Komisyon Adı: PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
Yasama Yılı:2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/278 ) ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277) ve Sayıştay tezkereleri a) İçişleri Bakanlığı b)Emniyet Genel Müdürlüğü c)Jandarma Genel Komutanlığı ç)Sahil Güvenlik Komutanlığı d)Göç İdaresi Genel Müdürlüğü e)Afet ve Acil Durum Yönetimi Müsteşarlığı f)Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı g)Özel İdareler ve Belediyeler Kefalet Sandığı Başkanlığı
Birleşim:27
Tarih:3
Tarih:20 .11.2019

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bir "hoş geldiniz", bir saygı sunuşuyla konuşmama başlayacaktım ama içimden gelmiyor.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Çok da...

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sayın Bakan, siz İçişleri Bakanısınız; Emniyet Genel Müdürlüğü size bağlı, Jandarma iç güvenlik açısından size bağlı, Sahil Güvenlik Komutanlığı da aynı biçimde size bağlı. Bakanlığa bağlı başkaca kuruluşlar da var, AFAD gibi, Göç İdaresi gibi. Bakanlığın varlık amacı, kuruluş amacı yurdun iç güvenliğinin ve asayişinin sağlanması, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması. Bunu düzenleyen de Bakanlığın teşkilat yasasının 1'inci maddesi ama sanki sizin "iç güvenlik" "asayiş" "kamu düzeni" kavramlarına yüklediğiniz anlamlar ile muhalefetin, bizlerin yüklediği anlamlar aynı değil gibi. Örneğin, siz "asayiş" derken "kamu düzeni" derken muhalefetin -"muhalefet" derken yalnız siyasi partileri kastetmiyorum- iktidarın yürüttüğü politikalara karşı çıkmamasını, onaylamasını, her şeye paşa paşa "Evet" demesini istiyorsunuz, böyle anlıyorsunuz. Öyle olmasa her türlü protesto, yürüyüş, miting, hatta hakkınız olmadığı hâlde basın açıklamalarını yasaklamazdınız, yapmak isteyenleri orantısız güç kullanarak dağıtmazdınız. Örneğin, Sayın Cumhurbaşkanı hangi konuda olursa olsun, diyelim ki miting yapsın, bir açılış yapsın, kutlama yapsın fark etmez. Valiler her okula, her kamu kurumuna yazı yazıyorlar, personelin katılmasını teşvik ediyorlar, öğrencilerin o mitinge getirilmesini istiyorlar. Bunu yapan iktidar, eş genel başkanımızın ilçe binası önünde basın açıklaması yapmasına izin vermiyor Sayın Bakan. Demokrasi algınız budur. Öyle olmasa iktidarın her etkinliğine katılımı teşvik ederken, bizim gibi muhalefet partilerinin her türlü etkinliğini yasaklamaya çalışmaz, sınırlı sayıda yurttaşın büyük bir cesaret göstererek -çünkü başına ne geleceği belli olmaz- katıldığında yüzünü zumlayarak fişlemez, onları gözaltına almaz, darbetmezdi. Bakın, size 2 tane basit örnek vereyim, bunlar bence yakın tarihimiz açısından çok önemli örnekler: Ana muhalefet partisi liderini yumruklayanlar, sığınmak zorunda kaldığı evi yıkmaya çalışanlar, sizin de içinde yer aldığınız iktidar mensupları tarafından muteber vatandaş olarak kabul edildiler, protesto hakkını kullanan kişiler olarak değerlendirildiler. Sayın Cumhurbaşkanın onlarca araçla geçişi sırasında yolun kapatılmasına tepki gösterip "Hepsi bir düğün için mi?" diyen bir avukat Cumhurbaşkanlığı koruma polisleri tarafından darbedildi, gözaltında alındı, tutuklanma isteğiyle savcılığa sevk edildi.

