme lütfunda bulunduğunuzdan dolayı hepinize şükranlarımı arz ediyorum.

Teşekkür ederim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Münir Doğan Ölmeztoprak; buyurun efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

ANAP GRUBU ADINA MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; Patent, Faydalı Model, Marka, Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri İle Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun Bazı Hükümelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı ile ilgili olarak, Anavatan Partisi Grubu adına söz aldım; Grubum ve şahsım adına, Muhterem Heyeti hürmetle selamlıyorum.

Muhterem Başkan, muhterem arkadaşlar; biraz evvel Sayın Salih Kapusuz da konuşurken ifade ettiler; Sayın Hükümet, mutat alışkanlığını bir kez daha Meclisin gündemine getirerek, çok geniş kapsamlı, alabildiğine geniş bir mevzuata veya değişikliğe yol açacak bir düzenlemeyle ilgili olarak yetki istiyor.

Hepimizin yakın günlerde şahit olduğu, âdeta siyasî bombardımana uğrayan, il ve ilçe yapılmasıyla ilgili Hükümete tanınan meşhur yetki kanunu; ki, beraberinde bir sayın bakanın istifasını getirdi. Yine, zannediyorum, Meclis Başkanı Sayın Cindoruk'un, geçen gün özel bir

7

televizyon kanalında yaptığı konuşmayı dinleme imkânınız oldu; ki, bana göre, o konuşma, siyaset kürsülerinde veya siyaset dersi okutulan okullarda ders kitaplarına konu olabilecek kadar güzellikte bir konuşmaydı. Sayın Cindoruk, orada, özellikle altını çizerek, şu iki hususu ifade ettiler: "Siz hukuk tanımazsanız, hukuk çiğnerseniz, kazanamayacağınız hiçbir seçim yoktur ve devlet adaletli olsun, yansız olsun, tarafsız olsun diye, seçim meydanlarına veya seçim yapılacak bölgelere resmî plakalar sokulmazken, siz, Resmî Gazeteyle o meydanlara gidiyorsanız, Türk siyaset hayatının aldığı yaranın onarılması veya Türk siyaset hayatı üzerine düşen lekenin silinmesi mümkün değil"

Tabiî, bu hususta umut verici bir başka gelişme oldu. Sayın Aydın Güven Gürkan, Sayın Hükümete imkân veren bu yetki tasarısına, Kabinede üye olarak, hangi düşünce veya amaçla imza koydu; arkasından, seçimlere bir gün kala, niye istifasını ifa etti? Fakat, bütün her şeye rağmen, kendisini de, bu kürsüden, sevgi ve saygıyla anıyorum; demokrasi adına, siyaset gelenekleri adına yine de erdemli, yine de onurlu, yine de umut verici bir gelişme ve bir çıkış idi.

İBRAHİM GÜRSOY (İstanbul) - Hiç değil, hiç değil... O da yanlıştı.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Devamla) - Öyle mi!..

Muhterem milletvekilleri, sözlerimin başında, çok kısa ve kaba hatlarıyla, düşüncelerimi arz edeyim. Biz, bir kere, Anavatan Partisi Grubu olarak, 1980'den sonra, ülkeyi, ithal ikamesine dayalı büyüme modelinden çıkarıp, ihracata, dışa açılma yolunda büyümeye yöneltmiş bir siyasî heyet olarak, Türkiye'nin dış âlemle, dünya milletleri ailesindeki saygın yerini alacağı tarzda yapılacak düzenlemelerin tamamıyla yanındayız; yani, biraz evvel başlıkta uzun uzun saydığımız hadiselerle ilgili konularda hiçbir muhalif veya muarız düşüncemiz yok. Ancak, gönül isterdi ki, bu hadise gelsin, burada, Parlamentonun gündeminde uzun uzun tartışılsın.

Bakınız, Sayın Hükümetin gönderdiği tasarının gerekçesinde "Verimliliğin ve ekonomik büyümenin ana faktörlerinden olan sanayi alanındaki yenilik ve buluşların hukuken koruma altına alınması, etkili bir patent sistemiyle mümkün bulunmaktadır. Böyle bir sistemin, ülkenin ekonomik gelişmesini de beraberinde getirdiği bilinmektedir" diye ifadede bulunuyorlar ki, ifadelerine aynen iştirak ediyorum.

Yalnız, iştirak edemeyeceğimiz bir husus olarak "Ayrıca, 6.3.1995 tarihinde toplanan Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararının 63 üncü maddesine göre Türkiye, 1995 yılının ekim ayına kadar mevzuat uyum çalışmalarını bitirmek durumundadır" deniliyor. Yani, yetki istenirken, Anayasadaki tarifiyle de, hadisenin muacceliyetine, hadisenin ivediliğine atıfta bulunularak, bu yetki yasa tasarısının çıkması gerektiği ifade ediliyor.

Şimdi, ben, bazı hususları bilgilerinize arz etmek istiyorum:

Bu yetki yasa tasarısında istenen patent, faydalı model, marka, coğrafî işaretler, endüstriyel tasarımlar veya benzeri; yani, fikrî ve sınaî üretimle ilgili mülkiyet haklarının korunduğu temel düzenleme olan -şu anda elimde bulunan- âdeta bir kitap kalınlığındaki çalışma, Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel'in Başbakanlığı döneminde, 6.1.1993 tarihinde Meclise sevk ediliyor -yaklaşık ikibuçuk sene önce- ve çeşitli komisyonlarda yaklaşık iki seneye yakın görüşülüyor. Hadiseye muvafık olan, muarız olan bütün sivil örgütler; bununla ilgili, Yerli İlaç Sanayicileri Derneğinden tutunuz, İhracatçılar Birliğine, üniversitedeki akademik çevrelerden tutunuz, Tekstil ve Hazır Giyim Sanayicileri Derneğine kadar çeşitli gruplar, yazılı veya sözlü -komisyon çalışmalarına katılmak kaydıyla- düşüncelerini ifade ediyorlar ve nihayetinde, 12.12.1994 tarihinde de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek Meclis Genel Kuruluna indiriliyor. İkibuçuk seneden beri Meclis gündeminde bekleyen, Meclisin üzerinde çalıştığı bir yasa tasarısını, hadise sona doğru yaklaşınca, ivedilik arzıyla Meclisin önüne getirmeniz, hakkaniyete uygun mudur; bu Meclisin teamüllerine ve bu Meclisin çalışma esaslarına uygun mudur?

Ayrıca, bakınız, 1879 yılında Osmanlı Devletinin özellikle Fransızlardan esinlenip aldığı İhtira Beratı Kanunu -ki, yüzyirmi küsur senelik bir kanun- Osmanlının son dönemine ve Cumhuriyetin ilk yıllarına denk geldiği için, kanun olarak, vücut bulacağı, hayata geçeceği yeterli bir altyapıya da sahip değildi. Bu kanun tasarısı -ki, elimde size arz ettiğim şu tasarı 186 maddelik bir tasarı- böylesine boş, böylesine şu ana kadar hiçbir çalışmanın yapılmadığı bir

8

sahayı doldurmak üzere ve Türkiye'nin, uluslararası çalışmalara, uluslararası antlaşmalara uygun olarak düzenlemelerini yapmak üzere hazırlanmış çok geniş kapsamlı bir kanun tasarısıdır. Gönül isterdi ki, bu kanun tasarısı buraya gelsin, gerek muhalefetten gerek çeşitli siyasî partilere mensup arkadaşlarımız çıksınlar, maddeleri üzerinde kanaatlerini ayrı ayrı ifade etsinler.

Muhterem milletvekilleri, Meclisimiz, gerek bu Gümrük Birliğine uyum sürecinde gerekse kendi insanının eksiği olan birtakım yeni düzenlemeleri, yakın tarihimizde, yakın çalışma günlerinde meydana getirdi. Bunun için de, ayrıca, Meclisi ve bu çalışmalara emeği geçenleri de şükranla yâd etmek istiyorum. Bu kanunlar, tüketicinin korunmasıyla ilgili kanun, rekabetin korunmasıyla ilgili kanun, bir de fikir ve sanat eserleri ve telif haklarıyla ilgili kanun idi.

Sayın Hükümet, zannediyorum, burada, bu yetki kanunu tasarısını getirirken, hadisenin ivediliğinden ziyade, engelleme endişesiyle, bu tasarıyı, böyle yetki kanunu tasarısı halinde getirdi.

Yine, zannediyorum, çok kısa zaman sonra, Parlamento, yaz tatili kararı alacak. Bütün milletvekilleri yaz tatiline çıkmışken, Sayın Hükümet, düşündüğü üzere bu düzenlemeleri yapacak.

Muhterem arkadaşlar, şimdi, özellikle, bakınız, fikir ve sanat eserleri ve telif haklarıyla ilgili kanun burada görüşülürken birtakım düşünceler beyan olundu. Bazı arkadaşlarımız bu kürsüden, Komisyon sıralarında oturan Kültür Bakanlığı Müsteşarını göstererek "öyle bir ülke düşününüz ki, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Profesör Emre Kongar, kendi hazırladığı eserini koruyamıyor; falan ildeki bir yayınevi, hiçbir telif hakkı ödemeksizin, Kültür Bakanlığı Müsteşarının eserini izinsiz olarak basabiliyor. Böyle bir ülkede, sanat adamının, düşünce erbabının haklarının korunduğundan bahsedebilmek mümkün mü" şeklinde, düşüncelerini ifade ettiler.

Onun için biz, bu kanunu çıkaran insanlara, Heyete, Hükümete şükranlarımızı arz ediyoruz.

Yine, o görüşmeler sırasında "yerli yerine konulacak düşüncelerin veya kazanılmış hakların korunacağı bir kanun" olduğu ifade edildi.

Bazı arkadaşlarımız da -hiçbir düşünceyi yadsımak veya yadırgamak amacıyla söylemiyorum- "bu kanunla, Türkiye müstemleke devlet haline getiriliyor. Türkiye, bu haksızlığa, böyle bir muameleye layık değildir" şeklinde, karşıt düşüncelerini ifade ettiler. Her iki düşünce de saygıdeğerdi, her iki düşünce de ihtirama layık düşünceydi. Ancak, Büyük Millet Meclisininin yaptığı bütün bu çalışmalar -özellikle şu anda TRT 3'ten naklen yayınlamasından dolayı- muhterem milletin, muhterem Türk kamuoyunun bilgilerine arz olundu.

Muhterem milletvekileri, biraz önce Refah Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız da ifade ettiler; bu kanunla ilgili düzenlemeler, yarın -aynen fikir ve sanat eserleri ve telif haklarıyla ilgili düzenlemelerde olduğu gibi- alabildiğine spekülasyonların, alabildiğine değişik yorumların, alabildiğine değişik düşüncelerin serdedilmesine yol açacak.

Bizim insanımızın fikirleri ve düşünceleri âdeta allak bullak hale geliyor; yani, insanlar, neyi sağlıklı düşüneceğini, neye nasıl karar vereceğini âdeta bilemez durumdalar. Onun için, bu görüşmelerin hepsinin bu kürsüden yapılmasının yararı olur

Türkiye, elbette, uluslararası antlaşmalara imza koymuş bir ülke; uluslararası antlaşmaların gereğini de -yalnız kendi insanının ihtiyaçlarını düzenlemekle değil- bu çalışmaları da yapmak durumunda. Bakınız, Meclisimizde, yine, yakın çalışma günlerinde, GATT Antlaşmasıyla ilgili bir düzenleme yapıldı -ki, bendeniz, GATT Antlaşmasıyla ilgili Meclis Genel Kurulunda konuşurken de ifade ettim- 1947'de başlayan ve şu anda, Uruguay Nihai Senediyle -nihai raunduyla- beraber, sonuçları üye ülkelere ve bütün dünya kamuoyuna takdim olunan ve dünyada 126 üye ülkenin imza koyduğu, çok geniş kapsamlı bir antlaşmayla Dünya Ticaret Örgütü kurulmuştur.

Dünya Ticaret Örgütü, yine, İkinci Dünya Harbinden sonra kurulan IMF'nin ve Dünya Bankasının yanında, dünyayı âdeta tek pazar olarak kabul eden, ortak değerler etrafında dünya ticaretini sevk ve idare edecek; beraberinde, Washington'da bir patent enstitüsünü, patent konferansını da getiren bir kuruluştur.

9

Ben, o günkü konuşmamda da ifade ettim -ki, yine Muhterem Heyetin malumu âlileri- GATT Antlaşmasının çeşitli hükümler faslının 4 üncü maddesinde "herbir üye, kanun, yönetmelik ve idarî usullerinin antlaşmada yer alan yükümlülüklerine uygun olmasını sağlayacaktır" diye ifade ediliyor; yani, siz, uluslararası bir antlaşmaya imza koyduysanız, bu antlaşmanın gereği -ki, uluslararası antlaşmaların doğal sonucu budur- kanunlarınızda, mevzuatınızda, yönetmeliklerinizde değil, anayasanızda bile farklı bir durum, aykırı bir durum varsa, anayasanızdaki aykırılığı dahi ileri sürme imkânınız yoktur. Yapılan bir antlaşma varsa, anayasanızı bile o antlaşmaya göre tadil etmek durumundasınız.

Muhterem arkadaşlar, yetki yasa tasarısıyla ilgili düşüncelerimizi ifade ettikten sonra -zamanımız da hızla daralıyor- yapılan kanunlarla ilgili olarak -başlangıçta arz ettim, kanunları, Anavatan Partisi Grubu olarak desteklediğimiz yönüyle- bazı düşüncelerimi de ifade etmek istiyorum: 1980'li yıllardan sonra, Anavatan Partisinin, Türkiye'nin iktidarına, Türkiye'nin gündemine geldiği yılllardan sonra -yine başlangıçta arz ettiğim gibi- Anavatan Partisi, çok temel tercihleri Türkiye'nin gündemine soktu. Bunlardan bir tanesi -ki, o yıllarda, komünizm hâlâ bölgede hâkimdi; devletçilik anlayışı hükmünü yürütüyordu- devletin ticaretten, sanayiden, bankacılıktan çekilmesi, aslî ödevlerine dönmesi ve 1960 ilâ 1980 arasındaki yılllar, Türkiye'nin çok iyi değerlendirilmesi gereken yılları iken -Türkiye'nin o günkü şartlarını tartışmak istemiyorum- kendi içerisindeki açmazlarından veya yanlış tercihlerinden dolayı, işte bugün Asya-Pasifik ülkeleri içerisinde süratle gelişen ve Asya Kaplanları olarak kabul edilen devletler -Japonyası, Güney Koresi, Taiwanı veya benzer ülkeler- 1960 ilâ 1980 arasında gelişirken, Türkiye, 1960 ilâ 1980 arasındaki yıllarını da, ithal ikamesi düşünceleriyle -bana göre- kaybedilmiş yıllar olarak yaşadıktan sonra, Anavatan Partisi ve başındaki büyük devlet adamı, kıymetli insan, kendisini her zaman sevgi ve saygıyla yâd edeceğimiz, hatırası önünde hürmetle eğildiğimiz Turgut Özal, ülkenin gündemine, ithal ikamesi; yani, içe doğru büyüme yerine, dışa doğru açılmayı, ihracata dayalı büyüme hedefini getirdi, koydu. Türkiye, bu büyüme hedefi yönünde alması gereken kararlarını peş peşe almaya başladı. İşte -hepimiz birlikte yaşadık, bunları idrak edecek yaştayız, durumdayız- ihracat sisteminden ithalat mevzuatına, kambiyo rejiminden, bankacılık sisteminden, telekomünikasyon hizmetinden elektrifikasyon hizmetine kadar, haberleşmeden ulaşıma kadar, çok köklü dönüşümler, çok köklü değişimler yaşandı.

Şimdi, şu anda Sayın Hükümetin ve kıymetli bürokratların hazırlayıp muhterem heyetinizin huzuruna getirdiği tasarılar, belki o günlerde yapılan bu köklü değişim, köklü dönüşüm veya o günkü tabiriyle transformasyon çalışmalarından dolayı ülkenin gündemine getirilemedi, buna zaman yetmedi; çünkü, Türkiye'nin halledilmesi gereken çok meselesi vardı.

Ben, maddeler üzerinde de ayrı ayrı düşüncelerimi ifade edeceğim; fakat, Türkiye'nin dışa doğru büyümesi, Türkiye'nin yetki mi istiyorsunuz; neler söylemişseniz, gelin o konularda size yetki verelim. İşsizlik sigortasını çıkaracaksanız, yetki verelim. Halka, işsizlik sigortası çıkacak demişsiniz. Asgarî ücret vergi dışı olacak demişsiniz... Daha evvel ben burada söylemiştim, leyleğin ömrü lak lakla, bu Hükümetin ömrü cak cakla geçiyor. dünya milletler ailesi içerisindeki saygın mevkiine kavuşması yönünde bir hazırlığın, asıl gayretin gerisinde olan Anavatan Partisinin, elbette bu düzenlemelere karşı olması, bu düzenlemeleri engelleme gibi bir düşüncesinin olması mümkün değil. Fakat, bütün düşüncemiz, anlayışımız ve inancımız bu çalışmaların içerisine ve gerisine Meclisin katılması yönünde.

Bakınız, başından beri arz etmeye çalışıyorum. Kendi insanımızın kazanılmış haklarıyla ilgili düzenlemeler yapılırken, dış alemle Türkiye'nin entegrasyonuyla, intibakıyla ilgili çalışmalarda, Sayın Hükümet, Meclisin iradesini ve gücünü ne kadar arkasında hissederse, aslında, bu, aynı zamanda kendisinin, dışarıdaki yapacağı görüşmelerde ve müzakerelerde, çok daha başarılı olması, çok daha rahat hareket etmesi imkânını yaratacaktır.

Yine, bizim imza koyduğumuz antlaşmalardan GATT antlaşması, artı, şu anda Gümrük Birliğine üye olmak üzere müracaatımız ve hazırlıklarımız var. Avrupa Birliğiyle ilgili olan çalışmalarda geçiş süreleri var. GATT antlaşmasının tarif ettiği dört kategorik sınıftan birincisi, gelişmiş ülkeler -ki, bu anlaşmalar için onlara bir yıllık intibak süresi tanıyor- ikincisi,Türkiye'nin de arasında bulunduğu, gelişmekte olan ülkeler; üçüncüsü, az gelişmiş ülkeler; dördüncüsü ise, fakirlik sınırında, Birleşmiş Milletlerin gözetimi altında bulunan, halihazır demokratik

10

yönetime geçememiş Ruanda, Uganda gibi kabile anlayışıyla veya Kongo Togo gibi devletlerin kategorisidir. Türkiye, ikinci gruptaki bir devlet olarak yine GATT antlaşmasıyla veya Gümrük Birliğiyle ilgili görüşmelerde geçiş sürelerini lehine kullanabilmesi için müzakerelere göndereceği heyetin görüşmelerde daha başarılı olabilmesi için muhakkak manada Parlamentodaki desteği gerisinde hissetmesi lazım.

Dışişleri Bakanlığı bütçesi konuşulurken, Dışişleri eski Bakanı Profesör Mümtaz Soysal bu kürseden, çok güzel bir sözle bir düşünceyi ifade ettiler. Dediler ki, "Muhterem milletvekilleri, bu görüşmelere lütfen katılın ve destek verin. Çünkü, bizim, bakanlık olarak dışarıdaki yürüteceğimiz görüşmeler, Türkiye'nin dış âlemde temsili noktasında, Türkiye'nin dış âlemdeki intibakı, entegrasyonu ve hak ve menfaatlarını savunma noktasında kimi zaman yetersiz kalabilir..."

BAŞKAN - Sayın Ölmeztoprak, 1 dakikanız var efendim.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.

"...Sizin burada bize vereceğiniz destek, düşünceniz ne olursa olsun; ayrıca, sivil örgütlerin bize vereceği destek; ayrıca, Parlamentonun veya baskı gruplarının bize vereceği destek, bizim her zaman dışarıda, gerimizde hissedeceğimiz gücümüz olacaktır."

Bizim de, Sayın Hükümete önerimiz bu. Biz, bu hadisede, bu yetki tasarısına falan katiyen karşı değiliz. Yetki tasarısına karşı değiliz derken, Hükümete yetki verilmesiyle ilgili olarak söylemiyorum; yetki tasarısıyla ilgili yapılan düzenlemedeki, getirilen, zikredilen kanunî düzenlemelere karşı değiliz; fakat, Parlamentonun ve kamuoyunun, bu çalışmalara müdahil olabilmesi, Hükümete çok daha fazla destek verebilmesi açısından, Hükümete yetki verilmesi yönünde kesin karşıyız. Bunun için de, gücümüz yettiğince, elimizden geldiğince bu yetkinin verilmemesi yönünde gayret sarf edeceğiz.

Sayın Başkan, sözlerimi tamamlamak üzere, bana 1 dakikalık imkân tanırsanız, konuşmamı hemen bitireceğim.

BAŞKAN - Evet, süreniz bitti; ama, size 1 dakika daha veriyorum; çünkü, diğer arkadaşlara da 1 dakika verdim.

Buyurun efendim.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Devamla) - Maddeler üzerindeki konuşmalarımızda, yine, kanunla ilgili düşüncelerimizi arz edeceğiz; ama, ben geneliyle ilgili sözlerimi bitirmek istiyorum.

Bakınız, bize iki yıl önce bir yerden -zannediyorum bütün milletvekillerine geldi, ilgili hangi kurumdan geldi bilmiyorum, bende şu anda başlığı yok, İKV olabilir veya Dış Ticaret olabilir- "Gümrük Birliği Sürecinde Uyumlaştırılması Gereken Mevzuat" diye bir yazı geldi. Burada 55 madde zikrolunuyor; şu ana kadar, sadece 3 maddeyle ilgili düzenleme var; demin dediğim gibi, tüketicinin ve rekabetin korunması, fikir eserleri ve telif haklarıyla ilgili korunma. Sayın Hükümetin böyle bir çalışmasına, böyle bir sevk ve idareyle Türkiye'yi idare etmesine bu ülke layık değildir.

Bu düşüncelerle, hepinizi hürmetle selamlıyorum. (ANAP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ölmeztoprak.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Kerimoğlu; buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Kerimoğlu, seni ibretle dinleyeceğim, ibretle...

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim efendim.

CHP GRUBU ADINA MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; muhalefetteki arkadaşlarımızın tavırlarını anlayışla karşılıyorum; çünkü, geçen zaman içerisinde siyaset yaparken, iktidar, iş yapmasın, onlar da o yapılmayan işlerin üzerine siyaset geliştirsinler. Bunu, ben, anlayışla karşılıyorum; ama, sözlerimin başında bir şeyin altını ısrarla çizmek istiyorum: Bazı arkadaşlarımız, her seferinde, muhalefet yapıyoruz adı altında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve onun değerli üyelerine, hiç hakketmediği bir biçimde -kelimeyi yumuşatmak istiyorum; ama, en hafif deyimiyle- saldırıyla işe başlıyorlar. Özellikle, televizyondaki canlı yayından sonra, bunu sık sık görüyoruz.

Benim, burada, değerli arkadaşlarımdan temel ricam şudur: Hükümetle ilgili, Bakanlar Kurulumuzla ilgili ya da gruplarımızla ilgili ne söylerseniz söyleyin; ama, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunu dışarıdan direktiflerle yönetilen bir parlamento gibi göstermeye kalktığımız

11

zaman, insanların aklına birçok sorular gelir. Acaba, bu arkadaşlarımız, başka bir şeyin çağrısını mı üstlenmişler. O yüzden, tüm grup sözcüsü arkadaşlarımdan ısrarla üzerinde durmalarını istediğim şey şudur: Bir şeyi fark edelim ve sanıyorum, bundan sonra, Parlamentoyla ilgili biraz daha dikkatli bir dil kullanırsak, kendi kendimize haksızlık etmemiş oluruz.

Şimdi, zaman zaman kantarın topuzu öylesine kaçırılıyor ki, kastını aşan ifadelerle de karşılaşıyoruz. Az evvel, değerli bir partinin, değerli bir sözcüsü, getirilen yetki kanunu tasarısında, 6 binin üzerinde maddenin değiştirileceği gibi, bir kehanette bulundu. Şimdi, eğer, biz, siyasal parti temsilcileri, meseleleri buradan abartılı bir şekilde sunarsak, Parlamentoyu gerginleştirirsek, siyaseti gerginleştirirsek, sokaktaki insanların aynı gerginliği taşıdığı durumda, gerçekleri öğrenmeden, yıllardan beri yaşadığımız sıkıntıları tekrar yaşamış oluruz. Belli ki, o değerli arkadaşım da, burada, müzakere edilen yetki yasa tasarısı, aslında, Türkiye'nin girmek istediği Avrupa Topluluğu ile ilgili bir uyum yasasıdır ve bunun 6 bin madde de gibi değişiklik falan da getirmeyeceğini gayet iyi biliyor; ama, yine de, eğer, ben bunu, böyle abartılı bir şekilde sunarsam, asıl söylemek istediğim şeyleri de, bu arada söylemiş olurum diye düşünüyor.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Kaç maddede değişiklik yapıyorsunuz?

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, buradan kamuoyunun bilmesi gerekiyor ki, Parlamentonun gündemi çok yoğun, önümüzdeki dönemde Anayasa değişiklikleri, İçtüzük değişiklikleri kapımızda bekliyor; çalışma yaşamıyla ilgili, demokratikleşmeyle ilgili, hukuk düzeniyle ilgili bir çok tasarı komisyonlarda bekliyor. Parlamento olarak, Türkiye'nin bu sistemiyle, sıkıntısıyla ilgili sorunların çözülmesiyle ilgili, hep beraber burada bir çalışma süreci içerisindeyiz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, abartılı sunuşla ilgili bir örnek vermek istiyorum: 6 bin maddeden bahsediliyor. Örneğin, Türk Ticaret Kanunu 1 500 madde. Merak ettim, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarımıza sordum; uyum açısından,Türk Ticaret Kanunu ile ilgili, kaç maddenin değiştirilmesi konusunda bir çalışma var, ne düşünülüyor; aslı astarı 4 tane madde.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Yetki hangisi için alınıyor?

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, siz "1 500 maddelik bir yasayı ele alıp, hepsini değiştiriyorlar" dedikten sonra, biz yarın bunun içinden yalnızca 4-5 madde değiştirirsek, o zaman sıkıntı çekmez misiniz? Yani, topluma bazı konuları abartılı olarak sunarsak...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Ya, 10 bin maddede değişiklik yapılırsa ne olacak.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, her şeyden önce bu Hükümet, bu Parlamentodan çıkmıştır; bu Parlamento, bu Hükümete yetki vermiştir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Güvenoyu almamıştır.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Hani, nerede...

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, burada, Türkiye kamuoyunun gözleri önünde "destek verdik, vermedik" tartışmalarıyla ilgili, fikrî mülkiyetle ilgili, ülkenin sanatçılarını ilgilendiren bir yasayı üç ayda ancak geçirebildik. İçtüzüğümüzün boşluğundan -doğal olarak- muhalefetin yararlanması sonucu, bu noktaya geldi.

Değerli arkadaşlarım, ben, sözü fazla uzatmak istemiyorum; ancak, burada bir şey söylemek istiyorum: Siyasetçiler -her ne kadar dillerinden ne dökülürse dökülsün- asıl niyetlerini örtülü bir şekilde sunuyorlar.

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Hep öyle mi yapıyorsunuz?!.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Bazı arkadaşlarımızın, özellikle, Gümrük Birliğine karşı, buradaki asıl dirençlerini, niyetlerini bir iki özet cümleyle söylemek istiyorum. Türkiye'de, maalesef, bazı siyasi çevreler, öncelikle, bir şeyi istemiyorlar, bana öyle geliyor. Bizim insanımızın da, Avrupa standartlarında gıda tüketmesini, Avrupa standartlarında temel ihtiyaç maddelerini karşılamasını, âdeta istemiyorlar gibi bir pozisyon içerisindeler. Aslında, getirilen yetki tasarısının gerekçelerinde, açıkça, bu da anlatılıyor.

Artı, başka bir şey daha var, Batının her türlü teknolojisini kullanacaksınız; çağrı cihazından cep telefonuna, uçağından otomobiline kadar... Bunlara evet; ama, Batı demokrasisiyle entegrasyona gelince olmaz. Niye; demokrasi, artık uluslararası düzeyde, tüm

12

insanlığın ortak nimeti; çünkü, kafalarda yaratılmak istenen asıl şey, demokratik toplum yerine ümmetçi bir toplum, demokratik devlet yerine şeriatçı bir devlet özlemi. Bunu söyleyemiyorlar, bu söylenemiyor; ama, bir biçimde, bu Parlamentonun bu çalışmaları, Hükümetimizin bu çalışmaları, böylesine, başka şeylerle kamufle edilerek, bu topluma anlatılmaya çalışılıyor. Bir kere, bunu açıkça söylemek istiyorum. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar... Müdahale etmeyelim... Sizin gruplarınız da konuşuyor.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Şeriat, Müslümanlıktır...

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, maddeyle ilgili mi?..

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Efendim, ben sizden bahsetmedim; niye alınganlık gösteriyorsunuz...

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Maddeyle ilgili konuşmuyor; niye müdahale etmiyorsun!

BAŞKAN - Efendim, kanun tasarısının tümü üzerinde konuşuyor.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Şeriat, Müslümanlıktır... Sen Müslümanlığa karşı mısın?

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Niye alınganlık gösteriyorsunuz efendim...

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Utanmıyor musun?..

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Ben şahsınızla ilgili bir şeyden bahsetmedim; hiç alınganlık göstermenize gerek yok.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Utanmıyor musun?..

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Alınganlık göstermenize gerek yok efendim. Ben sizden bahsetmedim. (RP sıralarından gürültüler)

Ama, arıyı çalanın üzerinde arı dönüyor...

BAŞKAN - Efendim, müdahale etmeyelim... Rica ediyorum, müdahale etmeyelim.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım... (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim rica ederim. Arkadaşımız konuşmasını bitirmek üzere.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - ... bir değerli arkadaşım, yine bir grup sözcüsü...

İSMAİL COŞAR (Çankırı) - Sayın Başkan, dün buradaki olaylar bu tür konuşmalardan oldu...

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - ... Molla Kasımların geleceğini söylüyor...

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Amerikan mandacıları!..

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Şimdi, bu ülkeye Molla Kasımların gelmeyeceğini çok açıkça söylemek istiyorum.

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Amerikan mandacıları!..

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - ... çünkü, o Molla Kasımların belediyelerdeki uygulamalarını çok iyi görüyoruz.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Stalin mi gelsin?!.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Geldiği günden bugüne, işçi kıyımı...

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Atatürk geliyor, var mı bir diyeceğiniz?!.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - ... yasa tanımazlık... Bugüne kadar yaptıkları tek iş, sosyal demokratların yaptıklarının sadece isimlerini değiştirmekten ibaret olan Molla Kasımları, 27 Mart yanlışlığını, bu toplum tanıdı artık; o hayalden vazgeçin.

Elbette ki, ne Molla Kasım ne Stalin... Bu ülkede, bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, O'nun çağdaş ilkeleri, çağdaş cumhuriyetinin ilkeleri, bize yeter. Zaten, buradaki varlık nedenimiz de budur.

Şimdi, sözlerimi bitirirken, çok güzel bir tabir var, hani "arıyı çalanın başında arı dönüyor" denir ya, birtakım insanların niyetlerini söylediğiniz zaman, isimlerini bile vermeseniz, hemen feveran içerisindeler. Ben, burada, hiç kimseden söz etmedim; ama, birileri, gereksiz bir alınganlık içine girdiler.

ŞİNASİ YAVUZ (Erzurum) - Tasarıdan bahset, tasarıdan...

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bu yetki yasa tasarısının aslı 10 maddeden oluşan, Parlamentonun bu yoğun çalışmaları içerisinde, bu Parlamentodan, yine, güvenoyu almış bu Hükümete...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Almadınız... Almadınız...

13

ŞABAN BAYRAK (Kayseri) - Almadığınız halde, aldığınızı söylüyorsunuz.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - ... zamansızlık ve süresizlikten ötürü verilmiş bir yetkidir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kerimoğlu.

Şahısları adına, Sayın Cengiz Bulut, Sayın Ökkeş Şendiller, Sayın Uluç Gürkan ve Sayın Gaffar Yakın söz istemişlerdir.

Sayın Cengiz Bulut, buyurun.

Süreniz 10 dakika efendim.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Sayın Başkan, çok az bulunan, İktidardan iki partinin toplamı takriben 10 kişiyi bile geçmeyen; muhalefetten çoğunlukta bulunan değerli milletvekili arkadaşlarım; şimdi sayıyorum: Şu anda, Cumhuriyet Halk Partisinden 4 kişi, Doğru Yol Partisinden 5 kişi var. (ANAP, RP ve BBP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

MEHMET ALP (Kars) - Sizden kaç kişi var?

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Sen konuştuğun zaman buradasın. Kaç yoklamada buradaydın?

CENGİZ BULUT (Devamla) - Şu anda Cumhuriyet Halk Partisinden 4 kişi var...

NİHAT MATKAP (Hatay) - 7 kişi...

CENGİZ BULUT (Devamla) - Özür dilerim, milletin önünde yanlış söylemeyelim; 7 kişilermiş; CHP'ten 7 kişi, Doğru Yol Partisinden takribi olarak 6 kişilermiş.

MEHMET ALP (Kars) - ANAP'tan kaç kişi var?

CENGİZ BULUT (Devamla) - Yanlış yaptık, düzeltiyorum; toplam 13 kişi...

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - ANAP sıraları dolu sanki!.. ANAP'tan kaç kişi var!..

CENGİZ BULUT (Devamla) - İşte, yetkiyi bunun için istiyorlar; çünkü, karar yetersayısı bulamıyorlar. Bu Hükümetin sıkıntısı acil kanunlar değil, bu Hükümetin sıkıntısı, kendisine, kendi partileri güvenoyu vermiyor; problem oradan kaynaklanıyor. İşte, buyurun, bakınız, geliniz sayınız, bugüne kadar karar yetersayılarını şuradan bir tespit ettirelim. Defalarca karar yetersayısının aranması istenmiş, defalarca yoklama istenmiş ve her seferinde -üye sayısı 247 olan- bu İktidar, lazım olan 114 ve 150 üyeyi arkasında bulamamıştır. Bugün, bu İktidarın arkasında değerli milletvekili arkadaşlarımız yoktur. Yetkiyi onun için istiyorlar, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini onun için istiyorlar; çünkü, onların arkalarında, kanunları çıkaracak, onları destekleyecek, 114 kişi bile yok. Dün yoktu, evvelki gün yoktu, bugün yok, yarın yine yok; çünkü, o kadar çok insana mavi boncuk, yani bakanlık vaat edilmiş ki, bugün bakanlık alamayan birçok insan, bunları desteklemiyor, güvenoyu vermiyor, güç vermiyor. Dolayısıyla, tabiî Hükümet gelecek, yetki kanunu çıkarmak isteyecek; İstemeye de mecburdur, arla, zorla bir yetki kanunu çıkaracak ve ondan sonra Türkiye'yi kanun hükmünde kararnamelerle idare edecek.

Bunlara, biz burada muhalefet etmiyoruz, kendi milletvekilleri muhalefet ediyor. Engelleyen biz değiliz, güç vermeyen İktidar Partisi milletvekilleridir. Bu Hükümetin arkasında İktidar Partisi milletvekilleri olmadığı için, yetki kanunu çıkarmak zorundalar; sıkıntıları bu.

Bugün ne işçi meselesine, ne memur meselesine, ne emeklinin meselesine, ne köylünün meselesine, ne küçük esnafın meselesine, bu İktidar parmak basacak güçte ve kuvvette değildir; çünkü, o destek yok. Bunun için, devamlı kanun hükmünde kararnamelerle; yani, yetki kanunlarıyla Türkiye'yi idare ediyorlar. Bunların elinden gelse Parlamentoyu kapatacaklar, senede bir kere toplanacaklar, bir senelik kanun hükmünde kararname yetkisi alacaklar; ondan sonra Türkiye'yi kararnamelerle yönetecekler.

Bakınız, birçok kanun hükmünde kararname var, birçok yetki kanunu var. Bunlar içinde hiç ilgisi olmayan meseleler var. Yetki mi istiyorsunuz; gelin size yetki verelim, yüzde 60'dan aldığınız, yüzde 160'a getirdiğiniz enflasyonu, yüzde 110'a düşürmek için istediğiniz her türlü yetkiyi verelim. Getirin, o konuda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermeye hazırız. Yetki mi istiyorsunuz; perişan ettiğiniz işçinin biraz halini düzeltebilmek için ve kahvelerdeki on milyona yakın işsize, eğer, iş bulabilecekseniz, o konuda, biz, size kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek için sonuna kadar sizin yanınızdayız; tabiî, Meclisi toplayamadığınız için varız. Perişan ettiğiniz memurun gelirini düzeltecekseniz, her türlü yetkiyi vermeye hazırız. Her

14

türlü kanun hükmünde kararnameyi sizinle beraber çıkarmaya hazırız; ama, yeter ki, siz "benim memurum" deyin; ama, içinizden deyin, yalnız reyini almak için değil. Yeter ki, siz "benim işçim, benim köylüm, benim küçük esnafım" deyin. Yetki mi istiyorsunuz; gelin, bu, Türkiye'de kara parayı halledecek, kayıtdışı ekonomiyi halledecek bir kanun hükümünde kararname çıkarma yetkisi istiyorsanız, derhal verelim; memleketteki bu kara parayı önleyin, memleketteki bu kayıtdışı ekonomiyi engelleyin.

Değerli arkadaşlar, çoğunluğu sağlayamıyorsunuz. Bugün, sizin, Türkiye'yi, yetki kanunlarıyla, kanun hükmünde kararnamelerle idare etmenizden, Türkiye'nin büyük insanları tedirgin. Bakınız, ne diyor Sayın Demirel: "Türkiye, tarihinin en güç dönemini yaşıyor." Demirel çok karamsar, sizden dolayı karamsar; toplanamıyorsunuz, Hükümet olarak yoksunuz. Demirel'in altı endişesi var ve Türkiye'nin Cumhurbaşkanı "ben mezar taşı değilim" diyor. Niçin diyor; İktidarın, Hükümetin beceremediği bazı işler yüzünden diyor.

Demirel'in bunalım kaygısı var. Kaygı, bu Hükümetten kaynaklanıyor; çünkü, bu Hükümet, parlamenterlerle istişare yapmıyor; çünkü, bu Hükümet, milletvekilleriyle konuşmuyor; çünkü, bu Hükümet, milletvekillerinin fikirlerini almıyor; çünkü, bu Hükümet, tek başına çalışıyor; bu Hükümet, hiçbir zaman için, ne milletvekilleriyle ne halkla istişare ediyor. İşte, sıkıntı bu.

Bu dönemle geçen dönemi karşılaştıran, büyük insan, Sayın Demirel yine "benim dönemim daha başarılıydı" diyor; yani, sizin döneminizin iflas ettiğinin, yani, sizin döneminizin perişan olduğunun en güzel alıntıları.

Yetki mi istiyorsunuz; buyurun. Askerlik kısalacak demişsiniz; hadi kısaltın; alın size, güle güle, tepe tepe kullanın diyebileceğimiz yetkiler verelim. Memurlara sendika hakkı verilecek demişsiniz; buyurun yetkiyi; ama yoksunuz, Parlamentoya gelmiyorsunuz.

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Yüzde 10'a düşeceksiniz, böyle konuştuktan sonra.

CENGİZ BULUT (Devamla) - Şu anda, Cumhuriyet Halk Partisinden 4 kişi mevcut, bir arkadaşımız daha terk ediyor, 3 kişi kaldılar.

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Sen konuştuktan sonra zaten terk ederler.

CENGİZ BULUT (Devamla) - Bir arkadaş daha terk ediyor. Bakınız, Türkiye'nin hayatî konularıyla ilgili, Gümrük Birliğiyle ilgili veyahut da çok değişik konularla ilgili yetki kanunu çıkarken, işte İktidarın ciddiyeti, işte İktidarın bu işe verdiği ehemmiyet, işte İktidarın milletvekillerinin, kendi Hükümetine verdiği destek. Sayıyorum, şu anda, 247 milletvekilinden 8 kişi kaldılar.

TURHAN TAYAN (Bursa) - 6 tane komisyon çalışıyor şu anda.

CENGİZ BULUT (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisinden 3 kişi kaldılar.

Yetki mi istiyorsunuz; buyurun verelim. İki anahtar verilecek dediniz; garibanların evlerini ellerinden alarak ölüme mahkûm ettiniz. Yetki mi istiyorsunuz...

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Nereye gidiyorlar?!

TURHAN TAYAN (Bursa) - 6 tane komisyon toplantı halinde şu anda.

CENGİZ BULUT (Devamla) - 6 tane komisyon toplantı halindeymiş. Hepsi palavra, 247 milletvekilinden, bu 6 komisyonda kaç tane milletvekili var?!

NEVZAT ERCAN (Sakarya) - 21'er kişiden kaç kişi eder; hesabın varsa, hesap et.

CENGİZ BULUT (Devamla) - Yalnız bugün değil. Geliniz, bakınız, şu komisyonları bir inceleyiniz.

Değerli arkadaşlarımız, yetki mi istiyorsunuz; geliniz, partizanlığı önleyecek yetkiyi verelim size; istediğiniz kadar kanun hükmünde kararnameyi çıkarın; ama, sıkıntı kendinizde, siz, kendi parlamenterlerinizi, siz kendi milletvekillerinizi ikna edemiyorsunuz, hatta onlarla konuşmaya tenezzül etmiyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Bulut, 1 dakikanız var efendim.

CENGİZ BULUT (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu meseleyi milletin önünde konuşalım.

Benim kanaatime göre, bu hükümet, arkasında gerekli çoğunluğu ve desteği sağlayamadığı için, milletvekilleri bu hükümete güvenoyu vermediği için bu yetki kanunu çıkarılmaktadır.

15

Hodri meydan, işte Hükümet gelsin, kendi milletvekilinin önünde -mademki 247 milletvekiliyiz diyorlar- güvenoyu istesinler. Kendi milletvekilleri güvenoyu vermediklerine göre, bundan sonra, bunlar kanun çıkaramaz. Muhalefet olarak biz, bunları engellemiyoruz; biz, bunların önünde hiçbir şey yapmıyoruz. Karar yetersayısının aranmasını istememizin bir tek sebebi vardır: Bunların buraya gelmediğini; İktidar partisi milletvekillerinin, kanunları on kişiyle, onbeş kişiyle çıkarmak istediklerini millete göstermek istiyoruz, bunun için itiraz ediyoruz.

Saygılarımı sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bulut.

Sayın milletvekilleri, gündemin başına baktığınız zaman, bugün Adalet Komisyonu, Millî Savunma Komisyonu, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu olmak üzere dört komisyonun şu anda...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, Hükümetin sözcüsü müsünüz siz?

BAŞKAN - Bir dakika efendim...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Hükümetin sözcüsü müsünüz?

BAŞKAN - Efendim, konuşmacı Meclise bağlı olarak birtakım şeyler söyledi de...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Her zaman böyle yapıyorsunuz...

BAŞKAN - Efendim, ben, Meclisin itibarını korumak zorundayım...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Yanlış yapıyorsunuz...

BAŞKAN - Ben, Meclisin itibarını korumak zorundayım.

Şu komisyonların her birinin şu anda çalışması için, Divan karar verir...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Fakat, komisyonların birçoğu görevlerini tamamladılar...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Genel Kurulda 15 kişi var.

BAŞKAN - Divan karar verdi efendim.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Komisyonlar görevlerini tamamladılar.

BAŞKAN - Bakın, Sayın Korkmazcan, rica ediyorum, müsaade edin de, sözümüzü tamamlayalım...

Sayın Korkmazcan, grup başkanvekilisiniz. Ben, bir şey söylediğim zaman, hemen ağzımın önünde bitiyorsunuz; konuşmamı kesiyorsunuz; rica ediyorum, oturur musunuz... Oturur musunuz...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Biraz daha dürüst olun Sayın Başkan.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Ama, sen de Hükümetin sözcüsü gibi konuşma.

BAŞKAN - Şimdi, değerli arkadaşlarım, Meclise arkadaşlarımız gelmiyor diye şikâyet ediyor...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Arkadaşlar değil, Hükümet gelmiyor.

BAŞKAN - Ben, durumu belirtmek için açıklama yapayım: Şu anda, 84 milletvekilimiz komisyonlarda çalışıyor...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Nerede gerisi?.. 100'ü nerede?..

BAŞKAN - Biz, Divan olarak, buna karar verdik. Onun için...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Yanlış yapıyorsunuz.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...

BAŞKAN - Lütfen, oturur musunuz...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, biraz önce yanlış bir beyanda bulundunuz. Beyanınız gerçekten...

TURHAN TAYAN (Bursa) - Sayın Korkmazcan, komisyonlar da yalan mı yani?..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında usul tartışması açılmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Efendim, benim tutumumda bir aksilik yok.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Nasıl olur Sayın Başkan..

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Müsaade eder misiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN - Hayır, müsaade etmiyorum...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Efendim, biraz önce yanlış beyanda bulundunuz.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Olur mu ama; her seferinde Hükümetin sözcüsü gibi davranıyorsunuz.

16

BAŞKAN - Efendim, ben, Meclisin itibarını koruyorum.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Hayır efendim, siz, Hükümeti savunuyorsunuz; yanlış bir şey bu.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, şu anda komisyonların birçoğu görevini tamamladı ve arkadaşlarımız Genel Kurula geldiler. Niye 84 kişi orada çalışıyor diyorsunuz; 84 kişiyi burada bulamıyorlar, komisyonda nasıl bulacaklar?

BAŞKAN - Lütfen yerinize oturur musunuz, ben size söz vermedim.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - İktidarı savunacağım diye yanlış beyanlarda bulunmayın.

BAŞKAN - Lütfen yerinize oturur musunuz.

Sayın Hasan Korkmazcan, her vesileyle, televizyonun karşısına çıkıp, konuşarak, birtakım mesajlar vermeye çalışıyorsunuz; ama her yerde... Siz, bir grup başkanvekili ağırlığı içinde... Siz, zaten her zaman çıkıp konuşuyorsunuz... Rica ediyorum... Yani, ben size hiç yakıştıramıyorum bunu...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Rica ediyorum, siz de doğruyu söyleyin; Meclis Başkanı ağırlığı içinde konuşun...

