Komisyon Adı: ADALET KOMİSYONU
Yasama Yılı:Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ve 49 Milletvekilinin; İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3592)
Birleşim:27
Tarih:4
Tarih:26 .05.2021

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, bu teklif yeni değil. Bir başka yasa görüşmesi sırasında Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilip Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştu fakat teklifin sahipleri geri çektiler, Adalet Komisyonunda görüşülmesini istediler.

Şimdi, şöyle bakarsanız Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirdiğinizi iddia edebilirsiniz. Şimdi, Anayasa Mahkemesi sadece şunu söylemiş olsaydı "Bu sayılan şartlar kanunda düzenlenir." yani sadece kanunda düzenlenmediği için iptal etmiş olsaydı belki bu yasa değişikliği, bu getirdiğiniz teklif Anayasa Mahkemesinin kararının gereğini yerine getirmek anlamına gelebilirdi fakat Anayasa Mahkemesi kararı, sadece bunun bir idari işlemle, idari düzenlemelerle, şartlarla düzenlenmesinin yeterli olmayacağı şeklinde değil. Anayasa Mahkemesi kararının tamamını okumaya, ayrıntılı değerlendirmeye gerek yok ama Anayasa Mahkemesi "Normlar hiyerarşisine aykırıdır." diye bir iptal kararı vermiyor tek başına, başka hukuka aykırılık gerekçeleri de ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesi diyor ki, basın duyurusunda söylüyor bunu: "İtiraz konusu kurallarda sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlarla belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikte kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla sözleşmenin içeriğine yönelik sınırlama öngören kurallar, kanunilik ölçütü yönünden Anayasa'nın 13'üncü ve 48'inci maddesine aykırıdır." Yani temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması anlamında görüyor bu şartları Anayasa Mahkemesi, Anayasa madde 13. Yine, çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı görüyor, Anayasa'nın 48'inci maddesine de aykırı buluyor.

Yine, motorlu taşıt işletmesine bağlı olarak üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararı, bedensel zarar ve eşya zararı Anayasa'nın 17'nci ve 35'inci maddelerinde düzenlenen hakların ihlali sonucunda ortaya çıkan zarar niteliğindedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketinin bu zararlardan dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulmuş olması, zarar gören kişinin Anayasa'nın 17'inci ve 35'inci maddelerinde düzenlenen hakların Anayasa'nın 5'inci maddesiyle bağlantılı olarak korunmasının amaçlandığını göstermektedir. Yani burada korunan menfaat neymiş? Anayasa madde 17, kişinin dokunulmazlığı ve maddi, manevi varlığıyla ilgiliymiş. Yine Anayasa 35 mülkiyet hakkıyla ilgiliymiş; yine Anayasa madde 5, devletin temel amaç ve görevleri arasında vatandaşın, yurttaşın bu hak ve ödevlerini korumak geliyormuş. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesini iptal etti. "Siz sadece bunu genel şartlarla değil, bir kanunla düzenleyebilirsiniz." demedi, bu düzenlemenin içeriğini temel hak ve özgürlükler arasında gördü, yaşama hakkının bir parçası olarak gördü, vücut bütünlüğünün bir parçası olarak gördü, mülkiyet hakkının bir parçası olarak gördü. Şimdi, siz bir kanuni düzenleme yaparak bunu çözebileceğinizi düşünüyorsunuz.

Peki, bu düzenlemede yani bize getirdiğiniz teklifte, teklif sahiplerinin getirdiği teklifte zarar görene dair herhangi bir kural var mı? Yani sadece sınırlamaya ilişkin kurallar var bunda. Yani sigorta şirketlerine dair genel bir ilke, bir kural var mı? Ne diyorsunuz? "Değer kaybı tazminatı aracın piyasa değerine, bilmem, kullanılmışlığına göre belirlenir. Destekten yoksun kalma tazminatı istatistiklere, bilmem yüzde 2'yi aşmamak şeklinde şu şekilde belirlenir... Sürekli sakatlık tazminatı yine şu, şu, şuna göre yüzde 2'yi aşmamak şeklinde belirlenir." Peki, sigorta şirketlerine dair bir düzenleme var mı burada? Yok. Yaani kimi sınırlamış oluyorsunuz? Gerçekten anayasal güvence altında olan temel hak ve özgürlükleri sınırlamış oluyorsunuz, başka bir şey yok bunda. Yani şimdi bu yasa düzenlemesiyle bir boşluğu mu gidermiş oldunuz? Siz Anayasa Mahkemesi kararından sonra ne yaptınız, kimin menfaatini korudunuz? "Sigorta şirketlerinin menfaati korunmasın." diye bir şey söylemiyor kimse ama sigorta şirketlerinin menfaati korunurken en az o kadar da vatandaşın, mağdur olan insanların menfaatleri de korunsun. Buna dair hiçbir kural yok, hiçbir düzenleme yok. Siz sadece bir sınır koyuyorsunuz, diyorsunuz ki: "İşte bu kadarı tazmin edilecek." Ben bunun Anayasa'ya açık biçimde aykırı olduğunu düşünüyorum, temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bir yasayla bile sınırlanmayacağını düşünüyorum. Böylece Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirmiş olmuyorsunuz. Bu konuda bir boşluk var mı? Tartışılabilir. Genel hükümlere dair, işte tazminat hukukuna ilişkin genel hükümlerin bu sorunları çözebileceğini düşünenler var.

Son bir şey daha söyleyeyim. Şimdi konuşurken sizler de söylediniz, gerçekten bir yılı aşkın bir süredir bir pandemi dönemi yaşanıyor ve bu pandemi döneminde muhtemelen trafik kazalarında da bir azalma oldu. Sigorta şirketleri için bunun çok kârlı bir alan olduğunu söylemiyoruz yani başka yerlerden belki kazanıyorlar ama geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında sigorta şirketlerinin daha az zarar ettiğini söylemek mümkün. Bu koşullar altında sigorta şirketlerinin lehine, vatandaşların, yurttaşların aleyhine olacak bu düzenlemenin getirilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.

Kısaca söyleyeceklerim bunlar.