Konu: Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:54
Tarih:03.03.2021

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 7'nci maddesi üzerine söz aldım ancak tümü üzerinde ve bölüm üzerinde konuşan arkadaşlarımız maddeyle ilgili olumlu bulduğumuzu ama eksikliklerini de ifade ettikleri için o konuya girmeyeceğim.

Değerli arkadaşlar, Sanayi Bakanı birkaç ay önce bir açıklama yapmıştı, demişti ki: "Cezaevlerinde ve ev hapsinde olan insanlar için kullandığımız kelepçeler var. Biz bir şirket kurduk ve bu kelepçeleri yerli olarak üreteceğiz, böylece ithalattan kurtulmuş olacağız." Dün Cumhurbaşkanı eylem planını açıklarken -değişik konularına arkadaşlarımız değindiler- 2 tane şey benim de dikkatimi çekti, diyordu ki: "Cezaevine göndermektense ev hapsiyle insanları cezalandırmak daha doğrudur." Burada iki şey aklıma geldi: Birincisi, cezaevlerinin boşaltmalara rağmen yeniden dolduğu. Bir de bu şirketin işleyişini kolaylaştırmak ve onun kâr garantisini sağlamış olmak için de kelepçeler için de bir piyasa oluşturuldu mu acaba diye aklıma bir şey geldi.

Bir başka konu: Cumhurbaşkanı "Her boynunu büken çiçeğe su verilmez." dedi. Ben bu su verilmemesi gereken çiçeklerin nasıl seçileceğini çok merak ettim. Acaba bu sulayıp sulamamayı yetiştiği bölgeye ve toprağa göre mi seçecekler, rengine göre mi ya da kokusuna göre mi seçecekler diye merak ettim. Bu merakımı giderirlerse sevinirim.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de uzun zamandır kanayan ve şimdi de şiddetle kanayan bir yara, cezaevleri ve cezaevlerindeki uygulamalar. Türkiye hapishaneleri bu durumu uzun zamandır yaşıyor. Ancak son dönemde pandemi nedeniyle bu ihlallerin şiddeti çok daha fazla arttı ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında cezalandırılmış olanlarla ilgili de bu durum çok daha ağır seyrediyor.

Cezaevlerindeki hak ihlallerini söyleyecek olursak; öncelikle, cezaevine girişlerde çıplak arama söz konusu oluyor. Bununla ilgili daha önce çokça tartışmalar yapıldı ancak daha sonra bazı ünlü sanatçıların devreye girip kendilerinin de çıplak arandığını söylemesi nedeniyle yapılan tartışmalardan sonra öğrenildi ki daha sonra yapılan bir yönetmelik değişikliğiyle bu çıplak arama zaten varmış ve uygulanıyormuş. Bu, önemli bir problem.

Ayrıca, Adalet Bakanlığının 1 Ocak 2021'de başladığı "İdare ve Gözlem Kurulu Uygulaması" adı altıdaki uygulamayla sudan bahanelerle tahliyeler engelleniyor; insanların süreleri doluyor ama İnfaz Kanunu'ndan yararlanıp şartlı tahliyeyle serbest bırakılması gerekenler tahliye edilmiyor. Bunun için de bazı suçlar uydurulmuş. Bu suçlardan bir tanesi kitap okumak; cezaevlerindeki insanların kitap okumasının sakıncalı olduğu düşünülüyor. Ayakta sayım vermeme ve aynı zamanda pişman olmama da var. Şimdi, düşünün, bir insan herhangi bir nedenden cezaevine girmiş, bir seneye, beş seneye, on seneye, yirmi sekiz seneye kadar yatan insanlar var, otuz sene yatan insanlar var. Otuz sene yatmış bir insana son anda "Seni şartlı tahliyeden yararlandırmak için önüne bir kâğıt koyuyorum, şurayı imzala ve pişman olduğunu ifade et." deniyor. Bu hangi akla, hangi mantığa sığar ve böyle bir şey gerçekçi midir? Bu kadar sene yatmış olan bir insanın, düşüncesinden dolayı yatmış olan bir insanın pişman olması söz konusu olabilir mi? Dolayısıyla da tahliyeleri bu şekilde engellenmiş oluyor.

Yine, pandemi dönemi gerekçe gösterilerek spor, havalandırma, sohbet, kültürel faaliyetler yaptırılmıyor. Birinci derece yakınları dışındaki birbirini tanıyan insanların cezaevi içerisinde haberleşmeleri ve mektuplaşmaları da yine yasaklanıyor. Karantina koğuşları olmadığı için mahpusların tek kişilik hücrelerde tutulmasına devam ediliyor. Dergi ve gazetelerin verilmesi düzenli olarak yapılmıyor ve kendilerinin, yönetimin istemediği, beğenmediği gazeteler de zaten verilemiyor, Kürtçe kitap verilemiyor; OHAL'de toplatılan radyolar sahiplerine iade edilmiyor ve mahkûmlar radyo dinleyemiyorlar. Hasta mahpusların tedavileri aksıyor; mahpuslar kelepçeli olarak tedaviye götürülmek istendiği için, onlar da bu uygullamayı kabul etmedikleri için çoğu zaman tedavileri yapılamıyor. Cezaevinde doktora ve ilaca ulaşım bir hayli zorlaşmış durumda. Keyfî biçimde disiplin ve hücre cezaları veriliyor. Telefon görüşü hakları düzenli olarak kullandırılmıyor. Covid-19 için yeterli hijyen tedbirleri zaten hemen hemen hiçbir cezaevinde tam olarak uygulanmıyor ve alınmıyor.

Cezaevlerinin önemli konularından bir tanesi de hasta tutuklular. 604'ü ağır hasta olmak üzere 1.605 hasta mahpus bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) - Normal koşullarda bile bu hastaların tahliye edilmesi gerekirken pandemi döneminde bu arkadaşların hiçbiri tahliye edilmediği gibi hastalıkları son ana kadar gelmiş olan, ilerlemiş olan çoğu kişi de son anda tahliye edildikleri için ya bir gün ya iki gün sonra -benim şahit olduklarımda var- vefat etti, yaşamını yitirdi ama daha önce tahliye edilmiş olsalardı, sağlık sistemine girmiş olsalardı, tedavilerini yaptırabilmiş olsalardı bu insanları kaybetmiş olmayacaktık. O nedenle hasta mahpusların durumunu bir kez daha dile getirmek istedim. Hasta mahpuslarla ilgili mutlaka ve mutlaka acil bir girişimde bulunulması ve o insanların tahliye edilip tedaviye ulaşabilmelerinin sağlanması gerekiyor.

Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)