Konu: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:84
Tarih:22.04.2022

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, milletvekilleri; ilgili kanunun 22'nci maddesi üzerine söz aldım, Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yüz yirmi dört yıl önce "Kürdistan" adıyla yayın hayatına başlayan ve günümüze çeşitli zorluklar ve bedeller ödeyerek gelen hakikat arayışçısı Kürt gazeteciliğinin emekçilerini ve Kürt Gazeteciler Günü'nü kutlamakla başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Adalet Bakanı açıklama yaptı ve "Türkiye'de kötü muamele ve işkence kesinlikle yoktur." dedi ancak CPT bir yıl içerisinde Türkiye'de zaman zaman haberli ya da habersiz 30 ziyaret yaptı cezaevlerine ve 30 rapor açıkladı. Bu 30 raporun 27'sinin açıklanmasına izin verilmedi çünkü devletlerin böyle bir hakkı var; eğer o ülkeyi veya devleti yaralayıcı, onur kırıcı ya da itibarını zedeleyici bir durum söz konusu ise raporlarda buna izin verilmiyor. Bunun anlamı şudur: Bu 27 raporda işkence var, eziyet var ve kötü muamele var; aksi hâlde bunlar açıklanabilirdi ve rahatça dile getirilmesinde sakınca olmadığı söylenebilir ve "Açıklayın." denilirdi, bunu yapmamış. Dolayısıyla da belki bununla Adalet Bakanı övünebilir çünkü Rusya'nın arkasından 2'nci sırada ülkemiz maalesef bu konuda; en çok açıklama istemeyen ülke Rusya ve 1'inci sırada Rusya var.

Değerli arkadaşlar, zaman zaman burada cezaevleriyle ilgili sorunları dile getiriyoruz, işkenceyle ilgili sorunları dile getiriyoruz, kötü muameleyle ilgili sorunları dile getiriyoruz ama bugüne kadar bunlar önlenemediği gibi işkence ve kötü muamele devam ediyor. İşkence olması için illa da Filistin askısına asılması ya da elektrik verilmesi gerekmiyor. Yapılan davranışlar da kötü muameleler de aynı zamanda işkence statüsünde değerlendirilebilir pekâlâ.

Bir mektup aldım, ailesi tarafından gönderildi -daha önce ailesiyle de görüşmüştü hükümlü- o mektubu olduğu gibi okumak istiyorum hata olmasın diye. İbrahim Karakaş, Kürkçüler Cezaevinde tutuklu. Şöyle diyor mektubunda: "Son zamanlarda cezaevlerinde yaşanan kayıpların durumu ortada olmasına rağmen uzun yıllardır cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın çeşitli kronik ve ağır hastalıkları bulunmaktadır. Kalp, böbrek, mide, bağırsak, astım, KOAH, tümör ve benzeri birçok hastalığı bulunan arkadaşlarımız ve ben defalarca kez kurum ve revir tarafından acil olarak hastaneye sevk edilmemize rağmen dayatılan onursuz uygulamaları kabul etmememizden kaynaklı sevkimiz jandarma personeli tarafından fiilî olarak engelleniyor. Yapılan suç duyuruları ve başvurular, mevzuat gerekçe gösterilerek sonuçsuz bırakılmaktadır. Bu da uygulamayı dayatanlara cesaret vermekte ve daha da baskın bir hâl almalarını sağlamaktadır.

(Uğultular)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, o kadar uğultu var ki...

KEMAL PEKÖZ (Devamla) - Üzeri tellerle kapalı odalarda tutularak bir nevi tecrit edilmekteyiz. Tüm odalarımız birbirinden ayrı ve uzak mesafelere konulup bulunduğumuz koridor, duvar komşusu olan avlularımızda da DAİŞ ve FETÖ gibi zıt gruplarla tutuluyoruz. Bu durum çoğu zaman provokasyon zemini yarattığı gibi, ailelerimizin görüş sırasında sorun yaşamasına ve can güvenliği yaşamasına da sebep oluyor. Konuyla ilgili yaptığımız başvurular keyfî gerekçelerle reddedilmekte. Bilindiği gibi, çoğu arkadaşımız uzun yıllardır zindanlarda olup keyfî sürgünlerle ailelerinden kilometrelerce uzaktaki cezaevlerine nakledilmekte. Bu durumun hem tutsaklara hem ailelere maddi ve manevi zorluk yarattığı yetmezmiş gibi, cezaevinde idarenin düzenlediği odalara konulmaktadırlar. Bu ve benzeri birçok mağduriyet belirtilmesine ve belgelendirilmesine rağmen -psikolojik bir baskı aracı olarak kullanılan- oda değişim talepleri keyfî gerçeklerle kabul edilmeyip mağduriyetlerin büyümesine yol açılmaktadır. Yaşanan mağduriyetten ötürü isteğe bağlı nakil talepleri de verilen disiplin cezaları -ki çoğu keyfî olarak verilmektedir- gerekçe gösterilerek reddedilmektedir.

Son dönemlerde yukarıda bahsettiğimiz konseptle beraber devreye giren, cezaevi girişinde mahkûm kabul bölümünde yapılan muameleler... Şööyle ki: Cezaevine başka yerden sevk gelen veya yeni tutuklanan arkadaşlarımıza ilgili yasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da açıkça işkence yöntemi olarak kabul edilen çıplak arama dayatılmakta ve buna zorlanılmaktadır. Bu insanlık suçunu kabul etmeyen arkadaşlarımıza fiziki ve sözlü olarak fiilen müdahale edilerek onursuzluk dayatılmak istenilmektedir. Buna karşı koyan ve bu uygulamaya direnen arkadaşlarımız hakkında tutanak tutulup disiplin cezaları verildiği gibi, talimatı veren ve yer alan ilgili personel hakkında yaptığımız suç duyuruları da 'Kovuşturmaya yer yoktur.' gerekçesiyle reddedilmekte ve işlem yapılmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) - Son olarak, yukarıda belirttiğimiz üzere, ciddi sorun olarak karşımızda duran anayasal hakkımız olan can güvenliğimiz, hastane ve tedavi haklarımız engellenmek istenmekte, bir biçimde bu haklarımız ihlal edilerek zamana yayan bir öldürme biçimi olarak karşımızda durmaktadır. Son aylarda zindanlarda, tedavi hakkının engellenmesinden ötürü birçok siyasi tutsak hayatını kaybediyor.

Siz değerli basın emekçileri aracılığıyla sesimizi duyurmak istiyoruz. Konuyla ilgili gereken hassasiyet ve duyarlılığı da sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin de göstermesi gerektiğine inanıyoruz.

Tabii bu sorunları aktarırken zindanlardaki tutsaklar gibi bizler de tutsak gazeteciler olarak aynı sorunları yaşamaya devam ediyoruz."

Cezaevleri kangren olmuş durumda. Cezaevlerinde kangren olan bu sorun çözülmediği sürece Türkiye'de de aynı zamanda huzurun tesis edilmesi söz konusu olamayacaktır.

Bir an önce cezaevleriyle ilgili bu sıkıntıları göz önüne alalım, mutlaka ve mutlaka işkence ve benzeri kötü muamelelerden vazgeçelim ve insanların ailelerine yakın olan bir yere sevklerini istemeleri hâlinde de disiplin cezalarını gerekçe göstererek sevklerini engellemeyelim diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)