CENGİZ BULUT (İzmir) - Hükümetin sözcüsü gibi davranmayın Sayın Başkan; tarafsız olun.

BAŞKAN - Ben, Meclisin sözcüsüyüm.

CENGİZ BULUT (İzmir) - Hayır efendim, Hükümetin sözcüsüsünüz siz; bu, olmaz... Yanlış... .

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Hükümetin sözcüsüsünüz...

NURETTİN TOKDEMİR (Hatay) - Şu anda Bakanlar Kurulu toplantısı var...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şendiller.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yetki tasarısıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üç ana vazifesi vardır. Bu, Anayasamızda da belirtildiği üzere, yasama, yürütme ve denetleme görevidir. Ben, sözlerime, özellikle Hükümetin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetleme vazifesini engellendiği görüşümü bir kere daha tekrarlayarak başlamak istiyorum.

Sadece bu yetki tasarısıyla ilgili değil; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiğimiz yazılı soru önergeleri, Hükümetin işine geldiği şekilde düzenlenmekte, süresi içerisinde cevap verilmemektedir. Yine, İçtüzük gereği, süresi içerisinde bu sorulara cevap verilmesi gerekirken, bir bakıyoruz ki, bize bilgi verilmeden, yazılı soru, Türkiye Büyük Meclisinin gündeminin 800 üncü sırasına sözlü soru olarak girmiş. Biraz önce Sayın Başkan da ifade etti, hep beraber görüyoruz, Meclisin gündeminin yoğunluğu da dikkate alınarak, sözlü sorulara cevap verilme alışkanlığı da âdeta ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla, Türkiye'nin gündemini ve gelişen olayları takip etmek, milletvekilleri bakımından imkânsız hale gelmiştir. Ben, 1992 yılında sorduğum soru önergesinin cevabını, 1995 yılı ortalarında alamıyorsam, vazifemi yapamıyorum.

Bizim burada karşı çıktığımız bir diğer olay da şu: Biraz önce, Sayın Mehmet Kerimoğlu, burada, altı bin, beş bin konuyla ilgili olarak arkadaşımızın konuşmasına cevap verdi; ben o kanaatte değilim. Ancak, gelen yetki tasarısına bakarsanız, kapsadığı konular bakımından, kesinlikle, Anayasanın 87 ve 91 inci maddelerine aykırıdır; çünkü, yetki kanunları, acil, ivedi, çok net ve belli konularda çıkarılabilir diyor. Ayrıca, yine, tasarıda, bunlarla ilgili farklı kanunların da 3 ay içerisinde çıkarılabileceği ifade edilmektedir. Onun için, istediğiniz yetki tasarısı, Anayasanın 87 ve 91 inci maddelerine aykırıdır; bunu da baştan ifade etmek istiyorum.

Diğer bir konu: Sayın Hükümet Sözcüsü veya Hükümet kanadının Sözcüsü Mehmet Kerimoğlu -istenen yetki tasarısıyla ilgili değil de- buradan ifade ediyor, bazı arkadaşlarımız bağırıp çağırıyor diyor. Bir kere, tepki konulan konu farklıdır. Siz, meseleyi yanlış yola yönlendiriyorsunuz; niçin; demokratikleşme konusu diyorsunuz ve kooperatiflerle ilgili demokratikleşmeyi de, bu yetki tasarısının içinde getirmişsiniz. Bakın, ben, size bir şey söyleyeyim. Türkiye'yi yurtdışında temsil etmek ve Avrupa Topluluğuna veya Gümrük Birliğine

17

uyum için yetki tasarısı çıkaramazsınız; getirin kanunları, burada 24 saat çalışıp çıkaralım; bizim talebimiz budur.

İkinci bir konu: Siz, milleti suçluyorsunuz, diyorsunuz ki -bazı arkadaşlarımız- Avrupa'nın tekniğine taşıyorlar, demokratikleşmesine karşıdırlar... Kardeşim, siz getirdiniz de, biz engel mi olduk! Gelin, Avrupa'ya uyum sağlamak istiyorsanız, iki partinin, hem seçim hem de hükümet programlarına koyduğunuz, sendikalarla ilgili ve diğer demokratikleşme konularındaki hakları getirin, hep beraber çıkaralım burada; ama, polemik yapmayın.

Diğer bir konu: Diyorsunuz ki, şeriatçılık, bilmem ne... Ne alakası var?.. Bakınız, ben size şunu söyleyeyim: Şeriat konusu, dilinize doladığınız tek tesbih olmuştur. Burada onu ifade eden de yok; ancak, şeriat, İslamdır ve Müslümanların inancıdır. Kur'an okunuyor, ezan okunuyor ve bu memlekette tüm camilerde namaz kılınıyor; bunların hepsi şeriatın emridir. Siz, meseleyi karıştırıyorsunuz, bizim tepki gösterdiğimiz konu odur; ikincisi, bunun alakası da yoktur.

Değerli milletvekilleri, yine, Hükümetimiz, birkısım konuları, milletin karşısına "olmazsa, olmaz" şeklinde getiriyor. Bakınız, mesela, dayattığınız ve üzerinde özellikle durduğunuz, Sayın Başbakanın ikinci kurtuluş harbi, hatta üçüncü kurtuluş harbi olarak gösterdiği, özelleştirme konusu... Getirdiniz; eksiğiyle noksanıyla çıktı; ama, arkasından ek kanunlar çıkardınız, onu da çıkardınız... Peki, bana söyler misiniz, Türkiye'nin ikinci kurtuluşu olarak gördüğünüz özelleştirmeyle attığınız adım hani?.. Buyurun, çıkarın, madem kurtuluştu... Ha, burada yaptığınız bir şey var; Özelleştirme Kanunu yürürlüğe girmiş; ama, Afşin-Elbistan Termik Santralını yap-işlet uydurması adı altında birilerine peşkeş çekmenin telaşı ve gayreti içerisindesiniz; bunu kabul edemeyiz.

Şimdi getirdiğiniz konuyu -Avrupa Gümrük Birliğiyle ilgili sözleşmenin kabulü hususunda- onlara uyum sağlamak için getirdiğinizi söylüyorsunuz. Belki, kendi aranızda haklı olabilirsiniz; ama, burada, bu konuyla ilgili -ben detayına girmeden ifade ediyorum- yaş meyve ve sebze hususu diyorsunuz ve kayıtdışı satıldığı için bunun düzeltilmesi lazım diyorsunuz; doğrudur. Türkiye meyve-sebze konusunda hakikaten çok ciddî üretim yapıyor. Bırakınız pazarlamayı, bırakınız satmayı, hale getirip, kamyon kirasını da cebinden verip, döküp gittiği oluyor vatandaşımızın. Çiftçinin ve meyve-sebze üreticisinin hakkı korunacaksa, ciddî olarak koruyacaksanız, buyurun bir tasarı getirin, hakikaten canla başla destekleyelim ve kanunu çıkaralım; ben bir çiftçi çocuğu olarak, bir çiftçi olarak size ifade ediyorum, o görüşünüze yürekten katılıyorum; ancak, çiftçinin ürettiğinin çöpe ve derelere dökülmesinin en büyük sebebi, Türkiye içindeki pazar yanlışlığı kadar, mesela, Ortadoğu kapılarının Türkiye'ye kapatılmış olmasıdır. Türkiye'nin ürettiği meyve sebzenin, çiftçinin alın terinin çok büyük bir kısmı da, malumu âlileriniz olduğu üzere, Irak'a gidiyordu; ambargodan sonra vatandaş perişan edildi. Bu konularda alacağınız her türlü tedbirin yanındayız.

İkinci bir konu da şudur: Burada, Türkiye'nin Avrupa Gümrük Birliği ve Avrupa Topluluğuyla ilgili konularında ifade ediyorsunuz, "buraya uyum sağlamak için" diyorsunuz; eğer Türkiye'nin bütün meselelerini Avrupa Gümrük Birliği Sözleşmesine endekslerseniz, buyurun, kabul görmüştür, imza attınız... Ancak, yine bu konuda, Sayın Mehmet Kerimoğlu'nun dediği gibi, hiç kimse, demokratikleşmede Avrupa'ya yetişme konusuna, Avrupa'nın tekniğini, Avrupa'nın sanayide gelişmiş olduğu noktayı yakalama hususuna karşı değildir. Eğer Avrupa'nın gelişmişliğine ve demokratik seviyesine çıkmaya, Avrupa'yla insan hakları noktasında yarışmaya karşı çıkan varsa, öyle bir insan, bırakın çağdışı olmayı, Taş Devri mantığına sahiptir. Bunu buradan yine tekraren ifade ediyoruz; ancak, lütfen bu konuları polemik konusu yapmayınız.

Şu yetki tasarısı -Hükümete verildiği takdirde- yüzlerce konuyu kapsıyor; "üç ay içerisinde" diyorsunuz ve "aciliyet var" diyorsunuz. Peki, Sayın Kerimoğlu, bu konuda aciliyet var da -belediyeler şunu yaptı bunu yaptı diyorsunuz, o beni ilgilendirmez, ona karşı da değilim, söyleyebilirsiniz- Hükümet olarak şu kürsüye çıkıp, buradan, 47 bin köy hizmetleri işçisiyle ilgili kaç bakanınız tarafından, kaç söz verildi?

Ve sosyaldemokratlar, size sesleniyorum -buradasınız- değerli arkadaşlarım; belediyelerdeki işçileri görüyorsunuz; haksızlık, adaletsizlik, zulüm belediyede de yapılıyorsa,

18

Hükümet tarafından da yapılıyorsa, ikisine beraber karşı çıkmaya var mısınız? (CHP sıralarından "Varız, varız" sesleri)

BAŞKAN - Sayın Şendiller, 1 dakikanız var efendim.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Var mısınız; buyurun, Hükümetsiniz...

MUSTAFA YILMAZ (Malatya)- Varız, tabiî varız.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Devamla) - O zaman, işçi sokakta yürürken, 1990 yılında yaptığınız gibi niçin sahip çıkmıyorsunuz?..

MEHMET ALP (Kars) - Çıkıyoruz, çıkıyoruz.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Devamla) - Neredesiniz, nerede sahip çıkıyorsunuz?..

MUSTAFA YILMAZ (Malatya) - Çıkıyoruz, yine biz sahip çıkıyoruz.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Devamla) - Hayır, hayır; zedelerin hiçbirinin yanında yoksunuz, göremiyoruz sizi Sayın Yılmaz.

Bakınız, burada işin gerçeğine dönelim hemen; demokratikleşme konusunda "Tarım Kredi Kooperatiflerinin demokratikleşmesi" demişsiniz; bunun demokratikleşmeyle ne alakası var?.. Tarım Kredi Kooperatifleriyle ilgili olarak kanun teklifi Meclise geldi. Eğer, hakikaten onda samimiyseniz, getirin onu da çıkaralım.

Diğer bir konu: Buraya çıkıp, iktidar-muhalefet kavgası yapmayı da doğru bulmuyoruz. Milletin karşısında gerçekten...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, son cümlenizi söyler misiniz efendim.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Devamla) - Bitiriyorum efendim; son cümlemi söylüyorum Sayın Başkan.

Efendim komisyonlar vardır, bilmem ne vardır... Madem ki, Danışma Kurulu bu kararı aldı ve oylattınız burada; o zaman, iktidar-muhalefet demeden hepimizin vazifesidir bu; ama, sizin her getirdiğiniz tasarıyı biz kanunlaştırmak zorunda değiliz, yetki tasarısını çıkarmak zorunda değiliz ve yetki tasarısıyla ilgili olarak Meclisin yetkisinin Hükümete devri konusuna da şiddetle karşıyız; getirdiğiniz yetki tasarısı, Anayasanın 87 ve 91 maddelerine aykırıdır. Onu da bilmenizde fayda var diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BBP, ANAP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şendiller.

Tasarının tümü üzerindeki müzakereler bitmiştir.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz Sayın Başkan.

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sataşmadan ötürü söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Nerede sataştı?

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sayın sözcü az evvelki konuşmasında, Türkiye'de yaşayan insanların inançlarına yönelik tavrımızla ilgili bir şey söyledi.

Efendim, kürsüye gelip açıklayabilir miyim?

BAŞKAN - Efendim, zaten oradan duyuyor arkadaşlar, televizyon da görüşmeleri canlı yayında veriyor; oradan söyleyin, ne dediyse...

MUZAFFER DEMİR (Muş) - Keçiören Belediyesinin yaptıklarını söyle.

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Şimdi, Sayın Başkanım, Sayın Şendiller konuşmasının bir bölümünde, Türkiye'de camilerde ya da başka yerde ibadet eden insanların şeriatı yaşadıklarını söyledi.

ÖKKEŞ ŞENDİLLER (Kahramanmaraş) - Şeriatın emrettiği böyle bir şey mi, kilisenin emri mi?..

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Açıkça söylüyorum ki, ben Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olarak, varlık nedenimiz inanç özgürlüğünün korunması olduğuna inanıyoruz. Bizim, burada tarif etmeye çalıştığımız, söylemeye çalıştığımız, insanların inançlarını yaşaması olayı değil. Bizim kastettiğimiz, şeriat devletinden anlatmak istediğimiz konuyu, bu Parlamentoda defalarca tartıştık, bundan sonra da tartışırız.

19

LÜTFÜ ESENGÜN (Erzurum) - Şeriat sizi çarpacak.

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Ayrıca, Sayın Şendiller "haksızlık, Hükümet tarafından yapıldığı zaman karşı olur musunuz" diyor. Haksızlığı kimin ve ne şekilde yaptığı önemli değildir. Önemli olan, haksızlık yapıldığında hepimizin karşı olma zorunluluğunda olmamızdır; tıpkı Ankara'da, İstanbul'da belediyelerde yapılan kıyımlara karşı hepimizin beraber olması gerektiği gibi...

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerinde yapılan konuşmalar bitmiştir.

Tasarının, Anayasaya Komisyonuna havalesi konusunda bir önerge var; okutup, oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı kanun tasarısı, ekonomik ve sosyal hayatımızı çok yakından ilgilendiren patent, faydalı model, marka, coğrafî işaretler, endüstriyel tasarımlar, yaş sebze ve meyve ticareti, toplama halleri, ticaret ve sanayi odaları, ticaret odaları, sanayi odaları, deniz ticaret odaları, ticaret borsaları ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Tarım Satış Kooperatifleri ve birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri ve birlikleri ile gıda konularıyla, Türk Ticaret Kanunu ve buna kanunen mer'iyet ve tatbik şekli hakkındaki kanun ve Sermaye Piyasası Kanunu gibi birçok alanda, kanun hükmünde kararnamelerle düzenleme yapmak üzere yetki alınmaktadır.

Bilindiği üzere, Anayasamızın 91 inci maddesinde yer alan esaslarla, Anayasa Mahkemesince ittihaz olunan muhtelif iptal kararlarında, Hükümetlere çok ivedi ve zaruret hallerinde belirli bir maksat ve konuda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilebileceği, bu tasarıda olduğu üzere, gerek devlet yönetiminin ve gerekse sınaî, iktisadî ve sosyal hayatımızı yakınen alakadar eden bütün konularda ve ne gibi düzenlemeler yapılacağı da belli olmaksızın, Adeta, Anayasayla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş bulunan kanun yapma ve kural koyma yetkisinin Hükümete verilemeyeceği, dolayısıyla, bu tür yetki kanunlarının Anayasaya aykırı olacağı ifade edilmiş bulunmaktadır.

Bu tasarının, her şeyden önce, Anayasa açısından Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir ihtisas komisyonu olan Anayasa Komisyonunda incelenmesi gerekirken, bu yapılmamakla tasarı, Anayasaya uygunluk yönüyle incelenmemiştir.

Kaldı ki, 858 sıra sayılı bu kanun tasarısı, Anayasanın diğer hükümleri yanında, 2, 6, 7, 87, 89, 91, 138 ve 153 üncü maddelerine de aykırıdır.

Zira, Anayasanın 2 nci maddesi, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu vurgulamaktadır. Hukuk devleti olmanın kendine has özellikleri vardır. Bu özelliklerin başında, icra organlarının ve yasamanın, Anayasada öngörülen kurallara ve Anayasaya uygun olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisince, usulüne göre çıkarılan kanunlara uymasıyla mümkündür. Oysa, bu tasarıyla, Anayasanın yukarıda arz edilen birçok kuralı birden ihlal edilmektedir.

Keza, Anayasanın 6 ncı maddesinde, egemenlik haklarının ancak ve ancak millete ait olduğu ve bu hakkın, Anayasanın koyduğu kurallar içerisinde, yetkili kılınan organlarca kullanılacağı; 7 nci maddesinde de, kanun yapma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği yazılıdır.

Görüşülen kanun tasarısı, başı sonu belli olmayan bir tarz içerisinde, Bakanlar Kuruluna kanun yapma yetkisi vermekle, düpedüz bir yetki devrini öngörmekte ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, kanun yapma yetkisi elinden alınarak, devredışı bırakılmak istendiği açıkça görülmektedir.

Diğer taraftan, Anayasanın 91 inci maddesi, hükümetlere, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin verilebileceğini öngörmekle birlikte, bunun ilke ve esaslarını da düzenlemiştir. Tasarıya konu olan alanlarda yapılacak düzenlemelerin gerektirdiği zorunlu kriterler yerine, muallakta kalan son derece geniş kapsamlı ve afaki terimler dercedilerek, Anayasamızın mezkûr maddelerindeki kapsamını, ibaresini ihlal etmekte olduğu kadar, Anayasa Mahkemesinin, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiyle alakalı bulunan birçok yetki kanununun iptaline ilişkin iptal kararlarında ifadesini bulan "ivedi ve zaruri hallerde"

20

kıstasıyla bağdaşmadığından, yine, Anayasanın 138 ve 153 üncü maddelerine aykırı bulunmaktadır.

Anayasanın 7 ve 87 nci maddeleri muvacehesinde, kanun yapma yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Anayasanın bu hükümleri ihlal edildiği kadar, 89 uncu maddesi de, bu tasarıyla ihlal edilmektedir. Hiç de ivediliği ve zorunluluğu bulunmadığı halde, Cumhurbaşkanının, Anayasanın 89 uncu maddesiyle tanınan, kanunların Anayasaya uygunluğunun denetimi yönündeki yetki ortadan kaldırılmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gelen bu tasarı, öncelikle, Anayasa Komisyonunda incelenmesi gerekirken, bu ihtisas komisyonunu atlamak suretiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna intikal ettirilmiştir. Bütün bu sebeplerle, tasarının, Anayasanın, yukarıda arz edilen muhtelif hükümlerine aykırı olmakla, Anayasa Komisyonuna gönderilmesi gereklidir.

Bu gereğin yerine getirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasan Korkmazcan Nevşat Özer Halit Dumankaya

Denizli Muğla İstanbul

Kadir Ramazan Coşkun Engin Güner

İstanbul İstanbul

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu önergeye?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU ADINA MELİH PAPUÇCUOĞLU (Balıkesir) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

SUHA TANIK (İzmir) - Sayın Başkan, önerge üzerinde söz istiyorum.

BAŞKAN - Tabiî, vereceğiz efendim.

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) - Sayın Başkan, ben de önergeye iştirak ediyorum.

BAŞKAN - Zaten milletvekilleriniz vermiştir.

Önerge sahiplerinden söz isteyen var mı efendim?

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) - Ben, önerge sahiplerinden Hasan Korkmazcan adına söz istiyorum efendim.

BAŞKAN - Efendim, önergede ismi olana veriyoruz; öyle bir uygulamamız yok Sayın Sungurlu. Burada, önergeye iştirak edene söz vermiyoruz; önerge sahipleri söz isterse, verelim efendim.

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) - İştirak ediyorum efendim.

BAŞKAN - Efendim, söz hakkını devredemez; İçtüzüğe göre, kimin önergede imzası varsa, o söz isteyebilir.

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüşhane) - "Adına" diyorum...

BAŞKAN - Olur mu canım o zaman?..

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, önerge üzerinde söz istiyorum efendim.

BAŞKAN - Sayın Hasan Kormazcan; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bugün, Sayın Başkan, hiç olmazsa önerge üzerinde söz hakkımız olduğunu kabul etti; sizlere hitap edebilme fırsatı buluyorum.

Değerli arkadaşlarım, önergemiz açıktır: Anayasa, yasaların nasıl yapılacağını, bütün dünya anayasaları gibi açık hükümlerle belirlemiştir. Yasa yapma yetkisi, temsili demokrasilerde millete ait olan yetkidir; bu yetki, milletin yasal organları eliyle kullanılır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, yasama yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin inhisarındadır, tekelindedir. Büyük Millet Meclisi dışında hiçbir organ yasa koyucu değildir, yasa koyucunun yerine geçemez. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, düzenlenmesi, bildiğiniz gibi Anayasamıza 1971 yılında girdi; ama kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin nasıl

21

kullanılacağı şimdiye kadar Anayasa Mahkemesi kararlarıyla, dünya tatbikatıyla çok açık ve net bir biçimde ortadadır.

Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, ivedi hallerde bazı teknik konuların Meclis tarafından düzenlenmesi, gecikmelere sebep olacaksa; Meclis, kapsamını önceden belirlediği, usullerini önceden çizdiği ve hangi hususlarda düzenleme yapılacağını, hangi kanunlarda değişiklik yapılacağını da belirlemek suretiyle, sadece düzenleme yetkisi olarak hükümete yetki vermektedir; yoksa yasama yetkisi değil.

Halbuki, mevcut tasarının anlamı, hükümete bir düzenleme yetkisi vermenin ötesinde, doğrudan doğruya yasama yetkisi mahiyetinde yorumlanabilecek durumdadır. Şimdi, Türk Ticaret Kanununda değişiklik yapılmasına dair yetki veriyorsunuz. Türk Ticaret Kanununun hangi maddelerinde, hangi düzenleme alanında veriyorsunuz; yani Ticaret Kanununun şirketler hukuku bölümüyle mi ilgili, ticaret hukukunun temel ilkelerini belirleyen hususlarla mı ilgili, rekabeti önleyici hususlarla mı ilgili, bu kanunun tatbik şeklini belirleyen özel kanunla mı ilgili belli değil. Her alanda, şu anda aklınıza gelmeyen birtakım düzenlemeleri, hükümet, ihtiyaç duyarsa koyabilir; Meclisin haberi dahi olmaz. Nitekim, tasarı, Meclise sevk edilirken -lütfen, komisyonlardan gelen raporları okuyunuz, arkadaşlarımıza dağıtıldı; Hükümetin tasarısında istenilen yetki ile İçişleri Komisyonunda verilen yetki farklı, Plan ve Bütçe Komisyonunda ilave edilen yetkiler de farklı- Hükümet, Odalar Birliğiyle ilgili bir talepte bulunmamış, Deniz Ticaret Odasıyla, Türkiye Borsalar Birliğiyle ilgili bir talepte bulunmamış; ama, komisyonda bunlar ilave edilmiş. Şimdi, komisyon safhasında dahi, kendi istediği yetkinin dışına çıkan bir Hükümete, siz, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verirseniz, birtakım bürokratlar devletin yasama organı yerine geçer değerli arkadaşlarım; Hükümetin dahi haberi olmayabilir; çünkü, sizin Hükümetinizin, hangi usullerle çalıştığını biliyoruz; kapalı kapılar arkasında alelacele birtakım işlemler yapılıyor, bunun adı kararname oluyor, bunun adı kanun oluyor. Şimdi, kapalı kapılar arkasında böyle bir yetki vereceksiniz; bugünkü basında da yer aldığı gibi, birtakım korsan talepler de, bu kanun hükmünde kararname yetkisi çerçevesinde değerlendirilebilir. (ANAP sıralarından alkışlar) Bunlara mani olmak için, milletin gözü önünde kanun yapalım.

Bakınız, Gümrük Birliğine girmek, karşılıklı menfaatların dengelenmesini gerektiren bir işlemdir. Avrupa Birliğinin, Gümrük Birliğine girmek hususunda elbette bizden talepleri var; ama, bizim de isteklerimiz var; Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının rekabete dayanabilmesi için, alınması gereken tedbirler var; serbest meslek mensuplarının rekabet ortamında serbestçe dolaşmasını temin etmek gibi bir talebimiz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi söyler misiniz.

HASAN KORKMAZCAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Avrupa Birliği oluşurken ve Gümrük Birliğini oluştururken, bizim dışımızdaki ülkeler, çok ciddî olarak karşılıklı pazarlıklara tabi tutuldu; Birlik, durumları kritik olan ülkelere birtakım yardımlarda bulundu; yani, bir denge oluşturuldu. Halbuki, Türkiye'nin, Gümrük Birliğine girişi konusunda, her türlü denge hesabı bir kenara bırakılmıştır. Hükümet, âdeta "siz ne isterseniz, biz onu yapmaya hazırız" tavrı vermiştir; karşılıklı menfaatların pazarlığını iyi yapamamıştır. Bu duruma gelmiş bir Hükümete, düzenlemeleri bu kadar geciktirmiş bir Hükümete yetki vermek yanlış olur; kanunların tamamı Meclis önünde müzakere edilmeli, bu konuya karşı çıkanların da istismarcı bir tutumu varsa -İktidar sözcüsü arkadaşlarımız onları ifade ediyorlar, işte Refah Partisi şundan karşı çıkıyor, falanca parti bundan karşı çıkıyor diye-

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Korkmazcan, lütfen cümlenizi tamamlayın efendim, rica ediyorum.

HASAN KORKMAZCAN (Devamla) - ... bu istismarcı tutumların da çok iyi anlaşılabilmesi için, kanunların, Mecliste, milletin gözü önünde müzakere edilmesi yararlı olacaktır.

Önergemizin kabulüyle, eğer Anayasa Komisyonunda konu incelenirse, Anayasaya aykırılık iddiasıyla bir iptal davası açma zorunluluğu ortadan kalkacaktır. Aksi halde, şunu açıkça ifade edeyim: Anamuhalefet Partisi olarak bizim, hukuka ve Anayasaya aykırı bir

22

düzenlemeye "evet" dememiz mümkün değildir, bunu iptal ettirmek hususunda dava açmak sadece yetkimiz değildir, aynı zamanda görevimizdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen Sayın Korkmazcan.

HASAN KORKMAZCAN (Devamla) - Saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkmazcan.

SUHA TANIK (İzmir) - Sayın Başkan, bir konuda aydınlanmak istiyorum; bir sorumuz var Sayın Başkanlığınıza.

BAŞKAN - Evet, buyurun.

SUHA TANIK (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Yasama Yılı 4, Dönem 19, 8.6.1995 Perşembe günü, 10.30'daki birleşimle ilgili gündem elimde. Bu gündemle "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" in ve sözlü soruların bu hafta değil, salı günkü birleşimde görüşüleceği kararlaştırılmıştı. Fevkalade önemli kanun tasarı ve tekliflerini; yani, kanun yapma işini, Hükümete devredersek, bu gündemde neyi görüşeceğiz Sayın Başkanım? (ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Siz ve biz neyi görüşeceğiz?..

BAŞKAN - Efendim, bakın, siz, bir milletvekilisiniz. Benim yetkim değil ki, Genel Kurulun yetkisi;. Genel Kurul bu yetkiyi devretmesin..

SUHA TANIK (İzmir) - Riyasete sunuyorum: Neyi görüşeceğiz?..

BAŞKAN - Efendim, öyle bir soru soruyorsunuz ki, sanki bu konuyu bilmiyorsunuz, bu konuyu biliyorsunuz.

SUHA TANIK (İzmir) - Ben size soruyorum, Başkanlığınıza soruyorum efendim.

BAŞKAN - Genel Kurul, yetkiyi vermesin efendim; ben mi yetkiyi veriyorum?.. Benim oy hakkım da yok... Sayın Milletvekili, benim oy hakkım da yok...

Buyurun, oturur musunuz...

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Sayın Başkan, görüşmekte olduğumuz konu da bir kanun tasarısıdır; arkadaşımız bunun farkında değil galiba.

BAŞKAN - Efendim, gereksiz bir soruya, gereksiz bir yanıt vermek istemedim.

Efendim, önergeye Komisyon ve Hükümet katılmamıştır. (RP sıralarından "karar yetersayısının aranmasını istiyoruz" sesleri)

Karar yetersayısını arayacağım efendim; söylediniz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.

10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:12.30

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 12.42

BAŞKAN : Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Kadir BOZKURT (Sinop)

----------0---------

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

(Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini almışlardır.

858 sıra sayılı yetki yasa tasarısının tümü üzerinde yapılan müzakeler bitmiş, yasa tasarısının Anayasa Komisyonuna sevki konusunda verilmiş bir önerge vardı; bu önergenin oylanması sırasında, karar yetersayısı istenmiş, yapılan oylamada karar yetersayısı bulunamadığından, birleşime 10 dakika ara vermiştim.

Komisyon ve Hükümet önergeye katılmamışlardı.

Önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım:

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

23

Sayalım lütfen.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Sayın Başkan, Divan Üyelerinin ikisi de DYP'li; onların saydığına nasıl inanalım? (DYP sıralarından "var, var"; ANAP sıralarından "yok, yok" sesleri)

BAŞKAN - Efendim, bize müdahale etmeyin, biz, burada bir görev yapıyoruz. Sizin yardımınıza ihtiyacımız yok; siz oradan, nasıl, görmeden yardım ediyorsunuz bize?

Karar yetersayısı yoktur.

Alınan karar gereğince, saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 12.44

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ

KATİP ÜYELER : İbrahim ÖZDİŞ (Adana) , Kadir BOZKURT (Sinop)

-------- 0 ------

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Başkanlığın bir sunuşu var, aciliyetine binaen okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Gürcistan'ın Ankara Büyükelçiliğinden alınan bir davet mektubunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir Parlamento heyetinin Gürcistan'a davet edildiği bildirilmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

Hüsamettin Cindoruk

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler....Etmeyenler.... Kabul edilmiştir.

(Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yetki yasa tasarısının müzakerelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini almışlardır.

Yasa tasarınının Anayasa Komisyonuna iadesi konusunda verilmiş olan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY(Afyon) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istemiştik.

BAŞKAN - Efendim, araya, Başkanlığın sunuşu girdi; şimdi de istemediniz.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.

MAHMUT ORHON (Yozgat) - Karar yetersayısının aranmasını istemiştik.

HALİL İBRAHİM ÖZSOY (Afyon) - Sayın Başkan, istenmese de karar yetersayısını aramak mecburiyetindesiniz .

BAŞKAN - Efendim, araya, Başkanlığın sunuşu girdi, sunuşu oyladık.

MAHMUT ORHON (Yozgat) - Ondan sonra da istenildi.

BAŞKAN - İstemediniz efendim.

MAHMUT ORHON (Yozgat) - İstiyoruz; ama, kale almıyorsunuz ki...

BAŞKAN - Tartışmayalım... Rica ederim...

1 inci maddeyi okutuyorum:

24

BAŞKAN - Madde üzerinde, Refah Partisi Grubu adına, Sayın Ali Oğuz; buyurun efendim.

Süreniz 10 dakika.

RP GRUBU ADINA ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısı üzerinde, Grubumun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım.

Karar yetersayısı istenildiği halde, Sayın Başkanım, yine, işi, bir usulî meseleyle geçiştirdiler. Sonra da, reaksiyonlar karşısında "bana karşı tepki gösteriyorsunuz" diyorlar; bağışlayın; ama, bunu hak ediyorsunuz Sayın Başkanım. Bunu arz ederim. Bunu yapmayın...

ENGİN GÜNER (İstanbul) - Her oturumda sorun çıkarıyorsunuz Sayın Başkan.

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Olay çıkarmaktan zevk alıyorsunuz Sayın Başkan.

ALİ OĞUZ (Devamla) - Bu, belki bir bakıma, zekâ alameti, bir açıkgözlülük gibi görünüyor; ama, fevkalade yanlış bir şey. Bunu peşinen arz etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Plan ve Bütçe Komisyonunca kabul edilen madde 1, Divan Kâtibi arkadaşımız tarafından okunduğu için tekrar etmiyorum; ancak şu kadarını ifade etmek istiyorum ki; bu konuda Hükümetin istemiş olduğu yetki fevkalade yanlıştır. Bununla ilgili kanun tasarı ve tekliflerini Yüce Meclisin huzuruna getirip burada ariz amik incelemek, araştırmak, tartışmak; en güzeli, en iyiyi bulmak ve partiler arasında konsensüsü temin ederek, ülkeye faydalı bir şekilde yasalaştırmak gerekirken, maalesef, bugün, Anayasanın 87 ve 91 inci maddelerinde hükmünü bulan kanunî bir yetkiyi kullanarak, hatta suiistimal ederek, böyle bir tasarı huzurlarınıza getirilmiş bulunuyor.

Bu tasarı, ister dört maddeden ibaret olsun, isterse-biraz önce konuşan arkadaşımın ifade ettiği gibi- altı bin maddeyi ihtiva ediyor veya ilgilendiriyor şeklinde yorumlansın, bu, fevkalade yanlış bir tutumdur; bu, Türkiye Büyük Millet Meclisini devreden çıkarmaya matuf bir harekettir.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda "bize sureti katiyede inanın, biz, en güzelini yapacağız" demek meseleyi halletmiyor; çünkü, denenmişi denemek nedamet doğurur. Bu iş denenmiştir, Hükümetimiz, özellikle yetki kanunu konusunda denenmiştir. Özelleştirme konusunda Hükümete yetki verilmiştir, bunu fevkalade yanlış kullanmıştır ve bu suretle de memlekete büyük zararlar vermiştir; İl ve İlçe Kurma Yetki Kanunu, Hükümetçe suiistimal edilmiş, maalesef, seçimde bir rüşvet kanunu olarak kullanılmış ve yine suiistimal edilmesi sebebiyle, bu yetkinin Hükümete verilmesi hususu da fevkalade yanlış olmuştur. Onun için, ben, burada, arkadaşlarımın, özellikle Hükümeti teşkil eden partilerin hassasiyetlerini, reaksiyonlarını ve tepkilerini mazur görüyorum.

Buraya, yetki kanunu tasarısını anlatmak için çıkan değerli arkadaşım Mehmet Bey, bir taraftan şeriatçılıktan, diğer taraftan Molla Kasım'dan bahsederek, yetki kanunu tasarısıyla hiç ilgisi olmayan konuları buraya getirip, sataşmalarla, yeni sataşmalara mahal verdi. Lazımgelen cevabı kendisine vermek zaruretindeyiz. Bu memlekette, ikide bir şeriata ve bu memleketin inancına, dinine sövmek, fevkalade yanlıştır. Bunun karşılığında, biz şeriatçı isek, siz şeriat düşmanı mısınız diye sorarız. Ondan sonra da gider halkımıza deriz ki, bizi şeriatçı diye itham edenler, herhalde, şeriat düşmanıdır.

Molla Kasım ne diyor şiirde:

Aşık Yunus, bu sözü,

Eğri büğrü söyleme;

Seni sıygaya çeken

Bir Molla Kasım gelir.

Sizin bu hareketlerinizden dolayı, sizi de sıygaya çeken bir Molla Kasım gelecek, bunu bilin yani. Onun için, buraya çıkıp da, bu kürsüden yetki kanunu tasarısını konuşurken, yok Molla Kasım, yok şeriatçılar, yok şunlar... Biz, size "inekçiler" diyor muyuz yahu!.. Demiyoruz. Çıktık da şuradan "inek verdiniz" diye söyledik mi kardeşim... (RP ve ANAP sıralarından alkışlar)

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Biz, size "Mercümekçi" diyor muyuz!..

BAŞKAN - Sayın Oğuz, lütfen, sataşmayalım efendim. İnek meselesi, ayrı bir konu; tasarıda yok efendim.

25

ALİ OĞUZ (Devamla) - Peki. Ayrıca konuşalım efendim.

Sayın Başkana saygım vardır. "İnek meselesi ayrı bir konu" dedi. İnek meselesini de, sinek meselesini de sonra, özel konuşalım bir fırsatta inşallah.

Değerli arkadaşlarım, özellikle, şunu ifade ediyorum ki, bu makamlar geçicidir, bunları suiistimal etmeyin; çünkü, bu makamların hakkını, eğer, bihakkın vermezseniz, yarın, bu makamlardan doğacak mesuliyetin altından kalkamazsınız; bu, ne şekilde tezahür ederse etsin. Bunu, seçimlerde kullandığınız fevkalade yanlış vasıtalar, yollar ve sistemlerle gösterdiniz. Gelin, bir ara seçimde bunları yeniden bir deneyin bakalım, bu millet size nasıl bir ders verecek...

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Kaç defa denedin, olmadı...

ALİ OĞUZ (Devamla) - Bakın, ara seçim deyince kaçıyorsunuz, erken seçim deyince kaçıyorsunuz; ama, otuz köyün reyini, torbaya parayı doldurup da almak fevkalade kolay. Sarı arabaları oraya doldurarak, oradan rey almak; o da kolay...

HACI FİLİZ (Kırıkkale) - Bunları, siz yapıyorsunuz.

ALİ OĞUZ (Devamla) - Sarı arabalarla, iş vaatleriyle, efendime söyleyeyim, ineklerle, sineklerle bunları halletmek kolay...

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) , Vaaz verme hoca, vaaz verme!..

ALİ OĞUZ (Devamla) - ...Gelin, bir seçimde ortaya çıkın da, boyunuzun ölçüsünü alın.

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Maddeye gel, maddeye...

ALİ OĞUZ (Devamla) - Onun için, ben, sizin ortaklarınıza da aynı şeyi söylüyorum; onlar kaybettiler... Kilis'te de onlar kaybettiler, diğer yerlerde de onlar kaybettiler. Keşke size destek olmasalar; ama, bundan sonra onlar da inşallah akıllanmışlardır; ben başka bir şey demeyeceğim.

Değerli arkadaşlarım, özellikle şunu ifade ediyorum: Bakın, herkese bakanlık vererek, birçok menfaatlar temin ederek ayakta kalmaya gayret ediyorsunuz; bunlar da sizi ayakta tutmaz. Bir müddet daha ayakta kalırsınız; ama, ondan sonra encamınız iyi değildir, bunu açıkça söyleyeyim.

"Bu tasarı için Avrupa Birliğinden talimat almadık" diyorsunuz; ama, tasarının gerekçesine bakıyorum, özellikle burada "verimliliği artıracağız, ekonomiyi düzelteceğiz, şunu bunu ekleyeceğiz..." denildikten sonra, "6.3.1995 tarihinde toplanan, Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararının 63 üncü maddesine göre Türkiye, 1995 yılının ekim ayına kadar mevzuat uyum çalışmalarını bitirmek durumundadır" denilmektedir. Demek ki, mevzuatı Avrupa'ya ayarlama hususunda talimat alıyorsunuz; ama, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda açıkça "Avrupa'nın direktifleri dairesinde, Avrupa Birliğinin talimatları dairesinde" diyorsunuz; ama, burada da "mevzuatımızı, Avrupa'ya entegre edeceğiz, ona uyum temin edeceğiz" diyorsunuz. Adına ne derseniz deyin, Avrupa'ya şartlanmak, size hiçbir şey getirmeyecektir; çünkü, Ortak Pazarla olan ilişkilerinizde -bunu, açıkça, bütün yetkili organlar ifade etti; bu konuda yetkili olan insanlar da ifade etti- alışverişinizde, daha şu anda 5 milyar içeriye atılmış vaziyettesiniz. Yarın, girinceye dek, daha ne kadar kazık yiyeceğiz; onu ben bilmiyorum. Onun için, gelin, bu kabil şeylere heveslenmeyin...

Bakın, bir Kuzey Irak harekâtında, adamlar, hemen tavırlarını ortaya koydular; İngiltere, hemen hırçınlaştı; Almanya "verdiğim silahları orada kullanamazsınız" dedi; Fransa, başka bir tavrın içine girdi ve size, dost olmadıklarını gösterdiler. Bu kürsülerden söylüyoruz, "domuzdan post, gâvurdan dost olmaz." Gelin, gâvuru kendinize dost edinmeyin! Boyuna kazık yiyorsunuz, aklınızı hâlâ başınıza almadınız, boyuna mesuliyet altına giriyor, boyuna zarara gidiyorsunuz...

Bakın, özellikle, bir Kuzey Irak harekâtında, bir Körfez harekâtında, şu ana kadar ettiğimiz zarar 20 milyarı geçti diye sizin yetkilileriniz dahi söylüyor. Siz, bu sözlere muhtaçsınız da onun için söylüyorum.

Değerli kardeşlerim, bakın, hâlâ "Efendim, Mecliste kanun çıkaramıyoruz" diyorsunuz. Siz gelmiyorsunuz ki... İşte haliniz; şurada beş dakika bile oturamıyorsunuz, sanki altınızda çivi varmış gibi, dışarı koşuyorsunuz; sonra da muhalefete dönüp, "Yahu, siz, niye gelmiyorsunuz; siz, maaş almıyor musunuz; gelip çalışsanıza" diyorsunuz. Yahu! evvela siz çalışın...

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Siz, kaç kişisiniz?

26

ALİ OĞUZ (Devamla) - Gündemde; 270 kanun tasarı ve teklifi, 800 sözlü soru, bir o kadar da Meclis araştırması ve soruşturması önergesi bekliyor. Siz, ne yapıyorsunuz Allah aşkına!.. Yetki kanunları çıkararak, bu kabil kolay yollara gitmeyin. Bu gibi kanunlar, sizlere bir şey temin etmez. Biraz önce misalini verdim; işte özelleştirme... Ne yaptınız; elinize yüzünüze bulaştırdınız. Yetki aldınız da ne yaptınız; daha dört fabrikayı bitiremediniz. Bu milletin yetmiş yıllık birikimini perişan ettiniz, ortada bıraktınız.

Bakınız, özel teşebbüs yatırım yapmıyor. Siz ise, satacağız diye devlet fabrikalarını durdurdunuz. Peki, bu millet nerede çalışacak, nasıl ekmek yiyecek? "Efendim, özel teşebbüs yapsın" diyorsunuz. Özel teşebbüs yapmaz. Değerli kardeşlerim, gelin, bu savurganlıklardan ve çarpıklıklardan vazgeçin

Bakın; 450 milletvekilinden, şurada kaç kişi var görüyorsunuz. Bir de "bu sayıyı 600'e çıkaralım" diyorsunuz. Ben, buradan halkıma, milletime sesleniyorum; 450 bile çoktur, bunun 300 olması için bir önergem vardır, inşaallah o kabul edilir. Ayağına çarık, hastasına ilaç, çoluk çocuğuna ekmek bulamayan bu fukara millet, 450 milletvekilini 600'e çıkarma gayretlerinizi, sandık başında cezalandıracaktır inşallah.

Memleketin bir sürü sıkıntıları var; çıplaklık var, fuhuş var, içki var, kumar var, faiz var, işsizlik var, fukaralık var, enflasyon var, kalkınma hızının sıfırın altında olması durumu var; ama, siz, geliyorsunuz, burada abesle iştigal ediyorsunuz.

Ben, size başarı temenni ediyorum, inşallah başarılı olursunuz, başarısız olmanızı temenni etmem; zira, bu memleket bizimdir; ama, hep yanlış yoldasınız, cetveliniz eğri, çizdiğiniz çizgi eğri; doğrulara gelin...

Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

HACI FİLİZ (Kırıkkale) - İran'a... İran'a...

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Oğuz.

Galiba, bundan sonra, kürsüye çıkan her arkadaşımıza İçtüzüğün 67 nci maddesini okuma zorunluluğunu hissedeceğim.

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Maddeyle ilgli konuşmadı ki zaten.

BAŞKAN - ANAP Grubu adına, Sayın Işın Çelebi, buyurun efendim.

Sayın Çelebi, süreniz 10 dakika.

ANAP GRUBU ADINA IŞIN ÇELEBİ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; özellikle Gümrük Birliği ile ilgili yetki tasarısınının maddelerine geçtiğimizde, Türkiye'nin geleceği açısından, bu yetki yasa tasarısının ne anlama geldiğinin, daha teknik detaylarıyla tartışılmasında büyük yarar olduğu kanaatindeyim.

Burada belirtmek istediğim nokta; böyle bir yetki yasasına ihtiyaç olmadığıdır. Bunun, bugün için, tamamen hazırlıksız olan bir dönemin geçiştirilmesi ve yapılmayan çalışmaların, zaman kazanmak açısından kullanılması amacı taşıdığını çok açıklıkla ifade edeyim; çünkü, Patent Kanunu tasarısı veya Marka Kanunu tasarısı, bu Meclisten geçirilmeyecek tasarılar değildir.

Rekabet hukuku ve mevzuat uyumu, Avrupa Birliğinde, on yıldan fazla bir sürede hazırlanmıştır. Özellikle belirtmek istediğim nokta; Rekabet Kanunu Meclisten geçmiştir. -Ki, mevzuat uyumunun ve rekabet hukukunun en önemli kanunudur- Avrupa Birliğinde üç yılda hazırlanan ve geçen Rekabet Kanunu, bu Meclisten üç günde geçmiştir. Tüketicinin Korunması Kanunu, bu Meclisten geçmiştir.

Değerli arkadaşlarım, burada, elinizi vicdanınıza koyarak bir değerlendirme yapmanızı rica ediyorum; Avrupa Birliğinde, ortak mevzuatın oluşumu ve rekabet hukukunun ortaya çıkması on yıllık bir süre almış; bir Rekabet Kanunu üç yılda hazırlanmış; ama, benzer kanun, bu Meclisten üç günde geçirilmiştir. Rekabet Kanunu yeterince tartışılmadığı ve bu Mecliste ve kamuoyunda ne anlama geldiği üzerinde yeterince durulmadığı için, üç günde çıkarılan bu kanun, ne yazık ki, henüz hayata geçirilememektedir.

