Komisyon Adı: İÇİŞLERİ KOMİSYONU
Yasama Yılı:Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin; Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972)
Birleşim:27
Tarih:3
Tarih:24 .06.2020

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, bu arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması meselesi en tartışmalı başlığı oluşturuyor. Bunun Anayasa'ya aykırı olduğu çok açık, Anayasa (38/4) "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." Dolayısıyla arşiv araştırmasında kamu görevlisi olmak isteyen kişinin hakkında bir ceza soruşturması olup olmadığının araştırılması Anayasa (38/4)'e açıkça aykırı olacak. Bir de güvenlik soruşturmasındaki "Eşi ile birinci derece kan ve sıhri hısımların dâhil araştırma yapılması" da Anayasa (38/7)'ye açıkça aykırı, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu ilkesine açıkça aykırı. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 20'nci maddesine de aykırı. Ceza sorumluluğu şahsidir, kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla, hem güvenlik soruşturmasındaki "eşi ile birinci derece kan ve sıhri hısımlarının dâhil edilmesi" ayrıca arşiv araştırmasında soruşturma hakkındaki ceza soruşturmasının dâhil edilmesinin mutlaka tekliften çıkarılması gerekir.

Şimdi, Ramazan Bey diyor ki: Bunlar zaten var. Bunlar zaten yok. Bu konudaki tek düzenleme Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği. Orada Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması tanımları var. Bakın arşiv araştırmasında diyor ki mevcut yönetmelikte: "kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiğiyle adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanması" diyor arşiv araştırmasına. Siz bunun üzerine, hakkında bir ceza soruşturması olup olmadığını ekliyorsunuz. Dolayısıyla mevcutta olmayan bir şeyi getiriyorsunuz. Güvenlik soruşturması da, güvenlik soruşturmasının kendisi de zaten öteden beri tartışmalı bir şey çünkü herkes kendi ideolojisine, ahlaki bakışına veya her neyse ona göre bir düzenleme yapıyor.

Bakın, mevcut düzenleme şu: "Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının -o zaman anahtar kelime "yıkıcı ve bölücü faaliyetler"di- ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesi" diyordu. Şimdi, siz yeni getirdiğiniz şeyde ne diyorsunuz? Bu "terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak..." Bu her üç kavram da cidden tartışmalı kavramlar; "eylem birliği" de "irtibat" da hele hele "iltisak" da hukuk tarafından kabul görmeyen kavramlar. Dolayısıyla salt, ne olduğu belli olmayan bu kavramlar üzerinden güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek veya kamu görevlisine görevliliğe alınmada sınırlama getirilmesinin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu düşünüyorum.

Bir de, yine Ramazan Bey biraz önce dedi ki, teklif sahibi olduğu için söylüyorum: "Bunların araştırılması tek başına kamu görevliliğine alınmaya engel olmayacak." Sanki hobi olsun diye araştırılıyor yani bütün bunlar hobi olsun diye araştırılıyor. Eğer engel olmayacaksa niye araştırıyorsun yani? Ayrıca, daha ilginç bir şey söyleyeyim: Bakın, mevcut durumu söyleyeceğim. OHAL kanun hükmünde kararnameleriyle ihraç edilmiş, ancak daha sonra beraat etmiş, ya da hakkında hiçbir soruşturma olmadığı savcılıkça tespit edilmiş kişiler bile görevlerine iade edilmiyor. Bakın, şu anda mevcut durum bu. Hakkında bir yargılama olmuş, beraat etmiş. Bu beraat kararını Komisyona göndermiş, görevine iade edilmiyor. Hakkında bir soruşturma bile yok ve soruşturma olmadığı savcılıkça aldığı belgeyle kesin. Bunu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna sunuyor, hâlâ bununla ilgili OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu karar vermiyor, bu kadar adaletsiz bir düzenin içerisindeyiz ve teklif sahipleri diyor ki: "Biz bunları araştırıyoruz ama bunları göz önünde bulundurmayacağız." Bunun inandırıcı olmaddığı çok açık. Hakkında soruşturma olanı, anası babası muhalif sendika veya derneklere üye olanı, ceza almış olanı mı kamu görevlisi olarak alacaksınız? Böyle bir şey mümkün değil. Emin olun, sıhri hısımları, birinci derece kan hısımlarıyla ilgili ayrıştırma aynen bu sonuca çıkacak çünkü biz bunları gördük. Bugün başvurusu reddedilen dosyaların içerisinde var. "Babası EĞİTİM SEN üyesi muhalif bir sendikaya üye." diyor, bu nedenle kamu görevliliğine alınmıyor. Bu kadar net. Hani, bırakın bu Anayasa'nın suçların şahsiliği ilkesini, suç olmayan bir fiil bile gerekçe gösterilerek kamu görevliliğine alınmıyor insanlar. Şimdi bize diyorlar ki: "Biz burada devletin güvenliği için bunu yapıyoruz." Ya, bunun ismi, bildiğiniz, insanları fişleme, muhalifleri tasfiye etme, başka bir şey değil. Dolayısıyla bir daha söylüyorum, bir daha söylüyorum: İyi doktor almaya uğraşalım, iyi doktor yetiştirelim. İyi öğretmen almaya çalışalım, iyi öğretmen yetiştirelim. İyi mühendis almaya çalışalım, iyi mühendis yetiştirelim. Yoksa "bu vatandaş tehlikeli midir, devletimiz için bir güvenlik sorunu yaratır mı, anası şöyle, babası şöyle, kaynanası şöyle, kayınbabası şöyle" diye insanlar hakkında araştırma yapmaya gerek yok diyorum. Mutlaka güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin düzenlemenin teklif sahipleri tarafından göz önünde bulundurulması gerekir. Bu eleştirileri ciddiye almak gerekir. Alt komisyon kurulması en iyi çözüm olacaktır ama eğer alt komisyon kurulmayacaksa bile Genel Kurula gelene kadar zamanımız var, umarım teklif sahipleri bunu göz önünde bulundururlar diyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.