Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 5. Yasama Yılı
62. Birleşim 23 Şubat 2015 Pazartesi

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Font Küçült | Normal | Font Büyüt
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Tutanak toplam 277 sayfadır. Sorgulanan Sayfaların Yazıcı Versiyonu
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

62'nci Birleşim

23 Şubat 2015 Pazartesi

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bu-lunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İÇİNDEKİLER

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Bir-leşimdeki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, gündem dışı konuşma için talepte bulunan milletvekillerine söz verilmesi ve Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunulacağından bugünkü birleşimin TV 3'ten yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanının gündem dışı konuşma yapacağından grupların daha önceden haberdar edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunumunun İç Tüzük'ün 50'nci maddesine göre özel bir gündemle yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlık Divanını görevlendirmesine iliş-kin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Kırım Halk Cumhuriyeti ilk Başkanı Numan Çelebi Cihan'ın 97'nci ölüm yıl dönümüne ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesini olumlu bulduk-larına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesini olumlu bulduklarına ve kabul oyu verdiklerine ilişkin açıklaması

10.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, görüşülmekte olan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesine muhalefet partilerinin verdiği desteğe teşekkür ettiğine ve bu tutumlarını diğer maddelerde de göstermelerini beklediğine ilişkin açıklaması

11.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Halkların Demokratik Partisinin özellikle uyuşturucuyla mücadele konusunda son derece hassas olduğuna ve Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifade-lerine ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadele-rine ilişkin açıklaması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın AB kriterleri ile Avrupa Konseyi ülkelerindeki hukuk standartlarına uymadığına ve Uluslararası Af Örgütünün dünya genelinde bu yasa tasarısına karşı imza kampanyası başlattığına ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, TBMM Başkan Vekillerinin milletvekillerine karşı şiddet, hiddet ve lakayıt davranış-lardan vazgeçmesini tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Başkanlık Divanının, Hükûmetin gündem dışı konuşma talebini gruplara bildirme yükümlülüğü olmadığına ilişkin konuşması

1

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklşmaları

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşmasından sonra CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataş-ması nedeniyle konuşması

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş'in Millî Savunma Bakanı İsmet Yıl-maz'ın gündem dışı konuşmasından sonra MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Ha-reket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçe-bi'nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçe-bi'nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle ko-nuşması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

10.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

11.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sı-rasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

12.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

13.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

14.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

15.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

16.- İstanbul Milletvekili Melda Onur'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında hayvanlara sataşması nedeniyle konuşması

17.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

18.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

19.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı ko-nuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

20.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuş-ması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2

21.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin sataşma nedeniyle yaptığı ko-nuşması sırasında şahsına ve HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

22.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İstanbul Milletvekili Melda Onur'un sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

23.- Konya Milletvekili Faruk Bal'ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can'ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşması sı-rasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

24.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

25.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

26.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

27.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sıra-sında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

28.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Sinop Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

29.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı konuş-ması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 25 milletvekilinin, Hakkâri ilinin sorunlarının araştırılarak alınması ge-reken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1221)

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1222)

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, araştırma görevlilerinin çalışma hayatında ya-şadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1223)

B) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği, PKK/KCK'nın faaliyetlerini engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını akamete uğratma girişimlerinde bulunduğu iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/45)

C) Çeşitli İşler

- Gösteri ve Protestolar

1.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun, kürsüde ağzını siyah bantla kapatması

2.- Muş Milletvekili Demir Çelik'in, kürsüde ağzını siyah bantla kapatması

3.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, ayağa kalkarak "Angarya yasaktır, Anayasa Md.18" yazılı pankart açması

4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, "Angarya yasaktır, Anayasa Md.18" yazılı dövizi göstermesi

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3

2.- MHP Grubunun, Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz ve arkadaşları tarafından, ülkemizde pancar üretiminin ve üreticilerinin sorunlarının araştırılması, alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi amacıyla 12/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 23/2/2015 tarihinde saat 19.00'a kadar çalışmasına ilişkin önerisi

XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Musta-fa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 616)

4.- Askeri Hakimler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/1008) (S. Sayısı: 685)

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Bülent Turan'ın; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir'in; Kimlik Bildirme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan'ın; 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü'nün; Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sinop Milletvekili Engin Altay, Ankara Milletvekili Levent Gök ile 4 Milletvekilinin; Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; 5490 Sayılı ve 25/4/2006 Tarihli Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hak-kında Kanun Teklifi ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve İçişleri Komisyonu Raporları (1/995, 2/422, 2/514, 2/909, 2/1518, 2/1579, 2/1632, 2/2443, 2/2469) (S. Sayısı: 684)

6.- Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/292) (S. Sayısı: 54)

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın Genel Kurulun 21/2/2015 ta-rihli 60'ıncı Birleşiminde söz ve karar yeter sayısı taleplerinin karşılanmadığıyla ilgili başvurusunu ve 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 110'uncu maddesinin 1'inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun 684 sıra sa-yılı Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesinin 11'inci maddesinden önce görüşülmesine dair önergesini işleme almamasının İç Tüzük hü-kümlerine uygun olup olmadığı hakkında

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde vermiş olduğu önergeleri işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'na İçişleri Komisyonunda eklenen maddelerin gerekçeleri raporda yer almadığı hâlde eksik rapor üzerinden görüşmelere devam etmesinin İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Komisyon ve Hükûmet yetkililerinin Genel Kurulda hazır bulunmamasına rağmen 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin açık oylama işlemine devam ederek sonucunu açık-lamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

XIII.- OYLAMALAR

1.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 11'inci maddesinin oylaması

2.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 12'nci maddesinin oylaması

3.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin oylaması

4

4.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin oylaması

5.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin oylaması

6.- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesinin oylaması

XIV.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Bakanlığın 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ti-caret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59693)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, 2002-2015 yılları arasında TBMM ile bağlı kurum ve kuruluşlarca satın alınan hukuk, muhasebe ve mali hizmetlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut'un cevabı (7/59777)

3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Rekabet Kurumunun 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Güm-rük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli'nin cevabı (7/59916)

4.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer'in, bir Sayıştay denetçisi hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut'un cevabı (7/60071)

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, Sayıştay 2014 yılı bütçesinden yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sadık Yakut'un cevabı (7/60072)

23 Şubat 2015 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62'nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Yoklama yapacağım.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

Gündeme geçiyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, İç Tüzük'ün 59'uncu maddesiyle gündem dışı konusunda size elbette bir takdir hakkı bırakılmış ama ben bildim bileli bu Parlamentoda çok istisnai hâller dışında gündem dışı konuşma Başkanlık Divanınca hep verilmiştir.

5

Bugün baktığım zaman, gündem dışı yok görülüyor. Bunun, teamülleri yıkmak, değiştirmek konusundaki tavrınızın bir açıklaması olsa gerek diye düşünüyorum.

BAŞKAN - Sayın Altay, bugün televizyonlar vermediği için, televizyonların vermediği günlerde arkadaşlarımızın, sayın milletvekillerinin talepleri olmadığı için verilmemiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Talep olmadığı için…

BAŞKAN - Evet.

Ayrıca Millî Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz'ın 59'a göre söz talebi var, bu görüşülecek efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Müsaade etmediniz ki ben şu şeyi bir görüşseydim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Müsaade etmeden, önemli bir konu var.

BAŞKAN - Hayır, Sayın Altay'a verdim ama…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Cevap verin o zaman, benim söz talebim var.

BAŞKAN - Sizin için söylemiyorum ama ben gündem dışına geçmemdeki, gündem dışındaki konuyu gündeme getiremedim, söyleyemedim ki.

Buyurun Sayın Baluken.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Ben bitirmedim Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Şimdi, 21 Şubattaki İç Tüzük ve…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Baluken.

Açıklama yapayım: Cuma günü televizyonlar vermediği hâlde sayın milletvekillerinin gündem dışı sözleri varsa müracaatlarını yapsınlar.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) - Şimdi verecek misiniz?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Şimdi de talep olursa vereceksiniz o zaman.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Gündem dışı talep ediyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) - 2 milletvekilimiz de talep ediyor.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Gündem dışı talep ediyoruz.

BAŞKAN - Hayır, cuma günü için diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Talep ediyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - "Vereceğiz." dediniz, kabul ettiniz.

6

BAŞKAN - Lütfen efendim… Hükûmetin talebi var efendim, cuma günü için söyledim ben açıklamayı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Gündem dışı talep ediyoruz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul)- Sayın Başkan, bugün için gündem dışı söz istiyoruz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Gündem dışı söz istiyoruz.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Böyle bir şey yok! Tüzük'te nerede yazıyor?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Biz de gündem dışı talep ediyoruz yani daha önce talep ettik ama talebimizi değerlendirmediniz.

BAŞKAN - Efendim, müracaat edilmediği hâlde burada bu konuyu gündeme getirmek bu konuyu istismar etmek demektir. Lütfen… Şimdiye kadar gündem dışılar değerlendirilmiştir. Hükûmetin gündem dışı söz talebi var.

DEMİR ÇELİK (Muş) - Talep ediyoruz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bundan daha iyi gündem dışı mı olur?

BAŞKAN - Sayın Baluken, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, 21 Şubat 2015 tarihindeki hemen hemen bütün oturumlarda oturumu yöneten Meclis başkan vekilleri İç Tüzük'ü ve Anayasa'yı hiçe sayarak keyfî bir yönetim göstermişlerdir. Bu yönetimle ilgili sizin de bulunmuş olduğunuz oturumlarda mevcut durum bir türlü aşılamadığı için, İç Tüzük'ten kaynaklı haklarımızı kullanmadığımız için grubumuz Divan önünde bir oturma eylemi gerçekleştirmiştir. Bu oturma eylemi sırasında diğer muhalefet partilerinin kürsüyü kullanma hakkına karşı da herhangi bir fiilî durumumuz söz konusu olmamıştır. Ancak, siz, İç Tüzük'ün 68'inci maddesine de uygun olmayarak, gürültü ve kavga ortamında, oturumun kapatılması gereken durumda oturumu yönetmeye devam ettiniz.

O günkü tutanakları incelediğimizde, 209'uncu sayfada, Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşan Sayın Sinan Oğan, size hitaben, grubumuzu göstererek şu cümleleri sarf ediyor: "Yalan konuşuyorsun." Bunu size söylüyor. "Sayın Sadık Yakut, yalan konuşmayın. Biraz önce geldiğimizde aynen dediniz ki: 'Biz bu Meclisi bunlara mı teslim edeceğiz? Birazdan kapatıp gideceğiz.'(x) Böyle demediniz mi?"

Şimdi, bizim merak ettiğimiz şey şu: Milyonlarca oy alarak bu Meclise gelen, halkın iradesini temsil eden Halkların Demokratik Partisiyle ilgili, bir, "bunlar" diyerek üstten bakan, hiçe sayan, halkın iradesini esas almayan bir söylem içerisinde bulundunuz mu?

İki: HDP'nin tavrıyla ilgili arka odada diğer grup başkan vekilleriyle birlikte böyle bir pazarlığın içerisine girdiniz mi? Eğer girmemişseniz, HDP'ye "bunlar" diyerek aşağılayıcı bir üslupla bir söylem kullanmamışsanız bunu düzeltmenizi bekleyeceğiz, eğer bu cümleleri sarf etmişseniz Halkların Demokratik Partisinden özür dilemenizi isteyeceğiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

7

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkanım, ben meramımı bitirmemiştim efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Yani bana söz verdiniz, meramımı tamamlamadan Sayın Baluken'e söz verdiniz.

BAŞKAN - Öyle mi?

Buyurun.

2.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, gündem dışı konuşma için talepte bulunan milletvekillerine söz verilmesi ve Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunulacağından bugünkü birleşimin TV 3'ten yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, öncelikle, gündem dışı konusundaki olumlu yaklaşımınıza teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız müracaatlarını da yaptılar.

BAŞKAN - Bugün için değildi.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Bildiğiniz gibi, gündem dışının müracaatının bir gün önce yapılması diye bir usul yok. Yani, dolayısıyla, söz vereceğinizi umuyorum, bu bir.

İkincisi de: Bizdeki gündeme göre, Millî Savunma Bakanının, Süleyman Şah Türbesi'nin nakli ve oraya yapılan operasyonla ilgili Genel Kurula bilgi sunacağına dair bir bilgiye sahibiz.

Şimdi, kamuoyumuzun da, vatandaşlarımızın da, 77 milyonun da orada olup bitenle ilgili, bildiğiniz gibi, kafaları son derece karışık; o müdahaleye menfi bakanlar var, müspet bakanlar var. Daha doğrusu, ne olup bittiği konusunda kamuoyumuzda bir algı sorunu var. Bu bakımdan, takdir eder ve uygun görürseniz, bu kadar önemli bir konuyu görüşeceğimiz -TBMM TV'yle yapılan sözleşme, anlaşma da belli, orada da buna açık hüküm var- bugünkü birleşimin TRT 3 tarafından yayınlanması konusunda girişim başlatmanızı da talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Bakanın gündem dışı söz talebi olduğunu ilk defa şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda duyduk. Böylesine önemli bir konuda uluorta bir şekilde "Bakan bilgi verecek." demek… Başkanlık Divanının bu konuda haberi yok muydu? Başkanlığa müracaat daha önce yok muydu?

BAŞKAN - Haberi var efendim, işte, okuyorum, müsaade etmediniz ki.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, okuyorsunuz ama, Bakanın gündem dışı konuşma yapacağını da… Siz "Gündem dışı vermeyeceğim." dediniz.

BAŞKAN - Hayır, efendim, gündem dışı vermeyeceğim demedim Sayın Vural. Sayın Altay'ın…

Sayın Altay bir defa müsaade etmedi. Çünkü, toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz dedim. Müsaade edilmedi, müsaade edilmiş olsaydı "Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına, Suriye topraklarında icra edilen Şah Fırat…"

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

8

BAŞKAN - Bir saniye… Bunu okuyacaktım.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN - Gündem dışı müracaat olmadığı için vermedim dedim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Okuyun efendim, biz de öğrenelim. Okuyun da öğrenelim efendim, kimsenin müsaadesini beklemeyin.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bakın…

BAŞKAN - Bir saniye efendim, ben meramımı ifade edeyim.

Ama cuma günü için… Televizyonlar yayın yapmadığı için, sayın milletvekillerinin talepleri yok, vermedim. Cuma günü için, televizyon yayın yapmadığı hâlde sayın milletvekilleri istiyorlarsa müracaatlarını yapsınlar dedim.

OKTAY VURAL (İzmir) - Pazartesi günü için televizyon yayını var mı?

BAŞKAN - Yok efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) - "Onun için vermedim." diyorsunuz.

BAŞKAN - Müracaat olmadığı için diyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Müracaat ettiler efendim, ettiler.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Müracaat ettik, müracaatımız var.

BAŞKAN - Hayır efendim, müracaat yoktu şimdiye kadar.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Var, var önünüzde.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ettiler, var Sayın Başkan.

BAŞKAN - Vermiyorum efendim, verilmedi, vermiyorum çünkü benim takdirimde.

OKTAY VURAL (İzmir) - Peki, tamam, peki.

BAŞKAN - Çünkü benim takdirimde, konu bu.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bir "ulan" demediğiniz kaldı zaten, bir o kaldı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Ama Hükûmete nasıl veriyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Vural, sayın milletvekili arkadaşlar, siz de dâhil, Başkanlık Divanına ve şahsıma her şeyi söyleme hakkını kendinizde görüyorsunuz. Ben "sayın" demeden hiçbir milletvekiline şimdiye kadar hitap etmedim. Bu durum, kişilerin…

OKTAY VURAL (İzmir) - "Vermiyorum, vermeyeceğim." diyerek talimatla hitap etmeniz karşısında…

BAŞKAN - Sayın Vural, izah ettim ama, 3 defa, 4 defa söyledim.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, şu kadar söylemek istiyorum sadece. Şimdi, siz samimiyetle dediniz ki… Yani kendinizle çelişmeyin diye bunu söylüyorum: Siz "Bir talep

9

olmadığı için gündem dışı yok." dediniz ancak Divana intikal etmiş gündem dışı talepleri var. Hayır, takdir sizin ama kendinizle çelişmeyesiniz diye bir yapıcı uyarıda bulunmak istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, çelişmiyorum, çelişmediğim için de cuma günü vereceğim.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Başkanım, "Talep olmadığı için vermiyorum." dediniz. E, talep var. O vakit kendi söylediğinizi çürütmüş oluyorsunuz.

BAŞKAN - Talebin yapılması lazımdı daha önce, değerlendirirdik efendim doğrusu.

Buyurun Sayın Vural.

3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanının gündem dışı konuşma yapacağından grupların daha önceden haberdar edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, gündem dışı konuşmaları verdiğiniz zaman Hükûmeti haberdar ediyorsunuz gündem dışı konuşmalarla ilgili.

BAŞKAN - Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bir Bakanın gündem dışı talebi size gelmişse, gruplara da söz hakkı düşeceğinden, grupları da haberdar etmeniz gerekirdi ayrıca. Dolayısıyla -çünkü bu konuda ona söz hakkı düştüğü zaman gruplara da söz hakkı düşer- bu durumda, grupların bu söz hakkını kullanması için de önceden haberdar etmeniz gerekirdi, bizi haberdar etmediniz.

BAŞKAN - Sayın Vural, ben, başlamadan önce, gruplar müracaat etti mi, konuşmacılar kimdir diye istedim Kanunlardan. Ancak Kanunlar, henüz müracaat edilmediğini söyledi.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hayır efendim, ben onunla ilgili demiyorum. Verirsiniz, vermezsiniz.

BAŞKAN - Hayır, gruplar konuşacak tabii, gruplara söz verilecek, burada problem yok ki.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, ben şunu söylemek istiyorum: Bakın, bir milletvekilinin gündem dışı konuşma yapacağını, hangi konuda konuşma yapacağını yürütmeye bildiriyorsunuz, değil mi?

BAŞKAN - Evet.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ben de diyorum ki bir sayın bakanın bu konuda yapacağı bir konuşma varsa gruplara da bildirmeniz gerekirdi, gruplar da bu konuda hazırlıklarını yapsaydı. Böyle oldubittilerle yani yürütmeyi haberdar edip Parlamentoyu haberdar etmemeniz, grupları haberdar etmemeniz doğru bir şey değil. Yani biz burada öğreniyoruz. Böylesine önemli bir konuda, müsaade edin de, eğer bir bakanın bu konuda gündem dışı talebi varsa, bilgi vermek istiyorsa grupları haberdar edin, bununla ilgili milletvekilleri vardır, söz hakları olacaktır, bu konuda bir değerlendirme yapma imkânı olacaktır. Yani takdir edersiniz ki böylesine ciddi meseleler uluorta değerlendirilecek meseleler de değildir. Sayın Bakanın bu konuda hazırlığı var, bizim de her milletvekilimizin hazırlığı var ama böylesine önemli bir konuyu ciddiye almamak demektir, Parlamentoyu ve grupları ciddiye almamak demektir. O bakımdan bununla ilgili talep…

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyonla ilgili bilgi sunumunun İç Tüzük'ün 50'nci maddesine göre özel bir gündemle yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, Süleyman Şah Türbesi'yle ilgili burada yapılacak konuşmalar son derece önemlidir. Hükûmetin böyle bir talebi olmuşsa tabii ki Hükûmet Meclise bu konuda bilgi vermekle yükümlüdür, itirazımız buraya değil. Ancak -İç Tüzük'ün 50'nci maddesi- bunu özel bir gündemle yapmamız gerekliydi. Siz Hükûmete burada söz hakkı verip ardından gruplara da söz hakkı verecek iseniz -ki eğilim o yönde- o zaman bunu Sayın Bakanın gündem dışı konuşma talebi olarak alıp burada gruplara da ayrıca söz verme

10

yetkiniz yok. Bir taraftan "Ben gündem dışı taleplerini kabul etmiyorum." diyorsunuz, "Reddediyorum." diyorsunuz…

BAŞKAN - Öyle bir şey söz konusu değil efendim. Kullanmadığım cümleleri kullanmayın lütfen.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Öyle dediniz: "Talepler olmadı."

Şimdi, İç Tüzük 50'nci maddeye dayalı olarak bu birleşimi özel gündemle yapmanız gerekiyor, gruplara da hazırlık yapma zamanı tanımanız gerekiyor. Başka türlü, grupların mutabakatı olmadıkça, Danışma Kurulu kararı olmadıkça bu konuyu bu şekilde gündeme alamazsınız.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu konu da çok önemli bir konu, elbette Türkiye'nin önemli bir konusu. Siyasi parti gruplarıyla, Danışma Kurulu aracılığıyla yarın bu konuda bir genel görüşme niteliğinde ön görüşmeleri yapmak üzere bir gündem tayin edelim, özel gündem olsun. Bu mesele gündem dışı bir konuşmayla geçiştirilecek kadar hafife alınacak bir mesele değildir, önemli bir meseledir. Bu önemli mesele hakkında da bu konuda Parlamento özel bir gündem oluşturmak için bir zemin oluşturmalıdır.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Başkanlık Divanının, Hükûmetin gündem dışı konuşma talebini gruplara bildirme yükümlülüğü olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın Vural, önce, İç Tüzük'ün 59'uncu maddesinin ikinci fıkrasını bir okuyayım: "Hükümet, olağanüstü acele hallerde gündem dışı söz isterse, Başkan, bu istemi yerine getirir. Hükümetin açıklamasından sonra, siyasî parti grupları birer defa ve onar dakikayı aşmamak üzere, konuşma hakkına sahiptirler. Grubu bulunmayan milletvekillerinden birine de beş dakikayı geçmemek üzere söz verilir."

Şimdi, birincisi, olağanüstü acele bir hâl ve Hükûmet 59'uncu madde gereğince gündem dışı söz istemiş; vermek durumundayız. Diğer taraftan, Hükûmetin açıklamasından sonra, açıklama yaptıktan sonra gruplara da söz verilecek. Gruplara bildirme yükümlülüğü de yok, daha önceki uygulamalarda söz konusu değil efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, ne yapmak?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Hükûmete bildirme var, gruplara da olmalı.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, yani "Gruplara bildirme yükümlülüğü yok." deyip, grupları bu konuda dışlama talebiniz son derece yanlış.

BAŞKAN - Efendim, dışlama talebi değil, ben İç Tüzük'ü okuyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bakın, benim söz hakkım varsa…

BAŞKAN - İç Tüzük diyor ki: "Hükümet açıklama yaptıktan sonra, gruplar söz isterlerse verilir." Bunu anlatıyorum ben size.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ben de diyorum ki Hükûmetin bu konuda gündem dışı talebi olduğunu gruplara bildirmeniz gerekiyordu. Benim söz hakkımı…

BAŞKAN - İşte, değil efendim. Uygulamalarda, 59'uncu madde gereğince gündem dışı söz istemişse, Hükûmetin söz istemesi durumunda değil diyorum; onu söylüyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, müsaade ederseniz…

11

OKTAY VURAL (İzmir) - Yani Hükûmet söz istemedi mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) - İstedi, istedi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, bu husus İç Tüzük 59'a girmez.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hüküm yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) - Gündem dışını bildirmek üzere hüküm mü var?

