Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 2. Yasama Yılı
76. Birleşim 08 Mart 2012 Perşembe

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Font Küçült | Normal | Font Büyüt
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Tutanak toplam 73 sayfadır. Sorgulanan Sayfaların Yazıcı Versiyonu

DÖNEM: 24 CİLT: 15 YASAMA YILI: 2

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

76'ncı Birleşim

8 Mart 2012 Perşembe

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Meral Akşener'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

3.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

4.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

6.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk'ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Hakan Şükür'ün, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan bir olaya ilişkin açıklaması

10.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan bir olaya ilişkin açıklaması

11.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş'ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yaşanan bir olaya ilişkin açıklaması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/185)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, Türk toplumunun yapısını tehdit eden sosyal olayların nedenlerinin ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/186)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, Türkiye'nin su kaynaklarının kullanımı ve korunması konusunun ve su yönetimi politikasının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/187)

B) TEZKERELER

1.- TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, Danimarka'nın AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde 11-12 Mart 2012 tarihlerinde Kopenhag'da düzenlenecek olan Dışişleri Komisyonları Başkanları Konferansı'na (COFACC) katılması hususuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/800)

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/572, 2/38, 2/51, 2/145, 2/328, 2/383) (S. Sayısı: 181)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/501) (S. Sayısı: 110)

4.- Türkiye ile Ukrayna Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu-Feribot Hizmetinin Organizasyonu Konusunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/477) (S. Sayısı: 118)

VIII.- OYLAMALAR

1.- Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin oylaması

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Polonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

3.- Türkiye ile Ukrayna Arasında Uluslararası Doğrudan Yük Demiryolu-Feribot Hizmetinin Organizasyonu Konusunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

2

1.- Antalya Milletvekili Arif Bulut'un, belediyelerin toptancı hallerinden aldıkları rüsum gelirlerine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın cevabı (7/3519)

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın cevabı (7/3579)

3.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan'ın, Edirne'deki sınır kapılarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın cevabı (7/3580)

4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, gümrük müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın cevabı (7/3689)

5.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun, Ergene Havzasını Koruma Eylem Planı'na aykırı uygulamalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/3707)

6.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Habur Gümrük Kapısında personel ihtiyacına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın cevabı (7/3814)

7.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarla özürlü personel istihdamına ve özürlülerin kamusal alanlara erişiminin kolaylaştırılmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın cevabı (7/3972)

8.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların çıkardıkları dergilere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın cevabı (7/3974)

9.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü'nün, Tekirdağ Orman İşletme Müdürlüğünce bir taşınmazın bir vakfa kiralanmasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/4135)

10.- İzmir Milletvekili Musa Çam'ın, Bingöl'de bir ormanlık alanın tahrip edildiği iddialarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/4136)

11.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, AOÇ'nin toplam arazi miktarına ve Gazi yerleşkesinin bazı kurumlara tahsisi iddialarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun cevabı (7/4137)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, yapılan yurtdışı seyahatlerine ve bu seyahatlerdeki toplam harcamalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın cevabı (7/4284)

13.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, MİT'in görevleriyle ilgili bir açıklamasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın cevabı (7/4306)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.03'te açılarak iki oturum yaptı.

Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil, Almanya'daki Neonazi cinayetlerine ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

Niğde Milletvekili Doğan Şafak'ın, Niğde ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşmasına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz'ın, Sağlık Bakanlığında göreve başlatılan uzman erbaşların durumuna ilişkin gündem dışı konuşmasına Sağlık Bakanı Recep Akdağ,

Cevap verdiler.

İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, TBMM Başkan Vekili Mehmet Sağlam'ın Genel Kuruldaki uygulamalarına,

İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, İstanbul'da aile hekimliği uygulamasıyla ilgili sorunlara,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek'le birlikte Polonya Meclis Başkanı Ewa Kopacz'ın davetine icabet etmek üzere 12-15 Mart 2012 tarihleri arasında Polonya'ya resmî ziyarette bulunacak Parlamento heyetini oluşturmak için siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, başta Afşin-Elbistan Termik Santrali olmak üzere ülkemizde faaliyet gösteren tüm termik santrallerin çevreye verdikleri zararların (10/182),

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, ülkemizde kalsit üretiminin artırılması ve üretilen kalsitin dünya pazarlarında hak ettiği yeri bulması için yapılacak düzenlemelerin (10/183),

3

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, çiftçilerin sulama amaçlı kullandıkları elektrik borçları ve aylık fatura uygulamasından kaynaklanan sorunların (10/184),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 74'üncü ve 79'uncu sıralarında bulunan 110 ve 118 sıra sayılı kanun tasarılarının gündemin 3 ve 4'üncü sıralarına alınmasına; Genel Kurulun, 8/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde 118 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen üyeliğe Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner seçildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının;

1'inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

2'nci sırasında yer alan, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının (1/572, 2/38, 2/51, 2/145, 2/328, 2/383) (S. Sayısı: 181) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı, 12'nci maddesine kadar kabul edildi.

Alınan karar gereğince, 8 Mart 2012 Perşembe günü saat 13.00'te toplanmak üzere birleşime 19.57'de son verildi.

Mehmet SAĞLAM

Başkan Vekili

Özlem YEMİŞÇİ Tanju ÖZCAN Bayram ÖZÇELİK

Tekirdağ Bolu Burdur Kâtip Üye Kâtip Üye Kâtip Üye

II.- GELEN KÂĞITLAR

No: 102

8 Mart 2012 Perşembe

Teklifler

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/399) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

2.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in; Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/400) (İçişleri; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/401) (Adalet ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

4

4.- Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/402) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 08/03/2012)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, soba gazından kaynaklanan zehirlenmelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1259) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın Merkez ilçesine bağlı bazı köylerdeki sağlık ocaklarının personel ihtiyacına ve tıbbi teçhizat eksikliklerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1260) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Damal'daki bazı köylerin sağlık ocaklarının fiziki şartlarına ve personel sorununa ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1261) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Göle'deki bazı sağlık ocaklarının personel ihtiyacına ve tıbbi teçhizat eksikliklerine ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1262) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Göle'deki bazı köy okullarının öğretmen açığına ve araç-gereç sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1263) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Ardahan'ın Merkez ilçesine bağlı bazı köy yaylalarının elektrik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1264) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

7.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Başbakan'ın bir konuşmasındaki bir ibarenin AA tarafından çıkarılarak yayımlandığı iddialarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) sözlü soru önergesi (6/1265) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

8.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, Beypazarı duble yolunun yapım ve onarımına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/1266) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, 666 Sayılı KHK ile bazı personelin mağdur edildiği iddialarına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/1267) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

10.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Doğu Akdeniz Bölgesinde turizm işletmeciliğine ve sorunlarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1268) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, bir milletvekilinin televizyondaki bir spor programında yorumcu olarak çalışmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4609) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, 2012 memur maaş zam oranlarının açıklanmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4610) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

3.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van depremi sonrasında kurulan geçici konutların maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4611) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

4.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van depremi sonrasında yaşanan barınma sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4612) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

5.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, bakanlara helikopter tahsis edileceği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4613) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

6.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'ın, krediyle borçlanan çiftçilere ait tarım arazilerinin yabancılar tarafından ipotekle alındığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4614) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

7.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli Termik Santral inşaatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4615) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

8.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, Ayaş Tüneli inşaatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4616) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

9.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un, 2002-2012 yılları arasında kapanan, el değiştiren ve yeni kurulan gazete ve televizyonlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4617) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

10.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, şiddet olaylarının önlenmesi ve bireysel silahlanmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4618) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

11.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un, basın kuruluşlarında çalışanların unvanlarına, sosyal güvenlik haklarına ve haklarında açılan davalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4619) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

12.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, İstanbul'da Hocalı katliamını protesto etmek için düzenlenen mitinge bir bakanın katılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4620) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

5

13.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Pozantı cezaevinde çocuklara karşı kötü muamele ve cinsel istismar iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4621) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

14.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Futbolda Şike Davasında savunma hakkının gasp edildiği iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4622) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

15.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Adana'daki icra müdürlüklerine ve yapılan icra takiplerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4623) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

16.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz'ın, hapis cezasına mahkum edilmiş bir belediye başkanının cezasının infaz edilmediği iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/4624) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

17.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk'ün, Fransa'nın iki şehrinde Başkonsolosluk açılması için yapılan başvurunun reddedildiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4625) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

18.- Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz'ın, Suriye'de yakalandığı iddia edilen 49 Türk istihbaratçıya ve Türkiye'deki kamplarda misafir edilen sığınmacılara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4626) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

19.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin, İzmir'in bazı ilçelerinde şap hastalığının yayılmasına ve alınan önlemlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4627) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

20.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Kars Şeker Fabrikasının özelleştirileceği veya kapatılacağı iddialarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4628) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

21.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un, faili meçhul cinayetlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4629) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

22.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un, yasadışı telefon dinlemeye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4630) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

23.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından reklam panolarına verilen bir ilana ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4631) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

24.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt'un, eylem yapan üniversite öğrencilerine yapılan müdahalelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4632) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

25.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Kartal'da Cemevi olarak hizmet veren arazinin imara açılmamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4633) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

26.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, KASDER'in hizmet binasından İstanbul Büyükşehir Belediyesince tahliye kararına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4634) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

27.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Arnavutköy Belediyesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4635) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Hoçivan Hasköy'ün elektrik ve su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4636) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

29.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Kamu İhale Kurumundaki yolsuzluk iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4637) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

30.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Bakanlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4638) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

31.- Ordu Milletvekili İdris Yıldız'ın, vergi oranlarıyla ilgili bir açıklamasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/4639) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

32.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Malatya'da Devlet vatandaş işbirliği ile yapılan okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4640) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

33.- Hakkâri Milletvekili Adil Kurt'un, Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarının istihdam sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4641) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

34.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin depreme dayanıklılık raporuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4642) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

35.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Malatya-Akçadağ Kültür Merkezi inşaatına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4643) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

6

36.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun, zorunlu 12 yıllık kesintili eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/4644) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

37.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak'ın, Niğde Havaalanı inşaatının tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4645) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

38.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Kars'ta lojistik merkez kurulmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4646) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

39.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz'ın, 2002'den bugüne yapılan duble yollara ve Isparta'nın duble yol planlamasındaki yerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4647) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

40.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Hüyük İmrenler Beldesinin PTT şubesi ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4648) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

41.- Muş Milletvekili Demir Çelik'in, Erzurum-Hınıs'taki köy yolunun kış koşulları nedeniyle kapanmasına ve yaşanan mağduriyete ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/4649) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

42.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Şanlıurfa-Göbeklitepe'de Alman arkeologlar tarafından kazı çalışmaları yapıldığı iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/4650) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/02/2012)

43.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun, 663 sayılı KHK ile araştırmacı kadrosuna atananların özlük haklarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/4651) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/02/2012)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 Milletvekilinin, kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/185) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 Milletvekilinin, aile yapısını olumsuz etkileyen şiddet olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/186) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 Milletvekilinin, su kaynaklarının potansiyelinin tespit edilerek korunması ve bilinçli kullanımı için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/187) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/10/2011)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu'nun, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirenlerin yargılanmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2341)

2.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin'in, İsviçre'den Türkiye'ye yasadışı para sokulduğu iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2342)

3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Avrupa Konseyi İşkence ile Mücadele Komitesinin hücre cezaları ile ilgili raporuna ve ülkemizdeki uygulamaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2343)

4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, İzmir-Karabağlar Polis Karakolunda bir kadına şiddet uygulanmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2344)

5.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Adliye saraylarında savcılara ayrıcalık yapıldığı iddialarına ve üst düzey yargı mensupları ile bürokratlara sağlanan imkânlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2345)

6.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3287)

7.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, bir polis memuru hakkındaki iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3288)

8.- İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu'nun, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3290)

9.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici'nin, Genelkurmay Başkanı'nın bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3296)

10.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın, Bolu'nun Kırsal Kalkınma Programı'nda destek kapsamına alınmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3298)

11.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, yasaklanan kitap ve yayınlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3299)

7

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken'in, Bingöl-Solhan'ın bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3300)

13.- İzmir Milletvekili Hülya Güven'in, Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı'nın kapsamında yapılan yeni düzenlemeye ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3325)

14.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, şiddet mağduru kadınlarının Aile Mahkemelerine başvurularının maliyetine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3326)

15.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları personelinin özlük haklarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3327)

16.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/3416)

17.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'daki köylerin altyapı sorunlarına ve bu köylere KÖYDES kapsamında ayrılan ödeneğe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3433)

18.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, Anter Anter'in vatandaşlıktan çıkarılması ve Türkiye'ye girişinin yasaklanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3434)

19.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, gizlilik kararı alınan bir dosya kapsamındaki bilgilerin basında yer almasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3435)

20.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin'in, Ankara Büyükşehir Belediyesince yaptırılan Gökkuşağı Rekreasyon alanına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3436)

21.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Sincan ve Etimesgut'a otobüs seferlerinin artırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3437)

22.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karaisalı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3438)

23.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Saimbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3439)

24.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Pozantı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3440)

25.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yumurtalık'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3441)

26.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Sarıçam'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3442)

27.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karataş'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3443)

28.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, İmamoğlu'nda yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3444)

29.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3445)

30.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Kozan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3446)

31.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Seyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3447)

32.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Feke'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3448)

33.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Çukurova'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3449)

34.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yüreğir'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3450)

35.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Ceyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3452)

36.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Aladağ'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3453)

8

37.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, emniyet güçlerinin son bir yıl içinde kullandığı biber gazı ve gaz bombasının miktarına ve etkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3454)

38.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in, öldürülen bir kişinin cesedinin bulunamamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3455)

39.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir şirketin faaliyet alanına ve bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3456)

40.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ'ın, Muş-Varto'da bir projede çalışırken kaybolduğu iddia edilen bir harita teknisyenine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3457)

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Hazine avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3477)

42.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Aladağ'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3479)

43.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Ceyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3480)

44.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Kozan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3481)

45.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Seyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3482)

46.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Feke'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3483)

47.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Çukurova'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3484)

48.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yüreğir'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3485)

49.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karaisalı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3486)

50.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Saimbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3487)

51.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Pozantı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3488)

52.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yumurtalık'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3489)

53.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Sarıçam'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3490)

54.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karataş'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3491)

55.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, İmamoğlu'nda yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3492)

56.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3493)

57.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin, 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3494)

58.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün, zorunlu din dersleri ve müfredattaki uygulamalar ile nüfus cüzdanlarındaki din hanesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3495)

59.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3496)

60.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Bakanlıkta bir şube müdürü atamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3497)

61.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Digor'da görev yapan ilçe milli eğitim müdürlerine ve öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3498)

62.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık tarafından bir gazetenin internet sitesine erişimin engellendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3499)

9

63.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir'in, bazı okullarda yaşandığı iddia edilen ayrımcılık olaylarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3500)

64.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, rehber öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3501)

65.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, İdil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde yapılan atama ve görevlendirmelere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3502)

66.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'nun, Hakkari'de bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3503)

67.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, askerlik görevini ifa ederken hayatını kaybeden asker sayısına ve hayatını kaybeden bir askerle ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3504)

68.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, yüksek hızlı tren projelerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3509)

69.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu'nun, SRC belgesi alma zorunluluğuna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3510)

70.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, Ankara'daki banliyö tren seferlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3511)

71.- Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana'nın, Diyarbakır'da yapılacak olan havaalanına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3512)

72.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın, Manavgat Liman Başkanlığının kapatılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3513)

73.- Antalya Milletvekili Tunca Toskay'ın, Antalya'da ulaşımda yaşanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3514)

74.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'un, Ağrı'da yoğun kar yağışı nedeniyle yolları kapanan köylerdeki mağduriyete ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3515)

75.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, Mersin'e Gemiadamları Online Sınav Sistemi kurulup kurulmayacağına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3516)

76.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Midyat-Savur yolunun iyileştirilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3517)

77.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun, bir Türk gemisinin karıştığı deniz kazasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3520)

78.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Artvin'deki sınır kapılarının açılmasına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/3521)

79.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, sözde Ermeni soykırımı konusunda Türkiye aleyhine karar alan ülkelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3523)

80.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt'un, 12 Eylül Darbesi'nden sonra Danışma Meclisi üyeliği için yapılan müracaatlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3525)

81.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, faiz lobisi ile ilgili bazı açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3531)

82.- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Şırnak-Uludere'de sivillerin ölümüyle sonuçlanan olayda sağlanan istihbarata ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3533)

83.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, Başbakanlığa yeni alınan bir uçağa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3534)

84.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin'in, imam-hatip ve müezzinlerin cami ve çevresinin bakım ve temizliği görevini üstlenmelerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/3535)

85.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/3536)

86.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/3537)

87.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Bakanlık politikaları hakkında sunum için verilen bir davete ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3544)

88.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, koruyucu aile hizmetlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3545)

10

89.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3546)

90.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, 65 yaşını doldurmuş ve sosyal güvenceden yoksun olan vatandaşların maaşına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3552)

91.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, İstanbul'un siluetinin bozulmasına ve İstanbul'daki yeşil alan varlığının azalmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3581)

92.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'un trafik sorununa ve minibüslerin toplu taşıma hizmetinden kaldırılacağı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3582)

93.- Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, Ankara'daki mezarlık ve defin işlemleriyle ilgili sıkıntılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3583)

94.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3584)

95.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, biber gazı alımına ve maliyetine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3585)

96.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel'in, bir belediye başkanı hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3586)

97.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedellerinin tahsilatına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3590)

98.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, muayene ve reçetelerden alınan katkı ve katılım payına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3591)

99.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, kadastro memurlarının kadastro tazminatlarının kaldırılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3593)

100.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, özel iletişim vergisindeki artışa ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3595)

101.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, PTT'de çalışan kadrolu ve sözleşmeli personele özlük hakları konusunda ayrımcılık yapıldığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3596)

102.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu'nun, ilköğretim çağında olup okula gidemeyen çocuklara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3597)

103.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, görev şehidi bir subayın öğretmen eşinin mağduriyetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3598)

104.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Bakanlık tarafından bir gazetenin internet sitesine erişimin engellendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3599)

105.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün, bir derginin Van Depremi için düzenlediği yardım kampanyasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3600)

106.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, yükseköğretim harçları ve ek ücret ödemelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3601)

107.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'daki ortaöğretim öğrenci yurtlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3602)

108.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak'ın, İstanbul'daki özel yükseköğrenim öğrenci yurtlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3603)

109.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Aladağ'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3604)

110.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Saimbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3605)

111.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Pozantı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3606)

112.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yumurtalık'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3607)

113.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Sarıçam'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3608)

11

114.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karataş'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3609)

115.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, İmamoğlu'nda yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3610)

116.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3611)

117.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Ceyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3612)

118.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Kozan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3613)

119.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Seyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3614)

120.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Feke'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3615)

121.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Çukurova'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3616)

122.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yüreğir'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3617)

123.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karaisalı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3618)

124.- Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın, okullarda bazı internet sitelerine erişimin engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3619)

125.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3620)

126.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar'ın, GSM baz istasyonlarının illere göre dağılımına ve denetimine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3627)

127.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin'in, Esenboğa Havalimanı'na yapılacak 3. pist için yapılan kamulaştırmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3628)

128.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın, Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi'ne ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3629)

129.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, TCDD Ankara Eğitim Merkezi'nin ve 2. Bölge Müdürlüğü'nün hizmet binalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3630)

130.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in, Ankara ile çeşitli iller arasındaki hızlı tren hatlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3631)

131.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3632)

132.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Boğaziçi Köprüsü'nün bakıma alınarak kapatılacağı iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3633)

133.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/3634)

134.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3636)

135.- Erzurum Milletvekili Muharrem Işık'ın, TSK'ye ait eğitim uçaklarına ve bu uçakların karıştığı kazalara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3639)

136.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu'nun, Bakanlık teşkilatında ve bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan üst düzey kadın bürokrat sayısına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3640)

137.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl'ün, Hatay'da yaşanan su baskınının verdiği zarara ve Dostluk Barajına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3644)

138.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun, Van depremi sonrasında yaşanan sorunlara ve mağduriyete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3645)

12

139.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak'ın, 2002'den bugüne şehit ailelerine ve gazilere ödenen tazminatlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3646)

140.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun, Bitlis merkezde ve Tatvan ilçesinde bulunan tekel sigara fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3647)

141.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3651)

142.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, 2002'den bugüne belediye başkanlıkları hakkında başlatılan adli ve idari soruşturmalara ve verilen cezalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3652)

143.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kuruluş amacına ve Başkanın atanma kriterlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3654)

144.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, MİT tarafından yapılan güvenlik soruşturmaları ve hazırlanan raporlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3655)

145.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın, Kürtçe vaaz ve hutbe okunmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/3656)

146.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz'ün, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün açtığı çipli pasaport ihalesini bir Fransız şirketinin kazanmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/3659)

147.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Van depremi sonrası yaşanan mağduriyetin giderilmesine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/3660)

148.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin'in, çocuk gelinlerin sayısına ve yaşanan mağduriyetin önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3665)

149.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Tokat'taki kadın sığınma evlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/3666)

150.- İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk'ün, komşularla sıfır sorun politikasına ve Suriye ile ilişkilere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3675)

151.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasayı kabul eden Fransa'ya uygulanacak yaptırımlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3676)

152.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, zararlı madde içeren sütleri üreten firmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3682)

153.- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, GDO'lu ürünlerin insan ve hayvan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3683)

154.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz'ün, İstanbul-Eyüp'teki bir köyün mera alanlarının ıslahına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3684)

155.- Hatay Milletvekili Hasan Akgöl'ün, hayvancılık kredilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3685)

156.- Antalya Milletvekili Arif Bulut'un; ürünlerdeki zirai ilaç kalıntılarıyla mücadeleye ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3686)

157.- Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş'ın, patates üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3687)

158.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in, destekleme ödemeleri yapılmayan çiftçilerin mağduriyetine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3688)

159.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, Kars Doğu kapısının ne zaman açılacağına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/3690)

160.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz'ın, Ankara Belediyesi Hastanesi Yaptırma ve Yaşatma Derneğinin yapısı ve faaliyetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3691)

161.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, sauna-masaj merkezlerinin sayısına ve denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3692)

162.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, sigara kaçakçılığı ile mücadeleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3693)

163.- İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanlığında dinleme cihazı bulunduğu iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3694)

13

164.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığının düzenlemiş olduğu bir toplantıya ve davetlilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3695)

165.- Edirne Milletvekili Recep Gürkan'ın, motorlu taşıtlar vergisi ile ilgili bir düzenlemeye ve uygulamadaki aksaklıklara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3696)

166.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli'nin, Merkez Bankasının açıkladığı ödemeler dengesi verilerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/3697)

167.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, öğretmenlerin özür grubu atamalarında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3698)

168.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin, Silvan Lisesinin meslek lisesine dönüştürülmesine ve meslek lisesi mezunlarının üniversiteye giriş oranlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3699)

169.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, ücretli öğretmenlik uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3700)

170.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3701)

171.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, Bakanlığın Merkez teşkilatında çalışan personelin mağduriyetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3702)

172.- Van Milletvekili Özdal Üçer'in, Van'da deprem sonrasında hasarlı bir ilkokulda eğitime devam edilmesi nedeniyle yaşanan mağduriyete ve bunun sorumlularına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3703)

173.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar'ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından yazılmış eserlerin okullarda okutulmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3704)

174.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın, Antalya ve ilçelerinde taşkın ve sel felaketlerinden kaynaklanan zararları azaltmada etkisi olan projelere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3705)

175.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar'ın, Büyük Menderes Nehrinin ıslah çalışmalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3706)

176.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Aladağ'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3727)

177.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Ceyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3728)

178.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Kozan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3729)

179.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Seyhan'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3730)

180.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Feke'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3731)

181.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Çukurova'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3732)

182.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yüreğir'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3733)

183.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Karaisalı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3734)

184.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Saimbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3735)

185.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Pozantı'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3736)

186.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Yumurtalık'ta yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3737)

187.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Sarıçam'da yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3738)

188.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, İmamoğlu'nda yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3739)

14

189.- Adana Milletvekili Ali Halaman'ın, Tufanbeyli'de yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3740)

190.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı'nın, cep telefonu kullanıcılarına gönderilen reklam amaçlı mesajlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/3741)

8 Mart 2012 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 76'ncı Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayımız vardır, gündeme geçiyoruz.