Bu kanun, rekabet kurulu başta olmak üzere, faaliyete geçirilememektedir. Yani, bu Meclis -çok açıkça ifade ediyorum- önüne gelen yasa tasarı ve tekliflerini ciddî bir şekilde müzakere edip sonuçlandıran ve önüne gelen meselelere çözüm getiren bir Meclistir. Kamuoyunda, bu Meclis için, "Parlamento çalışmıyor" diye, Hükümetin zaaflarını Parlamentoya yükleyerek, sorunları saklamanın anlamı yoktur. Bir örnek vermek istiyorum: 56

27

maddelik Özelleştirme Kanunu, bu Mecliste, bütün parti gruplarının katkılarıyla bir birbuçuk ay gibi bir sürede geçirilmiş; ama, bugün, bu kanun, ne yazık ki, uygulanamamaktadır, uygulanmamaktadır. Nitekim, Özelleştirme İdaresinde, iki başkan değişmiş, ilgili bakan değişmiş ve bu Hükümetin, yasaları uygulamaktaki aczini ve yetersizliğini ortaya koymada çok önemli bir örnek olmuştur.

Bu Parlamento, yasaları geçiren, işlevlerini yapan bir Parlamentodur. Bu Parlamentoya güvenmeyip, Türk halkına güvenmeyip, bu anlamda yetki almak, bence doğru bir uygulama değildir. Özelllikle, Gümrük Birliği gibi, çok önemli bir konuda, Gümrük Birliğine baz teşkil eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararlarının, bu toplumda yeterince tartışılmadığı bir dönemde, bu tasarıların, bu Mecliste tartışılması, Ortaklık Konseyi kararlarının da tartışılmasına yol açması bakımından önem taşımaktadır.

Değerli arkadaşlarım, burada dikkatinize sunmak istediğim çok önemli ve çok tarihî bir konu var: Eğer, biz, müzakere sürecinde "Avrupa Topluluğuna girmeye mecburuz, bunu mutlaka yapacağız" gibi, yanlış ifadeler kullanmasaydık, bugün Ortaklık Konseyi kararı, Türkiye'nin çok daha fazla lehine hükümler taşıyacaktı. Buna bir örnek vermek gerekirse, bugün, Türkiye açısından çok önemli bir kayıp olan...

Değerli arkadaşlarım, lütfen dinleyiniz... Sayın Bakan, lütfen dinleyiniz... Burada çok önemli bir şey var...

Bakın, bu Ortaklık Konseyi kararında, serbest dolaşım hakkı, serbest meslek sahipleri ve hizmetler sektörü için kaldırılmıştır. Serbest dolaşım hakkı, mühendisler, müteahhitler, esnaflar ve serbest meslek sahipleri için kaldırılmıştır. Bu, Türkiye'nin yaratıcılık gücünü yok eder. Avrupa Birliğiyle rekabette, Türkiye'nin yaratıcılık gücünü kullanıp, Avrupa Birliğinde neyin olmadığını tespit ederek, üretim programlarını ona göre yapmak zorunda olan serbest dolaşım hakkına sahip olabilecek hizmetler sektöründe esnaf ve sanatkarın, küçük ve orta ölçekli sanayicinin elinden bu hak ve imkân alınmıştır; ama, bu konu, Türkiye'de ve bu Parlamentoda yeterince tartışılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısını -şimdi tek tek detayına gireceğim- eğer bu anlayışta Türkiye'nin gündeminden böyle çabuklukla geçirirsek, Türk halkına karşı yarın hesap veremeyiz. Zaten, bugün, Türkiye'de, siyasî ahlakta ciddi bir çöküntü ve siyasî yozlaşma vardır. Enflasyonun ve hayat pahalılığının bu denli arttığı, gelir dağılımının bozulduğu bir yerde; hukuk ve adaletin yeterince çalışmadığı bir yerde, siyasî yozlaşma ve siyasî ahlak çöküntüsü, bugün, Türkiye'yi ciddi bir şekilde içinden kemirmektedir. Son günlerdeki olaylar da, bu anlamda, gelecekte bizi ciddi problemlerle karşı karşıya bırakmaya aday gözükmektedir.

Şimdi, bu maddede getirilen, patent, faydalı model, marka, fikri haklar, Gümrük Birliğine girsek de girmesek de, zaten bunlar olması gereken ve Meclis gündeminde olan kanun tasarılarıdır; sınai haklar, fikri mülkiyet, Patent Kanunu, zaten geçirilecek olan ve Türkiye'nin kabul etmesi gerekli olan yasalardır. Marka Kanunu tasarısı çok basit bir tasarıdır. Bordo şaraplarının ismini, Türkiye'de şarap üretenler kullanmayacaktır veya Avrupa Birliğinde yaratılan bir markanın, marka sözcüğünün, Türkiye'de kullanılmamasıdır. Bu, basit bir yasa tasarısıdır, buradan derhal geçirilebilir. Bunun için yetki almayı gerektiren bir durum yoktur.

Değerli arkadaşlarım, dikkatinizi çekeceğim önemli bir nokta daha var: Coğrafî İşaretler Kanunu, Yunanistan'ın özel isteğiyle Ortaklık Konseyi kararına girmiştir. Bu hiç dikkatinizi çekti mi? Burada yetki veriyoruz; Yunanistan'ın istediği, Avrupa Birliğinden Ortaklık Konseyi kararına giren Coğrafî İşaretler Kanunu konusunda, hiçbirimiz, kanunun içeriğinin ne olacağını bilmeden, hangi hakla burada yetki veriyoruz... Oysa, ben, Hükümetten dilerdim ki, bu kanun taslaklarını, madde madde, şu yetki tasarısının altına koysun, getirsin, biz de açalım, okuyalım; Hükümete, hangi kanun için yetki verdiğimizi bilelim. Coğrafî işaretler Kanununun, Yunanistan'ın isteğiyle Ortaklık Konseyi kararına girdiğini hanginiz biliyordu? Biz, bu meseleyi çok yakından takip ediyoruz. Biz, Gümrük Birliğine evet diyen bir partiyiz. Gümrük Birliğine, Avrupa Birliğine tam üyeliğe sonuna kadar evet diyen bir partiyiz; ama, Ortaklık Konseyi kararlarını oluşturan müzakereler, ne yazık ki, propaganda amacıyla kullanılmak için hatalı yapılmıştır ve tarih, ileride, bunu çok açık ifadelerle yazacaktır.

28

Değerli arkadaşlarım, dikkatinizi çekerim: Türk Ticaret Kanununda iki madde değişikliği için yetki istenmektedir. Rekabet Kanununu çıkaran, Özelleştirme Kanununu çıkaran, burada özveriyle çalışan arkadaşlarım, bu Meclis, bu iki maddeyi mi değiştirmeyecektir...

Değerli arkadaşlarım, bu Parlamentoya, bu halka güvenin. Bu siyasî ahlak ve siyasî yozlaşma ve siyasî ahlaktaki çöküntü, bu hayat pahalılığı ciddî sorunlara yol açmaktadır. Bu Parlamentoyu çalıştıralım. 450 milletvekili gelin, burada düzenli oturalım ve yazın da tatil yapmayalım, bu yasaları teker teker çıkaralım.

Şimdi, burada, anlamadığım bir nokta var. Türkiye Odalar Birliğinin ticaret ve sanayi odalarının, bu yasasıyla ne ilgisi var. Ticaret ve sanayi odalarının, küçük ve orta ölçekli sanayicinin -bu, Gümrük Birliğinde en önemli nokta- rekabete uyumu için yeniden yapılandırılması; yani, teknoloji düzeyinin düzeltilmesi, rekabete uyum sağlaması için finansman destekleriyle beraber özel bir programa alınması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çelebi, süreniz bitti; 1 dakikalık ek süre veriyorum, bir daha sürenizi uzatmayacağım efendim.

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

Küçük ve orta ölçekli sanayiciye, rekabete uyum konusunda, rehabilitasyon projeleri için, hiçbir hazırlık yapılmamıştır. Bugün, sadece KOSGEB'e bir görev verilmiştir ve KOSGEB ne yaptığını bilmemektedir. Türkiye'nin çok temel meselesi olan küçük ve orta ölçekli sanayicinin, bu piyasalarda rekabet edebilecek şekilde, yatırımlarını ve teknoloji düzeyini yükseltecek, yenilenmesini, yeniden yapılandırılmasını temin edecek politikalar ortada yoktur ve Odalar Birliği, bu görevini yapmamaktadır, bu görevini bilmemektedir. Burada, yetki kanunu tasarısında, kaçırma, hayalî yetkiler istenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, burada, sermaye piyasasıyla ilgili istenen yetki de gariptir. Bugün, bankacılık ve finans sektöründeki en önemli problem, üç bankanın batmasıdır. Bugün, 5 banka, özkaynakları itibariyle, devlet, mevduata garanti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çelebi, süreniz bitti; uzatamayacağım. Özür dilerim.

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - Efendim, kısa bir süre...

BAŞKAN - Efendim, sürenizi uzatmıyorum. Rica ediyorum, bir başka maddede konuşun lütfen; çünkü, ben size 1 dakika ek süre verdim. Herkese fazla süre verirsem...

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - Hepinize saygılar sunar, teşekkür ederim. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

DYP Grubu adına, Sayın Kadri Güçlü; buyurun.

Süreniz 10 dakikadır.

DYP GRUBU ADINA KADRİ GÜÇLÜ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önce, herkes, buraya çıkıp, partisinin adına konuşuyorsa, samimî olarak, partisinin görüşlerini ifade etmelidir. Refah Partisi, bizim Gümrük Birliğine girmemizi istemiyor, bu bir gerçek. Sebeplerini de ortaya koyuyor. Siz, hükümet oldunuz, siz de yıllarca 292 milletvekilliyle yetki tasarıları çıkardınız, bu Meclisten yetkiler aldınız. "Almadık" deyin...

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Bunun gibi değil!..

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Efendim, bunun gibisi falan yok.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Nasıl yok! Bu, uluslararası bir antlaşma.

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bakınız, bu yetki tasarısında, Hükümet, birçok şablonu ortaya koyarak sizden yetki istiyor.

Samimî olalım beyler! Anavatan Partisi de Türkiye'nin Gümrük Birliğine girmesi için uğraşmıştır; bu bir gerçektir. Peki, Anavatan Partisine bir şey daha soracağım -ondan sonra da Refah Partisine döneceğim- Anavatan Partisi, sekiz senelik iktidarı döneminde şu tasarıların bir tanesini hazırlamış da, biz hazır bulup çıkarmamış mıyız...

HASAN KORMAZCAN (Denizli) - Onun takvimini bile bilmiyorsunuz!

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Bakınız beyler, mesele şu...

BAŞKAN - Sayın Güçlü, maddeyle ilgili konuşursanız daha iyi olur.

29

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Madde nedir bilmez, maddeden anlamaz o!

KADRİ GÜÇLÜ - Sen çıktığın zaman konuşursun.

BAŞKAN - Efendim, rica ederim yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim,Sayın Güçlü.

KADRİ GÜÇLÜ ( Devamla) - Seni, zaten hiç adam yerine saymıyorum, onu bil...

Bakınız, şimdi, burada, Refah Partisine, Refah Partili arkadaşlarımıza bir uyarıda bulunmak istiyorum: Sizin bütün meseleniz, biz Gümrük Birliğine girersek, yok, efendim; Batı'ya boyun eğeceğiz; yok, efendim; Hırıstiyanlaşacağız falan... Ssize bir şey söyleyeyim: Beşyüz sene oralarda kalmışız, beşyüz senede, orada, İslamiyeti bir arpa boyu ileriye götürebilmişiz, ondan sonra da gerisin geriye dönmüşüz. Sebebini söyleyeyim mi?

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Nereden biliyorsun?!

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Ben biliyorum, ben yaşadım oralarda Sayın Hocam!

Sayın Refah Partililer, özellikle bu işin bayraktarlığını yapmaya çalışıyorsunuz. Benim ülkemde, yetmiş senelik, o sizin beğenmediğiniz cumhuriyet döneminde, başta ilahiyat fakülteleri olmak üzere, yüksek İslam enstitüleri, imam hatip okulları açıldı.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Hangi mücadelelerle?!...

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Buralardan, üç lisan bilen din adamları yetişti. Sizin korkunuz o. Bundan hiç endişe etmeyin. Yarın üç lisan bilen din adamı, Avrupa'ya gittiği zaman -o sizin gönderdiğiniz dilenciler değil- İslamiyeti, Almanca, İngilizce anlattığı zaman, hiç merak etmeyin, orada o yüce dinimiz İslam da, bundan evvel olduğu gibi değil, istediğimiz ölçüde, fevkalade ileriye geçecektir...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - İçinizdeki korkuyu döküyorsunuz!

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Refah Partililerin telaşı şu: Eğer, biz, oraya gerçek İslam alimlerini gönderirsek, İslamı yayacak insanları gönderirsek, sizin balonunuz sönecek; sönmeye de başladı.

BAŞKAN - Efendim, madde üzerinde konuşun; rica ediyorum...

KADRİ GÜÇLÜ (Devamla) - Evet, Hükümete bu yetkiyi vermenizi özellikle istirham ediyorum; Sayın Başkanıma da teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güçlü.

Şahsı adına Sayın Oltan Sungurlu...

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Sayın Başkan, parti adına cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Parti adına mı?! Size bir şey söylenmedi ki canım...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Söylenmedi mi Sayın Başkan?!.

BAŞKAN - Hayır.

Sayın Sungurlu?.. Yok.

Sayın Musa Demirci?.. Yok.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Partiye sataşma var!

BAŞKAN - Sayın Gaffar Yakın, buyurun; şahsınız adına.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Bir dakika, Sayın Başkan!.. bazen kulağınız sağır mı oluyor acaba!..

Şimdi, Refah Partisinin adını kullana kullana söz söyledi mi söylemedi mi?!

BAŞKAN - Efendim, dedi ki: "Onlar, Gümrük Birliğine girmeye inanmıyorlar." Siz de, hep bunu buradan, söylüyorsunuz; yani, bunda bir sataşma yok ki.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Nasıl sataşma yok, daha ne olacak ki... (DYP sıralarından "sataşma yok" sesleri.)

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Bu, sataşma değil, fikir, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, bakın, arkadaş da "yok" diyor.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Yok diyecek tabiî..

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yakın.

Süreniz 5 dakika...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, lütfen, iki cümleyle açıklamamıza izin verin...

BAŞKAN -Sayın Yakın, bir dakikanızı rica edeyim.

Buyurun.

30

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Arkadaşımız, burada, üç dil bilen din adamlarının yetişmesinden Refah Partisinin gocunduğunu söylemiştir. Bu, sataşma mıdır değil midir?!

BAŞKAN - Yani, siz gocunmuyorsunuz değil mi?

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Açıklıyorum...

Refah Partisinin yirmialtı yıllık mücaadelesi, yetişmiş din adamlarının olması, ortaya çıkması, din adamlarının milleti aydınlatması şeklindeki bir tezdir.

Biz, imam-hatip okullarının açılmasını da ilahiyat fakültelerinin açılmasını da yüksek İslam enstitülerinin açılmasını da elimizden geldiğince destekledik; aydınlanmış, aydınlık görüşleri olan, Kur'an'ı yetkiyle o topluma sunabilen ilim adamlarının yetişmesini istedik; biz, bunun dışında bir şey istemedik.

Avrupa Birliğine girişimizde de, öyle, izah ettiği gibi bir endişe değil, aksine, milletin, kendi millî birliğini savunabilmesi, millî kültürüne uygun bir toplumun gerçekleştirilmesi... (DYP sıralarından "niye konuşturuyorsunuz Sayın Başkan" sesleri)

BAŞKAN - Efendim, siz çıkıp sataşırsanız, onlar da kendini savunur tabiî, olur mu canım!..

Buyurun.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Bu, kısaca bir izahtır; daha söyleyecek çok sözümüz var; onları da kürsüde söyleyeceğiz. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.

Buyurun Sayın Yakın.

Süreniz 5 dakika.

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda, yetki kanunu tasarısının içeriğiyle ilgili konuları tartışıyoruz. İçeriğine baktığımızda, temel mantık itibariyle, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Gümrük Birliğine girmeden önce yapması gereken uyumla, adaptasyonla ilgili kanunları kapsamaktadır.

Şimdi, şu temel sorunun cevabını vermek zorundayız: Biz, köyümüzde, kasabamızda mı yaşamaya devam edeceğiz; yoksa, büyük şehirlere gelip, bütün dünyayla birleşip, entegrasyonu mu sağlayacağız?.. Çünkü, artık, bütünleşmiş bir dünyada, eğer kendi köyünüzde ve kasabanızda yaşamak isterseniz, Arnavutluk'un durumuna düşerseniz; yani, bugün, kim gelirse gelsin veya hangi parti iktidara gelirse gelsin, ekonomik olarak, kültürel olarak, bütün televizyonların, haberleşmenin bu kadar gelişmiş olduğu bir dönemde, haberleşmenin bu kadar arttığı bir dönemde, kimsenin kendi köyünde yaşaması mümkün değildir.

O zaman, ekonomik olarak, hukuk bazında, Avrupa standartlarında tarımsal üretimi yakalama mecburiyeti vardır. Eğer, biz, kendi ülkemizin insanlarına daha iyi, daha ucuz, daha kaliteli mal vermek istiyorsak ve ihracat yapmak istiyorsak -çünkü, kalkınmanın temelinde ihracat yatar; ihracat yapabilmeniz için, onların kabul edebileceği ölçülerde, standartlarda üretim yapma mecburiyetiniz vardır; yoksa, bugünkü serbest piyasa ekonomisinde niye alsın ki sizin malınızı- bu oyunu kurallarına göre -eğer futbolsa, futbolun kurallarına göre, hentbolsa da hentbolun kurallarına göre- oynamak, herkesin mecburiyetidir. Patent Kanunu (180'e yakın madde), gıda maddelerinin standartlaşması ve normlarının belirlenmesi (maddesi daha fazla) Türk Ticaret Kanununun değiştirilerek, ticaret odalarına ve borsalarına yetki devrinin yapılması, bürokrasinin azaltılması, içerik olarak faydalı olan adımlardır.

Haller kanunu, hem tüketiciyi koruma temel prensibiyle hem de vergi kaçaklarının önlenmesinde, yeni pazarların, ihracat imkânlarının alınmasında faydalı bir adımdır; yani, Türkiye, netice itibariyle, dünyada ve Avrupa'da, Avrupa'nın bahçe ürünlerini yetiştiren, tarla ürünlerini yetiştiren ve yazın da gelip dinlendikleri, tatil yaptıkları, Avrupa Birliğinin tarlası ve tatil köyü durumunda bir entegrasyona gidecek demektir.

Tarım satış kooperatiflerinde yapılmak istenen değişiklikler de faydalıdır. Halkın ve üyelerin reyleriyle gelen insanların partizanca tutumlar nedeniyle görevinden alınmalarına mani olacak bu değişiklik de faydalıdır.

Ana başlıkları itibariyle çok faydalı olan bu kanunların içeriğinde neler olduğunu da, şu anda Mecliste bulunan Sayın Bakanlar (Hükümet mensupları) da dahil olmak üzere, kimse

31

bilmiyor. Bilen varsa, beri gelsin, anlatsın. Belki Işın Bey biliyordur... Patent Kanununda 180 tane madde var.

O zaman, şuna gidilecektir: Biz, vermiş olduğumuz yetkiyle, bürokratların hazırlamış olduğu ve temelde tercüme olan metinleri kanunlaştıracağız demektir. Burada, siyasî irade nerededir; onu merak ediyorum. Yani, halkın, kendisini temsil etmek üzere göndermiş olduğu ve kendisinin idare yetkisini devretmiş olduğu milletvekillerinin ve sistemin, burada, siyasî irade konusunda ve sistemimiz konusunda yeniden düşünmesi lazım.

Ben, bu arada, Gümrük Birliğiyle uyum için çok faydalı olan bu yetki kanunu tasarısının içerisine, 1992'den beri gündemde bekleyen Bağ-Kur, SSK, trafik, mafiayla mücadele, sağlık reformları, eğitim reformları, memur sendikaları, insan hakları bakanlığı, özürlüler -isterseniz, bir daha gözden geçirilmesi maksadıyla UDİDEM kanunu diye bir kanun... Hâlâ özerkleştirme gündemde duruyor; ya çekilir ya da o da özelleştirilir- devlet ihale kanunlarının da eklenmesini ve böylelikle çok daha kısa zamanda, çok daha fazla faydalı hizmetlerin yapılabileceğini arz eder; saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yakın.

Sayın Ölmeztoprak, buyurun efendim.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Konuşma hakkımı Sayın Pakdemirli'ye devrediyorum; ben, bir sonraki maddede konuşacağım.

BAŞKAN - Peki.

Buyurun Sayın Pakdemirli.

Süreniz 5 dakikadır.

EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biraz evvel, Doğru Yol Partisi Grubunun değerli sözcüsü, burada dedi ki: "Şu kanunların çıkması lazım. ANAP döneminde bu kanunlar hazırlanmamıştır. Şimdi de biz bunu kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi alarak halledelim." Arkadaşımız, konuşmasında, biraz, bazı partilere de sataştı; neyse, onu mikrofon heyecanından dolayı mazur görüyoruz; ama, arkadaşımız, galiba şu gündeme hiç bakmamış.

Buraya, şu yetki kanunu tasarısıyla getirdiğiniz hiçbir kanun, Gümrük Birliği için istenen gerekli şart değil. Burada bir saklama var. Hükümet, başka bir şey yapmak istiyor. Yanılmıyorsam, o da, Odalar Birliği Kanununu, bu yetki tasarısıyla değiştirmektir. Buradaki kanunların hiçbirisi, Gümrük Birliğiyle ilgili değildir. Arkadaşımız "Gümrük Birliğiyle ilgilidir" diyorsa; çıksın şuradan söylesin.

Patent Kanununa gelince: Komisyonlardan geçmiş, gündemin 167 nci sırasına da geçmiş, komisyonlardan da geçmiştir. Şuraya gelse; patentle ilgili, yani ilk cümleyle ilgili kısımlar burada zaten vardır. Ondan sonra, bakın, bir de -gülmek için- hangi kanunlarda değişiklik yapacağız...

Tarım satış kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili kanunlarda değişiklik yapacağız. Gümrük Birliğine girişle bunların ne alakası var?.. Bunlarla hiçbir alakası yok. Bu Hükümet, birçoğumuzu da aptal yerine koyuyor. Buradan bu yetkiyi geçireceğim... Ne için lazım; Gümrük Birliğine girmek için lazım...

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Estağfurullah.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Kusura bakmayın; ama, böyle yani... Ben oluyorsam, siz de oluyorsunuz o şekilde.

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Sayın Hocam, size yakıştırmıyoruz.

TURHAN TAYAN (Bursa) - Yok böyle bir şey...

BAŞKAN - Müdahele etmeyelim arkadaşlar.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Bakın, 167 nci sırada kanun tasarısı var mı; var.

Hal Kanununun Gümrük Birliğiyle ne alakası var veya tarım satış kooperatiflerinin Gümrük Birliğine girişle ne alakası var; Odalar Birliği Kanununun ne alakası var yahu. Bunlar, saçma sapan şeyler. Eğer, bunlar yetki kanununa sokulmak isteniyorsa...

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Bütün bunlar güzel şeyler.

BAŞKAN - Sayın Pakdemirli, ses tonunuzu biraz düşürürseniz memnun olurum.

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Demokratikleşme bunlar yahu!

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Sayın Hocam, size de bize de yakışmıyor.

32

BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahele etmeyelim... Rica ederim...

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Bizi, bazılarımızı diyorum. Yani, ben filancayı, sizi demiyorum ki; merak etmeyin siz.

Şimdi, arkadaşlar, bu yetki kanunu yanlış. Bir defa, muhteva olarak geniş ve bunu iptal ederler. Yani, bu kadar geniş bir alanda yetki kanunu çıkarılmaz ki; kapsamı belli olacak, zamanı belli olacak... Biz, bunu, Anayasa Mahkemesine götürürüz. Bakın, sonra "biz, tam çıkarıyorduk; işte, kanunları da kararnameleri de hazırlamıştık" diyemezsiniz; çünkü, patentle ilgili, faydalı modelle ilgili kanun tasarıları bütün komisyonlardan geçmiş durumda.

Ondan sonra, Ticaret Bakanlığını ilgilendiren konuda, Ticaret Kanununun iki maddesini değiştireceğiz. Bu, sermayeyle ilgili bir şeydir ve kanunî değişiklik mecburiyeti de yoktur, kim diyorsa yanlış söylemiştir; çünkü, bizim Ticaret Kanunumuzda asgarî sermaye tespit edilmiştir. Mesela, yanılmıyorsam "anonim şirket için 500 bin lira" diyor. O, asgarîsini gösteriyor; siz, genelgeyle "Ticaret Bakanlığı anonim şirketlere müsaade veririken, şu kadar ECU karşılığı sermayesi olacak" diyebilirsiniz. Yani, burada, kanunî bir zorunluluk yok, Ticaret Kanununu değiştirme zorunluluğu yok, "aman, acildir, yapmamız gereklidir" diye bir şey yok.

Ayrıca, ondan sonra, Sermaye Piyasası Kanunu... Başlıkta yok; ama, geçen şekilde var. Sermaye Piyasası Kanunu ile Gümrük Birliği arasında ne irtibat var, ne illiyet var? Elbette ki, değiştirilmesi gereken kanunlar var; ama, acil olan hangisi, biliyor musunuz; Gümrük Kanunu. Nerede Gümrük Kanunu? Esas, Gümrük Kanunundan sıkışacağız biz.

FARUK SAYDAM (Manisa) - Hazırlamadılar daha...

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Yani, Gümrük Kanununun getirilip konuşulması lazımken, hiç ilgisi olmayan, işte, efendim, şu arada da yangından mal kaçıralım, şu şu kanunları da değiştirelim diye bir fikir çıkmış ortaya. Değerli Odalar Birliği Başkanının gücüne de gölge düşürmeyin lütfen; yani, o, kendi gücüyle zaten gelir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK SAYDAM (Manisa) - Hükümeti o idare ediyor zaten...

BAŞKAN - Sayın Pakdemirli, süreniz bitti; son cümlenizi söyler misiniz efendim.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Peki.

Şimdi, 1 inci madde, bu kapsamı daraltmadığınız takdirde, Anayasaya aykırı ve bunu da iptal edecekler; ben, bilgilerinize sunuyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Pakdemirli.

Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Sayın Başkan, Sayın Bakana soru sormak istiyorum.

BAŞKAN - Başka sorusu olan?.. Sayın Korkmazcan, Sayın Hatinoğlu.

Soru sormak isteyenleri tespit işlemi bitmiştir.

Buyurun Sayın Balcılar.

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakandan bir sorum var.

Özellikle, Patent Kanununa, bir iki parti dışında, partilerin çoğunluğu katılmaktadır. Yalnız, buradaki problem, özellikle ilaçla ilgili olarak, on yıllık bir geçiş süresinin konulması veya konulmamasıdır. Komisyonlarda ilgili madde görüşülürken, özellikle iş çevrelerinden değişik baskılar olmuştur. Buna rağmen, komisyonlarda, özellikle Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonunda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu ilgili madde, on yıl olarak, oybirliğiyle, iktidar, muhalefet, bütün partilerin milletvekillerinin oylarıyla geçmiştir. Şimdi, Hükümet, bu yetkiyi alması halinde -Meclisin görüşünü alabilme imkânı olmadığına göre- Meclise niyabeten görev yapan komisyonların görüşlerine itibar etmek zorundadır, benim görüşüm...

BAŞKAN - Soruyu sorun efendim...

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Hükümet, Meclise niyabeten görev yapan komisyonların bu on yıllık görüşünü nazarı dikkate alacak mıdır, almayacak mıdır?

BAŞKAN - Sayın Bakan, isterseniz, bütün soruları alalım, ondan sonra cevap verin.

Buyurun Sayın Korkmazcan.

33

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakanın aşağıdaki iki sorumu cevaplandırmasını istiyorum.

Birinci sorum: Yetki kanunu tasarısında, coğrafî işaretlerle ilgili bir düzenleme yapılacağı belirtilmektedir. Bu coğrafî düzenlemeler, Avrupa Birliği talepleri arasına, hangi Avrupa Birliği üyesi ülkenin isteğiyle girmiştir?

İkinci sorum: Bu taleplerin yapılmış olması, Avrupa Topluluğunda, Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı şimdiye kadar kullandığı, hiç de dostane olmayan yetkileri Avrupa Birliğine kabul ettirmesi, şimdi de Türkiye'ye kabul ettirmesi şeklinde yorumlanmakta mıdır; Meclisin bunları etraflıca değerlendirmesine, Hükümet imkân verecek midir?

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Hatinoğlu, buyurun efendim.

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana iki soru soracaktım; ama, birisini Sayın Balcılar sordular. Aynı soruya ilave olarak şunu sormak istiyorum: On yıllık süreyi sıfırlamayı mı düşünüyorlar, beş yıla çekmeyi mi düşünüyorlar; yoksa, on yılda bırakmayı mı düşünüyorlar? Plan ve Bütçe Komisyonunda, on yıl olarak, bütün üyelerin ittifakıyla bir önerge oylamıştık; onu gözden geçirmelerini temenni ederek ikinci soruma geçiyorum.

Odalar Birliğiyle ilgili tasarının Gümrük Birliğiyle alakası nedir, Sayın Bakan bunu açıklarlar mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Bakan.

Sayın Bakan, yerinizden cevap verebilirsiniz.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Öncelikle, bu bir yetki yasası. Bu yetki yasasıyla alacağımız hususlar, Bakanlar Kurulunda enine boyuna tartışılacak.

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Belli değil.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Tabiî belli değil. Şu anda, biz, burada, bu bellidir diye kanun hükmünde kararname çıkaramayız ki...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Taslağı hazır değil mi Sayın Bakan?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Bir kısmının hazır, bir kısmının değil; hazır olmayan da var.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Bakan, tutanağa geçti.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Tabiî, bu, Bakanlar Kurulunda görüşülecektir. Bizim, Bakanlık olarak tasarımız hazırdır; ama, Bakanlar Kurulunun tasarısı hazır değildir. Bakanlığımızın tasarısı hazırdır.

Beş yıl mı on yıl mı olacağı hususu, Bakanlar Kurulunda tartışılacaktır...

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Komisyonların görüşlerini nazarı dikkate alacak mısınız?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Elbette alınacaktır değerli arkadaşım.

Coğrafî düzenlemeler, coğrafî işaretlerin korunması hakkında bir kanun hükmünde kararnamemiz var. Burada "Yunanistan'ın bize empozesiyle" hususu nereden çıktı; onu, ben doğrusu anlayamadım. Bu hususta...

IŞIN ÇELEBİ (İzmir) - Ben ifade edeyim.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Efendim, bizde böyle bir bilgi yok. Biz, elbette, Yunanistan'ın emriyle hareket edecek değiliz; bunu, siz de takdir edersiniz.

Bu, incelendiğinde -bu tasarıyı da hazırladık- gerçekten Türkiye'de de olması gereken, hatta Gümrük Birliğine girmesek bile, bu coğrafî işaretlerin korunmasıyla ilgili olarak çıkması gereken bir yasa olduğu apaçık ortadadır. Bunun, bizde bir hazırlığı var. İsterseniz takdim edebiliriz. Aslında, burada konuşulan ve çıkarılacak olan kanun hükmünde kararnameler, siz de takdir edersiniz ki Gümrük Birliğine girmesek de çıkması gereken hususlardır; ama, bunların Ekim 1995'e kadar yetişmesi mecburiyeti olduğu için, bu şekilde oldu.

34

Ticaret odalarının da bizde Bakanlık olarak taslağı var. Eğer incelerseniz, onda da Gümrük Birliğini ilgilendiren hususlar var. O nedenle biz bunu kabul ettik ve dikkat ederseniz, bu, önce Sanayi Bakanlığı olarak bizim hazırladığımız taslakta yoktu; bu, Plan ve Bütçe Komisyonunda getirildi; uygun gördük ve kabul edildi.

Durum bundan ibarettir.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Maddeyle ilgili önergeler vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının "Amaç" başlıklı 1 inci maddesine "sermaye piyasasının organizasyonu konusunda düzenlemeler yapmak" ibaresinden sonra gelmek üzere "dış ticaretin gelişimine uygun olarak gümrük mevzuatında değişiklik ve düzenlemeler yapmak" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan Mehmet Kerimoğlu Hacı Filiz

Bursa Ankara Kırıkkale

Nazmi Çiloğlu Ahmet Şeref Erdem

Bolu Burdur

Gerekçe: Dış ticaretin gelişmesine bağlı olarak, gümrük mevzuatının güncelleştirilmesi ve Avrupa Birliğinin ortak gümrük koduyla uyumlaştırılması ihtiyacı ortaya çıktığından, bu konuda düzenleme yapma zorunluluğu dolayısıyla gerekli hükümlere ihtiyaç görülmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki kanunu tasarısının 1 inci maddesindeki "Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri" ibaresinin madde metninden çıkarılması ve "sermaye piyasasının organizasyonu konusunda düzenlemeler yapmak" ibaresinden sonra "ve Türkiye turistik otelciler ve turizm işletmecileri birliğinin kuruluşu için" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan İhsan Saraçlar Nevzat Ercan

Bursa Samsun Sakarya

Abdulkadir Ateş Mehmet Kerimoğlu

Gaziantep Ankara

Gerekçe: Tarım satış kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili hukuksal düzenlemenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında olgunlaştırılarak, ayrı bir yasa taslağı halinde Genel Kurula gelmesinin uygun olacağı; Türkiye turistik otelciler ve turizm işletmecileri birliğinin kurulmasının ise acil niteliği nedeniyle, bu yetki tasarısı kapsamına alınmasının uygun olacağı görüşündeyiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte bulunan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının "Amaç" başlıklı 1 inci maddesinin sondan ikinci cümlesine "sakatların eğitimi, istihdamı, rehabilitasyonları, sosyal güvenlik ve diğer haklarını tanzim etmek ve bu konularda hizmet veren kuruluşlar arasında koordinasyonu tanzim edecek yasal düzenlemelere imkân vermek üzere" paragrafının ilavesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Mehmet Kerimoğlu İhsan Saraçlar Metin Emiroğlu

Ankara Samsun Malatya

İbrahim Yaşar Dedelek Turhan Tayan

Eskişehir Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülen tasarının 1 inci maddesi Anayasaya aykırıdır.

İçtüzük uyarınca, gerekçelerin görüşülmesi için gereğini dilerim.

Uluç Gürkan Hasan Hüsamettin Özkan Gaffar Yakın

Ankara İstanbul Afyon

Ökkeş Şendiller Recep Kırış

Kahramanmaraş Kahramanmaraş

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, bu önergeye ben de katılıyorum.

35

BAŞKAN - Tamam efendim, siz de katılıyorsunuz... Zaten, önergelerde öyle bir usulümüz yok.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Var Sayın Başkanım; siz yazın.

BAŞKAN - Şimdi, önergeleri aykırılık derecesine göre tekrar okutup, işleme tabi tutacağım.

Okuttuğum son önerge anayasaya aykırılık önergesiydi; önce bundan başlayacağız.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Gürkan, buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) - Sayın milletvekilleri, sanıyorum, getirdiğiniz...

BAŞKAN - Sayın Uluç Gürkan, Meclis kürsüsünde Başkana ve Genel Kurula hitap edilir.

H. ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Sayın Başkanlık, değerli milletvekilleri; sanıyorum, getirdiğiniz yetki yasalarının Anayasaya aykırılığı konusunda bu kürsüye en çok çıkan kişi benim. Doğrusunu isterseniz, bu tasarınız konusunda çok önemli bir gereği yerine getirmiş olsaydınız, belki, çıkma imkânından, çıkma gereksiniminden yoksun kalacaktık; çünkü, gerçekten, her ne kadar, burada, Sayın Bakanım -sanıyorum, biraz dili sürçtü- çıkaracağımız yasa belirsizdir dedi; ama, amaç, kapsam bakımından istediğiniz yetki oldukça belirli. Daha önce getirdiğiniz tasarılarda belirsizlik çok uzun boyutluydu. Burada biraz belli. O bakımdan, sanırım, Sayın Bakanın dili sürçtü.

İvedilik durumu da var. Avrupa Parlamentosu, Gümrük Birliği Antlaşmasını onaylayacak. Sizin de yapmanız gereken bir sürü düzenleme var. Bu yasadaki bazı şeyler, değişiklik önergesinden de anladığımız kadarıyla, yapmanız birebir gerekli olmayanlar; ama, Sayın Pakdemirli'nin dediği gibi, araya laf ola sıkıştırılmış; işte, tarım satış kooperatifleri gibi böyle şeyler de var; ama, sizin de bu yetki yasası çerçevesinde yapmanız gereken şeyler var.

Üç aylık bir yetki istiyorsunuz; çünkü, Gümrük Birliği Antlaşması Avrupa Parlamentosunda o süre zarfında onaylanacak. Üç ayda da, Hükümetine, Hükümetinin yasalarına çok fazla sahip çıkmadığı, bu Meclis oturumlarında tescilli olan İktidar Partileri Gruplarına da güvensizlik nedeniyle, ivediliği de anlayışla karşılayabiliriz; ama, bütün bunları anlayışla karşılayabilmemiz için, bir koşulu yerine getirmiş olmanız gerekirdi. O koşul da şudur: Gümrük Birliği Antlaşmasını bu Meclise getirip, onaylatmanız, tartışmanız gerekirdi.

Değerli milletvekilleri, bu, bir anayasal zorunluluktur. Gümrük Birliği Antlaşması, imzaladığınız ve şu Mecliste hemen hiçbirimizin doğru dürüst bilgi sahibi olmadığı Gümrük Birliği Antlaşması, Katma Protokol ve Ankara Antlaşmasıyla oluşan Gümrük Birliği, Avrupa Birliği sürecini değiştirmiştir. O bakımdan onaylanması gerekir.

Bakın, neleri değiştirdi: Serbest dolaşım!.. Ankara Antlaşması ve Katma Protokol sürecinde var olan serbest dolaşımı, imzalanan Gümrük Birliği Antlaşması yok etti. Hükümet yapamaz bunu, Hükümetin, bir bakanın imzasıyla olamaz.

Ticaret ortaklığı, Katma Protokol ve Ankara Antlaşması sürecinde yoktu. Bu Gümrük Birliği Anlaşmasıyla onu getirdiniz.

Bu bakımdan, değerli milletvekilleri, Gümrük Birliği Antlaşmasını bu Meclise getirmek, onaylatmak ve varsa gücünüz, varsa bu Meclisi ikna kabiliyetiniz, o antlaşmaya yasa hükmü kazandırmak zorundasınız. Bunu yapmadığınız takdirde, neye dayanarak, hangi temele dayalı olarak, niçin kanun hükmünde kararname istiyorsunuz?! Yasası olmayan yasa gücünde kararname olur mu, bir yasal temeli olmadan olur mu böyle şey?!

Değerli milletvekilleri, bakın, bir başka anlayışla -özellikle sosyal demokrat arkadaşları uyarmak istiyorum- bu yetki yasasına bağlı yasaları kararnameye bağlamayı, ivedilik anlamında, bir de şu koşulla anlayışla karşılayabilirdim: Gene paralel olarak gereken

36

demokratikleşmeyle ilgili yasal düzenlemeler bu Meclisin gündemini meşgul edecek diye bir mazeretiniz olsaydı, Hükümet ortağı olarak sizin bu yasaya vereceğiniz oyları anlayışla karşılayabilirdim; ama, onu da eylüle, eğer İçtüzük değişirse ekim ayına ertelediniz. Şimdi, hangi hakla, hangi mazeretle, hangi amaçla böyle bir yetkiyi istiyorsunuz; hele hele Avrupa Parlamentosunda oylanacak bir Gümrük Birliği Antlaşmasını bu Mecliste tartışmaya, bu Meclisin onayına sunmaya cesaret edilemediği bir ortamda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gürkan, lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.

Buyurun.

H. ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Bu açıdan, yasa hükmü olmayan, Türkiye'yi bağlama gücü tartışmalı bulunan, Türkiye'nin bağlı olduğu Ankara Antlaşması ve Katma Protokolü değiştiren bir Gümrük Birliği Antlaşması için istediğiniz yetki, Anayasaya, Türkiye'nin ulusal onuruna tümüyle aykırıdır; bu süreçte, Türkiye, haklarını kararlılıkla savunmalıdır; yoksa, bu yetki yasası çerçevesinde de hazırlayacağınız bir kurbanlık koyun gibi boynunu teslim etmemelidir, edememelidir.

Hepinize saygılar sunarım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gürkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki, karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

ENGİN GÜNER (İstanbul) - Gelenler neye oy kullandığını biliyor mu acaba, bir sorar mısınız?

BAŞKAN - Siz gidip sorarsanız iyi olur!

ENGİN GÜNER (İstanbul) - Ama, sizin vazifeniz.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sağlıklı çalıştırmak durumundasınız Meclisi.

BAŞKAN - Önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.

Sakatlar ve özürlülerle ilgili önergeyi, Sayın Turhan Tayan ve Sayın Kerimoğlu tarafından geri çekildiği için işleme koymuyorum.

Öteki önergeyi okutuyorum:

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Efendim, ben de bu önergenin sahibiyim, altında imzam var; nasıl geri çekiliyor, ne zaman geri çekilmiş, kim geri çekmiş?

BAŞKAN - Efendim, kâğıt göndermişler.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - İmzaları tamamlarız.

BAŞKAN - Efendim, birinci, ikinci imza sahipleri geri çekince, önerge zaten 5... (ANAP sıralarından "tekabbül ediyoruz" sesleri)

BAŞKAN - Olmaz ki efendim; yani, ikide bir, her şeyde tartışma...

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Geri çekildiğini ifade etsinler.

BAŞKAN - Sayın Emiroğlu, rica ediyorum... Arkadaşlarımız imzalarını geri çektiler; böylece, önergeyi işleme koyma uygulamamız bitti; o safhada, işleme koyacağımız sırada, kendi imzalarını çekince, 5 kişiden aşağıya düştü, onun için işleme koymuyoruz.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - İmzalar var efendim.

BAŞKAN - Sayın Emiroğlu, rica ediyorum... İşlemimizde bir hata yok efendim.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Biz katılıyoruz.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Meclisin bütün iradesiyle buradan çıkacak bir konudur sakatlarla ilgili konu. Meclis, imzasıyla bunu bir önergeye bağlamıştır. Arkadaşlar ne zaman çektiler, niçin çekiyorlar, şu Meclisin yapacağı en isabetli işi niçin geri çekiyorlar?

BAŞKAN - Çektiler efendim. Ben "çekmeyin" diyemem ki.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Vebali sizindir Sayın Başkan.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki kanunu tasarısının 1 inci maddesindeki "Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını ve "sermaye piyasasının

37

organizasyonu konusunda düzenlemeler yapmak" ibaresinden sonra "ve Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliğinin kuruluşu için" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Kerimoğlu (Ankara) ve arkadaşları

Gerekçe: Tarım satış kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili hukuksal düzenlemelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonunda olgunlaştırılarak, ayrı bir yasa taslağı halinde Genel Kurula gelmesinin uygun olacağı; Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliğinin kurulmasının ise, acil niteliği nedeniyle, bu yetki tasarısı kapsamına alınmasının uygun olacağı görüşündeyiz.

BAŞKAN - Arkadaşlar, oylama yapacağız; nereye gidiyorsunuz?.. (ANAP sıralarından gürültüler)

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Sana ne!

BAŞKAN - Önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Efendim, burada, hem tarım satış kooperatifleri var hem tarım kredi kooperatifleri birlikleri var. Sadece satış kooperatiflerini mi kastediyor; tarım kredi kooperatifleri kalıyor mu?

TURHAN TAYAN (Bursa) - Evet, evet...

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılmıyor, Hükümet katılıyor.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... (ANAP sıralarından "yetersayı yok" sesleri)

Arkadaşlar, saymayacak mıyız; rica ediyorum... (ANAP ve RP sıralarından gürültüler) Arkadaşlarımız sayıyor...

Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. (ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Karar yetersayısı yok.

BAŞKAN - Karar yetersayısı var efendim; burada, arkadaşlarımız sayıyor. (ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Nerede var!..

BAŞKAN - Arkadaşlar, sizin amacınız her şeye itiraz etmekse; ben, sizinle her konuda tartışamam. (ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, varsa, kapıyı kapatın sayalım.

BAŞKAN - Efendim, saydı arkadaşlarımız... (ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, biraz önce vardı; itiraz etmedik.

BAŞKAN - Arkadaşlarımız saydı ve "önerge kabul edilmiştir" dedik.

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Karar yetersayısı yok; burada 68 kişi var.

BAŞKAN - Nereden biliyorsunuz?

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Saydım.

BAŞKAN -Bırakın canım!.. (ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Sahtekârlık yapıyorsun; değil su atmak, bardağı vurmak lazım sana.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Karar yetersayısı istiyoruz.

MAHMUT ORHON (Yozgat) - Yarı yarıya çıktılar zaten.

BAŞKAN - Son önergeyi okutuyorum efendim:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının "amaç" başlıklı 1 inci maddesine "sermaye piyasasının organizasyonu konusunda düzenlemeler yapmak" ibaresinden sonra gelmek üzere "dışticaretin gelişimine uygun olarak gümrük mevzuatında değişiklik ve düzenlemeler yapmak" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan (Bursa) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

38

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önergeye, Komisyon çoğunluğu olmadığı için katılamıyor, Hükümet katılıyor.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Efendim, her dakika başında karar yetersayısı istiyorsunuz; zaten arkadaşlar sayıyorlar.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maddeyi, kabul edilen önergeler doğrultusunda oylarınıza...

III.YOKLAMA

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin) - Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Pardon efendim, bir yoklama talebi var...(ANAP ve RP sıralarından gürültüler)

Efendim, olabilir; arkadaş hatırlattı; bir hata yapmadık ki...

Maddenin oylanması sırasında yoklama istenmiştir. Yoklama talebiyle ilgili önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Şu anda, Genel Kurulda çoğunluk bulunmamaktadır. 1 inci maddenin oylanmasından önce yoklama yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN - Şimdi, imza sahiplerini arayacağım:

Süleyman Hatinoğlu?.. Burada.

Halil İbrahim Özsoy?.. Burada.

Işın Çelebi?.. Burada.

Uğur Aksöz?.. Burada.

Faruk Saydam?.. Yok.

Abbas İnceayan?.. Burada.

Mahmut Orhon?.. Burada.

Münir Doğan Ölmeztoprak?.. Burada.

