Komisyon Adı: PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
Yasama Yılı:2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Adalet Bakanlığı b)Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu c)Türkiye Adalet Akademisi ç)Hâkimler ve Savcılar Kurulu d)Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu e)Kişisel Verileri Koruma Kurumu f)Anayasa Mahkemesi g)Yargıtay ğ)Danıştay
Birleşim:27
Tarih:5
Tarih:24 .11.2021

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yüksek yargı organlarının değerli temsilcileri, Bakanlığın kıymetli bürokratları, değerli basın mensupları ve Meclisimizin emektarları, emekçileri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sürem çok uzun değil, bir tane konuyla ilgili görüşlerimi paylaşacağım Sayın Bakan. Doğrudan sorumlu değilsiniz ama Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülüyor ve önemli bir konu. O yüzden ayrıntılarını paylaşmaya çalışacağım.

Sayın Bakan, biliyorsunuz partimiz hakkında bir kapatma davası açıldı. Siyasi partiler hakkında kapatma davası açılabilir mi? Açılabilir. Mevcut hukuk sisteminde yeri var mı? Elbette var. Avrupa'da var mı siyasi parti kapatma? Evet var. Peki, durum ne? Durum şöyle: Mesela, Almanya'da 1945'ten bugüne 3 tane siyasi parti kapatılmış. Bunlar: Alman Nasyonel Sosyalist Partisi yani Nazi Partisi, aynı görüşleri savunduğu için Alman İmparatorluk Partisi ve Alman Komünist Partisi. En son parti kapatma 1953 yılında ve Alman Komünist Partisinin kapatılması da çok uzun süre tartışılmış. Yakın tarihte tek 1 tane örnek var Avrupa'da siyasi parti kapatmayla ilgili, İspanya Yüksek Mahkemesince verilen Herri Batasuna kararı. Evet, Avrupa'da parti kapatma var ama istisna.

Peki, bizde nasıl? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesi tarafından Türkiye âdeta siyasi partiler mezarlığına çevrilmiş durumda. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bugüne kadar parti kapatma kararlarından yalnızca 2'si hakkında "İhlal değil." dedi. Bunlardan biri Herri Batasuna kararı, diğeri de bu karar emsal gösterilerek verilen Refah Partisi kararı. Bunun dışında Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınmış bütün başvurularda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi istisnasız siyasi parti kapatma kararlarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı buldu. TBKP kararı da böyle, Sosyalist Parti kararı da böyle, HEP kararı da DEP kararı da HADEP kararı da son olarak Demokratik Toplum Partisi kararı da bu doğrultuda. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bütün bu kapatma kararlarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı buldu.

Özetle, Türkiye'deki parti kapatma kararları parçası olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı. Buna rağmen neden bir kez daha kapatma davası açıldı? Bunu birazdan anlatacağım ama önce 2 şeyi söylemek isterim. Birincisi şu: Mevcut Anayasa Mahkemesi üyelerinin hiçbirisi bugüne kadar bir siyasi partinin kapatılması istemiyle açılmış davalarda kapatılması gerektiği yönünde oy kullanmadı. Bunun ülkemiz açısından, ülkemizin demokrasisi açısından bir şans olduğunu düşünüyorum. İkincisi şu, söylemek istediğim şey: Bu ülkede tek başına iktidar olmuş, sizin de mensubu olduğunuz Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında da bir kapatma davası açılmıştı. Anayasa Mahkemesi oy çokluğuyla da olsa bu davayı reddetmişti, iyi ki reddetti. Biz bunun çok önemli ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü öteden beri tehlikeli görülmüş bir siyasi düşünce, yalnız halkın nezdinde değil, Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, anayasal kurumlar nezdinde de meşruiyet tartışmasından kurtulmuş oldu Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındaki kapatma davası reddedilirken.

Umarım, HDP hakkında açılmış kapatma davasında kararla, halkın nezdinde meşruiyet kazandığına kuşku olmayan bir başka siyasal düşünce Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere anayasal kurumlar nezdinde de meşruiyet tartışmasından kurtulur ve birbirimizle düşünsel olarak tartışmaya başlarız ve umarım, verilecek kararla, parti kapatma dönemi ülkemiz için de bir daha açılmamak üzere kapanır.

