Komisyon Adı: MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU
Yasama Yılı:YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın, Yükseköğretim Kurulunun faaliyetleri hakkında sunumu
Birleşim:27
Tarih:5
Tarih:01 .03.2022

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Çok teşekkür ediyorum Başkan.

Sayın Başkan, size de teşekkür ediyorum, aydınlatıcı oldu.

Önce şunu söyleyeyim: İhtisaslaşma, niteliğin veya kalitenin artırılması konusunda atacağınız her adımı sonuna kadar destekleriz hiç kuşkusuz. Fakat daha önce ki YÖK Başkanları geldiğinde de aynı şeyi söyledik, şahsınızdan bağımsız olarak söylüyorum, bizim YÖK'e ilişkin bir rezervimiz var, parti olarak Yükseköğretim Kurulunun kaldırılmasını savunuyoruz.

YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Affedersiniz, hangi partidensiniz? Ben tanımadığım için şahsen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - HDP Milletvekiliyim.

Bunu daha önce de dile getirdiğimizde selefiniz "Siz, her bir üniversitenin YÖK olmasını istiyorsunuz." gibi bir cevap vermişti. İstediğimiz şey o değil, kuşkusuz demokratik, bağımsız, özerk üniversiteler olması.

İki tane şeyi söyleyeceğim. Birincisi: Çok sık söylüyoruz ama "En iyi üniversiteler, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk 100, ilk 200, ilk 300, ilk 500, ne derseniz deyinTürkiye'den üniversiteler yok." diyoruz. Yine, selefiniz, bunu sorduğumuzda aynen şu yanıtı vermişti, demişti ki: "İstesek biz de yaparız çünkü dünyanın pek çok ülkesinde yani Orta Doğu'da da bazı ülkelerde, Uzak Doğu'da da bazı ülkelerde bazı üniversiteler akademik yayınları çok atıf almış büyük üniversitelerden öğretim üyelerini getirerek sadece bu yolla bile ilk 100, ilk 200, ilk 300 üniversite arasına üniversitelerini yerleştirebiliyorlar. Biz bunu doğru bulmuyoruz, biz üniversitelerimizin niteliğini artırarak bu aşamaya gelmek istiyoruz." Ayrıca bu, ilk 100, ilk 200, ilk 300, ilk 500 üniversite meselesinin kendisince de tartışmalı olduğu, bu kriterlerin çok doğru olmadığı yönünde görüşleri vardı. Fakat, şimdi, bunu söyleyen selefiniz, hani, Türkiye'de üniversitelerin kalitesini, niteliğini artırmak için çok büyük bir çaba sarf etmiş sanırsınız çünkü deneyimli biriydi, çok uzun yıllar yönetimde yer almıştı, Başkanlık yaptı falan ama şu anda üniversitelerimizde hiçbir atıf almamış, makalesi olmayan rektörler var. Yani bu koşullar altında, bu rektörlerin yönettiği üniversitelerden herhangi bir nitelik artışı, kalite artışı beklenebilir mi? Bence beklenemez, ben böyle düşünüyorum. Dolayısıyla, bu ülkede rektör seçimi ciddi bir sorun. Kanımızca, üniversite rektörlerinin öğretim üyeleri arasından ve demokratik bir yöntemle seçilmesi, en azından bu sorunu, bu konudaki tartışmaları ortadan kaldıracak diye düşünüyoruz.

Şimdi, çok güncel olduğu için sadece bir konuya değinip bitireceğim, o da baraj puanının düşürülmesi; uzun uzun anlattınız. Bakın, şu anda YÖK'ün internet sitesinde duruyor: "Yükseköğretim Politikalarında Yeni YÖK" Sanırım 2018'de yayınladınız bu kitapçığı. Bu kitapçığın 15'inci sayfasından size bir bölüm okuyacağım: Bu da duruyor. Kitapçığın ismi "Yükseköğretim Politikalarında Yeni YÖK" Birçok başlık var, başlığın biri: "Yükseköğretime Giriş Sisteminde Baraj Puanının Yükseltilmesi" Diyorsunuz ki: "Bilindiği gibi, yükseköğretime giriş puanları 2009 tarihinden sonra 3 defa düşürülmüştür. Bu uygulama, girdi esaslı bir olumsuzluk oluşturuyor ve eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkiliyordu. Baraj puanının yükseltilmesi, girdi esaslı bir iyileştirme olup yükseköğretim süreçlerinde kalitenin yükseltilmesi adına önemli bir adımdır." Yani bundan üç buçuk yıl önce Yükseköğretim Kurulu diyor ki: "Baraj puanının düşürülmesi, üniversite eğitiminde kaliteyi düşürüyor. Bu yüzden, biz baraj puanının düşürülmesi uygulamasına son veriyoruz. Baraj puanını yükselterek eğitimin kalitesini artıracağız ve zaman söylüyorsunuz? Üç buçuk yıl önce ve daha önceki baraj puanının düşürülmesi uygulamalarının kaliteyi düşürdüğünü söylüyorsunuz. Şimdi bize uzun uzun aslında önemli olanın sıralama olduğunu, baraj puanının olup olmamasının bir önemi olmadığını, sonuçta baraj puanı işte 500 üzerinden 100 de olsa, 200 de olsa, 300 de olsa, her ne olursa olsun o sıralamaya göre öğrencilerin gireceğini söylüyorsunuz. Ama 2018 yılındaa bunu söylememişsiniz, bambaşka bir şey söylemişsiniz, şimdi söylediğinizin tam tersi bir şey söylemiş ve 2009'dan öncesini mahkûm etmişsiniz.

Şimdi, şöyle bir hikâye anlatılıyor: Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara Sultanisinin Müdürü Sakallı Celal diye biri var -mutlaka okumuşsunuzdur- dönemin Millî Eğitim Bakanı da Galatasaray Lisesinden Sakallı Celal'in arkadaşı Hamdullah Suphi Tanrıöver'dir. Cumhuriyetin erken dönemleridir, büyük kadro sıkıntısı vardır; rivayete göre, bu nedenle, Millî Eğitim Bakanı, "Maarif Vekili Hamdullah Suphi" imzalı bir mektupla Celal Bey'den liseden mezun olacak öğrencilerin bitirme sınavlarında fazlaca zorlamamasını ister, "Öğrencileri fazlaca zorlamayın, öğrenciler mezun olsun." der. Sakallı Celal şu cevabı verir: "Ankara Sultanisi boyacı küpü değildir." ardından da istifa eder. Hamdullah Suphi cumhuriyetin kadro ihtiyacını anlatır, arkadaşlıklarının hatırına istifasını geri almasını ister, Sakalı Celal burada çoğumuzun bildiği o tarihî cevabı verir ve bunu Millî Eğitim Bakanına söyler, der ki: "Bak Hamdullah, meşrutiyeti ilan ettik, olmadı; cumhuriyeti getirdik, yine olmadı; bir de ciddiyeti getirsek, ne dersin?" Evet, YÖK ciddi olmalı. 2018'de "Baraj puanının düşürülmesi eğitimde kaliteyi düşürüyor." derken 2022 yılında da sanki eğitimin kalitesini artırmaya katkı sunacakmış gibi baraj puanını ortadan kaldırmamalı diyorum, hepinize teşekkür ediyorum