İlk önce, bugün Dünya Kadınlar Günü. Dünya insanlık camiasının birinci yarısını teşkil eden kadınlarımızın bu gününü kutluyoruz, hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Ayrıca üç arkadaşımıza gündem dışı söz vermeden önce, İstanbul Milletvekili Sayın Meral Akşener'e hemen bir üniversitede toplantıya katılması mazereti dolayısıyla ilk önce bir dakikalık bu günü kutlamak üzere söz veriyorum.

Buyurun Sayın Akşener.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Meral Akşener'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

MERAL AKŞENER (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bütün kadınlarımızın bu gününü kutluyorum. İşte, meslekte, siyasette, ekonomide, sosyal alanda eşitliğin gerçekleşmesini diliyorum. Erkek arkadaşlarımızın da, bizlere "Cennet analarımızın ayağı altındadır." diyen arkadaşlarımızın birbirlerine hakaret ederken -milletvekilleri için söylemiyorum, tüm erkekler için söylüyorum- kadınların üzerinden hakaret etmemelerini diliyorum.

Şiddetin olmadığı, kadına tacizin olmadığı bir Türkiye diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akşener.

Şimdi, üç milletvekilimize gündem dışı söz vereceğim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) - Sayın Başkanım, bizim de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin söyleyecek bir çift sözümüz var.

BAŞKAN - Gündem dışı konuşmaları bitirelim ondan sonra efendim.

Teşekkür ederim.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) - Yanlış yapıyorsunuz Başkanım çünkü açılışta yapılması gereken bir şey. Gereksiz yere böyle güzel bir günde ortamı geriyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gündem dışı ilk söz, Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle söz isteyen Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'a aittir.

Buyurun Sayın Gürkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

FATOŞ GÜRKAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Kadınlar Günü'müz dolayısıyla söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

15

Kadın veya erkek olarak yaratılan insanoğlu cinsiyetini seçerek doğma hakkına sahip değil. Bu sebeple erkek veya kadın olarak doğmuş olmanın bir diğerine üstünlük hakkı vermeyeceği de açık.

Tarih boyunca kültür ve medeniyetler kadına ve erkeğe fiziksel ve duygusal farklılıklarından dolayı roller ve vazifeler, temel görev ve sorumluluklar yüklemiştir. Kadın, temel görevleri haricinde sosyal hayatta, iş yaşamında, siyaset hayatında -erkekler tarafından- toplumda yer alamamıştır. Kadın-erkek fırsat eşitliği kavramının toplum tarafından kabul görmeye başlamasından sonra kadınlar sosyal hayatta, iş yaşamında ve siyasette her geçen gün daha çok yer almaya çalışmıştır. Amacımız, bu süreci hızlandırmak ve kadınlarımızın hak ettiği seviyede temsilini ve katılımını sağlamaktır.

Kadın merhametin, sevginin, hoşgörünün, özverinin timsalidir. Kadın, annelik gibi kutsal bir görevi üstlenen ve bunun yanında, yaşamın her zorluğunu omuzlarında taşıyan fevkalade bir varlıktır. Toplumun en önemli yapı taşı aile, ailenin de en önemli unsuru anne, yani kadındır. Konuya bu boyutuyla baktığımızda, kadınlarımızın psikolojisi, eğitimi, dünyaya bakış açısı daha çok önem kazanmaktadır. Çocuklarımızın kişiliklerinin oluşmasında ve eğitiminde ailenin, özellikle fertlerin eğitiminde gelişmeye açık, katma değer üretebilen bireylerin olmasında annenin, kadının önemi çok fazladır. Bu sebeple, kadınlarımızın gelişiminin önündeki engeller kaldırılmalı, ailesine, yaşadığı çevreye ve ülkemize faydalı bir birey olmasının önü açılmalıdır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?" demiştir.

Bu sebeple, AK PARTİ İktidarında kadınlarımızın eğitimi, iş hayatına ve sosyal hayata daha çok katılımı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve siyaset alanında daha çok temsili için önemli adımlar atılmıştır.

1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikle kadınlarımıza pozitif ayrımcılık getirilmiştir. Medeni Kanun, İş Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu'nda, Belediyeler Kanunu'nda değişiklikler yapılmış, Başbakanlık genelgesi çıkarılmıştır. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuş, kadınlarımızın istihdamını teşvik eden kanuni düzenlemeler yapılmıştır.

Sayın Başbakanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlatılan "Ana Kız Okuldayız" ve "Haydi Kızlar Okula" gibi projeler kapsamında yüz binlerce kız çocuğumuz eğitim imkânına kavuşmuştur. Kadın konukevleri ve sığınma evleri sayıca artırılmış, kadınlarımız korunma altına alınmaya çalışılmıştır.

Görüşülmekte olan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile bu konuda çok önemli adımlar atılmıştır.

Peygamber Efendimiz, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir asırda, Veda Hutbesi'nde kadın haklarının önemine dikkat çekerek "Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı var." demiştir.

Tarih boyunca kadınlarımıza diğer toplumlara göre çok daha fazla önem verdiğimiz görülmektedir. Kadınlarımız da dünyanın hiçbir coğrafyasında görülmeyecek özverilerle bu toprağın vatan olmasında erkeklerle birlikte mücadele vermiştir. Kucağındaki çocuğu yerine cepheye taşıdığı top mermilerini örten Şerife Bacı gibi kahraman bir kişilik acaba dünyanın hangi toplumunda vardır? Kara Fatma, Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice, Nene Hatun, Halide Onbaşı ve ismini sayamadığım binlerce kahraman kadınımıza bu anlamlı günde şükranlarımı sunuyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gürkan.

Gündem dışı ikinci söz Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle söz isteyen Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'ya aittir.

Buyurun Sayın Akova.

2.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova'nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

AYŞE NEDRET AKOVA (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evde olsun işte olsun hep emekçi olan tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

16

Toplumun bireylere yüklediği geleneksel roller çerçevesinde kadına, evde çocuk yetiştiren, evi düzenleyen, yemek ve ev işi yapıp kocasının eve geçimlik getirmesini bekleyen ve aile adına söz hakkı olmayan bir rol düşerken erkeğe, dışarıda evi için çalışıp kazanç elde etmesi ve paranın getirdiği güç ile aile hakkında tek söz sahibi olması rolü düşmüştür. Kadının evin dışında da çalışıp erkek kadar evini geçindirebileceği ve siyasi, ekonomik ve toplumsal kararlarda onun da söz hakkının olması gerektiği, geleneksel rollerin değişebileceği, hatta toplumun daha iyiye doğru gelişimi için gerekli olduğu anlaşıldıkça, kadınların hak mücadelesi toplumun her alanında başlamıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, CHP Tüzüğü'nde yüzde 33 kadın kotası kabul edilerek siyasette kadının yolu daha da açılmıştır. İzmir Ticaret Odası Meclisinin her meslek komitesinde en az bir kontenjan kadına ayrılması hakkında aldığı temenni karar da önemlidir.

Kadınların çalışma hayatında, siyasal alanda, hukuksal alanda var olma mücadelesi yüzyıllardır devam etmektedir. 8 Mart 1857 tarihinde daha sağlıklı çalışma koşulları için bir tekstil fabrikasında greve başlayan 40 bin dokuma işçisi kadının başlattığı mücadelenin acıları unutulmadı. Bu emekçi kadınların hak mücadelesi polisin işçileri fabrikaya kilitlemesi sonrası çıkan yangında çoğu kadın 129 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonlandı.

Bu bağlamda, kadın-erkek eşitsizliği temeli üzerinde kurgulanan geleneksel roller sorgulandıkça kadınların örgütlenip hakları için mücadele etmeye başlaması ve örgütsel baskıyla sorunun artık bir insan hakkı sorunu olduğu genel kabul görmüştür ve biliyorsunuz, evvela 1910 yılında Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması kabul edilmiş, 1977 yılında da "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması oy birliğiyle kabul edilmiştir.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile amaçlanan, küresel gündemde kadın-erkek eşitliği ve kadın haklarını tutarak kadınların kamusal ve toplumsal hayatta var olma süreçlerini güçlendirmektir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü toplumsal cinsiyet eşitliği hususunda farkındalık yaratmak, toplumun bireylerinin bu konuya hassasiyetle yaklaşmalarını sağlamak, toplumun cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenmeleri için adımlar atmak, hukuksal ve uygulamalı düzlemde atılacak her adımın ülke refahına ve huzuruna katkı yapacağının anlaşılmasını sağlamak için bir fırsattır. Bu bağlamda, bir günde simgeleşen kadınların güçlenmesi ve kadın hakları için mücadeleyi tüm yıla yaymak gereklidir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bugün 550 milletvekilinden 79'u kadındır, Hükûmetteki 26 bakandan sadece 1'i kadındır, 2.924 belediye başkanının 26'sı kadındır, 34.210 muhtardan 65'i kadındır, 81 valinin 1'i kadındır, 103 rektörden 5'i kadındır, 185 büyükelçiden 21'i kadındır, 26 müsteşar arasında maalesef hiç kadın yoktur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Yargıtay, Sayıştay başkanlıklarında hiç kadın yok; DİSK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen, Memur-Sen, TOBB, MÜSİAD, TESK yönetim kurullarında hiç kadın yok. Bu rakamlar, daha almamız gereken çok yol olduğunu göstermektedir.

2008 yılında yapılan Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması'na göre, Türkiye'de kadınlarımızın yüzde 42'si yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmıştır.

Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Uçurumu Endeksi 2011 yılı derecelendirmesine göre 135 ülke arasında Türkiye 122'nci sıradadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından hazırlanan 2011 yılı İnsani Gelişme Raporu'na göre 187 ülke arasında İnsani Gelişim Endeksi'nde 92'nci sıradayız, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde ise maalesef 77'nci sıradayız.

Kadınların her alanda kendilerine yer bulabilmeleri, eşit fırsatlara kavuşabilmeleri ve sorunun çözümü için yasal zeminin yaratılmasının yanı sıra, toplumsal zihniyet değişimi ve eğitim zorunludur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE NEDRET AKOVA (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akova.

Gündem dışı üçüncü söz, Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle söz isteyen Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'ya aittir.

Buyurun Sayın Akat Ata. (BDP sıralarından alkışlar )

3.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, saygılarımı sunuyorum.

Bugün 8 Mart. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bugün meydanlarda olan, mitingler yapan, paneller düzenleyen, seminerler yapan, yürüyüşlerle seslerini duyurmaya çalışan tüm kadınların ortaya koymuş olduğu emeğin önünde saygıyla eğiliyorum, tüm emekçi kadınların 8 Mart'ını kutluyorum. Bugünün arkasında

17

bir direniş tarihi var diye dün belirtmiştik. Yine bugüne nasıl geldiğimizi bilerek ancak bundan sonra mücadelemizi örgütleyebileceğimiz inancıyla, bugüne kadar kadın eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirmiş olan tüm kadınların anısı önünde de saygıyla eğiliyorum.

Değerli milletvekilleri, kadın sorunu bir insan hakları sorunu. Bu konuda artık toplumun her kesiminden ve her siyasal görüşten ortak bir kanaat var ama henüz kadına yönelik şiddet konusunda ortak bir irade açığa çıkarılmış değil. Bu noktada bugün de Parlamentomuzda görüşülmeye devam edilecek olan yasanın hazırlanış sürecinde var olan uzlaşı ne yazık ki devamında sürdürülememiştir ama yine de hazırlanış sürecinde ortaya konulan iradeyi önemsiyoruz ve Türkiye'de çıkarılacak her yasa için aynı yöntemin belirlenmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Ne yazık ki kadınlar, evde, okulda, iş yerinde, sokakta, gözaltında ve cezaevinde şiddete maruz kalıyorlar ve şiddete maruz kalan kadının korunabilmesi noktasında bizler yürütmenin önüne bir ödev koyabilmiş değiliz, etkin bir mekanizma koyabilmiş değiliz. Yaşamını yitiren, katledilen her kadın gerçeğinin arkasında biraz ihmal, biraz sorumsuzluk olduğu bilgisiyle hareket etmek gerekiyor. Yine de bu Parlamento çatısı altında dün ortaya konulan tablo göstermiştir ki esasında kadına yönelik şiddet sorunu ülkede tüm siyasi partilerin, tüm kesimlerin ve tüm anlayışların ortak düşünebileceği bir alandır ve inanıyoruz ki bu alanda ortaya konulacak çözüm iradesi, bu uzlaşı mantığı Türkiye'nin önündeki birçok sorunun çözümünde de örnek olarak alınabilir, bir yöntem olarak uygulanabilir.

Değerli milletvekilleri, bizler, bir kız çocuk olarak, bir kız kardeş olarak, bir anne olarak, bir eş olarak ne yazık ki toplumun ikincisi olarak, toplumda ikincil olarak görülüyoruz. Toplumsal eşitsizliğin bu düzeyde olduğu bir süreci yaşarken ne yazık ki toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ya da cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmesi noktasında önümüze bir yol haritası koyabilmiş değiliz. Bugün ülkemizin ihtiyacı olan böyle bir yol haritasıdır. Eğer biz, hak verebiliyorsak, eğer bugün altına imza koymuş olduğumuz ulusal üstü sözleşmeler noktasında bile bazı ilerlemeleri kabul edebiliyorsak bunun gereği olan bir yol haritasını da hep beraber açığa çıkarabilmeliyiz. Bugün toplumdaki şiddetin kaynağını öngörüp, o şiddetin aile içerisine, o şiddetin kamusal alanda kendisini ifade eden kadına nasıl yansıdığını da ortak tartışmak durumundayız.

Ülkemizin içinde bulunduğu süreçte yaşadığı temel sorunların başında gelen Kürt sorunu ve bundan kaynaklı ortaya çıkan maddi ve manevi kayıplara baktığımızda ve bunun tablosunu açığa çıkardığımızda ve yine bir yıl içerisinde öldürülen kadın sayısı, katledilen kadın sayısının oranına baktığımızda neredeyse eşit olduğunu görüyoruz. Kürt sorunu konusunda ortaya konan irade ki bugüne kadar çözüme hizmet etmemiştir ama kadın sorunu konusunda böyle bir iradenin bile yokluğunu görüyoruz çünkü sorunu yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız.

Kadınlar katlediliyorlar, bu bir gerçek; bunu görmek ve her ay katledilen -neredeyse her güne 1 kadın düşüyor- bu kadınlar için sorumluluk hissetmek gerekiyor. Bu noktada hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor.

Biz BDP'li kadınlar olarak, yıllardır yürütmüş olduğumuz kadın özgürlük mücadelesinde belli bir mesafe katedebildiğimize inanıyoruz ama ne yazık ki bugün içinde bulunduğumuz toplumda henüz bu ilerlemenin yaşanmadığı gerçeğiyle de karşı karşıyayız.

Bu yıl 8 Mart etkinliklerine 1 Martta start verdik; Nusaybin'deydik, Hakkâri'deydik ve bugün son çalışmalarımızı ortaya koyuyoruz. Şırnak ve Hakkâri'de yine alanlarda olan bir kadın gerçeği var.

Biz, 8 Martta kadının hâlâ özgürlük ve eşitlik mücadelesinin devam ediyor olmasından dolayı, sokakta, işte, fabrikada, evde ortaya koymuş olduğu emeğinin görünür olması için sesimizi yükseltmeye çalışıyoruz. Ve bizim, henüz, cinsel kimliğimizden dolayı maruz kalmış olduğumuz şiddetin önüne geçen bir toplumsal şiddet sorunumuz var. Kürt sorunu eksenli, henüz hayata geçirilememiş çözüm politikaları ve çözümsüzlükte ısrar, ne yazık ki bölgede kadının yaşamına direkt olarak tesir ediyor. Bunun da görülebilir olması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Ben, tekrar, 8 Mart dolayısıyla bugün alanlarda olan tüm kadınları saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata.

Ankara Milletvekili Sayın Emine Ülker Tarhan, buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

18

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) - Sayın Başkanım, öncelikle, Kadınlar Günü'nde dahi erkek egemen bir anlayışı ortaya koyarak bir kadın grup başkan vekiline söz verilmemesini başlangıçta kınadığımı belirtmeliyim.

Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Oğullarından kopartılıp Silivri zindanına atılan kadın gazetecilere, babalarından kopartılmış tutuklu milletvekillerinin kızlarına ve eşlerine, köhne bodrum katlarında, atölyelerde köle misali çalıştırılan emekçi genç kızlarımıza, evlere kapatılmaya çalışılan -4+4+4'le- küçük kızlarımıza, ölürken dahi eşinin elini tutmaktan mahrum bırakılan tutuklu bir gazetecinin eşine, yaşamının son günleri baskın ve gözaltılarla darmadağın edilen memleket sevdalısı Türkan Saylan'a, ekmek götürmek için çıktığı evine bir daha dönemeyen, kapalı bir aracın içinde selde boğularak ölen 8 emekçi kadına, şehit annelerine selam olsun diyorum ve hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Ölenlere rahmet diliyorum, sağ kalanların ise 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tarhan.

Şimdi, sisteme giren bazı arkadaşlarımız var, sırasıyla onlara birer dakika söz vereceğim.

Sayın Metiner…

3.- Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Dünya Kadınlar Günü. Ben de tüm kadınlarımızın bu gününü kutluyorum. Kadına ilişkin bakış açımızı her birimizin bugün dolayısıyla yeniden gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum.

Eşitlik ve özgürlük bahsinde söz söyleyenlerin özellikle kadına yönelik ayrımcı anlayış ve pratiklere de karşı çıkmaları gerekir. Aksi takdirde, eşitlik ve özgürlük söylemleri sadece retorikten ibaret kalır.

Eğer bir ülkede bir kısım kadınlar farklı yaşam tarzlarından veya giyim kuşamlarından dolayı eğitim haklarından yoksun bırakılıyorsa, dahası ve en fenası, kamusal alanlardan sürülüyorlarsa orada ne eşitlikten söz etmek ne de özgürlükten söz etmek mümkündür.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - On yılık iktidar boşuna geçmiş yani.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bakınız, Türkiye'nin Parlamentosunda bile bir kısım kadınlarımız yasaklı konumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi âdeta onlar için memnu bir alan çünkü o kadınlarımızın hâlâ seçilme hakları bile yok. Bırakınız kadın-erkek eşitliğini, kadın-kadın eşitliğini bile henüz sağlamış değiliz. Ama üzülerek görüyorum ki bazı kadınlarımıza yönelik bu utanç verici ayrımcı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Türkmenoğlu…

4.- Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'nun, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Ben de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Tüm dünyadaki kadınların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Özellikle kadınlarımızla ilgili yasal düzenlemelerden kısaca bahsetmek istiyorum, 2002 yılından bu yana yapılanlar. En sondan başlayacak olursak, dünden itibaren biliyorsunuz kadına karşı şiddetle ilgili yasa görüşmeleri Mecliste devam ediyor. Burada, şiddete uğrayan kadınlarımızın kendilerini daha güçlü hissedebileceği, ayakları üzerinde durabileceği bir ortam yaratılmaya gayret ediliyor. Her ne kadar yasalar çok iyi şekilde yapılsa da önemli olan uygulama diyoruz. Buna bizler de katılıyoruz çünkü uygulamanın içinden gelen bir insanım ben de. İnşallah, uygulayıcıları da bu anlamda eğiteceğiz. Bu konuda bir problem kalmasın istiyoruz biz.

Yine ben inanıyorum ki ülkede terörü ve şiddeti bitirecek olanlar da kadınlarımız, annelerimizdir. Anne şefkati ve anne sevgisinin üstesinden gelemeyeceği sorun yoktur diye düşünüyorum. Burada Sayın Başbakanımızın da yaptığı çağrıyı bizler de tekrarlamak istiyoruz: "Şiddete ve teröre hepimiz dur demeliyiz."

Çalışma hayatında "eşit işe eşit ücret" esası getirilmişti biliyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tuncel…

5.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

19

Ben öncelikle 8 Martı yaratanlara ve bunun için emek ödeyen, bedel ödeyen tüm dünya kadınlarına buradan selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyor ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü bir kez daha kutluyorum.

8 Martlar sadece kadınların hatırlandığı bir gün olmamalı. 8 Mart aynı zamanda direnişin adıdır, isyanın adıdır çünkü 8 Martta insanlar eşitsizliğe, sömürüye karşı mücadele etmişlerdir ve bunun için yıllarca mücadele eden kadınlar bu günü yaratmışlardır. Ben bir kez daha Clara Zetkin, Rosa Luxemburg olmak üzere tüm dünyada 8 Martı yaratan tüm devrimci kadınlara selam iletiyorum ve bugün sokakta onun ardılları olan ve mücadele eden, eşitlik ve özgürlük talebini yükselten kadınların da direnişlerini selamlıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Kaplan…

6.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bugün 8 Mart. Tutuklu milletvekillerimiz, belediye başkanları, seçilmiş siyasetçiler, akademisyenler, bilim insanları, gazeteciler, avukatlar alanlara çıkarak "…" (x) diyen, "kadın, yaşam, özgürlük" diyen, bu belgeyi haykıranların hepsini saygıyla selamlıyorum, kutluyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Susam…

7.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam'ın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) - Sayın Başkan, bugün Dünya Kadınlar Günü'nü ben de kutluyor ve tüm kadınlarımızın özgür bir dünyada, bu özgür dünyada şiddetten, baskıdan arınmış bir şekilde yaşadığı bir toplumu özlemle bekliyorum.

İki kız çocuğu ve bir eş sahibi bir insan olarak şunu söylemek istiyorum: Ülkemizde her gün öldürülen bir kadın haberini duymak, bir baba için, bir erkek için, bir insan için çok üzüntü verici bir şeydir. Bu konuda, giderek artan bu şiddetin önlenmesi konusunda bu Parlamentonun daha etkin görevler yapmasını, sadece anlamlı kutlamaların ötesinde, pratik yaşamda da kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi konusunda bir daha bu işlerin olmayacağı yasal düzenlemeleri görmek istiyor, tüm kadınlarımızı saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Susam.

Sayın Öztürk…

8.- Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk'ün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklaması

MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, şiddetten uzak, barış içinde, kadınımızın dünyada hak ettiği saygıyı alacağı bir dünya dileklerimle tüm kadınlarımızın Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin, kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/185)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının tartışılması, bu istihdam şeklinin en azından bir bölümünün Anayasamız başta olmak üzere yürüklükteki mevzuatımıza uygun olmamasından dolayı kamuda yol açtığı ve ileride yol açabilecek bir takım sorunların önlenebilmesi ile Araştırma Komisyonu kurulduğu takdirde tespit edilecek hususların Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 98 inci maddesinin 3 üncü fıkrası ile İçtüzüğün 104 üncü maddelerine istinaden "Meclis araştırması" açılmasını arz ve teklif ederiz.

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

Gerekçe

Kamudaki çeşitli hizmetlerde taşeron şirketler kanalıyla istihdam edilen personel sayısının 300 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Taşeron şirketler kanalıyla personel istihdamı 657 sayılı Yasa'da tanımlanmış istihdam şekillerinden değildir. Günümüzde kamunun memurlar vasıtasıyla yapılması zorunlu olmayan bir kısım hizmetlerinin ki bunların başında temizlik hizmetleri yer almaktadır, dışarıdan hizmet satın alınması yoluyla karşılanması makul karşılanabilir.

Ancak taşeron şirketler aracılığıyla kamuda istihdam edilen personelin amaçlarının dışında kullanıldığı ve her geçen gün bu sayının arttığı bilinen bir vakıadır. Bugün hangi kamu kurumuna gitseniz Anayasa ve Yasalarla

20

memurlar eliyle yapılması hükme bağlanan bir kısım hizmetlerde taşeron personelin istihdam edildiğini görmek mümkündür.

Bu personelin yürürlükteki mevzuatımıza göre istihdamı mümkün olmadığı gibi, herhangi bir sorumlulukları, imza yetkileri bulunmamaktadır. Bu personelin mağduriyetine de sebebiyet verilmemesi açısından en azından kamu kurumlarında idari hizmetlerde yararlanılan personelin sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi düşünülebilir.