Ha, bu arada, mensubu olduğunuz partinin de, iktidarın gayriresmî ortağı olan siyasi partilerin de bugün içişlerimize karışmakla suçladıkları Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ve Venedik Komisyonu var ya Sayın Bakan? İşte, onlar, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davası üzerine, bugün içtihat kabul edilen kararlar almıştı ve emin olun, AKPM de, Venedik Komisyonu da AK PARTİ'nin kkapatılmaması için âdeta kampanya yürütmüştü. Nereden nereye. Zor zamanınızda yanınızda olan o kurumlara Hükûmetiniz şimdi "dış güçler" diyor Sayın Bakan; bunun şahsınızla ilgisi yok.

Gelelim, HDP hakkında neden kapatma davası açıldığına. Biz bunun hukuki değil, siyasi bir dava olduğundan zerre kuşku duymuyoruz; bunun birkaç tane nedeni var. Birincisi, bu dava, iktidarın gayriresmî ortakları olan siyasi partilerin yürüttüğü kampanya üzerine açıldı, hatta bir parti "HDP kapatılmazsa Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır." dedi, Anayasa Mahkemesi, grup toplantılarında defalarca hedef gösterildi, üyeler vatan hainliğiyle suçlandı.

İkincisi, siyasi partiler hakkında kapatma davası açma yetkisini hiçbir sınırlamaya tabi olmadan tek başına kullanma yetkisine sahip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının dava açma tarihleri. Biri 17 Mart tarihinde yani bu kapatma davası kampanyasını yürüten siyasi partinin büyük kongresinden bir gün öncesine ait. Anayasa Mahkemesi reddettikten sonra ikinci iddianame de Anayasa Mahkemesine 7 Haziran tarihinde verildi yani Adalet ve Kalkınma Partisinin tek başına iktidar olma şansını kaybettiği 7 Haziran 2015'in yıl dönümünde. Hatta, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı o kadar çok çabaladı ki bunun için, ikinci iddianamenin eklerini iki hafta sonra, 21 Haziran tarihinde Anayasa Mahkemesine verdi yani 7 Haziran tarihinde davayı açtı, on dört gün sonra da eklerini verdi.

Son davayı açtıktan sonra basın mensupları sordu ve şöyle bir yanıt verdi: "Biz elimizden geleni yaptık." dedi. Bir Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bununla kime mesaj verir Sayın Bakan? Elbette bu kampanyayı yürütenlere mesaj verir ve öyle bir mesaj vermişti "Sizin istediğinizi yaptık, elimizden geleni yaptık." dedi.

İddianamenin içeriğinden söz etmeyeceğim çünkü karar verecek tek bir merci var, o da Anayasa Mahkemesi; ne Plan ve Bütçe Komisyonu ne de Adalet Bakanlığı karar vermeyecek.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Garo Bey'in süresinden bir dakika ilave ediyoruz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sadece şunu söylemek isterim Sayın Bakan: 843 sayfalık iddianamenin yüzde 85'i, 520 üyemiz, yöneticimiz, milletvekilimiz hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalardan oluşuyor, başkaca hiçbir şey yok; ilk iddianame de öyleydi, ikinci iddianame de öyle. Anayasa Mahkemesi ne dedi biliyor musunuz? "Sayın Başsavcı, sen yüzlerce kişi hakkında siyaset yasağı istiyorsun, bunlar hakkındaki yüzlerce soruşturma ve kovuşturma numarasını üst üste koymuşsun da bunlar ile HDP arasında nasıl bir bağ kurdun?" dedi yani Başsavcıya şunu söyledi: "Sen HDP hakkında kapatma davasını hangi temele oturtuyorsun."

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bir şeyi unutmuştu; HDP hakkında kapatma davası açmıştı ama HDP hakkında ne için kapatma istediğini söylemeyi unutmuştu.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Devam edebilirsiniz, konuştukça Garo Bey'in süresinden eksilteceğiz.

Buyurun, devam edin.

Tamamladınız mı?

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Devam, devam.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Durum şu Sayın Bakan: Umarım, bu dava, bu ülkenin siyasi tarihî açısından bir şanssızlık değil, bir şans olur. Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin, Türkiye'nin demokrasi tarihinin aydınlık bir sayfası olarak anılır. Eğer Anayasa Mahkemesi tarafından farklı bir karar verilirse zaten Türkiye demokrasisi iyi bir yolda değil, emin olun, Türkiye demokrasisi değil, Anayasa Mahkemesinin kendisi de tartışmalı hâle gelebilir. Ben böyle bir karar vermeyeceğini umuyorum, vermemesini umuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.