BAŞKAN - Evet efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Başkanım, şimdi…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, bir saniye… Sayın Başkan, ben, müsaade ederseniz…

BAŞKAN - Hanginizin konuşacağını önce bir kendi aranızda isterseniz kararlaştırın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, bu, olağanüstü hâli gerektiren bir durum değildir. Bu durum dört gün önceden Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken tarafından Meclis Genel Kurul gündemine taşınmış bir konudur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Yani bu kadar da olmaz be! Yani bu da bir rezalet! "Ben bildirmem. Bildirmeye lüzum yok. Kim takar sizi." Üsluba bakın ya!

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Defaatle, aynı günkü oturumda Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay da bu hususu gündeme getirdi. Dolayısıyla olağanüstü durum söz konusu değildir. Genel görüşme gerektiren bir hususu içeriyor, özel gündemle, sizin İç Tüzük 50'ye göre işlem yapmanız gerekir.

OKTAY VURAL (İzmir) - Olmuş bitmiş, zaten kaçılmış oradan.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkanım, çok kısa…

Başkanım, şimdi, İç Tüzük'ün size verdiği takdir hakları var, elbette buna hiçbir itirazım olmaz. Gündem dışı söz vermiyorum derseniz biz bunun için burada bir usul konusu, mevzusu yapamayız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Olmuş bitmiş efendim onlara göre. Onların öyle bir derdi yokmuş efendim, "Olmuş bitmiş." diyorlar.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Ancak, Sayın Vural'ın işaret ettiği konu çok açık. Parlamento uygulamalarında -yani uygulamalar da İç Tüzük'tür bence- bizim milletvekillerinin şahsi olarak gündem dışı taleplerini Hükûmete, ilgili bakana Meclis haber veriyor, veriyor. Bu konuda da aslında çok açık İç Tüzük'te bir hüküm ben hatırlamıyorum. Orada verilen haber, Sayın Vural'ın işaret ettiği gibi, eğer Hükûmetin şimdi bize, Meclise vereceği bilgi Süleyman Şah Türbesi'nin dışındaki bir konuysa eyvallah, çok yenidir, çok tazedir, çok sıcaktır, Hükûmet de Genel Kurulu bilgilendirir ama belli ki Süleyman Şah Türbesi'yle ilgili Hükûmet bilgi verecek. Bunu Başkanlığınızın gruplara… Ben şimdi Grup Müdürünü aradım, bir yazı gelmemiş, bir telefon gelmemiş.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Gündeminizde var.

12

ENGİN ALTAY (Sinop) - Grupları bu kadar ciddiye almamak, küçümsemek çok etik değil, çok şık değil. Bu bakımdan bu tutum için bir usul tartışması gerekir diye düşünüyorum takdir ederseniz.

BAŞKAN - Hayır efendim, usul tartışması açacak herhangi bir şey söz konusu değil, lütfen.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Niye efendim? Başkanım, grupları yok sayıyorsunuz, hiçe sayıyorsunuz.

BAŞKAN - Hayır, yok saymıyorum efendim. Hükûmet 59'uncu madde gereğince…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Ama Süleyman Şah'la ilgiliyse… Yok sayıyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Bir usul tartışması talebimiz var.

BAŞKAN - Lütfen ama Sayın Altay…

OKTAY VURAL (İzmir) - Biz Kanunlar Kararlara sorduk, Meclis Başkanlığına sorduk, "Bugün neler var?" dedik. Bunlarla ilgili sunuşlardan bir tanesinin olduğunu söylediler. Bununla ilgili gündemimizi oluşturduk. Yani, bununla ilgili, yürütmenin güdümünde değil Sayın Başkan, burası…

BAŞKAN - Efendim, kanunlardan geçmişteki uygulamaları da isteyeyim, biraz sonra sizlere burada takdim edeyim, bildireyim yani.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, burası milletin Meclisi. Yürütmenin Meclisi değil, milletin Meclisi. Milletin Meclisinde birisi bir konuşma yapacaksa, önceden haberiniz varsa bunu bize bildirin. Yani gecekondu Meclisi değil. Parlamentoyu, milletvekillerini ciddiye alın.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın Baluken, biraz önceki söylediğiniz konuyla ilgili, arka odada bu konuyla ilgili herhangi bir görüşme ve kimseyle de herhangi bir konuşma olmamıştır. Burada Sayın Vural'la ve Sayın Oğan'la… Buradaki kastım, tabii, "bunlar" derken eylem yapan şahıslar ve sayın milletvekilleri için "Ara vereceğim." dedim, "Kapatacağım." sözü de değil. Onun haricinde… Çünkü Meclisin çalışması gerekir. Mecliste bir eylem yapılıyorsa bu eylemi sonlandırmak için de "Bir madde daha görüşüp ara vereceğim, grup başkan vekillerini arkaya davet edeceğim." dedim. Konuştuğum bu.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Bunlara cevap vereceğim tabii ki ama...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Hükûmet adına Suriye topraklarında icra edilen Şah Fırat Operasyonu hakkında Genel Kurulu bilgilendirmek üzere…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Bir saniye Sayın Başkan!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, bir saniye!

13

BAŞKAN - …Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın İç Tüzük'ün 59'uncu maddesine göre söz talebi vardır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, usul tartışması talebimiz var.

BAŞKAN - Gündeme geçmeden önce bu talebi yerine getireceğim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Sayın Başkan, usul talebi var.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Bakanın açıklamasından sonra istemleri hâlinde siyasi parti gruplarına ve grubu bulunmayan milletvekillerinden birine söz vereceğim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Usul talebimiz var. Tutumunuzla ilgili usul tartışması açıyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, tutumunuzla ilgili usul tartışması istiyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, şuna ne yaptınız, şu önergeye ne yaptınız?

BAŞKAN - Konuşma süreleri Hükûmet için…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Şu önergeye ne yaptınız?

BAŞKAN - Biraz sonra cevap veririm efendim neyse.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hayır, usul tartışması talebimiz var! Bu önergemize ne yaptınız?

BAŞKAN - …yirmi, siyasi parti grupları için on, grubu bulunmayan milletvekilli için beş dakikadır.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) -Arkadaşlar, önergeyi işleme koymuyor! Usul talebini kabul etmeyen bir Başkan var burada!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 21 ve 22 Şubat 2015'te Süleyman Şah Saygı Karakolu'na yönelik olarak gerçekleştirilmiş Şah Fırat Operasyonu hakkında yüce Meclisimize Hükûmet olarak bilgi sunmak amacıyla söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve sayın milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

14

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu coğrafyanın bin yıldan beri bu aziz millete vatan olduğunun göstergelerinden biri de Süleyman Şah Türbesi'dir. Bilindiği üzere, Osman Gazi'nin dedesi Süleyman Şah'ın 13'üncü yüzyıldan bu yana Caber Kalesi eteklerinde bulunan ve Türk mezarı olarak bilinen kabri, Türkiye ile Fransa arasında imzalanan 1921 Ankara Antlaşması uyarınca Türk toprağı olarak kabul edilmiş, Lozan Barış Antlaşması'nda da Ankara Antlaşması'nın hükümlerinin aynen geçerli olduğu teyit edilmiştir. Süleyman Şah Türbesi ata emaneti olarak dönem dönem yenilenmiş, bakım ve onarımı yapılmıştır. Bu türbenin yeri, önce, 1939 yılında kale içerisinde değiştirilmiş, daha sonra Suriye hükûmeti tarafından Fırat Nehri üzerine yapılan barajın dolarak sularının Caber Kalesi'ni su altında bırakacağının görülmesi üzerine 1975 yılında Süleyman Şah Türbesi Caber Kalesi'nden Halep'e bağlı Karakozak köyündeki Fırat'ın doğu yakasına taşınarak ikinci kez değiştirilmiştir. Bu arada, Caber Kalesi'nin en yakın Türk sınırına olan uzaklığının yaklaşık 90 kilometre, Karakozak köyündeki karakolun en yakın Türk sınırına olan uzaklığının ise yaklaşık 30 kilometre olduğunu da belirtmek isterim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu bir millî davadır, her partinin ortak sorumluluğunda olan bir davadır. Bu operasyona karşı çıkan dış güçlerin kim olduğuna bakıldığında bu operasyonun ne kadar yerinde ve doğru olduğu da görülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadar -Mustafa Kemal Cumhurbaşkanımız döneminde de dâhil olmak üzere- ata emaneti olarak gördüğü Süleyman Şah Türbesi'ne hizmet etmeyi, ecdada saygının bir gereği olarak görmüş ve yerine getirmiştir. Bu aziz millet, bu yurdu kendisine vatan yapanları her zaman hayırla yâd etmiştir. Bugün bu topraklarda özgürce, başımız dik olarak yaşıyorsak bunu ecdadımıza borçlu olduğumuzu biliyoruz. Bu bilinçle onların hatırasına sahip çıkmayı bir borç, bir görev olarak görmekteyiz. Onların tarihe sığmayacağını, bir gül bahçesine girercesine bu kara toprağa girenlerin aziz hatırasına her ne yapılsa az geleceğini, onları ancak ebediyetlerin istiap edeceğini, Orhan Şaik Gökyay'ın ifadesiyle "Bu vatan toprağın kara bağrında/ Sıradağlar gibi duranlarındır."

OKTAY VURAL (İzmir) - Vay, vay, vay!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Bir tarih boyunca onun uğrunda,"

OKTAY VURAL (İzmir) - Sıra dağlar gibi…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Kendini tarihe verenlerindir."

OKTAY VURAL (İzmir) - Yapma ya! Nerede durdunuz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Ardına bakmadan yollara düşen,"

OKTAY VURAL (İzmir) - O dağı sınırımıza mı getirdiniz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Huduttan hududa yol bulup koşan/ Her taşı yakut olan bu vatan/ Can verme sırrına erenlerindir." olduğunu çok iyi bilmektedir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - İstifa et, özür dile! Demagoji, polemik yapma! Hiçbir söylediğin doğru değil!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin…

OKTAY VURAL (İzmir) - Yüz karası, yüz karası, tarihin yüz karası!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Yaptığınız hıyanettir, vatan hainliğidir!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …2 Ekim 2014 tarih ve 1071 sayılı Kararı'yla kabul edilen Hükûmet tezkeresinde…

15

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - 70 kilometre öteyi muhafaza edemiyorsun 80 milyon nüfuslu bir Türkiye'de, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …Türkiye'nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğimize dönük risk ve tehditlerin önemli oranda arttığı…

OKTAY VURAL (İzmir) - Korkaklar! Teslimiyetçiler!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …uluslararası hukuk uyarınca Türk toprağı kabul edilen Süleyman Şah Saygı Karakolu'na dönük…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Ricat ettiniz, ricat! Ayıp, ayıp!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …güvenlik riskinin de artığı açıkça belirtilerek…

OKTAY VURAL (İzmir) - Taşımacılık şirketine haber verseydin getirilmesi işini!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Lozan'da aldığımızı verdiniz geriye; Lozan'da aldık, geriye verdik.

OKTAY VURAL (İzmir) - Devletimizi düşürdüğünüz raddeye bakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi hususunda Hükûmete yetki verilmesi talep edilmiş ve bu talep Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da kabul edilmiştir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Beğenmediğiniz Lozan'da aldığımızı geri iade ettiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Seni türbeyi korumak için gönderdik, kaç diye değil!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu tezkerenin kabul edildiği tarihten sonra güney sınırımızda ortaya çıkan gelişmeler, bu tezkerede ileri sürülen hususlarda Hükûmetimizin haklılığını ortaya koymuştur. Güney sınırlarımızın ötesinde bulunan DEAŞ terör örgütü…

OKTAY VURAL (İzmir) - Onlarla iş birliği yaptınız.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …uluslararası toplum tarafından da bir tehdit olarak görülmüş…

OKTAY VURAL (İzmir) - Musul'da konsolosluğumuzu teslim ettiniz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bütün bunların altında kaldınız, bütün bunların! Kendi elinizle Süleyman Şah'ı havaya uçurdunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …bununla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çıkartılmış, bu kararlar çerçevesinde…

OKTAY VURAL (İzmir) - Terör örgütüne teslim ediyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …70'e yakın ülke uluslararası bir koalisyon oluşturarak…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bir de konuşuyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) - Hangi yüzle konuşuyorsunuz!

16

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Yetmiş iki milletten kişinin de katıldığı bu tehdide karşı mücadele vermeye başlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ne mücadelesi? Şu mücadeleye bakın be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bak, bak, bak, bak! Bak, bak, bak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu süre içinde Japonya, Ürdün ve Amerikan vatandaşlarının da arasında bulunduğu…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) -Şu hâle bak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …birçok rehineye ve insanlara karşı yapılan cinayetler bu tehdidin boyutunu apaçık ortaya koymuştur. Türkiye, uluslararası koalisyonun bir parçası olduğunu açıkça beyan etmiş…

OKTAY VURAL (İzmir) - Aciz içerisinde!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …ve bu tehdide yönelik olarak yapılacak çalışmalara katkı vermek amacıyla da sözleşme imzalamıştır.

Suriye'de her geçen gün artan güvenlik sorunları ve askerî zaruretler de dikkate alınarak uluslararası hukuktan doğan haklarımız saklı kalmak kaydıyla…

OKTAY VURAL (İzmir) - Koalisyonla birlikte toprağımızı terk ettiniz. İsrail'in isteğiyle hareket ediyorsunuz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu Şah Fırat Operasyonu değil, kedi tırnağı operasyonu, kedi tırnağı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …uluslararası antlaşmalarla Türk toprağı olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'ndaki manevi değerleri, yüksek ecdat yadigârı emanetlerin, geçici olarak yine Suriye'de bulunan Eşme köyü sınırları içinde kalan ve güvenlik güçlerimizce koruma altına alınacak bir yere taşınmasına Hükûmetimizce karar verilmiştir.

OKTAY VURAL (İzmir) - İsrail'in isteğiyle yaptınız bunları.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Ecdadın kemikleri sızlıyor, kemikleri.

OKTAY VURAL (İzmir) - Evet.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Ecdattan bahsetmeye hakkınız yok.

OKTAY VURAL (İzmir) - Evet.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu karar uyarınca Şah Fırat Operasyonu adı verilen bir harekâtla 21 Şubat 2015 tarihi saat 21.00'de eş zamanlı olarak iki operasyon birden başlatılmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Tabansızlar! Tabansızlar! Yüreksizler!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Yazıklar olsun size.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Yazıklar olsun size.

OKTAY VURAL (İzmir) - ABD, İsrail tavsiyesine uymuşlar.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Birincisi, Mürşitpınar'dan birliklerimiz Suriye'ye girmiş ve süratle Karakozak köyüne doğru hareket etmiştir.

17

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Tamamen palavra, ne anlatıyorsun sen be! Sen oradan çekil, gel konuş bir de burada.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu birliklerimiz 22 Şubat 00.30 sularında Süleyman Şah Saygı Karakolu'na ulaşmıştır. Yine saat 21.02'de başka bir tank birliğimizse Eşme civarında yine Suriye topraklarına girerek yakın bir mekânda Süleyman Şah'ın yeni kutsal mekânının tanzimi ve naklikubûrun gerçekleştirilmesini teminen gerekli toprak parçasını kontrol altına almıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu Hükûmet hangi yüzle konuşuyor burada? Bu rezaleti nasıl savunabilirler? Nasıl savunabilirler ya?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Yazıklar olsun! Bin defa yazıklar olsun!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu birliklerimiz saat 21.02 itibarıyla bayrağımızı bu toprak parçası üzerinde dalgalandırmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Ecdadı havaya uçuruyorsunuz, gelip burada konuşuyorsunuz, utanmıyorsunuz!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Buradan ekmek çıkmaz size, ekmek çıkmaz!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Ekmeği bırak… Siz ayakkabı kutularından çıkan…

OKTAY VURAL (İzmir) - Sizin işiniz gücünüz yemek değil mi? Hep yemektesiniz, hep yeme içme. İşiniz gücünüz yemek. (AK PARTİ ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karakozak'taki Süleyman Şah Saygı Karakolu'na varan birliklerimiz ecdadımızın bize emaneti olan Süleyman Şah'ın naaşı ile diğer emanetleri, karakolda görev yapan 38 Mehmetçiğimizi alarak 06.03 sularında Türkiye'ye güven içinde gelmişlerdir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Bayrağı oradan indirdin mi indirmedin mi? PKK'yla birlikte yaptın mı, yapmadın mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Zillete düşürdünüz bizi.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Süleyman Şah'ın naaşı seni çarpacak, cin çarpar gibi çarpacak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Operasyon 22 Şubat 2015, 10.12 itibarıyla tamamlanmıştır.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Koca devleti, koca Türkiye Cumhuriyeti'ni terör örgütlerine peşkeş çekiyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Şah Fırat Operasyonu'na 39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personel katılmıştır.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - PKK'nın önünde boyun eğdiniz, yetmedi, şimdi IŞİD'in önünde boyun eğiyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Nakliye şirketi! Millî Savunma Bakanı değil, nakliye şirketi sahibi. İki sandukayı getirmeyi başarı diye sunuyor ya!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Yeni ulaştırma bakanı!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yaptığınız IŞİD açılımı.

18

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu operasyon, Kara Kuvvetleri unsurlarımızca icra edilmiş, Türk Hava Kuvvetlerine bağlı unsurlarsa ülke içinde hazır durumda bekletilmiştir. Her türlü risk içeren bir bölgede çatışma dahi olmaksızın…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Allah, Allah!

OKTAY VURAL (İzmir) - Vay anasını ya! Kahramana bak, kahramana!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Tabana kuvvet nasıl kaçtığını anlatıyorsun değil mi? Utanın, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …bu operasyonun gerçekleşmiş olması Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcı gücünü ve harbe hazırlık derecesini göstermektedir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Alkışlayın, alkışlayın! Damat Ferit gibisiniz! Damat Ferit Sevr'i imzaladığı zaman da alkışlayanlar vardı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu operasyonu başarıyla gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları başta olmak üzere, tüm mensuplarını tebrik ediyoruz, milletimizin haklı güvenine mazhar olduklarını bir kez daha gösterdiler. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Hani Avrupa'yı yönetiyordunuz, hani dünyayı yönetiyordunuz, hani Orta Doğu'yu yönetiyordunuz, ne oldu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Şah Fırat Operasyonu'nun başlangıcında, intikal sırasında bir personelimiz geçirdiği bir kaza neticesinde şehit olmuştur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bravo! Bravo Bakan, iyi kaçtınız! Helal olsun size! Çok başarılı kaçak operasyonu yaptınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu vesileyle, şehidimize Allah'tan rahmet, ailesine ve Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyorum. [CHP sıralarından alkışlar(!)]

OKTAY VURAL (İzmir) - Yüz karasısınız, yüz karası!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bravo size!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu operasyon Mehmetçik'imizin can güvenliği ve askerî gereklilik de dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - AKP'nin mal güvenliği için yaptınız, ne Mehmetçik'in can güvenliği!

OKTAY VURAL (İzmir) - Mehmetçik vatan toprağını korumak için var, senin gibi kaçırmak için yok!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Mehmetçik rehin" diye daha önce açıklama yapanlara bugün Mehmetçik'imizin rehin olmadığı gösterilmiştir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - İyi ki İstiklal Savaşı'nda yoktunuz ya, iyi ki yoktunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Türkiye güçlüdür, millî hak ve menfaatlerini koruma gücüne sahiptir.

OKTAY VURAL (İzmir) - "Çanakkale geçilmez." diyenler boşu boşuna mı öldü? Sizin zihniyetinizle bırakın Çanakkale'yi korumayı…

19

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Türk askerinin başına çuval sizin zamanınızda geçirildi. Alıp gelseydiniz ya, başına çuval geçirilmiş Türk askerini alıp gelseydiniz ya!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bugün Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin geçmişte bir örneği görülmemiştir. Bu istisnai duruma karşı istisnai tedbirlerin alınması da doğaldır. Kaybedilen bir vatan toprağı yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) - Yoktur! Yuh olsun size! Yuh olsun size be! Alkışlayanlara da yuh olsun be!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - He ya yoktur! Terkedilen, kaçılan toprak vardır!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Türkiye egemenlik hakkından vazgeçmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Millî gururumuza kadar, millî onurumuza kadar ne varsa yok ettiniz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Birçok askerî gereklilikten biriyle ilgili olarak kısa bir açıklama yapmak isterim. Süleyman Şah Saygı Karakolu'na her an bir baskın olma ihtimali de göz önüne alınarak savaş uçaklarımız havada devriye görevi yapmaktadır…

OKTAY VURAL (İzmir) - Ya, orada baskın için karakol kapatıyorsunuz, PKK için askeri çektiğiniz gibi yapıyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …ve bu bölge yirmi dört saat boyunca insansız hava araçlarıyla da gözlemlenmekteydi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Zillete düştünüz, zillete!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Ancak, gözlem hava şartları müsait olduğunda yapılmakta, kötü hava şartlarında bu dahi yapılamamaktaydı.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bak, bak, bak! Meteoroloji bakanı, meteoroloji! Hava tahmin raporu sunuyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu da mevcut riski artırmaktaydı. Bu tehdidin ne kadar süreceği de bilinmemektedir.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bravo! Havanın durumunu da dikkate almışsınız! Ne kadar önemli bir tedbir almış ya!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Beş yıl sürer." diyen de var, "Otuz yıl sürer." diyen de var. Hangisi olursa olsun, bulunduğu yerde verilecek güvenlik hizmeti ilave risk taşımaktadır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Vallahi helal olsun ya! Şu zilleti yaşattınız!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Orada ne kuruluyor, onların önünü açtınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu riski ortadan kaldırmak bu ülke çıkarlarına daha uygundur, burada yapılan da budur. Bir saldırı hâlinde mukabelede bulununcaya kadar geçecek sürede Mehmetçik'imizin kalacağı riskin ise karşılığı yoktur.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Ecdadın kemikleri sızlıyor, kemikleri!

ERKAN AKÇAY (Manisa) -Amerikan, İsrail uşakları!

20

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu operasyonun gerekliliğini Yozgat'ın Yerköy'ünden Seyit Ahmet'in Babası Hacı Osman anlamıştır, Antep'ten Ökkeş anlamıştır, Maraş'tan Ecder, Sivas'tan Ahmet Turan anlamıştır… (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) - Sizin nasıl kaçak olduğunuzu anlamıştır!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Malatya'dan Hocaların Zeynep'in kızı Kudret Ana anlamıştır…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Sizin ne olduğunuzu anlamıştır!

