Komisyon Adı: MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU
Yasama Yılı:Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2778)
Birleşim:27
Tarih:3
Tarih:10 .04.2020

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ ( BATMAN) - Teşekkür ediyorum, Başkan. Ya hangi acil gereksinim hangi acil ihtiyaç bu yasayı ivedi olarak görüşmemize neden oldu doğrusu emin değilim. Yani çok çok ciddi bir tartışma yürüyor Türkiye Büyük Millet Meclisinde infaz yasasıyla ilgili onda bile hani ciddi tartışmalar var, işte sayıyla ilgili sorunlar var, yaşlar var, şunlar var, bir an önce bitirelim tartışması varken Komisyonun ivedi olmayan bir konuda toplanması ve tartışması ne kadar gerekli bilmiyorum. Benim gördüğüm, çok ivedi olmadığı yönünde.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bu konuda müsaade ederseniz şunu söyleyeyim: Biliyorsunuz hayat devam ediyor yani tedbirlerimizi alarak özellikle Büyük Millet Meclisinin bu dönemde açık olmasının toplum üzerinde elbette ki psikolojik etkisi olacak. Dolayısıyla biz de bu hazırladığımız kanun teklifinin yani arkadaşlarımızın sunduğu teklifin, Komisyonumuza gelen teklifin görüşülüp önümüzdeki haftalarda Genel Kurula hazır hâle getiriyoruz ki bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinin açık olmasını ben son derece önemsiyorum. Yani milletvekilleri Meclisi kapatıp tamamen iki üç ay bu sürenin sonuna kadar kapatmaları herhâlde millet üzerinde çok olumsuz etki yapardı. Onun için, bunu bu şekilde değerlendirmenizde fayda olduğunu düşünüyorum.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Söylemek istediğim şey o değil Başkanım yani hangi acil gereksinim. Yoksa Türkiye Büyük Millet Meclisi elbette açık olmalı buna kuşku yok yani bunu sonuna kadar destekliyoruz.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Telafi eğitimi yaptı, yasama faaliyeti.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani hani daha öncelikli millî eğitim sistemimizin, yüksek öğretim sistemimizin daha ivedi gereksinimleri var diye düşünüyorum.

Şimdi, kısaca çerçevesiyle ilgili bir şey söyleyeyim, çok çok sorunlu bir teklif olmadığını söyleyeyim yani çok temelden karşı çıktığımız sorunlu bir yasa teklifi değil ama ben yine de birkaç maddesiyle ilgili görüşlerimi paylaşmak isterim.

Şimdi, 2'nci maddede doçentlik sınavını yılda 2 kez yapılıyordu şimdiye kadar, artırıyorsunuz bunu. Sayı sınırı kalkıyor, bu iyi bir şey, olumlu bir şey, bunu destekliyoruz yani böyle bir teklif yapılmasında herhangi bir sakınca yok.

Yine, teklifin 3'üncü maddesiyle öğretim görevlisi kadrosuna atanacakların şimdiye kadar lisans mezunu olması gerekiyordu, bunda yüksek lisans mezunlarını artık öğretim görevlisi olarak atanabileceğini, görevlendirilebileceğini söylüyorsunuz. Bu da olumlu bir gelişme. Lisans üstü eğitim almış çok sayıda insan var, bu niteliğine umarım katkı sunacaktır, bunun da olumlu bir düzenleme olduğunu düşünüyoruz.

Teklifin 4'üncü maddesiyle bir yaş sınırı getiriyorsunuz, araştırma görevlisi olarak atanabilmek için 35 yaşını getiriyorsunuz. Şimdi, kamu kurumlarının tamamında olmasa da bir kısmında bir üst sınırı var. 18 yaşından başlar ama kamu kurumlarının tamamı bir üst yaş sınırı belirlemezler. Bu üst yaş sınırı her kurumun kendi iç işleyişine dair bir şey. Yani niye 35 yaşını belirlediniz, tam anlayabilmiş değilim. İki şey söyleyeceğim bu konuda.

Birincisi şu: Bu akademik eğitim, akademi camiasıyla ilgili insan hayatının her devresinde olabilir yani 50 yaşındaki bir insanda akademik çalışmalar içerisinde yer almak isteyebilir. Dolayısıyla, buna bir üst sınır getirmeniz 35 yaşının üstündeki insanların içlerinden böyle bir tercih geçse de bunu engelleme şansınız var. Yani, dolayısıyla, bunun ne kadar yararlı olduğu tartışılır. Bir yaş belirlenecekse bunun için bir neden söylemeniz lazım. Yani 34 değil de, niye 36 değil de niye 35? Ama ben size anlamlı bir yaş söyleyebilirim yani illa bir yaş belirleyecekseniz, mesela 40 olabilir. Neden 40 olabilir? Bir kamu görevlisinin emekli olabilmesi için, bir erkek kamu görevlisinin emekli olabilmesi için en az yirmi beş yıl çalışması gerekir. 65 yaşına kadar çalışabileceğini varsayarsanız yirmi beş yıl çalışıp emekli olabilmesi için 40 yaşında bir kişiyi devlet memuru yapabilirsiniz. Böylece onu kamuda yirmi beş yıl çalıştıraabilirsiniz, yirmi beş yılın sonunda da emekli edebilirsiniz. Diyelim ki 45 yaşında, 50 yaşında yapsanız bunu başaramayabilirsiniz. Çünkü o zaman çalışması gereken hizmet süresini tamamlamadığı için emekli olma koşulunu taşıyamayacaktır. İlla bir yaş belirleyecekseniz makul olanın 40 olduğunu düşünüyorum ama bir daha söylüyorum akademi camiası için bir üst yaş sınırı -ben içinde değilim, aramızda akademisyenler var, benden çok daha iyi bilirler- illa bir üst yaş sınırı gerekir mi? Onların sözünün daha kıymetli olabileceğini düşünüyorum. Benimkimden en azından bu konuyla ilgili söyleyeyim.

