Konu: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:83
Tarih:21.04.2022

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubum adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle Meclisi saygıyla selamlıyorum. Cezaevlerinde ve ekranları başında bizi izleyen arkadaşlarımızın tümünü de sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Adana'dan, Kürkçüler Cezaevinden bir mektup aldım. Mektup çok uzun olduğu için birkaç maddesini sadece değerlendireceğim, buraya alacağım; durumu size aktarmak istiyorum. İbrahim Karakaş, Kürkçüler Cezaevinde uzun süredir tutuklu, hükmü daha kesinleşmemiş. Dün Adalet Bakanı bir açıklama yaptı, dedi ki: "Ülkemizde cezaevlerinde işkence veya kötü muamele yoktur." Ben merak ediyorum bu mektubun geldiği yer acaba ülke sınırlarında mıdır, değil midir; Adana ülkenin sınırları içerisinde midir, yoksa başka bir ülkededir de o nedenle biz bunu saymayacak mıyız?

Özellikle sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor, insanlar rahatsızlıklarında revire gidiyorlar, revir hastaneye sevk ediyor ama hastaneye sevk edilmeden önce ağız içi araması dâhil olmak üzere çıplak arama dayatılıyor ve tutuklular bunu kabul etmedikleri zaman hem hastaneye götürülmüyorlar hem de disiplin cezası verilerek hücrelere kapatılıyorlar.

Aydınlatma için kullandıkları ampuller dışındaki tüm elektrik giderleri tutuklu ya da hükümlülerden tahsil ediliyor, onlardan alınıyor dolayısıyla da dışarıdaki herkesin yaşadığı pahalılık ve elektriğin ödenememesi tutuklular açısından da çok ciddi bir sorun yaratıyor.

"Sağlık personeli kendileriyle muhatap olsun, ağız içi aramaları, benzer aramaları onlar yapsın." deniliyor ama genellikle infaz koruma memurlarına yaptırılıyor. Tutuklular ve hükümlüler bunun da sağlıksız olduğunu ifade ediyor ve o nedenle de çok ciddi sorunlar yaşıyorlar.

Yirmi yıllık bir iktidarla karşı karşıyayız. Yirmi yıl önce iktidara geldiklerinde ülke ne durumdaymış şimdi ne durumda onu kısaca bir özetlemek istiyorum. Bu alanda işsizlik ne durumdaymış, hayat pahalılığı ne durumdaymış, asgari ücret nasılmış, ülkenin dünya ekonomisindeki yeri neymiş, emeklilerin durumu nasılmış, tarım alanındaki üretim ve aynı zamanda girdi fiyatları ne durumdaymış, hedeflenen millî gelirde ne duruma gelmişiz, gelir dağılımındaki adalette ne durumdayız ve aynı zamanda doğa katliamıyla ilgili gelişmelerde de ne durumdayız. Ayrıca, buna ek olarak da tabii ki halk iradesinin gasbı söz konusudur. Halk iradesinden söz eden, millî iradeden akşama kadar söz eden bir iktidar, belediyeleri gasbederek halk iradesini açıktan açığa gasbetmiş, oralara kayyumlar atamış ve bu kayyumlar her gün yolsuzlukla yüz yüze gelmekte, birden fazla seferde değiştirilmekle karşı karşıya kalmaktadırlar.

İşsizlik 2002 yılında iktidara gelindiği zaman yüzde 5 civarındaymış şimdi yüzde 12 civarında. Hayat pahalılığında insanlar en azından günlük yaşamlarını sürdürebilirken şu anda o zamankine göre alım güçleri üçte 1 oranında azalmış ve şu anda çok daha büyük zorluklar yaşanıyor. Asgari ücretle insanlar günlük ihtiyaçlarını karşılayabilirken ve Türkiye'de asgari ücret düzeyinde çalışanlar yüzde 18'lerdeyken şu anda yüzde 48'lere çıkmış durumda ve asgari ücret ortalama ücret olmuş durumda.

Türkiye dünya ekonomisinde 17'nci sıradaydı, şu anda 21'inci sırada, yakın bir zamanda 23'üncü sıraya düşeceği de ekonomistler tarafından dile getiriliyor.

Yine emeklilerin durumu... Emeklilerin durumunu geçen gün ayrıntılı olarak dile getirdik ama bir kez daha söylemekte fayda var: 12,5 milyon emekli bankalara borçlu ve önemli bir kısmı faiz oranlarının yüksekliğine rağmen yeniden kredi kullanmak isterken borçlu oldukları için kredi bile kullanamamakla yüz yüze kalmış durumdalar. Önemli bir kısmı 2.500 lira civarında emekli maaşı alırken 1.000 lira, 1.100 lira, 1.200 lira, 1.400 lira alan değişik kesimlerde de yine emekliler bulunmaktadır. Bu durum da Türkiye'de her gün insanların ne kadar zorda kaldıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Tarım alanındaki girdilerin fiyatlarının azami, çok yüksek oranda artmış olması nedeniyle tarım alanlarınnda insanlar her gün biraz daha tarım alanını terk etmekte ve tarım alanlarındaki üretim de dolayısıyla her gün biraz daha azalmakta, bu azalma da aynı zamanda hem tarım girdilerinin yüksekliği hem de üretimin istenen düzeyde olmaması nedeniyle hayat pahalılığına ve fiyatların yükselmesine sebep olmakta, tarım alanları dışındaki insanlar da bunun zorluğunu yaşamaktadır.

Millî gelir hedeflenirken 2018 yılında 12 bin dolar civarındaydı fert başına düşen millî gelir şu anda 8 bin dolar civarına gelmiş, oysaki iktidar 25 bin dolara en kısa zamanda çıkartacağını iddia ediyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) - Yine, millî gelir dağılımındaki adaletsizlik de had safhada. Daha önce en azından insanların yüzde 60'ı, 70'i millî gelirden bir miktar pay alabilirken şu anda yüzde 80'i, yüzde 85'i millî gelirden çok düzgün pay alamamakta ve her gün yaşam biraz daha zorlaşmakta.

Yine, doğa katliamında da rekorlar kırıyorsunuz. Önünüze gelen yeri kazıyorsunuz, önünüze gelen yere maden ocakları, taş ocakları ya da mermer ocakları açıyorsunuz ama bunları açarken aynı zamanda yeşili ve doğayı da katledip "Rehabilite edeceğiz." diye de daha sonra bu katledilen yerleri yeşile boyadığınız zaman da rehabilite edilebildiğini ifade edebiliyorsunuz. Bu da bir doğa katliamıdır, başka türüdür. Aynı zamanda, sadece ülke içinde değil, Suriye'de de zeytinleri her gün biraz daha kesip katlediyor ve oradaki üretimi de alıp Türkiye'ye getirerek Türkiye'deki pazarlarda piyasaya sürüyorsunuz. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil. Bir an önce gidin ve bu ülke bir miktar nefes alabilsin diyor, saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)