Türkiye Büyük Millet Meclisi - Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 5. Yasama Yılı
11. Birlesim 26 Ekim 2021 Salı
Ulaşmak istediğiniz sayfa aralığını giriniz
Tutanak toplam 56 sayfadır.
uzatmakla ömrünüzü uzatmaya mı çalışıyorsunuz? Korkunun ecele faydası yoktur; geliyor gelmekte olan, gidiyor gitmekte olan. (CHP sıralarından alkışlar) Yurt dışında asker bulundurma sürelerini uzatmak da bu akıbeti değiştirmeye yetmeyecek, bu da böyle biline.

Bakın, biz bu süre meselesini Libya tezkeresi önümüze getirildiği zaman da konuştuk. Libya tezkeresini on sekiz aylık süre için getirdiğinizde dedik ki: Bu on sekiz ay 24 Aralık 2021 tarihinde yapılacak olan Libya seçimlerinin de tarihinin süresini aşıyor. Bu seçimlerden sonra Libya'da kurulacak olan yeni hükûmetin askerlerimizin Libya'da bulunmasına razı olacağının garantisi var mı? Dinletemedik. Şu sırada zaten Libya'da geçici Hükûmet mensupları, Tobruk'taki Meclis yetkilileri, geçici Başkanlık Konseyi ve Dışişleri Bakanı dâhil herkes Türkiye'nin Libya'da asker bulundurmasına karşı olduğunu dile getiriyor ve askerlerimizin çekilmesini istiyor ama şunu söylemem lazım: Kendi ülkesinin yasal seçim süreçlerine, yasama ve yürütmenin yetkilerine saygı göstermeyen bir iktidarın başka ülkelerin yasama, yürütme ve halk iradesine saygı göstermesi zaten beklenemezdi. Libya halkına da bunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmak ve Libya halkı ile Türkiye halkını yeniden barıştırmak da bize düşecek anlaşılan.

Peki, Libya'da durum bu da Afganistan'da farklı mı oldu? Afganistan tezkeresini de on sekiz aylık getirdiniz, o zaman da dedik ki: Afganistan'da sıkıntılı bir süreç var. Taliban Afganistan için yeniden ciddi bir tehdit hâline geldi. Afgan Hükûmetinin giderek güçlenen Taliban karşısında tutunabilmesi güç görünüyor, dikkatli olalım. Ne oldu? Dediklerimizin hepsi gerçek oldu. Afganistan'da on sekiz ay için süre istediğiniz Türk Silahlı Kuvvetleri varlığını altı ay içinde apar topar çektiniz. Üstelik Taliban Kabil'e yaklaşmadan çok önce dedik ki: Mehmetçik'in can güvenliği tehlikede, siz ise Kabil Havalimanı'nın güvenliğini üstlenmeye çalışıyorsunuz, çekin Mehmetçik'imizi bu cehennemden. Bunu haftalarca ısrarla dile getirdik. Amerikan askerlerinin artık Afganistan'da daha fazla kalmayacağı anlaşılana kadar da askerimizi tehlikeye atmaya devam ettiniz. Şükürler olsun ki bir tekinin bile ayağına taş değmeden Mehmetçik'imiz Afganistan'ı terk etti. Hâlâ da akıllanmadınız, şimdi de Taliban hükûmetine kur yapıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, Suriye'de, inanın, bu Libya ve Afganistan konusunda dile getirdiğim hususlardan çok daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. 14 Eylülde Moskova'yı ziyaret eden Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir görüşme yaptılar ve bu görüşmeden sonra, Suriye'de bulunan tüm yabancı askerlerin çekilmesi gerektiğini açıkladılar. Adres, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye'ydi elbette ama bunu kimse pek ciddiye almadı; aksine, Sayın Erdoğan, New York'ta Biden'le görüşemeden ülkeye döner dönmez, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'den askerlerini çekmesini söyledi. Amerika Birleşik Devletleri muhtemelen Suriye'den çekilmeyi de yakında gündemine alacak çünkü artık, dünyada, başka ülkelerin topraklarında asker bulundurmak üzerinden iç politikada nemalanma devri sona erdi. Afganistan örneğinde olduğu gibi Türkiye'nin de artık bu politikadan vazgeçmesinin zamanı geldi. 2016 yılından beri Suriye'de operasyon yapılıyor. Sonuç nedir? Sıfıra sıfır elde var sıfır. Yurt dışındaki yegâne ulusal toprak parçamız olan Süleyman Şah Türbesi'ni apar topar kaçırdınız, 2015 yılından beri altı yıldır Süleyman Şah Türbesi'nin topraklarını geri alamadınız. Suriye'de geri çekilmeyi altı yıl önce başlatmışken, şimdi sanki bu hiç olmamış gibi Suriye'de yeni bir operasyondan söz ediyorsunuz. Maksadı nedir? Süleyman Şah Türbesi'ni yeniden ait olduğu topraklara taşımak mı? Merak etmeyin, onu da zamanı geldiğinde biz gerçekleştireceğiz.

Deniyor ki: Tel Rıfat bölgesinde bir askerî harekât düzenlenecekmiş. Böyle bir harekâtın maliyeti, sakıncaları, askerî taktik ve stratejik bakımdan yapılabilirliği düşünülmüş mü acaba? Bugün, Türkiye'de yandaş sevdalılar dahi biliyor ki böyle bir operasyonun kara harekâtı olarak gerçekleştirilmesi neredeyse bile bile intihara gitmek demek; arazi yapısı düz, herhangi bir engebe yok ve her şeyden önemlisi hava desteğiniz yok. Zira Rusya hava sahasını kapatmış durumda. Yani Türk askeri böyle bir operasyona kalkıştığı takdirde keklik gibi avlanacak. Son zamanlarda ardı ardına bazı generallerimizin istifa etmek, emeklilik istemek gibi davranışları acaba bundan mı kaynaklanıyor? Böyle bir operasyonun herhangi bir kurmay zekâya dayanmadığı açıkça belli. Hani, yapay zekâya bile başvursanız bir iki simülasyonla harekâtın nasıl bir sonuç vereceğini görürsünüz ama anlaşılan ne kurmay zekâya ne yapay zekâya başvuruluyor, "Bir deneyelim bakalım, ya tutarsa." deniyor herhâlde. Böyle bir şeye de dense dense kobay zekâ denir.

Suriye'de ne gibi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu, biz, 2018 yılında Soçi'de yapılan Astana süreci zirvesine ilişkin toplantıdan beri söylüyoruz. Bugün, Suriye'de başlıca sorun, İdlib bölgesindeki cihatçı unsurların Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığına güvenerek eylemlerini sürdürmeleri ve orada tutunmaya devam etmeleridir. M4 ve M5 Kara Yollarının kontrolünü Suriye yönetimine devretmekle yükümlü olan iktidar, bunu yerine getiremediği için Suriye'de şehit vermeye devam ediyor. 27 Şubat gecesi 33 askerimizi bir anda kaybetmemizin müsebbibi, işte, bu inatçı ve hiçbir stratejiye dayanmayan ısrardır. Bugün, Rusya ve Suriye, Türkiye'nin 2018 yılından beri yerine getirmemek maksadıyla türlü bahaneler uydurduğu M4 ve M5 Kara Yollarının çevresinin radikal ve terörist unsurlardan
30