| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın milletvekili arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz bu teklifin en önemli maddesine gelmiş bulunuyoruz, 4'üncü madde gerçekten bu teklifin ana arterlerini oluşturan madde. Kızılayın ticari faaliyetleri ve yeni düzenlemeye ilişkin birtakım değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Türk Kızılayı yüz elli yılı aşkın geçmişiyle ülkemizin en köklü yardım kuruluşlarından biridir. Toplumun güveni ve bağışları sayesinde ayakta kalmış savaşta, afette ve zor zamanlarda ihtiyaç sahiplerinin yanında yer almıştır. Kızılayın en büyük gücü halkın ona duyduğu güven ve gönüllü desteğidir. Ancak son yıllarda Kızılay bünyesinde çok sayıda ticari şirket kurulmuş ve bu şirketler bir holding yapısı altında faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu durum, Kızılayın asli görevi olan insani yardım faaliyetlerinden uzaklaşıp ticari faaliyetlere ağırlık verdiği yönünde tartışmalara maalesef neden olmaktadır. Kızılay holding bünyesinde faaliyet gösteren bazı şirketlerden bahsedecek olursam: Kızılay İçecek, Kızılay Çadır ve Tekstil, Kızılay Sağlık, Kızılay Lojistik, Kızılay Sistem Yapı, Kızılay Bakım, Kızılay Portföy, Kızılay Etki Yatırım, Kızılay Teknoloji, Kızılay Biyomedikal, Kızılay Kültür Sanat gibi birtakım şirketler vardır. Şirket sayısı toplamda 14 olmuştur. Sayın Başkana ve yetkililere sormak isterim: Yani, burada, bu şirketlerin başında kaç tane genel müdür vardır? Bizim aldığımız, yaptığımız tespitlere göre 11 genel müdür gözüküyor, yaklaşık 33 direktör gözüküyor ve aynı zamanda da 99 tane müdür gözüküyor. Bu müdürlerin maaş ödemesi ne kadardır? Direktörlerin maaş ödemesi ne kadardır? Yoksa, bütçe, maalesef Kızılayın şirketlerinde çalışanlara mı gitmektedir? Diye sormak isterim. Değerli arkadaşlar, kriz yaratanlar krizi çözemezler. Eğer Kızılayda bir kriz varsa zaten bu çalışanlar sayesinde olmuştur, bunların çözüm noktasında katkı vereceğini düşünmüyorum.
Diğer bir yandan, ticari şirketlerin kurulması beraberinde ciddi maliyetleri doğurmaktadır. Bu şirketlerde görev yapan üst düzey yöneticilere ödenen yüksek ücretler, şirket merkezlerinin kira giderleri, araç giderleri, idari masraflar ve diğer işletme giderleri önemli bir mali yük oluşturmaktadır. Özel sektör işletmeleri kâr amacıyla faaliyet gösterirken maliyetlerini en düşük seviyede tutmaya çalışmaktadır. Buna karşılık, yardım kuruluşu kökenli bir yapının aynı rekabet koşullarında verimli faaliyet göstermesi oldukça güç görünmektedir. Bu nedenle, Kızılay şirketlerinin zaman içerisinde özel sektöre göre daha yüksek maliyetlerle üretim yapması ve kamuya dahi yüksek fiyatla mal sunması riski bulunmaktadır. Yeni düzenlemeyle kamu kurumlarının ihtiyaçları öncelikli olarak Kızılay şirketlerden karşılanması söz konusu olursa, devletin aynı ürün veya hizmeti piyasadan daha uygun fiyata temin etme imkânı azalacaktır. Bunun somut örneğini de söylemek istiyorum. Değerli arkadaşlar, yine, Bakanlığımıza bağlı AFAD deposunda bulunan çadırların dış koruma kılıfı belirli bir sürede değişmesi gerekmektedir ki çadır zarar görmesin. Buna istinaden bu işi lojistik depo yönetimi ihalesi içinde değerlendirilip tek seferde ihale edilecekti. Bu bohçalama işini tek başına ihale ettiler, Kızılay Lojistik AŞ de aynı ihaleye girip en yüksek fiyatı verdi yani 900 Türk lirası. İhaleyi rekabetçi fiyat veren Albayrak firması da 345 TL'den aldı. Kurum bu işi depo yönetimiyle yapmış olsaydı, çadır başına 555 Türk lirası zarar etmiş olacaktı. Yani, buradan şunu anlatmak istiyoruz: Kızılayın bu tür doğrudan alımlarında, diğer kamu kurum kuruluşlarına doğrudan bu katkıyı verilmesinde, bu işi özel sektöre yapanlar arasında rekabeti oluşturmadığımız müddetçe bu fiyatların böyle yüksek olacağı aşikârdır. Başkanımızın ve değerli heyetimizin bu konuda gerekli detaylı açıklama yapmasını talep etmekteyim.
Bir diğer önemli konu ise, özel sektör üzerindeki etkidir. Türkiye'de afet çadırı, battaniye, hijyen seti, ilk yardım malzemeleri ve benzeri ürünler üreten çok sayıda özel sektör firması bulunmaktadır. Kamu kurumlarının bu ürünleri doğrudan alımla Kızılay şirketlerinden temin etmeye başlaması hâlinde özel sektör firmalarının pazar payları ortadan kalkacaktır, uzun vadede bazı işletmeler faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalacaktır. Bunun sonucunda, binlerce çalışanın işini kaybetmesi, yüzlerce işletmenin kapanması ve devletin vergi ile sosyal güvenlik prim gelirlerinde azalma meydana gelmesi ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla, başlangıçta kamu yararı amacıyla getirilen bu düzenleme uzun vadede ekonomik açıdan farklı sorunlar doğuracaktır. Ayrıca, Kızılayın sahip olduğu bazı vergi avantajları da piyasada rekabet açısından tartışma konusu olmaktadır. Vergisel avantajlara sahip bir kuruluşun ticari faaliyetlerde bulunması, özel sektör işletmeleri açısından eşit rekabet koşulunun zedelenmesine yol açacaktır. Denetim konusu da ayrıca bir önem taşımaktadır. Kızılay Derneği kamuoyu tarafından yakından takip edilen ve çeşitli kamu mekanizmaları tarafından denetlenen bir yapılır ancak ticaret şirketlerinin denetim süreçlerinin aynı düzeyde şeffaf olup olmadığı yönünde zaman zaman kamuoyunda soru işaretleri ortaya çıkmaktadır. Kamu adına faaliyet gösteren ve kamu kaynaklarından yararlanan tüm yapıların mümkün olan en yüksek şeffaf standartlarına tabi olması gerektiği aşikardır. En önemli husus ise toplumun bağışlarıdır. Vatandaşlar Kızılaya bağış yaparken bu kaynakların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacağını düşünmektedir. Toplumun beklentisi bağışların yardım faaliyetlerinde kullanılmasıdır. Bu nedenle, Kızılayın ticari faaliyetlerinin kapsamı, amacı ve mali sonuçları konusunda kamuoyuna düzenli ve ayrıntılı bilgi verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu, Komisyon aşamasında da böyledir, Genel Kurul aşamasında da böyle olmalıdır ve Genel Kurulda kanun kabul edildikten sonra kamuoyuna detaylı bir açıklama yapılması gerekmektedir. Sonuç olarak, Kızılayın temel misyonu insani yardım faaliyetleridir. Ticari faaliyetlerin bu misyonun önüne geçmemesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılması, özel sektörün de mutlaka korunması, bağışçı güveninin sürdürülmesi ve şeffaflığın artırılması büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde, yeni düzenlemenin hem kamu maliyesi hem özel sektör hem de yardım faaliyetleri etkinliği açısından uzun vadeli ve ciddi sorunlara yol açabileceği yönündeki endişelerimiz devam etmektedir ve muhalefet şerhimiz de bundan ibarettir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara kamuoyunun konuştuğu Ankara'da ticaretle uğraşan, iş dünyasında olan, işte müteahhitlik yapan firmalar genel bir değerlendirme yaptıktan sonra bize bilgilerini aktarmışlardır. Ben de Sayın Kızılay Başkanımıza ve heyetinize huzurunuzda sormak istiyorum: Kızılayımıza ait Etimesgut yerleşkesi Atatürk zamanında Atatürk Orman Çiftliği arazisinden Kızılaya bağışlanmıştır. Bu arazi toplam 100 dönümdür. Doğru mudur arkadaşlar? Bakın, Sayın Başkanım, arazi içerisinde afet, kan hizmetleri, sosyal hizmetler, bilgi teknolojileri, taşınmaz yönetimi, arşiv, çadır üretim tesisleri ve afet malzemesi depoları bulunmaktadır. Binalar kentsel dönüşüm kapsamında alınıp maalesef belediyeleri de baypas ederek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden ruhsat alınmaya çalışıldığı konuşulmaktadır. Bu doğru mudur, değil midir? "Kızılaya 4 milyar Türk Lirası civarında bir rakam peşinen ödenerek Kızılayın yapılacak konutlardaki payı da Emlak Konut tarafından devralınacaktır." diye konuşulmaktadır. "İş merkezlerin kapalı alanı 40 bin metrekare olacak ve bu alanın sadece 10 bin metrekaresi Kızılaya verilecektir." şeklinde ön görüşmenin yapıldığı konuşulmaktadır. Evet, "Emlak Konutun bu araziye inşaat yaptıracağı müteahhitle de belki de ilişki kurulmuş, pazarlık aşamasına gelinmiştir." diye söz konusu bu araziyle ilgili kamuoyu konuşmaktadır. Eğer Kızılayın müdürlükleri burayı boşaltırsa, özellikle afet depoları, kiralık depolar ve malzemeler verilecek, belki de her yıl 100 milyon Türk liraya yakın kira ödemesi gerekmektedir. Sonuç olarak, bu arsa değerinin çok yüksek rakamlarda olduğu bilinmektedir. Bu arsanın yeri MİT, kuvvet komutanlıkları, Dışişleri Bakanlığı ve yeni Medipol Hastanesinin yanındadır, havaalanı yolu üzerindedir, ortalama değeri de bugünkü Türkiye piyasasına göre, Ankara piyasasına göre de 100 milyara yakın bir rakam tespit edilmektedir. Bu araziyle ilgili Kızılay Başkanlığımızın ve yetkililerimizin bu yönde bir çalışması var mıdır? Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kızılaya bağışlamış olduğu bu arazi hakkında ne düşünülmektedir? Bu soruların da cevabını istemekteyiz.
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.