Komisyon Adı: MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU
Yasama Yılı:Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1490)
Birleşim:27
Tarih:2
Tarih:09 .01.2019

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Yani kendimce bir konuşma formatı hazırlamıştım, yani çok uzman olduğum bir alan değil, çok iddialı olduğum bir alan değil, dolayısıyla, en başta gerçekten sektör temsilcilerini dinlemiş olsaydık, onların önerilerini almış olsaydık hepimiz açısından daha yararlı olurdu. Milletvekili olduk diye her konuda uzman değiliz, her konuda bilirkişi değiliz. Ben bu konuda gerçekten bilgi sahibi olmak istiyorum.

Fakat şu sansür meselesinin altını çizmek gerekir. Şimdi, iki tip sansür var: Biri, dışarıdan yasaklarsınız; bir diğer sansür de otosansür. Şimdi, meşhur bir söz var yani denir ki: "Eğer ekranda, sahnede bir tüfek varsa eninde sonunda o filmde o tüfek kullanılacaktır." Şimdi, yasanın 3'üncü maddesinde açık bir sansür hükmü var yani yasaklama yetkisi veriyor. Şimdi, bu yasaklama yetkisi karşısında siz bir sinema yapımcısı olsanız nasıl davranırsınız? Milyon dolar harcayacaksınız, bir film yapacaksınız, bitireceksiniz, ondan sonra birileri bunu yasaklayacak. Yani buna karşı alabileceğiniz tek bir tane önlem var, kendinizi sınırlamak. Bu sansüre karşı kendinizi sınırlamak otosansürdür. Dolayısıyla bu madde metnine sadece şu açıdan bakamayız: "Bugüne kadar 3 tane film yasaklandı, dolayısıyla bu ülkede özgürlükler var; serbestçe, özgürce her tür sinema filmi çevrilebiliyor ve bunlar sinema salonunda gösterilebiliyor." demek doğru değil. Bence en büyük tehlike bu maddenin varlığı. Yapımcıları otosansüre yöneltiyor.

Konuyla ilgili önerilerimi sunmak isterim, geneli üzerine görüşlerimi de. Şimdi, bu sinema sektörünün kamu eliyle desteklenmesinin film üretimi, izleyici sayısının önemli ölçüde artmasına neden olduğu açık yani bunu hepimiz gözlemliyoruz, bu da önemli bir şey. Yerli film izlenme oranının yüzde 56'yla Avrupa'da ilk sırada olduğunu da biliyoruz. Bunu da destekliyoruz, bunda herhangi bir sorun yok. Ayrıca, bu destekle yerli filmlerin uluslararası alanda başarılar gösterdiğini de biliyoruz. Bunların hepsi olumlu şeyler, bu açıdan bir itirazımız yok. Bu yasa değişikliğinin bir kısmıyla eser sayısı ve niteliğinde de artış olacağını düşünüyoruz. Bu açıdan bir kısmıyla ilgili olumlu görüş sahibiyiz, bunu da söylemekte yarar var. Ayrıca, bu film yapımlarının çekildikleri ülkelere döviz girdisi, bilgi aktarımı, ülke tanıtımı, ana ve yan sektörlerde istihdam gibi önemli katkılar sunacağı da açık. Bunda da herhangi bir sorun yok.

Ancak benim itiraz ettiğim bir temel konu var. Teklifle kamusal yayıncılıktan hızla vazgeçildiğini düşünüyorum. Neredeyse eğlence kutusuna dönüştürülen televizyonlara nitelikli programlar, rayting kaygısına kurban edilmiş kültür, sanat, edebiyat programları yerine bitmez tükenmez bir şekilde sayıları hızla artan dizilere de finansal destek vermeyi öneriyorsunuz. Açıkça buna karşıyız. Dizi filmlere destek verilmesini doğru bulmuyoruz. Dizilerdeki bu niceliksel artış, içerdiği konular yüzünden niteliksel bir sıçramaya yol açmadı, bunu hepimiz biliyoruz. Günlük yaşamın gerçeğiyle örtüşmeyen, Brezilya ve Arjantin dizilerinde olduğu gibi kısa yoldan sınıf atlama amacı güden, toplumsal dayanışmayı sağlamak yerine yer yer içerdiği nefret suçu bağlamındaki içerikler yüzünden şiddeti kutsayan yapımlar gerçekten dikkat çekmektedir. Son dönemlerde hepiniz bir yerlerde okumuşsunuzdur, meşhur anekdot: İzlediğiniz filmlerde sigara içiliyor, buzlanıyor; alkol içiliyor, buzlanıyor ama bir kişi alıp 80 kişiyi patır patır öldürüyor, her taraf kan gölüne çevriliyor, bunu izleyebiliyorsunuz. Yani bizim son dönemdeki dizi filmlerimizin özellikle topluma kazandırdığı şeyler bunlar.

Dizi filmlerin bize telkin ettiği dünyanın tekinsiz bir dünya olduğunu düşünüyorum. Film karakterleri -biraz önce de söyledim- kısa yoldan zengin olmak için her yolu mübah gören bir mantık dizgesiyle hareket ediyorlar. Toplumun bütün ötekileştirilen kırılgan kesimlerini ise bu yerli dizilerin önemli bir bölümü yok sayıyorlar. Oldukça sentetik ve yapay sayılabilecek ortamlar izzleyicinin algısını verili gerçeklikten uzaklaştırıyor. İstanbul'da yaşayan herkesin Boğaz kenarında villalarda yaşadığını ve hepsinin müştemilatında onlara hizmet eden onlarca kişinin olduğunu sanıyor. Dizileri izleyenler İstanbul'u böyle bir kent olarak hayal ediyorlar. Bu niteliğiyle toplumsal uyum ve dayanışma duygusunun artırılması yerine seyircileri pasif özne konumuna indirgeyen popüler kültür ürünü olan bu dizelere destek amacıyla yapılmış olan birkaç ek madde var, tanımlara dizi filmler eklenmiş, madde metinlerinde de dizi filmlere destek öneriliyor. Bunların madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz. Hem teklif sahiplerinin hem Bakanlığın bunu bir kez daha gözden geçirmesinde yarar var. Onları heyecanlandıran herhâlde bu Ertuğrul dizisi. Başka bir şey aklıma gelmiyor yani dizi sektörünün desteklenmesinin sanki görünen gerekçesi bu.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Güzel dizi ama değil mi?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Ben izlemiyorum diyeceğim, inanmayacaksınız. O yüzden hiç gerek yok. Yani size göre güzel dizi olması sorunu çözmüyor. Bir sürü güzel dizi var. Ben "Dizi kötüdür." demiyorum.

AYŞE KEŞİR (Düzce) - İzlemediğiniz diziye yorum mu yapıyorsunuz?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Ben bir yorum yaptım mı hanımefendi? Ben bir diziyle ilgili yorum yaptım mı?

BAŞKAN - Karşılıklı olmasın.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Dedim ki: Herhâlde sizi heyecanlandırıyor Ertuğrul dizisi.

AYŞE KEŞİR (Düzce) - "Ona teşvik veriliyor." diyorsunuz da onun için söylüyorum ben de.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Yani herhâlde o heyecanlandırıyor çünkü ben bilmiyorum yani bir sürü milletvekilleriniz, yöneticileriniz, bakanlarınız çıkıp "Ertuğrul, Ertuğrul dizisi..." diyor.

BAŞKAN - Sayın Tiryaki lütfen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Herhâlde odur heyecanlandıran diyorum, aklıma başka bir şey gelmiyor.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ama itham eder gibi konuşuyorsunuz, "Ertuğrul dizisinin desteklenmesi için yapılıyor." diyorsunuz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Dizi film Ertuğrul'dan ibaret değil. Umarım iyi bir dizidir, umarım bu sizi heyecanlandırıyordur ama bilin ki bütün diziler onun gibi değil, bunun gibi değil, onu bilin.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım. Sayın vekillerimiz, lütfen...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Şu reklam mevzusuyla ilgili olarak -ben kişisel olarak söylüyorum yani bunu bir parti görüşü olarak söylemiyorum- gerçekten, bu, sinema salonunda yirmi dakikalık, yirmi beş dakikalık reklam sıkıcı bir iş. Hakikaten, sinemayı izleme isteğinizi kıran bir iş, dolayısıyla bu konuda bir düzenleme yapılması anlaşılır. Fakat sorun şu: Sektörden temsilcilerin ve dışarıdan buna ilişkin değerlendirme yapanların şöyle bir kaygı taşıdığı anlaşılıyor, bunu da ciddiye almak gerekir: "Bilet fiyatlarında ciddi bir artışa yol açabilir." diyor. Çünkü sektör temsilcilerinin "Gelirlerimizin neredeyse yüzde 70-74'ünü buradan elde ediyoruz." gibi değerlendirmeleri var, bu yabana atılacak bir eleştiri değil. Bakanlığın veya teklif sahiplerinin bu konuda akıllarında olan bir çözüm varsa ve bizimle paylaşırlarsa seviniriz.

Şu yasa meselesiyle ilgili olarak, hani "Biz sektör temsilcileriyle görüştük." diyorsunuz ya, benim önümde "Yönetmenlerden Bakanlığa yeni yasa eleştirisi" diye bir haber var ve ülkemizin önemli isimlerinin, Nuri Bilge Ceylan, Reis Çelik, Erden Kıral, Onur Saylak, Yeşim Ustaoğlu, Çağan Irmak, Yılmaz Erdoğan gibi yönetmenlerin "Hazır değiştiriyorken 7'nci maddenin (1)'inci fıkrasındaki sansüre yol açan hükmü değiştirin." diye bir talepleri var, biz de bunu destekliyoruz. Eğer iyi bir şey yapmak istiyorsak bu ülke için, sansürü çağrıştıracak her türlü düzenlemeden uzaklaşmalı ve bunu madde metninden çıkarmalıyız diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Son olarak şunu söyleyeyim: Sayın Başkan, yanlış anlamayın ama keşke her söz alandan sonra teklif sahipleri ve Başkan olarak cevap hakkınızı kullanmasanız.