OKTAY VURAL (İzmir) - Sütçü İmam seni iyi anladı, iyi anladı!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Çanakkale'den Asım, Sakarya'dan Mehmet anlamıştır. Oflu Çakırların Hasan anlamıştır, kısaca milletimiz anlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sütçü İmam iyi anladı!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Hasan Tahsin ile Nene Hatun anlamıyor, problem orada sizin yaptığınızda.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye daha önce de DEAŞ terör örgütünün rehinesi olan Musul Başkonsolosluk personelinin tecrübesini yaşamıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Sizi Balkan bozgununa uğramış siyasi…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu aziz millet, DEAŞ terör örgütü mensupları tarafından Musul Başkonsolosluğu işgal edilip…

OKTAY VURAL (İzmir) - Medine Muharebesi'nde savunan Fahrettin Paşa seni iyi anladı! O muharebede çekirge yiyerek savunanlar iyi anladı!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - İyi anlar!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …personeli rehin alındığında "Konsolosluk niye daha önce boşaltılmadı?" diye suçlama yapıldığını hatırlamaktadır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Teslimiyetçi! Çekirge yiyerek korudular be!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - O gün o suçlamayı yapanların bugün niçin karakol boşaltıldı demeye hakkı yoktur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Karakolu da boşalt! Kimsenin sizi eleştirmeye hakkı yok, bir sizin ihanet etmeye hakkınız var!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - O gün Musul Başkonsolosluğundaki vatandaşlarımızın rehin alınması olayında gerekli tedbirleri almadı diye Dışişleri Bakanımız hakkında gensoru verenlerin…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Ne kadar haklıymış o gensoru. O gensorunun altında kalsaydınız keşke!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …bugün Süleyman Şah Karakolu'ndaki personelimizin can güvenliği için alınan tedbirler için niçin alındı demeye de söz hakkı yoktur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Gazi Osman Paşa lanetliyor sizi!

21

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu aziz millet, Dışişleri Bakanlığında Dışişleri Bakanı, Dışişleri Müsteşarı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanı arasında yapılan güvenlik toplantısının…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Hepiniz istifa edeceksiniz, toptan, hepiniz! Hepiniz istifa! Gözden düştünüz, meşruiyetinizi yitirdiniz! Vatana kasttan istifa etmeniz lazım. Utanın, utanın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …dinlenilerek dış güçlere servis edilmesi üzerine yapılan tartışmaları da hatırlamaktadır. O gün "Devlet Süleyman Şah Karakolu'nu bahane ederek Suriye'de savaşa girecek." diyenleri bu millet unutmamaktadır. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Utanmadan, sıkılmadan, toprağı koruyamadın, bir de bunu eleştirenlere "Haksızlık ediyorsun." de!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - O gün bu asılsız iddiaları yapanların bu iddialarının bugün boşa çıkmış olduğunu bu millet görmektedir. Olaylar ve gelişmeler o iddia sahiplerini yalanlamıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Tezkereyi sana kaçman için vermedik, orada olup muharebe etmen için verdik. Muharebe edemediniz, sonucuna da katlanacaksınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - İddiaları boşa çıkanların ve olayların iddialarını yalanladığı kişilerin bugün yine söz söylemeye hakları yoktur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hükûmetimiz her bir vatandaşımızın Hükûmetimiz, her bir vatandaşımızın can güvenliğini koruyacak tedbirleri alır, her bir karış vatan toprağını korumak için gereken tedbirleri de alır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

OKTAY VURAL (İzmir) - Vay, vay, vay! Korumaya bak!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Büyüklere masallar! Uyuyacaklar var! Çocuklara, yavrucaklara masallar anlatıyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz hep söyledik. Hiç kimse Türkiye'nin ülke topraklarını ve vatandaşlarının can güvenliğini koruma yolundaki kararlılığını test etmesin. Bu kararlılığımızı gerçekleştirdiğimizi bu operasyonda gösterdik.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Selanik'i teslim eden Hasan Paşa'nın heykelini yaptı Yunanlılar; IŞİD de, İsrail de sizin heykelinizi yapar artık.

OKTAY VURAL (İzmir) - IŞİD, PKK seninle gurur duyuyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu operasyona 39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personel katılmış ise bu ulusal çıkarlarımızı korumak için gereken kararlılığımızı göstermektedir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Ulusal çıkarla ne alaka sizin yaptığınız? Ulusal çıkar sizin için teslim olmak, "Ver kurtul!" demek, bir adım önde olmak için baş eğmek! Baş eğe eğe boynunuz bastonu geçti, bastonu!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Her türlü tedbiri almaktan çekinmeyeceğimizin de apaçık bir göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - İçeride faşizm, dışarıya teslimiyet!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bugünden sonra da bu vatanın ve bu milletin her türlü hakkı ve hukukunu korumak için her ne gerekiyorsa gereğini yapacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

22

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Mecliste faşizm uygulayın, IŞİD'e gelince kedi gibi pısın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Yeni Suriye Eşme'sindeki Süleyman Şah Türbesi ülkemize yaya yürüme mesafesinde.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Geliyor IŞİD, geliyor!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Ecdadına bir Fatiha okumak isteyenleri Süleyman Şah Türbesi'ni ziyaret etmeye davet ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Bari Uşak Eşme'ye getireydiniz, daha yakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Orada da görülecektir ki bayrak dalgalanmakta, ecdat emanetlerine sahip çıkılmaktadır. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edilecektir.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - İhanetinizi saklamayacağız. Vatan toprağına kastettiniz, vatan toprağını terk ettiniz! Suç işlediniz, suç!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bize güvenin! Bu güveni bu ana kadar hiç boşa çıkarmadık, bundan sonra da boşa çıkarmayacağız.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Allah bu ülkeyi sizin düştüğünüz duruma düşürmesin! Ne zor iş, ne zor iş!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Suç işlediniz, suç! Yargılanacaksınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sözlerime son verirken bir kez daha Şah Fırat Operasyonu'nun başarıyla gerçekleşmesinde görev alan başta Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyorum.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bakan olmanız sizi kurtarmayacak. Kim altına imzayı attıysa hepiniz çıkacaksınız Yüce Divanın karşısına.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bu operasyonun intikali aşamasında bir kaza sonucu şehit olan şehidimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sizin mekânınız neresi olur, onu bilemeyiz yani.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Sözlerime Abdurrahim Karakoç'un şiiriyle son veriyorum: "Nusret versin yeri göğü yaratan/ Çekip çıkaralım akı karadan…"

OKTAY VURAL (İzmir) - Vay, vay, vay! Kahramana bakın ya! Kahramana bakın!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - "Ertuğrul Bey, Osmangazi, Murat Han/ Susarsam hakkını helal etmesin."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Millete yalan söylüyorsunuz!

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Bakana IŞİD üstün hizmet madalyası versin; PKK, YPG üstün hizmet madalyası versin. Vatan toprağını bırakıp kaçmış, vatan toprağını koruyamamış bir Bakan! Koruyamadınız bir toprağı! Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Mezarı koruyamadınız, mezarı!

23

OKTAY VURAL (İzmir) - Sandukayı getirip de kahramanlık taslıyorsunuz! Şunlara bakın be! Hangi yüzle çıkıyorsunuz!

BAŞKAN - Gruplar adına söz talebi var mı? Soruyorum. (Gürültüler)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Nazmi Gür, Van Milletvekili…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Gündem dışı ver önce!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Emreder gibi konuşma Özcan!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Ama "Vermiyorum, kesiyorum." diyor. Burası Meclis.

BAŞKAN - Hakların Demokratik Partisi Grubu adına Nazmi Gür, Van Milletvekili.

Buyurun Sayın Gür. (HDP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, İç Tüzük 67'yi lütfen değerlendirin efendim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bakan yalan söylüyor, biz de burada dinlemek durumundayız.

HDP GRUBU ADINA NAZMİ GÜR (Van) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce Sayın Bakan Genel Kurula bilgi verdi. Biz de Süleyman Şah Operasyonu'yla ilgili gerçekleri, düşüncelerimizi, görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, böylesi bir operasyon sonucu Süleyman Şah, maalesef, mezarında rahat uyumamış, 3'üncü kez mezar yeri değiştirilerek Suriye'nin ve bizim "Rojava Kürdistan" dediğimiz Kobani kantonunun bir köyüne nakledilmiştir.

Bu olayı baştan itibaren takip ettik, Genel Kurulu Grup Başkan Vekilimiz aracılığıyla bilgilendirdik, Hükûmetten bilgi istedik ve biliyorsunuz, biz burada bir yasayı tartışırken eş zamanlı bir şekilde de bu operasyon gerçekleştirildi fakat bu operasyonu tek başına Türkiye yapmadı. Bu gerçeği sizlerle, arkadaşlarımızla paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, önce, 1923'ten itibaren, Lozan'da Caber Kalesi'nin bir bölümü Türkiye toprağı sayıldı. 1921'de Ankara Antlaşması'yla, Türkiye-Fransa arasındaki bir antlaşmayla, bu Türkiye toprağı orada korundu fakat bir baraj yapımıyla nakledildi. Daha sonra, nakledildiği yerde -yine 2'nci bir baraj- Tabka Barajı yapılırken yerini değiştirme olanağı doğdu ve bu nedenle, bir kez daha, 1995 yılında mezarın yeri değiştirildi. Şimdi, başka bir nedenle, yeni bir baraj yapılmıyor ama başka bir gerekçeyle Hükûmet karar verdi ve Süleyman Şah Türbesi bulunduğu yerden taşınarak Kobani kantonunun Eşme köyüne nakledildi. Geçici olduğunu söylüyor Hükûmet bunun ama bunun yaratacağı hukuki sorunları, uluslararası hukuku da göz önünde bulundurmakta fayda var.

Baştan itibaren, bu operasyon yapılırken değerli arkadaşlar, başta Kobani kantonu yetkilileri olmak üzere, PYD ve YPG yetkilileriyle de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Olması gereken de buydu aslında çünkü Türkiye'nin Kobani'den bu kadar zırhlı aracı, bu kadar silahlı bir gücü 35-40 kilometre öteye kadar götürmesinin imkânı yoktu dolayısıyla Kobani kantonu yetkilileri PYD ve YPG güçleri bu konuda bilgilendirilmiş, onların onayı, onların katılımı ve desteğiyle bu operasyon gerçekleştirilmiştir.

Bu gerçeği -isterseniz, kısaca- YPG'nin yaptığı basın açıklamasında görmek gerekir; olduğu gibi okuyorum: "Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve askerlerin katılımıyla dün gece Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik bir operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyon, YPG Komutanlığımızın bilgisi dâhilinde ve YPG Kobani güçlerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Türk devletinin talebi ve koalisyon güçlerinin isteğini değerlendiren komutanlığımız insani boyutları ön planda olan operasyonda bir sakınca görmemiş ve onay vermiştir. YPG Kobani Komutanlığımızca belirlenen yetkili arkadaşlarımız ile Türk devlet yetkilileri arasında yürütülen

24

dört günlük tartışmaların ardından operasyon planlaması yapılmıştır." Bu, ortak bir operasyon elbette ki.

"Bu çerçevede, dün gece saat 21.00'de Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve belli sayıda asker Mürşitpınar Kapısı'ndan Kobani kantonu sınırları içine girmiştir. Türk ordusu, daha önce belirlenen yol hattı üzerinden güçlerimize ait araçlar eşliğinde ilerleyerek Süleyman Şah Türbesi'ne ulaşmıştır. Güçlerimizin denetiminde bulunan alanlar içinde Türk askerlerinin mevzilendirilmesi ve ikmalinde sorumluluk alan güçlerimiz geri çekilme esnasında da bu görevini eksiksiz yerine getirmiştir."

OKTAY VURAL (İzmir) - Bravo! PKK'yla birlikte iş birliği yapıyorsunuz! YPG'nin savunma bakanı mı oldunuz?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sizi Mondrosçular sizi!

NAZMİ GÜR (Devamla) - "Güçlerimizin aktif katıldığı operasyon tamamlanmıştır."

Bu, tabii, YPG'nin açıklaması değerli arkadaşlar.

Şimdi, bu operasyon sonucu, böyle bir operasyon sonucu taşınmıştır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Bak, ne hâllere düştünüz? Ne hâllere düştünüz? YPG'den yardım dileniyorsunuz! Sizi sünepeler sizi!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Taşınmanın her aşamasında Kobani'de bulunan bütün yetkililer gerekli desteği sağlamıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Alkışlasanıza! Alkışlasanıza ya! Ya, alkışlasanıza AKP Grubu! Birlikte operasyon yapmışlar!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ikinci önemli konu, elbette ki hukuki durumdur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Paşa, arkanı dönsene!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Uluslararası hukuka göre, Türkiye defakto bir durum yaratmış ve aslında kendisine ait bir toprak parçasından başka bir toprak parçasına, Kobani'nin Eşme köyündeki toprak parçasına bunu taşımıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Arkanı dönsene Paşa! Dönsene!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Bu, tümüyle defakto bir durumdur. Kobani'deki Eşme köyü on gün önce yeniden, biliyorsunuz, DAİŞ güçlerinden, çetelerinden temizlendi; çatışa çatışa temizlendi, orada YPG güçleri onlarca şehit verdi. Eşme köyünün bir Suriye toprağı olduğunu ve aynı zamanda Kobani kantonunun bir parçası olduğunu asla unutmamamız lazım. Sınıra yakın, 100 metre, 180 metre uzaklıktaki bu alan elbette ki Kobani kantonunun yetkililerinin izniyle ve desteğiyle gerçekleştirilmiştir. (MHP sıralarından gürültüler)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Yazıklar olsun!

OKTAY VURAL (İzmir) - Bravo, AKP Grubundan alkışlar!

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Sayın Paşa, Sayın Bakan, duyuyor musun?

NAZMİ GÜR (Devamla) - Oradaki toprak parçasının defakto bir durumla Süleymah Şah Türbesi'ne dönüştürülmesi bundan sonra elbette ki hem kanton yönetimi hem de Kürtler açısından son derece önemli bir tarihî durumdur. (MHP sıralarından gürültüler)

OKTAY VURAL (İzmir) - Kahraman Millî Savunma Bakanı! Kahraman Millî Savunma Bakanı, IŞİD'le, PKK'yla nasıl anlaşma yaptığını açıkla!

25

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Bu millete, bu büyük devlete bu zulüm, zulüm!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bundan sonra Süleyman Şah Türbesi'nin yapılacağı alan elbette ki, söylediğimiz gibi, Eşme köyünün toprakları ve Kobani kantonuna bağlı bir toprak parçası.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Acaba YPG'ye bunun karşılığında ne verildi, hangi sözler verildi?

NAZMİ GÜR (Devamla) - Oranın da aynı zamanda, Sayın Bakan, bir özel mülkiyet konusu olduğunu da sizlere belirtmek lazım. Bu geçici durum, defakto durum Hükûmetin kibir dolu açıklamalarına yansıtılmış, bu bir zafer olarak ilan edilmiştir ama orada bulunan güçlerin, yerel(x) güçlerin; orada bulunan, iş birliği yaptığı bütün güçlerin bu operasyondaki başarısını göz ardı ederek dile getirilmesi elbette ki üstten bakıcı, elbette ki kabul edilemez bir durum ve tutumdur.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bak, bak, bak, bak! Ey milletim, duyun! Yazın bunu yandaş, candaş medya, yazın!

NAZMİ GÜR (Devamla) - Şimdi, önümüzde önemli bir konu daha var değerli arkadaşlar; o da iki aşamada gerçekleştirilecek bu operasyon henüz bizce bitmemiştir çünkü birinci aşamada orada görevli olan askerler geri çekilmiş, ikinci aşama ise türbenin Türkiye sınırına yakın olan bir bölgeye taşınma işidir. Bu iş uluslararası hukuka gerçekten ne kadar uygundur, ne kadar değildir, önümüzdeki günlerde son derece tartışma konusudur. Dediğimiz gibi, uluslararası hukuka karşı defakto bir durum söz konusudur. Bu defakto durum karşısında, elbette ki Süleyman Şah, Eşme köyünde yapımı devam edecek olan bu türbeye defnedildiğinde, aynı zamanda demokratik ve özgür Suriye güçleriyle bundan sonra ve rejim değişikliği gerçekleştirildiğinde, yeni bir mutabakat zaptının uluslararası hukuk konusu olacağı da kesindir. Bu taşınma işinin uluslararası hukuk boyutunu da bu şekilde dile getirebiliriz.

Diğer önemli bir konu değerli arkadaşlar, o bölgede Kobani kantonu ile Türkiye arasındaki ilişkilerdir. Biz öteden beri, Rojava bölgesinde kurulan 3 kantonun Türkiye'yle olan iyi ilişkilerinin sürdürülmesini, geliştirilmesini istedik ama her zaman Hükûmet arkasını döndü, her zaman Hükûmet bu güçlerle ilişkilerde son derece ketum davrandı. Örneğin, Kobani'de altı aydır savaş sürerken Kobani'de insani bir kantonun açılması konusunda da son derece ketum davrandı ama işte, görüyorsunuz, Kürtler insani bir durum söz konusu olduğunda iş birliğinden kaçınmıyorlar.

Bu, elbette ki Türkiye-Kobani kantonu ilişkileri açısından son derece önemli bir dönüm noktasıdır; bizim açımızdan, bundan sonra, Türkiye Hükûmetinin Kobani'yle birlikte 3 kantonu tanıması, onlarla ilişkilerini sürdürmesi, 3 bölgede de 3 resmî kapının açılmasıdır. Mürşitpınar Sınır Kapısı artık, bundan sonra resmî bir gümrük kapısı olarak açılmalı, sadece insani yardım ya da insan geliş gidişlerinden çıkarılmalı, Kobani Hükûmetiyle resmî ilişkiler düzeyinde bu Mürşitpınar Kapısı gümrük kapısı olarak, resmî gümrük kapısı olarak aynı zamanda ticari ilişkilere de, ticarete de açılmalıdır.

Bu ilişki tarzı elbette ki bölgede yeni bir durum yaratacaktır. Böyle bir durum üzerinden Hükûmetin ilişkilerini geliştirmesini, Hükûmetin her 3 kantonu tanımasını ve bundan sonra demokratik ilişkilerin sürdürülmesini, elbette ki biz, Türkiye'nin yararına, Türkiye'nin çıkarına görüyoruz. Kantonlarla böylesi bir ilişkinin, böylesi bir yapıcı ilişkinin elbette ki iki yıldır sürdürdüğümüz demokratik çözüm sürecine, barış sürecine de olumlu katkıları olacağını düşünüyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) - AKP Grubu, alkışlayın! İşte ortağınız, alkışlasanıza!

26

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Getirdiğiniz manzara bu işte, yazıklar olsun!

BAŞKAN - Sayın Vural, biraz önce Hükûmete yirmi dakika verilmesinin yanlış olduğunu beyan ettiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Evet.

BAŞKAN - Yanlışlık varsa düzeltiriz, size de yirmişer dakika yani gruplara da yirmişer dakika veririz. dedim. Ancak -örnekleri gelecek ama- iki tane örnekte gündem…

OKTAY VURAL (İzmir) - Var, örnekleri gördüm efendim. Bunlar yanlış örnekler. Çünkü, Sayın Başkan, madde üzerinde de, tümü üzerinde de grupların ne kadar söz hakkı varsa Hükûmetin de o kadar söz hakkı vardır. Dolayısıyla, bu uygulama yanlış olabilir. Hükûmet Parlamentonun üzerinde değildir.

Maddelerde on dakika veriyorsunuz, bizim de on dakikamız var; tümünde yirmi dakika veriyorsunuz, bizim de yirmi dakikamız var. Sadece ve sadece soruşturma önergelerinde sınırsızdır, diğerlerinde eşitlik vardır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Nerede yazıyor?

OKTAY VURAL (İzmir) - Yürütmeyi bu konuda yasamanın üzerinde göstermek doğru değildir. O bakımdan ben söyledim. Yoksa uygulamaların bir kısmından haberdarım.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

Ama, şimdiye kadar uygulamalar bu. Bundan sonrası için, sayın grup başkan vekilleri toplanalım…

OKTAY VURAL (İzmir) - Böyle vereceğinizi söylediniz ama.

BAŞKAN - Tekrar bu kararlaştırılabilir efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, daha önce şu uygulamalar yapıldı: Hükûmete yirmi dakika süre verildi; İç Tüzük'te muhalefet partilerine onar dakika süre verileceği yazılı olmakla birlikte, uygulamada bu on dakikalık süreyi aştık. Ben bunun tanığıyım, burada bunu yaptık. O nedenle, ben bu on dakikalık sürenin siyasi parti gruplarının mutabakatıyla artırılmasını ve yirmi dakikaya çıkarılmasını öneriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

Şimdi, gruplar adına ikinci konuşmacı…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, bu önerime bir değerlendirme yapmayacak mısınız?

BAŞKAN - Ama efendim, öneri…

Sayın Hamzaçebi, iki tane örnek geldi. Ben örnekleri de daha çoğaltabilirim yani.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, ama…

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Viskoelastik ve antik önergeler! Diğer milletvekili onar dakika…

27

BAŞKAN - Hükûmetin gündem dışı konuşmalarında daha önce gündeme getirilmeyen bir konu, özellikle bugün getirildi. Doğrusu, biraz önce ben Sayın Vural'a yaptığım açıklamada, grup başkan vekilleriyle toplanılıp bundan sonra bu konu kararlaştırılır dedim. Başka nasıl cevap verebilirim ki?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, benim dediğimi bir araştırın efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, İç Tüzük 59 Hükûmete de yirmi dakika verileceğini yazmıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, benim dediğimi de araştırın, bu uygulama da yapıldı.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bakın, Sayın Başkan, "Ben aynı süreyi veririm." dediniz.

BAŞKAN - Yanlışsa düzeltirim dedim efendim, söylediğim sözlerin arkasındayım, yanlışsa düzeltirim dedim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, benim dediğimi de araştırın.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, İç Tüzük 59 Hükûmete yirmi dakika vereceğinizi yazmıyor.

BAŞKAN - Sayın Zozani, uygulamadan bahsediyorum ben.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Uygulama değil, İç Tüzük'ü uygulamak zorundasınız. Yazmıyor öyle bir şey ya!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, şimdi, siz 2 uygulama getirdiniz. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığına söyleyin, benim dediğimi de araştırsınlar, bu uygulamayı da göreceksiniz efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Şimdi, ikinci konuşmacı grup adına kim efendim, hangi grup söz istiyor?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, devam etmekte ısrar ederseniz tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN - Efendim, istemiyorsa geçeceğim ben, ne yapayım, geçmek zorundayım yani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyorum.

BAŞKAN - Efendim, usul tartışması açacak herhangi bir söz…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Efendim, yanlış uyguluyorsunuz İç Tüzük'ü. Tutumunuz üzerinde usul tartışması talep ediyoruz Sayın Başkan, İç Tüzük'ü yanlış uyguluyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Altay, siz söz mü istiyorsunuz?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Faruk Loğoğlu…

BAŞKAN - İkinci konuşmacı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Faruk Loğoğlu, Adana Milletvekili.

28

Buyurun Sayın Loğoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz rahatsız olduğum için sesim tam çıkmayabilir ama konu çok önemli.

Öncelikle, Sayın Millî Savunma Bakanını dikkatle dinlediğimi söyleyemeyeceğim, hatta dinlemediğimi söyleyeceğim çünkü Sayın Bakanın buraya çıkıp gazetelerde yer alan haberlerden müteşekkil bir sunum yapmasını kınıyorum ama Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri her zaman bunu yapıyorlar, kapalı oturumlarda da bunu yapıyorlar, böyle hayati konularda da aynı şeyi yapıyorlar.