Öte yandan taşeron şirketlerde yıllarca çalışan İşçilerin sendikal haklarının bulunmadığı, kıdem tazminatlarının girdi-çıktı yöntemiyle zayi edildiği bilinmektedir. Bu uygulama Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sosyal bir hukuk devleti olduğuna dair Anayasa Hükmüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Ayrıca ihale yöntemiyle yapılan bu tür hizmet alımlarında da çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. İhaleye giren şirketler, ihaleyi kazanabilmek için en uygun teklifi sunmak amacıyla fiyatları kırmaktadır. Bunun sonucu olarak da ihaleyi kazandıklarında ya çalıştırdıkları personelin haklarından kesintiye gitmekte, bir kısım yöntemlerle kanuna karşı hile yöntemlerine başvurmakta veya yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmekten İmtina etmekte, daha doğrusu yerine getirememektedirler. Son olarak da bir kısım şirketler aldıkları ihaleden zarar ettikleri için işi bırakmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durumda ülke ekonomisi zarara uğramakta, hizmetlerin aksaması sonucu doğmaktadır.

Hükümet bu taşeron istihdamın mahzurlarını ayıklamak bir yana, kamu görevlileri ihaleyi alan şirkete çeşitli fiili yöntemlere müdahale ederek şirkete çalıştıracağı personeli seçme hakkı tanımamakta, çalışacak personeli bizatihi tespit etmektedir. Bu uygulama başta milletvekillerimiz olmak üzere tüm kamuoyunun malumu olup eşitlik, tarafsızlık ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Gerekçemizde belirttiğimiz hususlar muvacehesinde teklifimizin kabul edilmesini arz ve teklif ederiz.

1) Mehmet Şandır (Mersin)

2) Ali Uzunırmak (Aydın)

3) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)

4) Mehmet Erdoğan (Muğla)

5) Enver Erdem (Elazığ)

6) Alim Işık (Kütahya)

7) Ali Öz (Mersin)

8) Seyfettin Yılmaz (Adana)

9) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)

10) Zühal Topcu (Ankara)

11) Emin Çınar (Kastamonu)

12) Sümer Oral (Manisa)

13) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)

14) Bülent Belen (Tekirdağ)

15) Emin Haluk Ayhan (Denizli)

16) Oktay Öztürk (Erzurum)

17) Erkan Akçay (Manisa)

18) Atila Kaya (İstanbul)

19) Celal Adan (İstanbul)

20) Necati Özensoy (Bursa)

21) D. Ali Torlak (İstanbul)

22) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, Türk toplumunun yapısını tehdit eden sosyal olayların nedenlerinin ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/186)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Milli ve manevi değerlerine önem vermekle, aile bağları güçlü olmakla bilinen Türk toplumu, bu hassasiyetlerine rağmen son yıllarda âdeta cinnet geçirmektedir. Hemen her gün meydana gelen aile içi şiddetler, çiftlerin boşanması, katliamlar, intiharlar özellikle son aylarda artış göstermektedir. Türk toplumunun yapısını tehdit eden, bu sosyal olayların nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının bulunması amacıyla Anayasanın

21

98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

Gerekçe

Üç kıtaya egemen olmuş, ilimde, sanatta önderlik etmiş, güçlü aile yapısına gıpta ile bıkılmış, kültürel zenginliği ile çevresini etkilemiş, adaleti ile özlem duyulmuş Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti, sadece Anadolu'daki 72 milyonluk nüfusun huzur ve refahı, bekası için değil, bugün de hala dünyanın yakın ve uzak birçok bölgesinde pek çok mazlum halkların umudu olmaya devam etmektedir.

İçinde bulunduğumuz süreçte tespit odur ki; meydana gelen kişisel cinnetler, sosyal boyut kazanmıştır. Hemen her gün bir ilimizde, ilçemizde, hatta köyümüzde cinayetler, aile içi katliamlar, boşanmalar, intiharlar görülmektedir. Geçtiğimiz yıl Mardin'de bir düğün evinin basılarak 30'a yakın insanın katledilip onlarca insanın yaralanması hadisesi uzun yıllar belleklerden silinecek gibi değildir. Adana'da eski bir astsubayın kendi ailesinden 8 kişiyi katletmesi, yine bir annenin iki çocuğu ile birlikte evinde katledilmesi, Adana'nın Karataş ilçesinde biri polis memuru olmak üzere 8 kişiyi silahla vurup 4'ünü öldüren 5'ini de yaralayan vatandaşın saçtığı dehşet, Ankara'da bir polis memurunun eşini, çocuğunu, eşinin anne ve babasını öldürüp intihar etmesi hala hafızalardadır.

İstanbul'da Gazi mahallesinde 4 çocuğu ile birlikte toplam 5 kişiyi öldüren babanın cinneti unutulmuş değildir. Aydın'da içinde bulunduğumuz nisan ayında eski eşini, kayınpederini ve kayınvalidesini sokak ortasında öldüren adamın cinneti, Çanakkale'de bir emekli yarbayın eşini ve iki çocuğunu öldürüp intihar etmesi, İzmir'de bir kahvecinin ailesinden 3 kişiyi öldürmesi, toplum belleğinde iz bırakan travmalardan sadece bir kaçıdır.

Son günlerde dershane borcu yüzünden annesinin cezaevine konulmasını hazmedemeyerek canına kıyan 18 yaşındaki gencin hazin öyküsü toplum belleğine kazınmış durumdadır. Toplum olarak son yıllarda güvensiz, sevgisiz ve hoşgörüsüz yaşantısıyla ciddi bir travma geçirdiğimiz bir gerçektir.

Özetle, araştırma talebine konu olan sosyal olaylarda "Görülebilenler" aslında basın vasıtasıyla kamuoyuna yansıyanlar kadardır. Bu şekliyle bile artık "sıradanlaşan" sosyal olayların boyutunun çok daha fazla olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerektir. Toplum yapımızı bozan sadece, sonucu cinayetle biten olaylar değildir elbette. Aile içi şiddetlerin, boşanmaların, geçici ayrılmaların sebep olduğu ailelerin parçalanması, çocukların sokağa, bakıma muhtaç anne-babanın kaderine terk edilmesi, bu yapıyı tehdit eden diğer etkenler arasında sayılabilir. Ayrıca, hırsızlık, kapkaç, dolandırıcılık, yankesicilik gibi mala karşı işlenen ve giderek artan suçlar da, var olan sorunun diğer boyutları olarak görülebilir.

Her halükarda, anıları ve arzu edilmeyen olayların; ekonomik sorunlar, ekonomi alanında yaşanan krizlerin toplum üzerindeki temel etkisi işsizlik, gelirin azalması, yaşam standartlarının değişmesi, sosyoekonomik düzeyin düşmesi ve yoksulluğun artışı ile katı gelenek ve görenekler, yanlış dini inanışlar, eğitim ve kültürel yetersizlikler, hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük, yanlış iletişim tercihleri, Türk Milleti'nin hasletlerinden olan sevgi-saygı bağlarının azalması, ahlaki bozulma, kültürel yozlaşma, dini emir ve öğretilerin unutulması gibi nedenlerle yakın ilişki içinde olduğu anlaşılmaktadır.

Netice olarak;

Türk toplumunun yapısını tehdit eden, bu sosyal olayların nedenlerinin araştırılması ve tespit edilmesi ile birlikte çözüm yolarının bulunması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ederiz.

1) Mehmet Şandır (Mersin)

2) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)

3) Ali Uzunırmak (Aydın)

4) Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye)

5) Mehmet Erdoğan (Muğla)

6) Enver Erdem (Elazığ)

7) Alim Işık (Kütahya)

8) Ali Öz (Mersin)

9) Seyfettin Yılmaz (Adana)

10) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)

11) Zühal Topcu (Ankara)

12) Sümer Oral (Manisa)

13) Bülent Belen (Tekirdağ)

14) Emin Çınar (Kastamonu)

22

15) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)

16) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)

17) Necati Özensoy (Bursa)

18) Erkan Akçay (Manisa)

19) Durmuş Ali Torlak (İstanbul)

20) Emin Haluk Ayhan (Denizli)

21) Oktay Öztürk (Erzurum)

22) Celal Adan (İstanbul)

23) Atila Kaya (İstanbul)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, Türkiye'nin su kaynaklarının kullanımı ve korunması konusunun ve su yönetimi politikasının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/187)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

o Türkiye'nin su kaynaklarının kullanımı ve korunması için alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi,

o Bugüne kadar alınmış tedbirlerin ve su yönetimi politikalarının gözden geçirilmesi,

o Büyükşehirlerin su ihtiyacının güvenli ve sağlıklı bir şekilde karşılanması için alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi,

amacıyla Anayasanın 98 inci İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Gerekçe:

Türkiye, son kırk yılda yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının %50'sini kaybetmiştir. Bir yandan ülke nüfusu artarken diğer taraftan da bireylerin su kullanım miktarı artmaktadır. Nüfusun 80 milyona ulaştığında Türkiye'de kişi başına kullanılabilir su miktarı yılda 1100 m3 olacaktır. Bu su miktarı ile ülkemiz su fakiri bir ülke durumuna düşürecektir.

Türkiye'de suyun %72'si tarımda, %18'i evlerde ve %10'u da sanayide kullanılmaktadır. Yapılan hesaplara göre tarım, sanayi ve günlük yaşam alanlarındaki kullanım miktarı 2030'lu yıllarda bu günün %260 fazlası olacağı öngörülmektedir.

Türkiye'nin su rezervlerini hızla tüketen temel faktör olarak küresel ısınma ve kuraklık gösterilse de esas sebep olarak su kaynaklarımızın yanlış bir şekilde kullanılması ve yönetilmiş olmasıdır.

Su kaynaklarımızın kullanımı ve korunmasından birinci derecede sorumlu olan kurum ve kuruluşlarımızın yöneticileri, bugün ulaşılan sonucu şu sebeplere bağlayarak izah etmeye çalışıyorlar:

o Şehir içme suyu şebekelerinde yüzde 50-yüzde 70'lik kaçaklar bulunmaktadır,

o Tarım ve sanayi kesiminde yeraltı suyu kullanımının çok yaygın ve bilinçsiz olduğu, bu sebeple yeraltı su kaynaklarının hızla azalmakta olduğu,

o DSİ'nin sulama modelinin ve takip edilen politikaların yanlış olduğu,

o Kurumsal düzenlemelerin yetersizliği,

o Başta Ankara olmak üzere büyük kentlerimizde içme suyu konusunda ileriye dönük projelerin yeterince ve zamanında geliştirilemediği için ciddi sıkıntıların olacağı,

Bunun yanında bu hususların çeşitli araştırma ve çalışmalara konu olduğu, çeşitli tedbirler önerildiği de bilinmekte, bunlar basınımızda yer almaktadır.

Bu tespit ve açıklamalara rağmen bu konularda genelgeler ve beyanatlar yayınlanması dışında etkin tedbirler alındığına ilişkin somut adımlara rastlanmamıştır.

Yerel yönetimlerin bu konularda yönlendirildiğine ve ortak yatırım projeleri geliştirildiğine dair bir emare de mevcut değildir.

Türkiye'nin Başkenti Ankara'da ileriye dönük "Ankara Su Temini Projesi" uygulanmamış, aksine kısıtlı su kaynaklarının hızla tükenmesine yol açan uygulamalar içinde olunmuştur. Bunun sonucunda su kaynağı tükenen Ankara için Kızılırmak nehrinden su getirilmesi uygulamasına başlanmış, ancak bu suyun sağlıklı olup olmadığı, sudaki sülfat oranı ve Sivas, Kayseri, Nevşehir ve Kırşehir'deki kentsel ve endüstriyel atıkların Kızılırmak suyuna arıtılmadan verildiği basında yoğun tartışmaların konusu haline gelmiştir. Büyükşehir Belediye Başkanı bu iddiaları doğrular mahiyette Kızılırmak suyunu mevcut suyla paçal edilerek Ankara'ya verileceğini söylemiştir. Öte yandan özellikle Ankara'ya su temini konusunda merkezî yönetim ve yerel yönetim arasında tartışmalar ve anlaşmazlıklar derin bir koordinasyonsuzluğu ortaya koymuştur.

23

Diğer yandan, su kaynaklarının yönetimi açısından ülkemizde sorun bulunmadığı, sorunun sadece kuraklıktan kaynaklandığı konusunda da kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşturulmaktadır. Ülkemizin bir yılda ortalama su akış ve yenilenebilir su miktarları, kişi başına düşen kullanılabilir su potansiyeli gibi çeşitli kaynaklarda farklı rakamlar telaffuz edilmektedir. Bununla birlikte ortak nokta ülkemizin su varlığı bakımından zengin olmayan ülkeler arasında olduğudur. Bu husus, başlı başına su kaynaklarımızın korunması ve kullanımı konusunda etkin tedbirler alınması üzerinde hassasiyetle durulması gereğini ortaya çıkarmaktadır.

Nitekim konunun önemine binaen yüce Meclisimizde de iklim ısınmasının neden olduğu sorunlar ile su kaynaklarımızın kullanımı ve korunmasıyla ilgili konuları da kapsayan iki araştırma komisyonu kurulmuştur. Ancak komisyon raporları TBMM Genel Kurulunda görüşülememiştir.

Söz konusu Meclis araştırma komisyonlarında yer alan öneriler dâhil su kaynaklarının kullanımı ve korunması için alınması gereken tedbirleri tespit etmek ve bugüne kadar alınmış tedbirleri ve Türkiye'nin su yönetimi politikalarını gözden geçirmek, büyükşehirlerin su ihtiyacının karşılanması için alınması gerekli tedbirler ile Ankara'da yaşanan su sorunu ve kesintilerinin sebeplerini, sorumlularını ve çözüm önerilerini araştırmak amacıyla Anayasanın 98 inci, İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

1) Mehmet Şandır (Mersin)

2) Ali Uzunırmak (Aydın)

3) Mehmet Erdoğan (Muğla)

4) Enver Erdem (Elâzığ)

5) Alim Işık (Kütahya)

6) Ali Öz (Mersin)

7) Zühal Topcu (Ankara)

8) Seyfettin Yılmaz (Adana)

9) Emin Çınar (Kastamonu)

10) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)

11) Sümer Oral (Manisa)

12) Mustafa Kalaycı (Konya)

13) Mehmet Günal (Antalya)

14) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)

15) D. Ali Torlak (İstanbul)

16) Oktay Öztürk (Erzurum)

17) Emin Haluk Ayhan (Denizli)

18) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)

19) Celal Adan (İstanbul)

20) Erkan Akçay (Manisa)

21) Atila Kaya (İstanbul)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması açılmasına dair önergeler bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

B) TEZKERELER

1.- TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, Danimarka'nın AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde 11-12 Mart 2012 tarihlerinde Kopenhag'da düzenlenecek olan Dışişleri Komisyonları Başkanları Konferansı'na (COFACC) katılması hususuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/800)

7 Mart 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın, Danimarka'nın AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde, 11-12 Mart 2012 tarihlerinde Kopenhag'da düzenlenecek olan Dışişleri Komisyonları Başkanları Konferansı'na (COFACC) katılması öngörülmektedir.

Söz konusu konferansa katılım sağlanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca Genel Kurul'un tasviplerine sunulur.

24

Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2'nci sırada yer alan, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

2.- Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin; Kadını Şiddetten Koruma Kanunu Teklifi, Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Türk Medeni Kanunu ile Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Türk Medeni Kanunu ve Ailenin Korunmasına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun; Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/572, 2/38, 2/51, 2/145, 2/328, 2/383) (S. Sayısı: 181) (x)

(x) 181 S. Sayılı Basmayazı 7/3/2012 tarihli 75'inci Birleşim Tutanağı'na eklidir.

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümünün 11'nci maddesi kabul edilmişti.

Şimdi, bu bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa önerge işlemlerini yaptıktan sonra oylarınıza sunacağım.

Madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı"nın 12 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

25

Sermin Balık Ahmet Aydın Mustafa Elitaş

Elâzığ Adıyaman Kayseri

Mehmet Doğan Kubat A. Sibel Gönül Nurdan Şanlı

İstanbul Kocaeli Ankara

Zeynep Karahan Uslu

Şanlıurfa

"(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hakim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz."

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 12. maddesinde "takibi" ibaresinden sonra gelmek üzere "hayati tehlikenin önlenmesi bakımından gerekli olması halinde hâkim kararıyla" bendinin eklenmesini ve 2. bendine "esaslar" ibaresinden sonra gelmek üzere "kadın örgütlerinin görüş ve önerileri dikkat alınarak" bendinin eklenmesini teklif ederiz.

Ayla Akat Sırrı Süreyya Önder Levent Tüzel

Batman İstanbul İstanbul

Hasip Kaplan Sebahat Tuncel Altan Tan

Şırnak İstanbul Diyarbakır

Erol Dora Ertuğrul Kürkcü

Mardin Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 12. maddesinin birinci fıkrasına "tedbir kararlarının takibi," ibaresinden sonra "gerekli olması halinde hakim kararıyla" ibaresinin eklenmesini ve 2. fıkrasındaki "yönetmelikle" ibaresinin "tüzükle" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Hülya Güven Aylin Nazlıaka

Balıkesir İzmir Ankara

Sakine Öz Sena Kaleli Dilek Akagün Yılmaz

Manisa Bursa Uşak

Sedef Küçük

İstanbul

BAŞKAN - Son okunan önergeye Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Bursa Milletvekili Sayın Sena Kaleli.

Buyurun Sayın Kaleli. (CHP sıralarından alkışlar)

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmaya başlamadan önce, bir ses telim felç olduğu için ses kalitemden ötürü özür diliyorum ama ses engeli bizi susturamıyor.

Evet, insan 1'ken 2 olamayacağı için ailenin korunmasıyla kadına karşı şiddeti bir arada söylemeye dilim varmıyor. Bu nedenle, görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 12'nci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergemiz üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sözlerime başlarken, bundan yirmi iki yıl önce, dün, 7 Mart 1990'da uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden basınımızın mihenk taşlarından Çetin Emeç ve şoförü Sinan Ercan'ı rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, 1857 yılında New Yorklu 40 bin dokuma işçisi emekçi kadının daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü grev ve mücadeleyle başlayan süreçte 8 Mart tüm dünya kadınlarının kutladığı uluslararası bir güne dönmüştür. 8 Mart 1857'nin üzerinden yüz elli beş yıl geçmesine rağmen, dünyada ve ülkemizde kadınla ilgili sorunlar geçmişten bugüne azalacağına, artarak büyük bir toplumsal sorun hâline dönüşmüştür. Bugün itibarıyla ülkemizde kadınlar, ikincilleştirilmeye, ikincileştirilmeye, sendikasız, sigortasız, esnek çalışma ile ucuz iş gücü olarak sömürülmekte, yüzlerce kadın

26

düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde tutulmaya devam edilmektedir. Bu gerçekler ışığında 8 Mart, ülkemizde daha büyük bir anlam kazanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hâlen kırka yakın ülkede resmî tatil ilan edilerek kutlanmaktadır. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar olarak ülkemizde de 8 Martın resmî tatil günü ilan edilmesini talep ediyoruz. Bu konuda verilmiş olan kanun tekliflerinin komisyonda sıra beklediğini hatırlatarak dünya ve ülkemiz kadınlarının siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarda daha iyi yaşam standartlarına kavuşturulmalarının ancak ve ancak laik ve demokratik sistemde mümkün olabileceğini vurguluyor, bütün kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü içtenlikle kutluyor, şiddetten ve baskıdan uzak, her alanda eşit ve özgür bir Türkiye diliyorum.

Sayın milletvekilleri, "Teknik yöntemlerle takip" başlığını taşıyan tasarının 12'nci maddesinin mutlaka hâkim kararıyla olması yönündeki önergemizin kabul edilmesi, AKP iktidarlarının eseri olan, herkesin dinlenme ve izlenme paranoyasına kapılması gerçeğiyle yerinde ve doğru olmuştur ancak 12'nci maddenin birinci fıkrasında "tedbir kararlarının takibi" ibaresinden önce "gerekli olması hâlinde" ibaresinin eklenmesi bu konudaki keyfîliğin önüne geçilmesi açısından önemlidir.

Öte yandan, konumuz teknik yöntemlerle takip olduğu için burada bir sorunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Hafta başında Bursa'da cezaevi ve sığınma evlerini ziyaret ettim. Suça dair cinsiyetçi yaklaşım biçimi, cezaevlerinde de en fazla kadınları etkilemektedir. Cezaevlerindeki kadınların büyük bölümü, iç ve dış baskılar, iftira, taciz, istismar, tecavüz, dayak, erken ve kendinden büyük erkeklerle evliliğe zorlama ve şiddetten kurtulma güdüsüyle suç işlemektedirler. Öğretim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlık oranlarının düşüklüğü kadının suç işlemesinde önemli etkendir.

Sürem dolduğu için bunu iletmek istiyorum. Sığınma evinde kalan ya da izlerini kaybettirme çabası içinde olan kadınlar, e-okul takip sistemiyle eşlerinin ve yakınlarının kendilerini bulup tehdit, taciz ve baskı uyguladıklarını dile getirmektedir. E-okul sistemine girişle ilgili bazı sınırlamalar veya tedbir kapsamına alınmış ailelerin çocuklarının kayıtlarının sistemden çıkarılması bu sorunu çözüme kavuşturacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, tasarının önergeler doğrultusunda değiştirilerek etkin ve etkili bir yapıya kavuşturulmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Kaleli.

Sayın Kaleli ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 12. maddesinde "takibi" ibaresinden sonra gelmek üzere "hayati tehlikenin önlenmesi bakımından gerekli olması halinde hâkim kararıyla" bendinin eklenmesini ve 2. bendine "esaslar" ibaresinden sonra gelmek üzere "kadın örgütlerinin görüş ve önerileri dikkate alınarak" bendinin eklenmesini teklif ederiz.

Ayla Akat (Batman) ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - İstanbul Milletvekili Sayın Tuncel, buyurun efendim.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve bir kez daha, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlayarak başlıyorum.

Tabii, bugün aslında kadınlar açısından çok da mutlu bir gün değil çünkü biz 8 Martta ne yazık ki kadına yönelik şiddeti konuşuyoruz. Belki bir umut olsun diye, bundan sonra "kadın" ve "şiddet" yan yana kullanılmasın, kadınlar bunun bir kader olmadığı ve eşit ve özgür yaşam için şiddetin ortadan kalkması gerektiği üzerinden burada bu kanun teklifini görüşüyoruz. Umuyorum ki bu kanun teklifi, bütün eksikliklerine rağmen, aslında kadınların yaşamını kolaylaştıracak, kadına yönelik şiddeti önleyecek bir noktada olabilir. Ancak görünen o ki -iki gündür aslında bunu konuşuyoruz- sadece şiddetin yani sonucun ortadan kaldırılmasına yönelik

27

çalışmalar ne yazık ki bizim işimizi kolaylaştırmıyor. Zihniyeti değiştirmediğimiz sürece buradan bir çıkış elde edemiyoruz. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Diğer bir konu: Demokrasi, kadın mücadelesi açısından da önemli bir konu sayın milletvekilleri. Eğer düşünce ve ifade özgürlüğü yoksa burada en çok da kadınlar bunun zararını görüyor ve bizim ülkemizde ne yazık ki düşünce ve ifade özgürlüğü yok.

İki gündür burada kadın mücadelesini konuşuyoruz ve kadınlar kadın özgürlüğü için, demokrasi için, eşitlik için sokakta mücadele ediyorlar. Ama gelin görün ki hâlâ işte, polis şiddetiyle, devlet şiddetiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bugün İstanbul'da, işte, kadınlar eylem yapmak isterken şiddetle gözaltına alındılar; Adana'da, yine, Mersin'de Kadınlar Günü'nü kutlama konusunda güvenlik güçleriyle karşı karşıya kalıyorlar; bu bir yaklaşım. Yine, iki gündür yapılan operasyonlarda onlarca kadın gözaltına alındı. Bugün Diyarbakır'da da yine siyasi operasyonlar devam ediyor. Dolayısıyla, hani siyasi atmosferin böyle olduğu bir yerde, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir yerde kadınlar açısından da durum ne yazık ki kolay olmuyor. Bunun, bir defa, değişmesi gerekiyor yani Türkiye'de bunun değişmesi gerekiyor. Kadınlar sadece kadın sorunlarıyla ilgilenmiyor, bütün Türkiye'nin gündemiyle ilgileniyor. Bu da bizim temel sorunlarımız.

Sayın milletvekilleri, "Emekçi kadın ekmeğini kazanmalıdır ancak güllere de ihtiyaç duyar." sözleriyle bilinen sendika lideri Rose Schneiderman, Triangle fabrikasında çıkan yangın sonrasında yaptığı konuşmada şunları söylemiş yıllarca önce: "Buraya sırf güzel sözler etmeye gelseydim, bu zavallı, yanmış bedenlere ihanet etmiş olurdum. Siz güzel insanlar, yanınıza daha önce de gelmiş ve sizi yoksulluk içerisinde bulmuştuk." diyor.