Sayın Bakan, siz "Her şehirde, her ilçede birer milyoner yaratacağız." diyen, sermayenin çıkarlarını öncelese de bürokratik elitistlere karşı köylülerin, sıradan halkın çıkarlarını savunduğunu söyleyen bir siyasi gelenekten geliyorsunuz ama sanki saf değiştirmiş gibisiniz, kendi bürokratik elitlerini kurmuş gibisiniz, halkın değil, iktidarın çıkarlarını önceliğiniz olmuş gibi. Döneminizde o kadar çok hukuksuzluk yaşandı ki bunu sabaha kadar sayabilirim. Abartmak için söylemiyorum, dün bu konuşmayı yapmak için hazırlandığımda nereden başlayacağımı bilemedim. Ben buradan sizinle sadece bir kaçını sizinle paylaşmak isterim.

Sizin döneminizde gözaltında kayıplar diye bir sorun tekrar hortladı, oysa bunlar darbecilerin, OHAL'cilerin uygulamasıydı ve AK PARTİ bunları yok etme iddiasıyla iktidara gelmişti. 27 Ocak 2016 tarihinde Sonay Elmas'la başlayan iddia 2019 Şubat ayına kadar 22'ye, Şubat 2019'da ise 28'e yükseldi. Âdeta beyaz Toros'lara nispet edercesine kaçırma vakaları siyah Transporter'lerle yapılıyor Sayın Bakan.

Sizin döneminizde düşünce ve ifade özgürlüğü darbe dönemlerine rahmet okuturcasına sınırlandı. Her gün onlarca yurttaş hakkında Cumhurbaşkanına hakaret, Hükûmetin politikalarına karşı çıkma, devletin alametlerine hakaret iddialarıyla onlarca kişi gözaltına alınıyor, yargılanıyor, tutuklanıyor. Bakın, yalnızca "Barış Pınarı" diye adlandırdıığınız; bizim "savaş" dediğimiz, sizin "operasyon" dediğiniz bu operasyona karşı çıktığı için 839 sosyal medya hesabı hakkında işlem yaptınız, 186 kişiyi gözaltına aldınız, bunlardan 24'ünü tutukladınız. Bu söylediğim, Uluslararası Af Örgütünün 9-16 Ekim tarihleri arasındaki yalnızca bir haftalık verisidir Sayın Bakan.

Sayın Bakan, eski bir milletvekilimizin, Sayın Aysel Tuğluk'un annesi Ankara'da oturduğu mahalledeki mezarına gömülemedi, cenazesini mezardan çıkarmak zorunda kaldık. Ben o gece oradaydım. Siz ne yaptınız biliyor musunuz Sayın Bakan, o saldırganlarla aynı gece Emniyette fotoğraf çektirdiniz. İşte siz böyle bir dönemle anılacaksınız Sayın Bakan. Siz, seçilmiş belediye başkanlarını görevden uzaklaştırarak, belediye meclislerini lağvederek 19 Ağustos 2019 ile 20 Kasım 2019 yani bugün arasında Anayasa'yı en az 24 kez ihlal ettiniz Sayın Bakan, 24 kez Anayasa'yı ihlal ettiniz. Anayasa'nın 127'nci maddesi uyarınca, seçilmiş belediye başkanları ve belediye meclis üyelerini ancak görevleriyle ilgili bir soruşturma durumunda görevden uzaklaştırabilirsiniz, bunun dışında, başkaca bir iddiayla hakkında soruşturma var diye görevden uzaklaştıramazsınız.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Terör ne olacak? Terör ne olacak?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yapamazsınız Yaşar Bey, yapamazsınız Yaşar Bey.

SALİH CORA (Trabzon) - Hendek mi kazsınlar?

HÜDA KAYA (İstanbul) - Dinleyin, dinleyin!

BAŞKAN - Evet, lütfen arkadaşlar...

Buyurun.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sayın Bakan, bunları üzülerek söylüyorum, Mecliste defalarca konuşurken de üzüntümü belirttim.

Siz, sandığa neredeyse kutsallık atfeden bir siyasi gelenekten geliyorsunuz ama anlaşılan, bu ilkeleri savunmak yalnızca iktidara gelene kadarmış. Oysa gerçek demokratlık, muhalefetteyken neyi savunduğunuzla ilgili değil, iktidardayken ne yaptığınızla ilgilidir.

