Türkiye Büyük Millet Meclisi - Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 5. Yasama Yılı
11. Birlesim 26 Ekim 2021 Salı
Ulaşmak istediğiniz sayfa aralığını giriniz
Tutanak toplam 56 sayfadır.
olacaktır. Bizler, meşru olan demokratik çözüm ve barış mücadelemizin hem ülkemizde hem de komşularımızda kararlı takipçisi olmayı sürdüreceğiz. Gelin, hep beraber barışı örelim, eşitliği ve kardeşliği sağlamlaştıralım. Parti, görüş ya da konum fark etmeksizin insanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan, savaş ve çatışma karşıtı olan herkesedir çağrımız. Biz "İnsanlar ölmesin; bu topraklara, bu coğrafyaya barış gelsin." diye bu yola çıktık. Hiçbir zorluk bizi bu yolumuzdan geri çeviremez. O nedenle, bir kez daha tezkereye "hayır" diyoruz. "Hayır"da hayır vardır diyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Ünal Çeviköz.

Buyurun Sayın Çeviköz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET ÜNAL ÇEVİKÖZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak ve Suriye topraklarındaki varlığını iki yıl uzatma talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan tezkere hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi ve değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Suriye'de 2011 yılının Mart ayından beri bir iç savaş var. Bu savaşın yıkıcılığını en çok hisseden iki ülke var; bunlardan bir tanesi iç savaşın bizzat ev sahibi olan Suriye, diğeri de bu iç savaşa taraf olan Türkiye. İç savaş Suriye'yi yakıp yıkarken, ülke nüfusunun yarıdan fazlasını yerlerinden ederken, milyonlarca Suriyeliyi ülke dışına kaçmaya zorlarken Türkiye'yi de adım adım bu iç savaşın içine çekti, yarattığı yıkımdan Türkiye'nin de zarar görmesine yol açtı.

Neydi Suriye'de yapılan hata? Yapılan hata, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde asla izlenmeyen bir dış politika değişikliğiyle 911 kilometre ortak kara sınırına sahip olduğumuz güney komşumuz Suriye'ye rejim değişikliğini hedefleyen bir politika izlenmeye başlanmasıdır. Bu politika sadece Türkiye'nin komşularının iç işlerine karışmama ilkesinin ihlali olmakla kalmadı, aynı zamanda bölgede taraf tutmayan ve sorunların çözümü için dengeli, barışçı yollarla çözüm arayan, diplomasiye öncelik tanıyan tutumuyla da çelişen bir sonuç doğurdu. Suriye'de Şam yönetimine karşı silahlı şekilde ayaklanan muhalefet unsurlarının koruyucusu, destekçisi ve askerî ortağı gibi hareket eden iktidar, bu politikasıyla bölge ülkeleri gözünde ülkemizin komşularının iç işlerine karışan bir ülke olarak da algılanmasına yol açtı. Ama asıl sorun bu değil değerli milletvekilleri, asıl sorun, iktidarın 2011 yılından bu yana bütün uyarılara rağmen ısrarla izlediği yanlış politikalarla Türkiye'yi Suriye'deki yıkıcı savaşın asli mağdurlarından biri hâline getirmiş olmasıdır. Şam yönetimiyle diplomatik iletişim kanallarını kapatan iktidar, kendi manevra alanını da yok ederek mezhepçi bir anlayışla beslediği saplantıların, yanlış kararların ve zincirleme hesap hatalarının esiri olmuştur. Maalesef bu durum yüreğimiz ağzımızda Suriye'den haber beklememize neden olmuştur. 3 askerî harekât yapıldı Suriye topraklarında ve sadece bu harekâtlar esnasında tam 278 askerimizi şehit verdik, ruhları şad olsun, mekânları cennettir. Onların hepsinin yüreklerimizdeki yeri hâlâ yanmakta ve anıları hafızalarımızda durmaktadır. Tüm şehit ailelerine bu vesileyle bir kez daha başsağlığı diliyor, acılarını yürekten paylaşıyoruz.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki tezkereyle ilgili olarak dikkat çeken bazı hususları burada sizlerle paylaşmak isterim: Suriye'yle ilgili olarak ilk kez 2012 yılında önümüze gelen ve yurt dışına asker gönderilmesiyle ilgili, Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca yüce Meclisimizin onayını isteyen tezkereler silsilesi, 2014 yılından itibaren Suriye ve Irak tezkerelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisine birlikte sunulmasına dönüşmüştür. Anlaşılan o ki, bu toptancı zihniyet, iktidarın torba yasa anlayışını torba tezkere anlayışı olarak da sürdürmesinden kaynaklanıyor.

Bir diğer açıklama da "Irak ve Şam İslam Devleti" adı altında faaliyetlerini sürdüren terör örgütü hem Irak'ta hem Suriye'de terör eylemlerinde bulunduğu için böyle bir yönteme gidilmiş olabileceği. Ama bir yandan iki ayrı komşumuz olan Irak ve Suriye'nin ayrı ayrı bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyorsunuz, bir yandan da siz bu iki ülkeyi aynı sepete koymakla zaten bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerinin ihlalini zımnen kabul etmiş oluyorsunuz.

Bir diğer gariplik bu tezkerenin süresi. İki yıllık bir süre için Türkiye Büyük Millet Meclisinden izin isteniyor. Neden iki yıl sayın milletvekilleri? Türkiye'de, geçtim erken seçimden, 2023 yılının Haziran ayında yapılması gereken normal seçimlerde mi yapılmayacak yoksa? Bu tezkerenin süresi 30 Ekim 2023 tarihine kadar uzatılıyorsa, bu, halk iradesinin, bir sonraki seçimde işbaşına gelecek olan yasama ve yürütmenin hak ve hukukunun gasbı anlamına gelmektedir; böyle bir gasba bu millet vakti geldiğinde "hayır" demesini bilir. Ama biz bunun örneğini daha önce de gördük; daha önce, bu yılın başında Libya ve Afganistan tezkerelerinin de on sekiz aylık sürelerle önümüze getirildiğini gördük. Anlaşılan o ki seçimlere yaklaştıkça iktidar tezkerelerin süresini uzatıyor. Neden korkuyorsunuz? İktidardan uzaklaşmakta olduğunuzu görmeyen, bilmeyen, duymayan kalmadı ki. Tezkerelerin süresini
29