Yine konuşmasında: "Kadınlar bu şehirde ilk kez diri diri yakılmıyorlar. Her hafta işçi kız kardeşlerimden birinin zamansız ölüm haberini alıyorum. Her yıl binlercemiz sakat kalıyor. Hayatlarımız öylesine ucuz ve mülkiyet öylesine kutsal ki tek bir iş için öylesine çoğuz ki, 146'mızın birden yanarak can vermesi pek az önem taşıyor. İşçiler dayanılmaz koşulları protesto etmek için bildikleri tek yolla seslerini her duyurmaya çalıştığında yasanın güçlü yumruğunun bizi ağır bir şekilde bastırmasına izin veriliyor. Resmî görevlilerin tek bildiği uyarı yapmak. Son derece barışçıl olmamız gerektiği konusundaki uyarılar ve tüm uyarıların arkasında iş yeri desteği var. Yaşamı dayanılmaz kılan koşullara karşı ayağa kalktığımızda yasanın gücü, yumruğu bizi püskürtüyor." diyor.

Aslında bugün de hâlâ koşullar aynı. Hâlâ aslında kadınlar "eşitlik ve özgürlük" dediğinde, "demokrasi" dediğinde, "şiddete hayır" dediğinde, çoğu zaman işte erkek şiddetine maruz kaldığında yasalar onu koruyor ve kadınlar bunun karşısında daha çaresiz.

Biz işte bunun kader olmadığını değiştirmeye çalışıyoruz ama bunu bir bütünlüklü bakış açısıyla değiştirmek önemli. Şiddeti yaşamımızdan defetmeye, bir daha şiddetle karşı karşıya kalmamaya ve bu ülkede bir tek kadın, bir tek çocuk şiddet mağduru olmasın diye mücadele etmeye çalışıyoruz -değişiklik önergemiz açısından da- çünkü şiddet bazen öyle bir noktaya geliyor ki hayatımız tehlikeye giriyor ve çoğu zaman erkekler binlerce yıllık erkek egemen sisteme göre bunu yorumluyor ve sonunda öldürülüyoruz. Günde 5 kadının öldürülmesinin nedeni bu. O açıdan yapılacak düzenlemelerde mutlaka kadın örgütlerinin bu işe dâhil olması gerekiyor. Mahkeme süreçlerinden tutalım, daha sonraki uygulama süreçlerinde bu olmadığı takdirde geleneksel erkek yaklaşımını, geleneksel erkek egemen siyaseti ne yazık ki yasalarda düzenlemeler yapılsa da hayatımızı değiştirmiyor diyorum.

Bir kez daha hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Tuncel.

Sayın Tuncel ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı"nın 12 nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hakim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz."

Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

28

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Teknik araç ve yöntemler, hakkında önleyici tedbir kararı uygulanan kişinin belirli yerlere gitmemek, belirli kişilere yaklaşmamak yönündeki yükümlülüğe uygun davranıp davranmadığını takip etmeye hizmet etmektedir. Ancak, bu araç ve yöntemlerin kullanılması suretiyle, hakkında tedbir kararı uygulanan kişinin konuşmaları dinlenmemeli, görüntüleri izlenmemeli ve bu konuşma ve görüntüler kayda alınmamalıdır. Çünkü koruyucu veya önleyici tedbir bağlamında bu yöntemlere başvurulması, kişi hak ve özgürlüklerine, özel hayatına ve haberleşmesinin gizliliğine önemli bir müdahale mahiyeti taşımaktadır.

Teknik araç ve yöntemlerin kullanılması, ses ve görüntü kaydı olmaksızın, kişinin gün içinde bulunduğu yeri tespit edebilmeye ve elektronik ortamda izlemeye imkan vermekle sınırlı tutulmalıdır.

Ayrıca, önerilen değişikliğe göre; hakkında tedbir kararı verilen kişi ile ilgili olarak belirlenen yükümlülüğün gereklerine uygun davranıp davranmadığının tespiti zımnında teknik araç ve yöntemler ancak hakim kararına dayalı olarak kullanılabilecektir.

Belirtilen mülahazalarla işbu değişiklik önergesi verilmiştir.

BAŞKAN - Sayın Elitaş ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

12'nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

13'üncü madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 13. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi olan "Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez" ibaresinin kaldırılmasını

1- Fıkrasının "ve aykırılığın ağırlığına göre" ibaresinden sonra "hakim" ibaresinin kaldırılarak "aile mahkemesi hakimi" ibaresinin eklenmesini saygıyla arz ederiz.

Ayşe Nedret Akova Hülya Güven Dilek Akagün Yılmaz

Balıkesir İzmir Uşak

Sakine Öz Aylin Nazlıaka Sena Kaleli

Manisa Ankara Bursa

Sedef Küçük

İstanbul

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 13 maddesinin birinci bendinin sonuna gelmek üzere "Zorlama hapsi kararı için talep, tedbir kararı verilen veya tedbir kararına aykırılığın gerçekleştiği ya da şiddet mağdurunun bulunduğu yer aile mahkemesine yapılabilir." İbaresinin eklenmesini,

2 nci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini, teklif ediyoruz.

"Tedbir kararının gereklerine aykırılık aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, bu suçla ilgili olarak gerekli kanuni işlemlere gecikmeksizin başlanır."

Ayla Akat Sırrı Süreyya Önder Levent Tüzel

Batman İstanbul İstanbul

Erol Dora Altan Tan Sebahat Tuncel

Mardin Diyarbakır İstanbul

Hasip Kaplan Ertuğrul Kürkcü

Şırnak Mersin

BAŞKAN - Komisyon son önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

29

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kürkcü.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; bu değişiklikleri öneriyoruz çünkü eğer bu maddelere şu hükümler eklenmezse "Zorlama hapsi kararı için talep, tedbir kararı verilen veya tedbir kararına aykırılığın gerçekleştiği ya da şiddet mağdurunun bulunduğu yer aile mahkemesine yapılabilir." ibaresi eğer eklenmezse o zaman şu problemle karşı karşıyayız: Genellikle yasanın tek yaptırım gücü olan zorlama hapsinin hangi mahkemeden, nasıl isteneceği konusunun havada kalması ve yasanın tümünün caydırıcılığının riske atılması mümkündür. Kadın mücadelesi yürüten örgütler bu konuda çok ısrarlıdırlar. Bunu Meclisimizin de göz önüne alması ve suç kovuşturmasının havada kalmaması ve kadının korunması maksadıyla çıkartılan bu yasanın maksadına uygun olarak işletilmesi bu Meclisin yaptığı yasamayla sağlanmalıdır.

İkincisi "Tedbir kararının gereklerine aykırılık aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, bu suçla ilgili olarak gerekli kanuni işlemlere gecikmeksizin başlanır." hükmünün eklenmesi de bugüne kadar görüldüğü gibi, genellikle yargıçların resen işlem yapmadıkları, ayrıca "Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler" başlıklı 6'ncı maddede yazıldığı gibi, tecavüz ve cinsel saldırılar dâhil en ağır suçlarda bile âdeta ağaç dikmek, kitap okumak gibi cezaların verilebileceğine ilişkin hukuk sisteminde ve kamuoyunda algı ve yaptırım karışıklığı yaratılacaktır düşüncesindedirler kadın örgütleri. Biz de bu endişeye katılıyoruz ve bunların giderilmesi için yasa hükmüne açık bir biçimde bunların eklenmesini istiyoruz.

Şimdi, tabii, yasaların sadece bu hükümlerle donatılması tek başına çok bir sonuç yaratmayabilir. Burada kadınlar kadar erkeklerin de duyarlılığının geliştirilmesi son derece önemli.

Size, kurucularından olmakla övündüğüm Bianet İnternet haber portalının her ay yaptığı kadın cinayetlerine, kadına karşı şiddete dair bir çetele var, onun şubat sonuçlarını okumak istiyorum: Şubatta 14 ilde 24 kadın öldürüldü, 5 ilde 10 kadına tecavüz edildi, 16 kadın taciz edildi, 17 çocuk cinsel veya fiziksel istismara uğradı ve 20 ilde toplam 72 kadına yönelik şiddet olayı meydana geldi. Çok ağır sonuçlar bunlar.

Size bir bilmece gibi sormak isterim: Sizce bu vakalar en çok nerede gerçekleştirilmiştir? Tahminen şöyle diyeceksiniz: "Türkiye'nin en gerice bölgelerinde." Yanılıyorsunuz arkadaşlar. Bu 72 vakadan 26'sı Ege'de, 19'u Marmara'da, 15'i İç Anadolu'da, 8'i Akdeniz'de, 2'si Karadeniz'de, 1'i Güneydoğu Anadolu ve 1'i de Doğu Anadolu Bölgesi'nde gerçekleşti. Bu bölgelerimizde yani en az şiddetin gerçekleştiği bölgelerimizde en yüksek kadın duyarlılığının ve erkeklerde kadına karşı şiddetten kaçınma algısının güçlenmiş olmasının bu kentlerimizde güçlü, özerk kadın hareketlerinin varlığıyla bir ilgisi olduğuna dair dikkatinizi çekmek isterim. Buralarda işçi sendikaları yaptıkları sözleşmelerde kadına karşı şiddet uygulayan erkeklerin maaşlarının, maaşlarına yapılan zamların onlardan alınarak kadınlara verilmesi konusunda son derece güçlü yaptırımlar uyguladılar. Güçlü bir kadın hareketi, kadın örgütlenmesinin olduğu yerde, gördüğünüz gibi feodalizmin en yaygın olduğu ön yargısıyla baktığımız bu yerlerde kadına karşı şiddetin en düşük olduğu açık, ortada.

Bunların kadınların şikâyetlerine bağlı olarak görünmediği söylenebilir ancak cinayetlerin gizlenmesi mümkün olmadığına göre, en çok cinayetin bu bölgelerde değil, Türkiye'nin en gelişmiş, en modern, en laik, en, en, en bölgelerinde gerçekleşmiş olmasını dikkatlerinize sunarım. Demek ki batıda yaşamak, modern koşullarda yaşamak pirüpak olmayı gerektirmiyor, kadın duyarlılığının geliştirilmesi için Meclisin daha çok çaba göstermesine, erkeklerin de kadınların hakları bakımından kendilerine getirilecek zorlamaları gönüllü olarak kabul etmesine ihtiyaç var.

Çok teşekkür ederim. Bu önerimizi onaylamanızı bekliyorum erkek milletin. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Kürkcü.

Sayın Kürkcü ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 13. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi olan "Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez" ibaresinin kaldırılmasını

1- Fıkrasının "ve aykırılığın ağırlığına göre" ibaresinden sonra "hakim" ibaresinin kaldırılarak "aile mahkemesi hakimi" ibaresinin eklenmesini saygıyla arz ederiz.

Ayşe Nedret Akova (Balıkesir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

30

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Akova, gerekçe veya konuşma…

AYŞE NEDRET AKOVA (Balıkesir) - Sayın Türmen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Rıza Türmen konuşacak.

BAŞKAN - Rıza Bey, imzanız yok, bir imza atmanızı rica edeceğim önergeye.

Buyurun Sayın Türmen.

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Dünya Kadınlar Günü. Bütün kadınlara bugünün kutlu olmasını dilerim fakat Türkiye'deki kadınlar bakımından fazla kutlanacak bir şey yok, üzüntüyle bunu gözlemliyoruz. Günde en az 1 kadının öldürüldüğü, çoğunlukla 1'den fazla kadının öldürüldüğü bir ülkede, kadınlar bakımından ancak endişe duyulacak bir durum var, kutlanılacak bir durumdan ziyade.

Önümüze gelen kanun tasarısı tabii ki olumlu bir adımdır fakat bilmemiz gerekir ki kadına karşı şiddetin önlenmesi, sadece yasalarla mümkün olmayacaktır. Burada çok daha derin, çok daha önemli, bir kadına bakış, toplumda kadına bakış meselesi vardır.

Kadına karşı şiddetin kaynağı gerçekte kadının özgürlüğüyle çok yakından ilintilidir, kadın üzerindeki erkek egemenliğiyle çok yakından bağlantılıdır ancak bu ortadan kaldırıldığı takdirde kadının üzerindeki şiddet de azaltılabilecektir.

O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim eşitlik anlayışımız, egemenlik ilişkilerinin sona erdirilmesi şeklindedir. Bütün egemenlik ilişkilerinin ister bir dinsel grubun başka bir dinsel grup üzerinde ister bir etnik grubun başka bir etnik grup üzerinde ister erkeğin kadın üzerindeki egemenlik ilişkilerinin sona erdirilmesi şeklinde anlıyoruz eşitliği. Ancak böyle bir eşitliktir ki özgürlüğe yol açacaktır, kadının özgürlüğüne yol açacaktır.

Kadının özgürleşmesi meselesi aslında kadının özne olması, kadının kendi hayat hikâyesini yazabilen bağımsız bir özne olabilmesi meselesidir. Oysa, kadın bizde ataerkil bir aileden, onun baskısından kurtulup kocasının baskı alanına geçtiğinden bu özgürleşme mümkün olmamaktadır. Kadın her zaman bir özel yaşamın, sınırları erkek tarafından çizilen bir özel yaşamın parçası olmaktadır. Bu özel yaşamın sınırları içinde yaşamaya mahkûm edilmektedir. Kadının özgürleşmesi ekonomik özgürleşme olduğu kadar kadının kendi gövdesi üzerinde tasarruf etme özgürlüğüdür. Bu özgürlükler sağlanamadığı sürece kadın bu özel yaşamın sınırları içinde kalmaya mahkûmdur. Zaten kadına karşı şiddet işte buradan kaynaklanmaktadır. Erkeğin egemenliğinde yaşayan, erkeğin özel yaşamına ait olan kadın bağımsız bir karar verirse -boşanmak gibi- erkek iradesine karşı kendi iradesini koyarsa erkek kendi özel yaşamındaki bu bağımsız iradeye tahammül edememektedir. İşte, cinayetlerin temel nedeni de bundan çıkmaktadır.

"Ailenin korunması" başlığını taşımaktadır kanun. Ailenin korunması ile kadının şiddetten korunması aynı şey değildir, farklı şeylerdir hatta bazen çelişkili şeyler olabilir. Çünkü birçok durumda görüyoruz ki -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye'nin mahkûm edildiği kararda da bu vardı- kadın şiddet dolayısıyla şikâyete gittiği zaman ilgili makamlar "Bu aile işidir, ailenin iç işlerine biz karışmayalım." gibi bir tutum sergilemektedirler. Bu tutum yüzünden kadın, işte, şikâyeti dikkate alınmamakta, koruma verilmemekte, sonunda da öldürülmektedir. Onun için ailenin korunması aslında kadının korunması anlamına gelmemektedir. Tam tersine, belki de, yani ilgili makamların ailenin işlerine karışabilmesi gerekir ki kadının korunması mümkün olabilsin.

Bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında bir şey daha görüyoruz. Kadına karşı şiddet ayrımcılıkla birlikte ele alınmaktadır. Kadına karşı şiddetin temelinde kadına karşı ayrımcılık yatmaktadır. O nedenle kanun teklifinin başında "Ailenin korunması" olması kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılmasına yardımcı olmayacaktır.

Bizim teklifimiz aile mahkemesi hâkiminin kanun teklifine, 13'üncü maddeye girmesi yönündedir ve "Zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez." ibaresinin kaldırılmasını öngörmekteyiz. Niçin altı ayla sınırlı olsun, bunun izahı güçtür. Biz bunun kaldırılmasını ve hâkimin bu işte uzman aile mahkemesi olmasını dilemekteyiz.

Bir de tabii ki, şiddet sadece kadına karşı değil, her türlü cinsel eğilime karşı da şiddet gösterilmektedir, yasanın kapsamında diğer cinsel eğilimler nedeniyle, bundan kaynaklanan şiddetin önlenmesini dilerdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

31

RIZA TÜRMEN (Devamla) - Bunun olmadığını büyük bir üzüntüyle görüyoruz. Bu yasada bu da büyük bir eksikliktir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Türmen, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Rıza Türmen ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

13'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 13'üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, geçici madde 1 dâhil 14 ile 25'inci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.

Sayın Tuncel, buyurun.

Süreniz on dakika.

BDP GRUBU ADINA SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Tüm arkadaşları saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de kadınların mücadelesi çok uzun geçmişi olan bir mücadeledir. Aile içi şiddet kavramının hiç kullanılmadığı 80'li yıllar sadece bu kavramı bile dilimize oturtmak ve kabul ettirmek için uzun bir mücadele sürecine denk gelmektedir. Türkiye'de kadınlar verdikleri mücadeleler sonucunda kadına yönelik şiddet ve özellikle aile içi şiddetle mücadele konusunda büyük kazanımlar elde etmişlerdir.

Sayın milletvekilleri, uzun bir süre aslında özel alan konusunda feminist politika yürütenler özel alanın politik olduğu, dolayısıyla, özel alanda kadına yönelik şiddetin mutlaka görünür olması gerektiği, aksi takdirde kadına yönelik şiddeti engelleyemeyeceğimiz konusunda yıllarca mücadele etti. Çoğu zaman, iki gündür tartıştığımız, aslında aile kavramı içerisinde bunlar kaybolup gitti. Çünkü geleneksel aile yapısı içerisinde, kadınlar, birçok kez bu aile yapısı dağılmasın diye, çocukları zarar görmesin diye ya da işte, dışarıda dedikodu olur, söz olur, dolayısıyla bana zarar gelir diye çoğu zaman yaşadıklarını anlatma konusunda büyük çekingenlikler yarattı. En çok, artık hayati tehlike olduğunda ya da bu konuda baş edemez noktaya geldiğinde bu başvurular oluyor. Bu, ciddi bir durum diye düşünüyoruz. O açıdan kadınların verdiği yıllardır "Bu özel alan politiktir. Dolayısıyla özel alandaki kadın şiddeti görünür olmalıdır." mücadelesi çok önemli bir mücadeleydi ve şu an Türkiye'de en azından özel alanı tartışabiliyoruz.

Yine bu Kanun Tasarısı'na kadın örgütlerinin, 237 kadın örgütünün büyük bir çabasıyla, bu Kanun Tasarısı'na da ev içi şiddet girdi. Bu, önemli bir kazanım, kadın örgütleri açısından önemli bir kazanım.

Tabii, bu aile içi şiddet meselesinin, korunması meselesinde sığınma evleri ya da sığınaklar önemli bir konu sayın milletvekilleri. Çünkü kadınlar şiddete maruz kaldığında, hayati tehlikesi olduğunda başvuracakları alanlar genelde devlet kurumları oluyor ve çoğu zaman orada evine geri gönderiliyor ve bu kadınlar katlediliyor. Dolayısıyla kadınların yaşamını idame ettirecek bir yaklaşımın olması önemli. Özellikle ikinci bölümde daha çok bu alana ilişkin bazı düzenlemeler var. Ancak burada bazı muğlâk durumlar var. Örneğin, işte, kreş açılması ya da kadınların geçici olarak konaklandırılması meselesinde bütçe meselesi problemli; aslında, Türkiye'de biz bütçe görüşmeleri sırasında hep dile getiriyoruz. Barış ve Demokrasi Partisi olarak hep bunu ifade ettik. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe mutlaka olmalıdır. Kadınlara bütçe ayrılmalıdır. Çünkü kadınlara yönelik şiddet konusunda bunu çok net görüyoruz.

Yine diyelim ki, bu Kanun Tasarısı'nda, sonunda bir şey var; 362 kadro görevlendiriliyor. Bu, çok ciddi bir sorun. Yani bu kadar, günde 5 kadının öldürüldüğü, her gün kadınların şiddete maruz kaldığı bir alanda bu kadar, sadece 362 kişiyle bu işi yürütmek başlı başına problemli bir nokta.

İkincisi; diyelim ki, buraya ne kadar bütçe ayrıldığı, gerçekten bu kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda, sığınakların yerine getirilmesi konusunda nasıl bir bütçe ayrıldığı meselesi problemli. Bildiğiniz gibi, aslında, nüfusu 50 bini geçen yerlerde, belediyelerde kadın sığınaklarının açılması zorunluluğu var ama bugüne kadar açılan sığınak sayısına baktığınızda çok yetersiz. Yani, yasada bunun olmuş olması çoğu zaman uyguladığı anlamına gelmiyor. Bu, problemli bir nokta diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, bu konuda kadın örgütlerinin altını çizmek istediği bazı başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Genel olarak kadınlara yönelik harcamalar için, özel olarak da şiddetin önlenmesi ve şiddete uğrayan kadınlara destek programlarının hayata geçirilmesi için kamu ve yerel yönetim bütçelerinde ödenek ayrılmalı.

32

Bu bütçeler, toplumsal cinsiyet eşitliğinin farkında olan bir bakış açısıyla hazırlanmalıdır çünkü çoğu zaman, harcanan bütçenin de nereye harcandığı, hazırlanan bütçenin de nasıl harcandığı, nereye harcandığı önemli bir konu.

Yine, yerel yönetimler, öncelikle bağımsız kadın kuruluşlarının açacakları bağımsız sığınakları, onların iç işleyişine müdahale etmeden, mekân ve finansman olarak desteklemek durumundadır çünkü kadın bakış açısına sahip olmayan bir bireyin kadın sığınaklarında görevli olması orada başka sorunlara neden oluyor.

Yine, yerel yönetimler ve bağımsız kadın örgütlerince açılacak, işletilecek sığınaklarda aşağıdaki evrensel ilkeler gözetilmelidir:

Sığınakların adresleri gizlidir, törenle açılmazlar ve başvuran kadınlar hakkında bilgiler gizli tutulur.

Kadınlar arasında yaş, cinsel tercih, sınıf, sakat olma, din, mezhep, dil, meslek, medeni hâl, milliyet, renk, siyasi görüş ve benzeri duruma göre ayrım gözetmezler.

Sığınaklarda hiçbir kadına veya çocuğa baskı ve şiddet uygulanmaz.

Sığınaklarda çalışmalar yalnızca kadın bakış açısına sahip kadınlar tarafından veya toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi almış kişiler tarafından yürütülür.

Sığınaklar kadınları ve çocukları birlikte kabul eder.

Sığınaklar kadınların ve çocukların güvenliğini sağlamak zorundadır.

Kadınların şiddeti yaşıyor olmaları esastır ve kadınların söyledikleri geçerlidir. Yani, kadın beyanı esastır konusunda kadın örgütleri çok mücadele etti. Bu, kısmen uygulanıyor ama hâlâ ciddi bir sorun. Kadınların şiddeti yaşıyor olmaları esastır. Bu dikkate alınmalı.

Sığınak ortamı, kadını şiddetten kurtarmanın yol ve yöntemlerini kendisinin bulabilmesi için teşvik edici olmalıdır.

Kadınlara, şiddetsiz bir hayat kurabilmek için ihtiyaç duyduğu tıbbi, psikolojik, hukuki danışmanlık, meslek kursları ve iş bulma olanakları ile çocuk bakım desteği sağlamalıdır.

Sığınakta, kadının öz güvenini yeniden kazanmasını sağlayacak bir yaşam ortamı yaratılmak durumundadır. Çünkü genelde şöyle bir şey oluyor: Kadınlar sığınaklara gittiğinde zavallı, yazık, aslında korumaya muhtaç, özgür bir birey olma durumunda değil, daha çok öz güvenini kaybeden, toplumda kendisini ifade etmeyen bir nokta üzerine geliştiriliyor; bu, psikolojik olarak da kadınların yaşamını devam ettirmelerini engelleyen bir konu, buna mutlaka itiraz etmek gerekiyor.

Kadın sığınaklarının adresinin gizliliği hem de kadınlara sığınak dışındaki gerekli destekleri vermek için sığınakların mutlaka kadın danışma merkezleri ile birlikte açılması gereklidir.

Kanun tasarısında geçen barınma evleriyle sığınaklar tamamen farklı şeylerdir. "Barınma evi" gibi kavramlar kadına yönelik şiddeti toplumsal bir sorun olmaktan çıkarıp kadını esirgenmesi, korunması gereken bir nesne; kadına yönelik şiddeti ise kadının kendi sorunu hâline getirmekte ve kadını değişmeden aynı durumda ve aile içindeki geleneksel rolü içinde kalmaya zorlamaktadır. Oysa, sığınaklar, sadece kadınların can güvenliğini sağlayacak ya da erkek şiddetinden uzaklaştırıp biraz olsun nefes almalarını kolaylaştıracak mekânlar değil, aynı zamanda diğer kadınlar ve çocuklarıyla şiddetsiz bir ilişki kurabilecekleri ve giderek şiddetsiz bir hayatın mümkün olduğunu keşfedecekleri mekânlardır. Bu nedenle, yukarıdaki ifadeler yerine "sığınak" kullanma, "barınma" yerine "sığınak" kullanılması kadın örgütleri tarafından önerilmektedir.

Değerli milletvekilleri, töre ve namus adına işlenen cinayetlere Türkiye'de çoğu kez rastlıyoruz. Özellikle bu iki kavram kadın cinayetlerini, kadın ölümlerini masumlaştıran, aslında erkekleri bir şekilde kurtarmaya yönelik bir yaklaşımdır, mutlaka bundan vazgeçilmesi gerekiyor. Namus, kadınların bedenleri ve cinsellikleri üzerindeki güçlü, yaygın, örgütlü ve içselleştirilmiş bir ataerkil tahakküm mekanizmasıdır. Namus, kadınların yaşadığı insan hakları ihlallerini dile getirmelerini engeller, erkeklerin iktidar ve statülerini pekiştirmesini sağlar ve bu yolla kadınların bedenini metalaştırır.

Yasanın uygulanabilmesi için madde önerilerimizde de belirttiğimiz üzere emniyet güçleri, hekimler, hâkimler, savcılar ve avukatlar arasında meslek içi eğitimler düzenlenmelidir.

Kadınlar haklarını öğrenirken ana dilde bilgilendirilmeli, ana dilin kullanılması eğitim politikasında da desteklenmelidir. Şiddet mağduru ya da bu mağdur olabilecek kadınlara ulaşıldığında bildiği tek dil Kürtçe ise ya da Lazca ise ya da Ermenice ise o zaman bu dilden mutlaka kadınlara ulaşmak gerekiyor. Bu noktada en eksik olan bölüm bu, çünkü biz "Ana dilde eğitim meselesi." dediğimizde sadece politik bir talep olarak ele alıyoruz. Oysa birçok kadın, özellikle Kürt kadınları kendi dertlerini, meramlarını bile anlatamayacak bir noktada, çünkü

33

başka bir dil bilmiyor, Türkçe bilmiyor. Mutlaka kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda ana dil meselesi önemli. Özellikle bölgeye Kürtçe bilen görevlilerin gönderilmesi, psikolog, sosyolog, hukukçuların gönderilmesi önemlidir. Aksi takdirde, biz bu sorunları çözemiyoruz. Zaten kadınların birçoğu güven sorunu da yaşıyor, yani kendi dilini konuşamadığı, kullanamadığı kişiler açısından da bunlar ciddi bir problem.

Sayın milletvekilleri, tabii bugün bu yasa geçecek. Bu yasanın geçişi bizim açımızdan da önemli, yani biz muhalefet ediyoruz bazı durumlara ama mutlaka geçmesi konusunda da mücadelemizi yürüteceğiz. Ama bir kez daha belirtmek istiyorum, bu yasanın uygulanabilmesinin bazı koşulları var, ek tedbirler alınması gerekiyor. Örneğin bütçe nereden karşılanacak, bu konuda zihniyet değişimi nasıl gelişecek? Yani Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesini biliyoruz, bu bütçeyle bunu önlemek çok mümkün değil. Dolayısıyla, ek tedbirlerin alınması gerekiyor. Aksi takdirde "Olanaklar yok, koşullar yok." denilerek aslında kadınlar yeniden evine gönderilecek diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.

Gruplar adına ikinci konuşmacı, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Sena Kaleli.

Buyurun Sayın Kaleli. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Tasarı'nın ikinci bölümünün geneli üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, bugün burada ülkemizin en büyük kanayan yaralarından biri olan kadına yönelik şiddete karşı çok önemli adımlar atmanın eşiğindeyiz. Kadına yönelik şiddetle ilgili rakamlar, sayılar hemen herkesin malumu. Burada bu sayıları tekrarlayarak zamanınızı almak istemiyorum. Rakamlar can sıkıcı ancak yaşadığımız çağda sayılar doğru okunursa, hem nicelik hem nitelik hem yaklaşanı hem uzaklaşanı bildirmekte ve yaşamımızı biçimlendirmekte, bizi yönetmektedir. Ülkemizde yaşananlar ve artan şiddet ne yazık ki bu saptamayı doğrulamaktadır.

İşte devletin şiddeti: Dolmabahçe'de rektörlerle toplantı yapan Başbakanı protesto eden hamile kızın başına gelenler! Nicelerini yaşadığımız bu görüntü ileri demokrasi mi, yoksa utanç anıtı mı olur?

Değerli milletvekilleri, şiddet, bir insan hakkı ihlali olmakla beraber, günümüzde artık, toplumsal bir sorun olarak geleceğimizi tehdit etmektedir. Bu bilinçle şiddet, tasarının gerekçesinde de belirtildiği gibi, özel alan sorunu olmaktan çıkmış ve şiddetle mücadele bütün dünyada devlet politikası olarak yürütülmeye başlanmıştır.

Görüşmekte olduğumuz tasarı da bu sürecin bir sonucudur. Bu bağlamda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin'e iyi niyetli ve samimi yaklaşımlarından dolayı teşekkür ediyorum ancak kadın örgütleriyle birlikte uzun tartışma, yazışma ve görüşmelere karşın, talepleri tam olarak karşılamayan taslağa bile üyesi olduğu Bakanlar Kurulunun sahip çıkamamasından dolayı da üzüntülerimi iletiyorum.

Sayın milletvekilleri, dünyada kadın hareketleri üç dalga üzerinde yükselmiştir; eşitlikle başlamış, bedensel farkındalıkla gelişmiş, hak, özgürlük ve toplumsal cinsiyet eşitliğiyle bugünlere gelinmiştir.

Kadın hareketlerinin ülkemizde yansıması özellikle 1980'ler sonrasına denk gelmektedir. Kadın hareketlerinin kurumsallaşarak kendi kimliğine sahip çıkması ve dünyaya koşut feminist belleğin oluşması, 1990'lardan sonra oluşmaya başlamıştır ancak Türkiye, hâlâ biyolojik farkı öne sürülerek kadın-erkek eşitliğine inanmayan, kadının bedeninin farkındalığına izin vermeyen, hak ve özgürlükleri kısıtlayan, şiddetin her geçen gün arttığı muhafazakâr bir ülke konumundadır. Bu bağlamda son on yıllık araştırmalara baktığımızda, ciddi bir zihnî gerileme içinde olduğumuz görülmektedir. Kadının ekonomik ve sosyal yaşamdan uzaklaştırılması, mazbutlaştırma ve muhafazakârlaştırma çabaları da şiddete zemin hazırlamaktadır.

Sayın milletvekilleri, Mahatma Gandi'ye göre kaderimizi düşüncemiz belirlemektedir. Yaşam biçimi, kullandığımız dilden davranışlarımıza ve alışkanlıklarımıza kadar tüm yatkınlıklarımız bizi kaderimize ulaştırmaktadır. Ülkemizde kadın, sadece doğuran, büyüten, evi çekip çeviren, yaranmak, onay görmek zorunda hisseden konumundan kurtarılamadıkça, bu geleneksel ezik hâlden, düşük benlikten çıkamadıkça kaderi de değişmeyecektir.

Hukukçu aktivist MacKinnon'a göre de toplumsal cinsiyet politik bir sistemdir. Bu bağlamda atacağımız adımlar, yasalaştıracağımız düzenlemeler sadece bugün için değil, gelecek açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, görüşmekte olduğumuz tasarının her bir maddesinin, madde içindeki her bir kelimesinin bütün insanları etkilemesinin yanı sıra, başta kadınlar olmak üzere yarının büyükleri olan

34

çocuklarımız açısından yaşamsal önemde olduğu unutulmamalıdır. Bu görüşler çerçevesinde incelendiğinde, tasarıda kullanılan dil ve yapılan değişikliklerin âdeta MacKinnon'u doğruladığı görülmektedir.

Başbakanlığa gönderilen tasarının tamamında "birey" sözcüğü kullanılırken, önümüzdeki tasarıda bu sözcüğün "kişi" olarak değiştirildiği görülmektedir. Kişi, halk ağzında "eş, koca" anlamında kullanılmaktadır. Oysa birey "Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık." olarak tanımlanmaktadır. Bu ayrım bile tasarının erkek egemen söylemle hazırlandığının en büyük işaretlerinden biridir. Sevgi dili kullanılmayan, sadece ayrımcı siyasi ideolojilerin peşinden giden anlayış, şiddetin çözümü olamaz.

Bu yargıyı destekleyen bir başka örnek ise tasarının "Kurumlararası koordinasyon ve eğitim" başlığı taşıyan 16'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik bilgilendirilmenin çıkarılmasıdır.

Eğitime yönelik yayınların, STK'lar, barolar ve kadın örgütleriyle birlikte hazırlanması talebinin reddedilmesini ise anlamak mümkün değildir.

Kadınlara yönelik şiddetle ilgili mücadele açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirilen şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin kadrosu ilk tasarıda 5.557 iken tasarının son hâlinde 362'ye indirilmiştir. 362 kişiyle şiddete karşı etkin mücadele sağlanabileceğine inanıyor musunuz? Yoksa kadro tahsisi yapılmadığı için mi sayı bu kadar düşürülmüştür?

Öte yandan, kadın ve çocuğa yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunun açıkça belirtilmemiş olması, tasarının amacı konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.

"Cinsel yönelim" ve "cinsel kimlik" ifadelerinin yer almaması, korunacak bireyler açısından cinsel eğilim farklılığı olanların bulunmaması, insanlık ve yaradılış adına büyük bir haksızlıktır.

Şiddetle ilgili yasal başvuru süreçlerinde, taraflar arasında ara buluculuk ve uzlaşma girişiminde bulunulmamasına yönelik düzenleme yapılmaması, tasarının yaptırım gücünü ve etkisini zayıflatmaktadır.

Şiddet olaylarında kadının değil, erkeğin teşhir edilmesine yönelik bir düzenlemenin olmaması da caydırıcılık açısından önemli bir eksikliktir.

Sayın milletvekilleri, bu konudaki iyi niyetli yaklaşımları, çalışmaları, saygı ve takdirle karşılamakla birlikte, tasarının şiddetle mücadele konusunda beklentileri karşılamadığını belirtmek zorundayım.

İlkelerden ödün verilerek "kadın-erkek eşitliği" ve "fiilî eşitlik" kavramlarından korkularak kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi mümkün değildir.

Yaşanan sorunlar ve gelinen nokta, sadece yasal eksikliklerden kaynaklanmamaktadır; bu konudaki bakış açısının değişimi ve zihinsel dönüşüm, olmazsa olmazdır.

Hiç kimsenin feminist olmasını beklememekle birlikte, herkesin hümanist olması, sorunun çözümü adına önemli bir adım olacaktır. Koruyucu olmanın yanı sıra hak ve özgürlük temelli anlayış egemen felsefe olmalıdır. Bedeninin unutturulduğu, kendi hükmünden çıkarıldığı, aile planlamasının rafa kalktığı, aile ve sosyal politikaların içinde birey olamamış, dolayısıyla eşit olamamış kadına nasıl fırsat eşitliği sağlanabilecektir? Oysa kadının toplum içinde yer alması, sosyalleşmesi erkeği de sosyalleştirecek, her yönden kontrollü hâle getirecektir. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ruhunuzu ve özgürlüğünüzü baskılardan kurtarın." sözü bizim yol göstericimiz olmalı, kadının ekonomik, sosyal, kültürel açıdan güçlendirilmesine yönelik politikalar geliştirilmelidir. Bunun için de yeni anayasada Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi madde 5'e koşut biçimde devlete, bir cinsiyetin üstünlüğü ya da aşağılığına ilişkin kültürel kalıpları değiştirme görevini vererek işe başlamalıyız.

Bu düşüncelerle, tasarının eleştiri ve öneriler doğrultusunda yasalaşmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaleli.

Gruplar adına üçüncü konuşmacı, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

Sayın Şandır, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Meclis Genel Kurulumuz gerçekten çok sakin bir gününü yaşıyor. Özel bir konu görüşüyoruz. Söz konusu kadın ve ne yazık ki, zannediyorum, mahcubiyetimizden bu sakinliğimiz. Kadına karşı saygısızlığımızın veya görevlerimizi yerine getiremeyişin hüznüyle, mahcubiyetiyle bugün sıralarımız kıpkırmızı. Sağlık olsun. Yine de 8 Mart Kadınlar Günü'nde böyle bir kanunu görüşmüş olmayı Meclisimiz adına övünülecek bir husus olarak değerlendirmek lazım.

35

Malumunuz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bizim bu kanunda, Sayın Bakan Hanımefendi'nin talebiyle, en az konuşmak ve önerge vermemek üzere bir kaydımız vardı, bir sözümüz vardı. Bunun gereğini yerine getiriyoruz çünkü bu konu bizim ortak meselemiz. Yetmez, ancak evet, daha iyi olsun, daha mükemmel olsun arzumuz var ama bu kanun bir adım, bir vefa, bir sorumluluk gereği bu Meclisten çıkarılmalı ve 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarımıza bir saygının gereği tamamlanması arzumuz vardı. Bu yönde Sayın Bakanın talebi vardı. Bizim de buna samimiyetle çok konuşmayarak, önerge vermeyerek bir an önce çıkmasını temin etmek noktasında bir kararımız vardı ama anlaşılıyor ki diğer siyasi parti gruplarının değerli milletvekillerinin kendi sebepleri, kendi takdirleriyle konu sürekli önergelerle uzatılıyor. Ümit ederim ki bugün çıkar.

Ben, buraya, ikinci bölümü bir fırsat bilerek, kadınlarımıza saygılar sunmak, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, camiası olarak, tüm kadınlarımıza saygılarımızı sunmak, onlara karşı olan mahcubiyetimizi milletin kürsüsünden ifade etmek için söz aldım.

Gerçekten, değerli milletvekilleri, kadın bizim en değerli varlığımız, anamız. Yani neslimizin, geleceğimizin kurucusu kadın. Eşimiz, hayatımızı paylaştığımız, sırrımızı paylaştığımız, hayat yoldaşımız kadın. Sevimli çocuklarımız kadın, kızlarımız. Dolayısıyla bunlara karşı şiddetin ulaştığı boyutun getirdiği bir telaşla bugün bir kanun görüşüyoruz. Daha önce de bu tür kanunlar çıkardık. Biliyorsunuz, 1998 yılında çıkarılan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun da vardı. Başka kanunlar da var, çok detay bilmiyorum ama olduğunu biliyorum. Uluslararası sözleşmeler var, bu konuda sivil toplum kuruluşları var, onların toplantıları var, birçok eylemler var ama ne yazık ki -ne yazık ki üzülerek ifade ediyorum- kadına şiddet, aile içi şiddet her geçen gün daha fazla artıyor. Bu hepimizin sorumluluğu; bir yeri, Hükûmeti falan suçlamak değil, bir sonucu ifade etmek açısından söylüyorum. Türkiye'ye yakışmayan, Türk milletine yakışmayan, bu milletin medeniyet değerlerine yakışmayan, inanç değerlerine yakışmayan bir sonuç var ortada. Bu sonucu, böyle bir, siyasetin malzemesi, muhalefet siyasetinin iktidarı suçlama aracı olarak kullanmanın çok ötesinde bir sosyal yara olarak, geleceğimiz açısından bir endişenin ifadesi olarak söylemek istiyorum. Bugün, kadına şiddetle tezahür eden hadise toplumsal cinnet noktasında. Her geçen gün…

Tabii, bir şeyi daha ifade etmek istiyorum: Sayın Hükûmet burada, medyadan sorumlu, TRT'den sorumlu, basından sorumlu Sayın Bakan buradalar; bu kadına şiddet, bu toplumsal cinnet örneklerinin, haberlerinin televizyonlarda çarşaf çarşaf yayınlanmasına bir tedbir geliştirmemiz lazım. Bu, işi önlemek, bu konudaki toplumsal duyarlılığı uyandırmak değil, endişe ediyorum ki özendirmek gibi bir sonuç getiriyor.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, gerçekten çok sorunumuz olabilir ama geleceğimizin kurucusu kadınlarımızı bu şiddetten kurtaramadıkça, bu öz güvenine kavuşturup hayatı birlikte paylaştığı eşinden bu düzeyde bir şiddet görmekten kurtaramazsak, bizim, işte "büyük Türkiye" hayali görmemiz falan çok gerçekçi olmayacaktır.

Bugün gazetelerde yayınlanan, hepinizin gördüğünü bildiğim bir anket sonucu var. Ben inanıyorum ki, değerli milletvekilleri, bizi izleyen değerli vatandaşlarımız, bu anket sonucunu 2'yle çapmak lazım çünkü biz, acımızı paylaşmaktan, onu ifade etmekten, şikâyetlenmekten utanan bir kültüre sahibiz, kin beslemeyen bir toplumuz biz. Onun için, eşinden gördüğü şiddeti gazeteciye, bir başkasına konuşmaya utanır bizim kadınımız. Ama bütün buna rağmen, bugün gazetelere yansıyan ankette -8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan ve bugün yayınlanan ankette- çalışan kadınların yüzde 40,7'si, çalışmayanların ise yüzde 46,9'u eşinden fiziksel şiddet gördüklerini ifade etmişler. Ben inanıyorum ki bunu 2 katıyla çarpmak lazım ve bir eş olarak, meselenin muhatabı bir eş olarak tüm kadınlarımızdan, milletimizin huzurunda özür diliyorum çünkü bu, bir realite, bu, bizim realitemiz, bu, toplumun realitesi. Bu toplumu bu noktaya getiren hangi sebep varsa hep birlikte lanetlememiz ve gereken tedbiri almamız lazım, bunu kabul edemeyiz. Bunlar, bu kadınlar bizim çocuklarımızın anaları. Anası dövülen bir çocuğun hayata sarılması, Türkiye'yi lider ülke Türkiye yapabilmesi mümkün mü?

Değerli arkadaşlar, sayın Hükûmet çok sorununuz olabilir, övünmeye çok sebebiniz olabilir ama kadınlarla ilgili ulaşılan bu sonuca bir tedbir getirmek gibi, bu noktadan dolayı kalkıp burada bu toplumdan özür dilemek gibi bir büyüklüğü de göstermeniz gerekiyor. Gerçekten acı değerli arkadaşlar.

Tekrar ediyorum, tenkit için söylemiyorum, bir sonucu ifade ediyorum. Bu sonucu bütün yalınlığıyla, bütün acılığıyla, canımızı acıtacak şekilde burada ifade edemiyor, bunun tedbirlerini geliştirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, iktidarı ve muhalefetiyle, bir kararlılık içerisinde olamıyorsak, yanlış yapıyoruz demektir.

36

Biz geleceği kurmak noktasında, geleceğin kurucusu olan kadınlarımızı, analarımızı böyle bir zillete mahkûm ederek, aslında kendi geleceğimizi, ülkemizin geleceğini uçuruma atıyoruz demektir.

Bu sebeple söylüyorum, değerli arkadaşlar, kadın, aile ve çocuk, üçü birbirinden ayrılmaz en değerli varlığımız. Şimdi, çocuğu hedefleyen, çocuğu programlamayı hedefleyen bir kanun görüşüyoruz yukarıda: 4+4+4. Sıradan bir kanun değil, bir neslin geleceğini planlıyoruz ama burada da maalesef, yine, birbirimizi anlamak için konuşmuyor, hatta kavga yapıyoruz. Kadına şiddetin konuşulduğu bir günde, çocuğun eğitimiyle ilgili bir kanunun görüşülmesinde, birbirimizi anlamaya çalışmadan, kavga yapıyorsak durup düşünmemiz lazım.

Değerli milletvekilleri, kendimizi kandırmayalım. Gelinen sonuç bir toplumsal cinnet hâlidir, gelinen sonuç itibarıyla sorumsuzluğun "top" yaptığı, zirve yaptığı bir noktadayız. Böyle bir günde hâlâ şiddeti bir araç olarak kullanıyorsa Türkiye Büyük Millet Meclisi, söylenecek çok fazla bir şey kalmamış demektir.

Üzüntülerimi ifade ediyorum. Bu kanunun çıkmasını her şeye rağmen doğru, gerekli, faydalı görüyor, destek vereceğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Gruplar adına son konuşmacı Sayın İlknur Denizli, İzmir Milletvekili; AK PARTİ Grubu adına.

Buyurun Sayın Denizli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA İLKNUR DENİZLİ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü yılın tüm günlerinde kadınların saygıyla ve sevgiyle yaşayacağı ve yaşatılacağı günlerin yakın olması dileğiyle kutluyorum. 8 Martı kutlamanın heyecanına biraz hüzün karışıyor bugün. Hüznümüzü artıran, kadınların şiddete maruz kalmaya devam ediyor olmaları.

"Kadınlar Sonbahar" şiirinde Attila İlhan diyor ya: "Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar/Titrek dudaklarında sarışın bir keder/Nabız kaybolur, kan susar, dolaşım yavaşlar." İşte, tam da böyle kederdeyiz. Duyduğumuz her haber, gördüğümüz her fotoğraf içimizi acıtıyor, daralıyoruz. Birine bile tahammül edemeyecekken birkaçına birden şahit oluyoruz; birini içimize sindirememişken, sindiremeyecekken yeni bir şiddet haberi ile sarsılıyoruz ancak yaşananları soğukkanlılıkla değerlendirmek durumundayız, bize düşen budur. Yaşananların ne olduğunu, sebeplerini, ortaya çıkış biçimlerini, kısacası sorunu tüm yönleriyle ele alıp çıkış yollarını, önleme yollarını bulmalıyız.

Kadınların devletine, devletin her bir görevlisine, polisine güvenmesini sağlamak durumundayız. Bu ülkenin her şehrinde, kasabasında kadınların gündüz ve gece seyahat ederken ya da çalışırken emniyet içinde yaşamasını mümkün kılmalıyız. Onlar en zor anlarında devletin himayesine girebilmeliler.

Kısacası, kadınlara siper olmamız, kadınlara umut olmamız gerektiğinin farkındayız. Bu sorumluluk ne gerektiriyorsa hepsini ve daha fazlasını yapmak için çalışıyoruz. Çalışmalarımız her geçen gün artarak devam ediyor. Yaşadığımız hüzünlere son verme çabası içinde ileriye dönük umutları yeşertme hedefindeki Hükûmetimiz olanca gücüyle çalışıyor, çabalıyor. Sadece bugünü değil, geleceği düşünerek, kalıcı ve sağlıklı çözümlere ulaşmak için stratejik çalışmalar yürütülüyor.

Kadınların yüklendikleri sorumluluklar, yaptıkları ve yapacakları işler bir ülke için hayati önemdedir. Kadınlar destek olmazsa nelerden mahrum kalacağımızı saymaya kalksak çok uzun bir liste çıkar.

Bugün ne yazık ki şiddete konu olmasıyla gündeme gelen kadın, aslında kendi adına ve bütün toplum adına şiddetin ilacıdır. Kadına şiddetle yaklaşanlar, farkında olmasalar da kendi içlerinde taşıdıkları bir şiddetin girdabında yaşamaktadırlar. Onların dünyaya bakışları, eşyayı kullanışları, tabiattan yararlanmaları, hatta kendilerine bakışları şiddet içermektedir. Daha derinden bir yerlerden şiddetin pençesine düşmüşlerdir. Şiddetin bütün kaynaklarıyla kökünün kazınması için yine kadının aklına, yüreğine ve emeğine ihtiyacımız var.

Kadınlarımız olmasa sadece ülkemizi değil, dünyayı ve kötülüklere meyilli çağımızı da şiddetten koruyamayız. Sadece fiziki şiddetten söz etmiyorum, içimize yerleşen ve giderek bünyemizi kontrol altına alan şiddet duygusunu anlatmaya çalışıyorum, ruhumuzu karartan, irademizi esir alan şiddeti tarif etmeye çalışıyorum. Doğaya, eşyaya, topluma, tarihe yönelik bir şiddet hâli var yeryüzünde. Bundan mutlaka kurtulmamız gerekiyor, kendimizi, ülkemizi, çevremizi, hatta çağımızı kurtarmalıyız.

Biliyor musunuz ki şiddet, öğrenilen, görerek taklit edilen bir davranış biçimidir. Şiddetin herhangi bir şekilde başvurulabilecek yollardan biri olmaktan çıkarılması, sonu şiddete varan yola girilmemesi ancak eğitimle sağlanabilir. Bunu yapacak olan, bu uzun soluklu örnek olma ve öğretme çabasını üstlenecek olan da ancak

37

kadınlardır. Yarının yetişkin kadınları ve erkekleri olacak bugünün çocuklarına şiddetten tamamıyla arınmış bir ortam hazırlayacak olanlar da kadınlardır.

Kadın olmadan eksik kalacak yanlarımızı saymaya devam edelim isterseniz.

Kadınlarımız olmadan demokrasimizin düzeyini yükseltemeyiz, demokrasimizi sağlam temellere oturtamayız. Bunu sadece 8 Mart için söylenmiş bir ifade olarak kabul etmeyin lütfen. Sonuçta demokrasi, karşılıklı empatiyi, toleransı esas alan bir rejimin adıdır. Karşısındakinin varlığına, görüşlerine saygı duymayı, haklarını korumayı öngören bir rejimdir demokrasi. Kaba güce değil, bir araya gelmenin gücüne, ortak fikirler oluşturmanın gücüne yaslanır demokrasi ve bu yaklaşım biçimini, dengeleri gözeterek ortaklıklar kurmayı ancak kadınlar güçlendirebilir ve çoğaltabilir. Kadınların bu alandaki görünmeyen ancak kuvvetle hissedilen etkileri çok açıktır.

Kadınlarımız olmasa, onları üretim süreçlerine dâhil etmesek üretimimizi de artırmamız mümkün değil. Nüfusun yarısını oluşturan bir kitlenin üretime yeterince katkı vermediğini düşünebiliyor musunuz? Tarımda, sanayide, hizmet sektöründe kadının katkısının eksik kalmasına, çağdaş dünyanın rekabete dayalı ekonomi sisteminde yer var mıdır acaba?

Kadınlarımız olmasa, toplumsal ilişkilerimiz, saygımız, sevgimiz, nezaketimiz nereye varır acaba? Komşuluklarımız, dostluklarımız, yardımlaşmamız ne hâle gelir? Kadınlar her alanda olduğu gibi toplumsal dokunun oluşmasında ve zedelenmeden korunmasında da temel işlev görmektedirler. Öyleyse hep birlikte kadını layık olduğu saygın yere taşımamız gerekiyor. Ona değer vermeli, onu toplumsal yapının merkezine yerleştirmeliyiz.

Bu konuda hassasiyetle ve sözde değil, eylemlerimizle, davranışlarımızla bu işe gücümüzü ve gönlümüzü koymalıyız ama ne yaparsak yapalım şunu bilmemiz gerekiyor ki, yapılanlar sadece düzenlemelerdir, kanunlardır, aslolan, zihniyetlerin değişmesidir. Ben, bir gün, Türkiye'de zihniyetlerin de değişeceğine ve bu gibi kanunları bu meclislerde konuşmayacağımıza inanıyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Denizli.

Şahıslar adına, Tekirdağ Milletvekili Sayın Özlem Yemişçi.

Sayın Yemişçi, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZLEM YEMİŞÇİ (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde geneli üzerinde konuşmak üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kadınlarımız, önceleri, şiddeti dört duvar arasında yaşardı. Geçmiş yıllara bakıldığı zaman, istatistiklerin arttığı söyleniyor. Bunu söyleyenler bilmiyorlar ki önceleri devletten ürken, devletten korkan "Nasıl olsa çözümü olmaz." diyen kadınlar, artık, dört duvar arasında yaşanan şiddeti devletimize anlatmaktan korkmuyorlar. Şiddet artmadı, sadece geçmiş yıllarda halının altına paspas yapılanlar artık gün yüzüne çıkıyor. Kadınlarımız artık devletimize inanıyor, kadınlarımız artık devletimize güveniyor ve kadınların güvenini kazanmanın ne kadar zor olduğunu en fazla da kadınlarımız bilir. Kadına kalkan el, bir anneye kalkan eldir. Sizlere, annelerinizin sizler için ne ifade ettiğini sormama herhâlde gerek yok. Şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin kurulması, tabii ki hemen şiddeti bitirmeyecektir ama ölçüleri el altında tutacaktır. Ölçemediğin şeyi kontrol edemezsin, önlem alamazsın, çözüm bulamazsın. Yüce Meclisimizin atmış olduğu adımlar, gelecekte bu konunun kesin çözüme ulaşacağının garantisidir.

"Kadın dediğini koluna taktın mı yakışacak, duvara çarptın mı yapışacak." zihniyetini biz AK PARTİ Hükûmeti olarak tarihe gömüyoruz. Ha, onları duvara çarpa çarpa tarihe gömmek bir kenara, biz bu zihniyete kin ve nefret beslemeyeceğiz. Biz onları eğiteceğiz, onlara öğreteceğiz kadının kim olduğunu. Biz kadınlar toplumlara yetiştirilen evlatların ilk ve son eğitmenleriyiz. Evlatlarımıza merhametimiz çoktur. Biz elimizdeki hamuru siyasete karıştırdık mı o hamurun bereketi siyasete yansır.

Kadınlarımız samimiyete inanıyor. Kadınlarımız sözüne itimat edene inanıyor. Kadınlarımız haksızlığın önünde adalet sağlayana inanıyor. Kadınlarımız işte bu yüzden Adalet ve Kalkınma Partisine inanıyor. Kadınlarımız il, ilçe, belde dolaşarak kadınların sorunlarını yerinde tespit edebilen ve çözüm üretebilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin'e inanıyor. Kadınlarımız Başbakanımıza inanıyor ve güveniyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dilerim ki hayatın her alanını erkeklerle paylaşan, ürettiği değerleri tıpkı erkekler gibi insanlığa sunan kadınlarımız ekonomik alanda da, siyasette de çoğalsın. Kadının bakış açısı

38

her alanda farklılık yarattığı gibi siyasette de belirgin bir hâle gelsin. Kadınlar, toplumu ileri götüren sosyal dinamiğin temel kaynağıdır. Annelik rolüyle yeni nesillere şekil verendir. Bu nedenle, kadına yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır.

Unutmamalıyız ki hak verilmez, alınır. Büyük Önder Atatürk cumhuriyetimizi kurarken kadınların erkeklerle birlikte bu ateşi sonsuza dek yaşatacağına inanıyordu. Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik uzman ve tercihen kadın personelin bulunacağı, destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, yedi gün yirmi dört saat esasına göre çalışan şiddet önleme merkezleri, izleme merkezleri çok önemlidir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'müz kutlu olsun. Kadınlarımızı sadece 8 Martta değil her gün anma dileğiyle, sevgi ve saygımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yemişçi.

Şahısları adına…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, efendim, son derece önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Bugün Dünya Çalışan Kadınlar Günü. Böyle bir günde ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eksikliklerine karşı, destek verdiğimiz bir kanundur, bugün de yasalaşmasını arzu ediyoruz ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi sıraları son derece boş, özellikle iktidar partisinin sıraları son derece boş. Böyle bir tasarının çok daha geniş katılımla yasalaşmasını arzu ediyoruz. O nedenle, ilk yapacağınız oylamada karar yeter sayısı istiyoruz efendim. Bunu şimdiden söylüyorum ki iktidar partisi şimdiden hazırlığını yapsın ve bu yasayı beraber çıkaralım efendim.

Teşekkür ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, Sayın Hamzaçebi'ye katılıyorum. İktidar partisi grubuna baktım, 60-70 kişi var, sayımızın yaklaşık yüzde 25'i.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - 36 kişi Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Muhalefet grubuna baktım, 8 kişi var, sayılarının yüzde 5'i. Yani tüm siyasi parti gruplarının, grup başkan vekillerinin, milletvekili arkadaşımız böyle önemli bir yasada Genel Kurulda olmaya davet etmeleri gerektiğini… Sayın Hamzaçebi'ye de bu vesileyle teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Davet ediyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili arkadaşlarımızı buraya davet ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Bütün siyasi parti gruplarını buraya davet ediyoruz efendim, haklılar.

BAŞKAN - Evet, uyarılara teşekkür ediyorum.

Yalnız, bu arada şunu da söyleyeyim: Bayan milletvekillerimizin, kadın milletvekillerimizin büyük bir çoğunluğu da bazı toplantılarda, üniversitelerde, sosyal faaliyetlerde, sendikalarda. Onları o bakımdan mazur görebiliriz ama yine de Meclisin tabii ki büyük çoğunluğunun burada olmasını biz de arzu ediyoruz.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Bizim de programlarımız vardı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi

Şimdi Sayın Aylin Nazlıaka Ankara Milletvekili? Yok.

O zaman soru-cevap kısmına geçiyoruz.

Şimdi, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapacağım.

Sisteme girmiş olan arkadaşlarımıza sırayla söz vereceğim.

Sayın Ata…

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Aracılığınızla Sayın Bakanıma yönelteyim; gerçi bugün Sayın Bakanımız burada değil, belki cevabını şu an alamayabiliriz ama bu konuda bir cevap verilmesini önemsiyoruz.

2012 yılı itibarıyla cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlü kadın sayısını öğrenmek istiyoruz.

Ve yine, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin görev alanı kapsamında yargılanan kadın hükümlü ve tutuklu sayısını öğrenmek istiyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata.

Sayın Dora…

EROL DORA (Mardin) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, şiddete maruz kalan kadınlar için sığınma evlerinin ve geçici istasyonların hayati önemde olduğunun hepimiz farkındayız. Mardin ilinde ise şiddete maruz kalan kadınlar için herhangi bir sığınma evi mevcut değildir. Mardin'de şiddete maruz kalan kadınlar yetiştirme yurdunda yaşamak zorunda kalmaktadırlar.

39

Kadın kurumlarının yerel yönetim ve valiliklerle yaptıkları görüşmeler maalesef sonuçsuz kalmıştır. Mardin'de bir sığınma evi ve geçici istasyon açmayı düşünüyor musunuz? Bununla ilgili bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, hâlen ülkemizde "Kadın sığınma evi." adıyla hangi illerde, toplam kaç adet sığınma evi vardır? Bu sığınma evlerinde bulunan kadınlarımızın sayıları ne kadardır? Bu tasarı içerisine gördüğüm kadarıyla böyle bir konu dâhil edilmemiştir. Acaba sığınma evlerine sığınmış olan kadınların gerek eğitimleri gerekse şiddetten korunmaları açısından bu düzenleme içerisine böyle bir ekleme yapılması düşünülmekte midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Şandır? Yok.

Sayın Aksoy…

HALİL AKSOY (Ağrı) - Sayın Bakana iki tane sorum var.

İstanbul Sözleşmesi'nde sözü edilen ihbar hakkını kullanan üçüncü şahıslar oldu mu, bunların sayısı kaçtır? Birinci sorum bu.

İkinci sorum: İnsan hakları örgütleri ve kadın örgütleri tarafından kadına yönelik şiddet verileri kamuoyuna belirli aralıklarla açıklanıyor. Bakanlığınızın bu konuda, bu amaçla yapmış olduğu çalışmalar var mıdır; varsa, açıklamayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Kürkcü…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) - Bugün, 8 Mart dolayısıyla Türkiye'nin pek çok yerinde kadınlar hak ve taleplerini dile getirecek şekilde sokaklara çıkmak istediler. Anayasa'nın 34'üncü maddesi, önceden izin almaksızın herkesin, bütün yurttaşların toplantı ve gösteri yapma hakkına sahip olduğunu kayıt altına almakla birlikte, Mersin'de sokağa çıkan kadınların yürüyüşlerini yapmalarına izin verilmedi. Pervin Buldan'ın öncülüğünde burada sokakta olan kadınlar bir oturma grevi yapmak zorunda bırakıldılar. Bu bakımdan, Hükûmet 8 Marttaki gösteriler için, bu yasanın da çıkartılacağı dönemde özel bir hassasiyet göstermiş ve kadınların gösteri haklarını kullanmasını kolaylaştıracak tedbirler için önceden mülki amirleri uyarmış mıdır, öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kürkcü.

Sayın Tuncel…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum.

Bu kanun tasarısında, özellikle son bölümde, ihdas edilen kadrolar konusunda -biraz önce kürsüde de söyledim- 362 sayısı var ve bu kadrolarda hukukçular yok. Aslında kadınlar ciddi anlamda hukuki desteğe de ihtiyaç duyuyor. Bununla nasıl bu sorunu çözmeyi düşünüyor ve bunu genişletmeyi düşünüyorlar mı?

İkincisi -kadın örgütlerinin de çok merak ettiği- bu konuda ayrı bir bütçe ayrılacak mı yani kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda Bakanlığın ayrı bir bütçe konusunda bir çalışması olacak mı önümüzdeki dönem, en azından bütçe görüşmelerinde, şimdi olmasa bile?

Diğer bir konu, aslında bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve birçok kadın ve birçok işçi aslında işten atılmış durumda. Üç yüz elli üç gündür direnişte olan Kampana Deri işçileri var, Hey Tekstil işçileri var. Bu konuda Bakanlıkta herhangi bir veri var mı? Yani, bugüne kadar kaç tane kadın iş yerinden edildi, sendikalı mücadele nedeniyle işten çıkarıldı ve bu kadınların durumunu gidermek için, yani buradan mağduriyetlerini giderme konusunda Bakanlığın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bir çalışması var mı?

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tuncel.

Sayın Bakan, buyurun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ata'nın sorduğu 2012 yılındaki hükümlü ve tutuklu sayılarını Adalet Bakanlığımızdan bilgi almak suretiyle kendilerine takdim edeceğiz, arz ederim.

40

Sayın Dora'nın, sığınma evleri, mevcut durumu ve kapasitesi… Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün verdiği sayılara göre 55 tane kadın sığınma evi ve kapasiteleri 1.223 tane. Yerel yönetimlerin 26 tane kadın sığınma evi var, kapasitesi 614. Sivil toplum kuruluşlarının da 3 adet, bunun da kapasitesi 42. Yani, toplam 84 adet kadın sığınma evinin 1.879 kapasitesi bulunmaktadır, arz ederim.

Sayın Işık'ın hangi ilde, ne kadar sığınma evi var sorusu da bu cevabın içerisinde bulunmaktadır.

Bu Mardin'le ilgili kadın sığınma evi ve konukevi şu anda yok, bu konuda da çalışmalarımızı Bakanlık tarafından sizlere takdim ederiz.

Sayın Tuncel'in sorduğu, kadına yönelik şiddet için Bakanlıkta bütçe ayrılıyor mu? Kanun içerisinde bu var. Bütçe ayrılacak, eğer yetmezse de genel bütçeden talepte bulunacak diye kanunda bu derç edilmiş vaziyette.

Diğer sorulara da yazılı olarak cevap vereceğimi arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakanım.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

14'üncü madde üzerinde iki önerge var, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 14. maddesinin 1. fıkrasına son cümle olarak "Kurulacak şiddet önleme ve izleme merkezlerinde Barolar tarafından görevlendirilmiş olan Avukatlar da görev yapar. Avukatlara ödenecek ücret Bakanlık ile Barolar Birliği tarafından belirlenir, ödeme Bakanlık bütçesinden yapılır." İbaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Dilek Akagün Yılmaz Sena Kaleli

Balıkesir Uşak Bursa

Sedef Küçük Sakine Öz Mahmut Tanal

İstanbul Manisa İstanbul

Engin Özkoç

Sakarya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 14 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında "çalışmalarını" ibaresinden sonra "tek adım" ibaresinin eklenmesini,

2 inci fıkrasının sonuna gelmek üzere "Bu merkezler alanda çalışan kadın örgütleri ile işbirliği halinde çalışmalarını sürdürürler" ibaresinin eklenmesini,

2 inci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini,

(3) "Tedbir kararının gereklerine aykırılık aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, bu suçla ilgili olarak gerekli kanuni işlemlere gecikmeksizin başlanır."

Ayla Akat Sırrı Süreyya Önder Sırrı Sakık

Batman İstanbul Muş

Sebahat Tuncel Ertuğrul Kürkcü

İstanbul Mersin

BAŞKAN - Sayın Komisyon son önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Ata, buyurun.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasanın 14'üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet konusunda gerek bu alanda çalışan kadın örgütleri arasındaki iş birliği gerekse de bu konuda önleyici hizmet ya da koruyucu hizmet koymuş olan kurumsal, kamu kurumlarının ortak çalışması tabii ki sorunun üzerine gitme noktasında çok önemli bir nokta. 14'üncü madde de ortak çalışmaya atıfta bulunuluyor. Bu ortak çalışma kısmında bizim önergemizde "Tedbir kararının gereklerine aykırılık aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa bu suçla ilgili olarak gerekli kanuni işlemlere gecikmeksizin

41

başlanır." şeklinde bir ek madde ve yine, ikinci fıkranın sonuna gelmek üzere "Bu merkezler alanda çalışan kadın örgütleriyle iş birliği hâlinde çalışmalarını sürdürürler." şeklinde ibarenin eklenmesini ve yine "çalışmalarını" kelimesinden sonra "tek adım" ibaresinin eklenmesini talep ediyoruz.

Bu konuda kadın örgütlerinin hassasiyeti şu konuda çok önemli: Kamu kurumları vermiş oldukları hizmeti bu alanda çalışan kadın örgütlerinin ortaya koymuş olduğu iradeyi yok sayarak, samimiyeti yok sayarak, hizmeti yok sayarak başarıya ulaşmaları mümkün değil, sonuç almaları da mümkün değil. Çünkü şiddet mağduru olan birçok kadının öncelikli olarak bir kamu kurumuna gitmek yerine bu konuda bağımsız çalışma yürüten kadın kurumlarına gitmiş olması, gittiği gerçeğiyle karşı karşıyayız ki, bu gitmiş olması da en doğal olandır.

Şunu ifade edelim: En azından seçim bölgemiz itibarıyla, kadın yaşamın her alanında şiddetle mağdur, şiddetle karşı karşıya, bu bir gerçek ama aynı zamanda bulunduğumuz ortamda bir sosyal şiddet var. Bugün 8 Mart. 8 Mart alanlarında yürüyüşe giden, eylem ve etkinliklerde bulunan kadınlara bile uygulanan şiddetle karşı karşıyayız İstanbul'da, Mersin'de.

Kadının bir kamu kuruluşuna gidip "Ben şiddet mağduruyum." demesinin önünde bazı engeller vardır başta da kollukla yaşamın diğer alanlarındaki şiddet dolayısıyla karşı karşıya geliyor olmasından kaynaklı. Kadınlar çocukları için, kadınlar eşleri için, kardeşleri için kaygı duydukları bir alanda gidip bir kolluk gücüne başvurup ya da bir kamu kurumuna başvurup "Biz şiddet mağduruyuz, bizi koruyun." diyemiyorlar ve demiyorlar da. Ama bağımsız kadın kuruluşları bu konuda çok anlamlı bir emek ortaya koyuyor ve bir kadın kurumunun -ve dinleyen kadınsa, bunu gönüllü olarak yerine getiriyorsa- kapısını çalmaları ve hizmet talep etmeleri çok daha kolay gerçekleşiyor.

Değerli milletvekilleri, şu bir gerçek: Eğer biz yaşamın tüm alanlarında maruz kalınan, kadının maruz kalmış olduğu şiddeti görünür ve bilinir kılabilirsek o zaman şiddeti engellemenin de önündeki ilk adımı atmış oluruz. Bakın, dün de belirttik. Hâlâ kadın katliamlarının failleri, toplumda genel bir algı olabiliyor çoğu zaman, kahraman olarak varsayılıyor. Öyle bir konuma getirebilmeliyiz ki şiddeti görünür kılmalıyız, bilinir ve ayıplanır, kabul edilemez kılmalıyız, karşısında, bunu yapan insanın kamu önüne, toplum önüne çıkabilecek herhangi bir cesareti olmasın, bunu yaparken toplum benim hakkımda ne düşünür kaygısı taşısın. Bunu hep beraber başarabilmeliyiz.

Yine, bu konuda yürütmenin ilgili bakanlıklarının -Adalet Bakanlığı başta olmak üzere, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere, yine her ne kadar isminde "kadın" yoksa da kadından sorumlu bakanlık başta olmak üzere- sunduğu verilere baktığımızda çok yetersiz. Biz bu verilerin görünür olmasını istiyoruz. İnsan hakları örgütleri, kadın örgütleri bu bilgileri kamuoyuyla paylaşıyorlar ama bir bakıyoruz, gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan kadın cinayetleri kadar bile bu haberlere yer verilmiyor, ortaya konulan emek görünür ve bilinir hâle getirilmiyor. Bu noktada, bizler, öncelikli olarak kamu kurumları arasında var olduğu söylenen iş birliği kadar kamu kurumları ile bu konuda çalışan, bağımsız çalışan, gönüllü çalışan sivil toplum örgütleri, kadın örgütleri arasında bir iş birliğinin söz konusu olması gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, eğer şiddet mağduru kadın bunu açığa çıkaracak, üstüne gidecek cesareti göstermişse -ki, bunun açığa çıkması, üstüne gitmesi için bir bilinçlenme ve eğitim söz konusu çünkü çoğu zaman "Aile içinde yaşanan aile içinde kalır." anlayışıyla ve kadın olmanın, bir genç kadın olmanın sorumluluğuyla bu bilgiler gizli kalıyor, kamuoyundan saklanıyor, aile içinde bile ifşa edilmiyor- eğer bunu gösterebilme cesareti ortaya konmuşsa başvuru yapıldığı andan itibaren tek merkezde tüm işlemler bitebilmedir. O yüzden, biz, burada, yedi gün yirmi dört saat esasına göre maddede belirtilen cümlenin başına "tek adım" ibaresinin de eklenmesini istiyoruz. Kadın birden fazla kuruma götürülmemelidir.

Yine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Ata, teşekkür ediyorum efendim.

Sayın Ata ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 14. maddesinin 1. fıkrasına son cümle olarak "Kurulacak şiddet önleme ve izleme merkezlerinde Barolar tarafından görevlendirilmiş olan Avukatlar da görev yapar. Avukatlara ödenecek ücret Bakanlık ile Barolar Birliği tarafından belirlenir, ödeme Bakanlık bütçesinden yapılır." İbaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Engin Özkoç (Sakarya) ve arkadaşları

42

BAŞKAN - Sayın Komisyon?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Özkoç.

BAŞKAN - Sayın Özkoç, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

(CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Genel Kurulda çiçek dağıttı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, konuşması…

BAŞKAN - Sayın Özkoç, bunlar, kuliste dağıtılması gereken şeyler ama.

HURŞİT GÜNEŞ (Kocaeli) - Sayın Başkan, İç Tüzük'te bir engel var mı?

BAŞKAN - Var efendim. Evet, Mecliste müsaadesiz hiçbir şey dağıtılmaz ama bugün artık arkadaşımız hanımlara veriyor, bir şey demeyelim.

Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Özkoç, CHP Grubuna vermediniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Onlar benim efendim… Ben daha önce verdim, daha önce verdim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum.

Bugün çok önemli bir gün; bugün Kadınlar Günü. Önce, şöyle başlamak istiyorum: Hayatta en çok değer verdiğim, hayatım boyunca hakkını ödeyemeyeceğimi düşündüğüm, hayatımda en çok sevdiğim annemin ellerinden öperek, onun bana haklarını helal etmesini dileyerek, onu saygıyla, sevgiyle anarak burada Kadınlar Günü'nü kutlayıp, tüm Türkiye'nin Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yenge Hanım alınacak şimdi, ona da bir şey de ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Bekâr olmasaydım ona da bir şey derdim; özür dilerim efendim.

Evet, saygılar sunuyorum.

Şimdi efendim, az önce bir şeyden bahsediyoruz, kadınlarımıza vereceğimiz haklarımızdan bahsediyoruz. Onları nasıl yücelteceğimizden bahsediyoruz, kadınlarımızı.

Bu hakları kim verecek değerli milletvekilleri? Bu hakları erkekler verecek. Hangi sıfatla kadınlarımıza bu hakları verecekler? Yani birisi bir hak veriyorsa bir kere kendini ondan üstün görüyor demektir; oysaki bizim kadınlarımızdan üstün olan bir yanımız yok. Bizim böyle bir kompleksimiz var. Kendimizi biz böyle görüyoruz, böyle hissediyoruz. Kendimizde bu hakkı görüyoruz. O yüzden de kadınlarımıza karşı, sanki bir hakkı biz verebilirmişiz gibi, sanki hakkın ne kadarını verme hakkı bizdeymiş gibi davranıyoruz. Bu, bir kere, temelden yanlış.

Kadınlarımızın, gerçekten -az önce duydum, şu anda, Kadınlar Günü kutlanırken bile kadınlarımız dövülüyorlar- dövülmeleri çok korkunç bir şey, gerçekten, cinsel tacize uğramaları çok korkunç bir şey ama daha korkunç bir şey var kadınlarımız için. Değerli milletvekilleri, sevgili kadınlar; bir kadın, kendisine yapılan eziyete katlanabiliyor, hatta erkekten daha çok katlanabiliyor; bir kadın, yaşadığı hayatta tüm çilelere katlanabiliyor, yoksulluğa katlanabiliyor, işkenceye katlanabiliyor, tacize katlanabiliyor ama bir kadın, evladının acısına katlanamıyor; bir kadın, evlatlarının geleceğinin yok edilmesine katlanamıyor. Tek katlanamadığı, kadının yüreğini yakan, direncinin gücünü düşüren, evlatlarının hayatı ve onların geleceğidir.

Buradan, hiç gerginlik yaratmadan, hiçbir parti anlayışı, ideolojik anlayış duymadan herkese sesleniyorum: Van'da ölen çocukları için kaygı duyanlar, kadınlarımız, kendilerine yapılan işkenceden daha çok acı çekiyorlar. Madenlerde evlatlarını kaybeden kadınlarımız daha çok acı çekiyorlar. Cezaevlerinde haksız tutulu bulunan anneler daha fazla acı çekiyorlar. Millî Eğitim Komisyonunda eğitimle ilgili şu anda alınan kararlarla çocuklarının erken yaşta iş hayatına döndürülmesinin, çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin önünün açılmasından dolayı kadınlarımız daha büyük ıstırap çekiyorlar ve daha büyük çile çekiyorlar.

Bazı konular var. Değerli arkadaşlarım, biz, hepimiz birbirimizi sevmek zorundayız. AKP, CHP, MHP, bunlar sadece bizim yarattığımız sıfatlar. İnsan dünyaya gelirken herhangi bir sıfatla gelmiyor, o sıfatları biz veriyoruz, biz koyuyoruz birbirimize, hatta kimin üstün olduğunu, kimin ayrıcalıklı olduğunu da biz belirliyoruz. Bizim yapmamız gereken bir şey var, biz birbirimize sevgiyle yüreğimizi açmalıyız. Birbirimizi nasıl anlayacağımız konusunda, nasıl seveceğimiz konusunda, nasıl kucaklaşacağımız konusunda yüreğimizi açmalıyız.

43

AKP'nin kadınları bizim de annelerimiz, bacılarımız, kardeşlerimiz değil mi? BDP'li analar yürekleri yandığı zaman bizim de yüreklerimiz yanmıyor mu? MHP'li anaları ve Türkiye'deki tüm anaları, tüm kardeşleri nasıl görüşle, ideolojiyle ayırırız?

Ben, mutlu bir ülkede, kadınların bize hak verebileceği, haklarımızı verebileceği bir dünyada yaşamak ümidiyle hepinizi kucaklıyor, saygılar sunuyorum efendim.

Sağ olun. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

Sayın Özkoç ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

14'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 14'üncü madde kabul edilmiştir.

15'inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 15. maddesinin 1. fıkrasının d) bendine son cümle olarak "Kurulan çağrı merkezinin 7/24 çalışması sağlanarak, mobil ekipler kurulması ve müracaatlar üzerine kadın görevlinin de olduğu mobil ekiplerin şiddet mağdurlarına hizmet vermesini sağlamak" ibaresinin eklenmesini saygıyla arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Dilek Akagün Yılmaz Sakine Öz

Balıkesir Uşak Manisa

Sedef Küçük Mahmut Tanal Sena Kaleli

İstanbul İstanbul Bursa

TBMM Başkanlığına,

Görüşülmekte olan 181 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 15. maddesinin (1). fıkrasına, aşağıdaki bendin eklenmesini arz ederiz.

"(f) Şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından; şiddetin önlenmesi yanında şiddetin tekrar oluşmasını sağlayacak bireylerin psikolojik teşhis, tedavi ve rehabilitasyonu amacıyla şiddet mağduru ve tüm aile bireyleri için psikolojik teşhis ve tedavi desteği vermek veya ilgili alanda eğitim almış uzmanların şiddet önleme ve izleme merkezlerinde istihdamını sağlamak, gerektiğinde tam teşekküllü kamu ve özel sektör kuruluşlarında psikolojik teşhis ve tedavi desteği verdirmek."

Alim Işık Mustafa Kalaycı Mehmet Şandır

Kütahya Konya Mersin

Cemalettin Şimşek Celal Adan Muharrem Varlı

Samsun İstanbul Adana

BAŞKAN - Komisyon son okunan önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Sayın Alim Işık.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesi üzerinde verdiğimiz önerge üzerinde konuşacağım. Bu vesileyle öncelikle kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tekrar kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ancak sözlerimin başında bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüce çatısı altında yaşanan bir olaydan duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Evet, kadınlarımıza şiddetin önlenmesiyle ilgili konuşuyoruz ama maalesef bugün iktidar partisine mensup bir milletvekilimizin danışmanı tarafından bir başka partimizin milletvekiline şiddet uygulanması, dünyanın gözü önünde kınanacak ve nefretle yapana iade edilecek bir olaydır diyorum. Eğer bunun önü açılırsa, bu olay parti mensubiyeti duygusuyla kapatılırsa, değerli milletvekilleri, bu ülke çok büyük bir ayıp işlemiş olur. Bu vesileyle bunu sizlerle paylaşmak istiyorum ve yapan arkadaşımı da şiddetle kınıyorum, keşke bunu yapmamış olsaydı, bu şiddetten eminim kendisi daha sonra ıstırap duymuş olacaktır.

Değerli milletvekilleri, önergemiz, biraz önce de Sayın Kâtip Üyemizin okuduğu gibi, özellikle bu kanunla kurulan şiddet önleme ve izleme merkezlerinin destek hizmetlerine bir yenisini daha eklemeyi amaçlayan bir önerge. Bu eklemek istediğimiz bölüm de özellikle bu merkezler tarafından… Şiddet gören, şiddet uygulayan ya

44

da bundan etkilenen tüm aile bireylerinin eğitimlerini verdirecek bir görevi bu merkeze yüklemek istiyoruz. Dolayısıyla, böylece, özellikle psikolojik teşhis ve tedavi desteği hem şiddetin oluşmasını önleyeceği gibi, bu şiddeti uygulayan ya da etkilenen diğer aile bireylerinin de bu istenmeyen durumdan geri kalmasını ve daha az etkilenmesini sağlayacaktır. O nedenle, şiddeti önlemenin en etkili yollarından birisi psikolojik teşhis ve tedavi uygulamasının mutlaka zorunlu hâle getirilmesinden geçmektedir.

Şiddet uygulayan ve şiddetten etkilenen tüm bireylerden alınacak psikolojik gözlem ve raporlar şiddetin önlenmesi ve bireylerin korunması açısından önem arz etmektedir. Bu önergemiz, söz konusu merkeze böyle bir görevin yasal olarak verilmesini sağlayan bir önerge. Umarım, yüce Meclis bunu yerinde görecek ve ailenin devamlılığının korunmasına önemli bir katkı sağlamış olacaktır.

Bu durum hakkında oluşturulacak psikolojik raporlar ve rehabilitasyon tedavileri sayesinde ise özellikle aile hâkiminin etkin ve isabetli karar vermesi de sağlanacak, böylece sadece polis ifadelerine dayanarak verilen kararların daha etkin ve sağlam temele dayanan yeni kararlar olması sağlanacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin desteğini talep ediyor, bu kanunun hazırlanmasında emeği geçen tüm çalışanları da ayrıca kutluyorum. Her ne kadar eksikleri de olsa, birçok kişiyi belki kurtarmayacak bir kanun da olsa önemli bir aşamadır, önemli bir adımdır; emeği geçen herkesi kutluyorum.

Son cümle olarak da özellikle kadınlarımızın şiddetten korunabilmesinin önemli yollarından birisinin, onlara verilecek eğitimin yanında, ekonomik olarak o kesimin de güçlendirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde, eğitimi yeterli olmayan, ayrıca ekonomik desteği ve gücü yetersiz olan hangi birey olursa olsun -sadece kadınlarımız değil, bu toplumdaki her birey- ciddi anlamda sıkıntıya devam edecektir ve bu tür istemediğimiz şiddet olaylarının yaşanması maalesef azalmayacaktır. Çünkü Türkiye'de ekonomik sıkıntılar devam ettiği sürece bu olayların da önlenmesi gerçekten zordur, önlenmesi açısından da eğitimden başlamak kaydıyla ekonominin geliştirilmesi ve tüm toplum tabanlarına yaygınlaştırılması konusu da önem arz etmektedir.

Tekrar, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyor, önergeye desteğinizi bekliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.

Sayın Işık ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir önceki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 15. maddesinin 1. fıkrasının d) bendine son cümle olarak "Kurulan çağrı merkezinin 7/24 çalışması sağlanarak, mobil ekipler kurulması ve müracaatlar üzerine kadın görevlinin de olduğu mobil ekiplerin şiddet mağdurlarına hizmet vermesini sağlamak" ibaresinin eklenmesini saygıyla arz ve teklif ederiz.

Mahmut Tanal (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Kim konuşacak efendim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Mahmut Tanal.

BAŞKAN - Sayın Tanal, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 8 Mart Dünya Kadın Emekçiler Günü. Dünya Kadın Emekçiler Günü'nü kutluyorum ben. Tabii, "Âyînesi iştir kişinin, lafına bakılmaz." denilir. Bugün Mersin'de ve İstanbul'da İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Müdürlüğü maalesef kadınlara yine şiddeti tatbik etmekte. Niçin "Âyînesi iştir kişinin, lafına bakılmaz." dedim? Benim şu parmağım bu Mecliste şiddetten dolayı kırıldı, o açıdan. Bugün caddelerde bulunan, sokaklarda bulunan kadınlarımıza yine Emniyet Müdürlüğünün personeli bulunan polisler tarafından yine şiddet tatbik edilmekte.

Bugün, aynı şekilde, Millî Eğitim Komisyonunda siyasal iktidar tarafından yine şiddet tatbik edilmekte. Yani bu açıdan burada güzel sözler söylemek gerçekten kulağımıza hoş geliyor ama ben size şimdi… 24'üncü Dönemde kaç tane müsteşar var, kaç tane müsteşarın kaçı kadındır değerli arkadaşlar?

24'üncü Dönemde kaç tane müsteşar yardımcısı vardır, kaç tane müsteşar yardımcısı kadındır?

45

Bugün itibarıyla bürokrasinin başında kaç tane genel müdür vardır, bunların kaçı kadındır?

Kaç tane bölge müdürü vardır, bunların kaçı kadındır?

İçişleri Bakanlığında en üst seviyede kaç tane bürokrat vardır, bu bürokratların kaçı kadındır?

Türkiye'deki öğretmenlerin yüzde 40'ı kadın olduğu hâlde, Millî Eğitim Bakanlığındaki üst düzey 27 kişi arasından kaçı kadındır?

Türkiye'deki mühendislerin yüzde 35'i, doktorların yüzde 30'u kadın olmasına rağmen, Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığında üst düzey pozisyonda tek bir kadın bürokrat bulunmamaktadır.

Ülkedeki avukatların yüzde 33'ü kadın olmasına rağmen, Adalet Bakanlığı üst düzeyde bürokrat sayısı nedir? Bunların hepsine verdiğimiz cevap, gerçekten, işte kadının gelmiş olduğu aşamanın ne olduğunu göstermektedir.

Yalnız, tabii, bunu söylerken, bugüne kadar görüşülen yasalarda -herhâlde Aile Bakanından kaynaklanıyor olsa gerek- üst bürokratlardan kadın sayısı en fazla olan bakanlığın, gerçekten, kadın ve aileden sorumlu bakanlık olduğunu görünce ben sevindim, kendilerini kutluyorum.

Şimdi, konuya bu çerçeveden bakınca, değerli arkadaşlar, bu kadar madem ayrımcılığa karşı… Şimdi ben cebimden… Bu benim nüfus cüzdanım değerli arkadaşlar, bu da kadın bir milletvekili arkadaşımızın nüfus cüzdanı. Bu renk ihtiyacını biz niye hissediyoruz? Yani başta bu nüfus cüzdanlarının renklerini niye değiştirmiyoruz? Aynı şekilde, aynı arkadaşımız milletvekili. Onun kimliğiyle benim kimliğimin rengi aynı. Aynı arkadaşımızın ehliyeti var, ehliyet renklerimiz aynı. Aynı arkadaşımız baroya kayıtlı, aynı şekilde, baro kimlik kartlarımız aynı. Peki, siyasal iktidar, sizin elinizi tutan mı var? Yani Nüfus Kanunu'nda -ehliyet aynı, baro kimlik kartı aynı, pasaport aynı, milletvekili kimliği aynı- nüfus cüzdanının renk ayrımını niye yapıyorsunuz? Derhâl, bu anlamda, Nüfus Kanunu'ndaki "Ayrı renk nüfus cüzdanı verilir." şeklindeki ayrımcılığa son verilmesi lazım.

Medeni Kanun 194. Madem kadını koruyoruz, değerli arkadaşlar… Biraz önce Çevre ve Şehircilik Bakanı buradaydı, Tapu Kadastro Genel Müdürüne yazı yazıyor, "Efendim, mahkeme kararı olmaksızın aile konut şerhini işlemeyin." diyorlar. Biz gayet rahat burada da… Sayın Bakan burada. Keşke Aile Bakanı olsaydı, dün Aile Bakanımız buradaydı, kendisine bunu sorduk, dedik ki: "Ne olur, iki bakanlık arasında…" Çevre ve Şehircilik Bakanının ne işi var Tapu ve Kadastro Müdürlüğüne yazı yazsın, "Tapu şerhini işlemeyin…" Gayet rahat bu hukuka aykırı. Ceza Kanunu'ndaki engeller var. Medeni Kanun 194'te açık yetki verildiği hâlde… Yine bu kanunda da tedbir şerhi var, bu tedbir şerhi yine işlenmeyecek değerli arkadaşlar. Yani kanun koyucu boş işlerle uğraşmaz. Dün uyardım değerli arkadaşları. Şiddet tanımında "sosyal" ibaresi yok. Peki, biraz önce bir konuşmacı arkadaşımız söz aldı, dedi ki: "Efendim, medyada sosyal şiddet var."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - Peki, bu "sosyal" kavramını koymamızın bir mahzuru var mıydı? Sayın Başbakanın bizzat kendisi şunu söyledi…

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) - "Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum." dedi. İlk önce Sayın Başbakanın bu düşüncesini değiştirmesi lazım.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın Tanal, lütfen…

MAHMUT TANAL (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Tanal ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

16'ncı madde üzerinde dört önerge vardır, önergeleri sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısının 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "müfredatına" ibaresinden sonra gelen "toplumsal cinsiyet" ibarelerinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

46

Ahmet Aydın Mehmet Doğan Kubat Oya Eronat

Adıyaman İstanbul Diyarbakır

Mustafa Elitaş A. Sibel Gönül Sermin Balık

Kayseri Kocaeli Elâzığ

Nurdan Şanlı Pelin Gündeş Bakır

Ankara Kayseri

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 16. maddesinin 3 üncü fıkrasında "ayda en az doksan dakika" ibaresinden sonra "toplumsal cinsiyet eşitliği," ibaresinin eklenmesi teklif ediyoruz.

Ayla Akat Sırrı Süreyya Önder Levent Tüzel

Batman İstanbul İstanbul

Altan Tan Sebahat Tuncel Erol Dora

Diyarbakır İstanbul Mardin

Hasip Kaplan Ertuğrul Kürkcü

Şırnak Mersin

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 181 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 16. maddesinin (3) fıkrasına, "en az doksan dakika" ibaresinden sonra gelmek üzere "ailenin kutsallığı ve bütünlüğü, dini ve evrensel değerlerde ailenin yeri ve toplumsal cinsiyet eşitliği," ibarelerinin eklenmesini arz ederiz.

Alim Işık Mustafa Kalaycı Celal Adan

Kütahya Konya İstanbul

Mehmet Şandır Cemalettin Şimşek Muharrem Varlı

Mersin Samsun Adana

Enver Erdem

Elâzığ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 16. maddesine 7. Fıkra olarak "(7) Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik görevini yapmakta olan er ve erbaşlara, toplumsal cinsiyet, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda uzman kişilerce eğitim verilir." fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Dilek Akagün Yılmaz Sena Kaleli

Balıkesir Uşak Bursa

Sedef Küçük Sakine Öz Veli Ağbaba

İstanbul Manisa Malatya

Engin Özkoç Mahmut Tanal

Sakarya İstanbul

BAŞKAN - Son okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Veli Ağbaba.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle şunu belirtmek isterim: Bugün Dünya Kadınlar Günü değildir, bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü'dür ve kimse tarafından da bahşedilmemiştir. Emekçi kadınlar, kendi güllerini, elleriyle, yürekleriyle kapitalist imparatorluğun sömürü düzeninden söküp almışlardır. Gerçeğin içini boşaltırsanız elinizde bir hiç kalır. Bugünü hiçleştirmek, emekçi kadınları görmezden gelmek, onlara yapılacak en büyük haksızlıktır.

Şimdi size memleketimizden kadın manzaralarını anlatmak istiyorum.

Ben, Malatya'nın milletvekiliyim. Malatya'da bir kadın hikâyesinden başlayalım. Bir anne, soğuk demeden sıcak demeden, karlı, yağmurlu günlerde elinde bir el arabasıyla 2 çocuğuyla beraber -birisi dört yaşında, biri

47

sekiz yaşında- kâğıt topluyor çocuklarının karnını doyurabilmek için. Birkaç kez rastladım, "Yapabileceğim bir şey var mı? Sana yardım edeyim." dedim ama kadın, kendi emeğiyle geçinmek istiyor, bunu reddetti.

Değerli milletvekilleri, Kübra Nazar Bakırcı iki buçuk aylık bir bebekti, 2011'in Nisan ayında annesinin kucağında açlıktan öldü. Bunu duyan AKP Hükûmeti, emniyet müdürlüğüne baskı yaparak ölüm tutanağını değiştirdi, ölüm nedenine "Açlık değildir, sehven yazılmıştır." dedirtti. Adli tıp emniyeti doğruladı, Kübra bebek, utanç abidesi olarak, yürüyemeden mezara gitti.

Şimdi sizlere geçtiğimiz pazartesi günü yaptığım, Bakırköy Kadın Cezaevindeki manzaraları anlatayım: Hediye Aksoy, iki gözü kör, meme kanseri ve yıllardır hapis. Adli tıp raporu "Yüzde 85 kendi ihtiyaçlarını tek başına göremez, cezaevinde kalamaz." diyor. Hediye, kaymayan bir terlik istiyor, kaymayan bir terlik ama maalesef, Adalet Bakanlığı bu kaymayan terliği vermiyor.

Yasemin Karadağ, tutuklu arkadaşlar -hükümlü de değil, tutuklu- bir böbreği yok, diğer böbreği yüzde 18 çalışıyor; daha önce beyin kanaması geçirmiş, boyu 1.60'tan 1.53'e düşmüş, kilosu 50'den 40'a düşmüş. AKP, polisle hastaneye gönderiyor, doktorlara, Yasemin'in ne zaman ölüp ölmeyeceğini soruyor. Yasemin, ölümün kıyısına gelince bırakılacak.

Fatma Tokmak Türkçe bilmiyor, türlü işkencelere maruz kalıyor, bir buçuk yaşındaki oğlu Azat'ın üzerinde söndürülen sigaraların izleri hâlâ duruyor ama hâlâ Fatma Tokmak, kalp hastası olmasına rağmen tahliye edilmiyor.

Aynı cezaevinde, değerli arkadaşlar, kızlarıyla beraber 2 anne kalıyor. Serpil Aslan Düzgün bir doktor, Nazire Ayata Civelek bir öğretmen. Haksız bir karar sonucunda kızlarını hapishanede büyütmek zorunda kalıyorlar. AKP çocuklara oyuncağı bile çok görüyor. Nazire Öğretmenin küçük kızı Şana'nın hayali ne biliyor musunuz arkadaşlar? Şana'nın hayali, "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusuna verdiği cevap şu: "Büyünce ben tahliye olacağım." Şana'nın hayalleri siz annelerin, babaların vicdanını sızlatıyor mu, bilmiyorum.

Şeyma Özcan, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi, Türkiye'nin en parlak öğrencilerinden birisi. Bir avukatla bir staj başvurusu için konuşuyor, staj yapmak için bir başvuruda bulunuyor. Kendisi örgüt üyeliğinden gözaltına alınıyor, konuştuğu avukat serbest.

Derya Göregen Bilgi Üniversitesinde öğrenci. Dört tane panele katıldığından dolayı terör örgütü üyeliğinden suçlanıyor. Eğitim hakları ellerinden alınıyor değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, yine son dönemde çok sıkça gündeme gelen, AKP'nin polisi Fevziye Cengiz'i karakolda kollarını kelepçeleyerek tekme tokat dövdü. Basında yer alana kadar polisler hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Karakolda bir kadını döveni koruyan zihniyet kadına şiddeti önleyebilir mi, takdirlerinize bırakıyorum.

Değerli arkadaşlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü herkesin. Her kadının bugünü kutlamak hakkı biliyorsunuz. Yine ilimden bir örnek vermek istiyorum: Malatya'da Hatice Harman isminde bir kadın, çocuğu cezaevinde ölüyor, kızının resmini Emekçi Kadınlar Günü'nde mitingde taşıyor. Hatice Harman'ı aylar boyunca, yaklaşık sekiz dokuz ay boyunca terör örgütü üyeliğiyle suçladı AKP Hükûmeti. Onun verdiği cevap ilginç, diyor ki: "Beni yargılasanız da, beni idam etseniz de ben kızımın resmini yüreğimde, göğsümde taşımaya devam edeceğim."

2006 yılında Beyazıt Meydanı kadına dayak meydanına çevrildi. Kendi karakolunda, kendi hapishanesinde, kendi iş yerinde kadına şiddet uygulayan bir zihniyet evde, sokakta kadına yönelen şiddeti engelleyebilir mi bilmiyorum.

Biraz önce bir haber aldık, İstanbul'da eylem yapan bir grup kadın, tekme tokat, protestodan dolayı cezaevine konuluyor; Dünya Emekçi Kadınlar Günü böyle kutlanıyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, teşekkür ediyorum.

Sayın Ağbaba ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir önceki önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 181 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 16. maddesinin (3) fıkrasına, "en az doksan dakika" ibaresinden sonra gelmek üzere "ailenin kutsallığı ve bütünlüğü, dini ve evrensel değerlerde ailenin yeri ve toplumsal cinsiyet eşitliği," ibarelerinin eklenmesini arz ederiz.

Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

48

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Kim konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Enver Erdem, efendim.

BAŞKAN - Elâzığ Milletvekili Sayın Enver Erdem buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ENVER ERDEM (Elâzığ) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesi üzerinde verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü de en içten dileklerimle kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, çok sayıda konuşmacı bu tasarı üzerinde değerli görüşlerini ortaya koydular ancak ne ailenin korunmasının ne de kadına yönelik şiddetin önlenmesinin sadece yasalarla, bu yapılan düzenlemelerle olmasının mümkün olmadığını ben buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum. Sorunun çözümü eğitimle olacaktır. 21'inci yüzyıl, bütün dünya milletleri için, kendi vatandaşlarına, çocuklarına, kadınlarına, ailelerine ve insanlarına vermiş olduğu eğitim çerçevesinde… Dünya milletleri arasında buna göre bir sıralama olacağını hepimiz çok yakından biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, toplumun temeli aile, ailenin de temeli evlilikle başlamaktadır. Aslında sorunun en önemli, bence düğüm noktası da burasıdır. Ülkemizde, mutlaka, bir okul veyahut da bir eğitim programı sonucunda, kadının ve erkeğin öncelikle kendilerini, sonra karşı cinsini tanıyacağı birtakım programlardan geçirilmek suretiyle hayatın bu en önemli kararı, en önemli müessesesi olan evlilik müessesesine hazırlanması gerekmektedir.

Ben uygulamanın içerisinden gelen, iki tane üniversite bitirmiş ve yirmi yıldan fazla bürokrat olarak Türkiye'nin çeşitli yerlerinde çalışmış bir insanım. 2003 yılında, Sakarya ili Karasu ilçesinde, bu sorunun tam da çözümü anlamında, "evlilik okulları" adı altında birtakım eğitim programlarını Sakarya Üniversitesiyle beraber oradaki insanlarımıza getirip bu sorunun bir nebze de olsa çözümüne katkıda bulunmaya çalışmıştım.

Değerli milletvekilleri, bu evlilik okulları son derece önemli. Bugün Bakanlığımızın da, çeşitli vesilelerle, mecburi olmamak kaydıyla bu tür programları uygulama noktasında birtakım girişimleri var ancak ben, mutlaka, bunun mecburi programlar hâline dönüştürülerek bütün insanlarımızın bu eğitim programlarından geçirilmesinin doğru olacağına inanıyorum.

Hepinizin malumu, evlilik hayatta bir defa insanın başına geliyor, yüzde 99. Sıradan bir araç ve gerecin kullanılmasında bile birtakım eğitim programlarından insanlar geçirildiği hâlde, erkek ve kadın, hayatın en önemli müessesesi konusunda herhangi bir bilgisi olmadan bu sürecin içerisine giriyor. Daha sonra kadına yönelik şiddetten bahsediyoruz. İşte, bu evlilik programlarıyla öncelikle ortaya çıkabilecek bu sorunların çözümü konusunda kadının ve erkeğin bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Ayrıca, bu programda, dünyaya gelecek olan çocuğun eğitimiyle alakalı, ortaya çıkacak sorunların çözümüyle alakalı birçok bilginin bu vesileyle insanlarımıza verilmesi gerekiyor. Evlilikler bir sorunlar yumağına dönüştükten sonra, artık, yasalar çıkarmak suretiyle bu sorunun çözümünün çok da mümkün olmayacağını bizler de biliyoruz.

Bu Karasu'daki uygulamadan, onların geri dönüşümü olarak kadınlardan aldığımız geri dönüşlerde şunu söylemişlerdi: "Allah sizden razı olsun çünkü bizim, hayatımızda üniversite sıralarında oturma imkânımız olmamıştı. Bu programlar çerçevesinde üniversite sıralarında oturmanın zevkini bize yaşattınız." Kadınlarımız bunu söylüyordu. "Biz, her birimiz bir psikiyatriste, psikoloğa ihtiyacımız olacak şekilde sorunlarla iç içeydik. Bu vesilelerle, bu eğitim programlarıyla bu sorunlarımızı azalttınız." demişlerdi.

Değerli milletvekilleri, ben insanlarımızın maddi, manevi, sosyal ve inançlarımızın ve değerlerimizin de iç içe geçirildiği bu tür eğitim programlarından geçirilmek suretiyle bu sorunların çözümünün çok daha kolay olacağına inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENVER ERDEM (Devamla) - Bu yasanın halkımıza, kadınlarımıza, erkeklerimize hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Erdem, teşekkür ediyorum.

Sayın Erdem ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

49

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 16 maddesinin 3 üncü fıkrasında "ayda en az doksan dakika" ibaresinden sonra "toplumsal cinsiyet eşitliği," ibaresinin eklenmesi teklif ediyoruz.

Ayla Akat (Batman) ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Ata, buyurun.

AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen yasanın 16'ncı maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Açıkçası, bir şaşkınlık içerisindeyiz. Niye? Çünkü görüşülen yasa maddesi 3'üncü fıkra itibarıyla eğitimin görsel ve yazılı yayın organları tarafından medya kullanılarak gerçekleştirilmesini önüne hedef olarak koyuyor. Yine 6'ncı maddesinde, ilköğretim ve ortaöğretim müfredatında toplumsal cinsiyet, kadının insan hakları ve kadın-erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler kısmı geçiyor. Biz, 6'ncı maddede olan "toplumsal cinsiyet" kavramının 3'üncü maddede de yer alması gerektiğini ifade ettik. Bir baktık, iktidar partisi bir önerge vermiş, onlar da tam aksine, 6'ncı fıkrada yer alan, ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitim görmesi kısmını çıkarmışlar.

Şimdi, önergeye bakıyoruz, doğru, burada 3 tane erkek arkadaşın imzası var ama Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu Başkanının imzası var. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin eğitim alması hususunda "Bu düzenleme nasıl oldu buraya girdi?" diye şaşırmışken bizler -çünkü tanım olarak yer almamıştı, "Gözden kaçmış herhâlde." diye düşündük- iktidar partisi bunu da çıkarmak istiyor. Yine, Oya Eronat, Sermin Balık, Nurdan Şanlı, 3 tane daha kadın vekilin imzası var. Bırakalım, bunu istiyorsa da erkek vekiller istesin. Kadın vekiller en azından, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda, özellikle de ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin eğitim görmesi hususunda elini taşın altına koysun, desin ki: "Biz bunu istiyoruz." Yani dünden beri burada yapılan her konuşmada işin ucunda eğitim olduğunun altı çizildi ama geliyoruz, bunu yasalaştıracağımız, görünür, bilinir kılacağımız noktada önüne ket koyuyoruz, kavramlarla yarışıyoruz, kavramları tartışıyoruz. Bunlar ulusal üstü kavramlar, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi itibarıyla zaten yasalarımızın üstünde olan kavramlar. Biz, ulusal üstü sözleşmelere imza atmışız, bunları kabul etmişiz, kendi iç hukukumuzda da bunlara yer vermek gibi bir sorumluluk altındayız o imzaları atmış olmamız dolayısıyla.

Peki, bugün nasıl oluyor da bu kavramlarla yarışıyoruz, "Yer almamalı." diyoruz? Bunun arkasında yatan zihniyet nedir? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Hani, burada en fazla söylenecek… Sayın Elitaş'a sorduk biz burada konuşmadan önce, "Bu doğru bir şey değil." dedik, "Bizim ilkesel yaklaşımımız. Başta böyle düşündük, sonuna kadar da böyle devam edeceğiz." dedi. Var mı… Yanlıştan dönmenin bir noktası vardır herhâlde, yanlıştan dönülür. Konu eğitim ve biz bunun eğitimini vermekten bu kadar imtina eder bir noktadayız. Genç nesilleri nasıl yetiştireceğiz? Sosyal ortamda şiddet, ekonomik ortamda şiddet, siyasal anlamda şiddet. Bu gençler, nasıl şiddet ortamı dışında kadın sorununu, gençlik sorununu değerlendirecekler? Bu konuda herkesin sorumluluğu vardır, bunun altını çizmek istiyoruz.

Bizler, şiddetin yaşamdan bir bütün çıkartılabilmesi için tabii ki eğitimin bir öneminin olduğunun farkındayız ama siyasi iktidarın, Türkiye'de 2 insandan 1'inin oyunu almış siyasi iktidarın burada ortaya koyduğu yaklaşımın eğitim kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Kamuoyuna verilen mesajın, burada rol model olma açısından çok önemli ve değerli olduğuna inanıyoruz. Burada inandırıcılığını yitirmiştir siyasi iktidar; bu önergeyi hazırlayarak ve buraya sunarak inandırıcılığını yitirmiştir. Aksine, yapılan yayınların süresi doksan dakikaysa bunun daha ileriki dönemlerde daha da artırılması gerekir. Eğer ilk, ortaöğretim müfredatlarında yer veriliyorsa bunun daha da artırılması gerekir. Kaldı ki biz bir müfredat konusu olarak görmüyoruz, gerektiğinde ders bile verilebilmelidir. Bizim öğrencilik yıllarımızda vardı, sizinkinde oldu mu bilmiyorum ama bazı konularda toplu olarak dersler verildi kapalı spor salonlarında. Belki onların konusu olabilecek bir konudur ama biz, kalkıyoruz, müfredattan çıkartıyoruz, eğitim konusu olmaktan çıkartıyoruz; bu doğru değil. Tam da o müfredatta görmesi gerekiyor gençlerimizin, çocuklarımızın "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramını. Aile içerisinde görmüş olması kadar sosyal yaşamda görmüş olması da önemlidir; sosyal yaşamda gördüğü kadar okuduğu, öğrendiği materyalde görmesi de önemlidir.

50

Şimdi burada, siyasi iktidar, ortaya koymuş olduğu tavrı kamuoyuna açıklamakta. Bugüne kadar Sayın Bakanın ortaya koymuş olduğu samimiyeti tartışılır kılacaktır. Bunun sorumluluğu bizlerindir, sizlerindir. Müfredattaki ayrımcılığı körükleyen, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle uyuşmayan kavramları ayıklamak yerine bunu koymaktan çekinmenin bir doğru tavır olduğunu düşünmüyoruz, önergemizin kabulünü rica ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata.

Sayın Ata ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısının 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "müfredatına" ibaresinden sonra gelen "toplumsal cinsiyet" ibarelerinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Pelin Gündeş Bakır (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılıyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kadın erkek eşitliği ifadesinin daha geniş bir anlam ifade ettiği değerlendirildiğinden bu önerge verilmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 16'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16'ncı madde kabul edilmiştir.

17'nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 17. maddesinin 1. fıkrasına son cümle olarak "Geçici maddi yardım nafaka borçlusundan nafaka tahsil edilinceye kadar yapılmaya devam edilir" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Dilek Akagün Yılmaz Sena Kaleli

Balıkesir Uşak Bursa

Sedef Küçük Sakine Öz Ahmet Toptaş

İstanbul Manisa Afyonkarahisar

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümlelerin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Korunan kişinin birden fazla olması halinde, ilave her bir kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır. Ancak, ödenecek tutar hiçbir şekilde belirlenen günlük ödeme tutarının bir buçuk katını geçemez. Korunan kişilere barınma yeri sağlanması halinde bu fıkrada belirlenen tutarlar yüzde elli oranında azaltılarak uygulanır."

Mustafa Elitaş Mehmet Doğan Kubat Sermin Balık

Kayseri İstanbul Elâzığ

Nurdan Şanlı Oya Eronat Tülay Selamoğlu

Ankara Diyarbakır Ankara

Pelin Gündeş Bakır

Kayseri

TBMM Başkanlığına

181 sıra sayılı kanun tasarısının 17 inci maddesinin 2 inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini,

"Bu ödemeler, Bakanlık bütçesine, geçici maddi yardımlar için konulan ödenekler karşılanır. Yapılan ödemeler, Bakanlığın gerekli görmesi ve başvurusu üzerine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının

51

Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimali bulunan kişiden tahsil edilir."

teklif ediyoruz.

Sebahat Tuncel Ayla Akat Erol Dora

İstanbul Batman Mardin

Nazmi Gür Pervin Buldan Levent Tüzel

Van Iğdır İstanbul

Altan Tan Halil Aksoy

Diyarbakır Ağrı

BAŞKAN - Son okunan önergeye Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Dora, buyurun.

EROL DORA (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 181 sıra sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce bütün kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyor, kendilerine selam ve saygılarımı sunuyorum.

Tarihteki ilk eşitsizliklerden biri olan kadın-erkek eşitsizliği özellikle ülkemizde hâlâ tüm şiddetiyle devam etmektedir. Kadına yönelik şiddetle ilgili sorunların yasayla çözülmesi de ancak ve ancak kadınların görüşleri dikkate alınarak sağlanabilir. Bu bağlamda, yasa tasarısının genel olarak olumlu olduğunu kabul etmekle beraber kadın örgütlerinin görüşlerinin çok dikkate alınmadığını üzülerek ifade etmek istiyorum.

Yasa teklifinin adı "Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi" diye geçmektedir. İlk bakışta kulağa hoş gelen bu adlandırma üzerinde düşününce birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Öncelikle aileden kastımız nedir? Sadece resmî devlet nikâhıyla evli olanların oluşturduğu toplumsal birim mi? Eğer öyleyse bu bir ayrımcılığa işaret etmez mi? Bu durumda imam nikâhlı eşleri, aralarında resmî nikâhı olmaksızın birlikte yaşayan sevgilileri veya eşcinsel birliktelikleri nereye koyacaksınız? Bu tür bir beraberlik yaşayan çiftlerden birinin şiddet görmesi mümkün değil midir? Şiddet gibi son derece önemli bir konuda bu insanları yasanın kapsamı dışında tutmak ayrımcılıktır ve Anayasa'nın eşitlik ilkesini düzenleyen 10'uncu maddesine de aykırıdır. Dolayısıyla kanunun kapsamının genişletilmesi, İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW Protokolünün yasaya ilişkin hâle getirilmesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddetin son bulması, erkek egemen zihniyetin değişmesi, kadını insan olarak gören bir zihniyetin gelmesiyle mümkün olabilecektir. Çıkarılacak yasaların yaptırım gücünün olması ve mağdur vatandaşlarımıza güven telkin etmesi gerekmektedir. Bir iktidar, kanun çıkarmadan önce siyasal duruşuyla nasıl düşündüğünü, nasıl hareket edeceğini belli eder. Her gün gözaltıların, tutuklamaların ve hak ihlallerinin yaşandığı bir ülkede herkesi mutlu edecek bir anayasa beklentisi içinde olmak nasıl mümkün değilse, bir kanunla kadına yönelik şiddetin son bulacağını düşünmek de mümkün değildir. Yasal düzenlemeler kadar pratik uygulamaların da son derece önemli olduğunu bilmek gerekiyor.

Kanun tasarısının 17'nci maddesi, şiddete maruz kalmış on altı yaşından büyük kadınlara ödenecek geçici maddi yardımları düzenlemektedir. Son süreçte olumlu değişimler yaşansa da ülkemizde çocuk gelinler gerçeği vardır. On dört-on beş yaşında evlenmek zorunda bırakılan kadınlar şu durumda yasa kapsamı dışında tutulacaktır. Hakeza kimlik yaşı küçük olan kadınlar da aynı şekilde şiddet görmesi durumunda yasa kapsamı dışında tutulacaktır.

Aynı madde, yapılması planlanan ödemelerin Bakanlık bütçesinden geçici mali yardımlar için konulan ödenekten karşılanacağını öngörmektedir. Aç kalmaktansa koca dayağını tercih etmek zorunda kalan kadınların geçim sorunlarını çözmesi açısından son derece olumlu olarak gördüğüm bu maddenin eksikliği ise şiddet uygulayan erkeklerden tahsilatın yapılmasıdır. Parasal yükümlülük altına giren bir erkek, takdir edersiniz ki devletten çok gene kadına saldıracak, hıncını kadından alacaktır. Kadına yönelik şiddeti önlemesi beklenen bir yasanın, kadına yönelik şiddeti daha da artıracak hükümlere yer vermemesi gerekmektedir.

52

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin en önemli sorunlarından biri olarak gördüğümüz kadına yönelik şiddeti önleme konusunda yapılması gereken çok şey var. Kadın-erkek eşitliğinin gerçek anlamda sağlanması, kadının istihdamı ve aynı zamanda evrensel eşitlik normlarının uygulanmasıyla mümkün olacaktır.

Kadınların özgür ve eşit olmadığı bir dünyada erkeklerin de özgür olamayacağını belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dora.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, toplantıyı daha çok sayıda milletvekilinin izlemesini sağlamak amacıyla karar yeter sayısı istiyorum efendim.

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını da arayacağım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Efendim, elektronik oylamayla da yapabiliriz.

BAŞKAN - Bir saniye… Oylayalım, yok dedikleri zaman elektronik oylamayla yaparız.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.08

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet SAĞLAM

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Tanju ÖZCAN (Bolu)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 76'ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulanamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık var.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, muhalefetten sadece 10 kişi var; tutanaklara geçsin diye söylüyorum. "Yasa çıksın" diyorlar ama kendileri 10 kişi! Türkiye bilsin.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır; önerge reddedilmiştir.

181 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

17'nci madde üzerindeki ikinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümlelerin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Korunan kişinin birden fazla olması halinde, ilave her bir kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır. Ancak, ödenecek tutar hiçbir şekilde belirlenen günlük ödeme tutarının bir buçuk katını geçemez. Korunan kişilere barınma yeri sağlanması halinde bu fıkrada belirlenen tutarlar yüzde elli oranında azaltılarak uygulanır."

Pelin Gündeş Bakır (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılıyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Gerekçe.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyoruz.

53

Gerekçe:

Korunan kişi sayısı ve barınma yeri dikkate alınarak geçici maddi yardım tutarları yeniden düzenlenmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Sonuncu önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 17. maddesinin 1. fıkrasına son cümle olarak "Geçici maddi yardım nafaka borçlusundan nafaka tahsil edilinceye kadar yapılmaya devam edilir" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Toptaş (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Toptaş, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 181 sıra sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, verdiğimiz önergeyle, bu yasayla düzenlenen geçici maddi yardımın, nafaka borçlusundan nafaka tahsil edilinceye kadar devamını talep ettik. Hepiniz bilmektesiniz ki nafaka borçluları, çeşitli nedenlerle, mal varlığı stokunu boşaltarak nafaka ödememek için bütün yasal tedbirleri daha önceden alıyorlar. Bu nedenle nafakanın tahsili de mümkün olmuyor. Dolayısıyla, yardıma muhtaç olan bir kadının nafaka tahsil edememesi karşısında bu yasayla düzenlediğimiz geçici yardımın, nafaka borçlusundan nafakanın tahsiline kadar devam etmesi gibi bir zorunluluk doğmaktadır. Umarım bu önergeye olumlu oy verirsiniz.

Yine, bu vesileyle, bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bu yasayı bugün çıkarmış olmamız bir şanstır. Her ne kadar eksikleri fazlaysa, kadınların taleplerini karşılamayacak düzeyde ise de yine, bu şekliyle bile çıkarılmış olması bir kazanımdır diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, kadın, anadır. Kadın, yaratıcıdır, üreticidir. Kadın, şefkattir, barıştır, sevgidir. Kadın, koruyucudur. Sevgili Mustafa Balbay'ın kadınlarımıza gönderdiği mektupta belirttiği gibi, nasıl dünyamızı çevreleyen atmosferin üzerinde güneş ışınlarından yeryüzünü koruyan bir ozon tabakası varsa, yeryüzünde de insan sıcaklığını koruyan, yaşam iklimini dengeleyen kadınlarımızdır. Kadınlarımız bu kadar önemliyse ve kadınlarımız… Kadın, 23 Mayıs 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda İzmir'in işgalini protesto eden mitingi düzenleyen ve konuşan Halide Edip'tir. Kadın, Erzurum'da müfreze başı Kara Fatma'dır, tabyasında direnen Nene Hatun'dur. Kadın, tarlada çapa yapan, pancar kesen, ekin biçen, orman dikendir. Kadın, bugün üniversite kürsülerinde bize bilim öğreten, uygarlık öğretendir. Her ne kadar bürokraside kendi sayılarıyla orantılı olmasa bile bizi yönetendir kadın.

Öyleyse erkek egemen toplumda bütün övgülere layık bulduğumuz kadınımızın ülkemizdeki durumu nedir, bakmak lazım. En son istatistik verilere göre ülkemizde her 100 kadından 47'si şiddet görüyor; her 100 kadından 68'i eşi tarafından sözlü saldırıya maruz kalıyor; sadece 2011 yılında 250 kadın öldürülmüş; bilinen sayısıyla 102 kadın ve 59 kız çocuğuna tecavüz edilmiş; eşinden şiddet gören 100 kadından 30'u intihar etmeyi düşünmüş. Bunlar bizim kadınlarımız, bunlar ana, eş, çocuk bizim insanlarımız.

Ne istiyor kadınlarımız? Kendi sorunlarını aşmak için çaba gösteriyorlar. Eşit işe eşit ücret istiyorlar. Cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Her iş yerinde kreş istiyorlar. Politikada pozitif ayrımcılık istiyorlar. Ülkede adalet istiyor, barış istiyorlar. Oysa ülkeyi yöneten Başbakanımız her kadına 3 çocuk istiyor. Getirilmek istenen 4+4+4 formüllü eğitim yasasıyla kadın okulsuzlaştırılmak isteniyor. Vazgeçin bunlardan. Kadını eve kapatma politikalarından vazgeçin, vazgeçelim. Kadını çocuk yapan, çocuk bakan, evinin dört duvarının arasında hizmetçilik yapan, ikinci sınıf insan gören anlayışa karşı hepimiz birlikte mücadele edelim. Anamıza, eşimize, çocuklarımıza daha özgür, daha güzel, daha yaşanası bir dünya kurmanın çözümünü birlikte bulalım. Kadın örgütlerinin sesini dinleyelim, kadınların sesini dinleyelim. Bugün yapamadık, onların taleplerini yerine getiremedik ama hiç olmazsa bundan sonra onların taleplerini yerine getirmek için daha çok çalışalım.

Bu vesileyle tüm kadınlarımızın, analarımızın, kardeşlerimizin 8 Mart Emekçi Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Toptaş.

54

Sayın Toptaş ve arkadaşlarının önergelerini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17'nci madde kabul edilmiştir.

18'inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun tasarısının 18. maddesinin 2. fıkrasına "tahsil edilir" ibaresinden sonra "Nafaka yükümlüsünün taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için icra müdürlüğü tarafından ilgili birimlere yazı yazılır" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ayşe Nedret Akova Dilek Akagün Yılmaz Sena Kaleli

Balıkesir Uşak Bursa

Sedef Küçük Sakine Öz

İstanbul Manisa

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN - Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sena Kaleli…

BAŞKAN - Sayın Kaleli, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 181 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 18'inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergemiz üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel olarak yazılı ve görsel medyada kadına dair araştırmalar, raporlar ve anketler genelde birinci konu olarak işlenmiş ve manşetlere taşınmıştır. Bu duyarlılıklarından dolayı bütün medya camiasına teşekkür ediyorum. Bu anket, rapor ve araştırmalar sonuçları itibarıyla yerleşik algıları da sorgulatmaya başlamıştır. TÜİK tarafından yapılan anketlerde kadınlar genellikle hâlinden memnun ve mutlu göste-riliyorken, bir araştırma şirketi tarafından 38 ilde 2.864 kadınla yapılan ve bugün açıklanan mutluluk anketinde kadınların dörtte 3'ünün, diğer bir deyişle her 10 kadından 7'sinin mutsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışan kadınların yüzde 68'i kazandığı parayı eşine teslim etmektedir. Kadınların yüzde 85'i "Şiddete hayır." derken, yüzde 15'inin şiddeti kabul edilebilir bulması, zannediyorum, gelenekselleşmiş bakış açısı, belletilmişlik ve çaresizliktendir yani kadın "Gidecek yerim mi var? Diyecek sözüm mü var?" sarmalında dolanıp durmaktadır.

Anketlerden çıkan en çarpıcı sonuçlardan bir diğeri ise eğitimin yükselmesi ve ailenin aylık gelirinin artmasıyla şiddet görenlerin oranının azalmasıdır.

Kadının adil olmayan çocuk yetiştirme anlayışı ve kendini algılaması değişmeden, hak ve özgürlüklerine sahip çıkma bilincine erişmeden yapılacak düzenlemeler de fayda etmeyecektir yani eğitim ve gelir durumuyla şiddet arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Sonuç olarak, eğitime yatırım yapmayan devlet, daha çok cezaevi yapmaya mahkûmdur.

Aniden gündeme gelen, benim deyişimle "4/4/4" sistemi de -çok kültürlü sisteme geçeceğimize- çocukları yaş ve cinsiyetine göre bölmekte ve ayrıştırmaktadır. Bu Komisyonda yaşananlar, tüm erkeklerin öfke kontrolü sorunlarını aşmaları gerçeğini de ortaya çıkarmaktadır.

Öte yandan, Dünya Ekonomik Forumu'nun Cinsiyet Uçurumu Raporu'na göre kadının ekonomiye katılımında, Türkiye, son yirmi yılda ilerleyeceğine gerilemiştir.

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı giderek düşmektedir. Son on yılda artan şiddetin de bu bağlamda değerlendirilmesi, çözüme yönelik arayışlar için önemli bir referanstır.

"Şiddet artmıyor, devlete olan güven nedeniyle ortaya çıkıyor." diyerek kendini kandıran anlayışın, vatandaşını da kandırdığını sanmaması gerekir. Böyle düşünenler, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na kulak verirlerse, güven var mı yok mu anlayacaklardır. Bu şartlarda toplumlar değişemez ve gelişemez.

55

 
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

Randevulu Okul Gezisi

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki