Konu: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:26.12.2020

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili kanun teklifinin 25'inci maddesi üzerine grubum adına söz aldım. Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ancak bu konuya geçmeden önce, sizler vasıtasıyla Sağlık Bakanlığına bir çağrıda bulunmak istiyorum. "Cerrahi ameliyathane teknikleri" ismi altında eğitim gören 20 bin civarında gencimiz var. Bunların çok büyük bir kısmı atanamamış durumda, çok az sayıda atanan var, mesela 2020 yılında 36 kişi atanabilmiş. Ancak bu arkadaşlar, görev tanımlarının tam yapılamamış olmasından dolayı sadece ameliyathanelerin bir kısmında bulunabilmektedir ve oralarda da yedek durumunda kalıyorlar. Oysaki ekibin asli elemanları olması gerekiyor ve bunlardan her ameliyathanede de en az 1 kişinin bulunması gerekiyor çünkü uzmanlık alanları budur.

Değerli arkadaşlar, bu maddeyle 5549 sayılı Kanun'un 19/A maddesine bir fıkra ekleniyor; askıya alınan ve gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi kanunsuz bir şekilde gerçekleştirenlere karşı en az 50 bin lira olmak üzere para cezası verilmesi öngörülüyor. Ancak, bu Bakana verilen yetki daha sonra Bakanın istediği kişiye devredebileceğine dair bir durum içeriyor. Bakana verilen bir yetkinin başka birisine devredilirken bu kişinin kim olacağı, ne şekilde devredileceği ve hangi şartlarda kullanılacağına dair de bir muğlaklık olduğu için bu madde anlamını yitirmektedir. Dolayısıyla da, belirsizlik içeren bir maddenin kanun metninden çıkartılmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bugün kanunu görüşmemizin ikinci günü. Ancak kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesiyle ilgili olmasına rağmen esas olarak bunun içerisine gizlenmiş olan dernekler, vakıflar ve sivil toplum örgütlerine karşı daha çok iktidarın yaklaşımını görüyoruz ve bunların zapturapt altına alınması için de bir düzenleme yapılıyor. Sizin bu teklifinizin amacı; ülkedeki dernekleri kapatmak, vakıflara -önemli ölçüde ekonomik kaynaklar olduğu için- kayyumlar atamak ve bu şekilde gerçekleşmesi hâlinde başta insan hakları dernekleri olmak üzere kadın hakları, mülteci hakları, çocuk hakları, LGBTİ hakları alanında faaliyet gösteren odalar, dernekler, vakıflarla ilgili tek bir imzayla kapatma kararı alabilme yetkisi veriyor.

Şimdi, sivil toplum örgütleri ya da odalar niçin oluşturulur? Kendilerine üye olan kişilerin menfaatlerini korumak, aynı zamanda ülkenin gidişatı, durumuyla ilgili de zaman zaman fikir beyan etmek için kurulurlar. Ancak bu fikir beyanları iktidarın hoşuna gitmediği zaman çeşitli şekillerde suçlanarak bu insanlar üzerinde baskı artırılabilecek ve terörün finansmanı suçundan hakkında soruşturma açılan herhangi birisi için ortada bir yargı kararı yokken bile bir kapatma ya da uzaklaştırma cezası verilebilmektedir. Bu da yetmiyor, aynı zamanda İçişleri Bakanı, terör suçundan dernek yöneticilerini görevden alma tedbirini yeterli görmezse bir mahkeme kararı edinip bununla da aynı şekilde geçici olarak görevlerinden uzaklaştırabilmekte ya da çalışmalarını durdurabilmektedir.

Oysa olay sadece o denetlenen dernekle de kalmıyor, onlarla hibe ve fon ilişkisinde bulunan yerli veya yabancı kurumları da aynı şekilde içeriyor ve onlara da aynı cezalar verilebiliyor. Örneğin, bu teklif eğer bu şekilde gerçekleşirse terörizmin finansmanı bahanesiyle, kendinize tek taraflı beyanlarla hakkın özüne dokunacak uygulamalar yapma yetkisi tanıyorsunuz. Biz zaten sizin bunları nasıl uyguladığınızı biliyoruz, daha önceki kayyum uygulamalarınızdan biliyoruz ve nelerle karşılaştığımızı hep beraber izledik. Derdiniz, hukuki karar vermekten ziyade soruşturma aşamasında dernek başkanlarını görevden almak ve sizden olmayan derneklerin faaliyetlerini askıya almak, durdurmak ve çalışamaz hâle getirmektir. Oysaki dediğimiz gibi, dernekler ve vakıflar hem bölgesel hem de merkezî olabilmektedir. 626 tane dernek ve sivil toplum örgütü sizin bu uygulamanıza karşı sesini yükseltmişse bunun bir anlamının olması gerekir ve bu anlamın da yerine getirilmesi gerekir. Ancak biz ne söylersek söyleyelim, siz önce Komisyon olarak sonra da iktidar olarak yüksek sesle "Hayır, katılmıyoruz." deyip maalesef, herhangi bir olumlu gelişmede bulunmuyorsunuz.

Bu dernekler ve sivil toplum örgütleri demokrasinin aynı zamanda kaynakları ve merkezleridir. İnsanların toplumsal hayata katılması buralarda sağlanır. Bu tepki gösteren, sesini yükselten kurumların önemli bir kısmı da federasyonlardan oluşmakta ve binlerce üyesi ya da yüzlerce derneğin aynı zamanda üyesi olan kurumlardan oluşmaktadır. Bunların sesine bir kulak verseniz ve bu teklifi geri çekseniz en azından Türkiye'ye olumlu bir katkı yapmış olur, ileri bir adım atmış olursunuz ama sizden bunu beklemek beyhude bir şey, onu da biliyoruz.

Saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)