Şimdi bu uzman çevirici eğitim planlamacıları bundan sonra ders verebilecek. Teklifin 5'inci maddesinde böyle bir şey var. Yani hani bu doğru mu? Bundan da emin değilim. Bu tartışılır. Şimdi teklif sahiplerini şöyle bir gerekçeleri var. Diyorlar ki; 7100 sayılı Yasa'yla bunların hepsi öğretim görevlisi oldu zaten. Dolayısıyla, diğerlerinden bir farkları yok. O yüzden bunlar da ders verebilirler diyorsunuz. Bu makul bir gerekçe ama yani herkesin bir uzmanın, Bir çeviricinin başka anlamda uzman olarak alıyorsunuz üniversiteye, çevirmen olarak alıyorsunuz bu insanları. Üniversitelerde ders verebileceklerini düşünmek bence yanlış. Bunu bir tartışmalı buluyorum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Yalnız orda bir yanlış bilgi var herhalde, biz orda doktorasını tamamlayanlar var orda o gözünüzden kaçıyor herhalde.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Onu bir daha okumanız lazım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Evet, doktorasını tamam...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani anlatırsanız bilgi sahibi oluruz ama sanki ben bu biraz tartışmalı buluyorum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Metinde var zaten, doktorasını tamamlayanlar için.

YÖK YÜRÜTME KURULU ÜYESİ PROF. DR. METİN TOPÇUOĞLU - Çeviriciler için yok, diğerleri için var.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Hepsi zaten öğretim görevlisi kadrosuna dönüştürüldüğü için...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Onu ben söylüyorum zaten. Yani gerekçeniz yok. Diyorsunuz ki 7100 sayılı yasayla bunların hepsi zaten öğretim görevlisi oldu, öğretim görevlisi zaten ders verebilecek, dolayısıyla bunlarda öğretim görevlisi olduğuna göre bunlarda ders versin, ama tek başına bunun yeterli olmadığını düşünüyorum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Doktorası varsa uzmanlıktır yani uzmanlık demek.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Peki çevirmenler?

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Aynı şeyi söylüyoruz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Evet.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Şimdi, teklifin 7'nci maddesinin disiplin hükümlerine ilişkin düzenleme yapılıyor. Bu bir Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca yaptığınız bir düzenleme. Daha önce Yüksek Öğretim Disiplin Yönetmeliği vardı. Bu yönetmelikle düzenleniyordu. Bir yasal güvenceye kavuşması gerekiyordu. Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda. Bu bir yasal statüye kavuşuyor 2547'yle, buna ilişkin bir düzenleme yapıyorsunuz.

Ben burada iki tane şey söyleyeceğim. Birincisi, 2914 sayılı Yasa kapsamında yükseköğretimde çalışanların bir kısmının 657'ye, bir kısmının 2547'ye tabi olması doğru mu tartışılır.

Şimdi, diyeceksiniz ki bunların hepsi aynı işi yapmıyor. Yani, orada hizmetli olarak çalışan, büroda memur olarak çalışan birisiyle akademisyenin statüsü aynı değil. Mesela diyorsunuz ki, işte disiplin hükümleri içerisinde ders vermekten uzaklaştırıyorsunuz. Yani bu bir hizmetlinin, bir memurun...

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) - Uyarma, kınama.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Buna tabi olamayacağı disiplin cezaları. Fakat sorun şu, yani sonuçta, içerik itibarıyla zaten 657'ye alıp getirdiniz 2547'ye. Yani farklı bir şey koymadınız ki. Hani özel birkaç tane hüküm var. Mesela onu söyleyeceğim. Bu intihal ile ilgili olarak madde ekliyorsunuz. Burası iyi bir şey. Ama büyük bir bölümü, zaten 657'den alınmış hükümler. Dolayısıyla, iki farklı disiplin rejiminin aynı kurum içerisinde uygulanmasını tartışmalı buluyorum. Yani bunun üzerinde düşünülmesi gerekir diye düşünüyorum.

Teklifin 8 ve 9'uncu maddeleri disiplin kurulları ve itiraz düzenlenmiş. Yıldırım Hoca'da söyledi. Şimdi bu sendika temsilcilerinin yer alması çok tartışıldı.

Yani şöyle diyor, YÖK de bunu söylüyordu, bazı üniversiteler de söylüyordu. Diyordu ki kurullarda kimlerin yer alacağı, yasada düzenlenmiş. Yani, yanlış hatırlamıyorsam 51 veya 53'üncü madde olacak. Burada, sendika temsilcisi yer almıyor. O yüzden ben sendika temsilcisini disiplin kuruluna almam, diyordu yani üniversitelerin böyle bir eğilimi vardı. Fakat sendikaların toplu sözleşmeyle elde ettikleri bir haktı. Yani disiplin kurullarında, o memurun üyesi olduğu sendikanın temsilcisi de katılır diye toplu sözleşme hükmü var. Anayasa diyor ki, toplu sözleşme hükümleri, bir biçimde yasanın üzerine konulmuş durumda. Yani aslında, diğer yasaların üzerinde. Yani yasaya aykırı bile olsa, toplu sözleşme hükümlerini doğrudan uygulayabiliyorsunuz. Bu uzun tartışmalardan sonra, bazı mahkeme kararlarından sonra fiilen uygulanmaya başlandığı YÖK te de bazı üniversitelerde sendikaların temsilcileri disiplin kurullarına girdiler. Bende aynı Yıldırım Hoca gibi düşünüyorum. Burada bir boşluk var herhalde atlanmış olmalı. Üyesi olduğu sendika temsilcisinin de katılmasına olanak verecek şekilde 8'inci maddeyi düzenlerseniz o sorun çözülmüş olur.

Şimdi bu 10'uncu maddeyle ulusal, uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen projelere, yüzde 30'u kadar kaynak aktarılabilecek bu iyi bir şey, yani kaynak yaratılması. Burada acaba bu hangi projelere destek verileceğini bir kurul belirlese, bir denetime tabii olsa yararlı olacağını düşünüyorum. En azından objektif ölçütlere göre belirlensin. Yani, bana yakın işte bir üniversite ben işte yükseköğretimin başında birisi olarak, istediğim birilerine değil de, daha objektif koşullara göre yapayım. Böyle yapılmalı bence o yüzden, buna bir düzenleme yapılabilir.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Hâkim incelemesi için...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Evet, 13'üncü maddesinin iyi niyetli bir düzenleme olmadığını düşünüyorum. Teklifin 13'üncü maddesi geldiğinde söyleyeceğim, ayrıntılı olarak.

16'ncı maddesinde şimdi bu üniversitelerde, 33/50 (d) meselesi bir türlü çözülemiyor. Burada da bunu çözmediğinizi düşünüyorum, ama bununda yeri geldiğinde tartışacağız.

Şimdi teklifin 19'uncu maddesinde yani diyorsunuz ki bu açık öğretim yapan yüksek öğretim kurumlarının döner sermaye gelirlerini YÖK el koyacak. Bunun adil olmadığını düşünüyorum yani...

ORHAN ATALAY (Ardahan) - YÖK el koymuyor, gelir fazlası YÖK'e aktarılıyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani YÖK'e aktarılmasın, niye YÖK'e aktarılıyor? Yani eğitimi kim veriyorsa -uzaktan eğitimi- o üniversitenin geliri olsun.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - YÖK de eğitim amacıyla kullanacak zaten.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Ben böyle düşünüyorum. Bu teklifin 21 ve 22'nci maddesiyle bu izine ilişkin bir düzenleme yapıyorsunuz. Doğru, 222 İlköğretim ve Eğitim Yasası'nda bütün öğretmenler dahil değildi. Bunu düzenlemiş olmanız iyi bir şey, fakat burada şöyle bir soru var. Bir sorun var onun da tartışılması gerekir yani bu öğretmenlerin yaz tatilleri içerisinde, bir kısmının rehber öğretmenleri çalıştıracaksınız, onları yaz tatilinin dışında tutacaksınız. Bunu iyi tartışmak gerekir. Öğretmenlere dair olumsuz bir bakış açısı var, bazı kişilerin toplumun genelinin değil. Çok saygın bir mesleği yerine getirdiğini düşünüyor toplumun büyük bir kesimi. Ama işte herkes 40 saat çalışınca bunlar 15 saat çalışıyor, Şubat tatili yapıyorlar, yaz tatili yapıyorlar diye olumsuz algı üretenler var. Çalıştıkları, hazırlıkları bütün bunları bir yana bırakan, ne kadar yoğun çalıştıklarını bir tarafa bırakan. Şimdi sanki yaz tatillerinin bir kısmı rehber öğretmenlerin kırpılacak gibi bunu doğru bulmuyorum.

ORHAN ATALAY (Ardahan) - Sayın Vekilim, o söylediğiniz şey istisnai bir durum.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Benim bu konuyla ilgili tek görüşüm var. Cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile örülüdür. Yani öyle bu niyetlerle falan olacak bir iş değil.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Karşılıklı olmasın da bitirsin. Sayın Tiryaki, siz bitirin.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Evet, şimdilik söyleyeceğim bunlar. Teklif sahiplerinin emeği için teşekkür ediyorum.