Mustafa Balcılar?.. Burada.

Selçuk Maruflu?.. Burada.

İsmail Safa Giray?.. Burada.

Engin Güner?.. Burada.

Ekrem Pakdemirli?.. Burada.

Yeterli sayıda önerge sahibi buradadır; yoklama yapıyoruz.

(Yoklama Yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalarımıza devam ediyoruz.

BAŞKAN - 1 inci maddeyi, kabul edilen önergeler doğrultusundaki değişik şekliyle oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 1 inci madde, kabul edilen önergeler doğrultusunda kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

BAŞKAN - Madde üzerinde, grupları adına, Refah Partisi Grubu adına Sayın Hüsamettin Korkutata, Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Ekrem Pakdemirli; şahısları adına, Sayın Gaffar Yakın, Sayın Cevat Ayhan, Sayın İbrahim Kumaş, Sayın Selçuk Maruflu, Sayın Engin Güner, Sayın Mustafa Ünaldı, Sayın Abdullah Gül söz istemişlerdir.

M.RAUF ERTEKİN (Kütahya) - Ben de söz istiyorum.

39

BAŞKAN - Sizi de yazalım efendim. Zaten iki kişiye söz veriyoruz; ama, biraz sonra televizyonda isminizi anons edeceğim.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Korkutata; buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

Sayın Korkutata, süreniz 10 dakikadır efendim. Süreye riayet ederseniz memnun olurum.

RP GRUBU ADINA HÜSAMETTİN KORKUTATA (Bingöl) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Refah Partisinin görüşlerini arz etmeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, bu yetki kanunu tasarısı, Meclisimize bir baskın şeklinde getirilmiştir. Aslında, bu, hem Türkiye Büyük Millet Meclisine hem de millete bir dayatmadan başka bir şey değildir. Zira, bu tasarıyı incelediğimizde, 2 nci maddenin tamamı, ülkenin 60 milyon insanını ilgilendirmektedir; iğneden ipliğe her şeyi kapsayan bu kanun tasarısının, aniden, milletvekillerinin, bu konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla, halkla, diyalog kurmadan; onlarla, bilgi alışverişi yapmadan; onların arzularının, isteklerinin ne olduğunu bilmeden, burada, yetki kanunu tasarısı üzerinde fikir beyanında bulunmaları yanlıştır. Zaten, bu tür yetki kanunu tasarıları, Meclisten kabul edilip geçtiğinde, çoğu zaman, kısa bir süre sonra, yeniden kanunî ihtiyaçlar hâsıl olmakta ve yeni düzenlemeler gerekmektedir. Oysa, bu kanun tasarısı, daha önce, şu anda tasarıda bulunan şekliyle hem İçişleri Komisyonunda hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmüştür; fakat, Hükümete, bu yetkiler yetmemiş ki, bu kanun tasarısı şümulü belli olmadan bir yetki kanunu tasarısına dönüştürülerek Meclise getirilmiştir; dolayısıyla, bu yetkinin nasıl kullanılacağı, bu yetki kanunu tasarısıyla hangi kanun hükmünde kararnamelerin çıkarılacağı kesinlikle belli değildir ve bu yetki kanunu tasarısı, bu belirsizlik içinde, vatandaşın ihtiyaçlarını gerçekten karşılayacak mı, karşılamayacak mı; bunu da bilmemekteyiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkenin her sorununu içeren bir kanun tasarını görüşmeyecek de, yalnız, Bakanlar Kurulu bu konuyu görüşecekse, elbette, burada hatalar, çok daha fazla olacaktır. Her şeyden önce halkın içinde dolaşan, halkı yakından tanıyan milletvekilleri, eğer bu yetki kanunu tasarısının kapsamı belli olsaydı, maddeleri belli olsaydı, burada çok daha geniş fikirler serd edilecek ve gerçekten, halkın yararına bir kanun çıkarılacaktı; fakat, ben, bu yetki kanunu tasarısıyla, halkın ihtiyacı olan kanunların çıkarılacağına, kesinlikle inanmıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanunlar temel kanunlardır. Maddenin 9 şıkkına baktığımız zaman; üreticileri kapsıyor, tüketicileri kapsıyor, tüccarları kapsıyor, Ticaret ve Sanayi Odalarını kapsıyor, belediyeleri kapsıyor; bütün kesimler içinde.

1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesine baktığımız zaman, o ilin veya o beldenin tüm ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde, 77 fıkradan müteşekkildir. Bu 77 fıkranın neresinin nasıl değiştirileceği de belli değildir. Dolayısıyla, biz, bu kanun tasarısının bu şekilde Meclise getirilmesini, hem siyasî ahlâkla hem de halka saygıyla bağdaştıramıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı komisyonlarda müzakere edilirken de fikirlerimizi söyledik. Ama, hiç olmazsa orada, mevcut tasarının kapsamı belli idi; ama, şimdi, ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz. Zira, Sayın Bakan da, biraz önce "maalesef bunun kapsamını bende de bilmiyorum. Kendi bakanlığımla ilgili bazı tasarılarım var; ama, bu, bütün bakanlıkları, mahallî idareleri ilgilendiriyor. Bu konuda ben de de bilgi yok" dedi. Bu kanun tasarısı üzerinde belirsizlik söz konusu olunca, aslında ne söyleyeceğimizi biz de bilmiyoruz, ne çıkarıldığını bilmemiz de mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin, nedense uzun vadeli hiçbir planı yoktur. Bu, hakikaten bizi üzüyor. Avrupa ülkelerine, Asya ülkelerine gittiğimizde şunu gördük : Bu ülkelerde 25 yıllık, 50 yıllık planlar yapılıyor. Endonezya gibi bir ülkenin 25 yıllık kalkınma planı var ve bu 25 yıllık kalkınma planı içinde beş yıllık tatbikat planları yapılıyor.

Yine Çin Parlamentosunda bize verilen bilgilerde çok dikkatimi çeken bir husus oldu. Bu ülkede, kanun tasarı ve teklifleri önce meclise gelir. Tasarı veya teklifi veren grup veya milletvekili, önce, tasarı veya teklifin kapsamını, amacını açıklar; tartışılır, o fikirlerin gölgesinde tasarı veya teklif komisyonlara gönderilir. Tasarı veya tekliflerin tartışmaları yıllarca sürüyor; çünkü, bunlar, kamuoyunun tartışmasına açılıyor, bütün sivil toplum

40

örgütleriyle diyaloglar kuruluyor ve gerçek manada milletin ve halkın içinden süzüle süzüle bir nüve elde edildikten sonra yeniden Meclise gönderiliyor.

Biz halkımıza, siz hiçbir şey bilmiyorsunuz; biz, biliyoruz, sizin adınıza yapıyoruz ve hatta hatta bunun da ötesine giderek, ey Türkiye Büyük Millet Meclisi, siz de bu işleri iyi bilmezsiniz, yetkiyi verin, sizin adınıza biz yapalım diyoruz. Peki, o zaman bizim varlığımızın hikmeti ne değerli arkadaşlar.

Ülkenin tamamını ve 5-6 bine yakın kanunu ilgilendiren, bazılarının -belki- kaldırılmasını gerektiren yetki çatışmasını ortadan kaldırmak için, hepsinin süzgeçten geçirilmesi gereken bir ortamda, eğer, bunu Meclis değil de Bakanlar Kurulu yapıyorsa, o zaman, Meclisin varlığının hikmeti nedir değerli arkadaşlar; bunu anlamak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıda, ıslahtan, teşvikten, yeni keşiflerden, bunların desteğinden, üretimden ve üretimin teşviğinden, bunların düzenlenmesinden bahsedilmektedir. Peki, gerçekten, biz şimdiye kadar bunu yapıyor muyuz değerli arkadaşlar?

İşte, bütçe görüşülürken bakanlıkların birçoğuna sorduk; acaba, biz, ıslah için, teşvik için, yeni denemeler yapılması için, ilmî çalışmalar yapmak için ilgili kuruluşlara bütçede ne ayırdık; değerli arkadaşlar, maalesef, bize yazılı olarak verilen cevapta, çok komik, gülünç, bir heyetin Avrupa'ya gidip geleceği kadar, yeterli olmayan tahsisatlar ayrıldığı bildirilmiştir.

İBRAHİM GÜRSOY (İstanbul) - Sizde çok altın var; biraz altın gönderin de ayıralım!..

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, İsrail, daha dün bir çölün ortasında kuruldu. Çölün ortasında kurulan İsrail, bugün, salatalık tohumunun, domates tohumunun bir gramını, altın fiyatına bizim Akdeniz bölgemize satmaktadır.

İBRAHİM GÜRSOY (İstanbul) - Su satıyor...

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) - Biz böyle diyoruz; ama, dünyanın en eski tarım ülkelerinden biri olmamıza rağmen, ziraat fakültelerimizi, ilgili tarım birimlerini, bu konuda teşvik edememişiz; edemediğimiz için, milyonlarca dolarımızı İsrail'e veriyoruz ve maalesef, nasıl bir ürün yediğimiz de belli değil; çünkü, çoğunun hormonlu veya ilaçlı olduğu söylenmektedir. Bunu yapabilmemiz için önce, mutlak surette, bu işlere tahsisat ayırmamız lazım; lafla bu işler yürümüyor. Şimdiye kadar çok söylendi; ama, netice alınmadı. Ne acıdır ki, birçok üniversitemizdeki profesörlerimiz, ilim adamlarımız demişlerdir ki: "Tahsisat ayrılmadığı için, maalesef, hem üniversite tarafından hem devlet tarafından yolluğumuz karşılanmadığı için, harcırahımız karşılanmadığı için, biz, Avrupa'daki ilmî toplantılara katılamıyoruz; ancak ve ancak, içimizde annesi ve babası zengin olan bir öğretim üyesi varsa, bu öğretim üyesi, kendi cebinden parasını karşılamak suretiyle Avrupa'daki bir ilmî toplantıya katılabiliyor." Biz, bu durumda iken, kalkıyoruz teşvikten söz ediyoruz, düzenlemeden söz ediyoruz; bütçemizde kuruş para yok, bu konuda konulmuş tahsisat yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Korkutata, lütfen son cümlenizi söyler misiniz.

HÜSAMETTİN KORKUTATA (Devamla) - Evet, görülüyor ki, konu çok geniş ve dediğim gibi bütün ülkeyi ilgilendiren bir konu; hepsini konuşmak mümkün değil; ama, görüyorum ki, bu Koalisyon Hükümeti, bundan sonra domatesle, salatalıkla uğraşacak; çünkü, hallere el atıyor ve bundan sonra patlıcanımızı, domatesimizi herhalde onlara sipariş vereceğiz.

Aşırı merkeziyetçi bir yapı içinde boğulan bu ülkenin, bir an önce yerel yönetimlere geçmesi gerekirken, biz, daha da aşırı şekilde dizginleri elimize alıyoruz ve milletin ağzına vura vura yırtmaya başladık.

Saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA YILMAZ (Malatya) - Mercümek' le de uğraşacağız!..

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Korkutata.

Sayın Pakdemirli, buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA EKREM PAKDEMİRLİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 858 sıra sayılı kanun tasarısıyla ilgili olarak Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek için huzurunuzdayım, sözlerime başlarken saygılar sunuyorum.

2 nci maddede, çıkarılacak olan kanun hükmündeki kararnameler sayılmakta. Bunlardan birincisi; sınaî hakkın tesisine uygun buluşlara, patent veya faydalı model belgesi

41

verilerek bunların korunmasına ilişkin esaslar ile şartların belirlenmesiyle ilgili kanun hükmünde kararnamedir.

Bu kanun hükmünde kararname, öncelikle bürokraside şekillendirileceğine, çeşitli komisyonlarımızda şekillendirilmiş. Gündemin 167 nci sırasına alınarak Genel Kurula inmiş olan tasarıyı, burada görüşmekte fayda vardır. Yoksa, bizim, Meclisin bütün yetkilerini Hükümete verip, tatile gitmemiz söz konusudur. Bakın, bu yetki kanunu tasarısı çıktıktan sonra arkadaşlarımız diyecek ki, efendim bize kalan bir iş de yok, tatile gidelim. Halbuki, kamuoyu, bizden bunu beklemiyor.

Bir başka ince nokta var: Burada bu kadar geniş kapsamlı bir yetki kanununu, Anayasa Mahkemesinin iptal edeceği büyük bir ihtimal, kuvvetli bir ihtimal dahilindedir. Acaba bazı arkadaşlarımız; zaten, eylülde Gümrük Birliğine giremeyeceğiz; ama, bunu da Anayasa Mahkemesi iptal ederse, bakın biz kanun hükmünde kararname çıkaracaktık, olmadı, bu olmayınca da açıkta kalıverdik. Bakın, bunun kabahati gene Anayasa Mahkemesinin ve onu Anayasa Mahkemesine götüren partinindir mi diyecekler. Ben, bundan şüphelenmeye başladım. Sebebi ise şu; yetki kanunu tasarısına dayanılarak çıkarılacak olan kanun hükmünde kararnamelerin hiçbirisi Gümrük Birliğiyle ilgili değil. Eğer, uzaktan yakından küçük bir ilgisi varsa, o da gerek ve şart değil. Yani, ortada, şu kanun çıkmazsa biz Gümrük Birliğine giremeyiz, bununla sınırlıyız diye bir şey yok; olanları getirmemişiz.

Şimdi, gümrük mevzuatında yapılması gereken değişiklikler bir önergeyle ilave edildi. Tamam, Gümrük Birliğine girmek için, gümrük mevzuatında bir değişiklik yapacaksınız; ama, Allahınızı severseniz Ticaret Odası Kanununda niye değişiklik yapıyorsunuz. Alakası yok. Kaldı ki, bu da, gündemin kanun tasarı ve teklifleri kısmının 156 ncı sırasında var. Arkadaşlarımız bu kanun tasarısını zamanında hazırlamış ve komisyonlarda görüşülmüş; yani, bu arkadaşlarımızın mesailerini sıfır mı kabul edeceğiz. Bunlar, çalışmışlar çalışmışlar; ama, boşuna emek tüketmişler. Buraya da gelmiş,gündeme girmiş; şimdi, bunu sıfırladık, olmaz ki!.. Yani, Meclisin yetkilerini, böyle, Hükümete vermeyiz.

Bir de şu var; zaten, kanun hükmünde kararnameyi, ne Başbakan ne de bir bakan yazacak; yine, bunu, başka bir bürokrat yazacak. Yine, işi, genelde bürokrasiye bırakacaksınız. Halbuki, Meclis kurulmuş; bunun için denilmiş ki: "Bürokrasi icraatın bir parçasıdır; Meclis çalışsın, Meclis bir şey getirsin..." Buna rağmen, biz, yetkilerimizi başkalarına devrediyoruz.

Bakın "sanayide ve tarımda üretilen veya ticarete sunulan her türlü malı ve hizmeti diğerlerinden ayırt etmek için kullanılan markaların ve coğrafî bölgelerin..." deniliyor. Coğrafî bölgeler, başlangıçta bizim aleyhimizedir; çünkü, Ortak Pazarda dolaşan bir mamulümüz için, Türkiye'yi gösteren coğrafi bir marka koyduğumuz zaman, Türkiye'nin aleyhinde olan birçok kişi "bu mal da alınır mıymış" diyerek, bizi engelleme noktasına da gelebilirler. Bu sebepledir ki, Yunanistan, coğrafî işaretlerin konulmasında diretmiştir ve Gümrük Birliğiyle ilgili protokole bunu koydurmuştur. Yoksa, bunun, belki, uzun vadede bize faydası olacak; Türk sanayiine güveni, Türk sanayiinin dışa açılmışlığını göstermek... Bu, uzun vadede tamam; ama, kısa vadede bizim aleyhimize çalışır. Bunu, gelin, böyle yapmayın.

Hal Kanununu değiştirmeyin, Hal Kanununu alelacele bürokraside değiştirirseniz, yarın sıkıntılar olur. Sebebi şu; Hal Kanununu uygulayanlar, bizim mahallî idarelerimiz. Belediyelerin görüşlerini alalım. Belediye başkanları seçilmiş, meclisleri seçilmiş; işlemler yapıyorlar, icraat yapıyorlar. Onlara sormadan, onların görüşünü almadan, bürokraside bir hal kanunu çıkaracağız; daha kötü neticeler elde edeceğiz. Bir taraftan "mahallî idarelere yetki verelim, merkezî idareyi küçültelim" diyoruz; bir taraftan da, bu yetki kanunlarıyla merkezî idareyi büyütüyoruz, mahallî idarelerin fonksiyonlarını küçültüyoruz. Bunu yapmayın; yanlıştır.

Ticaret ve Sanayi Odaları Kanununa tekrar değineyim; şurada, gündemin kanun tasarı ve teklifleri kısmının 156 ncı sırasında, bu konuyla ilgili bir tasarı var; gelin, bunu süratle geçirelim. Bunlara hayır diyen yok; engelleyen de yok. Sizin bütün sıkıntınız şurada: Bir kanun tasarısı veya teklifi görüşülürken; birincisi, şuraya Hükümetin temsilcisini getiremiyorsunuz, ikincisi, şurada 114 kişiyi bulunduramıyorsunuz. Ondan sonra, bunları yapamayınca "gelin, biz Hükümete bir yetki verelim, Hükümet yapsın, biz de oturalım; ne yapalım, 114 kişiyi bulamadık, buraya da Hükümeti getiremedik" deyip geçiştiriyorsunuz.

42

Bunlar yanlış politikalardır ve kamuoyunda Millet Meclisinin büyüklüğünü, kutsallığını zedeleyen davranış biçimleridir. Bunlara itiraz eden bir arkadaşımız yok; Ticaret ve Sanayi Odalarıyla ilgili kanunu değiştirmeyelim diyen bir arkadaşımız yok. Önemli olan, buraya bakan gelecek, şurada da 114 kişi olacak; ama, maalesef, bunu sağlayamıyorsunuz.

"Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Kuruluşu Hakkında Kanunu değiştirelim" diyorsunuz. Kardeşim, gündemin kanun tasarı ve teklifleri kısmının 32 nci sırasında var zaten. İşte, önünüzdeki gündemi açıp bakın; 32 nci sıradaki teklif bu. Peki, niye çıkarmayalım yani; oturalım beraber çıkaralım. Müzakeresine başlanmadı; ama, 32 nci sırada yer almış, ben gördüm onu. Şimdi, orada hazır duran bir kanun teklifini çıkarmıyoruz; bürokrasiye vereceğiz, onlar bir şey yazacak; bu sefer, siyasîlerin de hiç dahli ve katkısı olmadan bir kanun yürürlüğe girecek. Sonra, bu kanundan bir şey elde eder misiniz etmez misiniz belli değil veya sonra, geleceğiz "bak, bunda da yanlışlık olmuş; gelin bunu düzeltelim" diyeceğiz.

2 nci maddenin (g) fıkrasında "Gıda konularında, Avrupa Birliği standart ve normlarına uygun esaslar..." deniliyor. Bu, doğrudur; bunun hiçbir politik yanı yok. Yani, siz , biz bunu getirsek herhangi bir parti engeller, bu kanunu çıkaramayız diyemezsiniz. Gıda ile ilgili modern ve çağa uygun bir düzenleme getirseniz, kim hayır diyecektir, kim sağlığıyla oynayabilir, kim tükettiği gıdanın bozuk standartta olmasını müdafaa edebilir; mutlaka, herkes oybirliğiyle böyle bir gıda kanununun mutlaka çıkmasını isteyecektir. Ama, hazırlamıyorsunuz, hazırlamayınca buraya gelmiyor, buraya da gelmeyince, eh, kanun hükmünde kararname bu işi görsün diyorsunuz. Yanlıştır, yapmayın.

İHSAN SARAÇLAR (Samsun)- Siz de çok yaptınız Hocam.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Biz böyle yapmadık.

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Halk biliyor bunları.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Sonra biz 8 yılda Türkiye'yi bu kadar ileriye götürdük, Batı'ya açtık.Siz bunlarla ilgili hiç olmazsa şuraya kanun tasarısı getirin; bunlarla biz de diyelim ki, 19 uncu Dönem neler neler yapmıştı! Şimdi, diyebiliyor musunuz, 19 uncu Dönem şöyle şöyle yaptı diye.

Bakın, Meclisin saygınlığı medyada ne kadar düştü; hepsi, vur abalıya... Meclisteki en küçük bir davranış bozukluğunu herkesin önüne getirip bizi istiskal ediyorlar; böyle bir şey 17 nci ,18 inci dönemde var mıydı? Daha önceki dönemlerde Meclisin haysiyeti bu kadar ayaklar altına alınmış mıydı?

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - 200'den fazla kanun hükmünde kararnameyle gördük bunu.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Şimdi, kanun hükmünde kararname anayasal bir düzenleme, buna itiraz eden yok. Burada itiraz şu: Görüştüğümüz, çok geniş bir zamana ihtiyacı olabilen yetki kanunu tasarısıdır. Haller Kanunu -80 sayılı Kanun- mahallî idarelerin güdümünde, uygulamasında olan bir kanundur, bu kanundaki değişiklikleri, onlarla beraber, siyasiler yapsın diyoruz; hayır siyasiler değil, bürokrat yapsın diyorsunuz. Yani, bizim zamanımızda iktidar böyle şeyler yapmıyordu

Sonra, sizin bir iddianız, bundan daha iyi yapmak değil miydi? Eğer, biz kötü yaptıysak, siz niye bunu tekrar ediyorsunuz ? Kötü olduğuna inanıyorsanız, kötüde israr etmenin alemi var mı?

M.RAUF ERTEKİN (Kütahya ) - Demirel'in 1991 vaadiydi.

İHSAN SARAÇLAR (Samsun) - Kanun hükmünde kararnamelerle...

BAŞKAN - Sayın Saraçlar, rica ediyorum, müdahale etmeyin.

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - Türk Ticaret Kanunu ile ilgili değişiklikler. Biraz evvel konuşmamda da bahsettim. Efendim, Türk Ticaret Kanununda yapacağımız değişikliklerde Gümrük Birliğine girmeyle ilgili hiçbir şey yok...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Pakdemirli, konuşma süreniz bitti; son cümlenizi söyler misiniz efendim. Rica ediyorum...

EKREM PAKDEMİRLİ (Devamla) - ...bununla ilgili bir zorunluluk yok. Kaldı ki -yine gündeminize bakın- 52 nci sırada bu konuda kanun tasarısı var zaten; bunu da zamanında düşünmüşüz, getirmişiz. Gelin, bunları, burada konuşarak geçirelim. Kimse kimseyi aldatarak

43

veya atlatarak buradan bir şey çıkarmak istemiyor ki; siyasiler gelsin, burada konuşsun, Meclisin varlığı ispat edilsin. Meclis niye vardır, burada neden yasama görevi yapıyor, o bilinsin. Yoksa, Meclis, bir yetki kanunu tasarısı geldikçe bu yetkiyi veriyor, Hükümet de yapıyor, bundan Meclis de memnun Hükümet de memnun deyip, yerlerimize gideriz, ondan sonra da, medyada bizimle ilgili aleyhte çıkan yazıları göğüsleyemeyiz.

Sabrınız için teşekkür eder, saygılar sunarım efendim.(ANAP ve RP sıralarından alkışlar, DYP sıralarından alkışlar[!])

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Pakdemirli.

Şahsı adına konuşmak üzere, Sayın Gaffar Yakın?.. Yok.

Sayın Cevat Ayhan; buyurun efendim.(RP sıralarından alkışlar)

Sayın Ayhan, konuşma süreniz 5 dakikadır.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem arkadaşlar, müzakeresi devam eden 858 sıra sayılı Yetki Kanunu Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Yetki Kanunu Tasarısı, bu 2 nci maddesiyle, Hükümete, belli mevzularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektedir. Bunlar; patent haklarının düzenlenmesi, marka ve coğrafi bölge işaretlemeleri, toptancı halleri ve pazar yerlerinin düzenlenmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları Birliğinin mevzuatı, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin mevzuatı, gıda konularında Avrupa standartlarına uyulması ve Türk Ticaret Kanununda ve Sermaye Piyasası Kanununda yapılacak değişikliklerdir.

Muhterem arkadaşlar, yetki kanununun, acil meselelerde kullanılması gerekir. 1982 Anayasasıyla getirilen bu hükmün, bu şekilde, çok geniş sahadaki kanunlarda değişiklik yapmak için kullanılmak istenmesi, hem bir hakkın suiistimalidir hem de Anayasaya aykırıdır. Umut ederim, muhalefet partileri, süratle Anayasa Mahkemesine müracaat edeceklerdir. Hükümet, bu hakkı kullanmayı suiistimal etmektedir.

Ayrıca, Hükümete verilecek yetkiyle çıkarılacak olan kanunların da, millete, ne ölçüde faydalı olacağı hususunda tereddütlerimiz var. Geçenlerde -zannederim 6 Mayısta- bir kararname çıktı. Bu kararnameyle, ithalat rejimi kararında değişiklik yapılıyor ve hayvan ithaline izin veriliyor. Niye; tabiî, sebebi şu: Türkiye'de, Amerikan firmaları var, köfte mağazaları açmışlar, hamburger mağazaları açmışlar. Güçlü lobiler, aylardan beri neşriyat yapıyorlar "biz, Amerika'dan dana getireceğiz, malak getireceğiz ve burada, köfteci dükkanlarımızda bunların etlerini kullanacağız" diyorlar. Elinsaf!.. İşte, Hükümete verdiğimiz yetkiler bu şekilde kullanılıyor.

Yine geçenlerde, (23 Mayısta) süt üreticilerine ödenen süt primleri kaldırıldı. Memlekette, hayvancılık gelişsin diye, on senedir ödenen -aslında yetersiz olarak ve çok geç ödenen; maktu ödendiği için de artan fiyatlar ve maliyetler içinde yeri olmayan- prim dahi kaldırıldı.

AHMET SAYIN (Burdur) - Hayır, bu primler kaldırılmadı.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Evet kaldırıldı. Ben, size, kararnameyi takdim ederim.

AHMET SAYIN (Burdur) - Sütü destekleme değil o.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Sütü desteklemeyle ilgili primler, 23 Mayısta kaldırıldı; Para Kredi Kurulunun kararıdır, getirir gösteririm.

Muhterem arkadaşlar...

ÖMER LÜTFİ COŞKUN (Balıkesir) - Doğrudur.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Doğrudur tabiî; bakın sektörü bilen, tanıyan arkadaş "doğrudur" diyor; ama, bir bilgi eksikliği vardır, olabilir, ben size takdim ederim Sayın Sayın.

AHMET SAYIN (Burdur) - Olabilir, yanılmış olabilirim.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Muhterem arkadaşlar, işte Hükümete verdiğimiz yetkiler böyle kullanılıyor. Hükümete verdiğimiz yetkiler, vergiyle halkı inim inim inleten politikalar haline dönüşüyor. Hayat standardıyla, peşin vergiyle Gelir Vergisiyle, stopojla çiftçi, esnaf, memur, işçi ezilirken, öbür taraftan, trilyonları vuran sıcak döviz getiren, içeride tasarrufları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi söyleyin lütfen.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Son cümlem, bitiriyorum efendim.

44

...faize yatıranlar, bir kuruş vergi ödemiyor.

Müteakip maddelerde, devamını arz edeceğim. Hepinizi hürmetle selamlarım. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Sayın İbrahim Kumaş, buyurun.

Süreniz 5 dakikadır.

İBRAHİM KUMAŞ (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millet Partisi ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan, bir hafta önce, bir yetki yasası çıkardık. Üzülerek ifade edeyim ki, bu yetki yasasına, muhalefet şerhi koyan partiler de oy verdiler. Bir yıl içinde, iktidarın istediği yeri belde yapmasına, istediği ilçeyi il yapmasına ruhsat verdiler; Meclis dışında istediği gibi yapacak...

Bugün de, Avrupa Birliğine, Gümrük Birliğine uyum yasaları diye birçok kanunla ilgili olarak Meclis, Hükümete yetki verecek; yani, Meclis, kendi görev ve sorumluluklarını Hükümete devretmiş olacak. Bu, açıkça, Anayasaya aykırıdır. Açık ve net bir konu da değil.

Bir defa, bu Gümrük Birliği olayı, şu Mecliste enine boyuna tartışılmış değildir. Gümrük Birliğine katılmak Türk Milletinin lehine midir aleyhine midir; bu konu tartışılmış değildir.

Bize göre, 1963'te, Avrupa Ekonomik Topluluğu olan bu birlik, mevzuatını değiştirmiş, bugüne kadar büyük değişikliklere uğramış ve şu an, parasıyla, parlamentosuyla, bir devlet, bir imparatorluk haline gelmiştir. Biz, böyle bir topluluğa katıldığımızda, bu imparatorluğun bir eyaleti durumuna düşeceğiz ve onların almış oldukları kararlara da, bilhassa, dış işleri ve güvenlikle ilgili kararlarına da, itiraz edemeyeceğiz ve o zaman, Türkiye'nin eli kolu da bağlanmış olacak.

Avrupa'yla uyum mecburiyeti, İslam ülkeleriyle, Türkiye dışındaki Türk topluluklarla gerekli anlaşmaları yapma imkânını bulamayacak.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, Avrupa Birliğinin hiçbir yetkisi olmayan eyaleti durumuna düşecektir. Millî hâkimiyetimiz sınırlanacak ve vasal bir devlet haline geleceğiz. Aslında, millî mücadelenin değerlerine, Erzurum, Sıvas, Birinci Meclis ve bugüne kadarki -bugünkü Anayasa da dahil olmak üzere- anayasalarımıza da aykırıdır böyle bir birlik.

Kültürel kimliğimiz değişecek; önce, dilimizi, dinimizi, milleti millet yapan değerleri kaybedeceğiz burada. Bunun misali de var; birtakım Türk toplulukları -Balkanlarda, Bizans İmparatorluğuna tabi olan Türk toplulukları- bir müddet sonra dinlerini kaybetmişler, Hırıstiyan olmuşlardır. Bunların örnekleri olan Bulgarlar, Hungar Türkleri, Kıpçaklar ve Uz Türklerinin akıbeti ortadadır. Türkiye'nin de, böyle bir topluluk içerisinde, millî kimliğini koruması mümkün değildir ve bu konu, bütün ilim adamları tarafından, Parlamento tarafından, Türk halkı tarafından enine boyuna tartışılarak; Türkiye'nin aleyhine olan tarafları, lehine olan tarafları tartışılarak ve sadece Mecliste de değil, Türk halkının önünde, "evet" ve "hayır" ların eşit olarak tartışılacağı, aleyhinde olanların, lehinde olanların yapacağı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kumaş, son cümlenizi söyler misiniz; rica ediyorum...

İBRAHİM KUMAŞ (Devamla) - ...bir tartışmayla referanduma götürülmelidir; çünkü, bizim dışımızda Batılı ülkelerin çoğunluğu referandum yapmıştır; yani, bir oldubittiyle, bir Başbakanın, bir Başbakan Yardımcısının kararıyla, Türk Milletini toplu intihara götürecek böyle bir karara "evet" denemez. Ben, bütün vatandaşlarımızı ve değerli milletvekillerini bu konuda uyarıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kumaş.

Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.

Maddeyle ilgili önergeler vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İş bu Kanun, Anayasanın Başlangıç Hükümlerine, hâkimiyeti düzenleyen, hâkimiyetin devrine izin vermeyen ve Anayasanın 5, 6, 7 ve 10 uncu maddesine, 11 inci maddesine, ticaretin serbestisine, 14 üncü maddesine, 15 inci maddesine, 87 ve 91 inci maddesinde Yetki

45

Kanunuyla düzenlemeyi yapmış ve ayrıca, Anayasa Mahkemesinin çok detaylı gerekçeli kararları da Anayasadaki ilgili maddelere açıklık ve yorum getirmiştir.

Dolayısıyla, görüşülmekte olan 858 sıra sayılı Yetki Kanunu Tasarısının 2 nci maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz.

Abdüllatif Şener Ali Oğuz Şaban Bayrak

Sıvas İstanbul Kayseri

Salih Kapusuz Cevat Ayhan Ahmet Remzi Hatip

Kayseri Sakarya Konya

Fethullah Erbaş Lütfü Esengün

Van Erzurum

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Yetki Tasarısının 2 nci maddesine aşağıdaki (j) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

j) Türkiye Turistik Otelcilik ve Turizm İşletmecileri Birliğinin kurulmasına ilişkin düzenlemeleri,

Abdulkadir Ateş Turhan Tayan İhsan Saraçlar

Gaziantep Bursa Samsun

Nevzat Ercan Mehmet Kerimoğlu

Sakarya Ankara

Gerekçe: Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm işletmecileri Birliğinin kurulması konusunun, birinci madde kapsamına dahil edilmesi nedeniyle, bu fıkranın da 2 nci madde kapsamına alınması gerekmektedir.

BAŞKAN - Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki tasarısının 2 nci maddesinin (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"18.04.1972 tarihli 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri konusundaki değişiklikler"

Abdülkadir Ateş Turhan Tayan İhsan Saraçlar

Gaziantep Bursa Samsun

Nevzat Ercan Mehmet Kerimoğlu

Sakarya Ankara

Gerekçe: Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleriyle ilgili hükümlerin 1 inci madde kapsamından çıkarılmış bulunması nedeniyle, 2 nci maddede de paralel değişikliğin yapılması ihtiyaç nedeniyle önerilmiştir.

BAŞKAN - Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının kapsama ilişkin 2 nci maddesine, "1615 sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik ve Düzenleme Yapılması Hususunu" ibaresininin (k) bendi olarak eklenmesini arz ve talep ederiz.

Turhan Tayan Mehmet Kerimoğlu Hacı Filiz

Bursa Ankara Kırıkkale

Ahmet Şeref Erdem Nazmi Çiloğlu

Burdur Bolu

Gerekçe: 1.1.1996 tarihi itibariyle gireceğimiz Gümrük Birliğine uyum sağlamak amacıyla 6.3.1995 tarihli ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca, 1615 sayılı Gümrük Kanununda akçalı ve cezaî hükümler dışında değişiklikler yapılması zorunlu hale gelmiştir.

46

BAŞKAN - Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının kapsamını belirleyen 2 nci maddesine, "3213 sayılı Maden Kanununda yapılacak düzenleme ve değişiklikler" ibaresinin (j) bendi olarak ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

İhsan Saraçlar Turhan Tayan Nevzat Ercan

Samsun Bursa Sakarya

Ali Yalçın Öğütcan Kadri Güçlü

Adana Bursa

Gerekçe: 3213 sayılı Maden Kanununun 34 üncü maddesinde düzenlenen Madencilik Fonu Avrupa Toplulukları Mevzuatıyla çelişkili olduğundan ve Gümrük Birliğine girişte tüm fon uygulamalarına son verilmesi gerektiğinden yukarıdaki düzenlemenin yapılması uygun olacaktır.

BAŞKAN - Şimdi, önergeleri aykırılık derecesine göre tekrar okutup, işleme koyacağım.

İlk olarak okutacağım önerge Anayasaya aykılık önergesidir; işleme koymaya bu önergeden başlayacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İş bu Kanun, Anayasanın başlangıç hükümlerine hâkimiyeti düzenleyen, hâkimiyetin devrine izin vermeyen ve Anayasanın 5, 6, 7 ve 10 uncu maddesine, 11 inci maddesine, ticaret serbestisine, 14 üncü maddesine, 15 inci maddesine, 87 ve 91 inci maddesinde yetki kanunuyla düzenlemeyi yapmış ve ayrıca, Anayasa Mahkemesinin çok detaylı gerekçeli kararları da, Anayasadaki ilgili maddelere açıklık ve yorum getirmiştir.

Dolayısıyla, görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının 2 nci maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz.

Abdüllatif Şener (Sıvas) ve arkadaşları

BAŞKAN - Önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALÂETTİN KURT (Kocaeli) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Sayın Salih Kapusuz söz mü istiyorsunuz? İmzanız var mı önergede?

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - İmzası olmasa niye konuşmak istesin...

BAŞKAN - Efendim, önergede imzası varsa konuşacak. Siz, iki dönem milletvekilliği yapan deneyimli bir arkadaşımızsınız...

Buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte olduğumuz -özel ismi Yetki Yasası- 858 sıra sayılı yetki yasa tasarısıyla ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum.

Geneli üzerinde yapmış olduğum hatırlatmalara rağmen, görüyorum ki, hem Hükümet hem de Komisyon, bu konuda yanlışta ısrar ediyorlar. Dolayısıyla, bu ısrar, yarın, galiba, Anayasa Mahkemesine başınızı çarptıktan sonra uyanmanıza sebep olacak.

NECMİ HOŞVER (Bolu) - Senden daha iyi bilirler onlar; sen daha yenisin.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Şimdi, bildiğiniz çok iyi şeyler var ki, çok gittiniz, geldiniz. Bakın, Sayın Hoşver, dikkat buyurun; size, Özelleştirme Yetki Yasasında da aynı şeyleri hatırlattık, siz, yine, bildiğiniz iddiasında bulundunuz; fakat, daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilince, çıktınız, bu sefer de dediniz ki "Efendim, görüyor musunuz, Anayasa Mahkemesince iptal edildi, özelleştirmenin yükü, bu Hükümetin, bu devletin sırtında bir kambur olarak devam etti. Devlet, günlük, şu kadar milyar zarar ediyor; bu, vatan hainliği değil midir." Peki, o günden bugünlere geldik ve daha sonra, mecburi kaldınız ve 4046 sayılı Kanunu çıkardınız. Sonuç itibariyle, bu 250 milyar lira zarar, kayıp önlendi mi?

47

NECMİ HOŞVER (Bolu) - Onların vebali sizin.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Eğer, altı aydır, her dört güne 1 trilyon hesabından gidecek olursanız, 40-50 trilyonluk bir kayıp söz konusudur; işte, bunu önlemeyenler, o zaman vatan haini olurlar.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bir milletvekili olarak, sizler gibi yasama görevini üstlenmiş bir arkadaşınız olarak, Parlamentoyu göreve davet ediyorum, diyorum ki, böyle geniş bir alanda yetki yasası almak, kesinlikle Anayasaya aykırıdır. Siz, kendi görevinizi Bakanlar Kuruluna devredemezsiniz; bu, bir yetki devridir. Dolayısıyla, lütfen, bu, Anayasaya aykırılık önergemizi destekleyin, gerekirse, bu yetki tasarısını geri çekin. Daha sonra ne yapın; bununla ilgili gerekli düzenlemeleri yerli yerine oturtarak getirin; hatta, yetki yasasına bile gerek olmaksızın, müteaddit defalar ifade ettiğimiz gibi, Parlamentoya yeterli sayıda kanun tasarınızla birlikte gelin, bizim de katkılarımızla bu tasarıları geçirelim; ama, maalesef, galiba, sizin çalışmak gibi bir niyetiniz söz konusu değil.

Bir suiistimal daha söz konusudur: Şimdi, daha önce çıkarılmış yetki yasaları var; kanun hükmünde kararnameler kullanmışsınız, kullandığınız bu yetkilerle ilgili kanun hükmünde kararnameler gündemde, sırasında bekliyor. Bakınız, Meclis gündeminin 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 19 uncu sıralarındaki tasarılar, kanun hükmünde kararnamelerdir. Bunları, Parlamentoya getirmeniz lazımdı, Parlamentoda karara bağlanması, Parlamentodan geçirilmesi lazımdı; ama, siz ne yapıyorsunuz, bunlar görüşülmeden, tekrar yetki kullanmak istiyorsunuz; bu, kesinlikle bir suiistimaldir. Onun için, böyle bir suiistimal, Anayasaya ters düşer.

Yine, aynı şekilde, sonra bunu kim yürütecek; yürütme maddesinde, bakıyorsunuz, Bakanlar Kurulu deniliyor. Şimdi, bir şeyi söylemek lazım. Galiba bunu, Bakanlar Kurulu değil -orayı da düzeltmek gerekir- herhalde, Başbakanın yürütmesi lazım.

Değerli arkadaşlar...

ALİ ESER (Samsun) - Olur mu?

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Evet, maalesef... Siz, yasama görevinizi yürütmeye devrederseniz, bu bir yetki devridir, bu bir rejim değişikliğidir. Dolayısıyla, siz, bu görevinizden içtinap ederseniz, Bakanlar Kurulu da zaten bu işe hazır bekliyor, Sayın Başbakan ne isterse onu yapıyorlar; dolayısıyla yetkiyi otomatikman Sayın Başbakana devredelim, Parlamentoyu da, by-pass yaptığınıza göre, devredışı tutup tatile gönderin, istediklerini, istedikleri gibi yürütsünler.

Yetki almak istediğiniz yasaların birçoğuna bakıyoruz, gereksiz olarak talep edilmiş ve yetki tasarısına alınmış yasalardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, lütfen son cümlenizi söyler misiniz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - ...Şayet, siz, memleketin problemlerine çözüm arıyorsanız, Bağ-Kur'lunun problemlerini çözmek için yetki isteseniz ya, onun kanunlarını getirseniz ya; sosyal güvenlik kurumlarını getirseniz, trafik yasasını getirseniz, özürlülerle ilgili yasaları getirseniz... Ama hayır, siz, sadece ve sadece, Parlamentoyu by-pass yaparak, Anayasaya aykırı olarak yetki devrediyorsunuz; Anayasa Mahkemesi, bunu kesinlikle geri çevirecektir, kaybedilen zaman bizim zamanımız olacaktır. Bu noktada sizleri uyarıyor, önergemize desteklerinizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki tasarısının 2 nci maddesinin (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

g) 18.4.1972 tarihli, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda yapılacak değişiklikleri,

Abdulkadir Ateş (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon... (RP sıralarından "karar yetersayısının aranmasını istiyoruz" sesleri)

48

Bir dakika efendim... Komisyona soralım, arayacağım karar yetersayısını.

Komisyon, önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALÂETTİN KURT (Kocaeli) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - (g) değil, (f) olacak efendim; önce onu bir düzeltelim.

Önergeye katılıyoruz.

BAŞKAN - Önergeye Komisyon çoğunluğu olmadığı için katılmıyor, Hükümet katılıyor.

Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım: Önergeyi kabul edenler... Etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur.

Sayın milletvekilleri, Meclise ciddî olarak ilgi göstermemiz lazım. İnsanlar, bu sıralara gelmek için, önce can atıyor; milletvekili olup geldikten sonra da, bu sıralara gelmiyor (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!])

Efendim, niye alkışlıyorsunuz?!.. Muhalefet de gelsin; Sayın Hükümet gelmiyorsa, tasarıları reddetsin...

NEVŞAT ÖZER (Muğla) - Başkası adına yorum yapma Sayın Başkan.

BAŞKAN - Burada, benim anlamadığım şu: Hem Muhalefetin hem de İktidarın karar yetersayısı ve toplantı yetersayısı kadar milletvekilleri vardır. Şimdi, burada 10 milletvekili göndererek engelleme de yapılabilir (RP sıralarından "Bravo" sesleri) Ama, buraya gelerek, tasarıları reddetmek ve onun yerine kendi tekliflerinizi kabul ettirmek için, çoğunluk sağlayabilirsiniz...

NEVŞAT ÖZER (Muğla) - Bizim adımıza yorum yapma.

BAŞKAN - Benim sözüm, hem İktidaradır hem Muhalefetedir.

Lütfen, bu Meclise gelelim, bu Meclisi çalıştıralım.(RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar[!])

Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.17

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.30

BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER: İbrahim ÖZDİŞ (Adana), Ali GÜNAYDIN (Konya)

-----0----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 121 inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

(Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza, kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini almışlardır.

Görüşmekte olduğumuz yetki yasa tasarısının 2 nci maddesi üzerinde verilen bir önergenin oylaması sırasında, karar yetersayısının aranması istenmişti ve yapılan oylamada karar yetersayısı bulunamadığından, birleşime ara vermiştim.

Önergeye Komisyon, çoğunluğu olmadığı için katılmamıştı, Hükümet katılmıştı. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki tasarısının 2 nci maddesine aşağıdaki (j) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

j- Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliğinin kurulmasına ilişkin düzenlemeleri,

Abdulkadir Ateş (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

49

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon çoğunluğu olmadığı için katılmıyor, Hükümet katılıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının kapsamı belirleyen 2 nci maddesine "3213 sayılı Maden Kanununda yapılacak düzenleme ve değişiklikler" ibaresinin (k) bendi olarak ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

Nevzat Ercan (Sakarya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Efendim, onu amaç maddesinde zikretmiş miydik?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Hayır, etmedik.

BAŞKAN - Etmediysek, o zaman, önergeyi işleme koyamayız. Amaç maddesinde böyle bir şey olmadığına göre, önergeyi işleme koymuyorum; yani, okuttum, ama, işleme koymuyorum.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Başlık maddesinde kabul edebilirsiniz; başlık maddesine koyarsanız...

BAŞKAN - Ama, olmaz efendim.

METİN EMİROĞLU (Malatya) - Kapsam maddesine koyarsınız...

BAŞKAN - Efendim, burada, 1 inci maddede, amaç maddesinde, şu şu kanunlar diye sayılmış; kapsam maddesinde de, o kanunlarda nasıl değişikli yapılacağı ifade edilmiş. Amaç maddesinde zikredilmeyen bir kanunun, kapsam maddesine alınması mümkün değildir; önergeyi işleme koymuyorum.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 2 nci madde kabul edilmiştir.

(Bir grup RP milletvekili ayağa kalktı)

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Yoklama istemiştik efendim.

BAŞKAN - Efendim geç kaldınız. Kaldı ki, 9 kişi ayaktasınız. (RP sıralarından gürültüler)

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan, 11 kişiydik...

BAŞKAN - Efendim, kalkmadı ayağa; oylama da yapıldı. (RP sıralarından gürültüler)

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - 11 kişiydik, bir kişi ayağa kalkmadı.

BAŞKAN - Efendim, rica ediyorum. Zaten 15.30'da yoklama yapmıştık.

Değerli arkadaşlarım, her onbeş dakikada, yirmi dakikada bir yoklama yapamayız; bir. 10 kişi ayağa kalkmamıştınız; iki. Başkanlık Divanını zor durumda bırakmayın.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

BAŞKAN - Madde üzerinde, Refah Partisi Grubu adına Sayın Ahmet Remzi Hatip, ANAP Grubu adına Sayın Ölmeztoprak; şahısları adına, Sayın Gaffar Yakın, Sayın Cevat Ayhan, Sayın İbrahim Kumaş ve Sayın Engin Güner söz istemişlerdir.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Ahmet Remzi Hatip; buyurun.

Sayın Hatip, süreniz 10 dakikadır efendim.

RP GRUBU ADINA AHMET REMZİ HATİP (Konya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan yetki tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Refah Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım; hepinizi hürmetle selamlarım.

Muhterem arkadaşlar, dün, burada, fikrî haklar hakkındaki tasarı, haftalar süren müzakerelerden sonra ve zorlamayla kabul edildi. Şunu kabul etmek lazım ki, usulî birtakım hususlara titizlikle dikkat edildi ve açık kapılardan istifade, geçirildi.

50

Dün, burada, gerek Hükümet adına gerek Komisyon adına yapılan açıklamalarda "bu kanunu biz kendi menfaatımız için yapıyoruz; hiçbir kimsenin, yabancının, dış ülkelerin etkisiyle yapmıyoruz; hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" denildi; yani, Gümrük Birliğine girmek için yapılan zorlamalar neticesinde bu kanunun kabul edildiğini inkâr ettiler ve "direktif" kelimesini "Avrupa Topluluğu direktifi" kelimesini de, tercüme hatasıdır diye inkâr ettiler; ama, şimdi önümüze gelen yetki tasarısında -gerek tasarının şimdi görüşeceğimiz madde metninde, gerekse gerekçesinde- açıkça, Gümrük Birliğine katılma bakımından bu kanun tasarısının getirildiğini, bu yetkilerin istendiğini artık ifade ediyorlar; yani, yüzleri yırtıldı artık, ar damarı yırtıldı; mesele bundan ibaret.

NEVŞAT ÖZER (Muğla) - Var mı, var mı?!.

AHMET REMZİ HATİP (Devamla) - Şimdi, 6 Martta imza edilen anlaşma, neden bir sene içerisinde değil de, ekim ayına kadar uyum sağlanmasını istiyor?!. Anlaşmanın metninde böyle söylüyor...

Muhterem milletvekilleri, ben, bu noktada şunu da ifade edeceğim: Burada, beynelmilel sermayenin ve bunları temsil eden Avrupa Birliğinin ve Amerika Birleşik Devletlerinin açıkça tazyiki altındayız.

Amerika Birleşik Devletleri, daha 1992 senesinde ve daha önce Bush zamanında, ondan önceki başkanlar zamanında yapılan müzakerelerde, patent kanunu, fikrî haklar kanunu diye hep üzerimize gelmiştir. İşte burada, 1992'nin sonunda yazılan bir kupür var elimde. Bu gazete kupüründeki yazıda "Amerika Birleşik Devletleri, yılda 65 milyar dolar kayıptadır. Dolayısıyla, patent yasası bulunmayan memleketlere, bu kanunun çıkarılması için baskı yapılması lazımdır" deniliyor ve GATT sözleşmelerine, bu konuda, hüküm konulması isteniyor.

Önümüzde, Avrupa Birliğine girme konusu var; oraya girme konusunda, Gümrük Birliği anlaşmasını bize imza ettiriyorlar ve bu kanunları çıkaracaksınız diyorlar. Bunu açıkça kabul etmek durumundayız. Nitekim, Gümrük Birliği için, Avrupa koordinatörlüğü kurulmuş, başına da bir büyük bürokrat (Tigrel) getirilmiş ve bize, Büyük Millet Meclisine talimat veriyor "Bürokratlar da, Büyük Millet Meclisi de seferberlik ilan etmeli, yaz tatilinden evvel bu kanunlar çıkarılmalıdır" diye emrediyor; yani, bizi, Hükümetin de ötesinde, bürokratlar idare ediyor, haberiniz olsun arkadaşlar. (RP sıralarından alkışlar)

Rekabetle ilgili kanun çıktı; ama, rekabet kurulunu çalıştıramıyorsunuz. Patent kanunu tasarısı ile patent enstitüsü kanunu tasarısı, üç senedir bu Meclisin komisyonlarında; komisyonlarda, aylarca, uzmanlar dinlendi, bu tasarılar müzakere edildi. Geçen sene, baktık "Devlet Planlama Teşkilatı Kanununda değişiklik yapmak, Patent Enstitüsü kurmak" üzere kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi istendi ve o şekilde bu Patent Enstitüsü kuruldu. Patent Enstitüsü ne yapacak; patent kanununu uygulayacak. Şimdi, patent kanunuyla ilgili yetki tasarısı, dediğim gerekçeyle, önümüze gelmiş bulunuyor ve bunu, bürokrasi "yapınız" diye bize emrediyor.

Muhterem arkadaşlar, patent kanunuyla gelecek olan nedir: Türkiye'de, keşifler, esefle kaydedelim ki, yoktur; dolayısıyla, koruma altına alınan veya alınması öngörülen hususlar, dışarının keşifleri, dışarının icatları ve onların bize satmış olduğu mamullerdir.

Bir misal olsun diye, ilaç sektörüne girmek istiyorum. İlaç sektörü, bizde, 1910 yılında, sınaî manada canlanmaya başlamıştır. İkinci Cihan Harbinde, katlanılan sıkıntılardan sonra bir canlanma olmuş, bize, ilaç teknolojisi, pharmaceutics (eczacılık) bakımından gelmiş ve yerli ilaç sanayii canlanmıştır. İşte, bu sırada, yabancı sermaye de gelmiş; ama, yerli ilaç üretimini engellemek için davalar açmış, yetmemiş, 1961'de, Temsilciler Meclisine gidip, mevcut yasalardaki ilaçları koruyan hükümlerin; yani, bizim İhtira Beraatı Kanunundaki ilaçlar üzerine patent konulmaması hakkındaki hükmün Anayasaya aykırılığını söylemiş, Meclis reddetmiş; arkasından, Anayasa Mahkemesine gitmiş, Anayasa Mahkemesi de, ilacın, ilaç patentinin koruma altına alınmasının caiz olmadığı hakkında, 1961 senesinde karar vermiş.

Şimdi, muhterem arkadaşlar, bir ilacın yapılması için yuvarlak hesap 250 milyon dolar harcanması, üzerinde on sene çalışılması gerekiyor. Türkiye'de ise, 1 milyon dolarlık bir ilaç ciromuz var; ama, buna rağmen, Türkiye'de, ilaç imalatı, elde edilmiş olan teknoloji sebebiyle, bir hayli ileri durumdadır. İşte, bizim, bu patenti kabul ettiğimiz takdirde, koruyacak olduğumuz kendi ilacımız değil, yabancı sermayenin, yabancı ülkelerin ilaçları olacaktır. Bizim de, böylece,

51

keşfedilmiş bir ilacımız olmadığı için, kendi ilacımız için değil, yabancılar için bir ilaç koruması söz konusu olmaktadır. Gelen tasarıda, bunun için birtakım meseleler vardır. Onlar şimdi burada görüşülmeyecek, Bakanlar Kurulunun değil, işte, bu AB Koordinatörlüğünün, bürokratların elinde, onların istedikleri şekle girecek.

İhracat imkânımız fevkalade yüksek bir seviyededir. Türkî devletler, Müslüman devletler nezdinde, ilaçlarımız büyük itibar görmekte ve de tekstil sektöründen sonra, yüzümüzü güldürecek bir durumdadır. İşte, bu çökertilecektir. Ayrıca, kendi ilacımız da tamamen dışa bağımlı olacaktır.

"Efendim, ilaçta patenti kabul edersek "araştırma, geliştirme artacaktır" yalanına da kulak asmamak lazım. Biz, ne kazanıyoruz ki araştırma geliştirmeye ne ayıralım; Türkiye'de millî gelirin ne kadarını ayırıyoruz; ayda fert başına 18 dolarlık harcama, halbuki, OECD ülkelerinde 382 dolar harcanan bir dünyada yaşıyoruz. Öyleyse, biz, hayalle meşgulüz, kendi bindiğimiz dalı kesip, kendi varlıklarımızı kuyuya gömmekle meşgulüz. Neticede, ilaç için verdiğim bu misali uzatmanız ve bütün sınaî mamullere teşmil etmeniz mümkündür.

Şunu ifade ediyorum ki, biz, patenti kabul edersek, yeni yabancı sermaye ve teknoloji buraya gelmeyecek; zaten, gelmiş vaziyette. Kendi imkânlarıyla araştırma geliştirme yapıyorlar; kendi ülkelerindeki laboratuvarı bırakıp da bizde mi laboratuvar kuracaklar... Bu da bir hayaldir.

Ondan sonra, ilaç fiyatları, mutlaka, 3-4 misli artacaktır; diğer sınaî mamuller de bunu takip edecektir.

Netice itibariyle, sosyal güvenlik kurumlarımızın yüzde 60'ını karşıladığı ilaçlarla kendisini tedavi eden halkımız cebinden çıkardığı parayla ve çok pahalı olduğu için tedavi yapamayacağı bir durumla karşı karşıya gelecektir. Kaldı ki, bizim ilaçlarımız, ilaç üreten 172 ülke arasından 36'sının ilaçları kodekslere uygun ilaç üreten memleketlerin ilaçları arasındadır.

Muhterem arkadaşlarım, binaenaleyh, bizim bu patenti kabul etmemizle ilaç sanayimiz de çökecek diğer sanayimiz de çökecektir. Japonya ve ileriye giden birtakım memleketler patent meselesini öne almamışlardır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET REMZİ HATİP (Devamla) - ...bunu en arkaya bırakmışlardır. Böylece, bu kabul edeceğimiz kanunla, bilelim ki, kendi idamımızın fermanını kendi elimizle imza etmekteyiz. Memleketimiz için hayırlı olmayan bir yola girilmiştir.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Sayın Başkan, mikrofonu açar mısınız...

BAŞKAN - Pardon, kusura bakmayın. Bir şeyle meşguldüm de onun için...

Buyurun efendim.

AHMET REMZİ HATİP (Devamla) - Memleketimize hayırlı meselelerin, buraya getirilip münakaşa edilmesi, dışarının getirdiği, empoze ettiği, dayattığı mevzuların, eğer egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, buraya getirilmemesi lazım.

Hepinizi hürmetle selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim, Sayın Hatip.

ANAP Grubu adına, Sayın Ölmeztoprak; buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır.

ANAP GRUBU ADINA MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Malatya) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; 858 sıra sayılı, ilgili kanunun "İlkeler" başlıklı 3 üncü maddesi hakkında, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, Muhterem Heyete hürmetlerimi arz ediyorum.

Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; bütün hatiplerin döne döne ifade ettikleri bir hususu, ben de, bu maddeyle ilgili tekrar bilgilerinize arz ederek sözlerime devam etmek istiyorum. Bakınız, şu anda Türkiye için çok hayatî ehemmiyeti haiz olan, Türkiye için âdeta bir dönüm noktası, kilometre taşlarından biri olan, bütün dünyada kazanılmış hakların korunması hususunda alınan ilke kararına paralel düzenlemelerin yapıldığı bir günde; yapılan düzenlemeler, Anayasaya aykırılık iddiaları gölgesinde veya Sayın "Hükümet ülkenin millî menfaatlarını haleldar ediyor" düşünceleri arasında görüşülüyor. Böyle bir görüşmeye yazık değil mi?!. Yani, burada, eğer bu hadiseyi belli bir periyot içerisinde -yine arkadaşlarımız ifade ettiler- belli zaman süreci içerisinde, belli takvime bağlı olarak Meclisin gündemine getirip, her

52

hadisede, muhalif muvafık bütün düşüncelerin serdedileceği, bütün düşüncelerin muhterem kamuoyuna arz edileceği, Meclisteki milletvekillerinin bilgilerine arz edileceği bir usul dururken, böylesine karşılıklı anlaşamama, karşılıklı mutabakata varamama gibi bir usulün tercih edilmesi, başında yanlış; bunu bir kez daha ben de ifade etmek istiyorum.

Yine, burada, kanunun ne kadar ivedi hazırlandığı anlaşılıyor ki, İktidar Partilerinin grup başkanvekilleri tarafından sık sık düzeltme önergeleri veya ekleme önergeleri veriliyor. İşte, Sayın Ekrem Pardemirli, Tarım Kredi Kooperatiflerinin, Gümrük Birliğine uyum mevzuatındaki yeri nedir diye ifade etti. Grup başkanvekilleri, hadiseyi idrak ettiler; onu geri çeken, otelcilikle ilgili, hizmet sektörüyle ilgili veya gümrük mevzuatıyla ilgili düzenlemeleri önergelerle eklemek istediler. Demek ki, bu, altyapısı iyice düşünülmüş, iyice hazırlanmış bir yetki yasa tasarısı değil. Bunu da ayrıca ifade etmek istiyorum.

Şimdi, maddeyle ilgili görüşlerime geçmeden önce, Sayın Kadri Güçlü, burada bir kanaat beyan ettiler; tutanaklara geçtiği ve ayrıca, TRT 3 aracılığıyla muhterem Türk kamuoyuna arz olunduğu için, aynı husustaki düşüncelerimi de arz etmek istiyorum.

Anavatan Partisi olarak bize, 1987'de Gümrük Birliğine resmen müracaat etmiş bir siyasî heyete, bu yönde gereken çalışmaları yapmış bir siyasî heyete "bize hangi tasarıyı hazır bıraktınız ki, şimdi geldiniz, burada, bu beyanda bulunuyorsunuz" dediler. İzin verirseniz, ben, kendilerine, iki bilimadamının, çok kıymetli iki iktisat profesörünün kıymetli görüşleriyle cevap vermek istiyorum. Bakınız, bunlardan bir tanesi, Prof. Dr. Asaf Savaş Akad'ın, bilimsel bir makalesinden alınmış bir pasaj: "1930'dan 1980'e Türkiye ekonomisinin belirgin özelliği, tarım dışı kesimde yaygın devlet mülkiyeti, dışa kapalılık ve piyasa yerine devletin idarî kararlarla kaynakları dağıttığı bir komuta ekonomisidir. Hem kamu mülkiyetine hem dışa kapalılığa hem de komuta ekonomisine ilk sistematik karşı çıkış ve bu yöndeki düzenleyişler, Özal ve ANAP döneminin eseridir." Prof. Dr. Asaf Savaş Akad.

Yine, Prof. Dr. Orhan Morgil'in, danışman olarak hazırladığı bir bilimsel çalışmasından bir pasaj okumak istiyorum: "Türk ekonomisinde, 1980 yılı başından itibaren, iki temel değişiklik meydana gelmiştir; bunlardan birincisi, Türkiye'de giderek piyasa ekonomisinin işlerlik kazanmasını sağlayacak yapısal ve kurumsal değişikliklerin uygulamaya konulması; ikinci temel husus ise, ithal ikamesine dayanan sanayileşme politikasından çıkılarak, dış rekabete açık ve ihracata dönük sanayileşme politikasına geçilmesidir." İki bilim adamının, tarih önündeki iki hakikati tespiti.

Şimdi, ben, hadisenin o yönüne girecek değilim -dördüncü dakikayı bitirmek üzeriyiz- bizim devraldığımız Türkiye, sanayinin, üretimin, piyasa ekonomisinin hiçbir şekilde; ama, hiçbir tarzda altyapısının olmadığı bir Türkiye, günde 4 saat elektriğin kesildiği bir Türkiye, telefona sahip olan insanların imtiyazlı insan olarak kabul edildiği bir Türkiye, haberleşmenin, âdeta yok denecek kadar az olduğu bir Türkiye, gerek hava nakliyesinin gerek kara nakliyesinin gerek limanların yükleme boşaltma kapasitesinin yok denecek kadar az olduğu bir Türkiye. Şimdi, böyle bir Türkiye şartlarıyla, siz AT'a nasıl geçecektiniz, Gümrük Birliğine nasıl uyum sağlayacaktınız?!.

Kaldı ki, bakınız, gümrük hedefleriyle ilgili olarak, yine, ben bir hususu ifade etmek istiyorum. Şu anda, önergeyle eklenen gümrük mevzuatına uyum hususunda, Anavatan Partisi, 1987 yılında karar almış ve o günden şu ana kadar gümrük hadleri giderek indiriliyor. İşte, en son, fonlar hususunda bazı değerlemeler var, bunlar da yapıldığı zaman, 1987'den beri, zaten, Türkiye, intibak için, geçiş süreleri için bütün hazırlıklarını yapmış.

Yine, burada, bu kürsülerde konuşulan bir başka tarihî hakikati bilgilerinize arz etmek istiyorum. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde YÖK bütçesi görüşülürken, YÖK Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam'ın -ki, zabıtlarda vardır, dileyen tetkik eder- çok güzel, Türk insanına gurur verecek tarihî bir tespiti vardı; onu da burada aynen okuyorum: "Türkiye, 1980'li yıllarda, dünya kategorisinde, dünya literatüründe bilimsel çalışmalarda 46 ncı sırada iken, şu anda, günümüzde 17 nci sıraya yükselmiş durumda." Yani, burada, salt, meselelere böyle karamsar noktadan bakarak, muhterem Türk kamuoyunun da içini karartmamak gerekli. Bu hususta Türkiye çok büyük yol aldı.

Şimdi, bizim iddiamız veya bizim söylediklerimiz neler: Bakınız, biraz evvel Ahmet Remzi Hatip Bey, patentin gelmesi halinde Türkiye'de hayatın çekilmez derecede pahalı hale

53

geleceğini söyledi. Benim kanaatim bunun tam tersi, bunun tam zıddı; ama, bunun üzerinde konuşma imkânımız yok. Bu hususta, Muhterem Heyetinizin, Muhterem Meclisin, Bakanlar Kurulu dahil, hadiseye ilgi duyanlar hariç, ne kadarı meseleyi biliyor... Patentin gelmesiyle beraber, kazanılmış hakların korunmasıyla beraber, dünyada şu anda büyük miktarda bulunan yabancı sermayenin yurtiçine belli bir güven sağlayarak girişiyle beraber, hayat, hakikaten, pahalı hale mi gelecek; yoksa, üretimin çok daha artması ve yabancı sermayenin gelmesiyle, ucuz hale mi gelecek?!.. Bütün bunlar hakkında, şu anda, Sayın Hükümet, bize konuşma imkânı vermedi.

Muhterem arkadaşlar, 7,5 dakikadır konuşuyorum, 2,5 dakika sürem kaldı. Ben, 2,5 dakika içerisinde, hemen, geri kalan düşüncelerimi de arz etmek istiyorum.

Burada, daha önceki konuşmalarımızda da ifade ettik; bakınız, Sayın Hükümetin gönderdiği tasarının "İlkeler" maddesinde "Patentler, faydalı modeller, markalar, coğrafî işaretler ve endüstriyel tasarımların korunmasında, Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Antlaşması -özellikle ifade etmek istiyorum, Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Antlaşması, ki, diğer antlaşmanın ismi GATT Antlaşması- ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası anlaşma hükümlerini göz önünde bulundurur" deniliyor.

Şimdi, yine, kamuoyundan ve basından izlediğimiz kadarıyla, hepiniz de biliyorsunuz, dünyanın, İkinci Dünya Harbinden sonra geliştirdiği değerler içerisinde, özellikle korunması istenen değerler, fikrî ve sınaî mülkiyet hakları, hizmetlerin serbest dolaşımı ve giderek, dünyanın, âdeta tekpazar haline gelip, ortak ilkeler ve değerler etrafında buluşması hususu ve yine biliyorsunuz, Amerika, Çin'i, himayeye mazhar ülkeler kapsamında iken, himayeye mazhar ülkeler içerisinden çıkarıp ambargo edilecek ülkeler içerisine soktu; yine biliyorsunuz, Dünya Ticaret Örgütüne, Amerika, Japonya'yı, sanayii istila düşüncesinden dolayı şikâyet etti.

Şimdi, Türkiye bu kadar sıkıntılı bir dönemden geçiyor; hayatının en çetin, belki, ekonomik anlaşmalara imza koyduğu, IMF'nin getirdiği en ağır şartlara imza koyduğu, insan hakları veya benzeri hususlarda, âdeta köşeye sıkıştığı, siyaseten muaheze edildiği bir dönemde, Sayın Hükümetin, gerisinde, Meclisin desteğini hissetmesinin ne kadar büyük yararı olacaktır. Böyle bir haktan da Sayın Hükümeti veya yurtdışı görüşmelere gidecek, müzakerelere katılacak heyeti, bir nevî, mahrum bıraktınız bu tavrınızla. Onun için, biz, yapılacak bu kanun çalışmalarının hepsinin yanındayız; altını bir kez daha çizerek ifade ediyorum. Bu yönde büyük katkılarımız oldu, bu yönde büyük emeğimiz, büyük mesaimiz oldu. Ben, bu madde vesilesiyle, bir kez daha, bu hususta emeği geçen insanlara şükranlarımı arz ediyorum. Özellikle, uyum çalışmalarını 1980'de başlatan, ülkeyi ithal ikamesi projelerinden çıkarıp...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, rica ediyorum, son cümlenizi söyler misiniz.

MÜNİR DOĞAN ÖLMEZTOPRAK (Devamla) - ...ihracata dayalı büyüme modellerine kavuşturan başta Anavatan Partisi muhterem heyetini, dönemin siyasîlerini, dönemin bürokratlarını ve başında büyük devlet adamı Turgut Özal'ı saygı ve sevgiyle yâd ediyor, muhterem hatırası önünde hürmetle eğiliyor, Muhterem Heyetinize hürmetler arz ediyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim, Sayın Ölmeztoprak.

Şahısları adına, Sayın Gaffar Yakın.

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Ben, Seyfi Şahin'e devrediyorum.

BAŞKAN - Efendim, Sayın Seyfi Şahin sırada yok; sırada olanları okuduk...

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Devrediyor efendim...

BAŞKAN - Efendim, size devredebilmesi için, sırada sizin isminizin olması lazım.

Sayın Cevat Ayhan...

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Şahsım adına söz istiyorum.

BAŞKAN - Tamam; ama, şimdi, arkadaşımızın sırası geçti.

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Hayır efendim... Ben söz istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, sizin hakkınız olan bir şey yok.

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Yanlış uyguluyorsunuz efendim... Bu, İçtüzüğe aykırı...

54

BAŞKAN - Şimdi hak nedir; İçtüzükte diyor ki: Bir milletvekili, kendi söz sırasını, kendisinden sonra gelen bir üyeye devredebilir. Sizin, isim sırasında isminiz yok; o zaman, başka arkadaşların hakkına tecavüz etmiş oluyorsunuz.

SELÇUK MARUFLU (İstanbul) - Sayın Başkan, kimlerin isimleri var, okur musunuz?

BAŞKAN - Tabiî, Sayın Cevat Ayhan, Sayın İbrahim Kumaş, Sayın Engin Güner, Sayın Mustafa Ünaldı... Ama, arkadaşımız şimdi istiyor; arkadaşımızın söz sırası geçti zaten.

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Geçmedi efendim. Bundan sonra, söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ayhan.

Süreniz 5 dakika efendim.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; müzakeresi devam eden yetki kanunu tasarısının 3 üncü maddesinde söz almış bulunuyorum.

Bu madde, yetki kanununa göre çıkarılacak olan kanun hükmünde kararnamelerde Hükümetin takip edeceği prensipleri ortaya koymakta, patentte, Ticaret Kanununda, gıda maddelerinde çeşitli sahalarda, Avrupa Topluluğu normlarına uymak için, ekim ayına kadar süresi olduğunu ve bu süre içinde de, zikredilen bu kanunları çıkarma durumunda olduğunu ifade etmekte, yetki istemekte ve bunların da prensiplerini vazetmektedir.

Muhterem arkadaşlar, biz, yazılı olan bu prensiplere Hükümetin uyacağına nasıl inanalım... Bugüne kadar yapılan uygulamalardan, bu millet, saadet bulmadı, huzur bulmadı, gelir bulmadı, refah bulmadı...

Hükümet, gerekçesinde, "Avrupa Topluluğuna uyum için bunları çıkarıyoruz" deniliyor. Tabiî, bu, Anayasaya aykırıdır. Şimdi Anayasaya aykırı deyince, bazı arkadaşlar "efendim, kanun hükmünde kararnameler, yayınlandığı gün Meclise sunulur" diyecekler. Evet, Meclise sunulur; ama, oniki yıldan beri Meclis gündeminde bekleyen kanun hükmünde kararnameler var; neden bunlar müzakere edilmiyor?

DEVLET BAKANI NECMETTİN CEVHERİ (Şanlıurfa) - Bu, Hükümetin değil, Meclisin sorumluluğudur.

CEVAT AYHAN (Devamla) - "Hükümetin sorumluluğu değil, Meclisin" diyorsunuz; ama, Meclisin İktidar grubu kimin tahakkümü altında; Hükümetin. Buraya hükümet üyesi gelip oturmadan, biz, kanun tasarısını müzakere edebiliyor muyuz. Komisyon başkanları kimin; İktidarın; onlar gelmeden müzakere edebiliyor muyuz... Bu şekilde milleti aldatmayalım... Bu, bir yetki gaspıdır; maalesef, Meclisin yetkisinin, hükümet tarafından gasp edilmesidir. (RP sıralarından alkışlar) Bir anayasa düzenlemesiyle bunun önüne geçmek gerekir.

Hükümete güvenmiyoruz, niye güvenmiyoruz; millet de bu Hükümete güvenmiyor. Ah! Bir seçim sandığı gelse, millet, bu Hükümetin hesabını görecek; bir daha ebediyen iktidar yüzü göremeyecek bu DYP ve bu CHP. İnek dağıtacağız diyerek, üniversite kuracağız diyerek, inekli seçimlerle beş on tane köy gibi mahallî yerde seçim almak marifet değil, varsa yüreğiniz, gelin, ara seçime gidelim; varsa yüreğiniz, gelin, genel seçime gidelim. (DYP sıralarından gürültüler)

Sizin uygulamalarınızı söylüyorum: 1963'ten 1993'e kadar Türkiye'nin, toplulukla olan ticareti, 30 milyar dolar açık vermiş; sadece 1993 yılında toplulukla olan ticaretimiz, 6 milyar dolar açık vermiş, yani 6 milyar dolar demek, 250 trilyon lira. Bu fukara millet, Avrupa'nın sanayiini besliyor.

Yetmedi!.. Şimdi, Avrupa'daki, Amerika'daki inekçileri beslemeye başladık. Bakınız, burada, biraz evvelki konuşmamda da söyledim; itiraz eden arkadaşa da takdim ettim; işte, 23 Mayıs tarihinde, süte verilen primleri kaldırdık, Para Kredi Kurulu kararlarını iptal ettik. Süt üreticilerine prim vermiyoruz niye; Avrupalılar şikâyet ediyor "biz, süttozu satacağız, tereyağı satacağız, peynir satacağız. İndirin bakayım fonları..." "Başüstüne" deyip indiriyorsunuz.

Yetmedi!.. Türkiye'de, Amerikalılar, Avrupalılar gelip, köfteci dükkânı açıyor, hamburger salonları açıyor. Bunlar, Türkiye'nin etini kullanamazlar; sosyetenin dişine dokunuyormuş!.. Amerika'dan, Avrupa'dan malak, dana getirecekler... İşte, bakınız, 6 Mayıs tarihli Bakanlar Kurulu kararı, Sayın Çiller ve Bakanları arzı endam etmiş, ne deniyor " dışarıdan, damızlık olmayan buzağı ve malak getireceğiz, damızlık olmayan danalar getireceğiz..." yani, hayvancılığı batıracağız!.. 1980'li yıllardan önce, 1970'li yıllarda,Türkiye'de 85, 87 milyon baş hayvan varken -sizi tebrik ederim - bugün 60 milyon başa düşürdünüz. İşte, Türkiye'yi, böyle

55

batırıyorsunuz;. vergiyle eziyorsunuz, faizle eziyorsunuz, ithalatla eziyorsunuz, gâvur aşkı yüzünden, bu gâvur firmalarına hizmet ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi söyler misiniz.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Sizin yolunuz, Yüce Divandır ey Hükümet, size söylüyorum!.. Gafil olmayın İktidar Grupları!.. (DYP sıralarından gürültüler)

Gelin, açıkoturum yapalım, tartışalım bu konuyu.

Hepinizi hürmetle selamlarım. (RP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Sayın İbrahim Kumaş, buyurun efendim.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

İBRAHİM KUMAŞ (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 19 uncu Dönem milletvekili olduktan altı ay sonra, Meclis çalışmalarıyla ilgili o günkü konuşmalarımı bugünlerde dile getiren arkadaşlarımız var. O zaman, Meclis çalışmalarından şikâyet etmiştim ve "Türkiye'de, Seçim Kanunu, kolay iktidar olmak, kolay seçilmek için yapılmıştır; Meclis İçtüzüğü de, kolay yönetmek için yapılmıştır. İktidarlar, dikensiz gül bahçesinde, rahat iktidar olmak uğruna, keyfî iktidar uğruna meclisleri de by-pass etmişlerdir" demiştim. Çünkü, yetki yasası gibi yasalar bile, bulunduğu zaman parmak, kaldırılıp geçiyor ve konu, enine boyuna tartışılmıyor, görüşülmüyor.

Değerli milletvekilleri, bu yetki yasa tasarısı, Avrupa Birliğine uyum için bazı kanunlarda değişiklik yapmak üzere çıkarılıyor. Ben, buradaki değerli milletvekillerine bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bundan bir ay önce, bizim parlamenterlerimiz, Avrupa Parlamentosunu terk ettiler. Bunların almış olduğu yanlış kararları kabul etmediğimizle ilgili, bu Mecliste bir karar aldık. Avrupa Parlamentosu, Türkiye hakkında ne karar almıştır, hatırlayalım: "Güneydoğuda siyasal çözüm. Orada bir savaş yapılıyor. PKK ile beraber anlaşma masasına oturun ve anlaşın" diyorlar ve Türk askerinin orada infaz yaptığını söyleyerek, buna benzer ültimatom kararlar alıyorlar. Acaba, bu birliğe katıldığımızda, bu Mecliste, bunlara itiraz etme hakkımız olacak mı; Avrupa Parlamentosunun, Türkiye aleyhine almış olduğu kararlara itiraz edebilecek miyiz; edemeyeceğiz. Çünkü, oraya bağlanmış olacağız, oranın bir eyaleti olacağız.

Allah, Müslüman insanlara buyuruyor ki "Ey iman edenler, Yahudileri de Nasranileri de (Hıristiyanları) kendinize yâr ve üstünüze hâkim edinmeyin. Onlar, ancak birbirinin yâranıdır. İçinizden kim onları dost ve hâkim edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki, Allah, o zalimler güruhuna muvaffakiyet vermez." Maide Suresi, ayet 51. Bu ayetin hükmünü, açık seçik, hep birlikte seyretmiyor muyuz!.. Hangi Müslüman ülkeye, bu Batılılar yâr ve yardımcı oluyorlar. Dünya kan gölüne döndürülmemiş midir. Korkarım ki, yarın, Türkiye -Allah korusun- ikinci bir Sevr ile karşı karşıya kalacaktır. O zaman, Türkiye için kurtuluş mücadelesi verenlere şimdiden dua edelim; inşallah, böyle bir akıbete düşmeyiz.

Türk Milletini toplu intihara götürecek, millet ve Meclis iradesine dayanmayan antidemokratik bir emrivakiyle karşı karşıyadır Türkiye. Bugün, Meclisi de devre dışı bırakmışlardır. İki kişinin, bir kişinin kararıyla, emrivakiyle, Türk Mileti intihara sevk ediliyor. Bu konuyu, Mecliste, halkın huzurunda enine boyuna tartışalım.

BAŞKAN - Sayın Kumaş, süreniz bitti efendim. Son cümlenizi söyler misiniz.

İBRAHİM KUMAŞ (Devamla) - Allah'ın, Türkiye'yi, Bosna ve Kıbrıs'ı felaketten korumasını; bütün milletimizin uyanmasını, İktidarları ikaz etmesini diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kumaş.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat ) - Soru sormak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Soru sormak isteyen başka sayın üye?.. Yok.

Buyurun Sayın Erdal.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Sayın Başkan, aracılığınızla 3 üncü madde üzerindeki sorularımın Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasını dilerim.

3 üncü maddeye göre, "Bakanlar Kurulunun, yetkiyi kullanırken şu hususları göz önünde bulundurması gerekiyor. Patent konusunda, Türkiye'de senede kaç kişi patent için

56

müracaat ediyor? Bugün, Avrupa Birliği ülkelerinde, mesela Almanya veya Fransa'da patent için kaç müracaat çıkıyor? Patent konusunda bizim bir sıkıntımız var mı?

Faydalı modeller konusunda Türkiye'de bir çalışma var mı? Hakikaten bu konuda Hükümetin bir sıkıntısı var mı da, bu tasarıyla bu konuda da yetki alıyor?

Markalar için de "Avrupa Birliği kararları göz önüne alınacak" deniliyor. Yani, Avrupa Birliğinde bunun neyi göz önüne alınacak? Bakanlar Kurulu, Avrupa Birliği için veya Avrupa Birliğine uygun nasıl bir yasa çıkaracak da, bu hükmü buraya koymuşlar, bunun açıklanmasını istiyorum.

Yine, "...Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası anlaşma hükümlerini göz önüne alır" deniliyor. Türkiye'nin anlaşma yapmadığı ülkelerle ilişiği kesilecek mi? Yani, Türkiye, Avrupa Birliğine girdiğimiz zaman, bu çıkarılacak kanunla, ticarî ilişkimiz, anlaşmamız olmayan, Avrupa Birliğinin dışındaki diğer ülkelerle ilişkisini kesecek mi, kesmeyecek mi?

Yaş sebze ve meyvelerle ilgili düzenlemeler de Avrupa Birliği standartlarına uyduruluyor. Biz, zaten, kendi insanımıza uygun meyve sebze yetiştiriyoruz; ülkenin bir şikâyeti yok. Neden, Avrupa standartlarına uyduruyoruz?

Toptancı hallerimiz, Avrupa'ya mı uyacak yoksa Türkiye'deki mevcut standart -Türkiye'nin çok yerde halleri var- devam edecek mi?

Ticaret borsaları ve vadeli işlem borsalarının da Avrupa Birliği standartlarına uydurulmasını istiyorlar. Bizim borsalar, Avrupa Birliğine nasıl uyacak?

"Avrupa Birliğinin gıda standart ve normlarına uyum sağlanması" deniliyor. Hakikaten, bizim ülkemizde üretilen gıda maddeleri, hem lezzetli hem de her bakımdan dünyanın en güzel gıda maddeleri. Avrupa'da yetişen gıda maddelerinin tadı bize uymaz. Biz, Avrupa Birliğinin gıda maddeleri standartlarına uyacağız... Buna neden gerek gördüler de bu konuda yasa çıkaracaklar?

BAŞKAN - Evet, anlaşıldı efendim.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - "Sermaye şirketlerinin, Türkiye-Avrupa Topluluğu Ortaklık Konseyi kararları ve piyasa ekonomisi şartlarına uydurulması..." deniliyor. Sermaye Piyasası Kanunu var Türkiye'de. Buna göre, Türkiye'de sermaye şirketleri çalışıyor. Avrupa Ortaklık Konseyine uydurulduğu zaman ne değişecek? Yani, Türkiye'deki sermaye şirketleri nasıl bir iş yapacak?

Yine, "Mala dayalı olanlar dahil vadeli işlem borsalarının kurulması ile halka açık anonim şirketler ve sermaye piyasası kurumlarının kuruluş, faaliyet ve denetimlerine ilişkin kuralların, sermaye piyasasının organizasyonuna dair konuların, Türkiye-Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi Kararları ve piyasa ekonomisi şartlarına uydurulması" deniliyor. Yani, biz, bunları, Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi kararlarına göre mi uyduracağız; yoksa, Türk Milletinin kendi özelliklerine göre mi uyduracağız?

Bunların cevaplandırılmasını istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, tabiî, sorular çok uzun oldu. İsterseniz yazılı, isterseniz sözlü cevaplayabilirsiniz.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Sayın Başkan, gerçekten, söylediğiniz gibi, bütün kanunlarla ilgili sorular sordular. Aslında, sorular, benim için iyi; ama, burada çok zaman alır.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Kanun buradan henüz çıkmadığı için sordum.

BAŞKAN - Tabiî, efendim, hakkınız var.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - ...O nedenle, ben, kendisine yazılı olarak cevap vereceğim.

BAŞKAN - Peki. Teşekkür ediyorum.

Maddeyle ilgili önergeler var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki kanunu tasarısının 3 üncü maddesine aşağıdaki (k) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

57

k) Türkiye Turistik Oteller ve Turizm İşletmecileri Birliğinin, mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamasını, meslekî etkinliklerini kolaylaştırmasını,

Abdülkadir Ateş Turhan Tayan İhsan Saraçlar

Gaziantep Bursa Samsun

Nevzat Ercan Mehmet Kerimoğlu

Sakarya Ankara

Gerekçe:

Türkiye Turistik Oteller ve Turizm İşletmecileri Birliğinin kurulması konusunun yetki kanunu kapsamına dahil edilmesi nedeniyle, bu fıkranın da 3 üncü maddeye ilave edilmesi gerekliliği vardır.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının ilkelere ilişkin 3 üncü maddesine "1615 sayılı Gümrük Kanununda değişiklik ve düzenleme yapılması hususunu" ibaresinin (l) bendi olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan Mehmet Kerimoğlu Hacı Filiz

Bursa Ankara Kırıkkale

Nazmi Çiloğlu Ahmet Şeref Erdem

Bolu Burdur

Gerekçe:

Avrupa Birliği gümrük mevzuatı ve ticaret uygulamalarına uyum sağlamak, trafik sapmalarını önlemek ve yasaya daha liberal bir kapsam kazandırmak, değişen ekonomik politikaların uygulanmasında sürat ve esnekliği sağlamak ilkelerinin benimsenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yetki tasarısının 3 üncü maddesinin (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(g) Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birliklerinin demokratik esaslara göre işlev ve yönetimlerinin sağlanmasını"

Abdulkadir Ateş Turhan Tayan İhsan Saraçlar

Gaziantep Bursa Samsun

Mehmet Kerimoğlu Nevzat Ercan

Ankara Sakarya

Gerekçe : Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Yetki Kanunu kapsamından çıkarılmış bulunması nedeniyle 3 üncü maddede paralel değişikliğin yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN - Şimdi okutacağım önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir, okuttuktan sonra işleme koyacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İşbu kanunun, Anayasanın başlangıç hükümlerine, hâkimiyeti düzenleyen, hâkimiyetin devrine izin vermeyen ve Anayasanın 5, 6, 7 ve 10 uncu maddesine, 11 inci maddesine, ticaretin serbestisine, 14 üncü maddesine, 15 inci maddesine, 87 nci ve 91 inci maddesinde Yetki Kanunuyla düzenlemeyi yapmış ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin çok detaylı gerekçeli kararları da Anayasadaki ilgili maddelere açıklık ve yorum getirmiştir.

Dolayısıyla, görüşülmekte olan 858 sıra sayılı Yetki Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz.

Abdüllatif Şener Ali Oğuz Şaban Bayrak

Sıvas İstanbul Kayseri

Salih Kapusuz Cevat Ayhan Ahmet Remzi Hatip

Kayseri Sakarya Konya

Fethullah Erbaş Lütfü Esengün

Van Erzurum

BAŞKAN - Önergeye, Komisyon katılıyor mu efendim?

58

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ OVALI (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN -Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet, önergeye katılmıyor.

Buyurun Sayın Salih Kapusuz.

Süreniz 5 dakikadır efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 858 sıra sayılı tasarıyla ilgili vermiş olduğumuz Anayasaya aykırılık önergesi üzerinde, görüşlerimizi tekrar etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

AHMET SAYIN (Burdur) - Aynı gerekçelerle mi?!.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşım "aynı gerekçelerle mi" diye sual soruyor. Siz, tasarıyı değiştirerek mi geldiniz; hayır. Dolayısıyla, her bir madde Anayasaya aykırıdır. İşte, her bir maddede, Anayasaya aykırılık gerekçelerini, size, sık sık tekrar edelim ki; belki, birinde olsun anlayabilirsiniz ümidindeyiz.

AHMET SAYIN (Burdur) - Kaç keredir tekrar ediyorsun...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi burada, yetki almak istediğiniz kanun isimleri de burada, tasarıda zikrediliyor. Yetki tasarısının geneli üzerindeki müzakereler sırasında da arz ettim, şimdi tekrar ediyorum; dikkat edecek olursanız, 10 tane kanunda değişiklik yetkisi istiyorsunuz. Yetki devretmek isteyenler, zannedersem, bu 10 tane kanunda, yaklaşık kaç tane maddenin var olduğunun sayısını dahi bilmiyorlar. (RP sıralarından alkışlar)

Siz, yetkililer olarak, aynı konularla ilgili kanun tasarı ve teklifinde bulunmuşsunuz. Ondan sonra, bugüne kadar, birbuçuk iki yıl beklemiş, hiçbir şey yapmamışsınız; ama, şimdi, gelmişsiniz, değişiklik yapılacak 1662 madde üzerinde yetki istiyorsunuz. Bunun adına, yetki istemek değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisini devretmek denir.

Biz, yasama görevini üstlenmiş milletvekilleri olarak, kendi görevimizi bir başkasına devretme yetkisine sahip değiliz. Şayet, böyle bir görevden imtina ediyorsanız, burayı terk etmeniz lazım; çünkü, sizin buradaki aslî göreviniz, yasama görevinizdir. Yasama görevinizi, muhtevası bu kadar geniş şekliyle Hükümete devredemezsiniz.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Avrupa istiyor!..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - ...Devrettiğiniz takdirde, Parlamentoyu by-pass etmiş, devre dışına itmiş olursunuz.

Efendim, genel gerekçenize lütfen dikkat edin; gerekçede "Ayrıca, 6.3.1995 tarihinde toplanan Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararının 63 üncü maddesine göre Türkiye, 1995 yılının Ekim ayına kadar mevzuat uyum çalışmalarını bitirmek durumundadır." deniliyor. Arkadaşlarım, bu şekildeki ifadeleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun müzakeresi sırasında yeterince tenkit ettik. İstirham ediyorum, lütfen, hiç olmazsa, o tenkitlerden birazcık ders alıp da, bu şekliyle, gerekçeye olsun yazmayın.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi gündemine kendisi sahip olmalıdır. Hiçbir zaman, Hükümet, bu Parlamentonun üzerinde değildir. Aynı şekilde, Sayın Başbakanın, bu Parlamentonun üzerinde istekleri olmamalıdır. Şayet, öyle olursa, rejim değişmiş olur. Dolayısıyla, getirmiş olduğunuz bu yetki yasa tasarısı, kesinlikle Anayasaya aykırıdır. Daha önceki tecrübeler mevcut. Ben, daha önceki konuşmalarımda da söyledim; elimdeki şu gerekçelerin hepsi, yetki yasalarının iptal gerekçeleridir. İstirhamımız odur ki, bu tasarıyı teklif eden arkadaşlarımız, Anayasa Mahkemesi üyelerinin, yetki yasalarıyla ilgili görüşlerini bir sefer olsun okusunlar. Okumadan geliyorsunuz... Bakınız, haberiniz olsun; bunların birçoğu da sizin döneminize ait iptal gerekçeleridir.

Anamuhalefet Partisi Sosyaldemokrat Halkçı Parti Grubu adına Sayın Erdal İnönü, yine, aynı şekilde, Fehmi Güneş; Doğru Yol Partisi Grubu adına bir başka arkadaşımız, ne yapmışlar; daha önceki yetki yasalarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesine gitmişler. Anayasa Mahkemesi de bu yetkilerin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

59

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, süreniz doldu efendim. Son cümlenizi söylemeniz için zaman veriyorum. Rica ediyorum... Zaten yoklama isteğiniz de var.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Tamam Sayın Başkan, bitiriyorum.

Değerli arkadaşlarım, siz, bu yanlışlığı düzeltmediğiniz müddetçe, biz, bunları mutlaka tekrar edeceğiz. Tekrar etmekle de kalmayıp, bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Başınız, Anayasa Mahkemesine çarptıktan sonra uyanacaksınız; ama, kaybedilen zaman bizim olacaktır.

Ben, size bir şey daha hatırlatayım. Bakıyorum, iktidar grubuna mensup arkadaşlarım önerge veriyorlar. Niçin önerge veriyorlar; bizim önergelerimizin önünü kapatmak için. Fakat, ilginç olan bir hata işliyorlar; onu da hatırlatıyorum. Bakınız, diyorlar ki, bu yetki yasasına, Gümrük Kanunu da, Otelciler Birliği Kanunu da ilave edilsin... Yahu! Kardeşim, o zaman, her şeyi teslim edin bu Kabineye, siz de burayı terk edin gidin, o zaman bu yetki kanunuyla bu iş bitsin, Meclis de kapansın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kapusuz. Süreniz doldu efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Önergelerimize desteklerinizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.

III. YOKLAMA

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önergenin oylamasından önce, yoklama istenmiştir.

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, bu, üçüncü yoklama olacaktır.

BAŞKAN - Yoklama yaptıracağım efendim.

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, Başkanlığın takdir hakkı var.

BAŞKAN - Öyle de... Eğer, yoklamada çoğunluğu bulursam bundan sonra yoklama yaptırmayacağım.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, müsaade eder misiniz...

BAŞKAN - Efendim, bu, yaptıracağım üçüncü yoklama. Yoklama yaptırıyorum daha neyin itirazını yapıyoruz...

Sayın Kormazcan, her şeye itirazcı olmayın. Oturur musunuz lütfen.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Efendim, neye itiraz ettiğimi dinlemediniz.

BAŞKAN - Efendim, her şeyi sırasında konuşalım. Lütfen, oturur musunuz.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, bir arzım var.

BAŞKAN - Efendim, arzı, kabul etmiyorum, yoklamaya başlıyorum.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, siz, ileriye dönük olarak nasıl yoklama yaptırmayacağım diyebilirsiniz ?!.

BAŞKAN - Önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Genel Kurul salonunda toplantı yetersayısı yoktur. Yoklama yapılmasını arz ederiz.

BAŞKAN - Şimdi, önergede ismi bulunan sayın üyelerin burada bulunup bulunmadıklarını tespit edeceğim :

Sayın Hüseyin Erdal ?..Burada.

Sayın Ahmet Arıkan?..Burada.

Sayın Ömer Ekinci?..Burada.

Sayın Fethullah Erbaş?.. Burada.

Sayın Ahmet Cemil Tunç?..Burada.

Sayın Mustafa Ünaldı?..Burada.

Sayın Ali Oğuz?..Burada.

Sayın Ahmet Dökülmez?..Burada.

Sayın Ahmet Remzi Hatip ?..Burada.

Sayın Cevat Ayhan?..Burada.

Yoklama talebinde bulunan 10 sayın üye burada mevcuttur.

Yoklamaya başlıyoruz.

(Yoklamaya başlandı)

Servet Turgut?.. Yok.

60

Mustafa Ünaldı?..Yok.

BAŞKAN - Aslında, hem yoklama isteyip hem gitmek olmaz; ama, neyse, ortamı germemek için bunu nazara almıyorum. Benim usulümü biliyorsunuz; burada, yoklama sonuna kadar oturmayınca, yoklama isteğini düşürüyorum. Bu defalık nazara alıyorum; ama, başka zaman nazara almayacağım.

Yoklamaya devam ediyoruz.

Mehmet Ali Yavuz?..Burada.

(Yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; müzakerelere devam ediyoruz.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Önerge, Anayasaya aykırılık önergesiydi; Komisyon ve Hükümet katılmamışlardı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Yetki Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesine, aşağıdaki (k) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

k) Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliğinin, mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamasını, meslekî etkinliklerini kolaylaştırmasını,

Abdulkadir Ateş (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon, çoğunluğu olmadığı için önergeye katılmıyor, Hükümet katılıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı Yetki Kanunu Tasarısının ilkelere ilişkin 3 üncü maddesine "1615 sayılı Gümrük Kanununda değişiklik ve düzenleme yapılması hususunu" ibaresinin (l) bendi olarak eklenmesini arz ve talep ederiz.

Turhan Tayan (Bursa) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon, çoğunluğu olmadığı için önergeye katılmıyor, Hükümet katılıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Öteki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Yetki Tasarısının 3 üncü maddesinin (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

g) Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birliklerinin demokratik esaslara göre işlev ve yönetimlerinin sağlanmasını,

Abdulkadir Ateş (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

61

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Çoğunluğumuz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon, çoğunluğu olmadığı için önergeye katılmıyor, Hükümet katılıyor.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN - Efendim, karar yetersayısına ben dikkat ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Maddeyi, kabul edilen önergeler doğrultusundaki değişik şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 3 üncü madde, kabul edilen önergeler doğrultusundaki değişik şekliyle kabul edilmiştir.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Sayın Başkan, şimdi, 3 üncü maddeyi bitirdiğimiz için; biraz önce bana imkân tanımadığınız söz talebimle ilgili, eğer tarafsız bir konumda olabilecekseniz, neden söz talep ettiğimi açıklamak istiyorum.

BAŞKAN - Evet...

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Biraz evvel, bir grup başkanvekili arkadaşımız kalktı, sizin "yoklama yapılması yönünde bir önerge var; işleme koyacağım" sözünüze karşı bir beyanda bulunmak istedi; o arkadaşımıza hiçbir itirazda bulunmadan söz verdiniz...

BAŞKAN - Hayır, o, sadece "yoklama yaptırmayın" dedi.

Sayın Korkmazcan, maddeyi okutacağım, söz vermiyorum size.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Müsaade buyurun efendim...

BAŞKAN - Efendim, arkadaş çıktı dedi ki, yoklama yeni yapıldı. Ben de, tamam, yoklamayı yaptırıyorum dedim.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Şimdi ben sizden söz istedim, verdiniz; yerimden beyan ediyorum, beyanım daha bitmedi ki.

BAŞKAN - Söyleyin.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Öncelikle benim söylemek istediğim husus şuydu: Zatı âliniz, burada "bundan sonra, eğer çoğunluk olursa, yoklama yapmayacağım" dediniz. Bu sözünüz, Anayasaya, İçtüzüğe ve bugüne kadarki tatbikata aykırıdır...

BAŞKAN - Bu maksatla bana söyleyeceğinizi anladığım için sizi konuşturmadım; tamam, anladım maksadınızı.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Lütfedin de, usul olmasın yani.

BAŞKAN - Anladım Sayın Korkmazcan; rica ediyorum...

4 üncü maddeyi okuyun.

BAŞKAN - Madde üzerinde, ANAP Grubu adına Sayın Metin Emiroğlu, RP Grubu adına Sayın Abdullah Gül; şahısları adına, Gaffar Yakın, Cevat Ayhan, İbrahim Kumaş, Engin Güner, Selçuk Maruflu, Mustafa Ünaldı, Ahmet Cemil Tunç söz istemişlerdir.

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, CHP Grubu adına söz istiyorum.

BAŞKAN - Peki.

Buyurun Sayın Metin Emiroğlu.

Sayın Emiroğlu, süreniz 10 dakika.

ANAP GRUBU ADINA METİN EMİROĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 üncü madde üzerinde söz alarak kürsüye çıktığım şu anda, karşımda Sayın Başbakanı görmekten büyük bir mutluluk duymaktayım. Çünkü, ben, şuna inanmaktayım: Eğer, Sayın Başbakan, Meclise, normal standartlar içerisinde devam etme imkânını bulsaydı, pek tabiî, arkasından, Sayın Başbakanın değerli kabinesi de Meclisteki yerini almış olacak -biz, bunu tecrübeyle sabit olarak söylüyoruz- ve böylece İktidar grubu da Mecliste bulunacaktı. Bunun tabiî sonucu olarak, bu yasalar, Meclisten böyle bir yetki yasası istemeye gerek kalmaksızın, iktidarın gücüyle ve yasama organının bütün katılımıyla Yüce Meclisten çıkma imkânına kavuşacaktı.

62

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu yetki kanunu tasarısı, İktidarın, Gümrük Birliği konusunda yapmakta bulunduğu taktik hataların bir sonuncusudur. Ne açıdan; bakınız, ben, Gümrük Birliği konusunda, Karma Parlamento Komisyonunda Başkan Yardımcısıyım, Sayın Bilget'in yardımcısıyım. Ben, Türkiye'nin Gümrük Birliğine girmesi konusunda, Yüce Milletimizin 1964'lerde başlayan, 1972'de tazelemiş bulunduğu yirmiiki yıllık bir iradesinin tabiî sonucu olarak ve Yüce Atatürk'ün muasır medeniyeti öngören ilkeleri doğrultusunda, ülkenin Avrupa ile bütünleşmesi yolunda attığı adımları, elbette ki, ülkemin menfaatları yönünde takdir eden bir insanım.

Ancak, bakınız, ne oluyor; Hükümet, birinci hatasını şurada yaptı: Gümrük Birliği müzakereleri başladığı zaman, hiçbir şekilde, Yüce Meclise bilgi vermedi; Parlamentonun gücünü arkasına alarak, Gümrük Birliği müzakerelerinde Avrupa'nın karşısına çıkmadı. Zaten, ülkenin bozulmuş bulunan ekonomik dengeleri dolayısıyla işçinin, memurun, emeklinin, esnafın ve Türk müteşebbisinin perişan bir ortamda bulunduğu bir zeminde, Türk insanını Gümrük Birliğinde rekabete sokma şanssızlığı, maalesef, bu İktidara ait bulunmaktadır.

İkinci bir şanssızlık da şu: Ekim ayına kadar verilmiş süre içerisinde belli yasaları çıkarmak zorunda olduğu ifade edilen ve bunun bir dikte şeklinde olduğu, bu Yüce Mecliste, değerli parlamenterler tarafından dile getirilen bir zeminde, Hükümet, bana göre ikinci bir taktik hata yapıyor. Ne yapıyor; bir yetki tasarısı getiriyor; getirdiği bu yetki tasarısıyla Meclisi devredışı bırakıyor ve Meclisi devredışı bırakmak suretiyle de, Hükümet olarak, Avrupa Birliğinin önüne, Meclis kalkanından mahrum olarak gidiyor. Bu ne demektir biliyor musunuz; Hükümetin, "efendim, senin istediğin bu tasarruflar karşısında, ben bunu meclisime götüreceğim, bakalım meclisim bu meseleye ne der" şansını ekarte etmiş olmaktır; bu şekilde, Hükümeti, fevkalade sıkıntılı ve zor bir zemine kaydırmış bulunmaktasınız.

Değerli arkadaşlarım, ben, prensip itibariyle, yeri geldiğinde, bu ülkenin acil sorunlarının kararnamelerle çözülmesine karşı değilim, neden; çünkü, bu bir anayasal müessesedir ve gerektiğinde kullanılabilir; ama, Gümrük Birliği konusunda, bu zeminde ve bu şekilde bunun kullanılması bir taktik hatadır ve ülkemizin menfaatlarına aykırıdır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu tasarının, nasıl olsa, İktidarın gücüyle kanunlaşarak Yüce Meclisten geçeceğini düşünerek, buraya, bu yetki tasarısının arasına sakatlarla ilgili bir yetki genişlemesini sokmak istedik. Bunu burada ifade etmekten fevkalade üzgünüm; ancak -Sayın Başbakan da burada iken- İktidar Grubunun, sakatlarla bu ilgili yetkiye -önce imzaladığı halde- neden karşı çıktığını anlamış değilim ve bunu anlayamamaktayım.

Hükümet yetki istiyor; bir grup arkadaş bu konuda bir koordinasyon görevi görüyor -ki, bendeniz de bunlardan bir tanesiyim- Yüce Mecliste grubu bulanan bütün partilerin -İktidar Grubu başta olmak üzere- grup başkanvekillerine bunu imzalatıyor; zincirin halkalarını birbirine ekliyor; ama, tam oylanacağı sırada bu halkaların koptuğunu ve sakatlarla ilgili önergemizin Başkanlık Divanınca değerlendirilmediğini, çünkü, Hükümetten böyle bir emir geldiğini ve Komisyonun da buna uyduğunu görüyoruz. Değerli arkadaşlarım, bu, olur mu!

Mecliste, değerli arkadaşlarımız tarafından verilmiş, sakatlarla ilgili 8 yasa teklifi var. Biz, aralık ayı içerisinde, Birleşmiş Milletler Sakatlar Günü dolayısıyla, Mecliste yapılan bir toplantıda, bütün gruplar olarak, sakat ve özürlü vatandaşlarımızın temsilcilerine, konfederasyon yetkililerine söz verdik. Bu yasa tekliflerini birleştirip, Yüce Meclisten, bir kanun halinde, Meclis tatile girmeden geçirme sözü verdik.

Bakınız, bu sözü vermiş olmamıza rağmen, bunu, bugüne kadar, Hükümet getirmedi; bu yasa tekliflerini birleştirerek Yüce Meclisten geçirmedi. Şimdi, Yüce Meclis tatile giriyor. Önümüze bir fırsat çıkmış; yetki yasasının içerisinde Hükümete yetki verelim diyoruz, bu sakat vatandaşlarımızın sorunlarını çözün diyoruz; kabul etmiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bunun manası nedir; bu, insanlara yapılan bir zulüm değil midir; bunu nasıl vicdanınıza sığdırıyorsunuz!

Bakın, geçen gün, buradan -Sayın Başbakan burada iken, kendisinin de duymasını istiyorum- yine, buna benzer bir konuyu dile getirmiştim. Gazetede bir haber çıktı; Sayın Başbakan, çırakların ücretlerinin kesilmesi konusunda Maliye Bakanlığına emir verdi deniliyor. Ben, böyle bir şeyin vuku bulacağına ihtimal vermiyorum; ama, dual sisteme tabi olan, asgarî ücretin üçte birini alan çırakların ücretleri, bugün, Devlet Su İşlerinde, Karayollarında, Köy

63

Hizmetlerinde ödenmiyor. Bu, ayda 800 bin lira, 1 milyon lira tutar değerli arkadaşlarım. Bu paranın kesilmesi için, Hükümet, Maliye Bakanına, bu parayı kesin diye emir veriyor.

HASAN KORKMAZCAN (Denizli) - Vicdansız bunlar...

METİN EMİROĞLU (Devamla) - Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir vurdumduymazlıktır, bunu anlamak mümkün değil. Geçen gün çırakların ücretini kesen Hükümet, bugün, burada, sakat vatandaşlarımızın, özürlülerimizin meselesine karşı duyarsız kalıyor; verdiğimiz yetkiyi iade ediyor arkadaşlarım; böyle bir şey olabilir mi?! Neden bu kadar duyarsız kalıyorsunuz; sizin bir sosyal politikanız yok mu?!. Bu sosyal politikanızda muhtaç insanlara karşı bir önceliğiniz yok mu?.. Bu yetkiyi nasıl kullanacaksınız, ne zaman kullanacaksınız?..

Şimdi, bana diyecekler ki, efendim, biz bir kanun tasarısı getireceğiz ve bu Meclisten geçireceğiz...

Değerli arkadaşlarım, bunun mümkün olmadığını sizler de biliyorsunuz; ama, yine de söylüyorum -değerli grup başkanvekillerim var- eğer böyle bir yasa tasarısı getirirseniz, Anavatan Grubu olarak bu konuda bütün desteğimizi vereceğimizi ifade ediyorum ve görüşmekte olduğumuz bu yetki kanunu tasarısının Anayasa Mahkemesince geri çevrileceğine de, bir hukukçu olarak, inanmaktayım. Buradaki mesaimiz, kubbede kalan hoş bir sedadan ibaret ne yazık ki. Bunun üzüntüsü içerisindeyim; ama, icraat bu şekilde tecelli etmiştir.

Hayırlı olsun diyorum; saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Emiroğlu.

Sayın Abdullah Gül, Refah Partisi Grubu adına; buyurun efendim. (RP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakika.

RP GRUBU ADINA ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Refah Partisi Grubu adına, yetki kanunu tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde görüşlerimizi izah etmek için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yetki kanunu tasarısının 4 üncü maddesinin birinci kısmında, "Bu Kanunla, Bakanlar Kuruluna verilen yetki, Kanunun yayımından itibaren üç ay süre ile geçerlidir" ikinci kısmında da "Bu süre içinde Bakanlar Kurulu birden fazla kanun hükmünde kararname çıkartabilir" denilmektedir.

Şimdi, nasıl bir yetki kanunu tasarısı ve bu tasarının içerisinde neler var. Başından beri arkadaşlarımın da söylediği gibi, 10 tane kanun ve bunlarla yapılmak istenen değişiklikler 1 700 maddeye ulaşıyor. Bu tasarı, Anayasa Mahkemesinin daha önceki gerekçeli iptal kararlarıyla açıklandığı gibi, daha baştan Anayasaya aykırıdır; Anayasanın 87 nci maddesine, Anayasanın 91 inci maddesine tamamen aykırıdır ve ne hazindir ki, Hükümet, Anayasanın maddelerine açıkça aykırı olduğunu bile bile böyle bir yetki kanunu tasarısını geçirmeye çalışmaktadır. Aslında, Hükümet bunu nasıl içine sindiriyor; doğrusu, ben bunu anlamıyorum. Azınlık bir hükümet olsaydınız, bunu anlardım; fakat, Türkiye'yi yöneten Hükümetin, aritmetik çoğunluğu olduğunu iddia eden bir hükümetin, bu kadar detaylı -hallerle ilgili, patentle ilgili, endüstriyel tasarımlarla ilgili ve Türk Ticaret Kanunundaki birçok maddeyle ilgili- düzenlemeleri yetki kanununa dayanarak kanun hükmünde kararnameyle yapmasını içine sindirmesi, en hafif manasıyla, içine düştüğü karamsar durumu göstermektedir.

Bu tip kanunları çok çıkardınız; fakat, hepsinde de Anayasa Mahkemesinden döndünüz ve bu Anayasa Mahkemesinden dönmelerin de, maalesef, sizleri pek rencide etmediğini gördüğümüz için üzgünüz.

Bu kanunlar gerçekten ivedi mi, acil mi; ne oluyor, bir yeri sel mi götürüyor ki, siz, kanun hükmünde kararnameyle bunları hemen çıkarmak istiyorsunuz; değil. Aslında, tek bir gerekçeniz var; Avrupa Gümrük Birliğine girmek. Bunu da iddia ederken "biz, demokratik ülke topluluklarına katılmak istiyoruz, Türkiye'yi de o havaya sokmak istiyoruz ve Türkiye'yi çağdaşlaştırmak istiyoruz" diyorsunuz. Peki, buna girerken niçin o metodu uygulamıyorsunuz? Avrupa Gümrük Birliği, aslında dürüst davransa ve Türkiye'ye karşı çifte standartlı olmasa, der ki "benim normlarıma göre Gümrük Birliğine girebilirsin ve demokratik bir şekilde, milletine sorarak, Parlamentona sorarak bu kanunları çıkarırsın; ondan sonra, seni alırım."

64

Dün çıkardığınız kanunda ve bu tasarıda "Avrupa'nın normlarını, Avrupa'nın metotlarını, usullerini almak istiyoruz" diyorsunuz, bunu büyük bir fayda olarak görüyorsunuz; fakat, bugün yaptığınız şey, aynı, tek parti devrindeki Jakoben usuldür, dayatmacı usuldür; millete sormadan ve bugün Meclise sormadan yapmak isteme tavrıdır, bu hazindir. Bu, kendinize güvenmediğinizi gösterir; zaten güvenoyunuz yok ve özellikle güvenoyu almamış bir Hükümete, Meclisi tamamen devre dışı bırakarak, bu tip kanunları, bu kadar önemli kanunları çıkarma yetkisini vermek, kesinlikle Anayasaya aykırıdır ve milletvekillerinin kendi görevlerine de aykırıdır.

Anayasa açıkça söylemektedir: "Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri devredilemez" demektedir ve bunun için de şu açıklamayı getirmiştir "yetki devredemez, kanun hükmünde kararnamelere, yetki kanunlarıyla yetki verir" demiştir; fakat, burada siz, bunu çıkarırsanız, açıkça yetkiyi gasp edersiniz; çünkü, bunların hepsi detaylı kanunlardır ve hepsi komisyonlara verilmiştir.

Bu Meclisten çıkaramayacağınız, çıkarmaya cesaret edemeyeceğiniz veyahut da konuşmaya cesaret edemeyeceğiniz kanunları, bu Meclisin yetkisini alarak, gasp ederek, güvenoyu almamış bir Hükümetle çıkarmaya çalışmaktasınız. Bu da, dediğim gibi, demokratik açıdan hazindir, mahçup olunacak bir tavırdır ve Avrupa Gümrük Birliği, aslında, bu şekilde, Türkiye'yi Gümrük Birliğine kabul ederse, bunun altında bir mana aramanız lazım; bunu, ancak üçüncü dünya ülkelerine yapar, Avrupa'daki başka ülkelere yapmaz; çünkü, Avrupa Gümrük Birliğine, Türkiye, kendi gücüyle girmiyor, zorla alınıyor. Bunu, daha önce de söyledik. Avrupa ülkelerinin büyükelçilerinin, bir senelik en büyük faaliyetleri, bu lobiyi oluşturmaktır.

Amerika Birleşik Devletlerinin Avrupa Topluluğundaki büyükelçisinin, üç gün önce verdiği konferansın başlığı bile haysiyet kırıcıydı: "Avrupa Gümrük Birliğine Türkiye Girerse, Türkiye'nin Menfaatı Nedir?.." Başlık aynen bu. İnsanın onuruna dokunucu bir şey; bırakın da, o menfaatı biz bilelim, burada tartışalım açıkça; eğer, çoğunluk "evet, girmek lazım" diyorsa, girelim. Biz ona bir şey demiyoruz; ama, burada tartışın.

Dolayısıyla, bu tavır da, tamamen, demokratik olmayan bir tavırdır, Avrupa normlarına uymayan bir tavırdır; sadece bu yüzden bile, bunu geri çevirmek gerekir kanaatindeyim.

Ayrıca, bu maddenin ikinci kısmında, birden çok kararname çıkarma yetkisi istiyorsunuz. Yok mu önünüzde -eğer erken seçime gitmezseniz- 1996 yılında çıkarmayı düşündüğünüz kanunlar; niçin onları da eklemiyorsunuz?.. Hepimizi devre dışı bırakırsınız, gayet rahat edersiniz. Niye getirmiyorsunuz; var mı aklınıza gelen başka kanunlar, getirin; yani, o kanunlar, patent kanunundan veya Türk Ticaret Kanunuyla ilgili diğer maddelerden çok mu farklı; yani, onları buraya koymak, bu zihniyete göre Anayasaya mı aykırı?.. Dolayısıyla, tutarlı olmak lazım.

Bu kapıyı açarsanız ne olur; doğrusu, baştan kendinizi küçültürsünüz; ikincisi, yozlaştırırsınız. Biz buraya gelirken hazırlanıyoruz, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararlarından, sizin daha önceki hükümetlere yaptığımız itirazları ve o itirazlara verilmiş cevapları okuyarak geliyoruz, onları burada tekrarlıyoruz. Aynen, Çekiç Güç meselesinde olduğu gibi...

Değerli arkadaşlar, o bakımdan:

1- Bu Anayasaya aykırıdır.

2- Bu tavrınız demokratik değildir.

3- Türkiye Büyük Millet Meclisini devre dışı bırakmak, size, belki kısa vadeli bazı kazançlar getirir; ama, uzun vadede bu, Türkiye'nin de, milletin de, sizin de, Hükümetin de aleyhine neticelenir.

Bu duygularla, bunun Anayasaya aykırı olduğu bilinerek çıkarıldığını tekrar söylüyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gül.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Mehmet Kerimoğlu, buyurun. (CHP ve DYP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aslında, konuşmak niyetinde değildim; ama, bir konuyu aydınlığa kavuşturmak istiyorum.

65

Bir kere, özürlüler konusuna gönül vermiş bir insan olarak Sayın Emiroğlu'nun konuyu gündeme getirmesi ve tartışmasından dolayı son derece mutlu olduğumu söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, özürlülerin durumu, gerçekten, 10 milyon insanı, yakınlarıyla birlikte belki 20 milyonu aşan bir toplumu ilgilendiriyor. O yüzden, bu yasayla ilgili, zaten, daha evvelden grupların karşılıklı taahhütleri var. Şu anda da, yukarıda, bir grup arkadaşımız, Parlamentodaki ayrı ayrı yedi sekiz tane yasa tasarısı var, bu tasarıları bir araya getirerek çalışma yapıyorlar, hâlâ devam ediyor.

Sabahtan, Sayın Emiroğlu'yla birlikte, arkadaşlarımız, diğer grup başkanvekillerimizle, gerçekten yetki yasa tasarısı içerisine bunu da alabilir miyiz diye düşündük. Ancak, daha sonradan, Sayın Emiroğlu'nun söylediği gibi, Hükümetin emriyle, talimatıyla değil, gerçekçi bir yaklaşımla, eğer, bu yasayı, bu kararnamenin içerisine alırsak, başta özürlülerle ilgili yasa tasarısını riske sokarız diye düşündük; çünkü...

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Anayasa Mahkemesi bozacak demek ki.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Hayır, ondan ötürü değil.

...çünkü, bu iki yasanın; yani, bu yetki yasasının içine aldığımız yasalar ile o yasanın ruhları birbirlerinden tamamen farklıydı; çünkü, özürlüler sorununu ciddî olarak ele alacak olursanız, bununla ilgili yeni kurumlar oluşturmak zorundasınız; yeni kadrolar çıkarmak zorundasınız. O yüzden...

M. RAUF ERTEKİN (Kütahya) - Bunlar gayri ciddî mi?

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Hayır efendim, o anlamda söylemiyorum. Şunu buradan söylemek istiyorum: Bu konuyla ilgili...

BAŞKAN - Efendim, maalesef, Sayın Emiroğlu çıktı, o konuyu dile getirdi...

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Efendim, izin verin lütfen...

ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Maddeyle ilgili değil...

BAŞKAN - Sayın Kerimoğlu, maddeyle ilgili olarak konuşur musunuz lütfen.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Maddeyle ilgili konuşuyorum efendim.

BAŞKAN - Efendim, maddeyle ilgili değil ki; süre meselesi bu.

MEHMET KERİMOĞLU (Devamla) - Bu da maddeyle ilgili... Bu konuyla ilgili, gruplarımızın mutabakatı vardır. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi adına söylüyorum, sanıyorum, Doğru Yol Partisi Grubu da aynı şeyleri söylüyor.

En yakın süre içerisinde, Anayasa değişikliklerinin hemen arkasından, özürlülerle ilgili geniş bir tasarıyı, bu Meclise getireceğiz.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kerimoğlu.

Sayın milletvekilleri, benim dediğime geliyorsunuz; herkes burada konu dışına çıkıyor, konu dışına çıkınca da, insanlar çıkıp cevap veriyor.

Bakın, milletvekillerinden, bu sorumluluğu...

ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Sizin dediğinize gelmiyoruz. İstediğinize müdahale ediyorsunuz, istemediğinize müdahale etmiyorsunuz; Meclisi bir birine katıyorsunuz o zaman.

BAŞKAN - Bir dakika... Milletvekillerinden, bu sorumluluğu bekliyorum. Lütfen... Bakın, her gün aynı şekilde ikaz ediyorum ve ikaz ettiğim için de, milletvekilleri, beni, âdeta, kendilerine müdahale eden bir Başkan durumunda görüyorlar. Ben diyorum ki, içtüzüğün 67 nci maddesi sarih.

ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Canın isteği zaman müdahale ediyorsun, istemediği zaman etmiyorsun.

BAŞKAN - Şahsı adına, Sayın Gaffar Yakın; buyurun.

Sayın Yakın, süreniz 5 dakika.

GAFFAR YAKIN (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, Bakanlar Kurulu, yürütmeyle yükümlü olan bir kurumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisi de, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur; milleti temsil eden, milletin temiz reyleriyle gelmiş milletvekillerinden oluşan bir Meclistir.

Demokrasi, şu ana kadar yeryüzünde insanların bulabildiği en iyi bir sistem. Atina ve Isparta'da başlayan seçkinler demokrasisi, daha sonra insanların sayılarının, nüfusun

66

artmasından dolayı, temsilî demokrasi sistemine dönüşmüş; zamanımızda, temsilî demokrasinin en iyi uygulandığı ülkelere bakıldığında, gelmiş olduğu noktada ise, artık, halkın, tekrar -tıpkı ilk zamanlardaki gibi- bazı kanunlar hakkında görüşlerini serdettiği, gerektiğinde birçok kanun için halka gidildiği, hatta, İskandinav ülkelerinde, dar bölge seçimi yapılan yerlerde seçim döneminin yarısında, halkın, tekrar milletvekillerini dahi geri çağırabildiği bir aşamaya gelmiş durumdadır; yani, bırakın milletvekillerini, halk dahi, yönetimin, idarenin, hükümetin yetkisinin içindedir.

BAŞKAN - Sayın Yakın, siz demokrasi dersi mi veriyorsunuz!

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Ben, bu konuyla ilgili konuşuyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Yetki kanununun sürelerle ilgili maddesini mi konuşuyorsunuz. Rica ediyorum...

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Peki, bizdeki durum nasıl, Bakanlar Kurulu ve Meclisteki işleyişi nasıl...

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Senden öğrendiler Sayın Başkan!

BAŞKAN - Tutanakları bir tetkik edin bakalım; benim şu Mecliste yaptığım konuşmaları bir dinleyin bakalım; gidin okuyun bakalım, ne yapmışım ben!

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Sen de oku! Hiç madde üzerinde konuşmazdınız siz.

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Sayın Başkan, sözümü kesmeyin lütfen.

MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Hiçbir tanesinde madde üzerinde konuşmadın sen.

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Hükümet, kanun çıkarmak zorundadır; çünkü, hükümet, icra makamıdır, yetki kullanma makamıdır, çözüm makamıdır. Peki, nasıl çıkaracak...

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti değil, Devleti olarak, Gümrük Birliğine girmek için karar almışız, imzalamışız ve Gümrük Birliğine ciddî ciddî gireceksek, bu kanunların da Kasım 1995'ten önce tamamlanması gerekiyor. Peki, şimdi, milletvekilleri olarak hepimize soralım: Bu kadar kanunu nasıl çıkaracağız bugünkü sistemde? Bugün, hangi hükümet olursa olsun, normalde, yetki kanununa gitme durumu var; yetki kanununa gittiğinizde de, Meclis, kendi kendini inkâr etmiş, kanun çıkarma yetkisini bürokratlara teslim etmiş oluyor. Bakanlar Kurulunda görüşülüp görüşülmediğini bilmiyorum; ama, partilerin -gazetelerden öğrendiğimize göre- kararnameleri nasıl imzaladığını okuyoruz.

Şimdi, bu tercüme kanunlarla, gerektiği kadar incelenmemiş kanunlarla ülkemiz idare edilme mecburiyetiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu noktada, siyasî irade; yani, milletin, yetkililerine, bizlere vermiş olduğu siyasî irade ortadan kalkmaktadır -bu kanunların bu şekilde çıkarılışında- Türkiye Büyük Millet Meclisi, siyasî iradesini koyamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, ortada bir gerçek vardır; şu anda içinde bulunmuş olduğumuz parlamenter sistemin işleyişi tıkanmıştır.

ENGİN GÜNER (İstanbul) - Sistemde bir şey yok, Hükümette var.

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Bugün, bankacılıkta, haberleşmede, diğer alanlarda, ihracatta, ekonomide son on yılda katedilmiş olan, gelmiş olduğumuz noktaya, maalesef, parlamenter sistemi getiremediğimizden dolayı -hepimizin suçudur- bugün, bu sistem tıkanmıştır ve İçtüzük değişikliği gerçekleşmedikçe de bunun çözülme imkânı gözükmemektedir; fakat, halkın önüne büyük iddialarla "ben yapacağım, biz yapacağız" diye giden milletvekili adayları ve partiler, bu işi başarmak zorundadırlar. Hepimiz, otoparka, garaja girmeden önce, askerî birimin girişindeki levhayı belki her gün görüyoruz; diyor ki: "Hiçbir mazeret, başarının yerini tutamaz."

Değerli milletvekilleri, iktidar, mazeret üretme yeri değildir, iş yapma yeridir.

Değerli milletvekilleri, yetki yasasıyla, bizler, kendi kendimizi inkâr etmekteyiz ve diyoruz ki, bize gerek yok; buyurun, kanunları siz çıkarın. Şimdi, gittiğimizde sormazlar mı ki, madem size gerek yoktu da, niye milletvekili oldunuz, niye gelip de bizden rey istediniz?..

FARUK SAYDAM (Manisa) - Veya niye Meclis açık?..

GAFFAR YAKIN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu geç vakitlerde biraz da tansiyonu düşürmek için, espirili olarak bitirmek istiyorum; bari, gelin, üç ay yerine -seçim kanununu da çıkaralım- seçimlere kadar, Hükümete her türlü yetkiyi verelim ve Meclisi kapatalım; bu kadar masraflar da boşu boşuna olmasın, maaşlar da zaten bankada otomatik

67

olarak hesaba geçiyor; hiç olmazsa, milletvekilleri olarak, seçim bölgelerinde halkımıza faydalı hizmet edelim.

Saygılar sunarım. (ANAP, RP, MHP ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gaffar Yakın.

Sayın Cevat Ayhan, buyurun efendim.

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Sayın Başkan, acaba bu konuşmaya müdahaleyi düşünür müsünüz?

BAŞKAN - Efendim, kendi takdirleri; yani, arkadaşlarımız, hem bu Meclisin çatısı altında görev yapıyorlar hem de bu Meclisin fonksiyonsuz hale geldiğini her vesileyle belirtmeye çalışıyorlar. (ANAP ve RP sıralarından gürültüler) Bugüne kadar, yalnız bu Hükümet yetki istemedi ki, her hükümet yetki istedi arkadaşlar...

FARUK SAYDAM (Manisa) - Hükümetin getirdiği kanunlar; onlar getiriyor bunu, biz değil.

BAŞKAN - Bu, Meclisin sonu demek değil ki...

SEYİT OSMAN SEVİMLİ (Karaman) - Onu da, o zaman ki hükümetler istedi Sayın Başkan. Yine mi Parlamentonun kabahat; kabahat, Hükümetin.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ayhan.

Süreniz 5 dakika.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; müzakeresi devam eden 858 sıra sayılı yetki kanun tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

4 üncü madde, bu yetkinin üç ay süreyle kullanılacağını ve bu süre içinde de, Bakanlar Kurulunun birden fazla kanun hükmünde kararname çıkabileceğini ifade etmektedir. Bu üç ay içinde, Bakanlar Kurulu birçok kanunla ilgili kararname çıkaracak ve bunlardan bir tanesi de patent kanunudur, en mühim kanun da patent kanunudur. Patent kanununun ehemmiyeti, Türkiye'nin sanayileşmesi ve Türkiye'deki teknolojik gelişmeyle ilgili olmasıdır.

Muhterem arkadaşlar, patent kanunu, bize, Avrupa Birliğinden ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından empoze edilmektedir. Nitekim, gerekçede de açık seçik ifade edilmektedir. Türkiye'nin, bu patent kanununa ihtiyacı yoktur. Bu patent kanununa ihtiyacı olan, Avrupa Topluluğu ve Amerika Birleşik Devletleridir. Kendileri, Türkiye'de gelişmekte olan sanayii, patent haklarıyla boğarak, bu gelişmeyi önlemek ve Türkiye'nin kendilerinin pazarı olarak ebedî devam etmesini sağlamak istemektedirler.

Nitekim, dün, burada, müzakere ettiğimiz fikir ve sanat eserleriyle ilgili kanunda da ifade ettim, Heyeti Umumiyeye arz ettim ki, sadece Amerika Birleşik Devletlerindeki şirketler, dün buradan geçen kanunla ilgili, yıllık 192 milyon dolar, Türkiye'den tahsilat beklemektedirler ve yılda 10 trilyon lirayı, bu fakir milletten, sadece ABD alacak; Avrupa'nınkini de yanına koyun... Şimdi, patent kanunu için de bu Hükümete yetki veriyoruz.

MUSTAFA YILMAZ (Malatya) - Biz de yapalım, onlardan alalım işte.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, evet, biz de yapalım; ama, siz bunu beceremiyorsunuz, elli seneden beri, Türkiye'yi, Avrupa'ya, Batı'ya uşak haline getirdiniz. Yıllık ihracatımıza, dışticaretimize bakın, rakamlara bakın, dışticaretin yapısına bakın; kilosu 25 sente demir satıyorsunuz, kilosu 500 dolara bilgisayar alıyorsunuz. Türkiye'yi getirdiğiniz manzara-i umumiye bu. Türkiye'nin bundan kurtulması için, inanıyoruz ki, önce, sizin Hükümetinizden kurtulması lazım. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Sizin gibi taklitçi hükümetlerden kurtulması lazım, sizin gibi uydu hükümetlerden kurtulması lazım.

MUSTAFA YILMAZ (Malatya) - Sizi de gördük!

BAŞKAN - Sayın Yılmaz, rica ediyorum, müdahale etmeyin.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bizi göreceksiniz; biz geldiğimiz zaman, diyeceksiniz ki; elhamdülillah; yahu, bu memleket ne güzel idare ediliyormuş; biz, bu memlekete ne kadar zulüm etmişiz, bu milletin ne kadar hakkını almışız, Ya Rabbi, sen bizi affet, diye secdeye kapanacaksınız; başka çıkış yolunuz yok. (DYP ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahale etmeyelim.

68

CEVAT AYHAN (Devamla) - Ve sizin tabelanızın üzerine "ne kendi etti rahat ne ele verdi huzur; yıkıldı gitti, dayansın ehli kubûr" diye yazacak bu millet, ben size söyleyeyim. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Onun için, bu tasarı üzerinde iyi düşünün arkadaşlar. Bakın, burada OECD'nin istatistikleri var; açın okuyun. Ne diyor burada: Yıllık patent müracaatı, Japonya'da 380 bin, Almanya'da 90 bin, Fransa'da 76 bin, Türkiye'de 1 205. İşte, elli yıldan beri bu taklitçi partilerin Türkiye'yi getirdiği nokta bu! Ne iddia ediyorsunuz, niye çırpınıyorsunuz!

MUSTAFA YILMAZ (Malatya) - 1974'te, 1978'de, 1979'da siz yok muydunuz?!.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz, size hatırlatıyoruz, bu memlekete, biz, niye bu kötülüğü yaptık diye, yarın, bundan hüzün duyacaksınız, üzüntü duyacaksınız ve muhterem arkadaşlar, işte, manzara-i umumiye bu.

Bakın, Gaziantep milletvekili arkadaşlarımız bakıyor, Kayseri milletvekili arkadaşlarımız bakıyor, Çorum milletvekili arkadaşlarımız bakıyor. Türkiye'nin bütün sathına yayılmış orta ve küçük sanayi var. Bunlar, makineyi alıyorlar, güzelce tetkik ediyorlar, söküyorlar, parçalıyorlar ve imal ediyorlar. Çorum'da, bugün, Avrupa ayarında un makineleri var, valsler imal ediliyor; un fabrikaları, Gaziantep'te halı makineleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ayhan, son cümlenizi söyler misiniz efendim.

Buyurun.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Bitiriyorum, son cümlem efendim.

İşte, siz, bu sanayii batıracaksınız... İyi düşünün...

Devamı müteakip maddede...

Hepinize hürmetlerimi arz ederim. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.

Maddeyle ilgili önergeler vardır; geliş sırasına göre okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "dört ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Muzaffer İlhan Abdullah Ulutürk Baki Durmaz

Muğla Afyon Afyon

Hasan Kılıç İrfettin Akar

Ordu Muğla

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "beş ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Muzaffer İlhan Abdullah Ulutürk Baki Durmaz

Muğla Afyon Afyon

Hasan Kılıç İrfettin Akar

Ordu Muğla

HALİT DUMANKAYA (İstanbul) - Ne kadar tutarsız şeyler...

BAŞKAN - Efendim, önerge vermek herkesin hakkı.

SELÇUK MARUFLU (İstanbul) - Sonsuz !..

NEVŞAT ÖZER (Muğla) - Yorum yapmayın Sayın Başkan.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "altı ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Muzaffer İlhan Abdullah Ulutürk Baki Durmaz

Muğla Afyon Afyon

Hasan Kılıç İrfettin Akar

Ordu Muğla

BAŞKAN - Bu son önerge, Anayasaya aykırılık önergesidir; onu okutup işleme koyacağım.

69

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İşbu kanun, Anayasanın başlangıç hükümlerine, hâkimiyeti düzenleyen, hakimiyetin devrine izin vermeyen ve Anayasanın 5, 6, 7 ve 10 uncu maddelerine, 11 inci maddesine, ticaretin serbestisine, 14 üncü maddesine, 15 inci maddesine, 87 nci ve 97 nci maddelerinde yetki kanunuyla düzenlemeyi yapmış ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin çok detaylı gerekçeli kararları da Anayasadaki ilgili maddelere açıklık ve yorum getirmiştir. Dolayısıyla görüşülmekte olan 858 sıra sayılı yetki kanunu tasarısının 4 üncü maddesi Anayasaya aykırıdır.

Gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Abdüllatif Şener Ali Oğuz Şaban Bayrak

Sıvas İstanbul Kayseri

Salih Kapusuz Cevat Ayhan Ahmet Remzi Hatip

Kayseri Sakarya Konya

Fethullah Erbaş Lütfü Esengün

Van Erzurum

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu önergeye?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Sayın Ali Oğuz; buyurun

Sayın Oğuz, süreniz 5 dakika efendim.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 858 sıra sayılı Patent, Faydalı Model, Marka, Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri İle Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun Bazı Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının müzakere sırası gelmiş bulunan 4 üncü maddesi üzerindverdiğimiz önerge sebebiyle, 4 üncü maddenin ve hatta, bu kanunun tümünün Anayasaya aykırı olması sebebiyle söz almış bulunuyurum; bu münasebetle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, takdir edersiniz ki, burada müzakere ettiğimiz ve yaptığımız kanunlar, sureti katiyede Anayasaya aykırı olmamak gerekir. Anayasaya aykırı bir kanun yaptığımız takdirde -ki, bu Meclis, zaman zaman böyle kanunlar yapmıştır- bu, halk nazarında, hem Meclisin itibarına gölge düşürür hem hukukçular ve ilim erbabı nezdinde Meclisimizin itibarını azaltır hem de bir yandan çıkardığımız kanunun ilgili mercilerde müzakeresi ve açılan davalar sebebiyle iptal edilmesi ve böylece ortadan kaldırılması sebebiyle de yine Meclisimize ve şahsımıza gölge düşer.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar bunun emsalleri olmuştur; özellikle yetki kanunlarında olmuştur. Anayasamız, 87 ve 91 inci maddelerinde ve Anayasada yazılı olan şartlar dairesinde yetki kanunları çıkarılması hususunda, Yüce Meclisimize yetki vermiştir ve böylece, Meclisimiz de, Hükümete, şartları Anayasada tadat edilmek üzere, o şartlar tahtında kararnameler çıkarma yetkisi vermiştir. Vermiştir de ne olmuştur; bunların çoğu Anayasa Mahkemesinden dönmüştür ve çok hazindir ki, biraz önce burada konuşan arkadaşım, elindeki demetle Anayasa Mahkemesi kararlarını göstererek "bakın, bunların hepsi, aşağı yukarı aynı esbabı mucibeyle Anayasa Mahkemesinden döndü" dedi.

Hepinizin bildiğiniz gibi, yine, özelleştirme münasebetiyle verdiğimiz böyle bir yetki kanunu Anayasa Mahkemesinden döndüğü zaman, Anayasa Mahkemesine karşı bazı tavırlar oldu ve uygun olmayan sözler sarf edildi.

Peki, böyle yapacağımıza, şunu, ariz amik, bütün partilerin iştirakiyle beraber müzakere etsek, böyle, sel önünden kütük kapar gibi, çok aceleye gelmiş, sanki bir yere yetişecek, cuma namazına yetişecekmiş gibi, eteklerimiz ayaklarımıza dolaşarak, kanun çıkaracağız diye zorlaya, zorlaya, zorlaya bir maddeyi geçireceğiz diye, Meclisi bu kadar zorlamaya getirmek yerine, şöyle, itidalli, karşılıklı müzakereyle anlaşmayla, sevgiyle mahabbetle bir konsensüsle bunu halletsek, daha güzel değil mi değerli arkadaşlarım?

70

Bakın, şu tasarının 4 üncü maddesine kadar geldik, her maddesinde görüşmeler yapılırken, buraya çıkan arkadaşlarımız "yahu, bu kanun, Anayasaya aykırıdır; yapmayın, etmeyin" dedi ve bu işin bilen arkadaşlarımız, özellikle de hukukçu arkadaşlarımız, burada, söz alarak sizi ikaz ettiler, "yapmayın, bu kanun, Anayasaya aykırıdır; bundan evvel çıkardığınız yetki kanunlarında da aynı teknik hatayı yaptınız. Burada da aynı hatayı yaparsanız, biz, Anayasa Mahkemesine gideceğiz ve bu kanunu iptal ettireceğiz" dediler. Bu, hem zaman hem de emek ve zahmet bakımından bir israftır değerli arkadaşlarım. Bunu böyle yapacağımıza, gelin, birlikte üzerinde müzakere edelim, Anayasa Mahkemesi kararları burada rahatlıkla okunsun, didik didik edilsin, ariz amik bunun üzerindeki müzakere sürdürülsün ve hangi noktalarda hata etmişiz ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilim, sözünüzü bitirin efendim.

ALİ OĞUZ (Devamla) - Bitireyim Sayın Başkanım.

...Anayasa Mahkemesi bunu çevirmiş. Ben burada işaret ettim, zamanım olmadığı için okuyamıyorum. Burada sırasıyla tadat ettik, dedik ki: Başlangıcı 1 inci madde telakki edersek -ki, yeni tasarıda bunu 1 inci madde saydık- beş, altı, yedi ve sekizinci fıkraları Anayasaya aykırı. Anayasa kitapçığı önünüzde, bir bakın; hakikaten Anayasaya aykırı. Yine, Anayasanın, 6, 7, 10, 11 ve onu takip eden diğer maddelerine aykırı. Yani, Anayasaya aykırı kanun çıkarmak bir marifet mi değerli arkadaşlarım? Her kanun teklifi veya tasarısı, burada sizin çoğunluğunuzla geçer; hele hele bugün, Sayın ve Sevgili Başbakanımız buradayken çok rahat geçer; ama, mesele geçirmek değil; gelin, Anayasa Mahkemesinden dönmeyecek, sağlam, her yönüyle, hem efkârı umumiyeyi hem Yüce Meclisi tatmin eden bir kanun çıkaralım.

Saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Oğuz; sağ olun efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Karar yetersayısı var mı?

BAŞKAN - Var efendim, saydım; inanınız var.

EDİP SAFDER GAYDALI (Bitlis) - Sayın Başkan, bu kadar çabuk nasıl sayıyorsunuz?

BAŞKAN - Sayıyorum efendim; inanınız karar yetersayısı var.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "altı ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Durmaz (Afyon) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "beş ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Abdullah Ulutürk (Afyon) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

71

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 4 üncü maddesinde yer alan "üç ay süre ile" ibaresinin "dört ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Muzaffer İlhan (Muğla) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz.

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Önergedeki imza sahiplerinin isimleri okunmadı.

ÖMER EKİNCİ (Ankara) - Sayın Başkan, önergedeki imzalar okunmadı.

BAŞKAN - Okundu efendim.(RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Sayın Başkan, önergeyi teklif eden kim?

KÂTİP ÜYE ALİ GÜNAYDIN (Konya) -Okuduk; dinlemeniz lazımdı.

"Muzaffer İlhan ve arkadaşları" diye de okudum. (RP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Efendim, süreyi üç aydan altı aya çıkaran bir önerge...

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Önergedeki imzanın okunması lazımdı.

BAŞKAN - Okundu efendim, demin okundu efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Kimin önergesi olduğu okunmadı.

KÂTİP ÜYE ALİ GÜNAYDIN (Konya) - Muzaffer İlhan ve arkadaşlarının önergesi olduğunu ifade ettim.

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

4 üncü maddeyi, okunan şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının bitmesine çok az kalmıştır; tasarının bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. (RP sıralarından gürültüler)

5 inci maddeyi okutuyorum:

Yürürlük

MADDE 5.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

(RP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan ne yapıyorsunuz?..

