Komisyon Adı: ADALET KOMİSYONU
Yasama Yılı:Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt ve İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş ile 63 Milletvekilinin; Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3697)
Birleşim:27
Tarih:4
Tarih:23 .06.2021

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlk kez söz alıyorum, o yüzden şu 2577'ye dair birkaç şey söylemek istiyorum müsaadeniz varsa.

Şimdi önce şunu söyleyeyim: Genel olarak bu yasa teklifine cepheden karşı falan değiliz, içerisinde oldukça iyi, olumlu düzenlemeler var ama bu yasa teklifini İnsan Hakları Eylem Planı içerisinde değerlendirmek, bir yargı reformu olarak nitelendirmek mümkün değil. Yani önemli bir bölümü teknik düzenlemeler, başta 2577 olmak üzere. Teklifin ilk 5 maddesi 2577 sayılı Yasa'da bazı düzenlemeler getiriyor. Bunların büyük bir kısmı dava açma süresini kısaltıyor, dava açma süresine ilişkin ama idari yargıyla uğraşan herkes bilir ki asıl sorun mahkemelerin çok uzun bir süre içerisinde karar vermemesidir. Yani siz bir hafta içerisinde dava açsanız, idare daha kısa süre içerisinde cevap verse, ret ve eksiklikleri tamamlasanız bile idare mahkemesinin karar verme süreci bir iki yılı buluyor. Bölge idare mahkemesinde yine süreler çok uzun, Danıştayda ortalama süreler iki yıl ve üzerinde, son yıllarda biraz kısaldığı gözüküyor. Yani eğer gerçekten bu konuda yargının hızlanması isteniyorsa mahkemelere bu konuda bir üst sınır koymak bence çok daha yararlı olur. Ha, peki, bu süreyi kısaltmak tek başına adalet getirir mi; onu ayrıca tartışmak gerekir. Ben bu sürelerin kısaltılmasının mahkemenin karar verme sürecini kısaltmak dâhil olmak üzere tek başına bir ülkeye adil yargılanmayı getirmeyeceğini düşünüyorum. Bu koşullar altında, yargı bu kadar bağımlıyken bu sürelerin kısaltılması da hiçbir şekilde adil, bağımsız, tarafsız bir yargı doğurmayacaktır.

Sadece ilk 5 maddeyle ilgili şunu söyleyeyim: Şu bekleme süresinin -teklif sahipleri dinliyorsa- altı aydan dört aya indirilmesinin pratik hiçbir yararı yok. Çünkü dava açmak isteyen kişi isterse altmış günlük sürenin sonunda idarenin cevabından sonra dava açabilir, dava açmasının önünde bir engel yok. Fakat idarenin verdiği yanıtı eğer yeterli görmüyorsa, idarenin çalışmalarını hâlâ sürdürdüğünü düşünüyorsa isterse altı ay bekleyebilir; bu, yasanın verdiği bir hak. Bunun dört aya çekilmesinin pratikte hiçbir yararı olmayacak; tam tersine, ben zararlı bile olacağını düşünüyorum. Eğer hızlandırmak istiyorsa zaten kendisi dava açar, idarenin yanıtını aldığı günden sonra ertesi gün bunu ret sayarak dava açabilir. Dolayısıyla, bence bunu bir düşünün, 1'inci maddedeki, 2577'nin 10'uncu maddesindeki altı aylık sürenin dört aya düşürülmesi teklifinizi gözden geçirin derim.

6'ncı, 7'nci, 8'inci ve 9'uncu maddelerdeki -diğer arkadaşlar da söyledi- sadece eşe değil, boşanmış eşe yönelik şiddetin bir bütün olarak aynı kapsamda değerlendirilmesi, olumlu bir gelişme ama hepimiz söylüyoruz, bu yetersiz, bunun birkaç tane nedeni var. Ceza Yasası bir insan öldürmenin -o hâlâ bizde adam öldürmek olarak gözüküyor- nitelikli hâllerini düzenliyor.

BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - "Kasten öldürme" diye geçiyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Bizde hâlâ "adam öldürme" diyor ya herkes...

BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Kamuoyunda öyle ama kanun karşısında öyle değil.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Evet, kasten öldürme.

Bu, bunun nitelikli hâllerinden birisi aslında. Burada bir eşe yönelik -kadın ve erkek arasında bir fark gözetmiyor zaten yasa- şiddetin, cinayetin nitelikli hâl olarak değerlendirilmesi ve cezanın artırılması söz konusu. Şöyle bir karşılaştırma yaparsak çok daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum: Şimdi bir çift düşünün, bir aylık evli, bir ayın sonunda eşlerden birisi diğer eşi öldürüyor. Biz, bunu kasten öldürmenin nitelikli hâli olarak göreceğiz. Veya yine bir çifti düşünün, evlendiler, bir ay sonra boşandılar ve kırk beş gün sonra eşlerden biri diğer eşi katletti. Biz, bunu da kasten öldürmenin nitelikli hâli olarak değerlendireceğiz, şimdi bu değişiklikten sonra. Bir de şöyle bir olasılık düşünün: Bir çift düşünün, on yıldır birlikte yaşıyorlar, on yıldır aynı evi paylaşıyorlar, ortak çocukları var. İşte, 8-9 yaşında bir çocukları olduğunu vvarsayalım fakat biz bunu bir insan öldürmenin, kasten öldürmenin nitelikli hâli saymayacak mıyız? Yani bir ay evli kalıp boşanmış bir çift için kasten öldürmenin nitelikli hâli vardır diyeceğiz ama on yıl, yirmi yıl, otuz yıl birlikte yaşamış fakat resmî bir nikâh yapmamış, imam nikâhı yapmamış her neyse. Otuz yıl veya imam nikâhı yapmış da olabilir. Otuz yıl, yirmi yıl, on yıl birlikte yaşamış, ortak çocukları var, yetiştirmişler, büyütmüşler ve eşlerden biri diğerine karşı şiddet uyguluyor veya katlediyor bunu nitelikli hâli olarak saymayacak mıyız? Ben bu düzenlemenin bu açıdan adil olmadığını düşünüyorum.

Şimdi, bunu bir ahlak tartışması olarak değerlendirmemek gerekir. Bakın, emin olun, dünyanın pek çok yerinde... Bizde henüz bu tür istatistikler korkulduğu için yayınlanmıyor, yani birlikte yaşayanların oranını gerçekten bilmiyoruz. Yani Türkiye'de böyle bir istatistik yok ama diyelim ki Alman Büyükelçiliği her yıl -belki milletvekillerine de gönderiyor- takvim gönderiyor. O takvimin içerisinde yer alıyor, Alman nüfus yapısı anlatılıyor. İşte, evli çiftler, birlikte yaşayan çiftler, 2 kez boşanmış çiftler, 3 kez boşanmış çiftler... Nüfus yapısına ilişkin çok ayrıntılı değerlendirmeler var ama biz Türkiye'de bunu bilmiyoruz. Sanıyoruz ki Türkiye'de bir tek birlikte yaşama biçimi var, o da resmî nikâhlı evlilikler. Bu, doğru değil. Evli olmayıp da birlikte yaşayan gerçekten çok çok sayıda, sayısını bilmediğimiz kadar insan var ve amacımız birlikte yaşayan kadın ve erkeğin birbirine karşı işledikleri bu suçları nitelikli hâller arasında saymaksa madde metninin değiştirilmesinin çok daha yararlı olacağını düşünüyoruz. Eğer İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmemiş olsaydık -çekilmemiş olsaydınız diyelim daha doğrusu- İstanbul Sözleşmesi'nde bu aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet bunların tanımları çok daha ayrıntılı bir şekilde yer almıştı ve "İç hukukun bir parçasıdır." deyip sizlere "Bu sözleşme uyarınca düzenleme yapın." diyecektik diyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.