Komisyon Adı: PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
Yasama Yılı:A)KANUN TEKLİFLERİ 1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/278 ) ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277) ve Sayıştay tezkereleri a)Millî Eğitim Bakanlığı b)Yükseköğretim Kurulu c)Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ç)Yükseköğretim Kalite Kurulu d)Üniversiteler e)Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü f)İTÜNOVA Teknoloji AŞ
Birleşim:27
Tarih:3
Tarih:15 .11.2019

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bakanlığın ve kurumların sevgili başkanları, sevgili bürokratlar; hoş geldiniz.

Türkiye tarihinde hiçbir siyasi parti on sekiz yıl üst üste iktidar olma şansı elde etmedi. Belki dünyada da bunun örneği yok. Tam on sekiz yıl. Bu on sekiz yılda neler yapılamaz ki. Evet, bu Hükûmet bazı şeyler yaptı. "Çok şey yaptık." diyen bu Hükûmetin gerçekten yaptıklarının ne anlama geldiğini ancak karşılaştırarak, benzer durumda, benzer seviyedeki ülkelerle karşılaştırarak anlayabiliriz. Bunu bir gün bu çatı altında anlatacağım ama bugün değil.

Evet, on sekiz yılda yüz binlerce öğretmen atadınız. Evet, binlerce okul açtınız. Evet, tablet dağıttınız, akıllı tahtaya geçtiniz, yeni spesifik meslek liseleri açıyorsunuz, birkaç bilim sanat merkezi daha açacaksınız. Peki, ne oldu? PISA'da hâlâ son sıralardayız. En iyi 500 üniversite arasına 2 tane vakıf üniversitesi bazen ya giriyor ya girmiyor. 8'inci sınıfa gelmiş her 6 öğrenciden 1'i yani yüzde 16'sı 4 işlemi bilmiyor. PISA sonuçlarını biliyoruz, üniversite sınavlarında bazı alanlarda doğru sayısı 1'i bile bulmuyor, fizik gibi alanlarda. Bunu çokça uzatabiliriz. Ama bence sokaktaki herkesin bir değerlendirmesi var. Bu Hükûmetin en başarısız olduğu alan, hiç kuşkunuz olmasın, eğitim.

Sürem çok kısa, bütün sorunları anlatmaya yetmeyecek herhâlde ama birkaç başlık hâlinde söylemek istiyorum. Bir tanesi, şu kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasından gerçekten vazgeçin. Anayasa 128 çok açık; eğitim devletin asli ve sürekli görevleri arasında, dolayısıyla memurlar eliyle yürütülmesi gerekiyor. Şimdi "ücretli öğretmen" derken sakın bunların eşit ücret aldığını falan da düşünmeyin. Girdikleri ders sayısı kadar ücret alıyorlar ve otuz gün üzerinden SGK primleri de yatırılmıyor. Aynı eğitim kurumunda, aynı üniversiteden mezun, nitelikleri arasında fark olmayan kişilerin bu biçimde çalıştırılması, öğretmenler odasında bile huzursuzluk yaratıyor. Bir de öğretmenleri -yetmiyor- bunun üstüne sözlü sınava alıyorsunuz -yüzlerce sınavdan başarıyla geçmiş olan kişi- seçme yeterliliği kuşkulu kişiler, beş dakikalık bir sözlü sınavla kimin öğretmen olup olamayacağına karar verecekler. Bir de yetmiyor, üstüne güvenlik soruşturması yapıyorsunuz, amcası, kardeşi, dayısı, kuzeni bilmem ne deyip öğretmen olmasını engelliyorsunuz.

Şimdi, bu kadar çok eğitim fakültesi açılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bir de sınırlamış da olsanız, bunu biliyoruz sınırladığınızı, fen edebiyat fakültesi mezunlarına da pedagojik formasyon aldıkları takdirde öğretmen olma şansı veriyorsunuz. Buna şans denirse tabii. Sonuç ne? Ataması yapılmayan 700 bin öğretmen, ataması yapılmayan. Böyle giderse birkaç yıl içerisinde 1 milyon öğretmen olacak. Eğitimini almış, atanmamış 1 milyon öğretmen.

Daha önce de söyledim, TÜİK diye bir kurum var ve bu, nüfus projeksiyonu çıkarıyor. Bir yıllık, beş yıllık, on yıllık, yirmi beş yıllık projeksiyonlarla gerçekten bu ülkenin öğretmen ihtiyacını tespit edebilirsiniz; buna göre eğitim fakültesi açabilirsiniz, buna göre öğretmen adayı alabilir, seçebilirsiniz ve böylece yüz binlerce insanın hayaliyle oynamamış olursunuz.

Önemli bir şey daha var: Şimdi, Hükûmet ısrarla diyor ki: "Her şehre üniversite açtık." Nedir üniversite? Bir yere bir bina açtığınız zaman orası gerçekten akademi, üniversite oluyor mu? Bakın, yardımcı doçentlik kalktı ama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - ...yüzlerce bölüm başkanı vardı yardımcı doçent olan, yüzlerce bölüm başkanı. Tek doğru düzgün akademik çalışması yok. Bazı akademisyen arkadaşlarımız bu üniversitelere, bu fakültelere ne diyorlar biliyor musunuz? "Yüksek lise." İçinde olanlar -ben yüksek lisans için taşraya gitmiş arkadaşlarımla konuştum- "Lisans düzeyinde eğitimleri yok ve bana 'Gel yüksek lisans düzeyinde eğitim ver.' diyorllar." diyor. Bu, büyük sorun.

Ayrıca, mezun olunca da bir çözüm olmuyor. Genç işsizlik yüzde 27'lerde yani mezun her 4 üniversite mezunundan 1'i işsiz. Herkes söyledi ama bakın, 2547 sayılı Yasa ne diyor? Diyor ki: Üniversitenin temel amacı, hür düşünce gücüne, geniş dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı öğrenci yetiştirmek. Doğru mu? Üniversitenin amacı bu mu? Düşünceleri nedeniyle yargılanan, akademiden ihraç edilen öğretim üyeleri varken kalanların böyle bir öğrenci yetiştirmesi mümkün olabilir mi? Diyorlar ki: "İşte, terörle mücadelemize karşı çıktılar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Son cümlem, bitiriyorum.

Herkese Edward Said'in başına gelenleri araştırmayı öneriyorum. İsrail'de Filistinlilerle beraber taş attığı için, sadece taş attığı için Amerika'daki akademiden ihraç edilmesi istendi ve Amerika'da görev yaptığı üniversite Edward Said için dedi ki: "O bir akademisyen, düşüncesini bu şekilde ifade ediyor."

Anlatacak çok şey var, ben çok az kısmını anlattım, Mecliste de anlatmaya çalışacağım.

Tekrar söylüyorum: Çok eksikliği var, umarım bu bütçe hayırlı olur.

Ayrıca söylüyorum: Bütçenin bu kadar düşürülmesini, 2'nci sıraya düşürülmesini hiçbir vekil doğru bulmuyor, her şeye rağmen 1'inci sırada olmalıydı diyorum.

Saygılar sunuyorum.