BAŞKAN - Söz isteyen var mı efendim? (RP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

Süremiz var daha efendim...

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Kanun tasarısının müzakerelerinin bitimine kadar oylama yapamazsınız... İçtüzüğe göre, kanun tasarısının müzakerelerinin bitimine kadar uzatmayı yapamazsın!

AHMET SAYIN (Burdur) - Maddeyi oyla, Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, söz isteyen var, nasıl oylayalım. (RP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

Anavatan Partisi Grubu adına, Sayın Engin Güner...

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Sayın Başkan, İçtüzüğe göre, kanun tasarısının ortasında, kanun tasarısının müzakerelerinin sonuna kadar uzatmayı oylayamazsınız.

ENGİN GÜNER (İstanbul) - Sayın Başkan madde okunmadı daha.

BAŞKAN - Madde okundu efendim.

72

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Niçin cevap vermiyorsun?..

BAŞKAN - Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı bitmek üzere. Ben Genel Kurula dedim ki, bu işin sonucunu alıncaya kadar çalışma süresini uzatmayı oylarınıza sunuyorum.

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - İçtüzüğe göre, uzatamazsın...

BAŞKAN - Efendim, bunu binlerce defa yaptık.

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Hayır, uzatamazsın.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Sayın Başkan, bir madde kalınca uzatılır.

BAŞKAN - Sayın Güner, buyurun efendim. (RP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Konuşuyoruz; cevap versene!

BAŞKAN - Efendim, daha yarım saatimiz var; bir dakika oturun; bir bakalım. (RP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Yarım saat önceden uzatamazsın... İlk defa olmuyor bu iş; çalışma süresinin bitimine yarım saat kala uzatamazsınız. İçtüzüğe göre, uzatamazsınız; yeni bir usul icat etmeyin.

BAŞKAN - Sayın Güner, buyurun efendim.

Sayın Asiltürk, rica ederim... (RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Yeni usul icat etmeyin... Onu Başkanvekilleriniz biliyorlar... Uzatamazsınız...

BAŞKAN - Sayın Asiltürk, uzatabilirim... (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Efendim, oyladım, Genel Kurul kabul etti. (RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Kardeşim, uzatamazsın, İçtüzüğe aykırı oylama yapamazsın.

BAŞKAN - Arkadaşlar, bakın... Rica ediyorum... (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Rica ediyorum...

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Olmaz, uzatamazsınız...

BAŞKAN - Sayın Asiltürk... Sayın Asiltürk... Arkadaşlar, beni bir dinler misiniz, bakın...

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Olmaz... Olmaz...

BAŞKAN - Arkadaşlar, bakın...(RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) İçtüzüğün 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası:

"Zorunlu hallerde, o birleşim için geçerli olmak kaydıyla ve sona ermek üzere olan işlerin tamamlanması amacıyla oturumun uzatılmasına Genel Kurulca karar verilebİlir..."

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - İki madde var kardeşim...

BAŞKAN - Efendim, siz ne yapacaksınız...(RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Sen, en son maddede uzatabilirsin...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güner... (RP sıralarından gürültüler)

Sayın Asiltürk, bu yolla Meclisi çalıştırmamaya gayret ediyorsanız bunda başarıya ulaşamazsınız. Çalışma süresini uzattık efendim. (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Uzatamazsınız...

BAŞKAN - Rica ediyorum, oturur musunuz... (RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Sen, bir defa terbiyeli ol!.. Oturmuyorum...

BAŞKAN - Oturur musunuz... Bakın, yoksa, İçtüzüğü işleteceğim... (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Oturmuyorum...

BAŞKAN - Efendim, size uyarma cezası veriyorum... Oturur musunuz... Meclisin çalışmasını engelliyorsunuz... Uyarma cezası veriyorum size... Oturur musunuz... (RP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Ben, Meclisi çalıştırmazlık yapmıyorum, bir başka şey söylüyorum.

73

BAŞKAN - Bakın bir daha ceza verdirmeyin... Rica ediyorum, oturur musunuz... (RP sıralarından gürültüler)

OĞUZHAN ASİLTÜRK (Malatya) - Siz, tarafsız olmaya mecbursunuz...

OĞUZHAN ASİLTÜRK ( Malatya) - Siz, tarafsız olmaya mecbursunuz...

BAŞKAN - Oturur musunuz yerinize!.. Oturur musunuz yerinize!.. ( Bir grup Refah Partili milletvekilinin kürsü önünde toplanmaları ve gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Ne bağırıyorsun sen!..

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Grup Başkanvekili, terbiyesizlik etme... Her zaman böyle yapıyorsun sen...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Babanın oğluna mı bağırıyorsun öyle!

MÜSTAFA ÜNALDI (Konya) - Terbiyesiz herif!..

BAŞKAN - Efendim, ben, bu Meclisi yönetmeyecek miyim!.. (RP sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sen, önce, Grup Başkanvekiline hitap etmesini öğren...Terbiyesizlik etme...

BAŞKAN - Sayın Ünaldı!...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Grup Başkanvekiline terbiyesizlik etme!...

BAŞKAN - Peki, uzatmayı Genel Kurul kabul etmedi mi?.. (RP sıralarından gürültüler)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Niye bağırıyorsun!..

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, rica ediyorum, oturun... (RP sıralarındana gürültüler)

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Babanın oğluna mı bağırıyorsun!.. Bu kadarı da fazla...

BAŞKAN - Sayın arkadaşlar, rica ediyorum sizden... Bakın, rica ediyorum, oturun diyorum...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Niye terbiyesizlik ediyorsun!..

BAŞKAN - Sayın İdare Amirleri... Sayın İdare Amirleri, Mecliste çalışma düzenini sağlayınız efendim.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Bari, Grup Başkanvekiline hitap etmesini öğren önce...

BAŞKAN - Evvela, Grup Başkanvekili, bir Meclis Başkanına nasıl hitap edeceğini öğrensin... Sen de öğren... (RP sıralarından gürültüler) Rica ediyorum, oturun arkadaşlar... (RP sıralarından gürültüler)

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 18.37

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.43

BAŞKAN: Başkanvekili Kamer GENÇ

KÂTİP ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), İbrahim ÖZDİŞ (Adana)

-----0-----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 121 inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

(Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çalışmalarımıza devam ediyoruz.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, tutumumda bir haksızlık yok.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Hayır...

BAŞKAN - Sayın Çelik, rica ediyorum...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Hayır efendim; tutumum hakkında bir müzakere açmıyorum.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Söz istiyorum...

BAŞKAN - Hayır... Nerede hata var Sayın Çelik, rica ediyorum... Bakın, rica ediyorum sizden.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Demokratik bir Başkansanız sözü verirsiniz.

74

BAŞKAN - Efendim, biz İçtüzüğü uyguladık; İçtüzüğe aykırı bir şey yapmadık. Sizden rica ediyorum... Sayın Çelik, özellikle sizden rica ediyorum.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Sizden rica ediyorum... Tutumumda bir yanlışlık yok.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Onu söyleyeceğim...

BAŞKAN - Efendim, bakın, tutumum hakkında söz vermiyorum. Rica ediyorum... Bir ricamı da kabul edin. Lütfen... Rica ediyorum sizden.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - İçtüzüğü çiğniyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, rica ediyorum... Sayın Çelik, bakın, rica ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Tutumunuzla ilgili söz istiyoruz.

BAŞKAN - Arkadaşlar, tutumumda İçtüzüğe aykırılık yoktur. (RP sıralarından "var, var" sesleri)

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Var efendim var... İçtüzüğe, yasalara, her şeye aykırı hareket ediyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Güner, buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Hayır efendim... Sayın Başkan, tutumunuzla ilgili söz istiyorum.

BAŞKAN - Arkadaşlar, rica ediyorum... Bakın, sizden rica ediyorum...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Birazcık cesaretiniz varsa, burada...

BAŞKAN - Bu Meclisi, hepimiz birbirimize karşı biraz anlayışlı davranarak çalıştırabiliriz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, dinle birazcık... Şayet, cesaretiniz varsa, burada grubu bulunan siyasî partiler, sizin tavrınızı bir değerlendirsin. Bu, Başkanlığa yakışandır. Dün bir olay oldu, sebebi yine sizsiniz. Lütfen, bu müzakereyi açın, konuşulsun şurada.

BAŞKAN - Bir arkadaşımıza söz verdim efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Ondan sonra, tutumunuz hakkında söz istiyoruz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güner.

Süreniz 10 dakikadır.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Süreyi uzatamazsınız Sayın Başkan.

BAŞKAN - Rica ediyorum Sayın Erdal... Sizden de rica ediyorum.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Süre uzatımı, tasarının son maddesine gelindiğinde olur; daha iki madde var.

BAŞKAN - Bakın, rica ediyorum sizden.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Hayır efendim, olmaz.

BAŞKAN - Bakın, sizlerden rica ediyorum... Sayın Kapusuz, sizden de rica ediyorum. Arkadaşımız kürsüye geldi, konuşsun efendim. Rica ediyorum...

Buyurun efendim.

Süreniz 10 dakika.

ANAP GRUBU ADINA ENGİN GÜNER (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu yetki kanunu tasarısı, Gümrük Birliği çerçevesinde yapılması gereken mevzuat uyarlamalarıyla ilgili bir istektir. Ta, 1963 Ankara Antlaşmasına kadar giden ve 1973 Katma Protokolü ile 22 yıl önce, bu yıl yapılması, gerçekleştirilmesi öngörülmüş olan Gümrük Birliği konusu, maalesef, son derece talihsiz bir döneme rastgelmiştir. Bu talihsizlik, Gümrük Birliği gibi Türkiye için hayatî önemdeki bir konunun, bu Koalisyon Hükümeti ve bu ekonomik tablo çerçevesinde gerçekleşmesidir.

HALİL BAŞOL (Tekirdağ) - Sadede gel, sadede!..

ENGİN GÜNER (Devamla) - Sadedin ta kendisidir bu.

Şimdi, bakınız, o kadar büyük talihsizlikler olmuştur ki, bu anlaşmalarla, Türkiye'nin en doğal hakkı olan ve teknik bir konu olan Gümrük Birliği konusu, bizim, çok iyi bir müzakere karşılığında tavizler almamız, ek haklar almamız gerekirken, tam tersi olmuştur. Niçin, tam tersi olmuştur da Avrupa Birliği, Türkiye'den tavizler elde etmiştir; çünkü, ya gireceğiz, ya gireceğiz derseniz, bütün pazarlık kozunuzu kaybedersiniz ve karşı taraf da bunu değerlendirir; siz, taviz

75

beklerken, sizin hakkınız olan bir konuda sizden taviz elde ederler. Maalesef, bugünkü durum budur.

İşte, biz, Anavatan Partisi olarak bunu anlatmaya çalıştığımız zaman, olay saptırılarak Anavatan Partisinin aleyhine döndürülmeye çalışılmıştır. Halbuki, bizim söylediğimiz, pazarlık gücümüzü güzel kullanmak, bunun karşılığında; malî yardımları, serbest dolaşım hakkını elde etmek, Avrupa Birliğine tam üyelik yolunu açmak, yani bütün bunları elde etmekti. Ancak, bu pazarlık gücü kullanılamamış ve değerlendirilememiştir. Bunun karşılığında bizi, Gümrük Birliği karşıtı, Avrupa Birliği karşıtı gibi göstermek son derece yanlıştır.

Çok değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile -bir anlamda- macerası, tam 32 yıldır sürmektedir. Bu süre içerisinde Türkiye, 14 Nisan 1987'de tam üyelik müracaatını yapmıştır. Türkiye, bu müracaatı, niçin 32 yıl zarfında yapmamıştır da 14 Nisan 1987'de yapmıştır; çünkü, 1983 öncesindeki bir Türkiye'nin, Avrupa Birliğine, değil müracaat etmesi, yanından geçmesi bile düşünülmezdi. Eğer, ANAP İktidarı olmasaydı, 1983-1991 yılları arasındaki icraatları olmasaydı, büyük değişim hareketleri olmasaydı, Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğini, Gümrük Birliğini hayalinizden bile geçiremezdiniz. Bu hakikati belirttikten sonra, taviz olarak neler verilmiş ve bu yanlışlıklar dizisine neler eklenmiş ona bir bakalım:

Türkiye'nin, sadece, kaldıracağı fonlardan dolayı, bir yıllık kaybı 2.9 milyar dolardır, yani yaklaşık 3 milyar dolardır; ama, bunun karşılığında beş yıl içinde Avrupa Birliğinden gelecek yardımlar da -çoğu kredi olmak şartıyla- topu topu 3 milyar dolar civarındadır. Yani, kaybınızı, Avrupa Birliği ancak telafi etmektedir. Biz, buna karşı çıktığımız zaman, pazarlık kozumuz iyi kullanılmamıştır dediğimiz zaman, işte bunu anlatmak istiyoruz. Acaba, bu gerçeği, bırakın kamuoyunda, şu Yüce Meclisin çatısı altında kaç arkadaşımız bilmektedir. Bunları söylediğimiz zaman, Avrupa Birliğine, Gümrük Birliğine karşıymışız gibi gösteriliyoruz. Halbuki, bu, bizim partimizin felsefesinde vardır. Büyük Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin tabiî çizgisinin sonucu, Türkiye, elbette ki, Avrupa içinde olacaktır, Batı içinde olacaktır, dünya ile bütünleşecektir. Biz, bunu savunan bir partiyiz.

Bakınız, verdiğiniz tavizler bunlarla bitmiyor. Avrupa Birliğinin en yetkilileri Kıbrıs konusunda ne diyorlar biliyor musunuz "Sayın Denktaş'ın önünde üç yıl vardır. Bu üç yıl içinde, ya anlaşmaya gider veyahut biz, Kıbrıs Rum kesimiyle üyelik sürecini tamamlarız" diyorlar. Bunun anlamı ne demektir; Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinden artık söz edilmemekte; Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliğine tam üye olduğunda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bir şey kalmamış olacaktır; çünkü, Kuzey Kıbrıs toprakları da Rum kesimine dahil olacak ve böylece, Avrupa Birliği, Kıbrıs'ın tek hâkimi olarak Rum kesimini tanıyacaktır.

MEHMET ÇEBİ (Samsun) - Kafana göre yorum yapıyorsun...

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Sen böyle mi istiyorsun...

ENGİN GÜNER (Devamla) - İşte, Türkiye, böyle bir tabloyla karşı karşıyadır.

Bakınız, bugünkü bir dergide çıkan habere göre, Londra'da yürütülen gizli görüşmelerde -güya, ışığa çıkan gizli görüşmelerde- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarının yüzde 25'e indirilmesi, Rum kesiminde üç Türk kantonu, Türk kesiminde de iki Rum kantonunun olması, böyle bir sisteme gidilmesi müzakere edilebiliyor.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu zihniyet sonucunda, yaptığınız büyük yanlışlıklar zincirine yeni bir yanlışlığı daha eklemektesiniz. Biliyor musunuz ki, teknik bir konu olan anlaşmalarla belirlenmiş bulunan Gümrük Birliği konusunda, aslında, Avrupa Parlamentosunun bunu tartışma ve onaylama yetkisi olmadığını... Ama, Avrupa Parlamentosu "ben Avrupa Birliği içinde en yetkili organım" diyor. Haklı, her yerde parlamentolar üstündür. "Onun için, ben bu kararı gözden geçireceğim" diyor. Avrupa Parlamentosu, ekim veya kasım ayında bu konuyu görüşecekken, siz ne yapıyorsunuz; tam tersini yapıyorsunuz; burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kanunları görüşmesini engelliyorsunuz; bu yetkiyi elinden alıyorsunuz. Avrupa Birliğinde, karşınızda ciddî adamlar olduğunu unutmayın. Avrupa Birliğine -böyle giderseniz- sizi alırlar, alırlar; ama, ondan sonra öyle bir muamele ederler ki, sizi Gümrük Birliğiyle sınırlı bırakırlar, Avrupa Birliğine tam üyelik yolunu kesinlikle açmazlar. Kendi parlamentosuna saygısı olmayan, uzun süredir çıkarması gerekli kanunları çıkarmayıp da, burada yangından mal kaçırır gibi yetki alıp, Hükümete böylesine önemli kanunları, kanun

76

hükmünde kararnameyle çıkarma yolunu açarsanız, bu işi ne kadar ciddîye aldığınızı da karşı tarafa göstermiş olursunuz.

Bu yaptığınızın tek izah tarzı vardır: Vaktinde yapmadığınız ev ödevinizi, şimdi, bu işi Meclisten çıkaramayacağınızı görüp, bu yetkiyi almak suretiyle, seri halde bu Parlamentonun, Yüce Meclisin onayından geçirmeden, alelacele hazırlamak.

Bakınız, biraz önce Sayın Bakanın verdiği izahattan gayet güzel anlaşılıyor; daha neler hazırlanıp hazırlanmadığı belli değil. Biz biliyoruz ki, bunların yüzde 70'i daha hazır değildir. Ekim ayında hazır olması gereken, bütün bu kanun, mevzuat uyarlamalarının yarısından fazlası hazır değildir. Bunları ne zaman hazırlayacaksınız, ne zaman tartışacaksınız; kim hazırlayacak, kim karar verecek, bürokratlar mı karar verecek? Türkiye için, Avrupa için hayatî önemdeki bir konuyu, bürokratların yetkisine, takdirine bırakmaktasınız. Bunun son derece yanlış olduğunu, özellikle, yetkisi olmadığı halde, Avrupa Parlamentosunun bu konuyu görüşme konusunda ısrarlı davranışları karşısında, bu yetkiyi kullanmak yerine, Avrupa Parlamentosuna karşı, siz görüşüyorsanız, onaylamak istiyorsanız, burada da Türkiye Büyük Millet Meclisi var; bakalım Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu şartlarla Gümrük Birliğine gitmeyi kabul edecek mi demek varken, Hükümetin arkasına büyük bir Meclis gücünü katmak varken, bu gücü elimizden alıyorsunuz, kime bırakıyorsunuz; Hükümete bırakıyorsunuz. Bunun son derece yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu konuda, daha başka söyleyeceklerim de vardı; ama, sanıyorum ki, işin esası budur. Gümrük Birliği konusu, Avrupa Birliği konusu, Türkiye'de son derece gayri ciddî bir tutumla, bu Hükümet tarafından ele alınmıştır, yürütülmektedir. 19 Aralık toplatısı fiyaskosu bunun ilk işaretiydi; Türkiye, bu Hükümet, daha yeni yeni Gümrük Birliği, Avrupa Birliği nosyonunu kafasına koymaya başlamış bulunmakta ama, maalesef, bu, çok geç olmuştur; hazırlıklar yapılmamıştır ve şu anda da izlenen usul yanlıştır.Bu, bizi yanlışlıklara götürür, Avrupa Birliği karşısında zayıf bir konuma sokar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Güner, lütfen cümlenizi tamamlar mısınız.

ENGİN GÜNER (Devamla) - Aklımızı başımıza almalıyız. Avrupa Birliği karşısındaki kozlarımızı, pazarlık gücümüzü tekrar en iyi biçimde kullanacak hale gelmeliyliz; bunun da tek yolu erken bir genel seçim ve kuvvetli bir hükümettir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Güner.

Efendim, şahısları adına Sayın Dumankaya..

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Grup adına...

BAŞKAN - Efendim ?..

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Tutumunuz hakkında söz verecektiniz.

ALİ OĞUZ (İstanbul) - RP Grubu adına...

BAŞKAN - Efendim bize yetki belgeniz gelmedi.

İBRAHİM HALİL ÇELİK ( Şanlıurfa) - Efendim, tutumunuz hakkında söz verecektiniz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Grup adına, Sayın Ali Oğuz...

BAŞKAN - Peki, efendim.

Buyurun Sayın Ali Oğuz.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Tutumunuz hakkında söz verecektiniz.

BAŞKAN - Efendim, birleşimin sonunda size söz vereceğim.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Birleşimin sonunda olmaz; söz verdiniz, neden cayıyorsunuz?

BAŞKAN - Ben, size söz vermedim ; birleşimin sonunda size söz vereceğim dedim.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Efendim, kürsüde hatip varken dediniz.

BAŞKAN - Hayır efendim.

Sayın Ali Oğuz buyurun.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, tutumunuz hakkında söz istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, ben, tutumum hakkında birleşimin sonunda size söz vereceğim dedim.

77

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Birleşimin sonunda olmaz.

BAŞKAN - Hayır... Birleşimin sonunda vereceğim.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, şimdi ipe un seriyorsun.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oğuz; rica ediyorum... Eğer, gelecekseniz buyurun gelin, gelmeyecekseniz...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, bu Meclisi çalıştırmak...

BAŞKAN - Ben ne yapayım yani arkadaşlar! Ben, bu Meclisi ancak sizin yardımlarınızla çalıştırabilirim; sizler yardım etmezseniz ben bu Meclisi çalıştıramam.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Çalıştırmanıza gerek yok ki, karıştırmanız kâfi geliyor (!)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oğuz.

Süreniz 10 dakika.

RP GRUBU ADINA ALİ OĞUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; müzakere ettiğimiz 858 sıra sayılı Patent, Faydalı Model, Marka, Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri İle Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanunun Bazı Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısı üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum.

Müzakereye konu olan 5 inci maddede "Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" deniliyor.

Değerli arkadaşlarım, aslında, böyle bir yürürlük maddesi üzerinde, uzun uzun konuşmaya gerek yok; ama, ne yapalım ki, tasarının tümü muallel olduğu için, hasta olduğu için, tasarının tümünü tekrar tekrar konuşmakta fayda var. Diyeceksiniz ki, bizim oğlan bina okur, döner döner bir daha okur. Biz de, döner döner, zararlı gördüğümüz hususları tekrar tekrar huzurlarınıza getiririz; siz de bunu dinlersiniz.

Ben, bu kanunu neşretmeyin diyorum. Yazıktır; bu millete de yazıktır, size de yazıktır. Niye; bu tasarı her şeyiyle sakattır. Bir yetki devri münasebetiyle, bu tasarının muallel olduğunu, Anayasaya aykırı olduğunu buradan defaatle zikrettik. Bu tasarı madem ki, mualleldir ve bir yetki devridir, bir haksız yetki devridir, öyleyse bu kanunu neşretmemek ve yürürlüğe koymamak lazım.

Meclis devreden çıkarılmıştır. Meclisi devreden çıkaran bir kanunu neşretmemek gerekir, yürürlüğe koymamak gerekir; çünkü, bunu yürürlüğe koyduğunuz zaman, haksız, kanunsuz, Anayasaya aykırı bir muamele yapmış olursunuz. Değerli arkadaşlarım, bu da, bir bakıma Anayasa suçu olur ve buradan mesuliyetiniz doğar. Bu kanunu çıkarırsanız, neşrederseniz, bugün değil; ama, yarın, size, mesuliyetinizi hatırlatırlar ve hesap sorarlar.

Ben bu konuda sizi ikaz ediyorum ve sizi yargılamaya kadar götürecek olan bu kanunları, yetki gasbı, yetki devri ve özellikle hâkimiyetin Meclisten alınıp, Hükümete devredilmesi, hatta, oradan da alınıp, Avrupa'ya devredilmesi konusunda yaptığınız hatalardan dolayı, sizi, birgün sorguya çekerler; çünkü, bu kanunun neşredildiği andan itibaren, siz, Meclisi devreden çıkarıp, hâkimiyeti Meclisten alıp, önce Hükümete, sonra da Avrupa'ya, Avrupa Birliğine, Ortak Pazara devretmeniz neticesinde, hatta, haksız, kanunsuz olarak, Gümrük Birliğine bazı yetkiler tanımanız ve özellikle hakkınız olmayan bir tarzda kanun çıkarmanız sebebiyle, mesuliyetinizi mucip olur. Bu yaptıklarınız, bir bakıma vazife suiistimali olur değerli arkadaşlarım. Zaten şurada, bir senelik ömrünüz kaldı. Bir vazife suiistimaliyle, bir Anayasa ihlaliyle, yarın, mahkemelere, özellikle, kanunî mesuliyetinizi soracak mercilerin huzuruna gittiğiniz zaman fevkalade yanlışlık olur ve bundan doğan mesuliyetiniz sebebiyle de sıkıntıya girersiniz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi tavrını belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, yarın, Yüce Divan sıfatıyla "bundan evvel çıkardığınız kanunlarda hep Anayasaya aykırı hareket ettiniz, bunda da ısrarlı oldunuz, siz, bunu, bilerek yaptınız. Bu, bir bakıma anayasa suçudur. Diğer taraftan da, Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre, vazife suiistimalidir" der ve size hesap sorar ve sizin mal varlığınız da bu tazminatları ödemeye yetmez değerli arkadaşlarım. Buradaki kalabalığınıza güvenip de -hani derler ya, korkunun ecele faydası yoktur- korkunuzu yenmek için, mezarlıktan geçen insanların şarkı söylemesi gibi, bir hava içindesiniz; ama, bir bakın, Yüce Divana giden arkadaşlarımız ne kadar üzüntü çektiler. Biz,

78

onların üzüntüsünü yakından hissettik ve neredeyse beraber üzüldük; ama, aynı üzüntüyü siz de çektiğiniz zaman, üzülürüz; ama, elimizden bir şey gelmez. Belki, o kanun huzurunda, Yüce Divan huzurunda, sizi kurtarmaya bizim de gücümüz yetmez, onu da bilesiniz.

İka ettiğiniz zararlardan dolayı, varlığınıza güveniyorsanız, inanın ki, bu devleti âliye, bu yüce devlete verdiğiniz zararı, Türk Milletine yaptığınız bu kötülükleri, ödemeye mevcut varlıklarınız yetmez, hatta hatta, bir kısmınızın dışarıya götürdüğü servetleri de yetmez; ben burada hatırlatıyorum, isterseniz bir kere düşünün.

Bu tasarının neşrini durdurun diyorum, güven tazeleyin diyorum. Güven tazelemek neyle olur değerli arkadaşlarım; siz, ikide bir Grubunuzda bol keseden atıyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bakın, 14 tane köyde seçim kazandık, artık millet bize güveniyor. Bu milleti aç da bıraksak, kötülük de yapsak, parasının değerini de düşürsek, 20 milyon işsiz de olsa, artık millet bize güveniyor, böylece biz, güven tazelemiş sayılırız. Her ne kadar Meclisin önüne gelip de, bir güvenoyu almaya yüreğimiz ve cesaretimiz yok ama, gene de bu bir güven tazelemek sayılır. 14 tane köyde seçim kazanmak az şey değildir; onun için, biz güven tazeledik" diyebilirsiniz ama, bu güven size yetmez değerli arkadaşlarım. İnek vermek vaadiyle, insanlara birkaç kuruş vererek, 14 köyde seçim kazanmak, Hükümetin güven tazelemesine yetmez. Gelin, bir güven tazeleyin, milletin huzuruna çıkın ve deyin ki, ey millet, artık bize güveninizi yenileyin, biz artık eski hükümet değiliz; biz, size çok güzel hizmetler yapacağız ve onun içindir ki, bu kanunun yürürlüğünü de durdurduk. Bakın, sizden güvenimizi tazelediğimiz zaman yeniden huzurunuza geleceğiz. Neyle olur bu; bir ara seçimle olur. Gelin, hodri meydan, bir ara seçime! Bir kere cesaret ettiniz, ondan sonra dudaklarınız uçukladı, yolun yarısında nasıl kaçacağınızı bilemediniz. (RP sıralarından alkışlar) Gelin, hiç olmazsa bir kerecik olsun bir cesaret gösterin; şöyle erkekçe, bir cesaret gösterin. Önce, bir "erken seçim" demeden evvel bir "ara seçim" deyin ve bu seçimde de boyunuzun ölçüsünü alın...

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Saat 19.00'u geçti, televizyon yayını kesildi.

ALİ OĞUZ (Devamla) - Ondan sonra, gideceğiniz bir erken seçim için -ki, buna cesaret edeceğinizi hiç sanmıyorum- hep "bir sene var" diyorsunuz, hep "normal takviminde olacak" diyorsunuz...(DYP sıralarından alkışlar!)

BAŞKAN - Sayın Oğuz, bu söylediklerinizin maddeyle ilgisi var mı, sizin takdirinize bırakıyorum!

ALİ OĞUZ (Devamla) - Sayın Başkan beni ikaz etti; haklı. Sayın Başkan, ne diyor: "yürürlük maddesi üzerinde konuş" diyor; ben ne diyorum: Gelin, bunun yürürlüğünü durdurun diyorum; haydi, hodri meydan diyorum! Haydi bakalım, Türkiye'ye bir iyilik edin. Haydi Türkiye!.. Haydi Türkiye!.. (RP sıralarından alkışlar, DYP ve CHP sıralarından alkışlar [!])

Değerli arkadaşlar; ama, yapamazsınız. Niye yapamazsınız; bakın, bir kere burada, kanunun dibacesinde, genel gerekçesinde "6.3.1995 tarihinde toplanan Türkiye-AT Ortaklık Konseyi kararının 63 üncü maddesine göre, Türkiye, 1995 yılının Ekim ayına kadar mevzuat uyum çalışmalarını bitirmek durumundadır" denilmektedir.

Ee, sizi bağlamışlar, randevunuz var Avrupalılarla, ona yetişmek mecburiyetindesiniz. Eğer, 66 tane tasarıyı, buradan, tek tek, geçirmek isteseydiniz, buna ömrünüz yetmezdi, bir sene yetmezdi, seçimlere kadar da yetiştiremezdiniz. Ondan sonra da, Avrupalılar sizi muaheze ederdi. Böyle bir kolaylık buldunuz; ama, bu kolaylık da sizin işinize yaramayacak ve sizi kurtaramayacak değerli arkadaşlarım.

Onun için, ben diyorum ki: Bakın, madem, burada bir randevunuz var; -6.3.1995- bunu nasıl olsa kaçırmışsınız. Gelin, hiç olmazsa bu işin doğrusunu yapalım -Sayın Başkanım da "yürürlük tarihi üzerinde konuş" diyor- bu yürürlüğü durdurun değerli arkadaşlarım, deyin ki: "Biz, bu kanunu, şimdi yürürlüğe koymuyoruz, evvela bir ara seçime giderek bir güven tazeleyeceğiz; sonra, büyük seçime giderek bir güven tazeleyeceğiz; büyük seçimden sonra, mevcut kanunların hepsini yeniden bir gözden geçireceğiz, 66 tasarıyı Meclisin huzuruna getireceğiz." Bunların içerisinde hal kanunu tasarısı da olabilir, burada saydıklarınız da. Getirin, belediyelerin daha yetkili kılındığı, mahallî idarelerin tasarruflarında olan hallere, pazarlara, su tesislerine, su kaynaklarına el atın, belediyenin görevlerini yüklenin ve böylece,

79

hem mahallî idarelere hem de Meclisin ve Hükümetin görevlerini tam yetki kapsamına almış olun.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Şahısları adına, Sayın Cevat Ayhan; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; yetki kanunu tasarısının 5 inci maddesinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu maddede, bu kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği ifade edilmektedir; ancak, endişemiz odur ki, biraz evvelki konuşmamda, önceki maddede de arz ettiğim üzere, bu yetki kanunu çerçevesinde çıkarılacak olan patent kanunu, Türkiye'de imalat sanayiinin gelişmesini durduracak, gerilemesine ve çökmesine sebep olacak.

Müteaddit müzakerelerde burada arz ettim ki -hatırlarsınız- son onbeş yılda, imalat sanayiinin, toplam sabit sermaye yatırımları içindeki payı azalmıştır; yüzde 30-34' ten bugün yüzde 9'a,10'a kadar düşmüştür; 10'a, 11'e, bu mertebeye... Bu kadar yatırımsız kalan, teknolojisini yenileyemeyen imalat sanayiini, biz, şimdi, bu patent kanunuyla, Çorum'daki, Antep'teki, Kayseri'deki, Türkiye sathındaki orta ve küçük işletmeleri, Batı'lı firmaların insafına terk edeceğiz; bu firmalar ne yapar; bu firmalar şunu yapar: Türkiye'de kullanılan, revaç bulan, ihtiyaç duyulan makineyi, teçhizatı, malzemeyi, dünyada yapılan numunelerine de bakarak, örnek alarak kendi tezgâhlarında imal eder. İmalat sanayii ile yakın ilgisi olan arkadaşlarımız bunu bilirler ve bunlar, 50 kişinin altında insan çalıştıran işyerleridir; bunu yadırgamayalım. Bugün, İtalyan ihracatının yüzde 40'ı, 20 kişinin altında işçi çalıştıran küçük işletmelerce yapılmaktadır ve bu ülkeler böyle kalkınmıştır.

Şimdi, biz, Türkiye olarak bu noktadayız. Türkiye'nin, biraz sanayileşme istidadı, potansiyeli olan yerlerinde, bu ustalarımız -bunlar, mühendistir veya ustadır; aynı zamanda patrondur, aynı zamanda oranın ticaretini yönetir, finansmanını yönetir; her şeyin sorumlusudur- ihtiyaç duyulan bu aletleri, makineleri, teçhizatı gayet güzel imal ederler ve vatandaşın hizmetine sunarlar.

Biz, bu patent kanununu çıkardığımız zaman, yabancı firmalar, bunların gırtlağına yapışacak, bunları mahkemeye verecek, sürüm sürüm süründürecek ve bu firmalar ayağa kalkamayacak; bunlar, bize beddua edecek. Sadece, bunların çökmesi, bedduası mesele değil; Türkiye sanayileşemeyecek. Türkiye'yi sanayileştirecek olan, bu, orta ve küçük işletmelerdir. Büyük firmalar, büyük işletmeler, kitle halinde imalata, tüketim mallarına yönelirler; ama, orta ve küçük işletmeler, fabrika yapan; fabrikalar dediğimiz, makineler dediğimiz; yani, imalat sanayii, esas itibariyle, makine teçhizat, elektrik makineleri, elektronik sanayii bunlardır; yani, bunlara çok ağır bir darbe indirmiş oluruz. Şahsen, bendeniz, bir mühendis olarak dolaştığım yerlerde bu sektörle yakın temastayım. Bunlar, böyle bir kanunu arzu etmiyorlar ve bundan endişe ediyorlar.

Yine, tabiî, burada, ilaç sanayii üzerinde konuşmamız lazım. İlaç sanayii de aynı sıkıntılarla karşılaşacaktır. Bakın, bugün, Türkiye ilaç sanayii, millî ilaç sanayimiz, yılda 1,5 milyar dolarlık üretim yapıyor. Bu firmalar, son beş yılda 400 milyon dolarlık yatırım yapmışlardır. İşte, bu firmaları da, biz, yabancı firmaların eline teslim edeceğiz; ilaç fiyatları artacak, fevkalade pahalanacak, sosyal güvenlik kurumları ve vatandaşlar ilaç ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacaklar; bunun tepkisi bize ve bu Meclise gelecek. Onun için, bu kanun tasarısını burada müzakere etmemiz gerekirdi, madde madde burada tartışmamız gerekirdi. Biz, şimdi, bu yetki tasarısıyla ilaç sanayiinin idam fermanını da bu Hükümetin eline veriyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, son cümlenizi söyler misiniz efendim.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Son cümlemi arz ediyorum efendim.

O zaman Türkiye'de yer yerinden oynayacak, seçim çevrelerinde ve memleket sathında çok sert ve çok acı tepkiler alacaksınız. Bu tepkiler, hem imalat sanayiinden gelecek, hem ilaç sanayiinden gelecek ve bu mamulleri kullanan vatandaşlardan gelecek; bunu burada hatırlatmakta fayda görürüm.

Hepinize hürmetlerimi arz ederim.

80

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Sayın Selçuk Maruflu; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakikadır.

SELÇUK MARUFLU (İstanbul) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; son maddelere gelinmesi itibariyle söz almak istemiyordum; ancak, bu yasa tasarısının -arkadaşları da dikkatle dinledim- çok eksiklikleri vardır ve zannediyorum ki, Anayasa Mahkemesine gidecektir. Anayasa Mahkemesi burada yapılan konuşmalar içinde değerli olanları veya not ettiklerini alır ve ona göre inceler. Burada iki tane eksiklik görüyorum ve tutanaklara geçmesi açısından bunları belirtmek istiyorum:

Bunlardan bir tanesinde garip bir durum var. Hükümet, belli konularda, Anayasanın 91 inci maddesine göre yetki istiyor; ancak, enteresan bir durum vuku buluyor; Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret Komisyonunda, Hükümetin istemediği bir yetki tasarıya ilave ediliyor; bu, bana bir tenakuz durumu olarak görünüyor; çünkü, Hükümet, bana bu konuda yetki verin demiyor. Mesela, Türkiye Odalar Birliğiyle ilgili husus olarak, Hükümet tasarısında olmamasına rağmen, Sanayi ve Teknoloji ve Ticaret Komisyonu tarafından maddenin (e) fıkrası olarak tasarıya sokuluyor ki, bu garip bir durum. Hükümet yetki istiyor, biz, bu yetkinin doğru olmadığını söylüyoruz; ama, yetki istemediği bir husus da, buraya girmiş oluyor...

MEHMET ÇEBİ (Samsun) - Komisyonda incelendi ve kabul edildi.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin, rica ediyorum.

SELÇUK MARUFLU (Devamla) - Ama, Hükümet istemiyor, tasarıda yok.

ORHAN ŞENDAĞ (Adana) - Komisyonun istemediği bir şey, nasıl çıkar...

SELÇUK MARUFLU (Devamla) - İkinci durum şu: Kanun hükmünde kararnameye karşı değilim. Kanun hükmünde kararname, Anayasanın 91 inci maddesine göre, acil durumlarda veya ihtiyaç olan durumlarda istenebilir; ancak, bu değişecek olan yasalar, Avrupa Birliğiyle, Gümrük Birliğiyle ilintili, ilişkili olan yasalar olduğu için, buna, bir nevi yabancı anlaşma niteliği vermek mümkündür, bunlar yabancı anlaşmalar niteliğine gelecektir; çünkü, Avrupa Birliğiyle ilişkisi vardır. Avrupa Birliğiyle ilişkisi olan, bir yabancı ilişkisi olan yasaların -biz mevzuatımızı değiştiriyoruz; ama, uyum anlaşması çerçevesinde, Avrupa Birliği Ortaklık Konseyi çerçevesinde değiştiriyoruz, o da 19 uncu maddesine göre- bana göre, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bu nedenlerle, keşke, mümkün olabilseydi -ki, biz, 1 Martta Gümrük Birliğine girdik veya önanlaşma yapıldı- Hükümet o zamandan beri, gerekli hazırlıkları tamamlasın, buraya tasarıları getirsin, Yüce Meclis, bunları teker teker görüşsün, buradan geçirsin ve bu şekilde, Avrupa Birliğiyle olan müzakerelerde de arkanızda Büyük Millet Meclisin desteğini veya desteği olmayan konuları da söyleyerek gidebilelim.

Bakın, Türkiye, çok kritik bir durumdan geçiyor. Türkiye tarihinde ilk defa, Avrupa Konseyiyle ortaklık veya Avrupa Konseyine üyelik meselesi iki ay süreyle askıya alınmış durumda; Türk parlamenterleri Avrupa Konseyine gidemiyorlar. Bu, yalnız 12 Eylül 1980'de olmuş bir durumdu, çok exceptional bir durum; ama, maalesef, Türkiye'nin itibarını göstermesi açısından da önemli bir durum; ben, bunları belirtmek istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Maruflu.

Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.

Maddeyle ilgili önergeler vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı Hüseyin Erdal Ahmet Cemil Tunç

Konya Yozgat Elazığ

Fethullah Erbaş Bahaddin Elçi Ömer Ekinci

Van Bayburt Ankara

Teklif:

Madde 5.- Bu Kanun yayımından bir ay sonra yürürlüğe girer.

81

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı Hüseyin Erdal Ahmet Cemil Tunç

Konya Yozgat Elazığ

Fethullah Erbaş Bahaddin Elçi Ömer Ekinci

Van Bayburt Ankara

MADDE 5 - Bu Kanun yayımından altı ay sonra yürürlüğe girer.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı Hüseyin Erdal Ahmet Cemil Tunç

Konya Yozgat Elazığ

Fethullah Erbaş Bahaddin Elçi Ömer Faruk Ekinci

Van Bayburt Ankara

Teklif:

MADDE 5 - Bu Kanun yayımından onbeş gün sonra yürürlüğe girer.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı Hüseyin Erdal Ahmet Cemil Tunç

Konya Yozgat Elazığ

Fethullah Erbaş Bahaddin Elçi Ömer Faruk Ekinci

Van Bayburt Ankara

Teklif:

MADDE 5 - Bu Kanun yayımından üç ay sonra yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Şimdi, aykırılık sırasına göre işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 5 - Bu Kanun yayımından altı ay sonra yürürlüğe girer.

Mustafa Ünaldı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önergeye, Hükümet ve Komisyon katılmıyor.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, Anayasaya aykırılık önergemiz vardı; o nerede acaba?

BAŞKAN - O, 6 ncı maddede varmış, 5 inci maddede yokmuş.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - 5 inci maddede de var.

BAŞKAN - Arkadaşlar "yok" diyorlar.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, gönderdik.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Ne demek yok; oraya güvenimizi kaybediyoruz.

BAŞKAN - Arkadaşlar, önergeler bana gelmiyor.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - "Kayboldu" lafı, kesinlikle mazeret değil.

BAŞKAN - Arkadaşlar, bir yanlışlık olmuş olabilir; bir araştıralım.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Ne demek?!.. Laubalilik...

BAŞKAN - Arkadaşlar, yok...

Bakın, 5 inci maddeye kadar, Anayasaya aykırılık önergeleriniz vardı; işleme konuldu; 6 ncı maddede de var.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Sayın Başkan, kayıt numarası mı alalım oraya bir şey verdiğimize dair...

82

BAŞKAN - Sayın Gül, rica ediyorum; birbirimize güven duyacağız tabiî.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Tabiî; ama, biz, şimdi güvenimizi kaybettik.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, güvenilecek gibi hareket etseniz, mesele yok.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Başkan, aynısı 5 inci maddede de var.

BAŞKAN - Efendim, arkadaşımız "6'da varmış da, 5'de yok" diyor.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Anayasaya aykırılık önergemiz vardı...

BAŞKAN - Ee, "yok" diyorlar arkadaşlar; ben nereden yaratayım yani; yok...

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Sayın Başkanım, devam edin, devam edin...

BAŞKAN - Söz istiyor musunuz Sayın Ünaldı?..

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - İstiyoruz efendim. Anayasaya aykırılık önergesi üzerine...

BAŞKAN - Efendim öyle bir önerge yok...

Rica ediyorum... Olabilir; bir yerde -ya sizde ya Kanunlar Müdürlüğünde- bir hata olmuş; kusura bakmayın.

Buyurun Sayın Kapusuz.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarının son maddelerine geldik...

BAŞKAN - 6 ay sonra yürürlüğe girmesi konusundaki önerge üzerinde söz verdim efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Evet, biliyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, Genel Kurulun, şu andaki çalışma usulümüz ve çalışma süresi hakkındaki kararı, maalesef, Sayın Başkanın yanlış tutumu sonucu bu noktaya taşınmıştır. Şu anda, bu çalışmayı yapamazsınız; çünkü, siz, Danışma Kuruluna gidiyorsunuz, gece saat 24.00'e kadar çalışma süresi getiriyorsunuz, ondan sonra tutuyorsunuz, son anda -iki üç tane madde var, kaç tane önerge var, belli değil- hemen oylama yapıyorsunuz; bu, katî surette, buradaki çalışma huzuruna katkı sağlamaz.

Şimdi, bu yürürlük tarihinin, yayımında başlaması yanlış. Her şeyden önce, sayın bakanlarımız çok yoruldular(!) birazcık istirahat etmeleri lazım. Onun için, biz, 6 aylık bir süre istedik. Kendimiz için istemedik; çünkü, biz, kendisi için isteyenlerden değiliz, sayın bakanlarımız için istiyoruz (DYP sıralarından "Yok canım!" sesleri)

Değerli arkadaşlar, bakınız, yürürlüğe girme meselesinde, dikkatinizi bir hususa çekmek istiyorum; şimdi, bu yürürlük konusu, zaman zaman konunun içi ve dışı tartışmasına da sebebiyet veriyor; ancak, bu maddeler, yürürlük ve yürütme maddeleri olduğu için, kanunun tamamını kapsar. Maddedeki ifade, aynen "Bu kanun" diye başlıyor. Bu kanunla ilgili bütün meseleler, yürütme ve yürürlük süresiyle alakalı olduğu için, tümü üzerinde yapılan konuşmalardan hiçbir arkadaşımız rahatsızlık duymasın.

Şimdi, her şeyden önce, siz, bir Koalisyon Hükümetisiniz. Bir Koalisyon Hükümeti olarak, kendi aranızda, bunun yürürlüğünü isterseniz yayımı tarihinde başlatın, isterseniz üç ay sonra başlatın, isterseniz altı ay sonra başlatın -bizim önergemize uygun olarak- ama, sizin, her şeyden önce uyumunuz söz konusu değil...

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Allah Allah!..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Neden; bakınız, bugünkü gazetelerden size bir kupür gösteriyorum "ortaklarda güven bunalımı" diye yazıyor. Sizin, bu son kurulan Koalisyon Hükümetinde aynen ifadeniz şuydu; Bakanlar Kurulu toplantısında...

Y. FEVZİ ARICI (İçel) - Konuyla ne alakası var; konuya gel, konuya...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Konuyla çok alakalı.

BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahale etmeyelim... Rica ediyorum...

Siz devam edin efendim.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, Bakanlar Kurulu toplantısında, tüm kabine üyelerinin ortak kararıyla, işbaşındaki Hükümetin güvenoyu alması görüşü ilke olarak benimsenmişti; ancak, daha sonra, şu seçimlere gelinceye kadar bir karambol yaşandı ve seçimlerden sonra Sayın Başbakan "bu bir seçimdi, güvenoyu manasına gelir, güven oylamasına ne gerek var" dedi. Diğer ortağa gelince; Sayın Başbakan Yardımcısı

83

da diyor ki "hayır efendim, mutlaka güven oylamasına gitmemiz lazım." Şimdi, böyle bir görevin yürürlük süresini 6 ay olarak istememizdeki haklılığımız bir nevi orta yere çıkıyor. Siz, önce, bu güven oylaması meselesinde oybirliğine varın, orta yere bir karar koyun, ondan sonra da Yüce Parlamentonun yasama yetkisini devralın; hem de 10 tane kanunda 1 662 tane madde üzerinde değişiklik... Eğer, siz, bu külliyatı bütünü olarak düşünecek olursanız, 5 bin maddeden belki daha fazladır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, biz, burada birçok uluslararası antlaşmaları oylamayla geçirdik. Ondan sonra da onlarla ilgili kanunlar geçer; ama, siz ne yapıyorsunuz; o antlaşma daha tahakkuk etmemiş; bunun yerine, onlara uyum yapacağız adı altında, Parlamentonun yetkisini devrediyorsunuz; bu, Anayasaya aykırıdır. Dolayısıyla, yürürlükle ilgili bu sürenin, yayımı tarihinden değil, 6 ay sonrasından başlaması sizin aranızdaki sonuçları da net göstereceğinden dolayı, bu önergeye -şayet- müspet oy verirseniz, siz rahatlarsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi söyler misiniz; rica ediyorum, süreniz de bitti.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Söylüyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Meclis Hükümete, Hükümet bürokratlara, bürokratlar tercümanlara, tercümanlar vasıtasıyla da Avrupa Birliğine, "Gümrük Birliği" adı altındaki gerekçeyle yaptığınız bu eylemin yürütülmesinin elbette geciktirilmesi çok doğrudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Mİllet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı (Konya) ve arkadaşları

Teklif:

Madde 5: Bu kanun, yayımından 3 ay sonra yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor; Hükümet katılmıyor.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Efendim, Komisyon katıldı; katılınca söz hakkı doğmuyor size; kusura bakmayın. (DYP ve CHP sıralarından gülüşmeler)

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı (Konya) ve arkadaşları

Teklif:

Madde 5: Bu kanun, yayımından 1 ay sonra yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor, Hükümet katılmıyor.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Karar yetersayısının aranmasını istiyorum.

84

BAŞKAN - Efendim, karar yetersayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi işleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 5 inci maddesini aşağıdaki şekilde değiştirilmesi arz ve teklif ederiz.

Mustafa Ünaldı (Konya) ve arkadaşları

MADDE 5: Bu Kanun, yayımından 15 gün sonra yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Önergeye, Komisyon katılıyor, Hükümet katılmıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

5 inci maddeyi, okunan şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

Yürütme

MADDE 6.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. (DYP sıralarından "Yok, yok" sesleri) Efendim, bir dakika, arkadaşların konuşma hakları var...

Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına Sayın Mustafa Balcılar, Refah Partisi Grubu adına Sayın Mustafa Ünaldı adına söz almışlardır.

Sayın Balcılar, buyurun efendim.

Süreniz 10 dakikadır.

ANAP GRUBU ADINA MUSTAFA BALCILAR (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu geç saatte, müzakerelerin süresini uzatmak gayesiyle söz almadım; uygulamayı yapacak olan, yürütmeyi uygulayacak olan Bakanlar Kurulunu, çok kısa olarak, birkaç konuda ikaz etmek amacıyla söz almış bulunuyorum.

Bu Gümrük Birliğiyle ilgili uyum yasalarından en önemli olanı patentle ilgili olanıdır. Patent kanunu tasarısı, Meclisin komisyonlarından geçmiş ve Genel Kurulda sırasını almışken, Hükümet, bir yetki kanunuyla, bu patent kanununu da tekrar düzenlemeyi amaçlamaktadır. Mecliste sırasını bekleyen ve maddeler üzerinde, bir parti dışında diğer partilerin -Anavatan Partisi de dahil olmak üzere- tamamen katıldığı ve Meclis gündemine getirilmesi halinde bir iki saat içerisinde müzakere edilecek, görüşülüp kanunlaşabilecek bir kanunun yetki kanunu kapsamına alınmasını anlayabilmek mümkün değildir; ama, az sonra izah edeceğim sebeplerden dolayı, muhtemelen, bu yetki kanunu tasarısının içerisine alındığını zannediyorum.

İlgili komisyonlarda görüşülürken, patentle ilgili kanunun hiçbir maddesinde problem söz konusu olmadı; bir tek, ilaçla ilgili, geçiş süresini düzenleyen madde konusunda problem oldu. Bir tek madde konusundaki problemden dolayı, bu, Meclis gündemine getirilmekten korkulmakta ve kaçırılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, patentle ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.

Patentin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğince tarifi şöyledir: "Başkalarının belirli bir malın imalatı, kullanımı ve satışından veya imal usulünden faydalanmasını men edebilmek için sahiplerine hükümetler tarafından verilen bir imtiyazdır." Yani, ikinci ve üçüncü şahısların kullanımı için imtiyaz hakkıdır.

Bu, diğer emtialarda belki o kadar önem arz etmiyor; ama, ilaç gibi hayatî bir emtiada fevkalade önem arz etmektedir; çünkü, dünyadaki keşfedilen ve keşfedilmek amacıyla patent müracaatı yapılan mallar içerisinde, birinci sırayı ilaç almaktadır ve dünyada, her yıl, 10 bin civarında ilaç molekülü, keşfedilmek üzere, patent alınma aşamasına girmek üzere devreye girmektedir. Bunun değişik fazları vardır. Burada, 4 yıl ilâ 12 yıl arasında bir süre

85

gerekmektedir ve kanser ilacı gibi ilaçlar da 200 ilâ 300 milyon dolar civarında bir harcama gerektirmektedir. Ülkemizdeki en yüksek cirolu bir ilaç firmasının yıllık cirosu 150 milyon doları geçememektedir. Dolayısıyla, ilaçta patenti sıfır yıla indirmemiz halinde, Türkiye'de, ilaç firmalarının, bir ilaç keşfederek, patent alarak yaşayabilmesi mümkün değildir ve Türkiye'de ilaçtaki geçiş süresini sıfıra indirmemiz halinde, şu anda yurtdışına ihracat yapabilecek duruma gelen, dünyadaki 60 ülke içerisinde bulunan, GMP iyi imalat kurallarını uygulayabilen, bio-yararlılık analizlerini yaparak imalatları yapabilecek seviyeye gelen ve ihracat yapmaya başlayan Türkiye'deki yerli sanayi derhal çökecektir; çünkü, bir tek patent alabilecek ilacı olmayacaktır.

Ayrıca, bugün sağlık harcamaları ülkemizde ve dünyada fevkalade önem arz etmektedir. Türkiye'deki sosyal güvenlik kuruluşlarının sağlık sigortaları, sağlık hizmetlerini vermekte sıkıntı çekmektedir; eczanelerin ilaç parasını dahi verememektedir. Geçiş süresinin sıfır yıla inmesi ve patentin Türkiye'de uygulanması halinde, Türkiye'deki ilaç fiyatları anında iki misline çıkacaktır. Bunu uygulayan siyasî iktidarlara da, vatandaş, herhalde sandıkta bunun karşılığını verecektir. Dolayısıyla, siyasî irade olarak, bunun sıfır yıla indirilmesi, hem kendilerinin aleyhinedir hem devletin aleyhinedir hem de Türkiye'de yeşermeye başlayan yerli sanayinin aleyhinedir.

Dünyadaki uygulamalarda, Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda, bırakın Gümrük Birliği olayını, tam üyelik aşamasında dahi, Fransa süre almıştır, İspanya 10 yıl süre almıştır, Portekiz süre almıştır, Yunanistan süre almıştır...

HALİL BAŞOL (Tekirdağ) - Sadede gel sadede.

MEHMET ÇEBİ (Samsun) - Biz bir şey yapmayacak mıyız millet olarak...

KADRİ GÜÇLÜ (Bursa) - Siz, hangi oteldeydiniz?!.

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Bakanlar Kurulu yürütmesin mi maddeyi?!.

MUSTAFA BALCILAR (Devamla) - Efendim, endişelerimiz var, onu ifade ediyorum; on yıllık süre konusunda endişelerim var, onun için söz aldım ve sizi de rahatsız edecek fazla bir ifade kullanmadım; sadece, bilgi sahibi olmayan arkadaşlarımıza bilgi veriyorum; çünkü, böyle önemli teknik konular ancak dar çerçevede müzakere edilebilir. ilgili ihtisas komisyonlarında saatlerce müzakere edildi, Sağlık Komisyonunda müzakere edildi, oybirliğiyle on yıla çıkarıldı ve Sağlık Komisyonunda müzakere edilirken -burada komisyon üyesi arkadaşlarımz var- bazı çevreler, bazı güzel kadınları, komisyon üyelerini ikna edebilmek için, oraya, kulise gönderdiler ve o hanımlar, Ankara Otelinde, şu otelde bu otelde, kişilerle, komisyon üyeleriyle görüşerek kulis yapmaya çalıştılar.

AHMET DÖKÜLMEZ (Kahramanmaraş) - Doğru, doğru!..

MUSTAFA BALCILAR (Devamla) - Buna rağmen, şu anda DYP'nin Genel Başkan Yardımcısı olan Sayın Ahmet Küçükel de dahil olmak üzere, İktidar ve muhalefet milletvekilleri, oybirliğiyle, on yıl konusunu kanuna koyduk.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Oybirliğiyle değil!.. Biz, hayır dedik.

MUSTAFA BALCILAR (Devamla) - Ama, aynı çevreler, Plan ve Bütçe Komisyonuna gitmeden evvel dediler ki: "Biz bunu yukarıdan hallettik kardeşim; Meclis Genel Kurulunda bu işi halledeceğiz." Şimdi, Meclis Genel Kuruluna getirilemiyor, yetki kanunuyla, yine, birilerinin inisiyatifine bırakılıyor.

Plan ve Bütçe Komisyonunda, o hanımlara ilaveten -bu da Meclisin ayıbıdır, Meclis Başkanının ayıbıdır- ellerinde çantalarla -içinde para mı var, ne var bilemiyorum- Amerikalıları, İsviçrelileri, Plan ve Bütçe Komisyonunun önünde kulis yapmak için beklerken gördük; Komisyon üyesi arkadaşlarımız şahittir. (RP sıralarından alkışlar) Buna rağmen, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri de, oybirliğiyle, İktidar ve muhalefet dahil olmak üzere, on yılı kabul etmiştir; ama, şu anda, bunun sıfır yıl olması konusunda, yukarılarda bir yerlerden söz verildiği konusunda endişelerimiz vardır.

Bu konu, patentin bir tek problemli konusu olan ilaçtaki geçiş süresiyle ilgili on yıl, Meclisin görüşü alınmadan, yetki kanunuyla gerçekleştirilecektir. Meclisi kim temsil eder; Meclise niyabeten görev yapan komisyonlar temsil eder. Dolayısıyla, komisyonlarda, İktidar ve muhalefetin oybirliğiyle kabul edilen on yılın altında bir sürenin bu yetki kanununda gerçekleşmesi halinde, o zaman, bu endişelerimizin gerçekleştiğini anlamış olacağız.

86

AHMET ŞEREF ERDEM (Burdur) - Ve sözünüzü geri alacaksınız.

MUSTAFA BALCILAR (Devamla) - Aksi takdirde de, sözlerimizi geri alacağız.

Hepinize saygılar sunarım. (ANAP ve RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim, Sayın Balcılar.

Refah Partisi Grubu adına, Sayın Mustafa Ünaldı; buyurun.

Süreniz 10 dakika.

RP GRUBU ADINA MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; tasarının 6 ncı maddesi üzerinde, Grubumuzun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; önce, Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, 1 inci madde üzerinde konuşan DYP sözcüsü Kadir Güçlü'nün bir beyanını düzeltmek istiyorum.

KADİR BOZKURT (Sinop) - Kadir değil, Kadri...

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Alnının teriyle rızkını kazanan, bu arada asimile olmamak için var gücüyle mücadele etmek durumunda bulunan, millî kültürünü muhafaza eden millî görüşlü kardeşlerimizi kastederek "dilenciler" ifadesini burada kullandı. Bu sözü, esefle dinledim. Kem söz sahibine aittir; bu söz, bu İktidara yakışır. Bunu, burada vurgulamak istiyorum.

Kanun hükmünde kararname, Anayasal bir müessese olmakla beraber, derhal Meclis gündemine alınması, Anayasanın amir hükümleri arasındadır; zaman kaybedilmeden, kısa zamanda kanunlaştırılması Anayasanın amir hükmüdür. On yılı geçkin sürelerle bekleyen kanun hükmünde kararnameler olduğuna göre, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek, artık, Anayasal bir müessese olmaktan çıkmış görünümdedir.

Ondan dolayı, son maddesine de gelsek, Anayasaya aykırılık iddialarımızı tekrarlamak ve milletvekili arkadaşlarımızın, ellerini vicdanlarına koyarak oy kullanmalarını istemek, bu konudaki uyarılarımızı, son maddede de olsa tekrarlamak, bizim için vicdanî bir borç haline gelmiştir. Bunu, özellikle vurgulamak istiyorum. Hele hele, Avrupa Topluluğuyla zorunlu bir randevu ortaya koymuş, miletimizin menfaatlarını elinin tersiyle itebilen; ama, Avrupa Birliğine endekslenmiş bir Hükümetin, yürütücü olabileceğini şüpheyle karşılıyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizi ifade etmek istiyorum.

Biraz evvel, ANAP sözcüsü değerli arkadaşımız, çok önemli iddialarda bulundu. Hele hele, başından beri, kendilerinin, kendi sözcülerinin söylediklerinin de tersine beyanları ortaya koydu ve endişelerde, bizim endişelerimize katıldığını, en ağır delillerle, kendine göre delilleri ortaya koyarak söylemiş oldu. Şahsen, o konudaki endişelerin ciddî endişeler olduğunu, tekrar tekrar görüşülmesi gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum.

İkazlarımızı tekrarlayacağız. Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyim. O günkü toplantıya katılamayacağımı; fakat, çok önemli bir konuyu görüştüğümüz için bu konunun ertelenmesi gerektiğini bir faksla, Sayın Başkana ilettim...

HALİL BAŞOL (Tekirdağ) - Gümrük maddesiyle ilgili bir tek kelimeye razıyım!..

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - ...çok önemli konular içeriyor dedim, bundan evvelki, maddelerde de tekrar tekrar şahsî söz istedim; ama, konuşma fırsatını yeni buldum. Milletvekili arkadaşlarımıza iletmemiz gereken önemli hususlar var. Özellikle, bunları vurgulamak istiyorum...

Hepsine değinmek mümkün değil, bu kalan süre içerisinde, bu geç vakitte, ben, 5 hususu, tekrar, vicdanlarınıza arz etmek istiyorum.

Birincisi, yetki. Bu konuda yetki vermenin sakıncalarını tekrar tekrar arkadaşlarımız söylediler; son maddede bir kere daha söylüyorum. Tasarının geneli hakkındaki görüşmelerde vurgulandı; Grubumuz adına genel görüşmelerde konuşan Sayın Kapusuz'un verdiği beyanlara aynen katılıyorum.

Ayrıca, Sayın Ölmeztoprak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cindoruk'un bir beyanını, geneli hakkında değerlendirmelerde gündeme getirdi. Ben, son maddede bir kere daha hatırlatıyorum. "Hukuktan vazgeçilirse kazanılmayacak seçim yoktur" beyanının içerisinde ortaya konulmuş gerçekler, aslında, bu yasa tasarısı içerisinde de geçerli gerçeklerdir; onu tekrarlamayacağım...

87

Yine, Sayın Cengiz Bulut, bir konuya dikkat çekti; dedi ki: "Meclis Genel Kurulunda güvenini kaybetmiş Hükümet, kanun hükmünde kararnamelerle Avrupa Topluluğunun direktiflerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu, son derece sakıncalı bir durumdur. Bir güvenoyu bunalımı vardır; bu güvenoyu bunalımı mutlaka aşılmalıdır. "

Dikkat çekmek istediğim ikinci husus, Hükümete, yaş sebze ve meyve ticaretiyle ilgili yetki vermektir. Bu Hükümet, mevcut belediyelerin imkanlarını ortadan kaldırmak ve siyasî literatüre geçmiş "belediyelerin elini kolunu bağlama" tabirini gerçekleştirmek için birtakım faaliyetler içerisindedir ve bu faaliyetlerden dolayı da sabıkalıdır. Böylesine sabıkalı bir Hükümete, yeniden, belediyelerin imkânlarını kısıtlayacak bir yetkiyi vermeyi son derece sakıncalı görüyorum; bu konuda, milletvekili arkadaşlarımızın vicdanlarına seslenmek istiyorum; kanun hükmünde kararnamelerle belediye aleyhtarlığını ne dereceye getireceğini, arkadaşlarımız kendi vicdanları üzerinde düşünmelidirler.

Mal üretimini durdurmuş, Türkiye'yi küçültmüş bir İktidarın, şimdi de belediye hizmetlerini küçültmek gibi bir tavır içinde olması, esef verici, üzüntü verici, hizmetleri önleyici, hizmetleri kıskanıcı bir durum olarak değerlendirilebilir. Bu, son derece yanlıştır, bu konuda ikaz ediyorum.

Üçüncü mahzur ise, belki en önemli husus, arkadaşlarımızın gözardı ettiği, bekli de olabilecek tabloları değerlendiremedikleri bir durum diye değerlendirerek arz etmek istiyorum: Zaman zaman Avrupa'ya gidiyoruz -sizler de gidiyorsunuz muhakkak- gittiğimiz bu yerlerde, vatandaşlarımızla, camide, mescitte, dernekte, kahvede, nerede bulursak, sohbet ediyoruz. Bu sohbetler sırasında, Avrupa'da yaşayan kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın şikâyetlerinin birincisi, çocuklarına sahip olamamak, millî kültürle eğitimlerini gerçekleştirememek ise ikincisi de gönül rahatlığıyla, huzur içinde yiyebilecekleri helal gıdayı, helal eti bulamamaktır. Yani, Avrupa' nın standartları bizim inançlarımıza uygun değildir. Bu, Avrupa için bir ayıp olmaz; Avrupa'nın kendi inancına uygun gıda üretmesi gayet normal bir şey; ama, bizim, Avrupa standartlarına uyup da kendi vatandaşımızı, kendi vatanımızda insanımızı helal et arar, helal gıda arar hale düşürmemiz herhalde son derece tehlikeli bir durumdur, insanımıza saadet vermeyecek, huzur vermeyecek bir durumdur.(RP sıralarından alkışlar) Özellikle bu konuda Avrupa standartlarına uymamızın mümkün olmadığını vurgulamak istiyorum. Avrupa kesimleri, bizim yönümüzden, bizim inancımız yönünden son derece sakıncalı kesimlerdir, her, kasaba giden vatandaş, o etin helal olup olmadığını düşünmek mecburiyetindedir.

MEHMET ÇEBİ (Samsun) - Bin tane Türk kasap var oralarda; ne konuşuyorsun.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Bazı arkadaşlarımız bunu laiklik yönünden değerlendirebilirler. Bunun laiklikle falan ilgisi yok. İnsanların inandıkları şekilde yaşamak, istedikleri malı istedikleri şekilde bulmak, özellikle kendi vatanlarında, en önde gelen haklarından birisidir; bu hakkı almaya kimsenin hakkı yoktur. Özellikle bu konuda elinizi vicdanınıza koyarak oy kullanın diye bir kere daha uyarmak istiyorum. (DYP sıralarından gürültüler)

Vatandaşlarımızın huzur ve saadetini kaçırmak kimsenin hakkı değildir, hele hele, böyle bir tavra girenlerin, sonunda kendi huzurlarını kaçıracaklarını, kendi vicdanlarındaki huzuru kaçıracaklarını özellikle ifade etmek istiyorum.

Yeni bir şey getiremiyorsunuz, yeni bir şey üretemiyorsunuz; hiç olmazsa mevcut düzeni, mevcut durumu daha kötüye götürmemek gibi bir tavrın içerisinde olmak gerekir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Patent Kanunu konusunda uzun uzun konuşmayacağım, biraz evvel arkadaşım burada vurguladı.

Coğrafî işaretlerle ilgili konuyu, yine diğer maddelerde konuşan arkadaşlarımız söylediler, bunların her biri sakıncalı hususlardır.

Velhasılı, şunu vurgulamak istiyorum. Vekili olduğumuz asillere, yani seçmenlerimize karşı görevlerimizi tam yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Vicdanımızı bu yönden bir kere daha kontrol etmek mecburiyetindeyiz. Bunu düşününüz diye son defa bu sözleri söylüyorum, önemini vurgulamaya çalışıyorum. Teferruatla, süresi dolmuş bir zamanda, kanun görüşmelerinde bunları daha çok uzatmak istemiyorum. Kısa kısa, vicdanî noktaları size...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

88

BAŞKAN - Lütfen cümlenizi bağlar mısınız.

MUSTAFA ÜNALDI (Devamla) - Tamamlıyorum.

Kısa kısa bunları vurgulamak istedim, vicdanlarınızı yoklamanızı istedim. Bu konuda yetki vermenin fevkalade yanlış olduğunu; Anayasaya aykırılığı dışında, vicdanlara aykırılığı yönünden de uyarmaya çalıştım; ben, görevimi yaptığım kanaatindeyim.

Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünaldı.

Sayın Cevat Ayhan, buyurun. (RP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Muhterem Başkan, muhterem üyeler; müzakeresi devam eden yetki kanunu tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

6 ncı maddede "Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür" denilmektedir; ancak, bu Bakanlar Kurulu, bu kanunu yürütmeye ehil midir; bunun üzerinde durmak gerekir.

Muhterem arkadaşlar, bakın, Sayın Başbakan Çiller, 10 Aralık 1994'te "bu düzen kokuşmuş" diyor; Türkiye'nin düzenini kastediyor. Şimdi, bu kokuşmuş düzen, kendi kendine kokuşmadı; dört yıldır bir Hükümet var, Sayın Çiller de bu Hükümetin içinde.

FETHİ AKKOÇ (Bursa) - Siz de hükümet olmuştunuz... Daha önce hükümet olmuştunuz.

CEVAT AYHAN (Devamla) - İnşallah, Refah Partisi hükümet olduğu zaman, kokuşmuşluk gidecek, rüşvet gidecek, suiistimaller gidecek, yolsuzluklar gidecek, adalet gelecek. (RP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu hükümet...

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Nerede, nerede?!.

CEVAT AYHAN (Devamla) - İnşallah göreceksiniz; Allah uzun ömür versin hepinize.

Şimdi, bakın, bu Hükümet niye ehil değil; nerede bizim TRT; ikide bir, Amerika'nın bir kasabasında, Sayın Çiller'le ilgili bir makale çıksa -Allah bilir, ona da kaç lira verip çıkarttırıyorlar, onu da sormak lazım- derhal ajansın birinci haberidir; Çiller şöyle methedildi... Bakın, burada, Herald Tribune Gazetesinden bir kupür var elimde -Meclise geliyor, gidip bakabilirsiniz- son günlerde çıkan bir makale; Türkiye'yle ilgili bir makale. İnternational Herald Tribüne'de "Türkiye'nin meselesi, aklı düzgün olan bir hükümetten mahrumiyettir" diyor. (RP sıralarından alkışlar)

FETHİ AKKOÇ (Bursa) - Batılılar sizi kandırıyor; vallahi kandırıyor.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Bak, aynen söylüyorum "What has gone wrong in Turkey is chiefly a failure of clear-minded government" diyor. "Aklı düzenli olmayan, net olmayan, işini bilmeyen bir Hükümettir" diyor; bir.

Ondan sonra "1991 seçimleri, fevkalade kötü bir hükümet getirdi. Küçük kasabaların muhafazakârlarıyla kendi kendini inkâr eden sosyaldemokratları bir koalisyon haline getirdi ve (RP sıralarından alkışlar) bunlar, işte bugün Türkiye'yi idare ediyorlar. Türkiye'nin şanssızlığı budur" diyor. Makaleyi veririm isteyenlere.

ŞAHİN ULUSOY (Tokat) - Batı doğru mu söylüyor?!.

CEVAT AYHAN (Devamla) - Tabiî, Batı, her vakit yalan söylemez. (RP sıralarından alkışlar) Yani, mühim olan, meseleye selektif bir gözle yaklaşmaktır. Selektif bir...

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep) - Size yazıyorlar herhalde...

CEVAT AYHAN (Devamla) Biz taklitçi değiliz. Biz, sizin fotoğrafınızı gösteriyoruz, bu Hükümetin...

MEHMET ÇEBİ (Samsun) - Allah, Allah...

CEVAT AYHAN (Devamla) - Şimdi, bakın ne diyor. "Ne zaman, Başbakanlık bu Tansu Çiller'e geçti, Hükümetin kararsızlığı, bu sefer zafiyete dönüştü" ve...

ALİ ESER (Samsun) - Kaç lira verdiniz bunu yazdırmak için, kaç lira?..

CEVAT AYHAN (Devamla) - ...ve şunu söylüyor. "Bütün bu şartlarda -bu makale söylüyor, size hediye ederim Sayın Ateş- işte Türkiye'nin bu şartlarında bir yıldız yükseliyor, bu da Refah Partisidir." (RP sıralarından alkışlar) "Metropollerin -aynen; isterseniz İngilizcesini okuyayım- Ankara'nın, İstanbul'un idaresini ele aldı ve bu parti, bu şehirleri, belediyeleri,

89

Türkiye'yi, yerel yönetimi fevkalade maharetle ve toleransla, hoşgörüyle yükseltiyor; bütün bunlar olurken, Sayın Çiller de enflasyonu yükseltiyor, millî geliri azaltıyor" diyor.

Şimdi, biz, bu Hükümetin eline bu yetkiyi nasıl veririz; siz, düşünün değerli arkadaşlar. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Yarın seçmenin yüzüne nasıl bakacaksınız. Onun için, bu yetkiyi bu Hükümete veremeyiz. Bu Hükümet, rüştünü ispat etmiş değil, ehliyetini ispat etmiş değil, yeteneksiz bir Hükümettir.

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Dört gün önce seçim oldu, Allah'tan kork!..

CEVAT AYHAN (Devamla) - Aslında, sizin partilerinizi kurtarmanız için, derhal, bu Hükümeti değiştirmeniz lazım. Zaten, bunu eski Genel Başkanınız Sayın Cindoruk da söylüyor, CHP'yi seven birtakım çevreler de söylüyor; ama, kulaklarınıza pamuk tıkamışsınız; acaba, ne zaman bize bakan olma sırası gelir diye, her gün hazırlık yapıp bu Meclise geliyorsunuz. Gelin bu yetkiyi bu Hükümete vermeyelim, bu işin çıkış yolu yok.

Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Madde üzerindeki konuşmalar bitmiştir.

Maddeyle ilgili önergeler vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz Mustafa Ünaldı Şevket Kazan

Kayseri Konya Kocaeli

Lütfü Esengün Abdüllatif Şener Hüsamettin Korkutata

Erzurum Sıvas Bingöl

Teklif: Bu kanun hükümlerini Başbakan yürütür.

Gerekçe: Bu değişiklikle daha gerçekçi bir metin elde edilecektir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bir de bu maddenin Anayasaya aykırılığıyla ilgili önerge var. Yani, "Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

Biliyorsunuz, Anayasamızın 6, 7 ve 8 inci maddelerinde yasama, yürütme ve yargı yetkisi vardır. Yasama yetkisi, Yüce Meclise aittir. Meclisin çıkardığı kanunları da Bakanlar Kurulu yürütür.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Müsaade eder misiniz?..

BAŞKAN - Bakın, bir dakika... Ben izah edeyim.

Böyle bir önergeyi işleme koymak bence mümkün değil; çünkü, Anayasaya aykırılık yok; zaten, Meclisin çıkardığı kanunları ya Bakanlar Kurulu yürütür veyahut da, bir bakan yürütür.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, bir şey söyleyebilir miyim?..

BAŞKAN - Buyurun efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Biraz önceki söylediğiniz yaklaşım içerisinde yasama görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisinindir; yasama görevini yetki olarak devredemez. Bu yasada devrettiğine göre, demek ki, Anayasaya aykırılık konusunda da söylenecek bir şeyler olabilir; dinlersiniz.

BAŞKAN - Peki, ben düşüncemi söyleyeyim de, şu saatten sonra da...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Siz uzattınız Sayın Başkan...

BAŞKAN - Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 858 sıra sayılı tasarının 6 ncı maddesinin, Anayasanın 5, 6 ve 10 uncu maddeleri yönünden Anayasaya aykırılığının müzakere edilmesini arz ve teklif ederiz.

Ali Oğuz Mustafa Ünaldı Salih Kapusuz

İstanbul Konya Kayseri

Hüsamettin Korkutata Fethullah Erbaş

Bingöl Van

BAŞKAN - Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

90

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Buyurun Sayın Kapusuz. (RP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım...

TURİZM BAKANI İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli)- Bu saatte de işkence oluyor yani...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Sayın Bakanım, bu işkenceye sebep olan, herhalde Refah Partisi Grubu veyahut da buna katkılar sağlayacak arkadaşlar değil.

TURİZM BAKANI İRFAN GÜRPINAR (Kırklareli) - Sana değil... (DYP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, müdahale etmeyelim, rica ediyorum.

Y.FEVZİ ARICI (İçel) - Müslümanlıkta eziyet haramdır; bu ne biçim iş!..

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Bakınız, çok güzel... Şimdi, işte, bu anlayış değil midir ki, sizi böyle yetkileri devretmeye mahkûm ediyor. İşte, biz demiyor muyuz ki, bu yapılan iş Anayasaya aykırıdır... Niye şunun için Anayasaya aykırıdır... (DYP sıralarından " yok, yok " sesleri)

BAŞKAN - Efendim rica ediyorum müdahale etmeyelim.

Sayın arkadaşlarım, görüşmenin sonuna geldik; rica ediyorum, sabrımızı koruyalım.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakınız, tamamı Anayasaya aykırı olan bir tasarının, elbette Bakanlar Kurulu tarafından yürütülmesi de Anayasaya aykırıdır. (DYP sıralarından gürültüler) Evet... Eğer bir şey Anayasaya aykırı ise, Anayasaya aykırı olan bir tasarıyı Bakanlar Kurulu bilerek yürütme şansına sahip değildir, suç işlemiş olur.

Bakınız, dikkat ediniz, dikkat buyurunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi iktidarı ve muhalefetiyle, partili partisiz tüm ulus temsilcilerinin birlikte yer aldığı bir organdır. Yürütme organı genelde çoğunluk partisi mensuplarından oluştuğundan, iktidar, partisinin görüş ve politikaları doğrultusunda hizmet üretir.

Bakanlar Kurulu ise, bir ya da birkaç partinin kadrolarıyla kurulduğu için, objektif ve genel kurallar içerisinde, yasalar, tüm ulus temsilcilerinin bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılır. Devletin temel yapısı böyleyken, her organın görevi ayrı ayrı belirlenmişken, Anayasanın 91 inci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisince Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilebileceği öngörülmüştür. Kanun hükmünde kararname çıkarılamayacak konuların da belirtildiği bu maddede, yetki yasasında bulunması zorunlu hususlar açıkça gösterilmiştir. Bu düzenleme, yetki yasasının olabildiğince somut konulara ilişkin bulunması zorunluluğunu, gerçeğini ortaya koymaktadır.

Kullanma süresinin belirtilmesi, yetkinin mutlaka sınırlı bir zaman diliminde kullanılmasını amaçlamaktadır. Yasadaki süreyi uygunlukla kullanmayıp yeniden süre istenmesi, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin kötüye kullanılmasının diğer bir biçimidir. Kanun hükmünde kararnamelerin Resmî Gazetede yayımlandıkları gün, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacağına ilişkin hüküm de, kanun hükmünde kararnamenin ivedi, beklenmesi olanaksız ve zorunlu durumlarda kullanılacağı anlamındadır.

Anlaşılmaktadır ki, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, olağan bir yol ve tümüyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesinin yerine geçecek bir uygulama olarak düşünülmemiştir. Anayasanın 91 inci maddesinin sekizinci fıkrası da bu konuyu kanıtlamıştır, doğrulamıştır.

Bu durumlardan çıkan sonuçlar özetle şudur" diyerek devam eden bir iddia var.

Bu iddia, bundan önceki ANAP hükümetlerinin çıkarmış olduğu yetkiyle ilgili olarak, sosyal demokrat bir partinin iddiasıdır. Aynı şekilde -size ait- Anayasa Mahkemesine gidilmiş ve Anayasa Mahkemesinden dönmüş, gerekçeleriyle birlikte Anayasaya aykırılık önergelerinin verilmiş olmasından da hareketle, sizlere uyarılarda bulunduk; fakat, maalesef, biraz önce gördüm ki, Komisyon, bizim belirli konulardaki konuşmalarımızın önünü kesmek için ne yaptı; katıldığını ifade etti. Aslında, Komisyonun yapacağı en uygun şey, buna katılmaktır. Sayın Başkan da dahil olmak kaydıyla değerli arkadaşlarım diyorlar ki "bu konu Anayasaya aykırı olur mu" Tamamı Anayasaya aykırı olan bir yetki yasası çıkarıyorsunuz. 1662 tane madde üzerinde değişiklik yapma yetkisini, nasıl oluyor da, Parlamento, Hükümete verebiliyor...

91

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - 6 bin değil...

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Tamamı 6 bin küsurdur. İsterseniz sayabilirsiniz.

Değerli arkadaşlarım, bu arada bir şey daha arz etmek istiyorum. 3 ay süre içerisinde Bakanlar Kurulunun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi söyler misiniz, rica ediyorum.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Devamla) - ...görevleri, sorumlulukları ve ülke problemleri orta yerdeyken, bu kadar maddenin değiştirilmesi konusunda, elbette, bu yetkiyi kendisi kullanmayacaktır. Kim kullanacak; bürokratlara havale edecekler. Bürokratların da, Avrupa'nın bu kadar mevzuatını inceleme fırsatları olmayacağı için, ne yapacaklar; bu işi, tercümelerle gündeme getirecekler.

Değerli arkadaşlar, son cümle olarak arz ediyorum, ümit ederiz ki, sizler de katılırsınız, bu yasa tasarısı, Anayasaya, baştan sona aykırıdır.

Hepinize saygılar sunuyorum.(RP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Tasarının 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz (Kayseri) ve arkadaşları

"Bu Kanun hükümlerini Başbakan yürütür."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa)- Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

SANAYİ VE TİCARET BAKANI HASAN AKYOL (Bartın) - Katılmıyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkan, bir şeyi, bir cümleyle arz etmek, hatırlatmak istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, söz hakkınız doğmuyor.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Efendim, bir şeyi hatırlatmak istiyorum. (DYP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Efendim, bir dakika... bir dakika arkadaşlar...

Buyurun.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) - Efendim, başından beri, biz, bu yetki yasasının, Başbakan tarafından kullanılacağını ifade ettik; Komisyon da bunu teyit etti. Önergemizde de "Başbakan yürütür" diyoruz.

BAŞKAN - Önergeniz açık. Teşekkür ederim.

Önergeye Komisyon katılıyor, Hükümet katılmıyor.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Oyumun rengini belirtmek üzere söz istiyorum.

BAŞKAN - Bir dakika efendim, söz vereceğiz; bazı düzeltmeler var, onları yapmamız lazım.

Görüşerek maddelerini kabul ettiğimiz yetki kanunu tasarısının başlığının, kabul edilen önergeler doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Başkanlıkça, kanun tasarısı başlığının, kabul edilen önergeler doğrultusunda düzeltilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Komisyonun bir açıklaması var, buyurun efendim.

92

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ YILMAZ OVALI (Bursa) - Sayın Başkan, Gümrük Kanunuyla ilgili hüküm, amaç maddesi olan 1 inci maddeye, önergeyle konulması istendi ve kabul edildi; 3 üncü madde olan ilkeler maddesine tekrar bir hüküm eklendi; fakat, sehven 2 nci maddede atlandı. Şimdi, bu durumda, metinde yazılış ve sıra bakımından bozukluk ve maddî hatalar meydana geldi. O nedenle, İçtüzüğün 86 ncı maddesi gereğince 2 nci maddeye (k) bendi olarak, "19.7.1972 tarih ve 1615 sayılı Gümrük Kanununda değişiklik ve düzenleme yapılması" hususunu ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesini ve maddenin, yeniden bu ilaveyle birlikte oylanmasını arz ediyoruz.

BAŞKAN - Evet, doğru; maddî bir eksikliktir, maddeye ilave edilmesi gerekir.

2 nci maddeye bunun ilave edilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmiştir.

Bu düzeltme, İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre yapılan bir düzeltmedir.

2 nci maddeyi bu doğrultuda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...2 nci madde bu düzeltmeyle kabul edilmiştir.

Oyunun rengini belirtmek üzere, aleyhinde Sayın Cevat Ayhan, Sayın Uluç Gürkan, Sayın Mustafa Balcılar, Sayın Seyfi Şahin, Sayın Halit Dumankaya...

CEVAT AYHAN (Sakarya) - Sayın Başkan, arkadaşlar çok sıkıldılar; bir başka oturumda anlatacağım şeyler var. Bu nedenle, şimdi, söz hakkımı kullanmıyorum. (DYP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz efendim.

Lehinde, Sayın Akkoç...

FETHİ AKKOÇ (Bursa) - Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın, kupaların sıralar arasında dolaştırılmak suretiyle yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Söz istiyorum Sayın Başkan. (DYP ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Şahin, özür dilerim... Oyladım artık... Kusura bakmayın.

SEYFİ ŞAHİN (Kayseri) - Olmaz... Olmaz...

BAŞKAN - Rica ediyorum...

Kupalar dolaştırılsın.

(Oyların toplanmasına başlandı)

BAŞKAN - Sayın İbrahim Halil Çelik, tutumum hakkında söz istemiştiniz; buyurun efendim. Bakalım ne hatalar yapmışım...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkanlık, değerli milletvekilleri; sıralar boş; ama, Sayın Kamer Genç'in tutumu hakkında söz almış bulunuyorum.

Sayın Genç'i, Meclis Başkanvekili olduğu günden bugüne, yakinen tanıyan bir kardeşiyim. Fert olarak konuştuğun zaman dünya tatlısı; ama, kürsüye çıktığı zaman, daha önce şu Genel Kurulda konuştuklarının tersine, bir sosyal demokrat olarak, şu kapitalistlere nasıl böyle yaltaklandığını bir türlü anlayamıyorum. (RP sıralarından alkışlar; DYP ve CHP sıralarından gürültüler ve sıra kapaklarına vurmalar "Yakışmıyor" sesleri )

BAŞKAN - Ne... Pardon, anlayamadım; ne dediniz?..

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Bakın... Müsaade edin... Yakışır mı yakışmaz mı...

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Ayıp, ayıp...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Bir dakika...

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Hiç yakışmıyor... Hiç yakışmıyor...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Şimdi, kendisine, bir kardeş olarak nasihatta bulunacak; bu sözümün dışında... (CHP ve DYP sıralarından gürültüler)

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Ayıp!.. Ayıp!..

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sözünü geri al...

93

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Otur bakalım sen...

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Ayıp!.. Ayıp!.. Sözünü geri al...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Otur bakalım...

Sözümü geri almıyorum...

MEHMET KERİMOĞLU (Ankara) - Sayın Çelik, lütfen...

BAŞKAN - Arkadaşlar, siz müdahale etmeyin. Cevabını ben vereceğim.

HÜSEYİN ERDAL (Yozgat) - Arkadaşlar yerlerine otursunlar da dinleyelim.

BAŞKAN - Arkadaşlar, cevabını ben vereceğim...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Sosyal demokrat olarak yakinen tanıdığım, kürsüde başka, Genel Kurulda başka...( Gürültüler)

Susturur musunuz!..

BAŞKAN - Arkadaşlar oturur musunuz... Rica ediyorum oturun efendim. Söz verdim... Rica ediyorum oturun...

FETHULLAH ERBAŞ (Van) - Dinlesinler...

BAŞKAN - Sayın Fethullah Erbaş, lütfen, yerinize oturur musunuz...

TURHAN TAYAN (Bursa) - Sen kimin uşağısın?.. Sen de Humeyni'nin uşağısın.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, oturur musunuz...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Şimdi, ben, Sayın Genç'in tutumu hakkındaki ifadelerimin, milletin huzurunda televizyondan naklen yayınlanmasını arzu ederdim; ama, basın mensupları var, şunu aynen söylüyorum: Ben, Sayın Kamer Genç'e şu kürsüye çıktıktan sonra nasıl değiştiğini, ne olduğunu, kendisine birkaç kez söylemişimdir nasihatim olarak. Sayın Genç'in, tarafsız olarak, bir sosyal demokrat olarak kendisinin sömürüye, Anadolu'nun bütün yeraltı ve yerüstü servetleriyle, hale gelecek salatalıktan domatese kadar, 1580 sayılı Yasanın değiştirilen 15 inci maddesinin 70 nci fıkrasına kadar, bir Anadolu insanı olarak, buna, şu Genel Kurulda olsa, göz yummayacağını bilen bir insanım.

Bu hareketleriyle tansiyonu yükseltiyor Sayın Genç. Meclisin daha güzel yasalar çıkarması lazımken, bazı zaman, maalesef, konuşurken sözüne müdahale ettiği zaman, Sayın Kerimoğlu'nun bile tansiyonunu yükselttiğine şahit olanlardan biriyim.

RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) - Hadi, artık bitirelim...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Evet, bitiriyorum. Müsaade edin...

Sayın Kamer Genç'e dün yapılan hareketi, su serpmeyi, ben tasvip etmiyorum; ama, Sayın Kamer Genç'in "Ben Alevî olduğum için, bu hareket bana yapılmıştır" deyişini de yadırgıyorum. Eğer, Alevîlik, Hazreti Ali'yi sevmekse, en büyük Alevî benim. Doğu ve güneydoğuda meydana gelen olayları, ortağı bulunduğu Hükümetin içerisindeki Meclis Başkanvekili olarak dile getirirken, bunu, bugünkü tutumuyla bağdaştıramıyorum.

RİFAT SERDAROĞLU (İzmir) - Haydi, İbrahim Bey, tamam...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Bir daha, Yüce Mecliste, eğer, çıkarılmasını arzu ettiğimiz yasaları, itidalle... Bakın -isimlerini saymayayım- diğer Sayın Başkanvekillerimizin zamanında böyle hadise olmuyor.

TURHAN TAYAN (Bursa) - Niye olmuyor... Sizinkiler az şeyler mi yaptı?!.

BAŞKAN - Müdahale etmeyin arkadaşlar.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Sayın Turhan Tayan, Doğru Yol Partisi Grup Başkanvekili olarak, sayın Grup Başkanvekillerimize geldiğiniz zaman, sizin haklı olduğunuz davada, bir milletvekili olarak, bizim, size taraf olarak söylediğimiz fikirleri, herhalde inkâr etmezsiniz.

TURHAN TAYAN (Bursa) - Uygulama öyle değil ama...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - İşte, şu tasarının müzakeresinin bitmesine yarım saat varken, yaptığı -vicdanınıza soruyorum- usulsüz müdür, değil midir?

FAHRİ GÜNDÜZ (Uşak) - Değildir...

BAŞKAN - Sayın Çelik, tamam efendim... Sözünüzü bitirir misiniz.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Bitiriyorum; ama, bunları susturun.

BAŞKAN - Efendim, tamam; onlar sustu.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Ben, Sayın Başkanın tutumu hakkında bunu konuşurken...

94

(Mikrofon otomotik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, bitti artık. Kusura bakmayın; zaten, size 5 dakika süre verdim.

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Cümlemi bitiriyorum.

BAŞKAN - Cümleyi bitirtmiyorum size. Kürsüden iner misiniz...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, cümlemi bitireyim.

BAŞKAN - Rica ediyorum Sayın Çelik...

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Devamla) - Hepinize saygılarımı sunuyorum.

COŞKUN GÖKALP (Kırşehir) - Sayın Çelik, bir doktora görün, ne olur!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, bakın, bu kadar yoğun bir çalışma yaptık. Hepimizin de, bu sırada sinirleri gergin. Ben, bütün arkadaşlarıma saygı duyuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak, Meclisin çalışması için bir gayret sarf ettiğimi sizlerin de kabul etmesini istiyorum. Sarf ettiğim gayret, bu Meclisin kişiliğine bir kişilik katmak, bu Meclisin itibarına bir itibar katmak içindir. Elbette ki, her insanın kendine göre bir yönetim biçimi vardır. Hatalarım varsa özür diliyorum; ama, bazı arkadaşlar, bana karşı birtakım kindar duygular içinde hareket ediyorlar; mümkün olduğu kadar onları duymuyorum. Ben, burada, İçtüzüğü uygulamak durumundayım. Yine söylüyorum, insanız, hepimizin eksikleri vardır; nihayet et ve kemikten meydana gelmişiz. Onun için, hatalarımız varsa, karşılıklı birbirimizi bağışlayacağız ve bu Meclisi bu şekilde çalıştıracağız. Yoksa, burada, sizler, bana yardım etmedikten sonra, benim bu Mecliste görev yapmam mümkün değil.

Teşekkür ederim. (CHP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

İBRAHİM HALİL ÇELİK (Şanlıurfa) - Badı harab-ül Basra...

Bunları başında söylesen olmaz mı...

BAŞKAN - Efendim, oyunu kullanmayan sayın üye var mı? Yok.

Oy verme işlemi bitmiştir; kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri; Patent, Faydalı Model, Marka,Coğrafî İşaretler, Endüstriyel Tasarımlar, Yaş Sebze ve Meyve Ticareti, Toptancı Halleri, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliğinin Kuruluşu, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri İle Gıda Konularının Düzenlenmesine ve Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Mer'iyet ve Tatbik Şekli Hakkında Kanun İle Sermaye Piyasası Kanunu ve Gümrük Kanununun Bazı Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Tasarısının yapılan açık oylamasına 200 sayın milletvekili katılmış; 171 kabul, 28 ret, 1 geçersiz oy kullanılmıştır; böylece, Yetki Kanunu Tasarısı kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını; ülkeye, millete faydalı sonuçlar doğurmasını diliyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

Bugünkü çalışmalarımız tamamlanmıştır.

Denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 13 Haziran 1995 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 20.16

95

 
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

Randevulu Okul Gezisi

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki