Komisyon Adı: ADALET KOMİSYONU
Yasama Yılı:İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve 43 Milletvekilinin; Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/3261)
Birleşim:27
Tarih:4
Tarih:18 .12.2020

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, bu "Kırk sekiz saat geçti mi geçmedi mi?" tartışması ayrı bir iş ama bir yandan partilerle görüşme yürütürken, partilerin bu yasa teklifiyle ilgili görüşlerini alırken ve "Bu görüşler doğrultusunda, bunları da göz önünde bulundurarak bu yasayı düzenleyeceğiz." derken bu görüşmenin devam ettiği sırada yasa teklifinin götürülüp Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmasını doğrusu yadırgadığımı söylemek isterim. Biz orada teklif sahipleriyle görüşüyorduk, biz teklif sahiplerine konuya ilişkin görüşlerimizi sunduk ve bunları göz önünde bulunduracaklarını söyledikleri sırada meğer yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermişler. Dolayısıyla bu, gerçekten, yasa yapma tekniğiyle ilgili tartışmaların ötesinde yani siyasi parti gruplarıyla olan ilişkilerin daha saygın bir temelde yürütülmemesi anlamına geliyor. Bu, gerçekten yadırganacak bir şey.

İkincisi, ben bu teklifle Türkiye'nin gri listeye girmesinin engelleneceği konusunda kuşkuluyum. Şimdi, size bir şey okuyacağım. Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Yasa Tasarısı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğu tarihte zamanın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şöyle bir konuşma yapıyor, bir parçasını söyleyeceğim. Diyor ki: "FATF Genel Kurulu sürecinde ülkemiz bakımından yaşanan gelişmeler özetle şu şekilde olmuştur: 15-19 Şubat 2010 tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri'nde yapılan FATF genel kurul toplantısında, FATF'ın aklama ve terör finansmanıyla mücadele standartlarına uyum sağlamayan ülkelerin kamuoyuna duyurulduğu iki liste oluşturulmuştur. Bunlardan birincisi, aklama ve terör finansmanı ile mücadelede herhangi bir gelişme göstermeyen, İran ve Kuzey Kore'nin dâhil olduğu kara liste; diğeri ise eksiklikleri bulunan ve yeterli gelişme göstermeyen ülkeler listesi gri liste olup, Türkiye bu ikinci listeye dâhil edilmiştir. Şubat 2010 ile Ekim 2012 arasında yapılan FATF genel kurullarında Türkiye'nin eylem planında taahhüt etmiş olduğu, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yasa Tasarısı'nın hâlen uluslararası standartları karşılayacak şekilde yasalaşmaması tenkit edilmiştir. 2012 FATF genel kurulunda, Türkiye'nin taahhüt etmiş olduğu kanun tasarısını Şubat 2013 tarihine kadar yasalaştırmaması durumunda Türkiye'nin FATF üyeliğinin askıya alınmasına karar verilmiştir. Ayrıca bu karara paralel olarak Türkiye'nin İran ve Kuzey Kore'nin bulunduğu kara listeye yani birinci listeye alınma riski ortaya çıkmıştır."

Şimdi, FATF genel kurulu ne zaman karar vermiş? Şubat 2010 tarihinde ve Türkiye kara listeye alınmış o zaman. Şubat 2010'dan sonra, eğer böyle devam edilirse tamamen dışına çıkarılacağı söylenmiş. Şubat 2013'e kadar düzeltilmezse bu karar hayata geçirilecek denmiş. Bu yasa ne zaman çıktı? Türkiye Büyük Millet Meclisinde 6 Şubat 2013'te görüşülmüş ve sanırım birkaç gün sonra da Resmî Gazete'de yayınlanmış. Yani bu son günde, son haftada, son ayda yapılma alışkanlığı hâlâ devam ediyor. Bu sefer de hatta aralık için 18 Aralık tarihi verilmiş sanırım eğer 18 Aralık 2020 tarihine kadar bu konuda bir adım atmazsanız tekrar gri listeye alınacaksınız demişler ve bugün 18 Aralık, biz bugün görüşüyoruz. Doğru mu Başkan? Yani sanki bu konuda, gerçekten, Türkiye... Sorsanız, belki bu iktidar partisi ve ortağı gece gündüz terörle çok kahramanca mücadele ettiklerini, uluslararası terörizmle en büyük mücadele içerisinde olan yönetim olduklarını söyleyecekler ama her nedense bu konuda uluslararası toplumun "Adım atın." dediği konuların hiçbirisinde zamanında adım atmayan bir hükûmetten söz ediyoruz. Ayrıca, ben şunu söyleyeyim: Yani Yardım Toplama Kanunu, Dernekler Kanunu, Avukatlık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle Türkiye'nin gri listeye girmesinin engellenebileceği konusunda benim kuşkularım var. Gerçekten bu teklif öyle yani 7, 8, 9, 10'uncu maddeler Yardım Toplama Kanunu'nda, 11-17'nci maddeler arası Dernekler Kanunu'nda, 20-25'inci maddeeler arası Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunu'nda değişiklik yapıyor, 26-33'üncü maddeler Türk Ticaret Kanunu'nda ve en son 34-41'inci maddeler de Türkiye'nin zaten var olan, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da bir dizi değişiklik yapıyor. Dolayısıyla, ben bu şeklî değişikliklerin FATF'ın Türkiye'ye bakışını değiştirmeyeceği kanaatindeyim.

Ayrıca, şurada bir sorun yok mu sizce? Hani, Abdullah Bey, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi'ni gerçekten ortalama zekâya sahip birine götürelim bunu verelim, bunun içerisinde kitle imha silahlarının önlenmesine dair bir tane madde bulursa alkışlayalım.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Ama kod kanun...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesine dair bir tane madde bulursa, somut bir madde bulursa biz onu alkışlayalım. Niye bunu söylüyorum? Böyle yuvarlak bir yasayla, altı doldurulmamış bir yasayla gerçekten bir iş yapılmış olmuyor.

Şimdi, bir de şu yani bunun da özellikle altını çizmek istiyorum: Bence uluslararası toplumun ve FATF'ın Türkiye'nin bu gri listeye alınması konusunda, özellikle "Adım atın." dediği Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kararları 1718 sayılı Kuzey Kore ve 2231 sayılı İran'a ilişkin Kararlar. Bence "Bu konularda adım atın." diyorlar ama burada buna dair tek bir düzenleme yok. Ne var? 1267 sayılı Karar ve 1373 sayılı Kararların devamı niteliğinde. Bunları Türkiye yapıyor mu? Yapıyor. Uluslararası toplum diyor ki: "Şu Ali, Veli, Ayşe, Fatma veya şu yardım örgütü, terörü uluslararası anlamda finanse eden kişi veya kuruluşlardır; bunlara yaptırım uygulayın." Türkiye bunları uyguluyor yani aradan üç ay, beş ay, altı ay geçiyor ve daha önce Bakanlar Kurulu kararlarıyla bunlara dair yaptırım kararları alınıyor. Fakat FATF diyor ki: "Bir kişi eklemediniz buna, bir kişi eklemediniz; bir kurum eklemediniz." Yani, siz, Türkiye'de öyle büyük büyük laflar ediyorsunuz ama sizin Türkiye olarak hani uluslararası terörizmle mücadele konusunda Birleşmiş Milletlerin kararına eklediğiniz bir kişi var mı? Var mı? İçişleri Bakan Yardımcısı burada, MASAK'ın Başkanı burada, herkes burada. Var mı bir kişi? Sunduğunuz bir kişi var mı bu uluslararası topluma? "Biz bu kişiyi ekledik." dediniz mi? "Biz bu kurumu ekledik." dediniz mi? Yok. E, şimdi, bunların hiçbirisini yapmamışsınız, garip bir şekilde bize diyorsunuz ki: "Bu düzenlemeyle biz bu FATF'ın kararlarını, Türkiye'nin gri listeye girmesini engellemiş olacağız."

Bu, işin teorik tartışması, bunu oturup akademik olarak tartışabiliriz, üç ay, beş ay, altı ay ne yapılması gerekiyor, ne yapılması gerekmiyor tartışabiliriz falan. Ben yine kaygımı söyleyeyim: FATF'ın amacına uygun bir düzenleme yapıldığı kanısında değilim ama asıl başka bir sorun var yani iki gündür, üç gündür kamuoyunun tartıştığı başka bir şey var ve bence kamuoyunun bu konudaki kaygısını da saygıyla karşılamak gerekir. Yani siz bir düzenleme yapıyorsunuz ama acaba Türkiye'de derneklerle ilgili, gene İçişleri Bakanlığı gidip bu derneklerin -tırnak içerisinde- iktidara muhalif olan -diyelim, başka bir şey söylemeyelim- iktidara yakın olmayan derneklerin kapatılması veya o dernek yöneticilerinin yönetim görevlerinde yer almasının engellenmesine mi hizmet edecek diye haklı olarak toplumda bir kaygı var ve bu kaygı da temelsiz değil Sayın Başkan.

Neden temelsiz değil? Çünkü biz bunu bu ülkede çok yakın tarihte yaşadık. Bu ülkede bir 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra dünyaya soldan bakan Hayal TV ile IMC TV kapatıldı. 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı ama bundan sonra sol, muhalif dernekler kapatıldı, onların çalışmaları engellendi. Dolayısıyla, şimdi de "Biz, FATF'ın işte Türkiye'ye önerilerini göz önünde bulundurarak bir düzenleme yapıyoruz, yardım toplama konusunda şu adımları atacağız, Avukatlar Kanunu ve Dernekler Kanunu konusunda şu adımları atacağız." dediğinizde hepimiz toplum olarak kaygılar duyuyoruz diyeyim, hepinizi saygıyla selamlayayım.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.