OKTAY VURAL (İzmir) - O da bilmiyor ki zaten, YPG'nin isteğiyle hareket ediyor!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Benim Millî Savunma Bakanından beklediğim şuydu: Türk milletinden bu vahim hata için, bu vahim operasyon için, sonuçları Türkiye Cumhuriyeti'nin üstüne bir kara leke olarak kalacak olan bu vahim operasyon için keşke özür dileseydi. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) Neden bir kara leke? Çünkü, ilk defa askerimizin eliyle bir vatan toprağının parçası, belirsiz, muhatabı belli olmayan bir kişilere teslim edilmiştir, vatan toprağı teslim edilmiştir. Operasyon için Suriye hükûmetinin rızası alınmamıştır.

Şimdi, konunun çok ayrıntıları var, lütfen, çok ayrıntıları var; uluslararası hukuka aykırılık bunlardan bir tanesi. Uluslararası hukukta, bir ülkeye bir askerî operasyon düzenleme hakkı ancak meşru savunma durumunda ortaya çıkar. Suriye'den Türkiye'ye yönelik bir saldırı yok, bildiğimiz kadarıyla AKP iktidarının yakın dostu olan IŞİD'den de henüz bir saldırı yok. O bakımdan, bu askerî operasyon yani Suriye topraklarına çok sayıda asker ve tankla girilmesi, bir defa, Suriye hükûmetinin yaptığı açıklamalara da bakarsanız, Suriye'ye bir saldırıdır, Suriye topraklarına karşı bir saldırıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın vekil, sen Suriye'nin vekili misin? Sen Suriye'nin vekili misin ya "Suriye'ye saldırdın." diyor ya?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - İkincisi, bu iktidar…

Lütfen laf atmayın, laf atmayın.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Dinle de anla, dinle!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Sanki Suriye'ye saldırmış zannediyor kendini.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Siz IŞİD'in vekili misiniz?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Suriye'ye sanki bir şey yaptınız da, hava atmaya kalkmayın bari.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bu iktidarın istismar etmediği hiçbir şey kalmamıştır bu ülkede. En son istismar ettikleri de Türkiye Cumhuriyeti'nin, halkımızın kanıyla, canlarıyla boyadığı bayrağımızdır. Hangi anlamda istismar edilmiştir? Çünkü, öncelikle, yine asker eliyle bu bayrak gönderinden indirilmiş, başka bir yere nakledilmiş, nakledildiği yer -dikkatinizi çekiyorum, ikinci uluslararası hukuka aykırılıktır- Suriye toprağıdır. Suriye bizim arka bahçemiz mi? Suriye, bizim istediğimiz an istediğimiz yere girebileceğimiz, üzerinde hâkimiyet kuracağımız, askerî alanlar kuracağımız bir komşu ülke mi?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı kimin adına konuşuyor? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Türk ulusunun adına konuşuyorum. Türk ulusunun adına konuşuyorum. Siz kimin adına konuşuyorsunuz? Ben Türk ulusunun adına konuşuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Suriye adına konuşuyorsunuz sanki, konuşmalarınızı gözden geçirin. Suriye adına mı konuşuyorsun sen?

29

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Siz İsrail adına konuşuyorsunuz!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Devlet adamı gibi konuşuyor devlet adamı! Hukuk adına, ahlak adına doğruyu konuşuyor! Sanki gitmiş de Suriye'ye girmiş de bir şey yapmış gibi! Hani bıçak kemiğe dayanmıştı ne oldu?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bu hukuk dışılığa ilk defa Türk askeri ortak edilmiştir, Türk askeri ortak edilmiştir. Biz, sizin, siyasetçiler olarak yaptığınız yanlışların, hataların altından kalkarız ama askeri, Türk askerini, Mehmetçik'i hatalarınıza ortak edemezsiniz.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Burası aşiret devleti mi? Ders veriyor, dinleyin de öğrenin. Ders veriyor bedavaya.

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Suriye'ye danışmanlık yapıyordur!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - "Uluslararası hukuk" denilen bir şeyden haberiniz olsun! Bir gün size de lazım olacak.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bu hatayı da bu durumda yapmışsınız, bunu Türk milleti asla, asla affetmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Süleyman Şah Türbesi uzun geçmişi olan bir...

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Mevlâna Türbesi'ni ne zaman taşıyacaksınız, onu da merak ediyorum.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bu konuda benim kanaatim, milletimizin büyük bir kısmının bu operasyondan rahatsızlık duyduğu kesindir ama Mustafa Kemal Atatürk ve bu konuya Lozan'da sahip çıkan, 1939 yılında sahip çıkan İsmet İnönü'nün herhâlde kemikleri bugünün koşullarında bayağı sızlıyordur; bunu da hatırlatmak isterim.

Bugün öyle bir Hükûmet var ki başımızda, vatandaşını, toprağını, bayrağını koruyamayan bir Hükûmettir. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Satar! Satar! 50 kere bayrak indirdiniz!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bunu Musul'da gördük, bunu Mavi Marmara olayında gördük. Gemiler gidecekti, ne oldu? 7 vatandaşımız öldürüldü. Bunları sineye çekebiliyor musunuz?

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Çeker onlar Hocam!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bunun sorumluluğunu üstünüze alabiliyor musunuz? Onun için, lütfen, ağzınızı açmadan doğru düşünün.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Uluslararası sularda saldırılmıştır.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - E, tamam, ne oldu? Biz de onu söylüyoruz.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Ne oldu? Onu söylüyoruz.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Hani siz dünyayı yönetiyordunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Şimdi, deniyor ki: "Askerlerimizin canları tehlike altındaydı." Evet, bir IŞİD tehlikesi var ama IŞİD'ten hiç bahsetmeyen, hiç karşısına almayan, her türlü yardımı, her türlü manevi desteği veren bir AKP Hükûmeti var.

AHMET YENİ (Samsun) - Nereden biliyorsun?

30

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - IŞİD lafı ağzınızdan çıkıyor mu? Çıkmıyor. Onun için -herhâlde diyorum- yani vatanını korumak için canını veren bu ülke, bu insanlar, oradaki askerlerimiz de herhâlde buna hazırdılar ama AKP'nin fıtratında vatan için can vermek diye bir şey yok anlaşılan. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Aynen iade ediyoruz size, aynen iade ediyoruz!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Burada, tabii, Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine verilen bir emri icra etmiştir.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - İran ve Suriye karşı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - İbretlik bir konuşma yapıyor şu anda!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bu emrin her bakımdan yanlış olduğunu herhâlde sadece biz görmüyoruz, sizler de görüyorsunuz ama buna ses çıkartamıyorsunuz, keşke sesiniz çıksa.

AHMET YENİ (Samsun) - İran niye karşı bize?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bütün bunlar…

AHMET YENİ (Samsun) - İran niye karşı?

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - İran niye karşı çıktı?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Buraya nasıl geldik, onu bir irdeleyelim. Buraya nasıl geldik, buraya böyle kendi kendimize mi geldik?

AHMET YENİ (Samsun) - Esad karşı, İran karşı, siz karşısınız.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Adalet ve Kalkınma Partisinin Suriye ve Irak bağlamında izlediği yanlış politikalar nedeniyle bugüne geldik.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - İsrail niye destekliyor? Siz onlara bakın. Topraklarınızı terk etmiş… İran niye, İran? İran "Ankara'dan çekil, çok iyi olacak." dese yanına mı gideceksin?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Bugüne gelmemizin sebebi izlenen yanlış politikalardır, bunu asla unutmayın. Türkiye sıfır sorunla başladı komşularıyla, ne oldu, tam tersi bir noktaya geldi. Ayıptır! Yani, Türk askerinin bayrağını indirmesi, Türk toprağını kime teslim ettiği belli olmayacak şekilde -herhâlde IŞİD'e teslim ettik çünkü ona da kısaca değineceğim birazdan- oradan çekilmesi bu milletin alnına sürülmüş kara bir lekedir, buna hakkınız yok.

Şimdi, Musul Başkonsolosluğumuzun zamanında tahliye edilmemesi ne kadar yanlış idiyse Süleyman Şah Türbesi'ndeki askerlerimizin -askerlerimizin diyorum- tahliye edilmesi veya geri çekilmesi yani bir ricat anlayışı, bir korku anlayışı içinde geri çekilmesi daha da vahim bir yanlış olmuştur. Şimdi, basın ve medyada bunun tartışmaları çok yapılıyor, bu gerçekler de ortaya çıkacak. Bu memlekette hiçbir gerçek, sizin bütün gayretlerinize rağmen, gizli kalmayacak, bütün bunlar gün ışığına çıkacak. IŞİD'le yapılan iş birliği, PYD'yle yapılan iş birliği… Üç gün önce Cumhurbaşkanınız gürlüyor "Efendim, işte PYD şöyledir, böyledir." diyerek. Ondan sonra bakıyoruz, böyle bir operasyon için PYD'den yardım alıyoruz. IŞİD ortada yok, IŞİD'e bir laf söylenmiyor. Niçin? Bu, IŞİD nedeniyle çekilmedi mi? Niçin Sayın Savunma Bakanı bu konuyu anlatırken IŞİD'den bahsetmiyor? Niçin IŞİD'in karşımızda olduğunu, bir terörist örgütü olduğunu anlatmıyor bize?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Tüm IŞİD müttefikleri, o nedenle Sayın Loğoğlu.

31

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Onun için yani bizimle burada paylaşılan fikirleri, bilgileri ben… Bilgi olarak da kabul etmiyorum, bilgi olarak da kabul etmiyorum.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Şiir okudu, şiir.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Yani, bu, Meclise karşı, Meclis üzerinden Türk milletine karşı bir saygısızlıktır. Siz kendinize göre bir siyaset oyunu oynuyorsunuz, sözde başarılı olduğunuzu düşünüyorsunuz. Geçen akşam, geç saatlerde iç güvenlik paketi burada konuşulurken, baktım, efendim, Cumhurbaşkanının, "Bu yasa geçecek." lafını duyunca herkes, sizler alkış tutuyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biz de geçmesini istiyoruz da ondan.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Aynı sözler Başbakanın ağzından tekrarlandığında alkış tutuyorsunuz. Biraz kendinize güvenin, biraz kendinize saygı duyun.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Emekli büyükelçilerin hepsi "Doğru." diyor da…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biz kendimize saygı duyuyoruz. Biz kendimiz de yasanın çıkmasını istiyoruz da onun için alkışlıyoruz.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Yani, bu memleketin sahipleri sadece Tayyip Erdoğan ve sadece Davutoğlu değil. (CHP sıralarından alkışlar) Bu memleketin sahipleri buradaki bizleriz, bu memleketin sahipleri milletvekilleri olup bizleriz. Onun için bu memlekete, bu insanlara, halkımıza ve halkımızın çıkarlarına sahip çıkacaksınız; bunu unutmayın. Ha, yapmıyorsunuz, keyfiniz bilir ama bunun maliyetini, bunun faturasını ödeyeceksiniz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Suriye'den yana konuşuyorsun, "Sahip çıkın." diyorsun ya .

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Ben Suriye'nin sözcüsü falan değilim; biz uluslararası hukukun sözcüsüyüz, uluslararası hukukun sözcüsüyüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - "Suriye'nin sözcü gibi konuştun." diyen yok. Tutanaklardan bir oku.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Onun için biraz kitap karıştırın, biraz şey yapın, sağa sola sorun uluslararası hukuk nedir diye.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kitapları karıştırırken kafan karışmış senin.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Benim kafam tertemiz, benim kafam tertemiz. Onun için…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Karışmış, karışmış; sen kitapları karıştırırken kafanı karıştırmışsın.

AHMET YENİ (Samsun) - Türk milletinin sözcüsü olun.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Efendim?

AHMET YENİ (Samsun) - Türk milletinin sözcüsü olun.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Yani, lütfen, sakin olun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen şu tutanaklardan bir oku, ondan sonra gel özür dile bakalım milletten.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Benim sakin konuşmam durumun vahametiyle orantılı bir sükûnet değil, sadece meselenin vahametini tam olarak anlatmak, paylaşmak için

32

sesimi yükseltmemeye çalışıyorum. Onun için, sakin konuşmak meselenin önemli olmadığı anlamına gelmiyor. Bu sözlerle, vatanınıza sahip çıkın, askerinize sahip çıkın, bayrağınıza sahip çıkın, toprağınıza sahip çıkın diyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Suriye'den yana olma.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Tutanakları oku ve gel, özür dile.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Efendim, sayın konuşmacı "AKP'nin fıtratında vatan için ölmek yoktur." diye bir hüküm ifade etti.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Doğru söyledi.

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Doğru söyledi.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Bu çerçevede, arkadaşları da "Doğru söyledi." diyorlar.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Onu bir ortaya koy da bir görelim ya. Çekildiniz mi, çekilmediniz mi? Süleyman Şah'ı koruyabildiniz mi, koruyamadınız mı, onu söyleyin ve gidin.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bostancı, iki dakika süre veriyorum sataşma nedeniyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşmasından sonra CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Özcan Bey'i biraz sükûnete davet ediyorum. Sağlığından ciddi olarak endişe edeceğim. Biraz öncesinden beri çok hararetli bir şekilde konuşuyor.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Ruh sağlığı mı?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Bizim için kıymetli, sağlığına bir şey olsun istemeyiz.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sağlığımız feda olsun ülkeye. Biz ülke adına endişe ediyoruz.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Sayın Loğoğlu diplomat, öyle bir gelenekten geliyor. Diplomatlar çok rasyonel insanlardır, ne hamasi kışkırtmalara gelirler ne de siyasi angajmanlar esasen onların değerlendirmelerini etkiler.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Tüm bu gelenekleri bozdunuz işte.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Ancak öyle anlaşılıyor ki Meclisin atmosferi ve bu siyasi münakaşalar, biraz, diplomat geleneğinden gelen arkadaşları da etkiliyor.

33

Sayın Loğoğlu'nun müktesebatında var olan rasyonelliğe sesleniyorum: "AKP'lilerin fıtratında vatan için ölmek yoktur." cümlesi, doğru bir cümle olabilir mi?

AHMET YENİ (Samsun) - İade ediyoruz kendisine.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Aynen doğru, çok doğru.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bu ülkenin yarısı ya.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Oy verenleri kastetmiyoruz, kimleri saydığımız belli.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Pazarlama var, pazarlama.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Bakın arkadaşlar, AK PARTİ, "AKP'liler" dediği, bu milletin yarısıdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bu milletin yarısıdır.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - "AKP'liler" dediği, bu milletin yarısıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Vatan için ölmek lazım geldiğinde, biz inanıyoruz ki…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Kaçarsınız, kaçarsınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …hangi partiden olursa olsun herkes kendisine düşen görevi yapar…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - "Analar ağlamasın, analar ağlamasın!"

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Savaşmazsınız sıvışırsınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - ...ancak AK PARTİ'nin önemli bir farkı var, o fark da şu.

OKTAY VURAL (İzmir) - "Analar ağlamasın!"

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Savaşma, sıvış.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Siyasetin asli görevi herkese ölüm yolunu göstermek değildir, insanları yaşatabilmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gerektiğinde ölürüz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Ne için ölürsünüz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …ama her vesile hamasi bir kışkırtmayla insanları ölüme çağıran bir siyasi dil, uygun bir dil değildir.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Ne için ölürsünüz? Dolarlar için mi, vatan için mi?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - Sayın Loğoğlu, bir de Türk milletine saygısızlıktan bahsetti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) - …öyle suçladı bizi ama kendi konuşması o saygısızlığın bir işaretiydi bence.

34

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Sayın Başkan, doğrudan doğruya, sayın konuşmacı şahsımı, ismimi anarak bana sataşmıştır.

BAŞKAN - Şahsınız adına?

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Evet.

BAŞKAN - Ne söyledi efendim?

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Ne demedi ki.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - "Sağlığından endişe ediyorum." dedi yani "Sağlıksız." demek istedi. Ben şimdi kimin sağlıklı, kimin sağlıksız olduğunu…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) - "Bizim için kıymetli." dedim. Ne takılması? Özcan, çok ayıp.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yeniçeri. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Evet, böyle bir fırsatı verdiği için önce teşekkür ediyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Aslan gibi, aslan!

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Sayın Başkan…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Niye o kadar neşelisin?

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - …şunu çok açık bir şekilde söyleyeyim ki öfkemiz çok büyüktür, hiddetimiz çok büyüktür. (AK PARTİ sıralarından "Oo" sesleri) Bu öfke ve hiddet sizi milletin önünde mahvedecektir, bunu böyle bilin!

Sizin, Süleyman Şah Türbesi'nin terkini ve Türk askerinin onurunu ve haysiyetini ayaklar altına alan bu tutumunuz, hiçbir suretle, hiçbir gerekçe altına alınarak savunulamaz; AKP Hükûmetinin Türkiye sınırına 100 kilometre mesafedeki bir toprak parçasını koruyamadığının net ve açık kanıtıdır.

Ayrıca, bu çekiliş, AKP iktidarının Türkiye'nin egemenliğini ve çıkarlarını koruma iradesinin olmadığını göstermiştir; Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatu ve Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu bölgeye kadar uzanan coğrafyada yaşayan Türkmen nüfusunun tamamının mahvedilmesi ve yok edilmesine giden yolu açmıştır. "Kobani düştü, düşecek." diyen Erdoğan, Süleyman Şah Türbesi'ni IŞİD havaya uçurmadan proaktif davranarak kendisi havaya uçurmuştur.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Süleyman Şah düştü.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Kobani'deki teröristler direnerek IŞİD'i durdururken AKP kaçarak IŞİD ile PYD'nin önünü açmıştır.

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Aynen öyle olmuştur.

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu alan Kobani'nin devamı olan bir bölgedir. Kobani'de egemenliğini direnerek pekiştiren PKK, PYD önünde engel olan Süleyman Şah'taki Türk egemenliğini de sona erdirmiştir ve PKK ve PYD'nin önü açılmıştır.

35

Ruhsuz ve şuursuz AKP'nin palavracı yöneticilerinin ecdat edebiyatı, terk edilen türbenin enkazı altında kalmıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Aynaya bak, aynaya!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan…

ÖZCAN YENİÇERİ (Devamla) - Geri çekiliş, büyük bir başarısızlık ve onur kırıcı bir yenilginin adı hâline gelmiştir. Gazze'yi kurtarmak için yola düşen Erdoğan, Süleyman Şah Türbesi'nden ancak yakarak, yıkarak ve kaçarak kendisini kurtarmıştır. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin genelde Orta Doğu, özelde ise Suriye'de izlediği politikanın iflası bu çekilişle tamamen tescillenmiştir. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Aynaya bak, aynaya!

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) - Aynaya baksam, benim aynada Alparslan, Fatih, Yavuz çıkar; siz bakın, Mondros'un imzacıları çıkar ve siz bakın, Damat Ferit çıkar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Yürü! Yürü!

OKTAY VURAL (İzmir) - Damat Ferit'in milletvekilleri!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bir saniye…

Sayın Loğoğlu, buyurun, siz niye söz istiyorsunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, sözlerim çarpıtıldı, sataşma var, ismen defalarca zikredildim; onun için söz istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Loğoğlu, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

3.- Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu'nun, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, burada hamasetten bahsediyor isek bunun ustaları bu sıralarda oturan, birazda arkamızda oturan Sayın Bakanımızdır.

AHMET YENİ (Samsun) - Ayıp, ayıp, şu yaptığına bak!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - İkincisi: Sayın Bostancı her zaman yaptığı gibi bilgili bir edayla ama içeriğinin tümüne baktığınız zaman içinde terslikler olan, tutarsızlıklar olan bir konuşma yapmıştır.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yapmayın!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Şu anlamda, onu söyleyeceğim: Rasyonalite, diplomasi mesleğine has ve onunla sınırlı bir olay değildir.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Tabii ki.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Rasyonalite, şurada en fazla hâkim olması gereken unsurdur. (CHP sıralarından alkışlar) Ama şu sıralardan en az gördüğümüz unsur feraset, rasyonalite ve buna benzer diğer değerlerdir.

36

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Yapmayın, yapmayın!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Onun için, evlerinize döndüğünüzde lütfen bu hesabı yapın, ellerinizi vicdanınıza koyun, hakikaten rasyonel mi hareket ediyoruz, vicdanlı mı hareket ediyoruz; bu soruları sorduğunuz zaman cevaplar gayet açıktır.

Sataşma oluyor, "Efendim, siz Suriye'nin sözcüsü durumunda mısınız?" diye.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Suriye de çok rahatsız, siz de rahatsızsınız.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Şimdi, yani, bu, bir milletvekiline, Türkiye Cumhuriyeti halkı tarafından seçilmiş bir milletvekiline söylenecek bir söz mü?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ya, ben sataştığımda siz konuşuyor muydunuz?

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Rasyonel bir söz mü? (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Konuşmalarınıza bakın, konuşmalarınıza!

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Onun için, lütfen yani, her şeyi dengeli görelim, her şeyi kendi çapında görelim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Konuşmalarınıza bakın da özür dileyin bir.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Suriye'yle paralelsiniz, Suriye'yle paralel.

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Devamla) - Ağzınızı tutun lütfen, ağzınız çok konuşuyor, ağzınız yanlış konuşuyor. Onun için, lütfen, lütfen…

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

OSMAN ÇAKIR (Düzce) - Türkiye'nin yarısından özür dileyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Tutanakları okuyun da gelin özür dileyin.

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları (Devam)

BAŞKAN - Gruplar adına üçüncü konuşmacı Tuğrul Türkeş, Ankara Milletvekili.

Buyurun Sayın Türkeş.

MHP GRUBU ADINA YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Süleyman Şah Saygı Karakolu'yla ilgili dün sabahtan itibaren -evvelden de duyduk ama- takip ettiğimiz konular ve bugün Sayın Millî Savunma Bakanının burada yaptığı açıklamaların hiçbiri maalesef tatmin edici değildir ve gerçeği de tam olarak yansıtmıyor.

Şimdi, dün, Sayın Başbakan, Genelkurmay karargâhında sabahtan açıklama yapacak. Anonslar yapılıyor altıdan, altı buçuktan itibaren; yedi buçukta yapıldı, yapılamadı; sekizde, sekizi on geçe, bir heyecan yaratılıyor. Ondan sonra, Sayın Başbakan çıktı, tarih, coğrafya, hamaset… Allah aşkına, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Genelkurmay karargâhında siyasi

37

şov içinde olmalı mı böyle? Oradaki konuşma ciddi bir askerî operasyonun izahı mı, yoksa malumatfuruş şeklinde "Ben bunları bilirim, ben oranın coğrafyasını da bilirim, tarihini de bilirim." mi?