Kayyum siyasetiniz, evet, kayyum siyasetiniz diyorum çünkü durum tam olarak bu, bir suç soruşturması değil, siyaset biçimi ve baştan sona hukuksuz. Biraz önce de söyledim, yaptığınız Anayasa'ya aykırı, Anayasa'yı ihlal suçu işlediniz ve bunu kalıcı hâle getirdiğiniz OHAL rejimine dayanarak yapıyorsunuz. Ama aynı zamanda bir gerekçeye de dayanmıyorsunuz. Nedeni şu Sayın Bakan: Belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına ilişkin işlemlerin başlangıç tarihi 1 Nisan 2019'dur. 31 Mart yerel seçimlerinden hemen sonraki gün daha resmî seçim sonuçları açıklanmamıştı, daha belediye başkanları mazbatasını almamıştı. Ama ne gam! Bu bir suç soruşturması değil, bir siyaset yapma biçimiydi, kayyum siyaseti. Uygulamaların istiklal mahkemelerinden hiçbir farkı yok. Önce asıp sonra karar alıyorsunuz. Suruç Belediye Eş Başkanı Sevgili Hatice Çevik, Sayın Bakan, kızı ve görümcesini kaybetti Ankara'da, Tren Garı'nda, IŞİD saldırısında. Siz ne yaptınız? Görevden aldınız. IŞİD canlarını aldı, siz de seçimle halkın iradesiyle geldiği belediye başkanlığı görevini aldınız Sayın Bakan.

Sayın Bakan, biliyorsunuz, binlerce mahpus cezaevlerinde açlık grevi başlatmıştır. Anneler çocuklarının günbegün erimesine sessiz kalmadı, cezaevlerinin önüne geldiler, sizden, iktidardan sorunun çözümünü istediler. Emrinizdeki polisler ne yaptı biliyor musunuz? "Çocuğum ölmesin." diyen anneleri yerlerde sürükledi, dipçikledi, hakaret etti, işte bu resimde olduğu gibi Sayın Bakan. İşte siz böyle bir dönemle anılacaksınız.

Sayın Bakan, çocukların akıbetini öğrenmek ve varsa cenazesine ulaşmak için her hafta Galatasaray Lisesi önünde oturan annelere hem hakaret ettiniz hem de emrinizdeki görevlilerin o anneleri yerde sürüklemesine, darbetmesine onay verdiniz. Etkinliğin 700'üncü haftasında o anneler henüz partiniz yokken başlamışlardı çocuklarını aramaya. İşte tablo budur Sayın Bakan.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Diyarbakır Annelerini ne yapacaksın? Diyarbakır Annelerinden bahset.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Onu ayrıca söyleyeceğim zamanım yeterse.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Söyleyemezsin, konuşturmazlar seni.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sayın Bakan, şöyle düşünüyor olmalısınız: Canı pahasına görev yapan güvenlik görevlilerini motive etmek zorundayız. Yaptıklarının doğru olduğuna onları inandırmak zorundayız yoksa ellerinde silah olan silahlı kişilerle mücadele etmeleri kolay değil. Bunu anlıyoruz, güvenlik görevlilerini motive etmeye çalışmanızı gerçekten anlıyoruz ama öyle bir dil kullanıyorsunuz ki, öyle bir jargon kullanıyorsunuz ki bir kısmını burada tekrar etmekten içtinap duyarım. Saldırgan, tehdit içeren ve zaman zaman şovenist, üstelik her türlü muhalife. Siz bu dili kullanınca ne oluyor biliyor musunuz Sayın Bakan? Çanakkale'de hastanede ameliyat olan eşiyle Kürtçe konuşan 74 yaşındaki Ekrem Yaşlı hastanede linç edilmek isteniyor, kafasında şişe kırılıyor. Trabzon Uzungöl'de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin bayrağını açan turistler polis ve jandarmanın önünde linç ediliyor, linç edenler değil, 9 turist gözaltına alınıyor ve sınır dışı ediliyor.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Hak edene hak ettiği gibi.

BAŞKAN - Arkadaşlar, biraz sonra size de söz vereceğim. Siz de bunları cevaplandırırsınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sakarya'da baba Kadir Sakçı ile oğlu Kürtçe konuştukları için silahlı saldırıya uğruyor, baba yaşamını yitiriyor. Özdiyarbakır Firması muavini 19 yaşındaki Şirin Tosun Kürtçe konuştuğu için 6 kişi tarafından ölesiye dövüldükten sonra, silahla vurulduktan sonra katlediliyor. 2017 Kasımında Malatya'da, 2019 Martında İzmir'de, 2019 Nisanında Ankara'da, 2019 Ekiminde Bursa'da Alevilerin evleri işaretleniyor.

Sayın Bakan, bir dil tutturmuşsunuz gidiyor: "Terör, terörist, beka, vatan elden gidiyor..." Bunları söyleyerek yaptığınız her şeyin meşru olacağını düşünüyorsunuz. Bakın, 28 Şubatçılar da tam olarak böyle söylüyordu Sayın Bakan zulmederken. Diyorlardı ki "şeriat" "irtica" "Cumhuriyet elden gidiyor." diyorlardı. Böylece her türlü hukuksuzluklarına meşruiyet oluşturmaya çalışıyorlardı. İşte siz de "terör" "terörle mücadele" diyerek her türlü hukuksuzluğa meşruiyet kazandıracağınızı sanıyorsunuz, yanılıyorsunuz, yanıldığınızı göreceksiniz.

Bakın, "Terörle mücadele ediyoruz." diyorsunuz ya, ben size nasıl mücadele ettiğinizi anlatayım. 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana "terörle mücadele" adı altında HDP'ye yönelik operasyonlarda 15.368 kişi gözaltına alındı. Aralarında eş genel başkanlarımızın, milletvekillerimizin, belediye başkanlarının, il-ilçe eş başkanlarımızın, yöneticilerimizin ve üyelerimizin olduğu 3.631 kişi tutuklandı. Temmuz 2015'ten bu yana 89 HDP il eş başkanı, 193 HDP ilçe eş başkanı, 1 belde eş başkanı tutuklandı. Temmuz 2015'ten bu yana eş genel başkanlarımızla birlikte 16 milletvekilimiz, 7 MYK üyemiz, 18 parti meclisi üyemiz ve 750'yi aşkın il ve ilçe yöneticimiz tutuklandı.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Niye tutuklandı bunlar?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - HDP il ve ilçe binaları önünde sürekli polis bekliyor, binalar yirmi dört saat kamerayla izleniyor. Partililer ve ziyaretçiler kayıt altına alınıyor, daha doğrusu fişleniyorlar. HDP olarak yapmak istediğimiz her türlü etkinlik, hatta basın açıklamaları konusu ne olursa olsun herhangi bir gerekçe olmadan yasaklanıyor. Olur da yapmak istersek güvenlik görevlileri şiddet kullanarak müdahale ediyor, milletvekillerimiz dâhil birçok HDP'li fiziksel şiddete maruz kalıyor. Terörle mücadele bu mu Sayın Bakan?

Sayın Bakan, ben sizi tanımıyorum, ilk kez doğrudan sizinle konuşuyorum diyebilirim ama sizi tanıyan herkes geldiğiniz noktaya inanamıyor, hayret ediyor "Böyle değildi, çok değişti." diyor, burada, aramızda olan vekil arkadaşlarımız da var. Daha dramatik olan, AK PARTİ'lilere "Niye seyirci kalıyorsunuz?" diyoruz, tekmili birden "Biz kendi içimizde sizden daha çok eleştiriyoruz." diyorlar.

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Uyduruyorsun ya!

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - AK PARTİ'liler adına konuşma.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sayın Bakan, yol yakınken...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Sayın Paylan, kendi adınıza konuşun, AK PARTİ'liler adına konuşmayın. Bakın, ama zorla müdahale ettiriyorsunuz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Tamam, AK PARTİ'liler adına olan kısmını geri alıyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Yandaş medyada bizim adımıza konuşuyorsunuz ya!

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - AK PARTİ'lilerle ilgili kısmı geri alıyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Gece gündüz bizim adımıza konuşuyorsunuz.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yol yakınken hukuku yok sayan, adaleti yok sayan, sandığı yok sayan, analara saygı duymayan, Anayasa'yı yok sayan bu uygulamalardan vazgeçer misiniz, emin değilim. Yol yakın mı? Doğrusu onu da bilmiyorum. Aynı ülkede, aynı gök kubbe altında her türlü farklılığa saygı içinde yaşayabilecek miyiz? Bilmiyorum çünkü sizin döneminizden kuşkuluyum. Ermeni'nin Ermeniliğinden gurur duyabileceği...

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Hiçbir sorun yok beyefendi, sorun sizin kafanızda.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - ...Alevi'nin Aleviliğini gururla haykırabileceği, Kürt'ün Kürt olmaktan kaynaklanan haklarını kullanabileceği, Arap'ın, Süryani'nin, Muhallemi'nin, Laz'ın, Boşnak'ın hakarete uğramadığı, kimliğini koruyup geliştirebileceği bir ülke olabilecek miyiz?

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - PKK'nın yerle bir olacağı, terör örgütlerinin yerle bir olacağı...

HÜDA KAYA (İstanbul) - Azıcık vicdanınıza sahip çıkın, o kadar mı kaybettiniz vicdanınızı?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Bunun önünde çok engel var Sayın Bakan.

Birazdan bize cevap vereceksiniz ve şöyle diyeceksiniz o hamaset içeren ithamınızla: "Terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hepsi hesap verecek." falan falan falan.

(AK PARTİ sıralarından "Evet!" sesleri)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Ve siz, ve biz bir arpa boyu yol yürümemiş olacağız. İçişleri Bakanlığı yine kendisine ayrılan bütçeyi kat kat fazlasıyla kullanacak, bütçe açığının üçte 1'inin kaynağı olacak ve yine bütün sorunları güvenlikçi politikalarla çözmeye çalışacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Çünkü sorunları çivi olarak görüyorsunuz. Umarım yanılırım.

Son olarak bir şey söyleyeceğim Sayın Bakan: Konuşmanızın bize dağıtılan 24'üncü sayfasında görevden uzaklaştırdığınız belediye başkanlarıyla ilgili veriler vermişsiniz. Şimdi, belediye başkanlarıyla ilgili gerçekten bu ceza soruşturmaları olabilir, biz "Haklarında ceza soruşturması yoktur." demiyoruz, bu ceza soruşturması sonucunda ceza almayacaklarını da söylemiyoruz, kimse bunu söyleyemez fakat kimin belediye başkanlığı seçimlerinde, kimin meclis üyesi seçimlerinde, kimin milletvekilliği seçimlerinde, kimin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağına, olabileceğine eldeki anayasal düzenlemeler, Milletvekili Seçimi Kanunu, yerel yönetimlere ilişkin seçim kanunu, 298 sayılı Kanun uyarınca Yüksek Seçim Kurulu karar veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yüksek Seçim Kurulunun "Aday olabilirler." dediği, "Adaylığı önünde hiçbir engel yoktur." dediği Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanını, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanını, Van Büyükşehir Belediye Başkanını 31 Mart tarihinden sonra, göreve başladıktan sonra haklarında yeni, herhangi bir soruşturma yokken görevden uzaklaştırdınız ve daha dramatik bir şey, FETÖ'cülerin taktiklerini uyguladınız, delil yarattınız. Kayapınar Belediye Başkanı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı gözaltındayken yıllardır tutuklu olan birisinden aynı binanın içerisinde, başka bir yerde belki zorla belki başka bir amaçla -nasıl olduğunu bilmiyoruz- birdenbire itirafçı beyanı aldınız, yıllardır tutuklu olan o kişileri serbest bıraktınız ve o delillerle belediye başkanlarımızı tutukladınız diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Konuşmamın sonuna geldim. Ben yine de beni olabildiğince nazik sınırlar içerisinde dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Umarım bu bütçe bu ülkeye, hepimize hayırlı olur diyorum ama kuşkuluyum Sayın Bakan.