Türkiye Büyük Millet Meclisi - Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 5. Yasama Yılı
11. Birlesim 26 Ekim 2021 Salı
Ulaşmak istediğiniz sayfa aralığını giriniz
Tutanak toplam 56 sayfadır.
müdafaa hakkımız olmak üzere, uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda her türlü önlemi uzun dönemli olarak ve kararlılıkla almaya devam edeceğiz; bunu ilgili tüm tarafların bilmesi gerekir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu süreçte siyasi partilerimizin terörle mücadele hususunda ortak bir irade ve hassasiyet göstermesi önemlidir. Ülkemizin birliği ve bölünmez bütünlüğü içinde milletimizin varlığına yönelik tehditleri bertaraf edebilmek için bu tezkereyle talep edilen yetkilere ihtiyaç vardır. Türkiye'ye yönelik tehditler devam ettiği sürece, bu tehditlerin ortadan kaldırılması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesine gönderilmesi imkânını da sağlayan tezkereye AK PARTİ olarak biz destek olacağımızı ifade ediyoruz. Cumhurbaşkanımıza yetki veren tezkerenin uzatılması terör tehdidinin kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen kapsamlı ve çok boyutlu faaliyetleri destekleyecektir ve ülkemizin her ne pahasına olursa olsun, tehdit nereden ve kimden gelirse gelsin kendimizi savunmaya yönelik kararlılığının da en somut göstergesidir. Bu Meclisin millete karşı sorumlu olduğunu hisseden milletvekillerinin de bu tezkereye "evet" diyeceğine inanıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Biz millî egemenliğimizi nasıl yabancı güçlere...

BAŞKAN - Gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştır.

Tezkere üzerinde şahsı adına ilk olarak Diyarbakır Milletvekili Sayın Salihe Aydeniz konuşacaktır.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

SALİHE AYDENİZ (Diyarbakır) - Öncelikle, işkence ve ölümevlerine dönüşen cezaevlerinde rehin tutulan siyasi tutsakları ve her türlü baskıya, her türlü saldırıya karşı asla direnişten vazgeçmeyen, mücadeleden vazgeçmeyen halklarımızı saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum.

Evet, bugün burada 84 milyonun içinden üç beş mutlu azınlığın dışında kalan bütün Türkiye toplumunu, halklarını daha çok yoksullaştıracak, kutuplaştıracak, yeni felakete sürüklemeye sebep olacak ve en önemlisi, Kürt'ün fermanı olacak bir tezkere onaya sunuluyor. Her geçen gün daha çok eriyen, çürüyen, kriz ve kaoslarla boğuşan, iç ve dış siyasette gittikçe çaresiz kalan bu iktidar çareyi yine çözümsüzlükte ve savaş siyasetinde bulmak için tezkereye sarılıyor çünkü topluma şiddet ve kaostan başka bir şey vadedemeyen bu iktidar da biliyor ki "Vatan, millet, Sakarya." edebiyatı ve Kürt düşmanlığı Türkiye'deki ilkel milliyetçiliği her zaman hareketlendiriyor. Defalarca bitme noktasına gelmiş olan iktidar, yıllardır her seferinde sınır güvenliği, beka meselesi üzerinden HDP dışındaki diğer muhalefeti istediği çizgide hizalıyordu.

Yıllardır savaşa ve saldırılara zemin hâline gelen Irak-Suriye tezkereleri birçok açıdan sorunların derinleşmesine neden olmuştur. Derinleşen bu sorunların en başında da Kürt sorunu gelmektedir. Yıllardır Kürt sorununa yaklaşımını inkâr, imha ve asimilasyon politikası olarak derinleştiren iktidar, kendi eliyle isteyerek, bilerek Kürt sorununu bölgesel bir soruna dönüştürmüştür. Yıllardır "terörle mücadele" adı altında, beka meselesi aldatmacasıyla, güvenlik gerekçesiyle Kürt halkına düşmanlık yapılıyor ve bu düşmanlık üzerinden doğası, kimliği, kültürü ve varlığı tehdit altında tutuluyor.

"Kürt sorununu bitirdik." diyenlere buradan sormak istiyorum: Kürt sorununu Türkiye'de 20 milyonun konuştuğu dili "bilinmeyen bir dil" olarak tanımlayarak mı çözdünüz? Kürt sorununu cezaevlerinde Kürtçe halay çektikleri için kadınlara disiplin cezası vererek mi çözdünüz? Kürt sorununu "Parklarda Kürtçe ıslık çaldılar." diye gençlere soruşturma açarak mı çözdünüz? Kürt sorununu daha birkaç gün önce Diyarbakır'da gerçekleştirilen ve izinli kadın mitinginde anaların sarı, kırmızı, yeşil renklerdeki eşarplarına tahammülsüz davranarak mı çözdünüz?

Onlarca defa farklı isimler altında askerî harekâtlar düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir harekâttan siyasi bir sonuç alınamamıştır. Defalarca denenmiş ve sonuç alınamamış yöntemlerde ısrar ederek mi bu sorunu çözdünüz? Tecridi, kayyumu, siyasi operasyon politikalarının süreklileştirilmesiyle her an darbe mekaniğini devrede tuttuğu bir süreci yönetim şekline dönüştürerek mi bu sorunu çözdünüz?

Yıllarca savaş ve militarizm yöntemleriyle çözülecek diye 3 trilyon dolardan fazla para harcandı; bu kadar daha harcansa da bu yöntem ekonomik, siyasal, toplumsal ve ekolojik krizin derinleşmesinden başka bir sonuç vermez. Her geçen gün daha çok derinleşen çoklu kriz ve yönetememesinden freni patlamış bir kamyon misali sağa sola çarpa çarpa aşağı doğru giden bu iktidar, dizginlenemez bir çıkmaza girdiğinden sınır güvenliği, beka meselesi bahanesiyle tezkerenin gerekçesini ne kadar süsleyerek, cilalayarak sunarsa sunsun bu tezkere bir çözümsüzlük ve talan siyasetinden başka bir şey değildir.

Tezkere, içeride ve dışarıda Kürt'ün fermanıdır, işgal ve yayılmacı politika yürütmektir. Biz, bu politikayı Afrin'den, Serekaniye'den, Gire Spi'den, yine, Irak federe Kürdistan bölgesinden yürüttüğünüz politikalardan çok iyi biliyoruz ama şunu çok net ifade edelim: 21'inci yüzyılda "yeni Osmanlı projesi" hayallerinden vazgeçin çünkü bu hayallerinize karşı başta Kürt halkı olmak üzere kendini yönetmek isteyen halklar ve uluslararası dengeler
35