Değerli arkadaşlar, bir kere neyi yaşadık? Neyi yaşadığımıza bir bakalım: Türkiye Cumhuriyeti topraklarının dışındaki tek toprağımızı -Musul'daki konsolosluk rezaletini konuşmuyorum, bugün ona çok fazla vaktimiz yok ama- Türkiye'nin dışındaki tek toprağımızı terk ettik. Türkiye hududunun dibine de Amerikanvari Iwo Jima taklidi bir bayrak kaldırma hareketini de marifet olarak kamuoyuna sundunuz. Ya, utanmıyor musunuz? Ayıp değil mi bu?

SONER AKSOY (Kütahya) - Sen utan!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - Hakikaten utanmıyor musunuz?

SONER AKSOY (Kütahya) - Sen utan!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - Yani, oralardan, arkadan görünmeden laf etmek o kadar problem değil.

SONER AKSOY (Kütahya) - Ayıp, ayıp, utanmıyorsun!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Ar damarları çatlamış, ar damarları çatlamış.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - Ama Diyarbakır'daki 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığının…

SONER AKSOY (Kütahya) -"Utanmıyor musunuz?" ne demek, adam gibi konuş!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - Ah keşke bilginiz olsa, keşke anlasanız bunları da zatıaliniz de gelip buradan konuşsanız. Oradan öyle üfürmek o kadar kolay ki, bilgisiz olunca öyle oluyor, bilgisiz olunca öyle oluyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Size bir şey demiyorum, Ahmet kardeşimin hatırı var; yüzüme bakarak söylüyorsunuz da.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığının bayrağını hâlâ bulabilmiş değilsiniz, bulamadınız daha ve Türkiye'nin dışındaki tek toprağımızı kaybettiniz, boşalttınız, geldiniz.

Ha, bunun üstüne de seçim arifesi, seçime dört ay var diye bir şov yapacaksınız, bir miğfer edebiyatına gireceksiniz. Bu millet yemez onu, bu millet onu kabul etmez. Ben, size gayet açık ve net söyleyeyim. 1974'te rahmetli Ecevit Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında miğfer giydi, haklıydı; siz haksızsınız. 1996'da Sayın Tansu Çiller, Kardak olayları sırasında dedi ki: "O bayrak inecek, o asker oradan gidecek." Ona da miğfer giydirdiler kampanyada, o da haklıydı; siz, gene haksızsınız. 1996'da Sayın Mesut Yılmaz, bu teröristbaşının Suriye'de baba Esad tarafından himaye edildiği dönemde uyarılarını yaptı, ona da bir miğfer giydirdiler, o da haklıydı; siz, hâlâ haksızsınız. Siz, Türk askerini çektiniz, Türk toprağını boşalttınız. Sadece Türk toprağını boşaltmadınız, orada 14 tane Türkmen köyünü de sahipsiz bıraktınız. Farkında mısınız yaptığınızın siz?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - YPD var, merak etmeyin onlar sahipli.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - Ondan sonra da Sayın Başbakan başta olmak üzere, burada Sayın Bakan çıkıp, bunu bir askerî başarı, bir ulusal kabiliyet, filan… "Biz onu yaparız, bunu…" Ya insanların gözünün içine baka baka hezimeti, yanlışı, ayıbı, utanılması gereken bir şeyi "başarı" diye, "marifet" diye sanki bir iş yapmışsınız gibi anlatamazsınız, anlatamazsınız arkadaşlar. Bu, mümkün değil. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Ha, Sayın Bakan gelip burada, bize birtakım şeyleri kendince anlatıyor. Sayın Başbakan meydan meydan geziyor, parti içi çalışmalarında bile bunun ne kadar başarı olduğunu anlatıyor

38

ama kendi partiliniz bile inanmamış, iştahsız alkışlıyorlar, iştahsız alkışlıyorlar. Yani parti çalışmasında da bugün büyük başarısını anlattı, onlar bile yemedi.

Şimdi, Türk askerlerini kurtardınız. Orada, ateş hattının içinde PYD ile IŞİD'in çatıştığı bölgede Türk askerinin tehlikede bulunması hepimizin yüreğini havada tutuyordu. Türk askeri oradan çekildi. Ama başarı değil; toprak kaybettiniz, "presence"nızı kaybettiniz, oradaki mevcudiyeti kaybettiniz, en önemlisi oradaki Türkmenleri sahipsiz bıraktınız.

OKTAY VURAL (İzmir) - Onun için yaptılar, ben açıklayacağım, PKK'yla beraber, birlikte…

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - 14 tane köy: Büyük Hammam, Küçük Hammam, Büyük Hayye, Küçük Hayye, Kabir, Harfen, Cub El Kadir, El Cofe, El Tugal, Bir Hallo, Ed Tavşan… Hepsi Türkmen köyü bunların Sayın Bakan. Bunlar, Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun etrafındaydı ve oradaki Türk askerinin manen, psikolojikman oradaki Türkmenlere bir güven vermesi vardı. Siz, kolay bir başarı, Esad'ı itivereceğiz oradan büyük bir başarı elde edeceğiz diye girdiğiniz yerde bir askerî birliğinizin dahi güvenliğini koruyamaz hâle geldiniz. Ondan sonra da bunu burada bir basit açıklamayla geçiştiremeyiz.

Bu HDP'li milletvekillerinin burada yaptıkları açıklamalar var, inkar ediyorsunuz. Onların açıklamasını biz tekrar etmeye kalktığımızda "Ee, ona mı itimat edeceksiniz bana mı itimat edeceksiniz?" diyorsunuz.

Peki, gelin, bir genel görüşme yapalım. Bu kadar basit bir açıklamayla bunu geçiştiremezsiniz. Sizin yandaş basınınız bunu büyük bir zafer, yani imkân bulsalar dördüncü miğfer giydirme olayı… Sayın Davutoğlu'nun başında bir miğferle seçim kampanyası yapmak için yapıyorsunuz bunu, onun farkındayız. Ama olmaz, asker çektiniz, toprak kaybettiniz; tekrar tekrar söylüyorum, bunu yapanın kafasına miğfer geçmez, başka şey geçmesi lazım…

FARUK BAL (Konya) - Çuval geçer, çuval!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - …ama bu Meclisin kürsüsünden söylemeye açıkçası ben utanıyorum, ben ar ediyorum.

Çok değerli milletvekilleri, çok kıymetli arkadaşlarım; bu, buradaki bir Bakanımızın sade, basın haberlerinden derlenmiş açıklamasıyla geçiştirilecek bir konu değildir. Bunun -madem o kadar, sabaha kadar ceketini çıkartıp izlemiş ve etkilenmiş- Sayın Başbakanın dâhil teşrifiyle birlikte, burada bir genel görüşmede toprak mı kaybettik, kazandık mı… Türkiye hududuna bağlı bir yere, "Suriye Eşmesi" denilen yere -haritaya meraklı olanınız var mı bilmiyorum- aldık bayrağımızı; naaşları da getirdik, Türkiye'ye koyduk. Bu da başarı ha, bu da başarı(!) Bunların burada daha ciddi konuşulması lazım. Bu HDP'li milletvekillerinin, oradaki Kürt unsurlarının onayı, müsamahası, desteği, neyse, onunla geçtiğinizi söylüyorlar…

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Başka nasıl olacak, başkasının topraklarına girerken izin almayacak mı yani?

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Devamla) - …bu, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından da Türk Silahlı Kuvvetleri açısından da züldür, zül. Bu konuların Mecliste bir genel görüşme altında doğru dürüst görüşülmesi lazım.

Evet, bir başarınız yok, yeni ve büyük bir hezimetiniz var, dünyanın gözü önünde büyük bir ayıbınız var ve bunu sakın savunmaya kalkmayın. Hani Erzurum'un bir tabiri var "Sin külahın görünmesin." diyor, ya hiç sesiniz çıkmayacak, külahınızı bile göstermeyeceksiniz ya da eğer hakikaten bunun iyi bir şey olduğuna inanıyorsanız burada bir genel görüşme yapılması lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan…

39

BAŞKAN - Bir saniye, "Başka söz talebi var mı?" diye sorayım.

Başka söz talebi var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakanın konuşmasında…

BAŞKAN - Sayın Vural, bir saniye, Sayın Baluken sizden önce söz istemişti, onu vereyim.

Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, demin kürsüde konuşma yapan sayın hatip, HDP milletvekilleri… Birilerinin onayına, bilgisine ihtiyaç olunmuş gibi, böyle farklı bir algı yaratan cümleler kullandı, grubumuza sataştı. Grubumuz adına bir açıklama yapacağız sataşmadan dolayı.

BAŞKAN - Buyurun.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Ayla Akat Ata konuşacak.

BAŞKAN - Sataşma nedeniyle Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili.

Buyurun Sayın Ata.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş'in Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşmasından sonra MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

AYLA AKAT ATA (Batman) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bir milletvekilinin, burada grubu bulunan bir siyasi parti için "Bu HDP milletvekilleri" şeklinde bir cümle kullanması, Parlamentonun itibarına da ne yazık ki halel getirmiştir, bunu belirterek başlamak istiyorum.

Diğer bir boyutu, arkadaşlar: Biraz önce grubumuz adına konuşma yapan Van Vekilimiz Sayın Nazmi Gür, HDP Grubunun açıklamasını sizinle paylaşmadı; bizzat, bugün, Kobani kantonu yönetiminin ve askerî gücünün yapmış olduğu açıklama bu kürsüden okundu.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - O daha vahim!

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Bugün, kabul edilir ya da edilmez Kobani'de bir yönetim var. İlk kabul etmesi gereken ülke Türkiye Cumhuriyeti'ydi, çünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde de Kürt halkı yaşıyor, Türkiye'nin de bir Kürdistan'ı var; nasıl ki Suriye'nin varsa, nasıl ki Irak'ın varsa, nasıl ki İran'ın bir Kürdistan'ı varsa Türkiye sınırları içerisinde de bir Kürdistan var.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Çok vahim!

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Ve bugün, bu Parlamento çatısı altında, dünyanın en örgütlü, 2015 yılında en örgütlü, artık eylemleriyle hiçbir tartışma götürmeden terör örgütü olarak kabul edilen bir örgüt karşısında dünyanın takdir ettiği bir direnişi ortaya koymuş bir örgütten bahsederken biraz daha saygıyla, biraz daha o direnişin gereklerini anlayarak ifade etmek lazım. İnanıyorum ki bugün, bu Parlamento çatısı altında oturan her milletvekilimiz, eğer bir terör örgütü "Sizin toprağınız, sizin kadınlarınız, sizin inancınız da dâhil olmak üzere her türlü değeriniz, bizim tarafımızdan alaşağı edilecek, bize helaldir." dediğinde, sanıyorum bu Parlamentodaki herhangi bir milletvekili, durup yerinde bunu seyretmeyecektir, direnecektir…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - PKK terör örgütü müdür, değil midir?

40

AYLA AKAT ATA (Devamla) - …toprağını savunacaktır, içinde bulunduğu kültürünü…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - PKK terör örgütü müdür, değil midir; bunu söyle.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Değildir.

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Ben çok açık söylüyorum, hiçbir koşulda da bunun aksini söylemedik; bugün Türkiye toplumuna empoze edilmek istenen bir "terör" ve "terörizm" kavramı var. Biz bunun doğru olmadığını söylüyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - PKK terör örgütü müdür, değil midir?

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Değildir.

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Bugün PKK etrafında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - PKK terör örgütü müdür, değil midir? Buradan değil oradan seslenin.

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Ben açık bir şekilde söylüyorum, PKK bir terör örgütü değildir, ben görmüyorum ama sizler tarafından da…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Mesele yok o zaman!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - AKP vekillerine söyle.

AYLA AKAT ATA (Devamla) - …bunun tartışılabileceği her zeminde tartışmaya hazırız. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Mesele yok o zaman!

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Efendim, tabii "PKK bir terör örgütü değildir." diyenlere karşı Hükûmetin suspus kalması gerçekten bunu aynı zamanda onayladığını gösteren bir suskunluktur.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Aynen öyle.

OKTAY VURAL (İzmir) - Bize göre PKK bir terör örgütüdür.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) - Millî Savunma Bakanına soralım.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Hükûmet bir cevap versin.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hem de kundaktaki Kürt kökenli insanları, Mazıdağı'nda, Ağrı'da, Diyarbakır'da, mezralarda öldürülen kadınları, çocukları katletmiş, uyuşturucu ticareti yapan, zulmeden bir terör örgütüdür. Milletin vicdanında bir terör örgütü olarak yaşamıştır.

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) - Bakan açıklasın.

41

OKTAY VURAL (İzmir) - Kürt kökenli kardeşlerimiz nezdinde de PKK bir terör örgütüdür. Bunu tarih yazmıştır.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Hayal görüyorsunuz siz.

PERVİN BULDAN (Iğdır) - Senin yeğenin de oradadır biliyorsun değil mi? Senin yeğenin de şu anda PKK saflarındadır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Orada bu ölen çocuklarımızın, öldürülen çocuklarımızın, bunların hepsi Kürt kökenliydi ama bu zalim örgüt başta Kürt kökenli insanları öldürdü; onları koruyan askeri, polisi, onlara hizmet gönderen mühendisimizi, öğretmenimizi öldürdü. Dolayısıyla, PKK, cumhuriyet tarihinin en kanlı terör örgütüdür.

FAYSAL SARIYILDIZ (Şırnak) - Şu an dünyanın onurunu PKK koruyor.

OKTAY VURAL (İzmir) - Üstelik, gerçekten, o çocuklara yazık, günah; onlar şu bu değil, Kürt kökenli çocuklar hem de. Böyle bir terör örgütüdür.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında, bu operasyona karşı çıkanları dış güçlerle ilişkilendirdi, bu çerçevede Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu operasyonla ilgili eleştirilerimizi ilettik. Bu konuda Sayın Bakanın bu sataşmasıyla ilgili söz almak istiyorum.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye. Sayın Akat'a…

Buyurun Sayın Akat.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, biraz önce sataşmadan dolayı söz aldık ve konuştuk. Çok açık ve nettir ki partimizin de, benim şahsımın da üzerine siyaset yaptığımız değerler vardır. Bunlar bedel ödenerek yaratılmıştır; birincisi bu.

İkincisi: sayın Başkan, bugün burada gündemimiz, benim, sataşmaya konu olan Sayın hatibin yapmış olduğu açıklama esasında bir gündem çarpıtma pratiğidir, bütün dünyanın önünde eğildiği bir direnişi bu çatı altında terörize etme girişimidir. Buna asla ve asla Türkiye toplumunun "Evet." demediğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Sizce, sizce.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Bugün YPG öncülüğünde YPJ'yle birlikte orada açığa çıkan koalisyon, insanlık değerlerinin tamamına karşı koruma amacıyla IŞİD'e karşı direnen ve büyük bir zafer kazanan bir örgüttür.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Bir kez daha belirtelim. Burada hiçbir siyasi partinin "Kürt kökenli vatandaşlarımız böyle düşünüyor, Kürt kökenli vatandaşlarımız böyle takdir ediyor." deme hakkı yoktur.

BAŞKAN - Öyle demedi zaten efendim, dinledim ben. Öldürüldüğünü söyledi sadece.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Önce Kürt kökenli vatandaşlarımıza sormaları, Kürt kökenli vatandaşlarımızın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu iradeyi tanımaları ve görmeleri gerekir. Bugün burada yapılan açıklama bir kez daha ortaya koymuştur ki inkâr devam ediyor…

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

42

AYLA AKAT ATA (Batman) - …düşünceyi inkâr, siyasi iradeyi inkâr, ortaya koyulan eylemi inkâr devam ediyor.

Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Meclis Başkan Vekilinin bu propagandaya müsaade etmemesi lazım.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Ne propagandası, gerçekleri söylüyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Vural, sataşmadan dolayı söz istemiştiniz.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bakanın açıklama yapması lazım. Orada suspus oturuyor ya; ipliğini, yakasını PKK'ya kaptırmış. "Türkiye Kürdistan'ı" diyor, gıkı çıkmıyor. Yazıklar olsun size be! Hükûmet olarak söyleyeceğiniz iki çift laf yok mu? Çık burada, kürsüden açıklama yap. Siz nasıl Bakansınız? Yazıklar olsun size!

BAŞKAN - Sayın Akçay, lütfen.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Bir sözünüz olsun AKP vekilleri, hadi bakalım!

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Niye suspus oldunuz? Sesiniz çıksın, hadi!

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Bunlar PKK'yla değil, MHP'yle anlaşıyorlar zaten.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, bizim ne söyleyeceğimize Hükûmet karar veremez, hiçbir siyasi parti karar veremez. Biz doğru bildiğimiz her şeyi o kürsüden özgürce söyleriz. Hiç kimsenin düzeltme hakkı da haddi de yoktur.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural, sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

Buyurun efendim.

5.- İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce yeni Türkiye'nin sıvışma bakanının gündem dışı yaptığı konuşma… Türkiye, bugün, maalesef yenik bir Türkiye, Bakan da sıvışma bakanıdır. Kendisinin bu başarılı sıvışmadan dolayı gerçekten ödüllendirilmesi gerektiğini söylüyor, gerçekten. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, arkadaşlara müdahale eder misiniz.

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Alkışlıyoruz, sıvışma bakanını alkışlıyoruz(!)

OKTAY VURAL (Devamla) - Şimdi, Medine Savunması'nı…

BAŞKAN - Sayın Vural, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığına, lütfen, öyle bir tabir… (AK PARTİ sıralarından "O şekilde hitap edemezsiniz." sesi)

OKTAY VURAL (Devamla) - Evet, evet.

43

BAŞKAN - Sayın Bakanla ilgili söyleyebilirsiniz ama…

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Bakanlık yapmış birisin. Bunlar sana yakışmıyor.

OKTAY VURAL (Devamla) - Sayın Başkan, Türk toprağını terk eden ve bunu onaylayan bir zihniyet sıvışan bir zihniyettir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - "Sıvışma bakanı" ne demek ya! Ne kadar ayıp bir şey.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Aynen, sıvışma bakanı!

OKTAY VURAL (Devamla) - Bugün, Türk toprağını terk etmiş bir Bakan olarak bunu Parlamentoda savunuyor. Ne dememi bekliyorsunuz? Savundunuz mu? Savundu mu Sayın Bakan? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Bakan dinliyor efendim, evet.

OKTAY VURAL (Devamla) - Sizin vicdanınız da sızlıyordur, buradaki milletvekillerinin de vicdanı sızlıyordur. Bu millet, vicdanı olan herkes, onun vekili olan herkes bundan gerçekten sızı duyuyordur.

Evet, bugün burada gördük ki PKK'yla birlikte hareket etmişler. Bugün gördük ki 21 Ağustos 2014'te "Süleyman Şah IŞİD'e veriliyor." denilen haber, IŞİD'le yapılan anlaşmayla terk edilendir. Şimdi, bununla ilgili olarak sizden orada istenen neydi biliyor musunuz, neydi? Aslında, burada kale filan… Ama siz ne yaptınız biliyor musunuz…

Çanakkale şiirinde şunu diyor:

"Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kala mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?

Çünkü tesis-i ilahî o metin istihkâm."

Siz bugün o milletin içindeki imanı geri çektiniz biliyor musunuz, asıl kahreden odur biliyor musunuz, asıl kahreden odur. Asıl kahreden, bu milletin imanına aykırı bir adım atmanızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) - Haydi oradan!

OKTAY VURAL (Devamla) - Ve buradan ben sesleniyorum… Sezai Karakoç'tan okudu, ben de Mehmet Akif'ten okuyayım.

Sayın Başkan, sataşmalardan dolayı şey oldu, müsaade ederseniz iki mısra okuyup bitireceğim.

BAŞKAN - Sayın Vural, usulümüzü biliyorsunuz, lütfen…

FARUK BAL (Konya) - Tercümeye süre veriyordu başkan vekili.

OKTAY VURAL (Devamla) - Sezai Karakoç'tan okudu, ben de Mehmet Akif'ten okuyayım. Anlayana saz, anlamayana… (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler) Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

"Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!

44

Tükürün, belki biraz duygu gelir arımıza!

Tükürün cephe-i lakaydına Şark'ın, tükürün!

Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!

Tükürün onlara alkış tutan kahpelere!

Tükürün Ehl-î Salib'in o hayâsız yüzüne!

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahluku görün,

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!"

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Aynen katılıyorum, aynen katılıyorum! Ve biz de tükürüyoruz!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi söz istedi, lütfen…

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Kayıtlara geçmesi için...

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi söz istedi.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Tamam, ondan sonra…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, efendim, Sayın Bakan konuşmasında şöyle bir cümle kullandı: "Bu bir millî davadır. Bu operasyona karşı çıkan dış güçlerin kim olduğuna bakıldığında bu operasyonun ne kadar doğru olduğu ortaya çıkacaktır." Bu cümleden sonra konuşmasının diğer bölümlerinde sanki bu operasyona Türkiye'de karşı çıkanlar da bu dış güçlerle beraber gibi bir izlenim verecek şekilde grubumuza sataşmıştır efendim. Söz istiyorum.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Hâlâ anlayamadınız mı, öyle zaten.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

Onu kastetmiyor doğrusu ama…

Buyurun, sataşma nedeniyle söz veriyorum.

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın gündem dışı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zamanım çok kısa, hemen konuya giriyorum.

45

Şimdi, Süleyman Şah'la ilgili ilk haber gazetelerde yer aldı. 13 Mart 2014 tarihinde Süleyman Şah Türbesi'nin olduğu bölgenin IŞİD kontrolüne geçtiği haberi basında yer aldı. Onun üzerine zamanın Başbakanı Sayın Erdoğan şunu söyledi: "Böyle bir yanlışlık olacak olursa gereği neyse yapılacaktır. Bu topraklar bizim toprağımızdır. Bu topraklarda yapılacak bir saldırı aynen Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır." Müthiş bir kararlılık ifade eden bir cümle. Sayın Davutoğlu o zaman bakan, o da aynı cümleleri tekrarlıyor, Türkiye'nin kararlılığını vurguluyor "Topraklarımıza, Süleyman Şah'a bir şey olursa yapanları perişan ederiz." anlamında bir değerlendirme yapıyor.

Tezkereyi görüşüyoruz, Suriye tezkeresi. Tarih: 2/10/2014. Suriye tezkeresinin gerekçesinde deniliyor ki: Süleyman Şah Karakolu tehdit altında.

Onun için yetki aldınız Meclisten. Gerçekte tezkereye gerek yoktu. Türk toprağı, vatan toprağına saldırı olursa gidip Silahlı Kuvvetlerimizin cevabını vermesi lazım. Şimdi, tezkere görüşülürken ben bunları söylüyorum.

Sayın Bakan şu cümleyi kullanıyor: "IŞİD'in Türkiye-Suriye sınırına 37 kilometre mesafede bulunan Süleyman Şah Saygı Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir risk, apaçık bir tehdit oluşturmaktadır. Türk ana vatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolu'nu korumak devletimizin asli vazifesidir."

Bu devletin asli görevi Süleyman Şah'ı korumaktır, askerimizi oradan çekmek değildir. "Şam'a gidip Emevi Camisi'nde cuma namazı kılacağız." diyen Sayın Davutoğlu, Süleyman Şah Türbesi'ni IŞİD'e teslim etmiştir, türbeden olduk.

Teşekkür ederim.

Hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Başkanım, kayıtlara geçmesi için söylüyorum efendim, söz talebim yok.

Biraz önce benim bulunduğum yerden HDP sözcüsü Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'ndaki temel kabullere aykırı bir konuşma yaparken siz sustunuz, Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Grup Başkan Vekili Millî Savunma Bakanına yönelik bir eleştiri getirdiğinde müdahale ettiniz. Ben Genel Kurul huzurunda soruyorum: Acaba Türkiye Cumhuriyeti'ni bu kadar zor duruma düşürmüş Millî Savunma Bakanının itibarı Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarından daha mı önde geliyor? Niye sustunuz? Niye bir açıklama yapmadınız?

BAŞKAN - Evet, teşekkür ederim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan, söz talebiniz var galiba.

Sataşma nedeniyle mi efendim? Niçin efendim? Ne söyledi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Evet.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.

İki dakika da size söz veriyorum sataşmadan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Sayın Başkan, ifadeyi duymadık, niçin söz istiyor? Sayın Başkanım, Sayın Bakan niye söz istedi, duymadık, "sıvışma" kavramından mı?

46

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, söz istemiştik, bize vermiyorsunuz. Hükûmetin türbeyi turneye çıkardığı söyleniyor, doğru mudur? Sayın Bakan cevaplasın.

7.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz Mehmetçik'in canını korumuştur.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Kaçarak korudu, kaçarak!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hükûmet Türk milletinin onurunu korumuştur, Hükûmetimiz Türk milletinin hak ve hukukunu korumuştur.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Erkekliğin onda 9'u kaçmaktır. Sizin düşünceniz bu!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Dışişleri Bakanlığındaki dinlenme ifşa edildiğinde "Mehmetçik'in kanı üzerine siyaset yapmayın.", burada "Mehmetçik'in cesetlerini buraya göndermeyin, tabutların gelmesini istemiyoruz." diyenler, şimdi kalkıp da IŞİD tehdidinin 72 milletin katılımıyla ne hâle geldiğini gördükten sonra da 1 Mehmetçik can verseydi o zaman demeyecek miydiniz…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Vatanı verin o zaman! Mehmetçik neden var orada? Bayrak neden dalgalanıyor? Yazıklar olsun sana!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - …"Dört bir tarafı IŞİD'le çevrili -nasıl ki Musul Başkonsolosluğuna dediğiniz gibi- niye boşaltmadınız? Gerekli tedbirleri niye almadınız?" Yaptığımız doğrudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Bundan mı korktunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz Mehmetçik'imizi koruduk.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sen nasıl Mehmetçik'i koruyorsun!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bayrağımız da Suriye sınırları içerisindeki Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yerde dalgalanıyor.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Bayrağı Türkiye sınırına getirseydiniz, içeride dalgalandırsaydınız!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Dolayısıyla, bu aziz milletin gönlü ferah olsun. Bu Hükûmet, bu milletten aldığı yetkiye dayanarak da bu milletin zerre kadar hakkını kaybettirmez.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ne hakkı kaldı be!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bir başka husus da: Hangi örgütün terör örgütü olup olmadığına, hangisinin olup olmadığına, açsınlar, Birleşmiş Milletlerin kabullerine, Avrupa Birliğinin kabullerine ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına baksınlar.

SİNAN OĞAN (Iğdır) - Bir defa da siz söyleyin burada, siz söyleyin!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Bir defa da siz söyleyin!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Dolayısıyla, Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü kabul edileni, Türkiye Cumhuriyeti tarafından terör örgütü kabul edileni, dolayısıyla biz de terör örgütü olarak kabul ederiz.

47

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - İsmini ver! İsmini ver, ismini!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Bir başkasının kendi fikirlerini bize empoze etme yükümlülüğü yoktur.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Niye korkuyorsun! İsmini versene!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - PKK da terör örgütüdür, DEAŞ da terör örgütüdür, biz korkmuyoruz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) -"PKK terör örgütüdür." de!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - PKK da terör örgütüdür ama sizin söylediğinizi söylemek zorunda değiliz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Niye iş birliği yapıyorsunuz o zaman?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Biz bu milletin desteğini aldığımız sürece, bu milletin her bir ferdinin hakkını korumaya devam edeceğiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Niye iş birliği yaptınız o zaman!

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Terör örgütüyle niye iş birliği yapıyorsunuz o zaman!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Aydın, daha önce söz talebiniz vardı.

Buyurun.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkanım, konuşmacılar hem grubumuzu hem de grup başkanımızı ilzam ederek "Süleyman Şah Türbesi'ni IŞİD'e teslim ettiniz." gibi haksız bir ithamda bulunmuştur. Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Kime teslim ettiniz ya?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Kime teslim ettin o zaman?

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sayın Bakan, bayrağı sınırın bu tarafına getirseydin, bu tarafa getirseydin daha güvenli olurdu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Kime teslim ettiğinizi de söyleyin o zaman.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Yazık! Yazık!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Musul Konsolosluğunu kime teslim ettiniz?

BAŞKAN - Buyurun Sayın Aydın.

8.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın, İzmir Milletvekili Oktay Vural ile İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin sataşma nedeniyle yaptıkları konuşmaları sırasında AK PARTİ Grubuna ve AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

48

Öncelikle, bu onuru Türkiye Cumhuriyeti'ne çok gören ve bu millet adına değil de aslında Esed rejimiyle ortak dil kullananların kınanması lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir tek Esed rejimi çıktı, bunu inkâr etti. Esed rejimi çıktı, böyle bir ikazda, böyle bir ihtarda Türkiye Cumhuriyeti'ne âdeta bulundu.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Kaçtınız, kaçtınız, IŞID'e teslim ettiniz orayı!

AHMET AYDIN (Devamla) - Ama, maalesef, burada Türkiye Cumhuriyeti'nin bu millî onurunu yaşayacağınıza kalkıp Esed rejimiyle ortak dili kullanmanız, asıl kahreden bu millet adına budur. Bunun bilinmesi lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar; MHP sıralarından gürültüler)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Erkekliğin onda 9'u kaçmaktır, diyorsun Ahmet Aydın!

AHMET AYDIN (Devamla) - İkincisi: Masa başında Musul'u, Kerkük'ü verenlerin kalkıp bu kürsüde konuşmaya hakları yoktur. Masa başında Musul'u verdiniz, Kerkük'ü verdiniz, Süleymaniye'yi verdiniz. Kalkıp şimdi de "Türkiye Cumhuriyeti toprak kaybediyor, bayrağı indirdiniz." demeye hakkınız yok. Türkiye Cumhuriyeti tek bir karış toprak kaybetmemiştir.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Deli misin!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Ya, sen rüya mı görüyorsun!

OKTAY VURAL (İzmir) - Bu ne diyor ya!

AHMET AYDIN (Devamla) - O yangının içerisinde bir tek askerini vermeden, bir tek kaza şehidimiz hariç, tereyağından kıl çeker gibi o emanetleri almıştır, o emanetleri getirmiştir ve istediği yere de o bayrağı dikmiştir, bunun alkışlanması lazım, bunun takdir edilmesi lazım arkadaşlar. Lütfen, elimizi vicdanımıza koyalım.[AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP sıralarından gülüşmeler(!)] Biz bu ülkenin onurunu her beraber korumak zorundayız. Kalkıp başkalarının ağzıyla, başkalarının söylemleriyle hareket edemeyiz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Kaçırın, kaçırın! Kıbrıs'ı da daha güvenli bir yere taşıyın!

AHMET AYDIN (Devamla) - Bu ülkede tek bir karış toprağı kaybettirmemişiz, kaybettirmeyiz; o bayrağı dalgalandırmışız...

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Kıbrıs'ı başka bir yere taşıyın, daha güvenli olur!

AHMET AYDIN (Devamla) - ...dalgalandırmaya devam edeceğiz.

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Ege adaları ne oldu Ahmet Bey, Ege adaları? Ege adalarını nasıl teslim ettiniz Ahmet Bey?

AHMET AYDIN (Devamla) - Ama sizlere rağmen de biz bunu yapmaya devam edeceğiz diyorum, hepinize teşekkür ediyorum.

PKK'nın terör örgütü olduğunu da bütün dünya biliyor, malumun ilamına gerek yok. Evet, PKK, zalimane bir terör örgütüdür ve bu manada...

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Ama görüşmeleri yaparsınız PKK'yla.

AHMET AYDIN (Devamla) - ...son otuz yılda 40 bine yakın canın kaybına vesile olmuştur, sebep olmuştur.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Niye anlaşma yapıyorsunuz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Niye görüşüyorsunuz o zaman PKK'yla?

49

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Niye onlarla pazarlık yapıyorsun o zaman?

AHMET AYDIN (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Niye anlaşma yapıyorsunuz o zaman? Niye mücadele etmiyorsunuz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Biz terör örgütüyle anlaşma yapmıyoruz.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Mücadele niye etmiyorsunuz? Resmen anlaşıyorsunuz.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Siyasetçilerle görüşüyoruz bir daha bu acılar yaşanmasın diye.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - ...biraz önce Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Türkiye, PKK'yı ve onun PYD ve YPG'sini bir terör örgütü olarak gören Türkiye Cumhuriyeti devleti bu konuşmalarla ilgili yapılan bu konuşmada YPG'nin, yani PKK'nın yan kolu YPG'yle beraber, birlikte bu operasyonu düzenlediklerine ilişkin ifadede bulunmuştur.

Sayın Bakanın bu konuda herhangi bir açıklama yapmaması, bugün Millî Savunma Bakanının sıvışma bakanı olarak PKK, PYD ve YPG'yle birlikte bu operasyonu yaptığını da kabul etmiştir. Benim sataşmama, bizim sataşmamıza söz veren, cevap veren bakan, bu konuda YPG'yle, PKK'nın yan kolu YPG'yle birlikte hareket ettikleri iddiasına cevap vermeyerek aslında ne yaptığını açıkça kabul etmiştir. Aziz milletim bunu görsün.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan...

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Bir yalanı tekrar ederek yalan söylüyorsunuz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Cevap bile veremediniz, biliyor musunuz, cevap bile veremediniz.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Erkekliğin onda 9'u kaçmak!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi, siz ne için söz istediniz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Ahmet Aydın, konuşmasında, benim konuşmamı kastetmek suretiyle Esad'la bizim iş birliğimiz yönünde...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

İki dakika söz veriyorum.

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

50

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Aydın benim eleştirilerime cevap vermedi, başka bir şeyler söylüyor; "Musul" diyor, "Kerkük" diyor. Sayın Aydın, sizin -"sizin" derken şahıs olarak, şahsınızı kastetmiyorum ama- Hükûmetinizin, hükûmet etme anlayışınızın cumhuriyetle, Atatürk'le bir problemi var.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - Yok, bir problemimiz yok.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Ne alakası var ya.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında Lozan Anlaşması'yla kurulduğunda bu Süleyman Şah Türbesi cumhuriyetin sınırları içerisine alınmıştı.

Daha eskiye gidelim: Cumhuriyet henüz kurulmuş değil.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - 1939'da, 1975'te taşındı. Taşınmadı mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - 1921 yılında, Ankara Anlaşması'yla, onun 9'uncu maddesiyle, Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlıdan miras bu Süleyman Şah Türbesi'ni Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Fransa arasında yapılan anlaşmaya konu ederek Türkiye'nin görevlendireceği, o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin görevlendireceği muhafızlar tarafından korunacağı yönünde bir hükmü oraya yerleştiriyor.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - 1939'da niye taşındı? 1975'de niye taşındı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, Atatürk'ün Osmanlıdan miras Süleyman Şah Türbesi'ne karşı olan tutumuna bakın, bir de kendi Hükûmetinizin tutumuna bakın. (CHP sıralarından alkışlar) Süleyman Şah Türbesi'ni IŞİD'e teslim etmişsiniz, IŞİD'e teslim olmuşsunuz. Türk tarihinin en büyük lekesidir bu, tarihimizin en büyük lekesidir. Bunu burada bir kahramanlık, övünç gibi anlatıyorsunuz. Ben üzüntü duyuyorum. Bu milletin alnına bir leke sürülmüştür, bu lekeyi siz sürdünüz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Milletin alnı aktır, ak. Siz kendinize bakın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, söyleyeceğim çok şey var.

Bakın, Taraf gazetesinin...

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Hangi taraf o?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - ...bir haberi vardı Ağustos 2014 tarihinde, Musul Konsolosluğundaki 49 görevlimiz rehin alındığı zaman dendi ki: "Süleyman Şah Türbesi verilecek, 49 rehine kurtarılacak." İşte, o pazarlık bugün gerçek olmuştur, o pazarlık bugün tahakkuk etmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Gündem dışı konuşma…

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Lütfen, Sayın Altay ama…

Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Başkanım, şunu merak ediyorum artık… Beni çıldırtmayın yani!

BAŞKAN - Neyi merak ediyorsunuz Sayın Altay?

51

Buyurun, sizi dinliyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Bir grup başkan vekili ayağa kalkmış, "Lütfen, Sayın Altay…" diyorsunuz, ben doğal hakkımı kullanıyorum.

İktidar partisi grup başkan vekili, kürsüde, "Musul'u, Kerkük'ü masa başında verenlerden bahsedin." diyerek kimi kastettiğini söylesin. Zannımca partimizin ikinci genel başkanını, hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü kastetti. Böyleyse, bu sadece Cumhuriyet Halk Partisine değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine de bir hakaret.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - O zaman, sataşmadan söz istiyoruz.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Ya, bir dakika ya!

Önce sizin ona bir cevap vermeniz lazım, oturduğunuz koltuktan sizin ona bir cevap vermeniz lazım, sonra biz de parti olarak söz talep ediyoruz.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Bilse verir, bilmiyor ki.

BAŞKAN - Evet, Sayın Hamzaçebi cevap verdi ama Sayın Aydın burada yok.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Hamzaçebi kendi konuşmasıyla ilgili hususa cevap verdi.

BAŞKAN - Sayın Aydın geldiğinde soralım efendim, ona göre cevap verelim.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Senin cevap vermen gerekir Meclisi temsilen. Bilmiyorsun mademki söz ver, bilmiyorsan söz ver, açıklayalım.

BAŞKAN - Bir saniye efendim… Neyi kastettiğini kendisine soracağız.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Hayır, çok açık, "Masa başında Musul'u, Kerkük'ü verenler…"

BAŞKAN - Evet, dinledik, Sayın Aydın gelsin soralım kendisine efendim.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Ya, nesini soracağız bunun?

ENGİN ALTAY (Sinop) - Kimi kastediyorsunuz?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ahmet Aydın gelsin, soralım.

BAŞKAN - Gündem dışı söz üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bakın, konuşmalar bitince…

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, kürsüde hatip var, lütfen…

OKTAY VURAL (İzmir) - …"Başka grup adına söz var mı?" dediniz, "Yok." dediniz, sataşmadan dolayı söz aldıktan sonra söz veriyorsunuz.

VI.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Hükümetin Gündem Dışı Açıklamaları (Devam)

52

1.- Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan operasyona ilişkin gündem dışı açıklaması ve HDP Grubu adına Van Milletvekili Nazmi Gür, CHP Grubu adına Adana Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu, MHP Grubu adına Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş ve AK PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Şirin Ünal'ın konuşmaları (Devam)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - İyi ki bu terfi etmemiş ha! İyi ki almışsınız bunu ha!

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - Sözlerime başlamadan evvel, 21-22 Şubat tarihinde Süleyman Şah Türbesi'nin ve Saygı Karakolu'nun taşınması, bir diğer adıyla "Şah Fırat Operasyonu" sırasında yaşanan elim kaza sonucunda hayatını kaybeden şehidimiz Başçavuş Halit Avcı'ya Allah'tan rahmet, ailesi ve silah arkadaşlarına sabır ve metanet dilerim.

Değerli milletvekilleri, malumunuz, Süleyman Şah Türbesi Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin büyükbabası Süleyman Şah ve 2 askerinin naaşlarının bulunduğu mukaddes bir varlığımızdır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Süleyman Şah, amcası Sultan Melikşah'ın kardeşi Tutuş'la yaptığı savaşta burada vefat etmiştir. Bu topraklar ise Yavuz Sultan Selim zamanında 16'ncı yüzyılda yeniden fethedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 1921 yılında Fransa ile Türkiye arasında imzalanan Ankara Anlaşması'nın 9'uncu maddesine göre, Süleyman Şah Türbesi ve üzerinde bulunduğu Caber Kalesi Türk toprağı olarak sayılmıştır. Suriye sınırları içerisinde Türkiye'nin toprağı olarak uluslararası anlamda kabul edilen tarihî bir türbe özelliği taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, görevli personel sayısını bir süre önce artırarak 50 civarında personel görevlendirmiştir. Personelin yarısı Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı bordo berelilerden, diğer yarısı da astsubaylarımızdan ve subaylarımızdan oluşmaktadır.

Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu, bilindiği üzere, Suriye sınırları içerisinde bulunan, uluslararası hukuk temelinde anlaşmalarla kayda geçirilmiş bir Türk toprağıdır. Türbe ve müştemilatı, Caber Kalesi eteklerinde ilk yapım tarihinden bu yana bir dizi yıkım, taşınma ve yeniden inşa faaliyetleri geçirmiştir. Son olarak, baraj inşaatı nedeniyle 1975'te sınırlarımızdan 37 kilometre uzaklıktaki Münbiç ilçesinin Karakozak köyüne taşınmıştır. Suriye'de devam eden çatışmalar ve süregelen istikrarsızlık ortamı mukaddes bir değerimiz olan Süleyman Şah Türbesi'nin, Saygı Karakolu'nun ve büyük bir fedakârlık ve kahramanlık örneğiyle burayı bekleyen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin güvenliğine yönelik ciddi bir risk oluşturmuştur. Bilhassa son dönemlerde görülen zaruret üzerine gerekli tedbirlerin alınması uygun görülmüştür. Süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri de zaman zaman bu tür kararlar alarak büyükelçiliklerini veya konsolosluklarını daha emniyetli ve güvenli bölgelere taşıyabilmektedir. Hükûmetimiz 76 milyon vatandaşımızın emniyet ve refahından doğrudan sorumlu olarak Şah Fırat Harekâtı'nı planlamış ve icra etmiştir. Millî harekât olarak icra edilen bu harekât kapsamında hiçbir ülkeye bilgi verilmemiş ve PKK, IŞİD ve YPG gibi terör örgütlerine karşı Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli ve yeterli güvenlik tedbirlerini de almıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Vay!

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) - Ne yaptınız, askeri geri çektiniz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - Manevi emanetlerin korunması ve Silahlı Kuvvetler mensuplarımızın güvenliklerinin alınması için…

OKTAY VURAL (İzmir) - Senin Genelkurmay Başkanı da istifa etsin.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - …Türk Silahlı Kuvvetlerine direktif verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, başarılı operasyonun ayrıntılarından bahsetmek gerekirse…

OKTAY VURAL (İzmir) - Genelkurmay da, Millî Savunma Bakanı da istifa etsin.

53

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - …operasyon 21 Şubat Cumartesi günü saat 18.30 sularında başlamıştır. Bu operasyon için bilhassa gece saatleri tercih edilmiştir. Zira, bölgede gerek YPG unsurları gerekse IŞİD unsurlarının gece saatlerinde harekât kabiliyetlerinin daha az oluşu göz önünde bulundurulmuştur. Öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri, insansız hava araçları, termal kameralar ve bazı özel teçhizat ile bir dizi operasyon düzenlemiştir. 18.30 sularında Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'nda bulunan bölgeden bir tim Genelkurmay Başkanlığımızın Görüntü İzleme Merkezine görüntü aktarmaya başlamıştır. Karargâhta Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi içinde bir operasyon merkezi oluşturulmuş ve buradan bu görüntüler takip edilmeye başlanmıştır. Operasyonun sevk ve idaresini buradan Sayın Başbakanımız bizzat kendisi takip etmiş ve yönetmiştir. Şanlıurfa'da bulunan 20. Zırhlı Tugay Komutanlığından çıkan Süleyman Şah operasyonunun birlikleri Suruç ilçesindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı'ndan saat 21.00'de çıkış yapmışlardır. Tank ve zırhlı personel taşıyıcılarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 araç ve özel birlikler Halep'in Münbiç ilçesine bağlı Karakozak köyü yakınlarındaki 10 dönümlük bir arazide bulunan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'na doğru ilerleyişe geçmişlerdir. Türkiye'den yirmi dört saat izlenen türbeye hareket eden özel birlikler, yola çıktığı andan itibaren insansız hava araçlarımız tarafından takibe alınmıştır. İnsansız hava araçlarımızdan elde edilen görüntüler Genelkurmay Başkanlığı Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezinde Sayın Başbakanımız, Millî Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet komutanlarımız tarafından saniye saniye izlenmiştir. Diyarbakır'dan kalkan F16 uçaklarımız, operasyon süresince muharebe hava devriyesi görevleri kapsamında verilecek her türlü görevlere hazır olmak üzere havada hazır beklemişlerdir. Bomba ve füze yüklü savaş uçaklarımız, sınır boyunca keşif uçucu yapmış, askerlerimize tehdit oluşturabilecek her türlü gruplara karşı da kesin olarak vur emri almışlardır. Türkiye sınırında konuşlandırılan fırtına obüslerinin yönü topçu kalkanı oluşturulmak için bölgeye çevrilmiştir.

Şah Operasyonu'na aralarında zırhlı araçların da olduğu yaklaşık 100 aracımız katılmış, Türk Silahlı Kuvvetlerinin seçkin birliklerinin yer aldığı konvoydaki tank sayısı da yaklaşık 40 olarak kaydedilmiştir. İlaveten, operasyonda 572 personelle Suriye'ye giriş yapılmıştır. Operasyon planlanırken tankların ve birliklerin yaklaşık iki saatlik sürede Süleyman Şah'a ulaşması hedeflenmiş ancak IŞİD'in tuzaklaması nedeniyle asfalt yollar kullanılamayınca zırhlı birlikler ve tanklar devreye girmiştir. Fırat Nehri kıyısındaki Süleyman Şah'a çamurlu araziden tanklarımız ulaşıp türbenin güvenliğini sağlamışlardır. Daha önce yeri iki kez değişen türbede yer alan Ertuğrul Gazi'nin babası Süleyman Şah'ın ve 2 askerin naaşları dualar eşliğinde araçlara yüklenmiştir. Naaşlar dâhil türbe içerisindeki kıymeti eserler…

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Tam bir pandomim yaşattınız, pandomim.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - …herhangi bir saldırı hâlinde zarar görmemesi için çelik kasalara konulmuş, Süleyman Şah ve 2 askerinin naaşları alınarak Türkiye'ye getirilmiş ve bir karargâhımızda koruma altına alınmıştır.

Ankara Antlaşması'ndan kaynaklanan haklarını kullanan Türkiye, Süleyman Şah Türbesi'nin geçici olarak yapılması planlanan sınırın 200 metre ötesindeki Suriye Eşmesi bölgesine tanklarını göndermiş ve 10 dönümlük araziyi çevirmiştir; tepenin bulunduğu hâkim noktaya konuşlanmış ve türbenin geçici olarak inşa edilmesi planlanan Suriye Eşmesi'ne törenle Türk Bayrağı çekilmiştir.

Değerli milletvekilleri, son derece başarılı bir operasyon daha gerçekleşmiştir. Bildiğiniz gibi, milletimizin Anadolu'ya yürüyüşünün öncüsü olan Kayı boyunun lideri Süleyman Şah'ın Fırat kenarında vefat etmesi, Caber Kalesi'ne defnedilmesi suretiyle orada bizim için son derece mukaddes bir mekân oluşmuştur.

Ben, bu uğurda kahramanca görev yapan askerlerimizi büyük bir özveri ve emekle çaba harcayan kuvvet komutanlarımızı, Genelkurmay Başkanımızı, Millî Savunma Bakanımızı ve bizzat sevk ve idaresini başarıyla yürüten Sayın Başbakanımızı yürekten kutluyor, huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sayın Başbakanımızın da ifadesiyle, Şah Fırat Operasyonu bizim için bir onur gecesidir.

YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) - Ya bırak, "şah mat" oldunuz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - Aziz bayrağımız Suriye semalarında ebediyete kadar dalgalanmaya devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

54

Sözlerime son verirken, merhum Mithat Cemal Kuntay'ın şu dizeleriyle sözlerime son vermek istiyorum.

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Ancak şiir okursunuz, başka bir şey yapmazsınız siz.

ŞİRİN ÜNAL (Devamla) - "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!"

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) - Ancak şiir okursunuz, bayrağın kıymetini ne bilirsiniz siz?

OKTAY VURAL (İzmir) - Sana göre, toprak, eğer uğruna kaçan varsa vatandır. Buna göre, kaçan varsa…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Korkmuşsun, kaçmışsın!

OKTAY VURAL (İzmir) - Kaçmışsın be!

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

İç Tüzük'ün 58'inci maddesi gereğince Sayın İdris Baluken, Sayın Adil Zozani ve Sayın Hasip Kaplan söz istemişlerdir; söz vereceğim.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.56

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK(Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 62'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Şimdi, İç Tüzük'ün 58'inci maddesine göre söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili.

Buyurun Sayın Baluken.

İki dakika söz veriyorum.

VIII.- GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR

1.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

55

Geçen oturumdaki tutanakta 97'nci sayfada, MHP Grubu adına konuşan Hasan Hüseyin Türkoğlu'na yönelik "AKP'yle anlaştınız mı?"(x) şeklinde bir beyanım olmuş. Bundan rahatsızlık duyan Milliyetçi Hareket Partililer bize ulaştılar ve kurumsal olarak MHP'nin böyle suçlanamayacağını söylediler. Buradaki kastım, tabii, genel politikalarda kurumsal olarak MHP'nin AKP'yle anlaştığı şeklinde değil, Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun şahsının usul tartışmasıyla ilgili bir anlaşma yaptığı şeklindedir. Dolayısıyla bunun kayıtlara geçmesi için bu düzeltmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Tabii, biraz önce önemli bir tartışma yürütüldü. Aslında buradaki tartışma düzeyini, biz, çok geri bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Dünyanın gelmiş olduğu düzey açısından, artık, toprak alma, toprak verme üzerinden bir tartışmanın demokratik değerlerle örtüşmediği kanaatindeyiz. Biz, Orta Doğu coğrafyasında bu halkların başına bela olan en önemli şeyin emperyal güçlerin dayattığı ulus devlet sınırları olduğunu düşünüyoruz. Mayınlar, sınırlar, tel örgüler bu halkları karşı karşıya getirmek için, birbirine boğazlatmak için özel olarak devreye girmiş planlardır. Bugün Avrupa Birliği ülkelerine baktığınızda bu ülkelerin arasında bu sınırların halkları birbirine karşıt pozisyona getiren, boğazlatan sınırların kalktığını görürsünüz. Dolayısıyla, Ortadoğu'da da kalıcı bir barış için, demokratik bir gelecek için halkların bir arada yaşama iradesine saygı duyulmalı, dış politikada yapılan yanlışlar dürüstçe ortaya konmalı ve dünyanın vardığı demokratik değerler açısından da rasyonel birtakım önermeler ortaya konmalı diye düşünüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Şimdi, 58'inci madde gereğince söz isteyen Hakkâri Milletvekili Adil Zozani.

Buyurun Sayın Zozani. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani'nin, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması (x)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Teşekkür ederim.

21 Şubat günlü 60'ıncı Birleşimde biz burada eylemdeyken bize bulunduğu yerden nahoş sözler söyleyen bir AKP milletvekiline sarf ettiğim sözleri düzeltmek için söz aldım.

Esasında sevimli bir hayvana benzettim. Ona ilişkin, nasıl, bir insana "aslan" demek hakaret değilse başka bir şekilde bir benzetme yapmak da hakaret sayılmaması gerekir diye düşünüyoruz.

Ayrıca, oturumu gayrimeşru bir şekilde İç Tüzük'ün bütün kurallarını hiçe sayarak yöneten Sayın Sadık Yakut'un, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Oktay Vural ve Sinan Oğan'la kürsü önündeki yaptığı pazarlık ve bu pazarlığa ilişkin olarak grubumuza yönelik sarf ettiği sözleri henüz geri almadığını bir kez daha ifade edeyim.

Şimdi, o arada, esasında, bize sarf edilen sözler çok önemli değil; Sayın Sadık Yakut'un, MHP Grubunu saf duruma düşürmüş olması bizim garibimize gitti.

Şunu bilmeniz gerekirdi diye düşünüyorum: Siz, yuva kaçkını Sadık Yakut'un size sadık kalacağını nasıl düşünebilirsiniz bilmiyorum; böyle bir saflığı o esnada, o hengâmede nasıl kabullendiğinizi anlamış değilim. Açıkça size yönelik bir kumpas kurdu, siz de bu kumpası görmediniz ve size sarf edilen, size çekilen kumpas, maalesef, üzerinize atılı olarak kaldı Sayın Oktay Vural. Sizi saf yerine koydu Sadık Yakut.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Bunu burada bir kez daha ifade etmiş olayım. (HDP sıralarından alkışlar)

56

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Siz söz istiyor musunuz?

Buyurun Sayın Vural.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, siz bir cevap verecek misiniz?

BAŞKAN - Yok, ben cevap vermeyeceğim.

Buyurun siz.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan, bu sataşmayı cevap vermeye değer görmüyorum.

BAŞKAN - Ben de zaten değer görmediğim için vermedim.

Buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ama, açıkçası, orada bulunarak bu tabloyu yaşatanların ve bu tablonun yaşatılması karşısında İç Tüzük hükümlerini kullanmayanların esas, beraber, birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum. Dolayısıyla, benim asıl yadırgadığım konu hem orada böyle bir eylemin olması hem de buna izin verilmesidir. Bu konudaki tavrımızı her zaman sürdüreceğiz.

Asıl sorgulanması gereken, Meclis idare amirleri, yöneticileri ne iş yapar? İç Tüzük'e göre hareket etmezse ne iş yapar?

Bu tabloları yakıştıramadığımızı ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

İç Tüzük'ün 58'inci maddesi gereğince söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun Sayın Kaplan.

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 21/2/2015 tarihli 60'ıncı Birleşimdeki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin konuşması

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, önceki birleşimde Başkanlık Divanına hitaben "Önergemiz var." dedim. Fakat o kadar gürültü patırtı içinde Başkanlık Divanı kendinden geçmişti ki, Başkanlık Divanına yazılı verdiğimiz önergenin hangi önerge olduğunu dikkate almamıştı. Şimdi tekrar o önergeyi okuyorum, bahsettiğim önerge: "684 sıra sayılı Tasarı'nın 110'uncu maddesinin, 1'inci maddeden önce, İç Tüzük 83'üncü madde uyarınca görüşülmesini arz ve teklif ederiz." (x)

Sayın Başkan, bu 83'üncü madde uyarınca, "kamu ve ahlak düzeni" kavramının 1'inci maddeden önce görüşülmesi gerekirdi ki bu güvenlik paketi hangi kamunun, hangi ahlak düzeninin korunmasına özgürlük getiriyor, baskı getiriyor, totaliter bir rejim getiriyor, bunun net anlaşılması için. Ancak benim tutanaktaki "Önergem vardır" sözü -nokta nokta- tamamlanmasına dahi izin verilmediği için ne tür bir önerge olduğu da anlaşılmıyor. Şimdi, Meclis Başkanlık Divanının benim önergemi görmeme, işleme koymama gibi bir keyfiyeti, lüksü yoktur. Bu önergem 83'üncü madde uyarınca verilen bir önergeydi. Bu önergemin dikkate alınarak tekrar görüşülmesini Sayın Başkanlık Divanından istiyorum çünkü tutanakta, o karmaşada önergeler birbirine karışıyor. Benim madde önergelerimi ise Başkanlık Divanının okumasının yanlış olduğunu, kâtip üyenin okuması gerektiğini de ifade ediyorum. Durum bundan ibarettir.

57

Ayrıca Sayın Başkan, karambole gelmemesi için, bir önergem daha vardı, onu ne yapacaksınız?

BAŞKAN - Sayın Kaplan, önergelerin her ikisi de geldi, tasarıyla ilgili olduğu için tasarı görüşülürken görüşeceğiz efendim.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Usul… Tamam, tamam, sağ olun.

BAŞKAN - Hayır, konuşacağım, cevap vereceğim size.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır. Ayrı ayrı okutuyorum:

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 25 milletvekilinin, Hakkâri ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1221)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hakkârili yurttaşlar ekonomik, sosyal, siyasal, psikolojik alandaki binlerce sorunla boğuşurken, ciddi bir yalnızlık ve sahipsizlik duygusu içinde yaşamakta, aidiyet duygularını yitirmekte ve sorunlarına karşı kendi çarelerini üretmenin peşine düşmektedirler. Bu bakımdan Hakkâri ilimizin sorunlarının araştırılması ve çözüm önerilerinin sunulması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereği, bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)

2) Sena Kaleli (Bursa)

3) Ali Rıza Öztürk (Mersin)

4) Kamer Genç (Tunceli)

5) Veli Ağbaba (Malatya)

6) Gürkut Acar (Antalya)

7) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)

8) Kadir Gökmen Öğüt (İstanbul)

9) Recep Gürkan (Edirne)

10) Mehmet Şeker (Gaziantep)

11) Ahmet Toptaş (Afyonkarahisar)

12) Mehmet Hilal Kaplan (Kocaeli)

13) Hülya Güven (İzmir)

58

14) İhsan Özkes (İstanbul)

15) Osman Kaptan (Antalya)

16) Levent Gök (Ankara)

17) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)

18) Mustafa Serdar Soydan (Çanakkale)

19) Ali Demirçalı (Adana)

20) Metin Lütfi Baydar (Aydın)

21) Yıldıray Sapan (Antalya)

22) Sedef Küçük (İstanbul)

23) Selahattin Karaahmetoğlu (Giresun)

24) Ramis Topal (Amasya)

25) Namık Havutça (Balıkesir)

26) Hasan Ören (Manisa)

Gerekçe:

Ülkemizin İran ve Irak sınırında bulunan ve 2010 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 251.302 kişilik nüfusu barındıran Hakkâri'de nüfusun yüzde 54'ü şehirde, yüzde 46'sı da köylerde yaşamaktadır. 1990'lı yıllarda pek çok köyün boşaltıldığı Hakkâri'de temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık, mera ve yayla yasaklarından ötürü hızlı bir inişe geçmiştir.

TÜİK'in tespitlerine göre Hakkâri'de şehirleşme oranı, nüfus artış hızı, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı bakımından Türkiye ortalamasının altındadır. Tarım kolunda çalışanların toplam istihdam oranı ise Türkiye ortalamasının üstündedir. Ancak tarım kolundaki istihdam oranının yüksekliği, yurttaşların geçim koşullarını düzeltmeye yaramamaktadır. Zira bu iş kolunda çalışanlar başka hiçbir istihdam alanı bulamamakta ve bu şekilde temel geçimlerini bile sağlayamamaktadırlar.

TÜİK'in 2010 tarihinde yaptığı ve dört ili kapsayan (Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri) "Bölgesel Göstergeler" araştırmasına göre bu illerdeki işsizlik oranı yüzde 17 iken, Türkiye ortalaması yüzde 11'dir. Aynı araştırma, iş gücüne katılım konusunda da Hakkâri'nin Türkiye ortalamasının altında olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu araştırmaya göre maaşlı çalışan sayısı yüzde 0,4, maddi mallara ilişkin brüt yatırımların Türkiye toplamı içindeki payı da yüzde 0,7'dir. Hakkâri'de yıllık nüfus artış hızının yüzdelik oranının eksi 21,5 olması da dikkat çekicidir.

Ülkemizde sanayi tesislerinin en az olduğu illerden Hakkâri'nin hava kalitesi bakımından Türkiye'nin en düşük ili olması da ayrıca dikkatlere şayandır. Hava kalitesi istatistikleri 2010-2011'e göre kükürtdioksit (S02) ortalamasının en yüksek bulunduğu il ve ilçe merkezleri içinde Hakkâri birinci sıradadır. Hava kalitesindeki bu düşüklüğün özellikle çocuklarda ve yaşlılarda ne tür sağlık sorunlarına yol açtığına dair net bir veriye sahip değiliz. Bu konunun araştırılması ve Hakkâri ile ilçelerindeki hava kirliliğine karşı önlem alınması elzem görünmektedir.

Hakkârili öğrencilerin özellikle üniversite sınavlarına hazırlık sürecinde eğitim olanaklarına erişim konusunda yaşadıkları sıkıntılar, bu ilimizin başarı oranını da açık bir biçimde etkilemekte, Hakkâri, üniversite sınav sonuçları sıralamasında neredeyse istikrarlı bir biçimde Türkiye'nin en başarısız illeri içinde yer almaktadır.

59

Kürt sorununun en fazla görünür olduğu illerden Hakkâri'de sivil halkın gündelik hayatta ticaret ilişkileri, eğitim, sanat, sosyal aktiviteler, sağlık ve suya erişim konusunda ciddi sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bu sorunların tespiti ve çözüm için gerekli önerilerin ortaya konması gerekmektedir.

Bölgede yaşanan çatışmalardan en fazla kadın ve çocukların etkilendiği varsayıldığında, ciddi psikososyal problemler de yaşanmaktadır. Özellikle kadınların yaşadıkları travmalara karşı çözüm arayışlarına girmek elzemdir.

Öte yandan, mera ve yayla yasaklarının, keza mülki amirliğin sivillere yasakladığı alanların ve mayın riskinin bulunduğu yörelerin, yöre halkının gündelik hayatını, ticari aktivitelerini nasıl etkilediğini, bölgedeki hayvancılık ve tarım faaliyetlerini ne hâle getirdiğini tespit etmek gerekmektedir.

Yüksekova ilçemizde, 1980'li yıllara kadar Türkiye'nin sayılı kuş cennetlerinden biri olan Nehil Irmağı'nın önünün açılarak Zap Suyu'na karışmasına sebebiyet verildiği için kuşların yaşam alanı olan Nehil Sazlığı'nın kurutulduğu bilinmektedir. Nehil Sazlığı'nın yeniden eski hâline getirilmesi ve doğu ile batı arasında yolculuk yapan kuşlar için elzem bir duraklama mekânına yeniden kavuşturulması gerekmektedir.

Özellikle yoğun çatışmaların ve coğrafi koşulların yarattığı olumsuzluklar neticesinde Çukurca ilçesinin neredeyse dış dünyadan yalıtıldığı bilinmektedir. Burada işsizlik had safhada olup yöre köylülerinin neredeyse tek geçim kaynağı geçici köy koruculuğundan elde ettikleri maaştır. Gençler ise eğitim olanakları da olmadığı için ülkenin batısına göç etmek dışında bir seçeneğe sahip değillerdir. Göçün sadece il dışına değil, il içinde de devam ettiğini vurgulamak gerekir. Çukurca'dan Yüksekova veya Hakkâri merkeze, Şemdinli'den Yüksekova'ya veya köylerden il ve ilçelere doğru sürekli bir göç yaşanmakta, yöredeki halk âdeta geçinmek için yarı göçebe bir hayat sürdürmektedir.

Hülasa, Hakkârili yurttaşlar ekonomik, sosyal, siyasal, psikolojik alandaki binlerce sorunla boğuşurken, ciddi bir yalnızlık ve sahipsizlik duygusu içinde yaşamakta, aidiyet duygularını yitirmekte ve sorunlarına karşı kendi çarelerini üretmenin peşine düşmektedirler.

2.- Mersin Milletvekili Ali Öz ve 19 milletvekilinin, S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1222)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Doğu ve güneydoğuda terörle mücadele kapsamında artış gösteren aynı tip ve marka S-70 Skorsky helikopter kazalarının sebeplerinin araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi konusunda Anayasanın 98'inci ve İç Tüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince ekte sunulan gerekçe çerçevesinde Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ali Öz (Mersin)

2) Mehmet Şandır (Mersin)

3) Oktay Vural (İzmir)

4) S. Nevzat Korkmaz (Isparta)

5) Özcan Yeniçeri (Ankara)

6) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)

7) Muharrem Varlı (Adana)

8) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)

9) Ali Halaman (Adana)

60

10) Seyfettin Yılmaz (Adana)

11) Emin Çınar (Kastamonu)

12) Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye)

13) Mehmet Erdoğan (Muğla)

14) Mehmet Günal (Antalya)

15) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)

16) Lütfü Türkkan (Kocaeli)

17) D. Ali Torlak (İstanbul)

18) Ali Uzunırmak (Aydın)

19) Alim Işık (Kütahya)

20) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)

Gerekçe:

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1990 yılından itibaren Skorsky helikopterlerinin bilinen 17 adet kazası bulunmaktadır ve bu kazalarda 87 asker şehit olmuştur.

Siirt'in Pervari ilçesinde 17 askerin şehit olmasına yol açan helikopter kazası yakın zamanlardaki diğer kazaları da akıllara getirmiştir. Kazalar hakkında yapılan yorumlar rahatsız edici boyutlardadır.

Diyarbakır-Lice: 1 şehit, 7 yaralı (11/10/2012)

Diyarbakır'ın Lice İlçesi Abalı köyü üs bölgesinde personel değişimi sırasında Skorsky tipi helikopter, kalkışı sırasında kuyruk kısmı tele çarpınca kontrol kaybına uğramış ve acil iniş sırasında gövdesi üzerine düşmüştür. Kazada, Uzman Çavuş İlyas Genel şehit olurken, biri ağır 7 asker yaralanmıştır.

Dağlıca: 5 şehit, 7 yaralı (22/07/2012)

Hakkâri Dağlıca'da 4 mürettebat ve 11 kişilik emniyet timini taşıyan askerî helikopter inişe geçtiği sırada düşmüştür. 5 asker şehit olurken 7 asker de yaralanmıştır.

Kabil: 5 şehit (16/03/2012)

Afganistan'da bir Türk helikopterinin düşmesi sonucu 5 Türk askeri şehit olmuştur. Helikopter, Kabil'e bir buçuk saat uzaklıktaki Bagrami kasabasında teknik bir arıza sonucu bir evin üzerine düşmüştür. Olayda evdeki 2 Afgan vatandaşı da hayatını kaybetmiştir.

Helikopterlerin düşüş nedenleri arasında teknik arıza öne çıkıyor. Oysa sabotaj, saldırı, tedbirsizlik, dikkatsizlik ve ihmal seçenekleri de göz ardı edilmemelidir. Aynı tip helikopterlerin arkası arkasına kaza kırıma uğraması uyarıcı olmalı ve alarm vermelidir.

S-70 Skorsky helikopterlerin metal yorgunu ve uçuş saatlerini doldurmuş olmaları ve ek olarak helikopter sayısındaki yetersizlikle birlikte mevcut taşıma kapasitelerinin aşılarak kullanılması felaketlere davetiye çıkarmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin hava ve kara taşıt araçlarının yenilenmesi ve çağın şartlarına uygun donanıma sahip olması acil alınacak tedbirler içerisinde yer almalıdır.

61

S-70 Skorsky helikopterleri hangi ülke tarafından ve hangi yıldan bu yana yapılmaktadır? Bu helikopterleri bizim dışımızda kullanan kaç ülke vardır? Bu ülkelerde de bizde olduğu gibi sık ve benzer kaza kırım olmakta mıdır?

Konunun TBMM tarafından da araştırılması, son dönemlerde S-70 Skorsky helikopterlerinin kaza kırım sayılarının artması, tüm ayrıntı ve yönleriyle incelenmesini ve derinlemesine araştırılmasını sağlayacaktır.

Helikopter kazalarına son vermek için sorumluluk mevkisinde bulunan herkesin harekete geçmesi gerekmektedir. Bu kapsamdaki kazaların önüne geçilmesi için gerekli önlemler alınmaz ve tedbirler adım adım uygulanmazsa, bundan sonra ortaya çıkabilecek her kayıp ve acının vebali bu duruma göz yuman ve ağırdan alan herkesin üzerine olacaktır.

Önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.

3.- HDP Grubu adına, Grup Başkan Vekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın, araştırma görevlilerinin çalışma hayatında yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1223)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Araştırma görevlilerinin çeşitli sorunlarına eğilmek, bugün diğer dünya ülkelerinin de karşılaştığı, kaliteli elemanların üniversiteden ayrılıp endüstriye kaymaları, gelecekte araştırmacı ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşanması sorunlarına çözüm olacaktır. Bu nedenle ülkemizde araştırma görevlilerinin çalışma hayatında yaşadıkları sorunların araştırılması ve çözüm yollarının tespiti için Anayasa'nın 98'inci ve İç Tüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince "Meclis araştırması" açılmasını saygılarımla arz ederim.

Pervin Buldan

Iğdır

HDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Üniversitelerimizdeki öğretim elemanları, 2547 sayılı Yasa'da öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ve öğretim yardımcıları olmak üzere dört grupta sınıflandırılmıştır. Bunlardan öğretim yardımcıları grubunu araştırma görevlileri olarak adlandırılan kesim oluşturmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33'üncü maddesinde araştırma görevlilerinin görev tanımları açık olarak yapılmıştır: "Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır." Bu yasa maddesi açık ve net olarak belirtmese de araştırma görevliliğinin üniversite öğretim üyeliğinin temel basamağını oluşturduğu ve öğretim üyeliğinin genelde araştırma görevliliğinden başladığı uygulamada en sık rastlanan durumdur. Üniversitelere alınan araştırma görevlileri yurt içinde lisansüstü eğitim için kurulan enstitülerde, yurt dışında ise 2547 sayılı Yasa'nın 33'üncü ve 35'inci maddelerinin öngördüğü biçimde lisansüstü öğretim yoluyla yetiştirilmektedirler.

Her şeyden önce, "araştırma görevlisi" kavramının, "kimdir ve yetki ve sorumlulukları nelerdir" anlamında açıklığa kavuşturulması gereği açıktır. Ülkemizde, araştırma görevlileriyle ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlar, bu görevlerin tanımlarının açık olarak yapılmayışından kaynaklanmaktadır. Araştırma görevlileri, yasada görev tanımının net olmamasından kaynaklı olarak, görevlerinin dışında da birçok iş yapmak zorunda kalmaktadırlar.

Görev tanımı ile ilgili olarak yaşanan zorlukların yanı sıra, maddi konularda ve olanakların yetersizliği de yaşanan sorunlar arasındadır. Lisansüstü eğitimi en iyi koşullarda tamamlayabilmek için yeterli maddi ortamın -laboratuvar ve araç-gereç, bilgisayar, fotokopi, kütüphane kaynakları gibi- ve olanakların -tatmin edici ücretler, araştırma fonundan katkı, konaklama ve ulaşım desteği gibi- olmaması da mesleklerini ifa ederken araştırma görevlerinin yaşadıkları sıkıntılar arasındadır.

62

Ayrıca, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında lisansüstü eğitimlerini tamamlayanların göreve başlatılmaları konusunda yaşanan isabetsizlikler konusunda gerekli önlemler alınmalı ve üniversitelerin bu elemanları ellerinden kaçırmaları önlenmelidir.

Araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılması, yurt dışına gönderilme olanaklarının artırılması -özellikle kısa dönemli görevlendirmeler- doktora sonrasında yardımcı doçent kadrolarının yeterli düzeyde artırılması, üniversitelerin bünyesinde yabancı dil merkezleri açılıp bunlardan ücretsiz yararlanma olanağı sağlanması, laboratuvar, araç-gereç, kütüphane, bilgisayar, İnternet, fotokopi gibi olanakların artırılması, kısa dönem askerlik tazminatı ödenmesi, araştırma ve doktora tezlerinin TÜBİTAK, araştırma fonları veya çeşitli bakanlıklarca finanse edilmesi, yılda bir defa olmak üzere eğitim-öğretim-yayın tazminatı ödenmesi, araştırma fonları ve döner sermayeden yararlanma olanağının arttırılması ve bu şekilde ek gelir sağlayamayanların maaşlarında ayarlama yapılması, bir kurumda araştırma görevlisi olarak çalışırken başka bir kurumda lisansüstü öğrenim görenlere ulaşım ve konaklama için ek maddi yardım yapılması, lisansüstü eğitimin özlük haklarına ve maaşlara yansıtılması ve maaşların özendirici düzeye getirilmesi, araştırma görevlilerinin yönetimde temsil edilmesi olarak sıraladığımız istekler, gerçekten araştırma görevlilerinin günlük yaşamlarında açıkça görülen, karşı karşıya bulundukları sorunlarla ilişkilidir. Bu koşulların düzeltilmesi geleceğin öğretim üyelerinin daha iyi koşullarda yetişmesine fırsat verecektir. Bu sorunların ve yaşanan diğer sorunların tespiti ve çözüm yollarının araştırılması için bir Meclis araştırması açılmasının fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Bir gensoru önergesi vardı, önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi, önergeyi okutuyorum:

B) Gensoru Önergeleri

1.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun, kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği, PKK/KCK'nın faaliyetlerini engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını akamete uğratma girişimlerinde bulunduğu iddiasıyla İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/45)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamu düzenini sağlamada görevlerini yürütemediği; terör örgütü ve uzantılarıyla kamu düzeninin sağlanması pazarlığı yapılmasına zemin hazırladığı; PKK/KCK'nın sözde mahkeme kurmasını, vergi toplamasını, asayiş birimleri kurmasını, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporlarında yer aldığı hâlde kamu ihalelerinin ve sosyal yardımların kendilerinin belirlediği kişilere dağıtılmasını engelleyemeyerek paralel devlet yapılanmasına zemin hazırladığı; rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında adli kolluğa emir ve talimat verdiği, görev yerlerini değiştirerek kanunen suç sayılan hususlarının soruşturulmasını akamete uğratma girişimlerinden dolayı İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala hakkında Anayasa'nın 98'inci ve 99'uncu, İç Tüzük'ün 106'ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ve talep ederiz.

Oktay Vural Yusuf Halaçoğlu

İzmir Kayseri

Gerekçe:

Egemenlik hakkının kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı Anayasa'nın benimsediği hükümlerdir.

63

1982 Anayasası'nın da benimsediği üniter hukuki modelde yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı ve vergilerin ancak kanunla konulabileceği, millî güvenliğin sağlanmasından da Bakanlar Kurulu ve ilgili bakanların TBMM'ye karşı siyaseten sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu görev ve yetkileri kullanacak devlet organlarının kuruluşu ve işleyişiyse kanunlarla düzenlenmiştir.

İç güvenliğin ve asayişin sağlanması ile kamu düzeninin korunması İçişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu'nun temel amacı olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 2'nci maddesiyle iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzeni ve genel ahlakı koruma görevi İçişleri Bakanlığına verilmiştir. Bu görevlerin yerine getirilmesindense İçişleri Bakam sorumlu tutulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin iç ve dış tehditlerle ne şekilde mücadele edeceği ve bu görevin sorumluları gerek Anayasa'mızda gerekse ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiştir.

Kamu düzeni ve millî güvenliği sağlamakla görevli makamların bu görevleri yürütemediği anlaşılmaktadır. Terör örgütünün şehir yapılanması olan KCK'nın şehir merkezlerinde mahkemeler kurduğu, Kandil'deyse üst mahkeme kurularak yargı fonksiyonu yürütüldüğü ifade edilmektedir.

Terör örgütünün doğu ve güneydoğu illerimizde asayiş birimleri ve karakollar kurarak kolluk faaliyeti üstlendiği, askerî makamların ve emniyetin bu bölgelere karadan giremediği ve insansız hava uçakları kullanmak zorunda kaldıkları, vergi toplayıp adli ve idari para cezaları verdiği Genelkurmay Başkanlığının açıklamaları arasında yer almaktadır.

Kamu ihalelerinin terör örgütü tarafından dağıtıldığı ve sosyal yardımların YDG-H onayını alan kişilere verildiği iddialarıysa Bakanlık müfettişlerinin 28 Ekim-3 Kasım 2014 tarihli denetimlerinde tespit ettiği bulgular olarak basın organlarında yer almıştır. Bakanlık bu iddiaları yalanlamamıştır. İllerdeki idarecilerin toplumsal olayları öngöremediği, terör örgütünün okul, mahkeme ve güvenlik birimleri oluşturduğu, bölgelerde kamu görevlilerinin hizmet binaları ve lojmanlarından çıkamadıkları raporda yer aldığı iddia edilen konulardır.

Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarında soruşturmayı yürüten adli kolluk görevlilerine İçişleri Bakanı tarafından emir ve talimat verildiği, kolluk görevlilerinin haklarında soruşturma açılarak görev yerlerinin değiştirildiği iddiaları ülke gündemindeki yerini korumaktadır. Buna karşın, TSK'nın Şırnak'taki operasyon taleplerinin Bakan emriyle vali tarafından reddedildiği ve Diyarbakır Emniyet Müdürünün terör örgütünün sözde liderinden eylemlerde fazla olay çıkmaması için ricacı olduğu iddiaları da gündemde yer almıştır.

Bakan Ala, PKK elebaşlarından Sabri Ok'un 2006 yılında Ankara'ya geldiği ve yetkililerle görüşmesini "Bu olaylar sizin çok ilginizi çeken teferruatlardır ama biz detaylarla ilgilenmiyoruz. Biz genel siyaseti ve genel yönlendirmeyi yapıyoruz." diyerek hukuka aykırılığı meşrulaştırmıştır.

Yukarıda yer alan hususlar hem gündemde yer almış hem de bölgede yaşayan vatandaşlarımızın yaygın şikâyet ve endişelerine konu olmuştur.

İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala, sorumlu olduğu kamu düzeni, huzur ve asayişin sağlanmasında acz gösterdiği gibi kanunen sahip olduğu yetkileri kullanmayarak üniter yapının fiilen bozulmasına ve ülkemizin belirli bölümlerinde paralel bir devlet yapılanması kurulmasına zemin hazırlamaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmenin günü daha sonra Danışma Kurulu önerisiyle onayınıza sunulacaktır.

OKTAY VURAL (İzmir) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vural.

64

OKTAY VURAL (İzmir) - Biz bu gensoru önergesini verdiğimiz zaman imzalarımız Oktay Vural, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili, İzmir Milletvekili; Yusuf Halaçoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili, Kayseri Milletvekili olarak yazıldı.

BAŞKAN - Tabii.

OKTAY VURAL (İzmir) - Ama, maalesef, yazılan metinde Oktay Vural, İzmir… İzmir ne yani? Tasarruftan dolayı mı basmadı bunları? Dolayısıyla tutanaklara da bu şekilde geçmesini teminen -muhtemelen bir hatadır- ben sadece ifade ettim.

BAŞKAN - Sayın Vural, yanlışlık düzeltilecek, tutanaklara düzgün geçecek ve bundan sonra da yapılmayacaktır.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlık Divanını görevlendirmesine ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, 19 ve 20 şubat tarihinde yapılan Genel Kurul görüşmelerinde Meclis Başkan Vekili olarak Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı'nın yönettiği oturumlarda bir nöbet değişiminiz söz konusu olmuştu. Hatırlarsanız, her üç siyasi partinin grup başkan vekilleri de bu nöbet değişimiyle ilgili bir yazılı talimatın olup olmadığını, Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek'in bir yazılı nöbet kâğıdı, evrakı imzalayıp imzalamadığını sorgulamışlardı. O gün her üç siyasi partinin grup başkan vekilleri de Sayın Meclis Başkanına ulaşarak böyle bir yazılı kâğıdın düzenlenip düzenlenmediğini sorduğunu ve bu bilgiyi sizinle paylaştığımızı biliyorsunuz.

Sayın Meclis Başkanı böyle bir kâğıdı imzalamadığını ve bugün idare edilmesi gerektiğini bizim grup başkan vekillerimize ve diğer siyasi partilerin grup başkan vekillerine iletmiştir. Genel Kurulda yapılan tartışmalarda da size yöneltilen bu soru üzerine siz Meclis Başkanından telefonla olur aldığınızı ve herhangi bir sorun olmadığını ifade ettiniz ve bu Meclis tutanaklarında da var. Ancak, bir gün sonra yapılan oturumda yani 21 Şubat 2015 tarihli oturumda ise elimdeki belgede Sayın Cemil Çiçek'in ıslak imzasıyla tanımlanmış olan bir görev kâğıdı var ve bu görev kâğıdında da Meclis Başkanlık Divanında görev alacak olan Meclis Başkan vekillerinin isimleri de "Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı ve Sayın Sadık Yakut" diye özellikle açık olarak belirtilmiş ve altına da ıslak imzayla Meclis Başkanı bu evrakı imzalamış.

Şimdi, tabii, burada bir çelişki ortaya çıkıyor. Yani eğer Meclis Başkanı size telefonla "Bu oturumu yönetebilirsiniz." gibi bir şey ifade etmişse, doğal olarak, ertesi gün de böyle bir görevlendirme kâğıdına ihtiyaç duymadan telefonla bu görev yetkisini bildirmesi gerekirdi. Ancak bizim düşüncemiz odur ki bir gün sonra Meclis Başkanı ıslak imzasıyla bu görevlendirme kâğıdını, görev yetki kâğıdını eğer göndermişse bir önceki gün sizin yazılı görev kâğıdınız olmadığı için yönetmiş olduğunuz oturumdaki bütün düzenlemeler geçersiz sayılmalıdır. İç Tüzük'ün 15'inci maddesine, biz, 21 Şubattaki bu evrakın uygun olduğunu, sizin "Telefon aracılığıyla ben görevlendirildim, yetkilendirildim." şeklinde ifade etmiş olduğunuz beyanatın da uygun olmadığını düşünüyoruz. Dolayısıyla yazılı görev kâğıdı olmadan burada nöbet değişimi şeklinde yapmış olduğunuz Genel Kurul oturumlarındaki bütün o görüşmelerin geçersiz sayılması gerektiğini, bu konuda Meclis Başkan Vekili olarak da yetkinizi kullanmanız gerektiğini ifade ediyorum.

Eğer bu konuyla ilgili aksi bir durumunuz olursa da tutumunuzla ilgili usul tartışması açılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

O gün de açıklamada bulunmuştuk; Sayın Meclis Başkanıyla da telefonla görüşüldü, grup başkan vekilleriyle toplantı yapıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı günden itibaren tüm uygulamalarda zaman zaman Meclis başkan vekillerinin ve zaman zaman da kâtip üyelerin gerek rahatsızlıkları sebebiyle gerek mazeretleri sebebiyle nöbet değiştirmelerinin geçmişten bu tarafa gelen bir teamül olduğu, Sayın Meclis Başkanının da nöbet değişimiyle ilgili…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - O zaman bir gün sonra bu kâğıdı niye gönderdi?

65

BAŞKAN - …herhangi bir problemin olmadığını söylediğini burada ifade ettim ben. Dolayısıyla yapılacak herhangi bir işlem yoktur.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Usul tartışması açıyoruz.

BAŞKAN - Usul tartışması açacak bir şey yok efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Yok efendim. Bunu konuştuk daha önce.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, madde 15'te…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Hayır, bir grup başkan vekili usul tartışması istiyor.

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Baluken, bunu o gün konuştuk ve konu çözüldü efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - O gün konuşmamız meselenin bittiği anlamına gelmiyor ki. Biz bu konuda tatmin değiliz. Usul tartışmasıyla ilgili talepler diğer işlerden öne alınır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, İç Tüzük 15 gayet açık. İç Tüzük 15'te Başkanın görevlendirilmesinin yazılı olarak yapılacağına dair bir ifade yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - O zaman bir gün sonra niye bu yapılıyor Sayın Başkan?

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ama Sayın Başkan Meclis grup başkan vekillerinin talebini dikkate almış ve bir yazı göndermiştir. Bunu uzatmaya gerek yok efendim.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Önceki birleşimlerdeki usul tartışmasını şimdi açamayız efendim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Sayın Başkan, hayır hayır, bu usul tartışması yapılmadı.

BAŞKAN - Sayın Baluken, teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

X.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken tarafından, AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması amacıyla 18/2/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun 23 Şubat 2015 Pazartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/02/2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 23/02/2015 Pazartesi günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

66

Pervin Buldan

Iğdır

Grup Başkan Vekili

Öneri: 18 Şubat 2013 tarihinde, Bingöl Milletvekili Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından verilen (2620 sıra no.lu), "AKP Hükûmetinin sağlık politikaları alanında uygulamaya koyduğu özelleştirme politikalarının araştırılması" amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 23/02/2015 Pazartesi günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Demir Çelik, Muş Milletvekili.

Buyurun Sayın Çelik. (HDP sıralarından alkışlar)

DEMİR ÇELİK (Muş) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son otuz yıldır küreselleşmenin açığa çıktığı neoliberal politikaların bütün dünyayı kasıp kavurduğu bir sürecin Türkiye'deki son on üç yıllık versiyonunu ya da siyasal travmalarını tartışmak üzere gündeminize bir araştırma önergesi taşımış bulunmaktayız.

AKP'nin on üç yıllık tarihi, iktidara ve sermayeye hizmeti esas alan, toplumun ve toplum dinamiklerinin ihtiyaçlarını ise göz ardı eden bir yaklaşım ve zihniyetle geçmiştir. Neoliberal politikaların piyasalaştırma, taşeronlaştırma ve metalaştırma anlayışı ve zihniyeti, AKP'nin Türkiye'de on iki yıl boyunca savunduğu, 13'üncü yılında da savunmaya devam ettiği bir politik hat ve çizgi olmuştur. Özellikle sağlık gibi, insanın da, toplumun da olmazsa olmaz, temel ihtiyaçlarına metavari ya da alınıp satılan bir mal olarak yaklaşıyor olması kabul edilmezdir. Sağlıksız birey sağlıksız toplum demektir, sağlığından yoksun toplum ise hem siyaseten hem kültürel ve sosyal politikaları itibarıyla da üretkenlikten alıkonulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1982 Anayasası'nın 2'nci maddesindeki sosyal ve hukuk devleti olma vurgusuna rağmen -özelleştirmenin haddi var, hesabı yok, önüne geçilmez- özelleştirme politikalarıyla da insanlar, toplumlar ve topluluklar sağlık gibi temel ihtiyaçlarından alıkonulan bir noktada kalmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya literatüründe sağlık denilince, ruhsal, bedensel olduğu kadar insanın siyasal, sosyal ve kültürel iyi hâli olarak anlaşılmalıdır. Düşününüz ki ülkemizde dillerin yok sayıldığı, inkâr edilip asimilasyonist politikalara tabi tutulduğu bir süreçte ruhsal, kültürel ve sosyal iyi hâl olabilir mi? Yine, ülkemizde birçok dinin yanı sıra birçok inancın olması gerçeğine karşın inançların inkâr edilip asilimisyonist politikalara tabi tutulduğu ve bu manada birçok inancın, kültürün mevcut var olan taleplerinin karşılanamadığı ortamda iyi hâlden, sağlığın iyi hâlinden bahsedilebilir mi? Ruhsal, sosyal ve kültürel haklarından mahrum kalmış kitlelerin taleplerini karşılamak var iken, Sağlıkta Dönüşüm Politikası adı altında ve buna da "reform" söylemini ve yaftasını yapıştırarak bizler, halklar, inançlar aldatılmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Politikası adı altında yapılmak istenen bir reform değil, aksine sosyal devletin yerine getirmesi gereken görev ve kamusal hizmet özelleştirilerek parayla alınıp satılan bir metaya dönüştürülmüştür. Parası olanın hizmeti görme hakkına sahip olduğu, parası olmayanla birlikte sosyal güvenlikten yoksun olanlarınsa ölüme terk edildiği bir anlayış hem sosyal devlet hem de hukuk devletiyle bağdaşmaz. Ama görünen o ki bu uygulamayı devam ettirmekte beis görmeyen AKP, mevcudu da süsleyerek elmalı şekerler olarak bize sunmaya da devam ediyor. Son iç güvenlik paketinden de anlaşılacağı gibi, özgürlük ve barış yanlısı olunması gereken bir süreçten geçiyor olmamıza karşın, yetkilendirilmiş ve vazife salahiyetiyle toplum üstünde önemli bir erke sahip olan polise yeni görevler, yeni sorumluluklar,

67

yeni haklar verilerek var olan, kadim olan haklara da el konuluyor, gasbediliyor. Bunu en çok sağlıkta hissetmek mümkündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu hastanelerinin hiçleştirildiği, özel sağlık hizmetlerinin de kutsandığı bir süreçte sağlık ve sosyal güvenlikten yoksun insanların, parasız, mülksüz insanların bu hizmeti almadığı gerçeğini ne zaman göreceksiniz? Parası olmayanın sağlık güvenlik hakkı ve sağlık güvenlik sahibi olmasına karşın, üç aydan daha uzun süreyle buna erişmeden yoksun kalan insanlarımız var. Röntgen, MR çekimi, ultrason başta olmak üzere, insanlara eğer referansı yoksa, eğer torpili yoksa üç aydan daha kısa bir süre verilemez; kanser gibi, şeker hastalığı, kolesterol, tansiyon gibi önemli hastalıklarda, anın, dakikanın ve saniyenin bile önemli olduğu bu hastalıkların tedavisinde göz ardı ediliyor. Parası olmayanın sosyal güvenlikten yararlanma hakkına sahip olması gerekirken Abdullah amcanın Ayşe kızı Ankara'da tedavi görecek, yatacak hastane bulamadığı için ölüme terk edilmiştir. Üç yıl öncesinde Van'ın Gürpınar ilçesinde hava nakil aracıyla ulaştırılması, nakledilmesi gereken Muharrem çocuğumuz babasının sırtında 16 kilometre boyu saatlerce taşınıp ölüme terk edilmiştir. Yakın zamanda birçok insanımız İstanbul'da, İzmir'de yatacak ve tedavi görecek hastane bulamadığı için ve aynı zamanda acil müdahaleye maruz kalan hastalık sahibi olmasından kaynaklı mağduriyetler yaşamıştır, yaşıyorlar.

Sağlıkta dönüşüm olacaksa parasız olmalı, sağlıkta dönüşüm olacaksa ana dilde sağlık hizmeti olmalıdır, sağlıkta dönüşüm olacaksa, sağlık reformu yapılacaksa herkesin kimliğine, diline, dinine, ırkına, mezhebine ya da zengin yoksul olduğuna bakmaksızın, sosyal devlet olmanın, hukuk devleti olmanın gereği bu sağlık hizmetinin yapılmasıdır; erişilemeyen, ulaştırılamayanın da eriştirilmesi, ulaştırılması hakkıdır.

Bakınız, kış ayı içindeyiz. Ardahan'da, Kars'ta, Ağrı'da, Muş'ta, Van'da, Hakkâri'de hüküm süren ağır kış şartlarında doğum hastası kadınlar maalesef hava nakil araçlarıyla ulaştırılamadığı, yollar da kapalı olduğu için ilkel araçlarla, kızaklarla ya da omuzdaki bir kısım araçlarla taşınmak durumunda kalmışlardır. Bu insanın kendisiyle birlikte taşıdığı can hiçe sayılmıştır, ölüme terk edilmiştir.

Yine, görüyoruz ve izliyoruz ki birçok hastanenin kalorifer sistemi, ısıtma sistemi felç olmuş, ısıtılamamış olmaktan dolayı yoğun bakım ünitesi hastaları ve serviste birçok yatan hastalar buz ve donmayla karşı karşıya kalmışlardır ama iş saraya gelince, elektrik faturası 1 milyon 150 bin olduğunda, doğal gaz harcamalarında 10 binin üzerinde evin ısınmasına yetecek bir faturayla karşı karşıya kaldığında onu harcamakta, bu kaynağı oluşturmakta beis görmüyor devlet. Devlet sadece Cumhurbaşkanı için, Başbakanı için, Meclisi için yoktur, devlet iktidar dışı kalmış, yönetim dışı kalmış tüm emekçilerin, ezilenlerin, yoksulların devletiyse onlara karşı da adil olup bu haklarını kullanma fırsatını vermelidir. Devlet kimliklere, inançlara, siyasal düşüncelere karşı nötr olacağına tarafgir olmuştur, tarafgir davranmaya devam ediyordur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu manada, herkesi ama herkesi adalet, eşitlik, hukuk arayışı içerisinde duyarlılığa davet ediyoruz. Bu duyarlılığın gereği olarak, sağlıkta dönüşümün, radikal dönüşümün olabilmesine fırsat veren ama buna rağmen de AKP iktidarı tarafından yürütülen bir kısım hukuk dışı uygulamalarla emekçilerin, sağlık çalışanlarının özlük haklarından yoksun bırakılıp sürgüne ve mağduriyete tabi tutuldukları bu süreci göz önünde bulundurarak herkesi AKP'nin sağlık politikalarının araştırılması yönlü verdiğimiz araştırma önergesine desteğe davet ediyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Öz, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öz. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZ (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

68

 
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

TBMM Gezi ve Rehberlik

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki