Konu: Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:6
Tarih:13.10.2021

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili kanun teklifinin 2'nci maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Maddede, sosyal medya platformları üzerinden kazanç sağlayanlara dönük yapılan bir düzenleme bulunmakta. Bu düzenleme genel anlamıyla olumlu olmakla birlikte, vergi adaleti açısından ciddi sakıncalar içermektedir çünkü vergilendirme dilimi olarak yüzde 15'lik bir dilim seçilmiştir. Oysaki kamu emekçileri, kamuda çalışan ya da işçi olarak emekçilerin çalıştıkları dönemlerde 8'inci aydan itibaren vergilendirme yüzde 20'lik bir dilim içerisine verilmektedir. Dolayısıyla, burada bir adaletsizlik söz konusudur, bunun giderilmesi lazım. Buradaki oranın yükseltilmesi, emekçiler üzerindeki oranın ise azaltılması, küçültülmesi gerekir.

Değerli arkadaşlar, son zamanlarda Türkiye'de gerçeğe aykırı, son derece çokça, iktidar tarafından açıklama yapılmakta. Bu açıklamaların her biri yapıldığında, örneğin, Cumhurbaşkanının son 11 konuşmasında dövizdeki kur artışı nedeniyle kayıp 130 milyar dolara ulaşmış, bununla yetinilmemiş, Türkiye, Avrupa ülkeleriyle kıyaslanmıştır. Örneğin, Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da kuyrukların olduğu, insanların açlık ve sefalet içinde olduğu ifade edilmiştir. Bunu merak ettim doğrusu, Hükûmetin başındaki insanın doğru söylemiş olabileceğini düşünüp Avrupa'daki arkadaşları aradım, dostları aradım, dediler ki... Almanya'da fert başına düşen millî gelir 55.200 dolar, Türkiye'de 9 bin dolar civarında -8 bin küsur, 9 diyelim, yuvarlak olarak söyleyelim- Türkiye'de asgari ücretle 50 kilo bile et alınamazken Almanya'da asgari ücretle 300 kilo et alınabilmekte; Türkiye'de işsizlik, resmî rakamlara göre yüzde 12, Avrupa'da yüzde 3, yüzde 5 arasında değişiyor ve bu işsizlik oranları döneminde de asgari ücretli olanların aynı zamanda devletten destek aldıkları ifade ediliyor. Ama dediler ki: "Cumhurbaşkanı bu kadar bizimle ilgilenmiş, bizi düşünmüş, buradaki yoksulluğumuza, sefaletimize bir çözüm aramış demektir. Onun için, bize el attığı için kendilerine teşekkür ediyoruz, vasıtanızla bunu kendisine iletin." ve arkasından bana bir şey anlattılar, dediler ki: "Beterin de beteri var. Siz bu beterden korunmuş olmanız umuduyla bunu da kendilerine aktarın."

2 kişi oturmuş sohbet ediyorlarmış -işleri olmadığı için olsa gerek- birisi demiş ki: "Benim dedem vardı, dedem o kadar varlıklı bir insandı ki bir ahırımız vardı, içinde büyükbaş hayvanları besliyorduk, hayvanları tohumladıktan sonra hayvanları ahıra sürer öteki ucundan çıkarırdık, öteki ucundan çıktığı zaman hayvan doğum aşamasına gelirdi." Diğeri bunun altında kalmamak için demiş ki: "Bu da bir şey mi? Benim dedemin bir sopası vardı, bulutlar güneşin önüne gelip güneşi kapattıklarında uzatırdı, bulutları oradan kenara çekerdi, güneşlenir, işi bittiği zaman da tekrar bulutu yerine götürür, koyardı." demiş. Öteki bunun altında kalmamak için demiş ki: "Peki, bu deden bu bastonu nerede saklıyordu?" "Vallahi, o bastonu senin dedenin ahırında saklıyordu." demiş. (Gülüşmeler)

Şimdi, dolayısıyla, gerçeğe aykırı şeylere başladığınız zaman bunları her zaman çok daha fazla abartmak, bir noktaya kadar götürmek ve içinden çıkılmaz bir noktaya getirmek mümkün. İktidara bir an önce gerçeklerle yüzleşmesi ve Türkiye'deki yoksulluğun, sefaletin üzerine gitmesi ve bunun için bir çözüm aramasını tavsiye ediyorum. Tabii, bunun için de öncelikle bugüne kadar beslediği, "Türk parasına yatırım yapın, Türk parasını koruyalım. Döviziniz varsa paraya çevirin." derken bu şirketlere döviz üzerinden ödeme yapılmasına karşı çıkması ve bunları bir an önce düzenlemesi ve insanların sefalet içerisinde yaşamasına müsaade etmemesi lazım. Eğer müsaade ederse de zaten yakın bir zamanda kendisi gidecek, bunu yapacak olanlar yerine gelecek ve Türkiye'nin düzenini yeniden kuracaklardır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)